4.1 · Seviye 4 · Düşünce ve yargı
Hızlı ve yavaş düşünme
İki sistem ayrımı: kullanışlı bir model olarak gücü ve eleştirileri
Farkındalık Akademisi — M09, İki Hız · 2.141 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
- Temel Psikoloji Akademisi’nde: İki sistem kuramı ve eleştirisi
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Nevşehir'de bir sebze halinde komisyoncu olan Fadıl, akşamüstü yeğeni Nazlı'ya günün hesabını anlatıyor. "Sabah bir kasa kayısıyı üç yüz liraya aldım, dört yüze sattım. Öğlen aynı kasayı beş yüze geri aldım, altı yüze sattım. Ne kazandım?" Nazlı hiç düşünmeden "Yüz lira" diyor. Cevap ağzından çıkarken içinde hiçbir tereddüt yok; o kadar açık geliyor ki.
Fadıl gülümsüyor ve kâğıda iki satır yazıyor: ilk alışverişte yüz, ikincisinde yüz. Nazlı bir an duraklıyor, kâğıda bakıyor, "İki yüz," diyor. Sonra kendine kızıyor: hesap zor değildi. Zor olan, ilk cevabın yanlış olabileceğini hiç hissetmemesiydi.
Nazlı'nın ilk cevabı hızlı geldi; ikincisi kâğıda bakınca, yavaş geldi. Ama bu dersin ilgilendiği şey iki cevabın kendisi değil, ikisi arasındaki an: ilk cevapla birlikte gelen "bu doğru" hissi ve o hissin ne zaman yeniden düşünmeyi başlattığı, ne zaman başlatmadığı.
Tek fikir
Hızlı bir cevap çoğu zaman yanında bir doğruluk hissiyle gelir. Bu his zayıfsa yeniden düşünürüz; güçlüyse genellikle düşünmeyiz. Ama hissin gücü, cevabın doğruluğunu değil, ne kadar kolay geldiğini yansıtabilir.
Nasıl işler
Temel Psikoloji Akademisi iki sistem kuramını ve eleştirisini ayrı bir derste ele alıyor: hızlı, otomatik süreçler ile yavaş, çaba isteyen süreçler arasındaki ayrımı, ilk aklına geleni sorgulama eğilimini ölçen testleri ve hızlı cevapların sanıldığından daha sık doğru olabildiğini gösteren eleştirileri. Burada o tartışma tekrar edilmiyor. Bu ders, iki hız ayrımının farkındalık için ne işe yaradığına bakıyor.
Farkındalık açısından asıl soru şu: hızlı bir cevabı ne zaman kabul ediyoruz, ne zaman durup yeniden düşünüyoruz? İki sistem kuramının ilk biçimleri bu geçişi pek açıklamıyordu. Yavaş düşünmenin hızlı cevabı "gerektiğinde" denetlediği söyleniyordu; ama neyin bunu gerekli kıldığı belirsizdi.
Bir yanıt önerisi, hızlı cevapla birlikte gelen bir hisse işaret ediyor.
Bu his zayıf olduğunda, cevap üzerinde daha uzun düşünme ve onu değiştirme olasılığı artıyor; güçlü olduğunda, cevap genellikle olduğu gibi kabul ediliyor. Nazlı'nın "yüz lira" cevabı çok güçlü bir doğruluk hissiyle geldi; bu yüzden onu sorgulamadı.
Peki bu hissin gücünü ne belirliyor? Bulgulara göre önemli bir etken, cevabın ne kadar kolay ve hızlı akla geldiği.
Burada farkındalık için bir tuzak var. Akıcılık, bir cevabın doğruluğuyla her zaman ilişkili değil. Nazlı'nın "yüz lira" cevabı kolay geldi, çünkü sorunun yapısı tek bir alışverişi andırıyordu; kolaylık, hesabın kendisinden değil, sorunun görünüşünden geliyordu. Bu yüzden güçlü bir doğruluk hissi, cevabın doğru olduğunun değil, akla kolay geldiğinin işareti olabilir.
Seviye 2'de üst-farkındalık anını, yani düşüncenin nereye gittiğini fark ettiğimiz anı görmüştük. Doğruluk hissini fark etmek bu anın bir türü: bir cevabı düşünmekle kalmayıp, o cevaptan ne kadar emin olduğumu ve bu eminliğin nereden geldiğini de fark etmek. Seviye 3'te bir beden sinyalinin kaynağını sorduğumuz gibi, burada da bir hissin kaynağını soruyoruz.
Ne biliyoruz
Hızlı bir cevaba eşlik eden hissin, yeniden düşünmeyi belirleyip belirlemediği bir dizi deneyle sınandı.
