4.14 · Seviye 4 · Düşünce ve yargı
Karar günlüğü
Tahmin, gerekçe ve sonucu ayrı ayrı yazmak; sonuç yanlılığını (outcome bias) kendi kaydında görmek
Farkındalık Akademisi — M12, Düşünceyle İlişki · 2.130 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Karaman'da on beş yıldır bir bakkal işleten Kevser, iki yıl önce şehrin öbür ucunda ikinci bir dükkân açmaya karar vermişti. Yeni dükkânın açılışından üç ay sonra belediye önündeki caddeyi bir yıllığına kazıya açtı; müşteri gelemedi, dükkân kapandı. Şimdi akrabaları, komşuları, hatta kendisi aynı cümleyi kuruyor: "Baştan belliydi. O mahalle tutmazdı."
Kevser bir akşam eski bir defterini buluyor. İki yıl önce, karar verirken üç sayfa not almış. Notlarda mahallenin nüfusu, yakındaki iki okul, en yakın marketin uzaklığı, bir yıllık kira hesabı ve bir cümle var: "En büyük risk: ilk altı ay müşteri alışkanlığı oluşmaz. Bunu karşılayacak birikim var." Defterde caddenin kazılacağına dair hiçbir şey yok; Kevser'in bunu bilmesinin bir yolu da yoktu.
Kevser defteri kapattığında iki şey fark ediyor. Birincisi, "baştan belliydi" cümlesi doğru değil; o gün belli olan şeyler deftere yazılmış ve hiçbiri dükkânın kapanacağını söylemiyor. İkincisi, defter olmasaydı kendi hatırladığı karar da, sonuca göre yeniden yazılmış olacaktı. Kevser'in elindeki şey, sonucun dokunamadığı bir sayfaydı; bu ders o sayfanın nasıl tutulacağını ve ona neden ihtiyaç olduğunu anlatıyor.
Tek fikir
Bir karar iyi olup kötü sonuçlanabilir, kötü olup iyi sonuçlanabilir. Sonucu öğrendikten sonra karar anını dürüstçe hatırlamak zordur. Kararı verirken yazılan bir kayıt, kararı sonucundan ayırmanın en güvenilir yolu.
Nasıl işler
Bu seviye boyunca düşünceyi ve yargıyı farklı açılardan gördük: hızlı cevabın eminliğini, sezginin hangi ortamda güvenilir olduğunu, yanlılıkları, kalibrasyonu ve düşünceyle ilişkiyi. Bu ders hepsini tek bir alışkanlıkta topluyor: kararları yazmak.
Bir kararı değerlendirirken en sık yapılan hata, onu sonucuna göre yargılamak.
Sonuç yanlılığına yakın bir başka eğilim, Temel Psikoloji Akademisi'nin sağduyunun sınırları dersinde tanımlanan sonradan bilmişlik yanlılığı (hindsight bias): bir olayın sonucunu öğrendikten sonra, o sonucun baştan tahmin edilebilir olduğunu düşünmek. Kevser'in çevresindekilerin "baştan belliydi" demesi bunun gündelik bir örneği. İki yanlılık birlikte işleyince, kötü sonuçlanan bir karar hem öngörülebilir hem de kötü düşünülmüş görünüyor.
Bu yanlılıkların içeriden görülmesi zor, çünkü sonucu öğrendiğimiz anda bellek de değişiyor. Karar anında hangi bilgilerin elimizde olduğunu, hangi olasılıkları düşündüğümüzü, ne kadar emin olduğumuzu, sonucu bildikten sonra temiz bir biçimde hatırlayamıyoruz. Seviye 2'de belleğin iç gözlemi nasıl bozduğunu görmüştük; burada aynı sorun kararlar için geçerli.
Karar günlüğünün değeri, sonuç yanlılığını ve sonradan bilmişliği düzeltmesinde. Kevser'in defteri, karar anında elinde olan bilgiyi sonucun dokunamayacağı bir yerde tutmuştu. Sonuç geldiğinde iki soru sorabildi: kararım o günkü bilgiyle iyi miydi? Sonuç, kararımın kalitesinden mi yoksa öngörülemeyen bir şeyden mi kaynaklandı?
Bu modülde gördüğümüz araçlar da günlükte buluşuyor. Önceki derste gördüğümüz "keşke" düşüncesi, bir kayıt olmadan kararın kendisine mi yoksa şansa mı yönelmesi gerektiğini bilemiyor. Kalibrasyon modülündeki eminlik puanı, günlükte her kararın yanına yazılınca zamanla ölçülebilir hâle geliyor.
Ne biliyoruz
Bir kararın sonucunun, kararın nasıl değerlendirildiğini etkileyip etkilemediği bir dizi deneyle sınandı.
