İçeriğe geç

P00-D01-M03-01·Felsefe neden yapılır?

Hakikat arayışı

sıfırdan ileri2.341 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Hakikat arayışının en yaygın gerekçesi araçsaldır — gerçeğe göre verilen kararlar daha iyi sonuç verir — ve bu gerekçe hiçbir kararı değiştirmeyen bilgilerde susar.

İkinci gerekçe inkârın kendi kendini çürütmesidir: hakikatin değersiz olduğunu savunan kişi, bunu doğru olduğu için kabul etmeni ister ve reddettiği şeye başvurur.

Bu ikinci hamle güçlü ama dar bir şey kanıtlıyor: bir tartışmanın içinde hakikat arayışı reddedilemez; hayatın her alanında öteki değerlere üstün geldiği ise buradan çıkmıyor.

Bazı gelenekler arayışın kendisini değil sırasını tartışır; zehirli ok benzetmesinde soru yanlış değildir, cevabı beklemek asıl işi geciktirdiği için sırası yanlıştır.

Savunulabilir sonuç dardır ve dar olduğu için sağlamdır: soruşturmanın içinde hakikat yönetici amaçtır, dışında ise öteki değerlerle yarışır ve her seferinde kazanmaz.

Açılış sahnesi

Bir kişiye bir zarf uzatılıyor. İçinde kendisiyle ilgili bir bilgi var ve bilgi kesin doğru.

Bilginin iki özelliği söyleniyor. Birincisi: öğrendiğinde yapabileceğin hiçbir şey yok, hiçbir kararın değişmeyecek. İkincisi: öğrendiğinde büyük ihtimalle uzun süre üzüleceksin.

Zarfı açar mısın?

Bu soru bir topluluğa sorulduğunda oda ikiye bölünüyor ve iki taraf da hemen gerekçesini veriyor.

Açanlar şunu söylüyor: benimle ilgili bir gerçeği bilmemek, kendi hayatımda misafir olmak demek. Açmayanlar şunu söylüyor: hiçbir işe yaramayan ve yalnız acı veren bir bilgiyi almak, bilgiye saygı değil kendine eziyet.

Şimdi dikkat et. İki taraf da makul konuşuyor ve ikisi de gerçekten haklı görünüyor.

Bu, bir felsefe akademisinin ilk on dersinden sonra rahatsız edici bir yerdir. Çünkü buraya kadar hep hakikate doğru yürüdük; gerekçe istedik, varsayım söktük, kanaati sınadık. Hiç sormadığımız şey şuydu: bütün bunlar neden değerli?

Bu derste ne olacak

Önce hakikat arayışının değerine verilen en yaygın gerekçeyi kuracağız. Gerekçe işe yararlılık üzerinden gidiyor ve gerçekten güçlü.

Sonra o gerekçenin kapsamadığı yeri göstereceğiz. Açılış sahnesindeki zarf tam olarak orada duruyor ve işe yararlılık orada susuyor.

Ardından ikinci bir savunma kuracağız: hakikati aramanın reddi kendi kendini çürütüyor. Bu hamle güçlü ama sandığından daha dar bir şeyi kanıtlıyor.

En sonda da en sert itirazı ele alacağız: hakikat arayışını bir değer ilan eden kişiler, kendi işlerini yücelten kişiler olabilir mi?

Merkez soru

Sorumuz şu: hakikati aramak neden değerli?

Bu sorunun kendisinde bir tuhaflık var ve fark etmek gerekiyor. Soruya bir cevap verirken, cevabın doğru olmasını istiyorsun. Yani hakikatin değerini sorgularken bile hakikate başvuruyorsun.

Bu tuhaflık dersi kolaylaştırmıyor, sınırlıyor. Neyi kanıtlayabileceğimizi baştan daraltıyor.

Sıfır noktası

Önce bir ayrım kurmak gerekiyor, çünkü bütün tartışma o ayrımın üstünde duruyor.

Şimdi hakikatin hangi tarafta olduğunu soralım ve iki cevap da savunuluyor.

Bu ayrım önemli. Hakikatin ne olduğu ayrı ve çok daha teknik bir soru; bu akademinin epistemoloji programı onu kendi başına ele alıyor. Burada sorulan şey değer sorusu.

