İçeriğe geç

3.5 · Seviye 3 · Beden ve duygu sinyalleri

Ağrıyı fark etmek, ağrıya kapılmak

Duyumu fark etmek ile ona yorum ve kaygı eklemek arasındaki fark; tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz

Farkındalık Akademisi — M07, İç Algı · 2.358 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Tekirdağ'da bir zeytinyağı fabrikasında vardiya amiri olan Ayhan, bir sabah eğilip ayakkabısını bağlarken belinin sağ tarafında keskin bir kasılma hissediyor. Doğrulmaya çalıştığında ağrı bir an kesiliyor, sonra geri geliyor. Aklına hemen babası geliyor: babası da kırk beş yaşında belinden ameliyat olmuş, aylarca yatmıştı.

O gün işe gidip gelirken Ayhan'ın zihni durmuyor. "Bu fıtık. Ben de ameliyat olacağım. Vardiyaları kim yönetecek? Belki işi bırakmak zorunda kalırım." Akşam olduğunda ağrının kendisi sabahki kadar değil, ama Ayhan sabahkinden çok daha kötü hissediyor. Belinin sağ tarafındaki sızıdan çok, kurduğu hikâye ağırlaşmış.

Ertesi gün gittiği aile hekimi muayene ediyor, birkaç soru soruyor ve bunun bir kas zorlanması olduğunu, birkaç gün içinde azalacağını, şu ve şu belirtiler olursa hemen dönmesi gerektiğini söylüyor. Ayhan'ın ağrısı gerçekti; ama ağrısına eklediği ikinci katman, hikâye, ondan daha çok yer kaplamıştı. Bu ders, bir ağrıyı fark etmek ile ona yorum ve kaygı eklemek arasındaki farkı anlatıyor ve bunun neden hiçbir zaman tıbbi bir değerlendirmenin yerini tutmadığını hatırlatıyor.

Tek fikir

Ağrı, bir duyum ile ona eklenen yorumdan oluşur. Felaket yüklü bir yorum, ağrının ne kadar kötü yaşandığını ve hayatı ne kadar daralttığını etkileyebilir. Ama yorumu ayırmak, ağrıyı hekime göstermenin yerini tutmaz.

Nasıl işler

Bu modül boyunca iç algının farklı sinyallerine baktık: kalp atışı, açlık, susuzluk, yorgunluk, gerginlik. Ağrı bu sinyallerin en zor olanı, çünkü dikkati kendine çekmek için var; bir alarm gibi çalışıyor. Temel Psikoloji Akademisi ağrının psikolojisini anlattığı derste ağrının dikkati nasıl talep ettiğini, süregen ağrıyı ve ağrıyla ilgili korkunun hareketten kaçınmaya ve hareketsizliğe nasıl yol açabildiğini açıklayan korku-kaçınma modelini tanımlıyor. Meditasyon Akademisi de ağrının şiddeti, rahatsız ediciliği ve işlevsel kısıtlaması gibi ayrı ayrı ölçülebilen bileşenlerini anlatıyor. Bu ders bu kavramları yeniden kurmuyor; ağrıyla karşılaşıldığı ilk anlarda, duyumun üzerine neyin eklendiğine bakıyor.

Ayhan'ın sabahı iki katmandan oluşuyordu. Birinci katman duyumdu: belinin sağ tarafında, keskin, hareketle artan bir kasılma. İkinci katman yorumdu: bu fıtık, ameliyat olacağım, işimi kaybedeceğim.

Yorum katmanının en yoğun biçimi, araştırmalarda ayrı bir adla inceleniyor.

Ayhan'ın zihni bu üç öğenin üçünü de üretti: ağrı üzerinde durdu ve gün boyu ona döndü, ağrının anlamını büyüttü ve geleceği hakkında çaresiz hissetti. Bu, Ayhan'ın zayıf ya da abartılı biri olduğu anlamına gelmiyor; bir ağrının, özellikle bir yakının geçmişiyle birleştiğinde, böyle bir hikâye üretmesi çok sık görülen bir şey.