Katılımcılar, sonuç olumlu olduğunda düşünceyi daha iyi, karar vereni daha yetkin buldu ve kararı ona bırakmaya daha istekli oldu. Para kumarlarında, seçilmeyen seçeneğin sonucu kötü çıktığında düşünceyi daha iyi değerlendirdiler. Kendilerine sorulduğunda, katılımcılar bu değerlendirmeleri yaparken sonuçları dikkate almamaları gerektiğini düşünüyordu; ama yine de dikkate aldılar.
Sonradan bilmişliğin kaynakları ve onu azaltmanın yolları, geniş bir literatürü özetleyen bir makalede toplandı.
Yazarlara göre sonradan bilmişlik üç kaynaktan besleniyor: insanların şimdi doğru olduğunu bildikleri şeyle tutarlı bilgileri seçerek hatırlaması ve bilgilerine anlam yüklemesi; geçmiş bir sonucun ne kadar kolay anlaşıldığının, onun önceden ne kadar olası olduğuyla karıştırılması; ve dünyayı düzenli ve öngörülebilir görme, sorunlardan sorumlu tutulmaktan kaçınma ihtiyacı. Sonuçları arasında geçmişin tek bir nedensel açıklamasına dar bir dikkat ve kişinin yargılarının kesinliğine dair genel bir aşırı güven var. Yazarlar, insanları belirli bir sonuç için başka nedensel açıklamaları düşünmeye yönelten bir müdahalenin sonradan bilmişliği azaltabildiğini belirtiyor.
Bir açıklamanın sonuçtan önce mi sonra mı düşünüldüğünün önemi bir dizi deneyle incelendi.
Dördüncü deneyde katılımcılar, beklenmedik bir sonuca dair bir açıklamaya, açıklama sonuç ortaya çıkmadan önce dile getirildiğinde, sürpriz bilindikten sonra önerildiği duruma göre daha fazla güven duydu. Yazarlar, beklenmedik sonuçların nedenlerini önceden düşünmenin, bu sonuçların sonradan değerlendirilmesini ve aktarılmasını iyileştirebileceğini öne sürüyor.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Önümüzdeki iki hafta boyunca, bir karar günlüğü tutmaya başlayacaksın.
Kayıt: Her kararın iki parçası olur. Birinci parça karar anında yazılır: tarih, karar, gerekçeler, beklenen sonuç, güven yüzdesi, en büyük risk. İkinci parça sonuç geldiğinde yazılır: gerçek sonuç, sonucun beklentiye ne kadar uyduğu, en büyük riskin gerçekleşip gerçekleşmediği ve iki ayrı değerlendirme: "Kararım o günkü bilgiyle iyi miydi?" ve "Sonuç iyi miydi?". Kaydı açmadan önce karar anında ne düşündüğünü hatırlamaya çalış ve hatırladığınla yazdığını karşılaştır.
Görevin amacı her kararı yazıya dökmek değil; bu gündelik hayatta mümkün de değil. Amaç, önemli kararlar için, sonucun dokunamayacağı bir kayıt tutma alışkanlığını başlatmak ve kendi hafızanın sonuca göre nasıl değiştiğini görmek.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Kötü sonuçlanan karar kötü bir karardır."
Baron ve Hershey'in çalışmasında insanlar, karar anındaki bütün bilgilere sahip olsalar bile, kararları sonuçlarına göre değerlendirdi; bunu yapmamaları gerektiğini bildikleri hâlde. Kevser'in kararı, o günkü bilgiyle makul bir karardı; caddenin kazılmasını öngörmenin bir yolu yoktu. Oktay'ın geri dönme kararı da iyi bir sonucun gölgesinde gereksiz göründü, ama o günkü bilgilerle doğruydu.
Yaygın yanlış"Sonucu öğrendikten sonra, karar verirken ne düşündüğümü hâlâ hatırlarım."
Roese ve Vohs'un derlemesine göre sonradan bilmişlik kısmen bir bellek bozulması: insanlar, şimdi doğru olduğunu bildikleri şeyle tutarlı bilgileri seçerek hatırlıyor. Kevser'in defteri olmasaydı, kendisi de "baştan belliydi" cümlesine katılacaktı. Bellek, sonuca göre yeniden yazılıyor; kayıt yazılmıyor.
Yaygın yanlış"Riskleri sonradan analiz etmek yeterli."
Davis ve Fischhoff'un deneyinde, bir sonucun olası nedenleri önceden düşünüldüğünde, sonuç geldikten sonra o nedenlere daha fazla güven duyuldu. Sonradan yapılan analiz, sonucun gölgesinde kalıyor. Ufuk'un elektrik kesintisi riskini önceden yazmış olması, sonuç geldiğinde neyin yanlış gittiğini sonucun etkisinden bağımsız görmesini sağladı.
Sınır
Baron ve Hershey'in ve Davis ve Fischhoff'un deneyleri kurgusal senaryolarla yapıldı; Roese ve Vohs'un kaynağı bir derleme. Karar günlüğünün gerçek hayatta sonuç yanlılığını ve sonradan bilmişliği ne kadar azalttığına dair doğrudan bir deney bu derste yok; günlük, bu bulgulardan çıkarılmış bir uygulama.