Bu hakkın var olması dersin sorusunu keskinleştiriyor. Eğer hakikat her koşulda ve mutlak biçimde değerli olsaydı, bilmemeyi seçmek bir hak değil bir kusur sayılırdı.

Bir ayrım daha gerekiyor, çünkü hakikat arayışı bir sonuç değil bir davranış biçimi.

Bu kavramın işi, hakikati bir mülk olmaktan çıkarıp bir çalışma biçimine bağlamak. Bir kişi çok sayıda doğru inanca sahip olabilir ve bunların hepsini şans eseri edinmiş olabilir; başka biri daha az şey bilir ama bildiği her şeyi sınamıştır. İkincisi arayışın içinde, birincisi değil.

Argümanın yapısı

Şimdi en yaygın gerekçeyi öncüllere ayıralım.

Birinci öncül: hakikati bilmek, dünyanın gerçekten nasıl olduğuna göre karar vermeni sağlar.

İkinci öncül: gerçeğe göre verilen kararlar, yanlış bir resme göre verilenlerden daha iyi sonuç verir.

Sonuç: öyleyse hakikati aramak değerlidir.

Bu argüman güçlü ve gündelik hayatın büyük kısmını açıklıyor. Bir köprünün taşıma kapasitesini yanlış bilen mühendis, bir hastalığı yanlış teşhis eden hekim ve bir sözleşmeyi yanlış okuyan kişi aynı bedeli ödüyor.

Ama argüman hakikate araçsal bir değer veriyor ve araçsal değerin bir sınırı var.

Bu karşı örnek argümanı çürütmüyor; kapsamının dışında bir alan olduğunu gösteriyor. Kararla bağlantılı olmayan hakikatler için başka bir gerekçe gerekiyor.

İkinci bir gerekçe var ve çok daha tuhaf çalışıyor.

Bu hamlenin gücü kadar sınırı da var ve sınırı görmek dersin ayırt edici noktası.

Kanıtladığı şey şu: bir tartışmanın içinde hakikat arayışını reddedemezsin, çünkü tartışmak onu varsayar. Kanıtlamadığı şey ise şu: hayatın her alanında hakikatin öteki değerlere üstün geldiği.

Buradan argümanın ölçülü hali çıkıyor.

Ölçülü sonuç: soruşturmanın içinde hakikat yönetici amaçtır ve onu bırakan kişi soruşturmayı da bırakmış olur; soruşturmanın dışında ise öteki değerlerle yarışır ve her seferinde kazanmaz.

Bu sonuç zayıf görünüyor ve zayıf değil. Yaptığı iş, felsefeyi kendi alanında sağlam kurmak ve hayatın tamamına hükmetme iddiasından vazgeçmek.

Görüşler ve pozisyonlar

Hakikat arayışının değeri üzerine üç ayrı pozisyon var.

Birinci görüş araçsal olan ve yukarıda kurduk. Buna göre hakikatin değeri sonuçlarından gelir; işe yaradığı için ararız ve yaramadığı yerde aramamak da meşrudur. Savunucuları şunu ekler: bu görüş hakikati küçültmüyor, yalnız onu bir tanrı katına çıkarmayı reddediyor.

İkinci görüş hakikate kendinde değer veriyor ve en eski ifadesi felsefenin kurucu metinlerinden birinin ilk cümlesi.

Bu açılışın iddiası büyük: bilme isteği bir araç değil, insanın kendi yapısının parçası. Bir çocuğun hiçbir çıkarı olmadan soru sorması ve bir yetişkinin işine yaramayacak bir şeyi merak etmesi bu görüşün gündelik dayanağı.

Eleştirenler bu görüşe şunu sorar: merak etmek ile merakın değerli olması ayrı şeyler. İnsanların doğaları gereği bir şeyi istemesi, o şeyin iyi olduğunu göstermez; doğuştan gelen isteklerin bir kısmı zararlı ve bunu kimse tartışmıyor. Bir eğilimin yaygınlığından değerine geçmek, bu akademinin ileri programlarında ayrıca ele alınan bir çıkarım hatası.

Üçüncü görüş meseleyi bambaşka bir yerden alıyor ve arayışın kendisini sorguluyor.

Bu benzetme hakikat arayışına karşı değil; arayışın sırasına dair. İddia şu: bazı sorular cevaplanabilir olsa bile, cevaplanmalarını beklemek asıl işi geciktiriyor ve gecikme bir bedel taşıyor.

