4.3 · Seviye 4 · Düşünce ve yargı
Bilişsel yük farkındalığı daraltır
Zihin doluyken neyin ilk kaybolduğu (cognitive load); yorgun karar, aceleyle yazılan mesaj
Farkındalık Akademisi — M09, İki Hız · 2.083 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Yalova'da bir muhasebe bürosunda çalışan Tülay, ayın son günü öğleden sonra üç şirketin beyannamesini aynı anda yetiştirmeye çalışıyor. Bir yandan ekrandaki faturaları topluyor, bir yandan aklında az önce telefonda verilen bir vergi numarasını tutuyor, bir yandan da hangi müşteriyi henüz aramadığını hatırlamaya çalışıyor. Telefonuna iş arkadaşı Özlem'den bir mesaj düşüyor: "Akşam çıkarken beni de bırakır mısın?" Tülay gözünü ekrandan ayırmadan tek elle yazıyor: "Bilmiyorum, bakarız." Gönderiyor ve faturalara dönüyor.
Akşam yedide işi bitirdiğinde üç şeyi aynı anda fark ediyor. Özlem çoktan çıkmış; mesajı soğuk bulmuş olmalı, cevap vermemiş. Öğleden beri hiçbir şey yemediği ve başının zonklamaya başladığı hâlde bunu hiç hissetmemiş. Ve masasının yanındaki pencereden gelen çekiç sesini, yan binadaki tadilatı, ancak şimdi duyuyor; oysa saatlerdir sürüyormuş.
Tülay o öğleden sonra aptallaşmamıştı; işini doğru yaptı. Ama zihni doluyken bazı şeyler sessizce kaybolmuştu: beklenmedik bir ses, bedeninin sinyalleri ve kendi mesajının tonu. Bu ders, zihin doluyken farkındalığın neden daraldığını ve neyin önce kaybolduğunu anlatıyor.
Tek fikir
Zihin bir şeyi akılda tutmak ve düzenlemekle meşgulken, farkındalığın kenarları daralır: beklenmedik şeyler, beden sinyalleri ve kendi davranışımızın tonu ilk kaybolanlar arasındadır.
Nasıl işler
Önceki iki derste, hızlı bir cevabın yanındaki eminlik hissini ve sezginin hangi ortamlarda güvenilir olduğunu konuştuk. Bu derste başka bir değişkene bakıyoruz: o an zihnin ne kadar dolu olduğuna. Aynı kişi, aynı ortamda, zihni boşken fark ettiği bir şeyi, zihni doluyken kaçırabiliyor.
Çalışma belleği, yalnızca bilgiyi akılda tutan bir depo gibi değil, dikkatin neye yöneleceğini belirleyen bir düzenleyici gibi de çalışıyor. Neyin önemli olduğunu, neyin görmezden gelinmesi gerektiğini aklında tutan da o. Bu yüzden çalışma belleği dolduğunda, iki ayrı şey olabiliyor: önemsiz ama dikkat çekici şeyler daha çok araya girebiliyor, ve beklenmedik ama önemli şeyler fark edilmeden geçebiliyor.
Tülay'ın öğleden sonrası yürütücü süreçlerle doluydu: rakamları toplamak, bir numarayı akılda tutmak, aranacak müşterileri sıraya koymak. Bu süreçler, tadilat sesi gibi beklenmedik bir uyaranı fark etmeyi, açlık ve baş ağrısı gibi beden sinyallerini ve mesajını yazarken Özlem'in onu nasıl okuyacağını düşünmeyi aynı kaynaktan besleniyordu.
Temel Psikoloji Akademisi bu konuya iki yerden değiniyor: çoklu görev dersi, iki işi birlikte yapmanın her ikisini de yavaşlattığını; seçici dikkat dersi ise algısal yükün dikkat dağıtıcıları nasıl etkilediğini anlatıyor. Bu ders, bu kapasite sınırlarının farkındalığa ne yaptığına bakıyor: yük altında yalnızca performans düşmüyor, neyi fark ettiğimiz de değişiyor.
Burada bir ayrıntı önemli. Yük her zaman aynı yönde etkilemiyor. Temel Psikoloji Akademisi'nin anlattığı algısal yük kuramına göre, algıyı dolduran bir görev, örneğin kalabalık bir ekranda bir harf aramak, dikkat dağıtıcıların etkisini azaltabiliyor. Çalışma belleğini dolduran bir görev ise, aşağıdaki çalışmanın gösterdiği gibi, dikkat dağıtıcıların etkisini artırabiliyor. Gündelik hayatta "çok meşguldüm" dediğimizde, hangi tür yükün altında olduğumuz, neyi kaçırdığımızı belirleyebiliyor.
Ne biliyoruz
Çalışma belleğindeki yükün, görmezden gelinmesi gereken şeylerin araya girmesini etkileyip etkilemediği sınandı.
