Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş cümlede dersin iskeleti.
Yöntem sorusu konu hakkında değil konuya nasıl yaklaşılacağı hakkındadır ve gizli çalışır; belediyedeki iki ekip de kendi ölçümünü doğal başlangıç saydı.
Her yöntem bir kör nokta taşır ve kör nokta hata mesajı vermez: araç sayan sayaç, gecikmeyi eksik değil yok olarak kaydediyordu.
Bir yöntemi gerekçelendirmek için ya aynı yöntem ya başka bir yöntem kullanılır; birincisi döngüsel gerekçe, ikincisi sonsuz gerileme verir ve ölçüt sorunu budur.
Nagarjuna kendi sözünü sınamadan muaf tutmadı; onu bağımsız bir zemin olmaktan çıkarıp karşı tarafın kabulleri içinde çalışan bir söz hâline getirdi.
Neurath'ın gemisi çıkışı veriyor: yöntemin tümünün dışına çıkılamaz ve bir parçasının dışına çıkılabilir, çünkü sınamayı henüz değiştirilmemiş parçalar yapar.
Açılış sahnesi
Bir belediye, şehirdeki trafiğin iyileşip iyileşmediğini öğrenmek istiyor ve iki ekip kuruyor.
Birinci ekip araç sayıyor. Ana arterlere sayaç koyuyorlar ve saatte kaç aracın geçtiğini ölçüyorlar. Yıl sonunda rakam yükselmiş: daha çok araç geçiyor, akış artmış.
İkinci ekip süre ölçüyor. Belirli iki nokta arasındaki yolculuğun kaç dakika sürdüğünü kaydediyorlar. Yıl sonunda rakam yükselmiş: yolculuklar uzamış, trafik kötüleşmiş.
İki ekip de doğru ölçtü. İki rakam da gerçek. Ve iki sonuç zıt.
Şimdi asıl soruya gel. Bu iki ekip toplanıp tartışsa, aralarındaki anlaşmazlığı hangi ölçüm çözer?
Cevap şu ve rahatsız edici: hiçbiri. Üçüncü bir ölçüm yapılsa, o ölçümün de bir yöntemi olacak ve o yöntem ya sayıma ya süreye yakın duracak. Tartışmayı çözmesi beklenen şey, tartışmanın kendisinin tarafı.
Geçen ders bir soruyu dörde ayırmıştık ve ayırma işini hiç sorgulamamıştık. Bu ders o işi sorguluyor.
Bu derste ne olacak
Önce yöntem sorusunun neden ayrı bir tür olduğunu göstereceğiz. Ayrı olmasının sebebi konusu değil, konumu.
Sonra en ünlü yöntem önerisine bakacağız ve önerinin kendi kendine ne yaptığını göreceğiz.
Ardından bu türün özel sorununa geleceğiz: bir yöntem kendini onaylayabilir mi? İki gelenekten iki düşünür aynı çıkmazı ayrı yollardan kuruyor.
En sonda en sert itirazı alacağız: hiçbir yöntem kendini gerekçelendiremiyorsa, yöntem seçimi bir alışkanlıktan ibarettir. Bu itirazın cevabı bir gemi benzetmesinden geliyor.
Merkez soru
Sorumuz şu: bir yöntemin doğru yöntem olduğu neye dayanarak savunulur?
Sorunun tuzağı içinde. «Neye dayanarak» diye sorduğun anda bir ölçüt istiyorsun ve ölçüt de bir yöntemin parçası. Soru kendi cevabının önüne bir engel koyuyor ve dersin yarısı o engelle ilgili.
Sıfır noktası
Önce türü tanıyalım.
Bu türün ilk özelliği şu: gizli. Kimse bir yöntem sorusu sorduğunu fark etmeden yöntem seçiyor. Belediyedeki iki ekip de kendi ölçümünü doğal başlangıç saydı.
İkinci özellik daha ağır ve dersin merkezi.
Şimdi en ünlü yöntem önerisine bakalım ve önerinin kendi başına gelene dikkat edelim.
Argümanın yapısı
İddiayı öncüllere ayıralım.
Birinci öncül: bir yöntemin doğru olduğunu göstermek, onu bir ölçüte vurmak demektir.
İkinci öncül: her ölçüt bir yöntemin parçasıdır; neyin kanıt sayılacağını söyleyen şey zaten bir yöntemdir.
Üçüncü öncül: öyleyse bir yöntemi gerekçelendirmek için ya aynı yöntemi kullanırsın ya başka bir yöntemi. Birincisinde üçüncü derste döngüsel gerekçe dediğimiz şeye düşersin; ikincisinde aynı soru o başka yöntem için sorulur ve sonsuz gerileme başlar.