Aynı gelenekte bu tür sorular ayrı bir başlık altında toplanmış ve bir kenara konmuştur; reddedilmemiş, ertelenmiş. Ayrım ince ve önemli: soru yanlış değil, sırası yanlış.

En güçlü itiraz

Şimdi en sert itiraza geldik ve hedefi bu akademinin kendisi.

İtiraz şu: hakikat arayışını yüksek bir değer ilan eden kişiler, o arayışı meslek edinmiş kişilerdir. Bir grubun kendi uğraşını en değerli uğraş ilan etmesi, dokuzuncu derste öğrendiğimiz soruyu davet ediyor: bu iddia kime yarıyor?

Bu sorunun bu derse yönelttiği tehdit gerçek. Dersin buraya kadar yaptığı şey hakikat arayışını savunmaktı ve savunan taraf, arayışın içinde konumlanmış bir taraf.

Ancak dokuzuncu dersin sıra kuralı burada uygulanıyor ve tam olarak bunun için kurulmuştu.

Önce iddiayı kendi başına değerlendir. Hakikat arayışının değerine dair verdiğimiz iki gerekçe geçerli mi? Birincisi araçsaldı ve sınırını kendisi gösterdi. İkincisi kendini çürüten inkâr üzerineydi ve neyi kanıtlayıp neyi kanıtlamadığını ayırdık.

Sonra köken sorusuna dön. Bu gerekçeler çürütüldüğü hâlde savunulmaya devam mı ediyor? Etmiyor; ikisinin de sınırı açıkça çizildi ve hayatın tamamı üzerinde hüküm iddiası bırakıldı.

Yani itiraz, sınırsız haliyle savunulan bir hakikat kültünü vuruyor ve o kült gerçekten var. Sınırlanmış hali ise itirazın altından geçiyor.

Ölçülü iddia şu: hakikat arayışının her şeyin üstünde bir değer olduğu gösterilemez ve gösterilmeye çalışılırsa haklı olarak sorgulanır. Gösterilebilen şey daha dar: bir soruşturmaya girdiğin anda hakikat o soruşturmanın yönetici amacı olur, çünkü onu bırakırsan soruşturma da biter.

Bu sınırlı savunma bu akademi için yeterli. Akademi hayatının nasıl yaşanacağını söylemiyor; bir soruşturmanın nasıl yürütüleceğini söylüyor.

İtirazın ikinci ve daha az fark edilen bir yanı daha var. Hakikat arayışının bedelleri gerçek ve çoğu zaman hesaba katılmıyor. Yaygın bir inancın yanlış olduğunu göstermek bazen o inancın etrafında kurulmuş bir birlikteliği de dağıtıyor; bir kişinin kendisi hakkındaki bir yanılgısını sökmek bazen onu yıllarca ayakta tutan şeyi söküyor.

Bu gözlem hakikat arayışına karşı bir argüman değil; arayışın bir sorumluluk taşıdığını söyleyen bir uyarı. Bir şeyi söktüğünde yerine ne konacağı da senin sorunun oluyor ve bu, arayışın parçası sayılmadığında arayış sahiden zarar veriyor.

Açık kalan sorular

Dört soru açık kalıyor.

Birincisi: bilmeme hakkı ile hakikat arayışının değeri nasıl bir arada durur? İkisi de savunuluyor ve aralarındaki sınır çizilmiş değil.

İkincisi: kendini çürüten inkâr hamlesi gerçekten bir kanıt mı, yoksa yalnız bir tutarsızlık tespiti mi?

Üçüncüsü: bir sorunun sırası gelmemiş olduğuna kim karar verir? Erteleme meşru bir hamle ama kaçınmanın da kılığı olabilir.

Dördüncüsü: hakikat arayışının bedelleri ölçülebilir mi? Bir toplulukta yaygın bir yanlış inancın açığa çıkarılması, kimi zaman o topluluğu dağıtıyor ve bunun hesabı yapılmış değil.

Yaygın hatalar

Bu konuda dört yaygın yanlış var.

