3.8 · Seviye 3 · Beden ve duygu sinyalleri
Aleksitimi
Duyguyu tanıma ve adlandırma güçlüğü (alexithymia); bir tanı değil bir yelpaze olarak
Farkındalık Akademisi — M08, Duyguyu Okumak · 2.285 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Kahramanmaraş'ta bir inşaat firmasında şantiye mühendisi olan Ercan, akşam yemeğinde eşi Gülay'ın sorusuna yine aynı cevabı veriyor: "Bilmiyorum, iyiyim." Gülay ona bütün gün neden sessiz olduğunu, neden yemeğini yarım bıraktığını soruyor. Ercan gerçekten bilmiyor. Midesinde bir şey var, başı da sabahtan beri ağrıyor; ama bunun bir his mi, bir hastalık mı, yoksa sadece yorgunluk mu olduğunu ayıramıyor.
Konuşma ilerledikçe Gülay öğleden sonra şantiyede bir işçinin iskeleden düştüğünü, ağır olmasa da yaralandığını öğreniyor. Ercan olayı ayrıntılarıyla anlatıyor: iskelenin hangi katında olduğu, hangi emniyet kuralının ihlal edildiği, ambulansın kaç dakikada geldiği, yarın hangi raporu yazacağı. Gülay "Peki sen ne hissettin?" diye sorduğunda Ercan yine duruyor. "Ne hissedeyim? Olan oldu, raporu yazacağım."
Ercan soğuk bir insan değil; işçinin ailesini arayıp hastaneye götüren de oydu. Ama o gün yaşadığı şeyin içeride nasıl bir şey olduğunu bulmak ve söze dökmek, onun için olayın kendisini anlatmaktan çok daha zor. Bu ders, duygulara ad bulamamanın bu hâlini, aleksitimiyi, bir tanı olarak değil, herkesin bir yerinde durduğu bir yelpaze olarak anlatıyor.
Tek fikir
Bazı insanlar duygularını tanımakta, adlandırmakta ve iç dünyalarına dikkat etmekte belirgin biçimde zorlanır. Bu bir tanı değil, insanların farklı yerlerinde durduğu bir yelpazedir; çoğu zaman bedenin öbür iç sinyallerini okumadaki zorlukla da birlikte gelir.
Nasıl işler
Duygu ayrıştırma dersi, duygulara incelikle ad koymanın insandan insana çok farklı düzeylerde yapıldığını göstermişti. Bu ders o yelpazenin bir ucuna bakıyor: duyguların ince ayrımlarla değil, neredeyse hiç adlandırılamadığı, hatta varlıklarının bile zor fark edildiği yere.
Aleksitimi araştırmalarında yaygın olarak kullanılan yirmi maddelik bir ölçek, bu özelliği üç ayrı boyutta ele alıyor: duyguları tanımada güçlük, duyguları tarif etmede güçlük ve dikkatin dışarıya yönelmesi. İlk ikisi Ercan'ın akşam yemeğinde yaşadığı şey: midesindeki şeyin bir duygu olup olmadığını ayıramıyordu ve Gülay'a ne hissettiğini anlatamıyordu. Üçüncüsü ise olayı anlatış biçiminde görünüyor.
Ercan'ın iskele kazasını anlatışı bunun açık bir örneği: kat, kural, dakika, rapor. Bunlar önemli ve gerçek ayrıntılar; ama hiçbiri Ercan'ın içinde ne olduğunu söylemiyor.
Aleksitimi konusunda önemli bir soru, bu zorluğun yalnız duygulara mı özgü olduğu, yoksa bedenin iç sinyallerini okumadaki daha genel bir zorluğun parçası mı olduğu. Seviye 3'ün ilk modülünde iç algıyı, yani bedenin iç durumunu algılamayı inceledik. Aleksitimi, bu modülün sorusu ile o modülün sorusunun kesiştiği yerde duruyor: Ercan midesindeki şeyin bir duygu mu, açlık mı, yorgunluk mu olduğunu ayıramıyordu. Duyguyu tanımakta zorlanan biri, bedenin öbür sinyallerini ayırt etmekte de zorlanıyor olabilir.
Bu bakış, aleksitimiye yönelik yaygın bir yargıyı da düzeltiyor. Duygularını adlandıramayan biri duygusuz değil. Ercan'ın işçinin ailesini aramasını ve onu hastaneye götürmesini bir duygusuzluk olarak okumak yanlış olur; o, hissettiğini söze dökemiyor ama davranışıyla gösteriyor.
Ne biliyoruz
Aleksitiminin yalnız duygularla mı yoksa iç algının bütünüyle mi ilgili olduğu, sağlıklı katılımcılarla ve bir tanısı olan katılımcılarla yapılan bir çalışmada incelendi.
Her iki örneklemde de aleksitimi, duygusal olmayan iç sinyalleri algılamada daha zayıf bir öz-değerlendirmeyle ve duygusal ile duygusal olmayan durumları birbirine daha çok benzer görmekle ilişkiliydi. Yazarlar bu yüzden aleksitiminin yalnız duygusal bir güçlükten çok, iç algıdaki genel bir güçlükle tanımlanabileceğini öne sürüyor.