Bu ayrımın beyinde de bir karşılığı olduğunu düşündüren bir bulgu var: bir ağrının ne kadar şiddetli hissedildiği ile ne kadar rahatsız edici bulunduğu birbirinden ayrılabiliyor. Yorum ve kaygı, ağrının şiddetinden çok, onun ne kadar katlanılmaz göründüğünü etkiliyor olabilir.

Ama bu ayrımın bir sınırı var ve dersin en önemli cümlesi bu: duyumu yorumdan ayırmak, bir ağrının tehlikeli olup olmadığına karar vermek demek değil. Ayhan'ın yaptığı doğruydu: hikâyesini ayırmaya çalışmadan önce de, ayırdıktan sonra da, ağrısını bir hekime gösterdi. Felaketleştirmeyi azaltmak ile bir ağrıyı görmezden gelmek arasındaki çizgi, ağrının tıbbi olarak değerlendirilmesinden geçiyor.

Ne biliyoruz

Bir ağrının şiddeti ile rahatsız ediciliğinin birbirinden ayrılabildiği, beyin görüntüleme kullanan bir deneyde gösterildi.

Rahatsız ediciliğin değiştiği koşullarda, beynin ön bölgesinde duygusal süreçlerle ilişkilendirilen bir alanda ağrının yol açtığı etkinlik anlamlı biçimde değişti; bedensel duyumların işlendiği birincil alandaki etkinlik ise değişmedi. Yazarlar bunu, ağrının duygusal yanı ile duygusal süreçlerle ilişkili beyin etkinliği arasındaki bağlantının doğrudan deneysel bir kanıtı olarak yorumluyor.

Felaketleştirmenin bir ağrının ne kadar kötü yaşanacağını önceden haber verip vermediği, ameliyat geçiren hastalarla sınandı.

Ameliyat öncesi felaketleştirme puanı, uyanma odasındaki en yüksek ağrıyı anlamlı biçimde öngördü. Felaketleştirme puanı ortanca değerin üzerinde olanların en yüksek ağrı puanları, ortancanın altında kalanlardan yüzde otuz üç ile yetmiş dört arasında daha yüksekti ve orta ile şiddetli ağrı bu kişilerde daha uzun sürdü. Felaketleştirme, yirmi dört saat sonra yürürken hissedilen ağrıyı da öngördü; ama ağrı kesici kullanımını öngörmedi.

Felaketleştirmenin yalnız ağrının şiddetiyle değil, hayatın ne kadar kısıtlandığıyla ilişkisi de incelendi.

Felaketleştirme, bildirilen ağrı şiddetiyle, algılanan engellilikle ve çalışma durumuyla anlamlı biçimde ilişkiliydi. Felaketleştirme, ağrı şiddetinin açıkladığının ötesinde engelliliği öngörmeye katkıda bulundu ve bu ilişki depresyon ve kaygı düzeylerinden bağımsızdı. Felaketleştirmenin alt boyutlarından ağrı üzerinde sürekli durma, ağrı ve engelliliğin en güçlü öngörücüsüydü.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Bu görevde önümüzdeki üç gün içinde karşılaştığın gündelik bir ağrıyı ya da rahatsızlığı iki katmanına ayırmaya çalışacaksın. Görev, sıradan ve bilinen ağrılar için tasarlandı: uzun oturmanın ardından gelen bir sırt ağrısı, gerginlik baş ağrısı, yorgun bacaklar, spor sonrası kas ağrısı gibi.

Kayıt: Üç gün içinde karşılaştığın her ağrı için iki sütunu ve iki puanı, ilk anda ve bir saat sonra olmak üzere yaz. Ardından her ağrı için iki soruya cevap ver: ikinci sütundaki cümlelerden hangileri ağrının şiddetinden çok, onun ne kadar rahatsız edici geldiğini artırdı; ve şiddet puanı ile rahatsızlık puanı aynı yönde mi değişti? Son olarak, bu ağrılardan herhangi biri için bir sağlık kontrolüne ihtiyaç olup olmadığını kendine sor ve cevabını yaz.

