İçeriğe geç

P00-D01-M04-05·Felsefenin çoğulluğu

Felsefenin değişen sınırları

sıfırdan ileri2.673 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Kalıntı görüşü felsefeyi bekleme odası sayar ve kayıt onu destekler gibi görünür: doğa felsefesi, ruhbilim ve mantığın büyük kısmı bir yöntem bulunca ayrıldı.

Ayrılmalara tek tek bakıldığında görülen şey kayıp değil bölünme; fizik ayrılırken ölçülebilen kısım gitti, bir doğa yasasının ne olduğu sorusu kaldı.

Kalan kısım «henüz cevaplanamayan» değil kurucu sorudur: bir yöntemin sınayamadığı, çünkü kurulabilmek için cevabını zaten kullandığı soru; Frege'nin mantık ile ruhbilim arasına koyduğu sınır bunun örneğidir.

Trafik iki yönlü ve ters yönü felsefe başlatmıyor; solunum cihazı ölümün tanımını, teknolojinin uzattığı etki menzili gelecek kuşaklara borcu tartışmaya açtı.

Kurucu soru kavramı kötüye kullanılabilir ve tek panzehiri bir sınamadır: hangi gözlemin o soruyu neden çözemeyeceğini önceden söyleyemiyorsan, elindeki bir temel değil bir sığınmadır.

Açılış sahnesi

Bir kütüphanenin nadir eserler bölümünde eski bir üniversite ders kataloğu var. Felsefe başlığının altında verilen dersleri okuyorsun.

Doğa felsefesi. Hareket, ışık, cisimlerin çarpışması.

Ruh üzerine dersler. Duyum, hafıza, alışkanlık.

Mantık. Ahlak bilimi. Siyaset iktisadı.

Bugün bu beş başlık beş ayrı binada duruyor. Birincisi fizik oldu, ikincisi psikoloji, üçüncüsünün büyük kısmı matematiğe geçti, dördüncüsü etik olarak kaldı, beşincisi iktisat oldu. Beş binadan felsefeye kalan en küçüğü.

Buradan kolay bir sonuç çıkıyor ve çoğu kişi onu çıkarıyor: felsefe küçülüyor. Cevaplanabilen her soru gidiyor, geriye cevaplanamayanlar kalıyor.

Ama aynı kataloğu bir kez daha oku ve bu sefer olmayanı ara.

Katalogda bir makinenin düşünüp düşünemeyeceğine dair tek satır yok. İki yüz yıl sonra doğacak insanlara bir şey borçlu olup olmadığımız yok. Bir hekimin bir tedaviyi durdurmaya hakkı olup olmadığı yok. Bugün bu üçü felsefe bölümlerinin en kalabalık dersleri arasında.

Demek ki trafik iki yönlü. Soru şu: iki yön aynı tür trafik mi?

Bu derste ne olacak

Önce en yaygın açıklamayı kuracağız: felsefe, henüz cevaplanamayan soruların bekleme odasıdır. Bu görüşü büyük bir filozof açıkça savundu ve onun cümlesiyle başlayacağız.

Sonra ayrılmaların içine gireceğiz. Bir alan ayrıldığında tam olarak ne gidiyor ve ne kalıyor? Cevap her seferinde aynı biçimde çıkıyor ve o biçim dersin merkezi.

Ardından ters yöndeki trafiğe bakacağız. Yeni bir felsefe alanının doğuşunu, felsefenin değil teknolojinin başlattığını göreceğiz.

En sonda en sert itirazı alacağız: felsefe her yenilgide bir üst kata çıkıp oraya temel adını veriyor olabilir. Bu itirazın panzehiri var ve panzehir bir bedel istiyor.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir alan felsefeden ne zaman ayrılır ve ayrılma felsefeyi küçültür mü?

İkinci yarı olmadan birincisi bir tarih sorusu olur. Birlikte sorulunca bir ölçüt sorusuna dönüşüyor: ayrılan ile kalan arasındaki fark ne?

Sıfır noktası

En açık cevap şudur: felsefe, kesin bilginin henüz mümkün olmadığı sorulardan ibarettir. Bu görüşü tahmin etmeye gerek yok; yirminci yüzyılın en tanınmış filozoflarından biri onu bir sayfada kurdu.

