Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
İkinci düzey soru, dünya hakkında değil dünya hakkındaki bir soru, iddia ya da yöntem hakkında sorulur ve bu modülün altı dersi baştan sona bu düzeyde geçti.
Felsefe zamanının büyük kısmını burada geçirir çünkü her birinci düzey soru bir ölçüte, bir kavram sınırına ve bir yönteme yaslanır ve bu üçü birinci düzeyde tartışılamaz.
Düzeyler karıştığında çelişki çıkıyor; yalancı cümlesi ve berber paradoksu birer düzey karışmasıdır ve Tarski'nin nesne dili ile üst dil ayrımı ikisini de kurulamaz hâle getirir.
Ayrım bir güvenli liman vermiyor: üst dil de bir dildir ve Gödel'in sonucu, yeterince güçlü bir sistemin kendi tutarlılığını kendi içinde kanıtlayamayacağını gösterir.
İkinci düzeye çıkmak bir çözüm garantisi değil bir tanı aracıdır ve erteleme ile açmayı ayıran tek ölçüt, soru cevaplandıktan sonra birinci düzeye dönülüp dönülmediğidir.
Açılış sahnesi
Bir kurumda toplantı yapılıyor ve gündemde tek bir madde var: yeni ofis nereye taşınsın?
İki seçenek tartışılıyor. Kiralar, ulaşım süreleri, çalışanların oturduğu semtler konuşuluyor. Kırk dakika sonra bir kişi söz alıyor ve şunu söylüyor: bir dakika, biz bu kararı nasıl vereceğiz? Oylayacak mıyız, yönetim mi karar verecek, yoksa herkesin ikna olması mı gerekiyor?
Salonda kısa bir sessizlik oluyor.
Şimdi o sessizliğe dikkat et, çünkü iki farklı şey olmuş olabilir.
Birinci ihtimal: soru yerinde. Kırk dakikadır tartışılıyor ve kararın nasıl verileceği belli değil; belli olmadan tartışmanın bitmesinin bir yolu yok.
İkinci ihtimal: soru bir kaçış. Konuşan kişinin tercihi azınlıkta kalıyor ve tartışmayı, kaybettiği zeminden başka bir zemine taşıyor.
İkisi de aynı cümleyle yapılıyor. Aynı cümle, hem tartışmayı kurtarabilir hem de raydan çıkarabilir.
Bu ders o cümlenin ne olduğunu inceliyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu hareketin adını koyacağız ve bütün kurs boyunca farkında olmadan yaptığımız şeyin bu olduğunu göreceğiz.
Sonra felsefenin neden zamanının büyük kısmını burada geçirdiğine bakacağız. Sebep bir tercih değil, işin yapısı.
Ardından düzeylerin karıştığında ne olduğunu göreceğiz. Karışma bir üslup kusuru değil; çelişki üretiyor ve bu, iki farklı gelenekte ayrı ayrı fark edilmiş.
En sonda en sert itirazı alacağız: üst düzeye çıkan söz kendini de kapsıyor ve kapsadığında kendini yıkıyor olabilir.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir soru hakkında soru sormak neden ayrı bir iştir?
«Ayrı» sözcüğü burada zor olan anlamına gelmiyor. İddia şu: bu soruların cevap verme biçimi öncekilerden farklı ve karıştırıldıklarında ikisi de bozuluyor.
Sıfır noktası
Adı koyarak başlayalım.
Şimdi geriye dön ve bu kursun ne yaptığına bak.
«Bu soru olgusal mı» diye sorduğumuzda mahalle hakkında bir şey sormuyorduk. Bir soru hakkında soruyorduk. «Kavramın sınırına neye dayanarak karar verilir» diye sorduğumuzda bir fotoğrafın niteliğini tartışmıyorduk. «Bir gerekir cümlesi neye dayanır» derken tek bir gereklilik savunmadık.
Altı derstir ikinci düzeydeyiz ve bunu ilk kez şimdi söylüyoruz.
Buradan felsefenin neden burada yaşadığı da çıkıyor.
Kant'ın yaptığı hamle bir konu değişikliği değil, bir düzey değişikliği. Sorusu «dünya nasıldır» değil, «dünya hakkında ne bilebiliriz». İkincisi, birincisini sormanın koşullarını araştırıyor.
Argümanın yapısı
İddiayı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: her birinci düzey soru, cevaplanabilmek için bir ölçüte, bir kavram sınırına ve bir yönteme yaslanır.
İkinci öncül: bu üçü birinci düzeyde tartışılamaz. «Bu ilaç işe yarıyor mu» sorusunu ölçen deney, işe yaramanın ne olduğunu sınamıyor; onu kullanıyor.
Üçüncü öncül: öyleyse birinci düzeyde tıkanan her tartışma, ikinci düzeyde açılabilecek bir sorun taşıyor olabilir.