Ayrı deneylerde katılımcılar dört farklı akıl yürütme görevinden birini çözdü. Her soruya önce ilk, sezgisel bir cevap verip bu cevabın doğruluğuna dair hislerini puanladılar; ardından istedikleri kadar düşünüp son cevaplarını verdiler. Her deneyde doğruluk hissi ile yeniden düşünme arasında güçlü bir ilişki görüldü: düşük doğruluk hissi, daha uzun yeniden düşünme süresi ve cevabı değiştirme olasılığının artmasıyla ilişkiliydi. Doğruluk hissini ise ilk cevabın ne kadar akıcı, yani ne kadar hızlı üretildiği tutarlı biçimde öngörüyordu.
Bu fikrin bir uzantısı şuydu: bir şey zor geliyorsa, yavaş düşünmeyi başlatabilir. Bu öneri ünlü bir deneyle sınandı ve sonra bu deneyin tekrarları geldi.
Bu üç çalışma yan yana konunca bir şey söylüyor. Doğruluk hissi ile yeniden düşünme arasındaki ilişki gözleniyor; ama dışarıdan yapay bir zorluk ekleyerek yavaş düşünmeyi tetiklemek, umulduğu kadar kolay değil.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Üç gün boyunca, verdiğin hızlı cevapların yanındaki eminlik hissini kaydedeceksin.
Kayıt: Her cevap ayrı bir satıra girer: durum, ilk cevabın, eminlik puanın, cevabın ne kadar hızlı geldiği (hemen mi, biraz düşünerek mi), kontrol sonucu. Üç günün sonunda iki şeye bak. Birincisi: en emin olduğun cevaplar en çok doğru çıkanlar mı? İkincisi: hızlı gelen cevaplarına verdiğin eminlik puanı, yavaş gelenlerinkinden yüksek mi? Bu ikisi aynı yöne gitmiyorsa, eminliğinin cevabın doğruluğunu değil, hızını izlediğini düşündürebilir.
Görevin amacı her cevabı kontrol etmeye başlamak değil; bu, gündelik hayatta mümkün de değil. Amaç, eminlik hissinin senin için ne kadar güvenilir bir sinyal olduğunu, hangi alanlarda güvenilir, hangilerinde yanıltıcı olduğunu görmek.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Hızlı düşünme hatalıdır, yavaş düşünme doğrudur."
Temel Psikoloji Akademisi'nin iki sistem dersi, hızlı cevapların sanıldığından daha sık doğru olabildiğini gösteren çalışmaları anlatıyor. Aynur'un kasa sayımındaki "tuhaf" hissi de hızlı geldi ve bir hatayı yakaladı. Sorun hızlı düşünmenin kendisi değil; hızlı cevabın yanındaki eminlik hissinin, cevabın doğruluğunu her zaman yansıtmaması.
Yaygın yanlış"Bir cevaptan çok eminsem, büyük ihtimalle doğrudur."
Thompson ve arkadaşlarının çalışması, doğruluk hissini cevabın ne kadar hızlı geldiğinin öngördüğünü gösteriyor. Hız ve kolaylık, bir cevabın doğruluğuyla her zaman ilişkili değil; Nazlı'nın "yüz lira"sı ve Hülya'nın tanıdık gelen fiyatı, kolay gelen ama yanıltan cevaplardı. Eminlik bir sinyal, ama kendi kaynağı sorulması gereken bir sinyal.
Yaygın yanlış"Yavaş düşünmeyi başlatmak için kendime bir zorluk çıkarmam yeter."
Okunması zor bir yazı tipinin akla ilk geleni yanıltan sorularda daha doğru cevap verdirdiği bulgusu, on altı tekrar denemesiyle birleştirildiğinde kayboldu. Yapay bir zorluk, cevap süresini biraz uzatsa da, düşünmeyi güvenilir biçimde değiştirmiyor. Cengiz'in kâğıda yazma kuralı daha işe yarar görünüyor; çünkü zorluk eklemiyor, cevabı doğrudan kontrol ediyor.
Sınır
Bu dersteki deneyler laboratuvarda, akıl yürütme görevleri ve matematik sorularıyla yapıldı. Doğruluk hissinin gündelik kararlarda, örneğin bir fiyatı kabul ederken ya da bir insan hakkında yargıya varırken, aynı biçimde işleyip işlemediği bir çıkarım. Thompson ve arkadaşlarının deneylerinde katılımcılardan doğruluk hislerini puanlamaları istendi; bu, onları bu hisse normalden daha fazla dikkat etmeye yöneltmiş olabilir.
İki sistem ayrımının kendisi tartışmalı. Bu ders, iki hızı ayrı beyin sistemleri olarak değil, düşünmenin farklı hızlarda işleyebildiğine dair kullanışlı bir anlatım olarak ele alıyor. Ayrımın ne kadar gerçek olduğu sorusu, Temel Psikoloji Akademisi'nin dersinde daha ayrıntılı tartışılıyor.