Görüşün gücü kayıtta. Ders kataloğundaki beş başlığın dördü gerçekten gitti ve gitme sebebi aynı: bir yöntem kuruldu.

Şimdi bu görüşün ne kadar eski bir manzarayı tersine çevirdiğini görelim.

Ağaç gövdesini ve dallarını kaybetti. Kalıntı görüşüne göre geriye kök kaldı ve kökten meyve toplanmaz.

Bu tablo tutarlı ve bir yerde eksik. Ayrılmaların her birine tek tek bakılmadı.

Argümanın yapısı

İddiayı öncüllere ayıralım.

Birinci öncül: bir alan, sorularını felsefi soruları çözmeden karara bağlayabilen bir yöntem kurulduğunda felsefeden ayrılır.

İkinci öncül: her yöntem, kendisinin sınayamayacağı birtakım cevapların üzerine kurulur. Neyin kanıt sayılacağı, ölçülen kavramın ne olduğu ve elde edilen sonuçla ne yapılacağı yöntemin içinde karara bağlanmaz.

Üçüncü öncül: öyleyse her ayrılma geriye bir tortu bırakır ve bu tortu «henüz cevaplanamayan» değildir. «O yöntemle cevaplanamayan»dır, çünkü yöntem onun cevabını baştan kullanır.

Sonuç: ayrılmalar dizisi bir küçülme değil, aynı iş bölümünün tekrar tekrar kurulması. Bunun bir bedeli var ve bedeli saklamayacağım: felsefe hiçbir zaman kapanmış bir sonuç biriktirmiyor ve bu, onu her bilimden ayıran gerçek bir fark.

İkinci öncülü bir örnekle kuralım ve örnek, felsefenin bir alanı kendi elleriyle dışarı ittiği an olsun.

Bu ayrılmanın yönüne dikkat et. Ruhbilim laboratuvara gitti ve iyi ki gitti; insanların nasıl akıl yürüttüğü ölçülebilir bir sorudur. Ancak nasıl akıl yürütülmesi gerektiği ölçümle çıkmıyor, çünkü ölçüm hangi cevabın hata sayılacağını bir yerden alıyor. Aldığı yer kalan tortudur.

Şimdi aynı bölünmenin yaşandığı bir an daha ve bu sefer olay yakın tarihte.

Görüşler ve pozisyonlar

Üç pozisyon var.

Birinci görüş kalıntı görüşü ve en güçlü hâliyle şunu söylüyor: kayıt bizden yana. Bir yöntem bulan her soru gitti ve hiçbiri geri gelmedi. Kalanlar henüz yöntemi olmayanlar. Felsefe küçülüyor ve küçülmesi bir başarısızlık değil, bilginin ilerlemesinin ta kendisi.

Savunucuları bir tahminde de bulunuyor: bugün felsefi sayılan soruların bir kısmı da gidecek. Bilincin ne olduğu sorusu sinirbilime, karar vermenin ne olduğu sorusu karar kuramına geçebilir.

İkinci görüş ayrılmayı bir başarı sayıyor. Felsefenin işi soruyu, üzerine bir yöntem kurulabilecek kadar netleştirmektir; yöntem kurulunca soru gider ve gitmesi işin bittiğini gösterir.

Bu görüşün en iyi kanıtı, felsefenin neden sonuç biriktirmediğini açıklaması. Sonuçlar birikmiyor çünkü başka adlar altında çıkıp gidiyorlar. Mantığın büyük kısmı matematiğe geçti ve orada duruyor; kimse ona felsefi sonuç demiyor.

Eleştirenler haklı bir soru soruyor: bu okuma felsefeyi bir hazırlık odasına indirmiyor mu? Bir alan hep başkasının işine hazırlık yapıyorsa, kendi başına ne yapmış olur?

Ve tam bu noktada ters yöndeki trafik devreye giriyor.

Bu, ters yöndeki trafiğin nasıl işlediğini gösteriyor. Yeni felsefe alanını felsefe kurmadı; teknoloji kurdu. Bir yapabilme ortaya çıktı, eski kavramlar o yapabilmeye yetmedi ve boşluk felsefeye düştü.

Üçüncü görüş bu dersin ölçülü iddiası ve ikisini birleştiriyor.