Bu görev, ağrıyı küçümsemek ya da görmezden gelmek için değil. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani ve çok şiddetli bir baş ağrısı, bir uzvunda ani güç kaybı ya da uyuşma, yüksek ateşle birlikte gelen bir ağrı ya da daha önce hiç yaşamadığın türden bir ağrı gibi durumlarda, iki sütun açmak yerine hemen acil yardım almak gerekir. Süregen bir ağrıyla yaşıyorsan, bu görevi hekiminle ya da seni izleyen sağlık ekibiyle konuşmadan yapma.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Ağrı ağrıdır; ne düşündüğümün bir önemi yok."
Doğrusu

Rainville ve arkadaşlarının deneyinde bir ağrının ne kadar rahatsız edici bulunduğu, şiddeti değişmeden değiştirilebildi. Sullivan ve arkadaşlarının çalışmasında ise felaketleştirme, ağrının şiddetinden bağımsız olarak hayatın ne kadar kısıtlandığıyla ilişkiliydi. Ayhan'ın akşamı da bunu gösteriyor: ağrının kendisi azalmıştı, ama kurduğu hikâye ağırlaşmıştı. Düşünce ağrıyı yaratmıyor, ama onu nasıl yaşadığımızın bir parçası.

Yaygın yanlış"Ağrıyı felaketleştiriyorsam, ağrım hayalidir."
Doğrusu

Felaketleştirme, gerçek bir ağrıya verilen bir tepki; ağrının kendisinin uydurma olduğu anlamına gelmiyor. Pavlin ve arkadaşlarının hastalarının ağrısı bir ameliyatın gerçek sonucuydu; felaketleştirme yalnız bu ağrının ne kadar yüksek ve uzun yaşandığıyla ilişkiliydi. Bir kişiye "abartıyorsun" demek, hem yanlış hem de çoğu zaman zararlı.

Yaygın yanlış"Yorumumu ayırmayı öğrenirsem, ağrımın tehlikeli olup olmadığını da anlarım."
Doğrusu

Duyum ile yorum ayrımı bir tanı aracı değil. Hasan'ın göğüs ağrısında yapılması gereken şey iki sütun açmak değil, hemen acile gitmekti; Ayhan da ağrısını ayırmaya çalışmadan önce hekime gitti. Bir ağrının ne anlama geldiğine bir hekim karar verir; bu dersin önerdiği ayrım, o karardan sonra ya da onunla birlikte, ağrıyla nasıl yaşandığına dair bir şey söylüyor.

Sınır

Bu ders hiçbir koşulda tıbbi bir değerlendirmenin yerini tutmaz. Yeni, ani, çok şiddetli, giderek artan ya da başka belirtilerle birlikte gelen her ağrı bir sağlık profesyoneline gösterilmeli; bazı ağrılar, Hasan'ınki gibi, beklemeden acil yardım gerektirir. Görevdeki iki sütun, bilinen ve sıradan ağrılarla ilişkini incelemek için.

Bu dersteki çalışmalar bir ameliyat türüyle, bir ağrı merkezinin hastalarıyla ve hipnozun kullanıldığı bir laboratuvar deneyiyle yapıldı. Felaketleştirmenin ağrıya ve engelliliğe yol açtığı, bu çalışmalardan kesin olarak çıkarılamaz; çoğu bir ilişki gösteriyor. Felaketleştirmeyi azaltmaya yönelik müdahaleler ve süregen ağrının psikolojik tedavileri, bir sağlık ekibinin konusu. Temel Psikoloji Akademisi bu tedavilerin bazılarını ağrının psikolojisi dersinde anlatıyor; Meditasyon Akademisi de ağrıyla ilişkili pratiklerin kanıtlarını ve sınırlarını ayrıca ele alıyor.

Süregen bir ağrıyla yaşayan biri için "yorumunu değiştir" önerisi yaralayıcı olabilir; çünkü ağrının gerçekliğini sorguluyormuş gibi duyulabilir. Bu dersin söylediği bu değil. Söylediği, ağrının bir duyum ve bir yorumdan oluştuğu ve ikincisinin de, birincisi kadar gerçek ve dikkate değer olduğu. Ağrıya eşlik eden kaygı ve çaresizlik ağırlaştıysa, bunu tek başına taşımak zorunda değilsin: ağrı merkezleri ve psikologlar tam da bu yükle çalışıyor.

