5.3 · Seviye 5 · Benlik
"Neden" yerine "ne"
Kendine "neden böyleyim" yerine "ne oluyor" diye sormak; daha az yanıltan soru
Farkındalık Akademisi — M13, Kendini Dışarıdan Görmek · 2.086 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Eskişehir'de bir yazılım şirketinde çalışan Tolga, üç yıldır aynı ekipte ve son aylarda işe gitmek istemiyor. Bir pazar akşamı kendine soruyor: "Ben neden bu işi sevmiyorum?" Cevaplar hızla geliyor: maaş yetersiz, yöneticisi takdir etmiyor, iş tekrarlı, şehir sıkıcı. Bir saat sonra elinde uzun bir liste var ve Tolga işinden her zamankinden daha çok nefret ediyor. Pazartesi istifa mektubunu yazmaya başlıyor.
Mektubu bitirmeden bir arkadaşı ona başka bir şey öneriyor: yedi iş günü boyunca, mesai bitince "Bugün ne oldu? Ne yaptım, ne hissettim?" sorusuna cevap yazmak. Tolga bunu yapıyor. Hafta sonunda listeye baktığında başka bir örüntü görüyor: sıkıldığı anların neredeyse hepsi uzun toplantılarda, enerji aldığı anlar ise tek başına bir sorunu çözdüğü öğleden sonralar. Maaştan ya da şehirden tek bir satırda söz etmemiş.
Tolga'nın "neden" sorusu ona hızlı ve ikna edici cevaplar verdi; ama bu cevaplar, o an aklına gelen şeylerden oluşuyordu. "Ne" sorusu ise yavaş ama gözleme dayalı bir tablo üretti. İstifa yerine yöneticisiyle toplantı yükünü konuşuyor. Bu ders, kendimiz hakkında sorduğumuz soruların biçiminin, bulduğumuz cevapları nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.
Tek fikir
"Neden böyleyim?" sorusu çoğu zaman o an akla gelen gerekçeleri toplar ve onlara inanmamıza yol açar. "Ne oluyor?" sorusu ise gözlemi toplar. Kendini tanımak için ikincisi daha az yanıltıcı olabilir.
Nasıl işler
Seviye 2'de insanların kendi davranışlarının nedenlerini bildiklerinden fazlasını söyleyebildiğini görmüştük: bir seçimin gerekçesini sorduğumuzda, cevap çoğu zaman gerçek süreci değil, akla yatkın bir açıklamayı yansıtıyor. Nurhan'ın lokanta gecesinde de, olumsuz bir olay hakkında genel "neden" sorularının bir döngüye dönüşebildiğini konuştuk. Bu ders iki bulguyu kendini tanıma sorusuna taşıyor: kendimiz hakkında "neden" diye sorduğumuzda ne oluyor?
Gerekçe analizinin bir yan etkisi var: yalnızca tutumu açıklamıyor, onu değiştirebiliyor. Tolga "neden bu işi sevmiyorum?" diye sorduğunda, aklına gelen olumsuz düşünceler, işe karşı tutumunu kendi yönlerine çekti. Bir saat sonraki Tolga, bir saat önceki Tolga'dan işini daha çok sevmiyordu; soruyu sormak, cevabı kısmen kendisi üretmişti.
"Ne" sorusu başka bir şey yapıyor. "Neden" bir açıklama istiyor; "ne" bir betimleme. "Bugün ne oldu?" sorusunun cevabı, bir kuram değil, bir gözlem. Ve gözlemler biriktiğinde, Tolga'nın örneğinde olduğu gibi, akla ilk gelen açıklamalardan farklı bir örüntü gösterebiliyor.
Burada ruminasyon dersindeki ölçüt kendini tanımaya taşınıyor: sorunun konusu değil, kuruluşu belirleyici. "Neden böyleyim?" sorusu sorulduğu anda, bir hikâye kurma süreci başlıyor; bu sürecin ürünü olan hikâye, kişinin kendisi hakkında bir gerçek gibi hissediliyor. "Ne oluyor?" sorusu bu süreci yavaşlatıyor ve hikâyenin yerine kayıt koyuyor.
Bu, "neden" sorusunun hiçbir zaman sorulmaması gerektiği anlamına gelmiyor. Ama "neden"in cevabının, "ne"nin birikmiş cevaplarına dayanması daha sağlam görünüyor.
Ne biliyoruz
Bir tutumun gerekçelerini düşünmenin o tutumu nasıl etkilediği, deneylerle incelendi.
