Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Anlaşmazlığın bilgi taşıması üç şarta bağlı: karşı tarafın aynı kanıta ulaşmış, benzer yetkinlikte ve benzer özen göstermiş olması; biri eksikse karşı çıkışın ağırlığı sıfıra yakın.
Şartlar sağlandığında ayrılığı üreten şey kötü niyet değil yargı yükleri; kanıtın karmaşıklığı, ağırlıklandırma farkı, kavramların bulanıklığı ve iki kişinin hiçbir zaman aynı olmayan deneyim geçmişi.
Kendi gerekçeni içeriden, ötekininkini dışarıdan görüyorsun ve bu asimetri karşı tarafta da var; ikisi birbirini götürmüyor, ikisi birden ısrarı büyütüyor.
Yapılacak iş geri adım atmak değil anlaşmazlığın konumunu bulmak: kanıtta ise tamamlanır, eşikte ise iki bedel yazılır, çerçevede ise iki gerekçe kayda geçirilir.
Usûl geleneğinin ihtilaf kaydı bunun kurumsallaşmış hâli: yetkin kişinin usulüne uygun vardığı farklı sonuç kınanmıyor ve her taraf kendi delilini yazmakla yükümlü tutuluyor.
Açılış sahnesi
İki kişi yirmi yıldır aynı işi yapıyor ve birbirlerini tanıyorlar. Aynı toplantıya girdiler, aynı belgeleri okudular, aynı soruları sordular.
Toplantı bitiyor. Biri projenin yapılması gerektiğini, öteki yapılmaması gerektiğini söylüyor.
İkisi de gerekçelerini anlatıyor ve ikisinin gerekçesi de sağlam.
Şimdi ilginç kısım.
Her biri, ötekinin karşı çıktığını öğrendiğinde daha az değil daha çok emin oluyor. Birincisi şunu düşünüyor: demek ki gözden kaçırdığı bir şey var. İkincisi de aynısını düşünüyor.
Oysa mantıken tam tersi olmalıydı. Senin kadar bilgili, senin kadar dikkatli ve senin kadar dürüst bir kişi tersini düşünüyorsa, bu senin için bir bilgidir ve güvenini azaltması beklenir.
Kimsede öyle olmuyor.
Geçen ders bir kişinin kendi eşiğini nasıl kurduğunu gördü. Bu ders ikinci bir kişiyi masaya koyuyor.
Bu derste ne olacak
Önce anlaşmazlığın ne zaman gerçek bir bilgi taşıdığını belirleyeceğiz. Her anlaşmazlık taşımıyor ve şartları var.
Sonra iki bilgili kişinin neden ayrılabildiğine bakacağız. Altı ayrı sebep var ve hiçbiri kötü niyet ya da dikkatsizlik değil.
Ardından asıl soruya geleceğiz: karşındakinin katılmadığını öğrendiğinde güvenini düşürmeli misin? İki cevap da ciddi.
En sonda en sert itirazı alacağız: her anlaşmazlıkta ortayı bulan kişi, kendinden emin konuşan herkes tarafından itilip kakılıyor.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir kişinin bana katılmaması, benim için bir kanıt mıdır?
Sorunun «kim haklı» olmadığına dikkat et. Kimin haklı olduğu ayrı bir soru ve genellikle cevaplanamıyor. Buradaki soru daha dar: anlaşmazlığın kendisi bir bilgi mi?
Sıfır noktası
Her anlaşmazlık aynı şeyi göstermiyor. Önce türünü daraltalım.
Şartlar sağlandığında ortaya bir tuhaflık çıkıyor. İki kişi aynı kanıta baktı ve ayrıldı; ayrılık nereden geliyor?
Argümanın yapısı
İddiayı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: bir konuda benim kadar yetkin bir kişinin vardığı sonuç, o konuda bir bilgi kaynağıdır; ona ulaşmasaydım kendi sonucumu tek başına taşıyordum.
İkinci öncül: o kişi benimle aynı sonuca varsaydı güvenimi artırırdım. Bunu herkes yapıyor.
Üçüncü öncül: bir kaynağın lehte olduğunda sayılıp aleyhte olduğunda sayılmaması tutarsızlıktır.
Sonuç: akran bir kişinin katılmaması, katılması kadar bilgi taşır ve güvenimi düşürmesi beklenir.
Bu sonuç mantıklı duruyor ve neredeyse hiç uygulanmıyor. Uygulanmamasının bir sebebi var ve sebep de geçersiz değil.