Sonuç: hiçbir yöntem kendi dışından, tarafsız bir yerden gerekçelendirilemez. Bu bir kusur değil, yöntem sorularının yapısı ve bu yapıyı bilerek çalışmak gerekiyor.
Aynı çıkmazı bambaşka bir gelenek, bambaşka bir amaçla kuruyor.
Nagarjuna'nın hamlesini kaçırmamak gerekiyor. Kendi konumunu sınamadan muaf tutmuyor ve dokuzuncu derste kendine uygulama sınaması dediğimiz şeyi geçiyor. Bunu, konumunu bağımsız bir zemin olmaktan çıkararak yapıyor: söz, karşı tarafın kabullerinin içinde çalışıyor ve dışarıda bir yerde durmuyor.
Görüşler ve pozisyonlar
Bu çıkmaz karşısında üç pozisyon var.
Birinci görüş tek bir doğru yöntem bulunabileceğini savunuyor ve dayanağı sonuçlarda. Belirli bir yöntemle çalışan alanlar birikimli sonuç üretiyor; öncekini düzeltiyor, öngörü yapıyor, işleyen aletler kuruyor. Bu, yöntemin lehine bir kanıt sayılmalı.
Savunucuları döngüselliği kabul ediyor ve zararsız olduğunu söylüyor. Yöntemi yine kendi ürünleriyle savunuyoruz ve bu kısır bir döngü değil, çünkü ürünler önceden kestirilemeyecek şeyler.
İkinci görüş tek yöntem olmadığını ve olamayacağını savunuyor.
Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve çıkmazı çözmüyor, içinde çalışmayı öneriyor.
Bu benzetmenin verdiği şey şu. Ölçüt sorunu, bir yöntemin dışına tamamen çıkmayı imkânsız kılıyor ve bu doğru. Bir parçasının dışına çıkmayı imkânsız kılmıyor ve fark burada.
En güçlü itiraz
Şimdi en sert itiraz.
İtiraz şu: içeriden onarım bir cevap değil bir erteleme. Bir tahtayı sınarken kullandığın öteki tahtalar sınanmamış durumda ve sıra onlara geldiğinde onları da sınanmamış tahtalarla sınayacaksın. Gemi hiçbir zaman gerekçelendirilmiş olmuyor. Öyleyse yöntem seçimi sonunda bir alışkanlık, bir eğitim ya da bir gelenek meselesidir ve gerekçe dili buraya boşuna taşınıyor.
Bu cevabın itirazı bütünüyle karşılamadığını kabul ediyorum. Değişimlerin hepsi gerekçeyle olmuyor ve moda, kaynak, kurumsal baskı da rol oynuyor.
Yine de itiraz iki şeyi tek torbaya koyuyor.
Birincisi: bir yöntem son kertede gerekçelendirilemiyor. Bu doğru ve ölçüt sorunu bunu gösteriyor.
İkincisi: öyleyse yöntemler arasında gerekçeli seçim yapılamaz. Bu çıkmıyor. Son gerekçe bulunamaması, hiçbir yerel gerekçenin bulunamaması demek değil ve gündelik işin tamamı yerel gerekçelerle yürüyor.
Ölçülü iddia şu: yöntem soruları tarafsız bir zeminden cevaplanamıyor ve bu, cevaplanamadıkları anlamına gelmiyor. Bir yöntem, hangi soru için kullanıldığına, neyi kör noktasında bıraktığına ve başka bir yöntemin gösterdikleriyle nasıl uyuştuğuna bakılarak sınanabiliyor. Sınama mutlak değil, yerel ve gerçek.
Açık kalan sorular
Dört soru açık kalıyor.
Birincisi: bir yöntemin kör noktası, o yöntemin içinden hiç görülemez mi? Görülebiliyorsa nasıl ve görülemiyorsa başka bir yöntemin bulunmadığı alanlarda ne yapılır?
İkincisi: iki yöntem birbirini yalanlıyorsa hangisinin bırakılacağına ne karar verir? Belediyede iki ölçüm birleştirilebildi ve her zaman birleşmiyor.
Üçüncüsü: Feyerabend'in tarih okuması doğruysa, kural ihlalinin ne zaman yenilik ne zaman özensizlik olduğu önceden söylenebilir mi?
Dördüncüsü: içeriden onarım bir geminin tümünü değiştirebilir mi, yoksa hiç dokunulmayan bir omurga hep kalır mı? Wittgenstein'ın yatak önermeleri bu soruya bakıyordu ve cevabı verilmedi.
Yaygın hatalar
Bu konuda beş yaygın yanlış var.