Bir karar günlüğü, kararın iyi olup olmadığını kesin olarak söylemez. Gerekçeler yazılırken de eksik ya da yanlı olabilir; kayıt yalnızca karar anının daha dürüst bir görüntüsünü korur. Bazı kararlarda iyi bir kararla iyi bir sonuç arasındaki ilişki o kadar zayıftır ki, tek bir kararın kaydından ders çıkarmak zor; bu yüzden günlüğün değeri zamanla, çok sayıda karar biriktikçe artar.
Günlük, kişiyi her kararı aşırı analiz etmeye de itebilir. Önemsiz kararlar için bir kayıt gerekmez; günlük, sonucu önemli ve geri dönüşü zor kararlar için.
Kapanış
- Bir karar iyi olup kötü sonuçlanabilir; insanlar, karar anındaki bilgilere sahip olsalar ve bunu yapmamaları gerektiğini bilseler bile, kararları sonuçlarına göre değerlendirme eğiliminde.
- Sonucu öğrendikten sonra bellek de değişiyor: insanlar sonuçla tutarlı bilgileri seçerek hatırlıyor ve sonucun baştan öngörülebilir olduğunu düşünüyor; başka nedensel açıklamalar düşünmek bunu azaltabiliyor.
- Karar anında tahmini, gerekçeyi, güveni ve riskleri yazmak, sonucun dokunamayacağı bir kayıt bırakır; sonuç geldiğinde "kararım o günkü bilgiyle iyi miydi?" ve "sonuç iyi miydi?" sorularını ayrı ayrı sormayı mümkün kılar.
Üç soru
- Kevser'in çevresindekiler "Baştan belliydi" dedi. Sonuç yanlılığı ve sonradan bilmişlik kavramlarıyla bu cümleyi değerlendir.
- Nihat'ın kararı iyi sonuçlandı ve herkes onu övdü. Nihat neden övgüyü kabul ederken kararın iyi sonucunun bir kısmının şanstan geldiğini not etti?
- Davis ve Fischhoff'un bulgusu, karar günlüğünde riskleri önceden yazmanın değerini nasıl destekliyor?
Yanıtlar
Birinci soruda "Baştan belliydi" cümlesi iki yanlılığı birden taşıyor. Sonradan bilmişlik, sonucu öğrendikten sonra onun baştan öngörülebilir olduğunu düşünmek; çevredekiler dükkânın kapanacağını önceden bilmiyordu, ama sonucu bildikten sonra öyle hatırlıyorlar. Sonuç yanlılığı ise kararın kalitesini sonucuna göre değerlendirmek; dükkân kapandığı için karar kötü düşünülmüş görünüyor. Kevser'in defteri ise karar anındaki bilgiyi gösteriyor: mahalle, okullar, kira, birikim hesabı yapılmış, en büyük risk düşünülmüştü. Caddenin kazılması o gün bilinemezdi.
İkinci soruda Nihat, iyi bir sonucun da sonuç yanlılığına yol açabileceğini biliyordu. Kararın iyi sonuçlanması, onun iyi düşünülmüş olduğunu göstermiyor; Nihat'ın notları kararı başka bir nedenle verdiğini ve iyi sonuçta yeni rehber öğretmenin de payı olabileceğini gösteriyordu. Övgüyü olduğu gibi kabul etseydi, gelecekte benzer bir kararı yanlış gerekçelerle tekrarlayabilirdi. Şansın payını not etmek, bir sonraki kararda neye güvenebileceğini daha doğru görmesini sağlıyor.
Üçüncü soruda Davis ve Fischhoff, bir sonucun olası nedenleri önceden düşünüldüğünde, sonuç geldikten sonra o nedenlere daha fazla güven duyulduğunu buldu; sonradan önerilen açıklamalara ise daha az güven duyuluyordu. Karar günlüğünde riskleri önceden yazmak, tam olarak bunu yapıyor: sonucun olası nedenlerini sonuç gelmeden kayda geçiriyor. Ufuk'un elektrik kesintisi riskini önceden yazmış olması, süt artışı az çıktığında bunun önceden düşünülmüş bir risk olduğunu, sonradan uydurulmuş bir açıklama olmadığını görmesini sağladı.
Sonraki derse köprü
Seviye 4 boyunca düşüncenin ve yargının içine baktık: hızlı ve yavaş düşünmeye, sezgiye, yanlılıklara, kalibrasyona, düşünceyle ilişkiye ve bu derste kararları yazmaya. Hepsinde bakış içeriden dışarıya, kendi düşüncemize dönüktü. Seviye 5 bakışı tersine çeviriyor: başkalarının bizi nasıl gördüğüne ve kendimize dışarıdan bakmaya. İlk dersi, «Nesnel öz-farkındalık», bir aynanın karşısında dikkatin kendimize dönmesini ve bunun bize ne yaptığını, Duval ve Wicklund'un kuramı üzerinden ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.