İçeriğe geç

P00-D01-M03-02·Felsefe neden yapılır?

İyi yaşam

sıfırdan ileri2.178 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

İyi yaşam sorusu bir hâli değil bir gidişatı soruyor; mutluluk şu anda hissedilen bir şeydir, eudaimonia ise bir yaşamın bütününe verilen değerlendirmedir.

En yaygın cevap arzu tatminidir ve üç karşı örnekle sarsılıyor: deneyim makinesi, yanlış inanca dayalı arzu ve uyarlanmış tercih; üçü de arzunun ölçü olmak için fazla oynak olduğunu gösteriyor.

Hedonizmin en güçlü hali bir eğlence programı değil bir sadeleşme programıdır; Epikuros hazzı çoğaltmayı değil, gereksiz arzu ve yersiz korkudan doğan acıyı azaltmayı öneriyordu.

Aristoteles yaşamı bir his değil bir etkinlik olarak ölçer ve bunun iki sert sonucu vardır: iyi hissetmek yetmez, ve iyi yaşam ertelenemez çünkü ertelenen şey hayatın kendisidir.

Felsefe bu soruda bir cevap vermiyor; herhangi bir cevabın karşılaması gereken koşulları veriyor — ve kuramların hepsi bu koşullardan en az birinde zorlanıyor.

Açılış sahnesi

Sana bir teklif getiriliyor ve teklif kesin.

Bir düzeneğe bağlanacaksın ve hayatının geri kalanında kendini harika hissedeceksin. İstediğin her şeyi başardığını yaşayacaksın: sevileceksin, üreteceksin, aradığını bulacaksın. Hepsi tam olarak gerçek gibi hissedilecek.

Tek şart şu: hiçbiri gerçek olmayacak. Kimse seni gerçekten sevmeyecek, hiçbir şey üretmeyeceksin ve dünyada senin yüzünden hiçbir şey değişmeyecek.

Bağlanır mısın?

Bu soru sorulduğunda insanların büyük çoğunluğu hayır diyor ve hemen diyor. Sonra gerekçesini aramaya başlıyor ve gerekçeyi bulmak beklediğinden zor.

Şimdi dikkat et, çünkü buradaki hayır cevabı bir veri.

Eğer iyi bir yaşam sadece iyi hissetmek olsaydı, düzeneğe bağlanmamak için hiçbir sebep olmazdı. Reddeden kişi, iyi hissetmenin dışında bir şeyi koruyor ve ne olduğunu söyleyemiyor.

Geçen dersin sonunda bir soru bırakmıştık: zarfı açmayan kişi neyi koruyordu? Bu dersin konusu o korunan şey.

Bu derste ne olacak

Önce iyi yaşam sorusunun neyi sorduğunu netleştireceğiz. Soru ahlak sorusu değil; başkasına karşı ne yapman gerektiğini değil, senin için neyin iyi olduğunu soruyor.

Sonra en yaygın cevabı kuracağız: iyi yaşam, istediklerinin gerçekleştiği yaşamdır. Argüman basit ve üç ayrı karşı örnekle sarsılacak.

Ardından üç klasik kuramı yan yana koyacağız. Üçü de aynı sorunun cevabı ve üçü de birbirinin kapsamadığı bir şeyi kapsıyor.

En sonda da en sert itirazı ele alacağız: filozofların iyi yaşam tarifleri, tuhaf biçimde filozofların yaşamına benziyor.

Merkez soru

Sorumuz şu: bir yaşamı iyi yapan nedir?

Bu sorunun neyi sormadığını da söylemek gerekiyor. Başkalarına nasıl davranman gerektiği ayrı bir soru ve bu akademinin etik programı onu kendi başına ele alıyor. Buradaki soru senin kendi yaşamınla ilgili: ne olursa, senin için iyi gitmiş olur?

İki soru bağlantılı ama aynı değil. Kötü bir insan iyi bir hayat sürebilir mi sorusu, ancak ikisi ayrıldığında sorulabiliyor.