İlk çalışmada üniversite öğrencileri bir kişi hakkında ilk izlenim oluşturdu; ardından o kişi hakkındaki olumlu ya da olumsuz düşünceler akılda kalıcı hâle getirildi. Bir süre sonra katılımcıların yarısı tutumlarının gerekçelerini analiz etti, yarısı ise kişinin davranışlarını hatırladı. Öngörüldüğü gibi, gerekçe analizi yapanlar, o kişi hakkında hatırlayabildikleri şeylere daha çok dayanan tutumlar bildirdi. İkinci çalışma, bu etkinin insanlar ilk izlenimlerini anında oluşturmasalar da ortaya çıktığını gösterdi.
İç gözlemin ne zaman gerçek bir içgörü getirdiği de araştırıldı.
Kendileri hakkında düşünme fırsatı bulan katılımcılar, içgörü belirtileri göstermeye özellikle yatkındı: kendi görüşlerini doğrulayan geri bildirimi kendilerini tanımlayıcı buldular, kendilerini arkadaşlarının onları değerlendirdiği biçime uyan biçimde puanladılar ve aşırı olumlu biri yerine kendilerini doğru gören bir etkileşim partnerini seçtiler. Bu etkiler, iç gözlem etkinliğinin türüne ve süresine göre değişiyordu.
Soyut düşünme alışkanlığını somut düşünmeye çevirmeyi hedefleyen bir müdahale, depresyonlu kişilerle rastgele kontrollü bir denemede sınandı.
Somutluk eğitimini olağan tedaviye eklemek, tedavi sonunda ve üç ile altı aylık izlemlerde depresif belirtileri belirgin biçimde azalttı; ruminasyon ve aşırı genellemeyi de tedavi sonunda azalttı. Somutluk eğitimi ile gevşeme eğitimi arasında belirtilerin azalması bakımından fark yoktu; ama somutluk eğitimi, gevşeme eğitimine göre ruminasyonu ve aşırı genellemeyi belirgin biçimde daha çok azalttı.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Önümüzdeki yedi günde, kendine yönelttiğin bir "neden"i "ne"ye çevireceksin.
Kayıt: Defterin ilk sayfasına ilk günkü "neden" cevaplarını yaz. Sonraki sayfalara her gün için "ne" kayıtlarını gir: an, saat, ne yaptığın, kiminle olduğun, bedeninde ve duygunda ne olduğu. Hafta sonunda "ne" kayıtlarını okuyup bir örüntü ara; sonra ilk günkü "neden" cevaplarıyla karşılaştır. "Neden" cevaplarından hangileri "ne" kayıtlarında doğrulandı, hangileri hiç görünmedi, ve "ne" kayıtlarında "neden" cevaplarında hiç olmayan bir şey çıktı mı?
Görevin amacı "neden" sorusunu yasaklamak değil. Amaç, bir açıklamaya varmadan önce gözlem biriktirmek ve açıklamanın gözlemlere dayanıp dayanmadığını görmek.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Kendimi tanımak için davranışlarımın nedenlerini düşünmeliyim."
Wilson ve arkadaşlarının deneylerinde, bir tutumun gerekçelerini analiz eden insanlar, tutumlarını o an akıllarına kolayca gelen düşüncelere dayandırdı. Tolga'nın "neden" listesi ona işini daha çok sevmemesine yol açtı; ama liste, iş gününün gerçek örüntüsünü değil, o akşam aklına gelenleri yansıtıyordu. Gerekçe düşünmek bir açıklama üretir, ama bu açıklama her zaman gerçek nedeni göstermez.
Yaygın yanlış"İç gözlem her zaman yanıltır; kendimi düşünmenin bir faydası yok."
Hixon ve Swann'ın deneylerinde, kendi hakkında düşünme fırsatı bulan katılımcılar bazı koşullarda daha fazla içgörü gösterdi; örneğin kendilerini arkadaşlarının gördüğü biçimde değerlendirdiler. Sorun iç gözlemin kendisi değil, biçimi ve süresi. Hacer'in "hangi anlarda" sorusu da bir iç gözlemdi, ama bir açıklama değil, bir gözlem istiyordu.
Yaygın yanlış"Somut düşünmek, sorunu küçümsemektir."
Watkins ve arkadaşlarının denemesinde, soyut düşünmeyi somut düşünmeye çevirmeyi alıştıran bir eğitim, depresyonlu kişilerde ruminasyonu ve aşırı genellemeyi azalttı. Barış'ın "soruyu yanlış okuyorum" gözlemi, "yatkın değilim" açıklamasından daha küçük görünse de, üzerinde çalışılabilecek bir şey; geniş bir açıklama ise çoğu zaman yalnızca bir yargı bırakıyor.
Sınır
Wilson ve arkadaşlarının deneyleri başka bir kişiye dair tutumlarla, Hixon ve Swann'ınkiler belirli kendini değerlendirme görevleriyle, Watkins ve arkadaşlarının denemesi ise depresyonlu kişilerle yapıldı. "Ne" sorusunun "neden" sorusundan daha az yanılttığı, bu bulguların bir araya getirilmesinden çıkan bir öneri; bu iki soru biçimini yan yana sınayan bir deney elimizde yok.