Felsefe iki tür soruyla çalışıyor. Birinci tür, henüz yöntemi olmayan sorular; bunlar yöntem bulunca gidiyor ve gitmeleri iyi. İkinci tür, yöntemin kendisinin dayandığı kurucu sorular; bunlar gidemiyor, çünkü gitmeleri için onları çözecek bir yöntem gerekir ve o yöntem de onların cevabını kullanır.

Bu okumada sınırın hareket etmesi bir küçülme değil. Sınır iki yönde de hareket ediyor ve iki hareketin sebebi ortak: yeni bir yapabilme ya da yeni bir yöntem ortaya çıktığında, hangi soruların ölçülebilir olduğu değişiyor.

En güçlü itiraz

Şimdi en sert itiraz ve üçüncü görüşü doğrudan vuruyor.

İtiraz şu: «kurucu soru» kavramı bir kaçış yolu. Bir yöntem bir soruyu cevapladığında felsefe bir üst kata çıkıyor ve o kata temel adını veriyor. Bu hareket sonsuza kadar tekrarlanabilir ve hiçbir sonuç onu yalanlayamaz. Yalanlanamayan bir konum, dokuzuncu derste bağışıklaştırma dediğimiz şeyin ta kendisi.

Bu itirazı çürütemem ve ona bir sınama önereceğim.

Sınama şu: bir soruyu kurucu saymadan önce, o soruyu hangi gözlemin çözeceğini söylemeye çalış. Cevap «hiçbir gözlem çözemez, çünkü her gözlem onun cevabını kullanır» olabiliyorsa soru kurucudur. Cevap «göreceğiz» ya da «henüz ölçemiyoruz» ise soru olgusaldır ve geri çekilme gerçekten bir geri çekilmedir.

Ölçülü iddia şu: felsefenin sınırı hareket ediyor ve hareketin yönü tek değil. Bir soru bir yöntemle karara bağlanabilir hâle geldiğinde gidiyor; bir yapabilme eski kavramları aştığında yeni bir soru geliyor. Kurucu soru kavramı bu tabloda gerçek bir ayrımı adlandırıyor ve kötüye kullanılabilir; kötüye kullanılmasını engelleyen tek şey, ayrımın önceden ve sınanabilir biçimde yapılması.

Açık kalan sorular

Dört soru açık kalıyor.

Birincisi: kurucu soruların listesi sabit mi? Bugün kurucu saydıklarımızın bir kısmı, ölçüm araçları değiştiğinde olgusal çıkabilir ve hangi kısmı çıkacağını bilmiyoruz.

İkincisi: felsefe kapanmış bir sonuç biriktiremiyorsa, ilerlediğini nasıl söyleyebilir? Sorular inceliyor ve seçenekler haritalanıyor; ancak bu, bilimdeki birikimden farklı bir şey ve farkın ne olduğu net değil.

Üçüncüsü: yeni alanlar felsefeye düştüğünde, felsefe onlara hazır mı? İklim sorumluluğu ve yapay zekâ kararları hızlı geldi ve kavram üretimi olayın hızına yetişmiyor.

Dördüncüsü: bir alan ayrıldıktan sonra ilişki nasıl sürmeli? Fizik ayrıldı ve fiziğin kendi kurucu soruları hâlâ var; bunları kimin, hangi ortak dille tartışacağı kurumsal olarak çözülmedi.

Yaygın hatalar

Bu konuda beş yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışFelsefe bilimlerin annesidir ve çocuklarını kaybetmiştir.
Doğrusu

Bu benzetme ayrılmayı bir kayıp gibi anlatıyor. Ayrılan her alanda konu ikiye bölündü; ölçülebilen kısım gitti, ölçmenin dayandığı kısım kaldı. Kayıp değil, bölünme.

Yaygın yanlışFelsefe henüz cevaplanamayan sorulardan ibarettir.
Doğrusu

Bu görüş kurucu soruları göremiyor. Hangi gözlemin kanıt sayılacağı sorusu «henüz» cevaplanamaz değil; hiçbir gözlemle cevaplanamaz, çünkü her gözlem onun cevabını kullanır.

Yaygın yanlışBir soru ölçülebilir hâle gelince felsefi olmaktan çıkar.
Doğrusu

Turing'in oyunu ölçülebilir ve «makineler düşünebilir mi» tartışması bitmedi. Ölçüm soruyu bir işleme taşıdı; taşınan soru hâlâ tartışılıyor ve tartışma daha keskin.