Sonuç: ikinci düzeye çıkmak bir kaçış değil, tıkanmanın standart çözüm yolu. Kaçış olduğu durumlar da var ve ikisini ayıran şey bu dersin sonunda gelecek.
Şimdi düzeylerin karıştığı yere gelelim ve karışmanın ne ürettiğini görelim.
Görüşler ve pozisyonlar
İkinci düzeyin ne kadar güvenli bir yer olduğu üzerine üç pozisyon var.
Birinci görüş düzeyleri ayırmanın sorunu çözdüğünü savunuyor. Tarski'nin çözümü işliyor ve işlediği yerlerde tartışma gerçekten temizleniyor.
Savunucuları şunu ekliyor: gündelik tartışmaların büyük kısmı bir düzey karışması ve ayırma yapıldığında kendiliğinden çözülüyor. İki kişi bir şeyin adil olup olmadığını tartışıyorsa ve biri adaleti sonuçlara, öteki kurallara bakarak ölçüyorsa, birinci düzeyde saatlerce konuşabilirler.
İkinci görüş ikinci düzeyin kendi sınırlarını da gösterdiğini söylüyor ve bunu bir kayıp değil bir kazanç sayıyor.
Bu sonucun bu dersteki yeri şu. İkinci düzey soru sormak bir şeyi kesinleştirmiyor; çoğu zaman bir sınırı gösteriyor. Ve sınırı göstermek gerçek bir bilgi.
Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve önceki ikisini kullanıyor.
Düzey ayrımı zorunlu, çünkü karıştırıldığında çelişki çıkıyor. Ayrım bir güvenli liman vermiyor, çünkü üst düzey de aynı soruyu karşılıyor. Öyleyse ikinci düzeye çıkmak bir çözüm yöntemi değil, bir tanı yöntemi: tartışmanın nerede tıkandığını gösteriyor ve tıkanmayı kaldırıp kaldırmayacağı ayrı bir mesele.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraz ve iki yönden geliyor.
Birinci yön pratik: ikinci düzey, kaybedenlerin sığınağı. Bir tartışmada zorlanan taraf her zaman «ama önce şunu tanımlayalım» ya da «bunu nasıl ölçüyoruz» diyebilir ve tartışma sonsuza kadar ertelenebilir. Hareket biçimsel olarak kusursuz olduğu için itiraz edilemiyor.
İkinci yön daha derin: ikinci düzeye çıkan söz kendini de kapsıyor ve kapsadığında kendini yıkıyor.
Bu dersin kendisi bunun örneği. «Düzeyler ayrılmalıdır» cümlesi hangi düzeyde? Kendisi bir ikinci düzey cümle ve kendi hakkında hüküm veriyorsa, tarif ettiği karışmayı kendisi yapıyor.
Bu itirazı çürütemem ve iki şey söyleyeceğim.
Birincisi: itiraz kendi kendine de uygulanıyor. «İkinci düzey söz kendini yıkar» cümlesi de ikinci düzey bir cümle ve kendini yıkması gerekir. Dokuzuncu derste kendine uygulama sınaması dediğimiz şey burada itirazın kendisine dönüyor ve itiraz sınamayı geçemiyor.
İkincisi ve daha önemlisi: bu derste kurulan ayrım bir öğreti değil, bir alet. «Nesne dili ile üst dili ayır» bir dünya iddiası değil; yalancı cümlesinin neden çelişki ürettiğini gösteren bir tarif. Alet, kendisi hakkında bir hüküm vermek zorunda değil ve işini görüyor.
Ölçülü iddia şu: ikinci düzeye çıkmak felsefenin ana hareketidir ve bir çözüm garantisi değil bir tanı aracıdır. Bir tartışmanın nerede tıkandığını gösterir, çelişkilerin bir kısmını önler, geri kalanını önlemez ve işi bittiğinde birinci düzeye dönmeyi gerektirir.
Açık kalan sorular
Dört soru açık kalıyor.
Birincisi: erteleme ile açma arasındaki ayrım önceden yapılabilir mi? Geriye dönük ölçüt işliyor ve tartışma sırasında bir işe yaramıyor.
İkincisi: üst dil merdiveni nerede durur? Pratikte iki ya da üç basamakta duruluyor ve durma noktasını neyin belirlediği söylenmedi.
Üçüncüsü: kendine gönderme ne zaman zararsız? «Bu cümle Türkçedir» sorunsuz, «bu cümle yanlıştır» değil ve ikisini ayıran genel bir kural verilmedi.
Dördüncüsü: Gödel'in sonucu biçimsel sistemler içindir; bir kurumun ya da bir geleneğin kendini denetlemesi hakkında ne kadarı taşınabilir? Benzetme çekici ve benzetme olduğu unutuluyor.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışİkinci düzey soru sormak konuyu geçiştirmektir.