Yaygın yanlışDoğru yöntem bulunursa her soru çözülür.
Yöntem soruya göre seçilir ve her yöntem bir kör nokta taşır. Bütün soruları çözecek bir yöntem, hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan bir ölçüm demek olurdu.
Yaygın yanlışYöntem tarafsız bir araçtır.
Sayaç ile kronometre aynı şehirde zıt sonuç verdi. Araç seçimi, neyin ölçüleceğine ve dolayısıyla neyin görüneceğine karar veriyor.
Yaygın yanlışYöntem sorusu teknik bir ayrıntıdır.
Sınav biçimi seçimi bir okulda «başarı»nın ne olduğunu belirliyor. Teknik görünen karar, konu sorusunun cevabını önceden şekillendiriyor.
Yaygın yanlışHiçbir yöntem son kertede gerekçelenemiyorsa hepsi eşittir.
Son gerekçe yokluğu yerel gerekçeleri ortadan kaldırmıyor. Belirli bir soru için yanlış alet olduğu gösterilebilen bir yöntem, gösterilemeyenle eşit değil.
Yaygın yanlışBir yöntem kendi sonuçlarıyla doğrulanabilir.
Yöntem kendi başarı ölçüsünü de taşıyorsa, sınavdan geçmesi bir bilgi vermiyor. Bilgi veren şey, başka bir ölçüyle bakıldığında ne olduğu.
Kendin dene
Birinci adım: soruyu cevaplamak için aklına gelen ilk yolu yaz. Çoğu zaman bu yol o kadar doğal görünür ki bir seçim olduğu fark edilmez ve bu adımın işi onu bir seçim hâline getirmek.
İkinci adım: aynı soruya bakan ikinci bir yol bul. Sayıyla bakıyorsan konuşarak bakmayı, konuşarak bakıyorsan sayarak bakmayı dene.
Üçüncü adım: her iki yol için iki cümle yaz. Bu yol neyi görünür kılar? Bu yol neyi hiç göstermez?
Dördüncü adım: birini seç ve seçtiğin yolun kör noktasını tek cümleyle yaz. Cümle şöyle başlasın: bu yolu seçerek şunu görmemeyi kabul ediyorum.
Alıştırmanın işi doğru yöntemi bulmak değil. İşi, seçtiğin yöntemin bedelini önceden ve açıkça yazmak; çünkü yazılmayan bedel sonradan sonuç sanılıyor.
Aklında kalsın
Beş cümlede dersin iskeleti.
Yöntem sorusu konu hakkında değil konuya nasıl yaklaşılacağı hakkındadır ve gizli çalışır; belediyedeki iki ekip de kendi ölçümünü doğal başlangıç saydı.
Her yöntem bir kör nokta taşır ve kör nokta hata mesajı vermez: araç sayan sayaç, gecikmeyi eksik değil yok olarak kaydediyordu.
Bir yöntemi gerekçelendirmek için ya aynı yöntem ya başka bir yöntem kullanılır; birincisi döngüsel gerekçe, ikincisi sonsuz gerileme verir ve ölçüt sorunu budur.
Nagarjuna kendi sözünü sınamadan muaf tutmadı; onu bağımsız bir zemin olmaktan çıkarıp karşı tarafın kabulleri içinde çalışan bir söz hâline getirdi.
Neurath'ın gemisi çıkışı veriyor: yöntemin tümünün dışına çıkılamaz ve bir parçasının dışına çıkılabilir, çünkü sınamayı henüz değiştirilmemiş parçalar yapar.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir şey yaptık ve adını koymadık.
Trafik hakkında konuşmadık. Trafiği ölçen ölçümler hakkında konuştuk. Bir sınav hakkında değil, sınavın neyi ölçtüğü hakkında; bir tarih çalışması hakkında değil, o çalışmanın hangi geçmişi görünür kıldığı hakkında.
Yani bir basamak yukarı çıktık. Konu sorularının üstünde durup onlara baktık.
Bu hareket bu kursun tamamında vardı. «Bu soru olgusal mı» diye sorduğumuzda dünya hakkında bir şey sormuyorduk; bir soru hakkında soruyorduk. Bütün modül boyunca soruların kendisini konu ettik ve bunun ayrı bir düzey olduğunu hiç söylemedik.
Modülün son alt dersi onu adlandırıyor: ikinci düzey soru. Bir soru hakkında sorulan sorunun neden ayrı bir düzey olduğunu, felsefenin neden büyük kısmını bu düzeyde geçirdiğini ve düzeyleri karıştırmanın hangi tanıdık karışıklıkları ürettiğini göreceğiz.