Yaygın yanlışHakikati aramak her zaman iyidir.
Doğrusu

Bu cümle bir ilke gibi söyleniyor ve savunulması zor. Açılış sahnesindeki zarf, bilmeme hakkının düzenlenmiş olması ve zehirli ok benzetmesi, üç ayrı yerden aynı sınırı gösteriyor. Savunulabilir hali dar: soruşturmanın içinde her zaman iyidir.

Yaygın yanlışHakikatten kaçmak korkaklıktır.
Doğrusu

Bazen öyle ve bazen değil. Bir bilgiyi almamayı seçmek, o bilginin hiçbir kararı değiştirmediği durumlarda bir kaçış değil bir tercih olabilir. Ayrımı yapan şey, bilginin bir eyleme bağlanıp bağlanmadığı.

Yaygın yanlışHakikatin değeri açıktır ve gerekçe istemez.
Doğrusu

Bu cümle dokuzuncu derste tarif ettiğimiz bağışıklaştırmanın kendisi. Bir değeri gerekçe dışına çıkarmak onu korumaz; sorgulanamaz kıldığı için savunulamaz da yapar.

Yaygın yanlışHakikat arayışı ile bilgi biriktirmek aynı şeydir.
Doğrusu

Çok şey bilen biri hakikat arayışında olmayabilir; bildiklerini hiç sınamamış olabilir. Arayışı arayış yapan şey biriken miktar değil, yanlış çıkma ihtimalini açık tutmak.

Kendin dene

Sonra üç soruyu sırayla cevapla.

Birincisi: bu bilgi bir kararımı değiştirir mi? Cevap evetse, kaçınmanın bedeli var ve bedel senin.

İkincisi: değiştirmiyorsa, bilmemeyi seçmemin gerekçesi ne? Burada dürüst olman gerekiyor, çünkü iki farklı cevap var ve ikisi çok farklı. Bir cevap şudur: bilmek bana zarar verir ve hiçbir fayda getirmez. Öteki cevap şudur: bilmek beni rahatsız eder ve rahatsız olmak istemiyorum.

Üçüncüsü: iki cevaptan hangisi seninkiydi? İlki bir tercih, ikincisi bir kaçınma ve ikisi dışarıdan aynı görünüyor.

Alıştırmanın işi seni zarfı açmaya ikna etmek değil. İşi, açmama kararının hangi türden olduğunu sana göstermek; çünkü tercih olarak yapılan bir şeyle kaçınma olarak yapılan bir şey, aynı davranışın iki ayrı hâli.

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Hakikat arayışının en yaygın gerekçesi araçsaldır — gerçeğe göre verilen kararlar daha iyi sonuç verir — ve bu gerekçe hiçbir kararı değiştirmeyen bilgilerde susar.

İkinci gerekçe inkârın kendi kendini çürütmesidir: hakikatin değersiz olduğunu savunan kişi, bunu doğru olduğu için kabul etmeni ister ve reddettiği şeye başvurur.

Bu ikinci hamle güçlü ama dar bir şey kanıtlıyor: bir tartışmanın içinde hakikat arayışı reddedilemez; hayatın her alanında öteki değerlere üstün geldiği ise buradan çıkmıyor.

Bazı gelenekler arayışın kendisini değil sırasını tartışır; zehirli ok benzetmesinde soru yanlış değildir, cevabı beklemek asıl işi geciktirdiği için sırası yanlıştır.

Savunulabilir sonuç dardır ve dar olduğu için sağlamdır: soruşturmanın içinde hakikat yönetici amaçtır, dışında ise öteki değerlerle yarışır ve her seferinde kazanmaz.

Sonraki derse köprü

Bu derste hakikat arayışının değerini savunduk ve savunmayı bilerek dar tuttuk. Soruşturmanın dışında hakikatin öteki değerlerle yarıştığını söyledik — ama o öteki değerlerin ne olduğunu hiç konuşmadık.

Zarfı açmayan kişi neyi koruyordu? Yemeği beğenmediğini söylemeyen kişi neyi gözetiyordu? İkisi de bir şeyi hakikatin önüne koydu ve o şeyin bir adı olmalı.

Sonraki alt ders tam olarak bunu soruyor: iyi yaşam. Felsefenin en eski sorularından biri ve hakikat arayışının neden yapıldığına dair ikinci büyük cevap; çünkü birçok gelenekte bilmek, iyi yaşamanın aracıdır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.