Sıfır noktası

Yunanca bu soruyu adlandıran bir sözcük var ve Türkçeye çevirisi tartışmalı.

Aradaki fark önemli. Mutluluk şu anda hissedilen bir şey; eudaimonia ise bir hayatın nasıl gittiğine dair bir hüküm ve o hüküm kişinin o anki hissiyatından bağımsız verilebiliyor.

Şimdi üç ayrı cevabı adlandıralım, çünkü tartışmanın tamamı bu üçünün arasında geçiyor.

Üçü arasındaki fark somut bir durumda hemen görünüyor.

Argümanın yapısı

Şimdi en yaygın cevabı öncüllere ayıralım.

Birinci öncül: iyi yaşam, kişinin kendisi için iyi olan yaşamdır.

İkinci öncül: bir şeyin bir kişi için iyi olması, o kişinin onu istemesine bağlıdır; kimsenin istemediği bir şey kimse için iyi olamaz.

Sonuç: öyleyse iyi yaşam, kişinin istediklerinin gerçekleştiği yaşamdır.

Bu argümanın çekiciliği açık: kimseye dışarıdan bir yaşam biçimi dayatmıyor ve herkesin kendi ölçüsünü kendisinin koyduğunu söylüyor. Şimdi sınayalım, çünkü ikinci öncül üç ayrı yerden çatlıyor.

Üç karşı örnek de aynı yönü gösteriyor: arzu, ölçü olmak için fazla oynak. İnsanın ne istediği içinde bulunduğu koşullara göre şekilleniyor ve koşullar kötüyse arzu da küçülüyor.

Kuramı kurtarmak için bir daraltma öneriliyor.

Daraltılmış ikinci öncül şu: bir şeyin kişi için iyi olması, o kişinin ilgili olguları bilseydi isteyeceği şey olmasına bağlıdır.

Bu daraltma ilk iki karşı örneği çözüyor. Deneyim makinesindeki kişi durumu bilseydi bağlanmayı istemezdi; yanlış habere sevinen kişi gerçeği bilseydi sevinmezdi.

Üçüncüsünü çözmüyor ve çözmediğini söylemek gerekiyor. Hiç sunulmamış bir seçeneği bilmek, onu istemek için yeterli mi? Burada kuramın ölçüsü, kişinin kendi bildikleriyle sınırlı kalıyor ve sınırın nereden geçtiği belirsiz.

Görüşler ve pozisyonlar

Üç kuramın her biri bir gelenekte savunuldu ve üçü de en güçlü hallerinde karikatürlerinden çok farklı.

Birinci görüş hedonizm ve en çok yanlış tanınan konum bu.

Bu tarifin ilginç yanı, hazzı çoğaltmak yerine acıyı azaltmaya bakması. Epikuros'a göre çoğu acının kaynağı gerçek yoksunluk değil, gereksiz arzu ve yersiz korku; ikisi de düşünerek azaltılabiliyor. Yani hedonizmin en güçlü hali bir eğlence programı değil, bir sadeleşme programı.

Eleştirenler yine de şunu sorar: acısızlık gerçekten yaşamın en yüksek hali mi? Hiçbir şey denemeyen, hiç risk almayan ve hiç kaybetmeyen bir yaşam acısız olabilir ve pek çok kişi onu iyi bulmuyor.

İkinci görüş yaşamı bir hâl olarak değil bir etkinlik olarak tanımlıyor.

Bu tarifin iki sonucu var ve ikisi de sert. Birincisi, iyi yaşam bir duygu değil bir yapma biçimi; bir kişi kendini iyi hissediyor diye iyi yaşıyor sayılmıyor. İkincisi, iyi yaşam zamanla ölçülüyor ve kısa bir iyi dönem yetmiyor.

Üçüncü görüş ölçünün birimini değiştiriyor ve bu değişiklik ilk ikisini birden sorguluyor.