Bazen öyle ve çoğu zaman değil. Ayıran ölçüt sorunun kendisi değil, cevaplandıktan sonra birinci düzeye dönülüp dönülmediği.
Yaygın yanlışDüzeyleri ayırmak bütün paradoksları çözer.
Yalancı cümlesini ve berberi çözüyor. Yığın paradoksunda hiçbir kendine gönderme yok ve ayrım orada işe yaramıyor.
Yaygın yanlışÜst düzeyden bakan taraf tarafsızdır.
Yirmi altıncı derste görüldü: her üst bakış da bir yöntemin içinden bakıyor. Yukarı çıkmak görüş açısını genişletiyor ve tarafsızlık vermiyor.
Yaygın yanlışKendine gönderme her zaman hatadır.
Bir dilin kendi dilbilgisini yazması, bir yasanın kendi değiştirilme usulünü içermesi ve bir kurumun kendi tüzüğünü tanımlaması sorunsuz çalışıyor. Sorun yalnız bir sistem kendi doğruluğuna ya da tutarlılığına hüküm verdiğinde çıkıyor.
Yaygın yanlışFelsefe hep ikinci düzeydedir.
Değil. Bir hastanede tedaviyi durdurma kararı, bir mahkemede sorumluluk hükmü ve bir kişinin hayat kararı birinci düzeydedir ve felsefe onların içinde çalışır. İkinci düzey, birinci düzeye dönmek için terk edilir.
Kendin dene
Birinci adım: tartışmanın birinci düzey sorusunu yaz. Dünya hakkında ne soruluyordu?
İkinci adım: o sorunun cevaplanabilmesi için gereken üç şeyi ayrı ayrı yaz. Hangi ölçüt kullanılacaktı, hangi sözcüğün sınırı önemliydi, hangi yöntemle bakılacaktı?
Üçüncü adım: bu üç maddeye bak ve şunu sor. Taraflar bunların hangisinde ayrılıyordu? Çoğu zaman biri çıkıyor ve tartışmanın tamamı o gizli ayrılığın etrafında dönmüş oluyor.
Dördüncü adım: bulduğun maddeyi ikinci düzey bir soru cümlesi hâline getir ve yaz.
Beşinci adım: bu soru cevaplansaydı birinci düzeydeki tartışma biter miydi? Bitmezse ikinci düzeye çıkmak o tartışmayı kurtarmazdı ve bunu bilmek de bir kazanç.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
İkinci düzey soru, dünya hakkında değil dünya hakkındaki bir soru, iddia ya da yöntem hakkında sorulur ve bu modülün altı dersi baştan sona bu düzeyde geçti.
Felsefe zamanının büyük kısmını burada geçirir çünkü her birinci düzey soru bir ölçüte, bir kavram sınırına ve bir yönteme yaslanır ve bu üçü birinci düzeyde tartışılamaz.
Düzeyler karıştığında çelişki çıkıyor; yalancı cümlesi ve berber paradoksu birer düzey karışmasıdır ve Tarski'nin nesne dili ile üst dil ayrımı ikisini de kurulamaz hâle getirir.
Ayrım bir güvenli liman vermiyor: üst dil de bir dildir ve Gödel'in sonucu, yeterince güçlü bir sistemin kendi tutarlılığını kendi içinde kanıtlayamayacağını gösterir.
İkinci düzeye çıkmak bir çözüm garantisi değil bir tanı aracıdır ve erteleme ile açmayı ayıran tek ölçüt, soru cevaplandıktan sonra birinci düzeye dönülüp dönülmediğidir.
Sonraki derse köprü
Bu dersle modül kapandı. Altı derste altı tür ayırdık: olgusal, kavramsal, normatif, varoluşsal, yöntem ve ikinci düzey.
Elimizde artık bir alet var. Bir soru geldiğinde ona şunu sorabiliyoruz: hangi gözlem bunu kapatırdı, burada bir sözcüğün sınırı mı tartışılıyor, gizli bir değer öncülü var mı, bu soru bir başkasına devredilebilir mi, hangi yöntemin içinden bakıyoruz ve konuşulan şey dünya mı yoksa dünya hakkındaki bir söz mü?
Aleti kurduk ve henüz hiçbir şeye uygulamadık.
Sonraki modül onu uyguluyor: büyük sorular. Ne bilebiliriz, gerçeklik nedir, nasıl yaşamalıyız, adalet nedir, bilinç nedir, hayatın anlamı var mı? Altısı da yüzyıllardır dönüp duruyor ve altısı da tek bir soru gibi görünüp aslında birden çok türü bir arada taşıyor. İlk ders birincisini ele alıyor ve işe onu parçalarına ayırarak başlıyor.