Görevdeki eminlik puanları ve hız tahminleri kaba ölçümler. Üç günde toplanan birkaç düzine cevap, eminlik hissinin genel güvenilirliği hakkında kesin bir sonuç vermez; ama hangi alanlarda dikkatli olman gerektiğine dair bir ilk fikir verebilir.
Kapanış
- Hızlı bir cevaba çoğu zaman bir doğruluk hissi eşlik eder; bu his zayıf olduğunda yeniden düşünür, güçlü olduğunda genellikle düşünmeyiz.
- Doğruluk hissinin gücünü büyük ölçüde cevabın ne kadar kolay ve hızlı geldiği belirliyor; bu yüzden güçlü bir eminlik, cevabın doğruluğunu değil, akıcılığını yansıtabilir.
- Dışarıdan yapay bir zorluk ekleyerek yavaş düşünmeyi tetiklemek, ünlü bir deneyin tekrarlarında işe yaramadı; eminlik hissini fark edip onun kaynağını sormak ve gerektiğinde cevabı doğrudan kontrol etmek daha sağlam bir yol.
Üç soru
- Nazlı'nın "yüz lira" cevabı neden hiç tereddüt uyandırmadı? Doğruluk hissi ve işlem akıcılığı kavramlarını kullanarak açıkla.
- Bir arkadaşın, "Önemli bir belgeyi okunması zor bir yazı tipiyle basarsam, insanlar onu daha dikkatli düşünerek okur" diyor. Alter ve arkadaşlarının bulgusunu ve Meyer ve arkadaşlarının tekrarlarını kullanarak bu öneriyi değerlendir.
- Hülya teklif edilen fiyatın "makul" hissini verdiğini fark etti ve bu hissin nereden geldiğini sordu. Bu soru neden işe yaradı? Aynı soruyu Aynur'un kasa sayımındaki "tuhaf" hissine sorsaydık ne bulurduk?
Yanıtlar
Birinci soruda Nazlı'nın cevabı çok kolay ve hızlı geldi; soru tek bir alışverişi andırıyordu ve "yüz lira" hemen akla geldi. İşlem akıcılığı yüksekti. Thompson ve arkadaşlarının bulgusuna göre, ilk cevabın ne kadar hızlı üretildiği doğruluk hissinin gücünü öngörüyor; hızlı gelen cevap güçlü bir doğruluk hissiyle geldi. Güçlü doğruluk hissi de yeniden düşünmeyi başlatmadı. Kolaylık, hesabın kendisinden değil, sorunun görünüşünden geliyordu; bu yüzden his yanıltıcıydı.
İkinci soruda arkadaşının önerisi Alter ve arkadaşlarının bulgusuna dayanıyor: okunması zor bir yazı tipi gibi bir zorluk deneyiminin yavaş düşünmeyi başlattığı öne sürülmüştü. Ama Meyer ve arkadaşları, bu deneyin en çok anılan bulgusunu on altı tekrar denemesiyle birleştirdiğinde, çözüm oranlarına hiçbir etki bulmadı. Okunması zor yazı tipi cevap sürelerini biraz uzatıyordu, ama düşünmeyi daha analitik hâle getirdiğine dair çok az kanıt vardı. Bu yüzden öneri, en azından bu yöntemle, işe yaramayabilir; belgeyi zorlaştırmak yerine okurun önemli noktaları kontrol etmesini kolaylaştırmak daha mantıklı.
Üçüncü soruda Hülya'nın sorusu, eminlik hissinin kaynağını cevabın doğruluğundan ayırmasını sağladı: fiyat doğru olduğu için değil, geçen yılki fiyata benzediği için tanıdık ve makul geliyordu. Bu tanıdıklık, değişen koşulları, yani hammadde fiyatlarının düşmesini hesaba katmıyordu. Aynur'un "tuhaf" hissine aynı soruyu sorsaydık, belki bu hissin kaynağını tam olarak söyleyemezdik; ama hissin onu yeniden saymaya yönelttiğini ve bir kez bir hatayı yakalarken bir kez yakalamadığını görürdük. İki örnek birlikte, hissin bir sinyal olduğunu ama doğrulanması gereken bir sinyal olduğunu gösteriyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste hızlı bir cevaba eşlik eden eminlik hissinin, cevabın doğruluğunu değil, ne kadar kolay geldiğini yansıtabileceğini gördük. Ama bazı insanların hızlı yargıları gerçekten isabetli: deneyimli bir usta, bir hemşire ya da bir satranç oyuncusu bir bakışta doğru olanı görebiliyor. Sıradaki ders, «Sezgiye ne zaman güvenilir», bir sezginin güvenilir olabilmesi için ortamın ne kadar düzenli olması ve geri bildirimin ne kadar hızlı gelmesi gerektiğini, Kahneman ile Klein'ın birlikte yazdığı makale üzerinden ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.