İçeriğe geç

2.12 · Seviye 2 · İç gözlem: kendi zihnini nereden biliyorsun

İç gözlem kaydını okumak

Bir haftalık kaydı hatırlanan haftayla karşılaştırmak; örüntü ile tesadüfü ayırmak

Farkındalık Akademisi — M06, Üst-Farkındalık ve Kayıt · 2.262 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Uşak'ta bir tekstil firmasında muhasebeci olan Deniz, bir haftalık deneyim örneklemesini bitirdiği pazar akşamı iki şeyi masaya koyuyor: kırk iki satırlık kaydını ve bir hafta önce yazıp zarfa koyduğu üç cümleyi. Zarfı açıyor: "Ay sonu kapanışı var, çok stresli bir hafta olacak. Akşamları yorgun olacağım. Kendime hiç zaman kalmayacak."

Sonra kayda bakıyor. Cevap verdiği otuz altı zilin his puanlarının ortalaması yedi üzerinden beşin biraz üzerinde. En düşük puanlar, beklediği gibi akşamlar değil, öğleden sonranın erken saatleri. Kendine ait zaman olarak işaretlediği on bir an var; çoğu sabah işe yürürken. Deniz bir şey daha fark ediyor: salı öğleden sonraki iki zilde de puanı ikiydi. "Demek ki salı öğleden sonraları benim için kötü," diye not ediyor.

Bir an duruyor. Haftada bir salı vardı; o salı öğleden sonra da genel müdürle zor bir toplantı yapmıştı. İki satırdan bir "salı kuralı" çıkarmak üzereydi. Deniz'in o anki duraksaması bu dersin işi: bir kaydı hatırlanan haftayla karşılaştırmak, kayıttaki bir örüntüyü bir tesadüften ayırmak ve bir kaydın neyi gösteremeyeceğini bilmek.

Tek fikir

Bir haftalık kayıt, hatırlanan haftanın yanılgılarını gösterebilir; ama kendi yanılgılarını da taşır. Az sayıda gözlemden çıkarılan bir örüntü çoğu zaman bir tesadüftür; bir örüntüye güvenmeden önce onu sayıyla, karşı örnekle ve önceden yazılmış bir tahminle sınamak gerekir.

Nasıl işler

Bir önceki derste bir hafta boyunca, kaçırılan anları sonradan doldurmadan, kısa bir kayıt tutmayı öğrendik. Kayıt bittiğinde iki şey var: bir haftanın anlık izleri ve o haftanın beklentisi, zarftaki üç cümle. Bu iki şeyi karşılaştırmak, Seviye 2'nin bütün derslerinin vardığı yer: iç gözlemin söyledikleri ile bir kaydın gösterdikleri yan yana konduğunda neler görünür?

Deniz'in karşılaştırması iki şey gösterdi. Birincisi, beklenti ile kayıt arasında bir fark vardı: hafta beklediği kadar kötü geçmemişti ve kötü anlar beklediği saatlere düşmemişti. Bu, 2.10'da gördüğümüz hatırlayan benliğin yanılgılarının, beklenti için de geçerli olduğunu gösteriyor. İkincisi daha incelikli: kayıt da, okunurken yanıltabiliyordu.

Kayıt okumanın en sık tuzağı, az sayıda gözlemden genel bir kural çıkarmak. Zihin, düzen görmeye hazır bir organ; iki benzer satır yan yana geldiğinde bir kural kurmak çok kolay.

Deniz'in "salı kuralı" tam olarak buydu: bir haftada tek bir salı, o salıda iki satır ve o iki satırın arkasında tek bir zor toplantı. Kuralın dayandığı gözlem sayısı, ikiden fazla değildi.

Bu tuzağın iki yakın akrabasını önceki derslerden tanıyoruz. Temel Psikoloji Akademisi, var olmayan ya da çok zayıf bir ilişkiyi, birlikte görülen dikkat çekici anları hatırlayıp sıradan anları unuttuğumuz için güçlü sanma eğilimini yanılsamalı ilişki adıyla tanımlıyor. Seviye 0'daki başlangıç kaydı dersinde de, uç bir ölçümün ardından gelen ölçümün kendiliğinden ortalamaya yaklaşma eğilimini, ortalamaya dönüşü gördük. İkisi de kayıt okurken akılda tutulmalı.

Bu tuzaklara karşı en güçlü araç basit bir alışkanlık: bir örüntüyü gördüğünde onu hemen bir sonuç olarak kabul etmek yerine, bir tahmine çevirmek ve bir sonraki kayıtta sınamak.

Deniz salı kuralını bir sonuç olarak değil, bir tahmin olarak yazabilir: "Önümüzdeki iki hafta salı öğleden sonraları his puanım öbür öğleden sonralardan düşük olacak." İki hafta sonra bu tahmin ya tutar ya tutmaz; ama her iki durumda da Deniz, iki satıra dayanan bir kuralla yaşamaktan kurtulmuş olur.

Ne biliyoruz

İnsanların kendi deneyimlerinde var olmayan bir düzeni nasıl görebildiği, kişisel bir kayıt ile güçlü bir inancı karşılaştıran bir çalışmada incelendi.