Yaygın yanlışYeni felsefe alanlarını felsefeciler açar.
Doğrusu

Solunum cihazı ölümün tanımını tartışmaya açtı, iklim modelleri gelecek kuşaklara borcu tartışmaya açtı. Alanı çoğu zaman bir yapabilme açıyor ve felsefe sonradan geliyor.

Yaygın yanlışKurucu soru demek, tartışmayı bitirmenin bir yoludur.
Doğrusu

Tam tersi olmalı. Bir soruya kurucu diyen kişi, hangi gözlemin onu çözemeyeceğini ve neden çözemeyeceğini söylemek zorunda. Söylemiyorsa bu bir sınıflandırma değil, bir sığınma.

Kendin dene

Birinci adım: soruyu tek cümle hâlinde yaz.

İkinci adım: şunu cevapla. Hangi gözlem, hangi ölçüm ya da hangi belge bu soruyu benim için kapatırdı? Somut yaz. «Araştırılırsa çıkar» yetmez; neyin çıkacağını söyle.

Üçüncü adım: cevabını sınıflandır. Somut bir gözlem yazabildiysen soru olgusaldır ve cevabı bir yöntemde. Hiçbir gözlem yazamıyorsan iki ihtimal var ve ayırman gereken şey bu. Soru belki henüz ölçülemiyor; belki de yanıtı, hangi gözlemin sayılacağına karar verilmesine bağlı.

Dördüncü adım: ikinci ihtimali sınayan tek soruyu sor. Birinin bana bu ölçümü getirdiğini varsayalım; hangi kavramın ne anlama geldiğine karar vermeden onu kullanabilir miyim? Cevap hayırsa elinde kurucu bir soru var.

Alıştırmanın işi soruyu cevaplamak değil. İşi, bir sorunun hangi türden olduğunu, cevabını bilmeden önce ayırt edebilmek.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Kalıntı görüşü felsefeyi bekleme odası sayar ve kayıt onu destekler gibi görünür: doğa felsefesi, ruhbilim ve mantığın büyük kısmı bir yöntem bulunca ayrıldı.

Ayrılmalara tek tek bakıldığında görülen şey kayıp değil bölünme; fizik ayrılırken ölçülebilen kısım gitti, bir doğa yasasının ne olduğu sorusu kaldı.

Kalan kısım «henüz cevaplanamayan» değil kurucu sorudur: bir yöntemin sınayamadığı, çünkü kurulabilmek için cevabını zaten kullandığı soru; Frege'nin mantık ile ruhbilim arasına koyduğu sınır bunun örneğidir.

Trafik iki yönlü ve ters yönü felsefe başlatmıyor; solunum cihazı ölümün tanımını, teknolojinin uzattığı etki menzili gelecek kuşaklara borcu tartışmaya açtı.

Kurucu soru kavramı kötüye kullanılabilir ve tek panzehiri bir sınamadır: hangi gözlemin o soruyu neden çözemeyeceğini önceden söyleyemiyorsan, elindeki bir temel değil bir sığınmadır.

Sonraki derse köprü

Bu dersle hem modül hem de ilk kurs kapandı. Yirmi bir derste felsefenin ne olduğunu beş ayrı yerden sorduk: ne yaptığını, hangi komşularından ayrıldığını, neden yapıldığını, kaç sesle konuştuğunu ve sınırlarının nereden geçtiğini.

Son ders bir şeyi görünür bıraktı. Bir sorunun felsefede kalıp kalmayacağını belirleyen şey, sorunun büyüklüğü ya da eskiliği değil; türü. Olgusal bir soru yöntem bulunca gidiyor, kurucu bir soru gidemiyor ve son alıştırmada ikisini ayırt etmeyi denedin.

Ama bir itirafta bulunmam gerekiyor: bu ayrımı bu derste araç olarak kullandık, kurmadık. «Olgusal» ile «kurucu» arasında daha kaç tür soru var, hiç konuşmadık.

Sonraki kurs tam bunu yapıyor: Felsefi Sorular. İlk modülü soru türlerini ayırıyor ve ilk dersi en temel olanla başlıyor: olgusal soru. Bir sorunun cevabının dünyaya bakarak bulunup bulunamayacağını, bakmanın ne demek olduğunu ve olgusal görünen soruların ne zaman olgusal olmadığını göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.