Aleksitiminin bir kişinin hayatı boyunca ne kadar kalıcı olduğu, büyük bir nüfus örnekleminde on bir yıl arayla ölçülerek incelendi.
Ortalama puan iki ölçümde neredeyse aynıydı. Üç alt boyuttaki değişiklikler önemsiz ile küçük arasındaydı. Yaşın etkisi genel olarak azdı; yalnız en yaşlı grupta, yetmiş beş ile doksan yedi yaş arasında, puan orta büyüklükte bir artış gösterdi. İlk ölçümdeki puan, on bir yıl sonraki puanın önemli bir kısmını açıklıyordu. Yazarlar aleksitiminin yetişkin genel nüfusta hem mutlak hem göreli olarak yüksek bir kararlılık gösterdiği sonucuna varıyor.
Aleksitiminin belirli gruplarda ne kadar yaygın olduğu, otizm üzerine yapılan çalışmaları bir araya getiren bir meta-analizde incelendi.
Otizm spektrumundaki kişiler ölçeğin bütün puanlarında belirgin biçimde daha yüksek puan aldı. Aleksitimi, otizm grubunda yaklaşık yüzde elli, karşılaştırma grubunda yaklaşık yüzde beş oranında görüldü. Yazarlar aleksitiminin otizmde yaygın ama evrensel olmadığını ve otizm ile birlikte aleksitimi yaşayan kişilerin özel ihtiyaçları olan bir alt grup oluşturabileceğini vurguluyor.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Bu görev bir aleksitimi testi değil; kendi iç dünyana dikkat etme alışkanlıklarını üç gün boyunca gözlemlemenin bir yolu.
Kayıt: Her bedensel his için bir satır yaz: hissin yeri ve niteliği, duygu mu ihtiyaç mı tahminin, eminlik derecen sıfırdan ona ve mümkünse bu tahmini sınayacak bir ipucu, son yemekten ya da uykudan bu yana geçen süre gibi. Her günün sonuna o günkü konuşmanın kaba bir dökümünü ekle: anlattıklarının yaklaşık ne kadarı olaylar, ne kadarı iç yaşantı. Görevin sonunda kayda bakıp şunu sor: bedensel bir hissi bir duygudan ayırt etmekte zorlandığın anlar oldu mu, ve konuşmalarında iç yaşantına ne kadar yer veriyorsun?
Bu gözlemin sonucu seni bir yere yerleştirmiyor. Duygularını tanımakta ve anlatmakta zorlandığını fark edersen, bu bir eksiklik değil, üzerinde çalışılabilecek bir alan; bu modülün kalan dersleri ve bir uzmanla yapılacak bir görüşme bu konuda yardımcı olabilir.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Duygularını anlatamayan biri duygusuzdur."
Aleksitimi duyguların yokluğu değil, onları tanıma ve söze dökme güçlüğü. Ercan işçinin ailesini aradı ve onu hastaneye götürdü; hissettiğini söyleyemiyordu ama davranışıyla gösteriyordu. Yunus da duygusuz değildi; adını bilmediği bir şeyin olduğunu fark edebiliyordu. Duygusuzluk ile duyguyu adlandıramamak arasındaki farkı görmek, hem kendimize hem başkalarına karşı daha adil olmayı sağlar.
Yaygın yanlış"Aleksitimi bir hastalık ya da bir otizm belirtisidir."
Brewer ve arkadaşları aleksitimiyi alt klinik bir yapı olarak, Hiirola ve arkadaşları ise bir kişilik özelliği olarak ele alıyor; genel nüfusta farklı düzeylerde görülüyor. Kinnaird ve arkadaşlarının meta-analizi aleksitiminin otizmde çok daha yaygın olduğunu, ama otizmi olan kişilerin yalnız yaklaşık yarısında görüldüğünü buldu. Aleksitimi otizmin kendisi değil; otizme sık eşlik eden ama ondan ayrı bir özellik.
Yaygın yanlış"Aleksitimi yalnız duygularla ilgilidir."
Brewer ve arkadaşlarının çalışması, aleksitiminin açlık, yorgunluk ve sıcaklık gibi duygusal olmayan iç sinyalleri algılamada da daha zayıf bir öz-değerlendirmeyle ilişkili olduğunu buldu. Serkan'ın açlık ile gerginliği ayırt edememesi buna benzer bir gündelik deneyim. Aleksitimi, duygu ile bedenin öbür sinyallerinin kesiştiği yerde duruyor ve bu modülün sonraki dersi tam olarak bu kesişimi ele alıyor.
Sınır
Aleksitimi bir tanı değil ve bu ders bir değerlendirme aracı sunmuyor. Araştırmalarda kullanılan ölçekler eğitimli kişilerce, belirli koşullarda uygulanıyor; görevdeki gözlemler kimseyi aleksitimik olarak tanımlamak için kullanılmamalı. Duygularını tanımakta ya da anlatmakta zorlandığını ve bunun hayatını, ilişkilerini ya da sağlığını etkilediğini düşünüyorsan, bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmek, kendi kendine bir etiket yapıştırmaktan daha sağlam bir yol.