Hastaların ağrısı ile her birinin kendisinin işaret ettiği hava koşulları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı. Öğrenciler ise birbiriyle ilişkisiz rastgele dizilerde sık sık bir ilişki gördü. Yazarlar, sezgisel ilişki anlayışımızın istatistiksel ilişki kavramından bu sapmasının, ağrı ile hava arasındaki inanca katkıda bulunduğunu öne sürüyor.

Aynı soru, yıllar sonra çok daha büyük bir kayıtla yeniden soruldu.

Çözümleme, ağrı ile bağıl nem, hava basıncı ve rüzgâr hızı arasında istatistiksel olarak anlamlı ama küçük ilişkiler gösterdi. Bu ilişkiler, kişilerin ruh hâli ve fiziksel etkinlikleri hesaba katıldığında da sürüyordu.

Bu iki çalışma yan yana konduğunda, kayıt okuma için önemli bir ders veriyor. On sekiz kişide görülmeyen bir ilişki, iki bin altı yüz kişide küçük ama gerçek çıktı; aynı zamanda insanlar ilişki olmayan dizilerde de ilişki görüyordu. Yani küçük bir kayıt hem olmayan düzenleri gösterebilir hem de var olan küçük düzenleri gizleyebilir. Bir kişinin bir haftalık kaydı, bu ikisini birbirinden ayırmak için çoğu zaman yeterli değil.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Önceki derste tuttuğun bir haftalık kaydı ve zarftaki tahmini bu derste okuyacaksın. Kaydı henüz tutmadıysan, bu görevi kayıt bittiğinde yap.

Kayıt: Defterin bu sayfasını üç bölüme ayır. Birinci bölümde zarftaki tahmini ve kaydın gösterdiği haftayı yan yana yaz; en büyük üç farkı işaretle. İkinci bölümde her örüntü için destekleyen ve uymayan satır sayılarını ve olası başka açıklamayı yaz; beşten az satıra dayanan her örüntünün yanına "deneme" yaz. Üçüncü bölüme önceden yazılmış tahminini koy ve tarihini at; onu ancak bir sonraki haftalık kayıt bittiğinde açacaksın.

Bu okumanın amacı kendin hakkında bir hüküm vermek değil. Kayıtta hoşuna gitmeyen bir şey görürsen, onu bir kişilik özelliği olarak değil, bir haftanın gözlemi olarak yaz. Bir hafta, bir insanı tanımlamak için çok kısa.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Kayıtta gördüğüm her düzen gerçektir; sonuçta kendi verim."
Doğrusu

Redelmeier ve Tversky'nin çalışmasında öğrenciler, birbiriyle ilişkisiz rastgele dizilerde sık sık ilişki gördü. Bir kaydın kendi verin olması, onda görülen düzenin gerçek olduğunu garanti etmiyor; zihin, olmayan yerde düzen görmeye hazır. Deniz'in iki satırlık salı kuralı da gerçek görünüyordu. Bir düzene güvenmeden önce, onu kaç satırın desteklediğine ve kaçının ona uymadığına bakmak gerekiyor.

Yaygın yanlış"Kayıtta bir ilişki görmediysem, öyle bir ilişki yoktur."
Doğrusu

Redelmeier ve Tversky'nin on sekiz hastasında ağrı ile hava arasında bir ilişki görülmedi; Dixon ve arkadaşlarının iki bin altı yüz hastalık kaydında ise küçük ama gerçek ilişkiler bulundu. Küçük bir kayıt, var olan küçük bir ilişkiyi gizleyebilir. Bir haftalık kayıtta bir şey görmemek, o şeyin olmadığını değil, bu kaydın onu göstermeye yetmediğini söyleyebilir.

Yaygın yanlış"Kayıt, hatırladığım haftanın her zaman daha doğru bir sürümüdür."
Doğrusu

Kayıt, belleğin seçici özetinden kaçmanın iyi bir yolu, ama kendi sınırları var: kaçırılan ziller, yalnız uygun anlarda verilen cevaplar, kaydın kendisinin davranışı değiştirmesi ve küçük örneklem. Kaydı okurken bu sınırları da okumak gerekiyor. Kayıt bir ayna değil, kendi lekeleri olan bir pencere.

Sınır

Bu dersteki iki çalışma ağrı ile hava ilişkisini inceliyor ve tıbbi bir soruya ait. Burada kayıt okumanın ilkelerini göstermek için kullanıldılar; ağrı ile hava arasındaki ilişki hakkında bir tıbbi değerlendirme sunmuyorlar. Kronik ağrısı olan biri için ağrının seyri ve tedavisi hekimle konuşulacak bir konu. Şükrü Bey'in defteri de bir tanı aracı değil.