"Neden" sorusu her zaman yanıltıcı değil. Bazı durumlarda, örneğin bir karar verirken ya da bir değeri netleştirirken, gerekçeleri düşünmek gerekli. Ders, "neden"i kaldırmayı değil, onu gözlemlerden sonra sormayı öneriyor.
Ruminasyon, depresyon ya da kaygıyla boğuşuyorsan, bu dersteki araçlar bir tedavi değil. Watkins ve arkadaşlarının denemesindeki eğitim, olağan tedaviye ek olarak ve bir rehberlik eşliğinde uygulandı. Haftalarca süren olumsuz düşünceler ve ruh hâli için bir uzmanla görüşmek gerekiyor.
Kapanış
- Kendimiz hakkında "neden" diye sorduğumuzda, o an akla kolayca gelen gerekçeler toplanıyor ve bu gerekçeler tutumumuzu kendi yönlerine çekebiliyor; soruyu sormak, cevabı kısmen kendisi üretiyor.
- "Ne oluyor?" sorusu bir açıklama değil bir gözlem istiyor; gözlemler biriktiğinde, akla ilk gelen açıklamalardan farklı bir örüntü gösterebiliyor.
- İç gözlem bazı koşullarda içgörüyü artırabiliyor ve soyut düşünmeyi somutlaştırma alıştırmaları ruminasyonu azaltabiliyor; önemli olan iç gözlemin biçimi ve "neden"in cevabının gözlemlere dayanması.
Üç soru
- Tolga'nın "neden" listesi onu istifaya yaklaştırdı, "ne" kayıtları ise başka bir yöne. Wilson ve arkadaşlarının bulgusunu kullanarak bu farkı açıkla.
- Barış'ın "Ben zaten matematiğe yatkın değilim" cümlesi ile "Soruyu yanlış okuyorum" cümlesi arasındaki fark ne? Hangisi üzerinde çalışılabilir?
- Gülsüm arkadaşının neden kırgın olduğunu kendi kendine düşünmek yerine ona sordu. Bu, bu modülün önceki dersiyle nasıl ilişkili?
Yanıtlar
Birinci soruda Wilson ve arkadaşları, bir tutumun gerekçelerini analiz eden insanların, tutumlarını o an akıllarına kolayca gelen düşüncelere dayandırdığını buldu. Tolga pazar akşamı "neden bu işi sevmiyorum?" diye sorduğunda, aklına gelen olumsuz düşünceler (maaş, yönetici, şehir) işe karşı tutumunu kendi yönlerine çekti ve onu istifaya yaklaştırdı. "Ne" kayıtları ise bir hafta boyunca gerçekten olan anları biriktirdi ve başka bir örüntü gösterdi: sorun işin tamamı değil, uzun toplantılardı. İlk cevap bir açıklama, ikincisi bir gözlem birikimiydi.
İkinci soruda "Ben zaten matematiğe yatkın değilim" geniş, soyut bir açıklama; Barış'ın kendisi hakkında değiştiremeyeceği bir yargı gibi duruyor ve üzerinde çalışılacak bir şey bırakmıyor. "Soruyu yanlış okuyorum" ise somut bir gözlem; belirli bir adımı gösteriyor ve o adım üzerinde çalışılabilir, örneğin soruyu iki kez okumak ya da istenen şeyin altını çizmek. Watkins ve arkadaşlarının denemesindeki somutluk eğitimi de soyut düşünmeyi bu tür somut düşünmeye çevirmeyi alıştırıyordu.
Üçüncü soruda önceki ders, kişiliğin ve davranışın bazı yönlerini başkalarının bizden daha iyi bildiğini gösterdi. Gülsüm'ün "Neden bana kızgın?" sorusu, yalnızca kendi iç gözlemine dayanıyordu ve ona kendi kusurları hakkında onlarca olası açıklama üretti; ama hiçbiri doğru değildi. Arkadaşına "Ne oldu?" diye sorduğunda, hem soruyu bir "ne" sorusuna çevirdi hem de cevabı içeriden değil, dışarıdan, olayı yaşayan diğer kişiden aldı. İki dersin önerisi burada birleşiyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste kendimiz hakkında sorduğumuz soruların biçiminin cevapları nasıl şekillendirdiğini gördük. Gülsüm'ün örneğinde olduğu gibi, bazı cevaplar yalnızca başkalarında. Sıradaki ders, «Johari penceresi», kendimizi açık, gizli, kör ve bilinmeyen alanlara ayıran bir şemayı ve kör alanın ancak başkasının görmesiyle aydınlanabileceğini ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.