Buradaki resim bireysel bir haz ya da arzu tablosu değil. İyi yaşam, kişinin içinde bulunduğu ilişkilerde nasıl durduğuyla ölçülüyor; oğulluk, kardeşlik, dostluk ve yöneticilik ayrı ayrı sayılıyor. Bir kişinin yaşamının iyi gidip gitmediği, tek başına ona bakarak değil bağlarına bakarak anlaşılıyor.

Bu üçüncü çerçeve ilk ikisine bir itiraz taşıyor. İki kuram da yaşamı tek bir kişinin içinde ölçüyor ve o kişiyi bağlarından kopararak düşünüyor. Oysa bir insanın iyi gidip gitmediği sorusu, çoğu toplulukta hiçbir zaman tek kişilik bir soru olmadı.

En güçlü itiraz

Şimdi en sert itiraza geldik ve hedefi bütün bu kuramlar.

İtiraz şu: filozofların iyi yaşam tarifleri, tuhaf biçimde filozofların yaşamına benziyor. Düşünmeyi en yüksek etkinlik sayan kişi, mesleği düşünmek olan kişidir.

Bu itirazı çürütemem ve gösterdiği örnek gerçek.

Ancak dokuzuncu dersin sıra kuralı burada da geçerli ve uygulanması gerekiyor. Köken sorusu bir kuramı çürütmez; kuram önce kendi başına sınanır.

Sınama şöyle yürüyor. Bir iyi yaşam kuramının karşılaması gereken şeyler var ve bunlar kuramların dışından geliyor. Deneyim makinesini reddetmeyi açıklayabilmeli. Uyarlanmış tercihi bir sorun olarak tanıyabilmeli. İyi hissetmekle iyi yaşamak arasındaki farkı gösterebilmeli.

Bu ölçütlere göre bakıldığında kuramların hepsi kısmen başarılı ve hiçbiri tam değil. Hedonizm deneyim makinesinde zorlanıyor; arzu kuramı uyarlanmış tercihte; nesnel liste ise listeye hangi maddelerin gireceğine kimin karar vereceği sorusunda.

Yani felsefenin bu soruda verdiği şey bir cevap değil. Verdiği şey, herhangi bir cevabın karşılaması gereken koşulların listesi.

Ölçülü iddia şu: felsefe iyi yaşamın ne olduğunu söylemiyor; hangi tariflerin elenmesi gerektiğini söylüyor. Bu, sanılandan çok daha az ve hiç yoktan çok daha fazla.

Bu ölçülü halin bir sonucu var. Bir kişinin kendi yaşamı hakkında vereceği kararı kimse onun yerine veremez; ama kararını hiç sınamamış biriyle üç ayrı karşı örnekten geçirmiş biri aynı yerde durmuyor.

Açık kalan sorular

Dört soru açık kalıyor.

Birincisi: nesnel listeye hangi maddelerin gireceğine kim, hangi gerekçeyle karar verir?

İkincisi: kötü bir insan iyi bir yaşam sürebilir mi? Erdem merkezli kuramlar hayır diyor ve öteki ikisi bu bağı kurmuyor.

Üçüncüsü: bir yaşamın iyi gidip gitmediğine kim karar verir — yaşayan kişi mi, yoksa dışarıdan bakan mı? İkisi çeliştiğinde hangisi geçerli?

Dördüncüsü: iyi yaşam tek kişilik bir ölçü mü? Üçüncü görüş bunu reddediyor ve ilk ikisi hiç tartışmıyor.

Yaygın hatalar

Bu konuda dört yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışİyi yaşam mutlu olmaktır.
Doğrusu

Mutluluk bir hâl, iyi yaşam bir gidişat. Bir kişi kötü bir gün geçirip iyi bir hayat sürüyor olabilir ve tersi de mümkün. İkisini eşitlemek, hayatı anlık ölçümlerin toplamına indirger.

Yaygın yanlışHerkesin iyi yaşamı kendine göredir, o yüzden tartışılamaz.
Doğrusu

Cümlenin ilk yarısı büyük ölçüde doğru ve ikinci yarısı ondan çıkmıyor. Deneyim makinesi örneği neredeyse herkeste aynı tepkiyi üretiyor ve uyarlanmış tercih neredeyse herkeste bir rahatsızlık yaratıyor. Ortak zemin var ve tartışma o zeminde yürüyor.