Görevdeki "beşten az satır" sınırı bir kural değil, kaba bir uyarı. Bir örüntünün gerçek olup olmadığını söylemek için kaç gözlem gerektiği, örüntünün ne kadar güçlü olduğuna ve verinin ne kadar dalgalandığına bağlı; bu, istatistiğin konusu ve bu dersin kapsamının dışında. Dersin önerisi daha sade: az gözleme dayanan her örüntüyü bir sonuç değil, bir deneme olarak tutmak ve önceden yazılmış bir tahminle sınamak.

Kendi kaydını okumak bazı insanlarda kendini eleştirme eğilimini güçlendirebilir; düşük puanlar bir başarısızlık listesi gibi okunabilir. Kayıt, bir haftanın gözlemi; bir değerlendirme ya da karne değil. Kayıtta haftalarca süren bir çökkünlük ya da sürekli düşük puanlar görüyorsan, bunu bir kayıt okuma alıştırmasıyla değil, bir uzmanla konuşmak daha doğru olur.

Kapanış

  1. Bir haftalık kayıt, hatırlanan ve beklenen haftanın yanılgılarını gösterebilir; ama kaçırılan anlar, küçük örneklem ve kaydın kendi etkisi gibi kendi yanılgılarını da taşır.
  2. Zihin, ilişkisiz rastgele dizilerde bile düzen görmeye hazır; küçük bir kayıt hem olmayan düzenleri gösterebilir hem de var olan küçük düzenleri gizleyebilir.
  3. Bir örüntüye güvenmeden önce onu destekleyen ve ona uymayan gözlemleri saymak, başka açıklamaları düşünmek ve onu önceden yazılmış bir tahmine çevirip bir sonraki kayıtta sınamak gerekir.

Üç soru

  1. Deniz iki satırdan bir "salı kuralı" çıkarmak üzereydi. Küçük örneklem yanılgısı kavramıyla bu kuralın neden güvenilmez olduğunu açıkla. Kuralı nasıl sınayabilirdi?
  2. Redelmeier ve Tversky'nin on sekiz hastasında ağrı ile hava arasında ilişki görülmedi, Dixon ve arkadaşlarının binlerce kişilik kaydında küçük ilişkiler bulundu. Bu iki sonuç birbiriyle çelişiyor mu? Bir kişinin bir haftalık kaydı için ne anlama geliyor?
  3. Merve'nin kahve tahmini ikinci haftada tutmadı, Yeliz'in uykusuzluk tahmini tuttu. Önceden yazılmış tahmin kavramıyla bu iki sonucun nasıl okunması gerektiğini açıkla.

Yanıtlar

Birinci soruda kural, tek bir salı gününden ve o günün iki satırından çıkıyordu; ikisi de aynı zor toplantının ardından gelmişti. Küçük örneklem yanılgısı, bu kadar az gözlemde beliren bir düzenin rastlantıya çok açık olduğunu ve bir sonraki örnekte kaybolabileceğini söylüyor. Deniz kuralı bir sonuç olarak değil, bir tahmin olarak yazabilirdi: önümüzdeki iki haftada salı öğleden sonraları puanı öbür öğleden sonralardan düşük olacak. Tahmini önceden yazmak, sonucu sonradan verilere uydurmayı engeller.

İkinci soruda iki sonuç çelişmiyor. On sekiz kişilik bir örneklem, küçük bir ilişkiyi görmeye yetmeyebilir; binlerce kişilik ve aylar süren bir kayıt ise aynı küçük ilişkiyi görünür kılabilir. Redelmeier ve Tversky'nin çalışması aynı zamanda insanların olmayan yerde ilişki gördüğünü de gösterdi. Bir kişinin bir haftalık kaydı için anlamı şu: o kayıt hem olmayan düzenleri gösterebilir hem de var olan küçük düzenleri gizleyebilir; bu yüzden bir haftalık kayıttan çıkan sonuçlar ancak birer tahmin olarak tutulmalı.

Üçüncü soruda iki tahmin de önceden yazılmıştı; bu yüzden ikisinin sonucu da sonradan uydurulmuş değil. Merve'nin tahmini tutmadı; bu, ilk haftadaki farkın büyük olasılıkla bir tesadüf ya da başka bir etkenin, sabahın dinç saatlerinin, sonucu olduğunu düşündürüyor. Yeliz'in tahmini ikinci bir kayıtta tuttu; bu, düzene olan güveni artırıyor, ama iki hafta hâlâ küçük bir kayıt. Önceden yazılmış bir tahminin değeri, tutsa da tutmasa da, kişiyi bir haftalık bir izlenimle yaşamaktan kurtarması.

Sonraki derse köprü

Seviye 2 boyunca bakışı içeri çevirdik: iç gözlemin sınırlarını, iç deneyimin biçimlerini, dalgınlığı fark etmeyi ve kaydı dürüstçe tutup okumayı gördük. Ama iç dünyanın bir kısmı düşünceler değil, bedenin kendisi: açlık, yorgunluk, kalbin atışı, midedeki bir düğüm. Seviye 3 beden ve duyguya geçiyor. İlk dersi İç algı nedir sorusunu soruyor ve bedenin iç durumunu algılamanın ne olduğunu, onun doğruluk, duyarlılık ve farkındalık olarak ayrılan üç boyutuyla birlikte anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.