Bu dersteki çalışmaların çoğu öz-bildirime dayanıyor; duygularını tanımakta zorlanan birinin bu zorluğu kendi bildirimiyle ne kadar doğru ölçebildiği, ölçüm açısından kendi içinde bir sorun. Otizm ve aleksitimi üzerine yapılan çalışmalarda da, otizmi olan kişilerin ölçek sorularını nasıl yorumladığı tartışılıyor.
Hüsnü Dede'nin durumunda olduğu gibi, duygusal ifadede yaşla, bir kayıpla ya da bir hastalıkla gelen ani ya da belirgin değişiklikler, aleksitimi ile karıştırılmamalı. Bu tür değişiklikler depresyon ya da başka sağlık sorunlarının işareti olabilir ve bir hekime danışılması gereken durumlardır.
Kapanış
- Aleksitimi, duyguları tanıma ve tarif etmede güçlükle ve dikkatin iç yaşantıdan çok dışarıya yönelmesiyle tanımlanan bir kişilik özelliğidir; bir tanı değil, insanların farklı yerlerinde durduğu bir yelpazedir.
- Aleksitimi, duygusal olmayan iç sinyalleri algılamadaki zayıflıkla ve duygular ile bedensel durumları ayırt etmedeki güçlükle de ilişkili görünüyor; yetişkinlerde uzun yıllar boyunca büyük ölçüde kararlı kalıyor.
- Duygularını adlandıramamak duygusuzluk değildir; otizmde yaygın olsa da otizmin kendisi değildir ve bedensel işaretlere dikkat etmek, adını bilmediğin bir şeyin olduğunu söylemek gibi yollarla üzerinde çalışılabilir.
Üç soru
- Ercan iskele kazasını ayrıntılarıyla anlattı ama ne hissettiğini söyleyemedi. Aleksitiminin üç boyutunu kullanarak Ercan'ın akşam yemeğindeki konuşmasını açıkla.
- Bir arkadaşın, "Otizmli herkes duygularını anlayamaz" diyor. Kinnaird ve arkadaşlarının meta-analizi bu cümle hakkında ne gösteriyor?
- Serkan midesindeki boşluk hissinin açlık mı gerginlik mi olduğunu ayıramıyordu. Brewer ve arkadaşlarının bulduğu ilişki bu karışıklığı nasıl açıklar? Serkan'ın kullandığı ipucu neden işe yarayabilir?
Yanıtlar
Birinci soruda Ercan'ın akşam yemeğindeki konuşması aleksitiminin üç boyutunu da gösteriyor. Midesindeki şeyin bir duygu mu, hastalık mı, yorgunluk mu olduğunu ayıramıyordu: duyguyu tanımada güçlük. Gülay'a ne hissettiğini anlatamıyordu: duyguyu tarif etmede güçlük. Kazayı ise kat, kural, dakika ve rapor üzerinden anlattı: dışa yönelik düşünme. Ama Ercan'ın işçinin ailesini arayıp onu hastaneye götürmesi, bu güçlüğün duygusuzluk olmadığını gösteriyor.
İkinci sorunun cevabı meta-analizin rakamlarında: aleksitimi otizm spektrumundaki kişilerde otizmi olmayanlara göre çok daha yaygın, ama onların da yaklaşık yalnız yarısında görülüyor. Bu, arkadaşının cümlesinin yanlış olduğunu gösteriyor: otizmi olan kişilerin önemli bir kısmında aleksitimi yok. Yazarlar duygu işlemedeki güçlüklerin otizmin temel bir özelliğinden çok, ona sık eşlik eden aleksitimiyi yansıtabileceğini öne sürüyor. Deniz'in deneyimi de, duygularını adlandırmakta zorlanan bir otizmli kişinin bile kendi yollarını bulabildiğini gösteriyor.
Üçüncü soruda Brewer ve arkadaşları aleksitiminin, duygusal ile duygusal olmayan durumları birbirine daha benzer görmekle ilişkili olduğunu buldu. Serkan'ın midesindeki boşluğun hem açlıkta hem gerginlikte aynı gelmesi buna benziyor. Öğle yemeğinden bu yana geçen süreye bakmak, içeriden okunması zor bir sinyali dışarıdan bir bilgiyle sınamanın yolu; 3.3'te yorgunluk için saate ve hatalara bakmak gibi. İç algının güçlü olmadığı yerde, dışarıdan bir ipucu bir köprü kurabiliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste aleksitiminin duygu ile bedenin öbür sinyallerinin kesiştiği yerde durduğunu gördük. Bu kesişim aleksitimisi olmayanlar için de bir tuzak kurabiliyor: bedenimizdeki bir uyarılmayı yanlış bir kaynağa bağlayabiliyoruz. Sıradaki ders beden ve duygunun karıştığı bu anlara bakıyor: uyarılmanın yanlış bir etikete bağlanmasına ve bir fincan kahvenin yarattığı çarpıntının nasıl kaygı sanılabildiğine.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.