Yaygın yanlışEpikurosçuluk zevk düşkünlüğüdür.
Doğrusu

Sözcük gündelik Türkçede tam tersine kaymış. Epikuros sade yaşamayı, az şeyle yetinmeyi ve gereksiz arzuyu azaltmayı öneriyordu; onun tarifi bir şölen değil bir arınma programına benziyor.

Yaygın yanlışİyi yaşam sorusu ahlak sorusudur.
Doğrusu

İkisi farklı sorular ve ayrılmadıklarında hiçbiri düzgün sorulamıyor. Birincisi senin için neyin iyi olduğunu, ikincisi başkasına ne borçlu olduğunu soruyor. Aralarında bağ olabilir ama bağ gösterilmesi gereken bir şey, varsayılan değil.

Kendin dene

Birinci adım: bir kâğıda, hayatının iyi gitmesi için gerekli gördüğün beş şeyi yaz. Hızlı yaz, düşünme.

İkinci adım: her maddenin yanına şu soruyu cevapla. Bu şeyi kendisi için mi istiyorum, yoksa başka bir şeye götürdüğü için mi?

Cevabı başka bir şeye götürdüğü için olan maddeler için zinciri sürdür ve nereye çıktığına bak. Onbirinci derste gördüğümüz gibi zincir bir yerde duracak ve durduğu yer senin gerçek ölçün.

Şimdi asıl soru. Listende, deneyim makinesinde de sağlanabilecek maddeler hangileri? Yani sadece hissedilmesi yeterli olanlar hangileri, gerçekten olması gerekenler hangileri?

Bu ayrımı yaptığında elinde iki liste kalıyor ve ikinci liste daha kısa. O kısa liste, senin arzu tatminiyle yetinmediğin yer; korumaya çalıştığın şey orada duruyor.

Alıştırmanın işi sana doğru cevabı vermek değil. İşi, kendi ölçünün üç kuramdan hangisine yakın durduğunu göstermek.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

İyi yaşam sorusu bir hâli değil bir gidişatı soruyor; mutluluk şu anda hissedilen bir şeydir, eudaimonia ise bir yaşamın bütününe verilen değerlendirmedir.

En yaygın cevap arzu tatminidir ve üç karşı örnekle sarsılıyor: deneyim makinesi, yanlış inanca dayalı arzu ve uyarlanmış tercih; üçü de arzunun ölçü olmak için fazla oynak olduğunu gösteriyor.

Hedonizmin en güçlü hali bir eğlence programı değil bir sadeleşme programıdır; Epikuros hazzı çoğaltmayı değil, gereksiz arzu ve yersiz korkudan doğan acıyı azaltmayı öneriyordu.

Aristoteles yaşamı bir his değil bir etkinlik olarak ölçer ve bunun iki sert sonucu vardır: iyi hissetmek yetmez, ve iyi yaşam ertelenemez çünkü ertelenen şey hayatın kendisidir.

Felsefe bu soruda bir cevap vermiyor; herhangi bir cevabın karşılaması gereken koşulları veriyor — ve kuramların hepsi bu koşullardan en az birinde zorlanıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste iyi yaşamın ölçüsünü aradık ve üç kuramın da bir yerde zorlandığını gördük. Üçünün ortak varsayımına ise hiç dokunmadık.

Üçü de şunu kabul ediyor: kişi kendi ölçüsünü bir yerden alıyor ve o ölçüye göre seçim yapıyor. Peki o ölçüyü kim koydu? Uyarlanmış tercih örneği bu soruyu daha şimdiden açtı; hiç seçeneği olmayan kişi istememeyi öğrenmişti ve öğrendiğini bilmiyordu.

Sonraki alt ders bunu soruyor: zihinsel özgürlük. Kendi düşüncelerinin gerçekten kendine ait olup olmadığını nereden bilirsin ve felsefenin bu konuda ne vaat edip ne vaat edemeyeceğini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.