Kapanış

  1. Bir ağrı deneyimi, bedendeki duyum ile o duyuma eklenen yorumdan oluşur; bir ağrının şiddeti ile ne kadar rahatsız edici bulunduğu birbirinden ayrılabiliyor.
  2. Ağrıyı felaketleştirme, yani ağrı üzerinde sürekli durmak, onu büyütmek ve onun karşısında çaresiz hissetmek, ameliyat sonrası daha yüksek ağrıyla ve ağrının şiddetinden bağımsız olarak hayatın daha çok kısıtlanmasıyla ilişkili bulunuyor.
  3. Duyumu yorumdan ayırmak bir tanı yapmaz; yeni, ani, şiddetli ya da başka belirtilerle gelen bir ağrı her zaman önce tıbbi olarak değerlendirilmelidir.

Üç soru

  1. Ayhan'ın akşamı sabahından daha kötüydü, oysa ağrısı azalmıştı. Duyum ile yorum ayrımını ve ağrıyı felaketleştirme kavramını kullanarak bunu açıkla.
  2. Bir arkadaşın süregen bir bel ağrısı yaşayan bir yakını için "Ağrı kafasında, felaketleştiriyor" diyor. Bu dersteki bulgulara göre bu cümlenin hangi kısmı yanlış ve neden zarar verebilir?
  3. Hasan ile Rıza Bey'in durumlarını karşılaştır. Duyum ile yorum ayrımı Rıza Bey için neden yararlı olabilir, Hasan için neden yanlış bir ilk adım olurdu?

Yanıtlar

Birinci soruda Ayhan'ın sabahki deneyimi iki katmandan oluşuyordu: belindeki keskin kasılma, yani duyum, ve bu kasılmanın fıtık, ameliyat ve işini kaybetmek anlamına geldiğine dair kurduğu hikâye, yani yorum. Gün boyu ağrının üzerinde durdu, onun anlamını büyüttü ve geleceği karşısında çaresiz hissetti; bunlar ağrıyı felaketleştirmenin üç öğesi. Akşam duyum azalmıştı, ama yorum katmanı büyümüştü. Rainville ve arkadaşlarının bulgusu da bir ağrının şiddeti ile rahatsız ediciliğinin ayrı ayrı değişebildiğini gösteriyor.

İkinci soruda yanlış olan kısım "ağrı kafasında" ifadesi. Felaketleştirme gerçek bir ağrıya verilen bir tepki; ağrının uydurma olduğu anlamına gelmiyor. Sullivan ve arkadaşlarının çalışmasında felaketleştirme, gerçek yaralanmaları olan hastalarda engellilikle ilişkiliydi; Pavlin ve arkadaşlarının hastalarının ağrısı da gerçek bir ameliyatın sonucuydu. Böyle bir cümle, ağrının gerçekliğini sorguladığı için kişiyi yalnız ve anlaşılmamış hissettirebilir ve yardım istemesini zorlaştırabilir. Daha doğru bir cümle şu olurdu: ağrısı gerçek ve onunla ilgili kaygısı da gerçek; ikisi için de destek alabilir.

Üçüncü soruda Rıza Bey'in ağrısı yıllardır süren, tanısı konmuş ve doktorunun izlediği bir ağrı. Onun için duyum ile yorum ayrımı, sabahları "bu hep böyle olacak" hikâyesinin yükünü fark etmesine yardım edebilir; tedavisinin yerini almıyor, ona eşlik ediyor. Hasan'ın göğüs ağrısı ise yeni, ani ve başka belirtilerle gelen bir ağrıydı; bu tür bir ağrıda ilk adım, yorumu ayırmak değil, hemen acil yardım almak. İki sütun açmak Hasan'ı tehlikeli biçimde oyalayabilirdi.

Sonraki derse köprü

Bu modülde bedenin iç sinyallerini okumayı inceledik ve son derste bir ağrıya eklenen yorumun, ağrının nasıl yaşandığını değiştirebildiğini gördük. Duygular da benzer bir soruyu davet ediyor: bir duygu, bedenden okunan bir veri mi, yoksa zihnin o veriye eklediği bir yorum mu? Sıradaki modül duyguyu okumaya geçiyor. İlk ders, temel duygu kuramı ile kurgulanmış duygu kuramını yan yana koyuyor ve birini seçmeden ikisini de anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.