Yüksek bellek yükü, beynin ön bölgesinde artmış etkinlikle birlikte, dikkat dağıtıcı yüzlerin davranışsal performansa daha çok karışmasına ve görsel kortekste yüzlerle ilişkili etkinliğin artmasına yol açtı. Yazarlar bulguyu, çalışma belleğinin görsel seçici dikkatin denetiminde önemli bir rol oynadığının kanıtı olarak yorumluyor.
Yürütücü süreçlerle meşgul olmanın beklenmedik bir şeyi fark etmeyi etkileyip etkilemediği de sınandı.
Katılımcılar, sözel bir malzemeyi ya yalnızca akılda tuttu ya da alfabetik sıraya göre yeniden düzenledi. Bu sırada ekranda beklenmedik bir görsel uyaran belirdi. Uyaran, malzeme yeniden düzenlenirken, yalnızca akılda tutulurkenkinden daha sık kaçırıldı. Yazarlar, yürütücü süreçlerin meşgul olmasının beklenmedik, görevle ilgisiz uyaranları fark etme yeteneğini bozduğunu öne sürüyor.
Yükün farkındalığı daraltmasının her zaman kötü olmadığını gösteren bir çalışma da var.
Üç deneyde de katılımcılar, olumsuz resimlerden sonra yüksek yüklü bir görev yaptıklarında, düşük yüklü bir görev yaptıklarından daha az olumsuz bir ruh hâli bildirdi. Nötr resimlerde yük ruh hâlini etkilemedi. Yük yüksek olduğunda, çok olumsuz resimler hafif olumsuz resimlerden daha kötü bir ruh hâli yaratmıyordu. Yazarlar, çalışma belleğini doldurmanın ruh hâliyle uyumlu düşünceleri engelleyerek olumsuz ruh hâlinden uzaklaşmayı kolaylaştırdığını öne sürüyor.
Bu üç çalışma birlikte bir tablo çiziyor. Zihin doluyken dikkat dağıtıcılar araya daha çok girebiliyor, beklenmedik şeyler fark edilmeden geçebiliyor ve olumsuz duygular arka plana itilebiliyor. Bunlardan bazıları işe yarar, bazıları zararlı; ama hepsi farkındalığın daraldığını gösteriyor.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Üç gün boyunca, zihnin en dolu olduğu anlarda neyi kaçırdığını kaydedeceksin.
Kayıt: Her iş günlüğe tek satır olarak girer: iş, başlangıçtaki beden, ses ve plan notları, bitişte fark ettiğin değişiklikler, iş sırasında fark etmediğin ama sonra fark ettiğin şeyler, iş sırasında yazdığın mesaj ve şimdi onu nasıl bulduğun. Üç günün sonunda bak: zihnin doluyken en sık neyi kaçırıyorsun, beden sinyallerini mi, çevreyi mi, kendi tonunu mu?
Görevin amacı yoğun işlerden kaçınmak değil. Amaç, hangi işlerin farkındalığını en çok daralttığını ve o sırada neyi kaçırma eğiliminde olduğunu bilmek; böylece Gökhan'ın kâğıdı ya da Melike'nin ikinci kişisi gibi, o işlerde bir dış destek kurabilirsin.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Meşgulken dikkat dağıtıcıları daha kolay görmezden gelirim."
Bu, yükün türüne bağlı. de Fockert ve arkadaşlarının çalışmasında, akılda tutulan bilginin yükü arttıkça görmezden gelinmesi gereken yüzler davranışa daha çok karıştı. Algıyı dolduran bir görev dikkat dağıtıcıları azaltabilir; ama aklında bir şeyi tutup düzenlemek, dikkatin neyi dışarıda bırakacağını belirleyen kaynağı da tüketiyor.
Yaygın yanlış"Önemli bir şey olursa, ne kadar meşgul olursam olayım fark ederim."
Fougnie ve Marois'nın çalışmasında, akıldaki bilgiyi yeniden düzenleyen katılımcılar ekranda beliren beklenmedik bir uyaranı, yalnızca bilgiyi akılda tutanlardan daha sık kaçırdı. Tülay'ın tadilat sesi ve Melike'nin yanığı, beklenmedik şeylerin zihin doluyken nasıl sessizce geçebildiğinin gündelik örnekleri.
Yaygın yanlış"Meşgul olmak olumsuz duygulardan uzaklaşmanın sağlıklı bir yoludur."
Van Dillen ve Koole'un çalışması, çalışma belleğini dolduran bir görevin olumsuz ruh hâlini kısa süreliğine azaltabildiğini gösteriyor; bu bazen işe yarar. Ama Aysun'un örneğindeki gibi, yoğunluk bir duyguyu ortadan kaldırmıyor, onu fark etmeyi erteliyor olabilir. Kısa bir nefes ile sürekli bir kaçış arasındaki farkı bilmek önemli.