Şimdi anlaşmazlığın nereden geldiğini bulmak gerekiyor, çünkü yapılacak şey buna bağlı.
Görüşler ve pozisyonlar
Akran anlaşmazlığında ne yapılacağı üzerine üç görüş var.
Birinci görüş güvenin düşürülmesi gerektiğini savunuyor. Dayanağı yukarıdaki tutarsızlık argümanı: aynı kaynağı lehte sayıp aleyhte saymamak savunulamaz.
Savunucuları buna pratik bir gözlem ekliyor: kendinden emin insanların isabet oranı, kendini sorgulayanlardan yüksek değil.
İkinci görüş kişinin yerinde durabileceğini savunuyor. Dayanağı, yukarıda kurulan asimetri: kendi gerekçeni içeriden görüyorsun ve o görüş sana bir şey söylüyor.
Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve iki tarafı anlaşmazlığın konumuna bağlıyor.
Anlaşmazlık kanıttaysa yapılacak şey belli: eksik bilgiyi tamamla. Eşikteyse yapılacak şey de belli: iki tarafın taşıdığı bedelleri açıkça yaz, çünkü iki farklı eşik iki farklı kararı meşru kılıyor. Çerçevedeyse iş zorlaşıyor ve orada da yapılacak bir şey var.
Bu gelenekte anlaşmazlık bir arıza değil, kayda geçirilen bir durum. Delilin yazılması şartı da rastgele değil: ayrılığın nereden geldiği ancak iki tarafın gerekçesi ortadayken görülebiliyor.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraz.
İtiraz şu: bu ders bir stratejik açık üretiyor. Ortayı bulmayı ilke edinen kişi, kendinden emin konuşan herkes tarafından itilip kakılıyor. Ödül ısrara veriliyor ve geri çekilen taraf, haklı olduğu durumlarda bile alan kaybediyor. Kural bireysel olarak makul ve toplu olarak yanlış tarafı güçlendiriyor.
Bu cevap itirazın bir yarısını karşılıyor ve öteki yarısı ayakta.
Çünkü kazanmak da bir şey. Bir kurulda alınan karar, kimin haklı olduğuna göre değil kimin ikna ettiğine göre alınıyor ve sonuçları herkesi bağlıyor.
Anlaşmazlığın kalıcı olduğu bir tür daha var ve onu ayrıca söylemek gerekiyor.
Ölçülü iddia şu: akran bir kişinin karşı çıkması bir kanıttır ve ağırlığı üç şartın sağlanmasına bağlıdır. Yapılacak iş geri adım atmak değil, anlaşmazlığın konumunu bulmaktır. Kanıtta ise tamamlanır, eşikte ise iki bedel yazılır, çerçevede ise iki gerekçe kayda geçirilir ve anlaşmazlık kalıcı olarak sürebilir.
Açık kalan sorular
Dört soru açık kalıyor.
Birincisi: akran olup olmadığına yine ben karar veriyorum ve kendi lehime karar vermem kolay. Bu yargıyı denetleyecek dışarıdan bir ölçüt yok.
İkincisi: iki kişi anlaşmazlığın konumunda da anlaşamazsa ne olur? Biri kanıtta, öteki çerçevede olduğunu söylüyorsa tartışma bir üst basamağa taşınıyor.
Üçüncüsü: çerçeve farkı kapanabilir mi? Otuz altıncı derste kendi bakış düzenini görmenin ancak başka bir bakışla karşılaşınca mümkün olduğunu söylemiştik ve bu karşılaşmanın yeterli olup olmadığı gösterilmedi.
Dördüncüsü: bir kurulda karar alınması gerektiğinde, kalıcı anlaşmazlık nasıl karara bağlanır? Oy bir usul veriyor ve haklılık üretmiyor.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışAnlaşmazlık, birinin hata yaptığını gösterir.
Yargı yükleri, yetkin ve iyi niyetli kişilerin bile aynı kanıttan farklı sonuç çıkarmasına yol açıyor. Ayrılık bir kusur değil, çoğu zaman farklı deneyim geçmişinin izi.
Yaygın yanlışHer karşı çıkış dikkate alınmalı.
Akran şartları sağlanmadığında karşı çıkışın ağırlığı sıfıra yakın. Sahte akranı gerçeğinden ayırmak kuralın bir parçası, istisnası değil.
Yaygın yanlışKarşı çıkanı duyunca daha çok emin olmak makuldür.