Sınır
Dersin dayandığı deneylerin hepsi laboratuvarda, kısa süreli ve yapay görevlerle yapıldı. Dikkat dağıtıcılar ekrandaki yüzlerdi, beklenmedik uyaran ekranda beliren bir şekildi, olumsuz ruh hâli resimlerle uyandırıldı. Gündelik hayattaki karmaşık işlere, beden sinyallerine ve kendi davranışımızın tonuna taşınması bir çıkarım.
Yükün farkındalığı daralttığı genel olarak iyi desteklenen bir fikir; ama hangi yükün neyi ne kadar etkilediği, kişiden kişiye ve işten işe değişebilir. Bu ders bir yükü ölçmenin ya da azaltmanın kesin bir yolunu vermiyor; yalnızca kendi işlerinde bu daralmayı fark etmenin bir yolunu öneriyor.
İş yükünün sürekli olarak beden sinyallerini, ilişkilerini ya da duygularını fark etmeni engellediğini görüyorsan, ya da yoğunluğu uzun süredir zor bir duygudan kaçmanın bir yolu olarak kullandığını düşünüyorsan, bunu bir terapistle ya da iş yerinde, yükü paylaştırabilecek biriyle konuşmak işe yarayabilir.
Kapanış
- Zihin bir şeyi akılda tutmak ve düzenlemekle meşgulken farkındalığın kenarları daralır; görmezden gelinmesi gereken şeyler daha çok araya girebilir, beklenmedik şeyler fark edilmeden geçebilir.
- Yükün etkisi türüne bağlı: algıyı dolduran bir görev dikkat dağıtıcıları azaltabilirken, çalışma belleğini dolduran bir görev onları artırabilir.
- Yük olumsuz bir duyguyu kısa süreliğine arka plana itebilir; bu bazen bir nefes, bazen bir erteleme. Hangi işlerin farkındalığını daralttığını bilmek, o işler için kâğıt ya da ikinci bir kişi gibi bir dış destek kurmayı mümkün kılar.
Üç soru
- Tülay'ın öğleden sonra kaçırdığı üç şeyi, yürütücü süreçler ve çalışma belleği yükü kavramlarıyla açıkla.
- Bir arkadaşın, "Kafam doluyken etrafımdaki gürültüyü hiç duymam, dikkatim dağılmaz," diyor. de Fockert ve arkadaşlarının bulgusunu kullanarak bu iddiayı değerlendir.
- Gökhan rotayı kâğıda yazınca ekibiyle konuşurken sesinin tonunu duyabildiğini fark etti. Bu değişiklik neden işe yaramış olabilir?
Yanıtlar
Birinci soruda Tülay'ın öğleden sonrası yürütücü süreçlerle doluydu: faturaları toplamak, bir vergi numarasını akılda tutmak, aranacak müşterileri sıraya koymak. Çalışma belleği yükü yüksekti. Fougnie ve Marois'nın bulgusuna göre, yürütücü süreçler meşgulken beklenmedik uyaranlar daha sık kaçırılıyor; tadilat sesi böyle bir uyarandı. Açlık ve baş ağrısı gibi beden sinyalleri ve Özlem'e yazdığı mesajın tonunu düşünmek de aynı sınırlı kaynaktan besleniyordu; zihin doluyken bunlar arka plana itildi.
İkinci soruda arkadaşının iddiası, yükün türüne bağlı olarak yanlış olabilir. de Fockert ve arkadaşlarının çalışmasında, akılda tutulan bilginin yükü arttıkça, görmezden gelinmesi gereken yüzler davranışa daha çok karıştı ve beyinde daha çok işlendi. Yani aklını bir şeyi tutmak ve düzenlemekle doldurmak, dikkat dağıtıcıları dışarıda tutmayı zorlaştırabilir. Arkadaşın gürültüyü bilinçli olarak duymadığını hissedebilir, ama bu gürültünün onu etkilemediği anlamına gelmiyor.
Üçüncü soruda rotayı kâğıda yazmak, Gökhan'ın çalışma belleğindeki yükü azalttı; rotayı aklında tutmak ve düzenlemek zorunda kalmadı. Böylece serbest kalan kaynak, konuşurken kendi tonunu ve ekibinin tepkilerini fark etmeye yönelebildi. Bu, yükün farkındalığı daralttığı fikrinin tersinden bir uygulaması: yükü bir dış araca bırakınca, farkındalık yeniden genişleyebiliyor.
Sonraki derse köprü
Bu modülde düşüncenin iki hızına, sezginin güvenilir olduğu ortamlara ve zihin doluyken farkındalığın nasıl daraldığına baktık. Ama zihin boşken ve dikkatliyken bile görmekte zorlandığımız bir şey var: kendi yargımızdaki yanlılıklar. Sıradaki modülün ilk dersi, «Önyargı kör noktası», insanların yanlılıkları başkalarında kolayca görüp kendilerinde görmemesini, Pronin ve arkadaşlarının çalışmaları üzerinden ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.