Açılış sahnesindeki iki kişi bunu yaptı ve ikisi birden yapamaz. Aynı hareket iki tarafta da yapıldığında ikisi de bilgi kazanmıyor.
Yaygın yanlışUzun süren anlaşmazlık yapısaldır.
Süre bir işaret değil. Kanıt toplanmamış ya da taraflar hiç konuşmamış olabilir; yapısal demek, konum bulunduktan sonra söylenir.
Yaygın yanlışOrtayı bulmak bir davranış kuralıdır.
Kural bir ağırlık hesabı; geri adım atmayı değil, karşı tarafın konumunu ağırlığınca hesaba katmayı istiyor.
Kendin dene
Birinci adım: karşındaki kişi için üç şartı tek tek işaretle. Aynı bilgiye ulaştı mı? Bu konuda benzer yetkinlikte mi? Benzer özeni gösterdi mi? Üçüne de evet diyemiyorsan bu bir akran anlaşmazlığı değil ve alıştırma burada biter.
İkinci adım: üç soruyu sor ve cevaplarını yaz. Onun bildiği ve benim bilmediğim bir şey var mı? Yanılmanın bedeli ikimiz için aynı mı? Aynı olaya bakınca ilk gözümüze çarpan şey aynı mı?
Üçüncü adım: hangi soruda ayrıldığınıza bak. Birincide ayrıldıysanız anlaşmazlık kanıtta ve giderilebilir. İkincide ayrıldıysanız eşikte ve ikiniz de haklı olabilirsiniz. Üçüncüde ayrıldıysanız çerçevede ve uzun sürecek.
Dördüncü adım: kendi gerekçeni tek paragrafta yaz ve ondan da aynısını iste. Yazılmış iki gerekçe, konuşulmuş iki saatten fazla iş görüyor.
Beşinci adım: yazdıklarını bir kenara koy ve tarih at. Sonuç göründüğünde ikisini birden aç; hangi gerekçenin neyi öngördüğü ancak orada ölçülüyor.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Anlaşmazlığın bilgi taşıması üç şarta bağlı: karşı tarafın aynı kanıta ulaşmış, benzer yetkinlikte ve benzer özen göstermiş olması; biri eksikse karşı çıkışın ağırlığı sıfıra yakın.
Şartlar sağlandığında ayrılığı üreten şey kötü niyet değil yargı yükleri; kanıtın karmaşıklığı, ağırlıklandırma farkı, kavramların bulanıklığı ve iki kişinin hiçbir zaman aynı olmayan deneyim geçmişi.
Kendi gerekçeni içeriden, ötekininkini dışarıdan görüyorsun ve bu asimetri karşı tarafta da var; ikisi birbirini götürmüyor, ikisi birden ısrarı büyütüyor.
Yapılacak iş geri adım atmak değil anlaşmazlığın konumunu bulmak: kanıtta ise tamamlanır, eşikte ise iki bedel yazılır, çerçevede ise iki gerekçe kayda geçirilir.
Usûl geleneğinin ihtilaf kaydı bunun kurumsallaşmış hâli: yetkin kişinin usulüne uygun vardığı farklı sonuç kınanmıyor ve her taraf kendi delilini yazmakla yükümlü tutuluyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste anlaşmazlığın konumunu bulduk ve üç yol açıldı. İkisi bir işe götürüyor: kanıtı tamamla ya da bedelleri yaz.
Üçüncüsü bir yere götürmüyor.
Anlaşmazlık çerçevedeyse iki gerekçe yazılıyor ve iş orada duruyor. İki taraf da kendi konumunda kalıyor, ikisi de bir hata yapmış sayılmıyor ve karar verilmemiş oluyor.
Şimdi kendini o durumda düşün. Bir konuda iki yetkin kişi zıt şeyler söylüyor, ikisini de dinledin ve hangisinin haklı olduğunu bilmiyorsun.
Ne yapacaksın? Bir tarafı seçmek zorunda mısın?
Bu sorunun eski ve teknik bir cevabı var. Cevap, üçüncü bir konum öneriyor: iki taraftan birini seçmeden, ikisine de katılmayarak durmak. Kulağa kaçış gibi geliyor ve savunanlar bunun bir kaçış değil bir tutum olduğunu söylüyor.
Sonraki alt ders onu ele alıyor: askıda yargı. Yargıyı askıya almanın ne demek olduğunu, bir karar vermemekten nasıl ayrıldığını ve ne zaman dürüstlük ne zaman sorumluluktan kaçmak sayıldığını göreceğiz.