İçeriğe geç

2.2 · Seviye 2 · İç gözlem: kendi zihnini nereden biliyorsun

Bildiğimizden fazlasını söylemek

Nisbett ve Wilson’ın bulguları; insanların kararlarının gerçek nedenlerini çoğu zaman bilmeden açıklaması

Farkındalık Akademisi — M04, Kendini Bilmenin Sınırları · 2.229 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Kayseri'de bir makine fabrikasının insan kaynakları biriminde çalışan Serpil, bir bakım teknisyeni kadrosu için üç adayla görüştü ve birini seçti. Karar formuna gerekçesini düzgün bir paragrafla yazdı: aday teknik sorulara net cevap vermiş, önceki işyerinde arıza kayıtlarını düzenli tutmuş, sakin ve dikkatli bir izlenim bırakmıştı.

Bir hafta sonra birim müdürü üç adayın görüşme notlarını yan yana okurken Serpil'e bir şey gösteriyor. Serpil'in seçilen aday için yazdığı her gerekçe, elenen adaylardan biri için de notlarda duruyor: o da teknik soruları doğru cevaplamış, o da kayıt tutmuş, onun için de "sakin" yazılmış. Notlarda iki aday arasındaki tek belirgin fark, seçilenin günün son görüşmesi olması ve Serpil'le aynı ilçeden çıkması.

Serpil yalan söylemedi. Formdaki her cümleye inanıyordu ve her cümle doğruydu. Ama yazdığı paragraf, kararı nasıl verdiğinin bir kaydı değildi; karardan sonra kurulmuş, akla yatkın bir açıklamaydı. Bu ders, kendi kararlarımızın nedenlerini sorduğumuzda neden çoğu zaman bildiğimizden fazlasını söylediğimizi ve bu durumda kendimizi tanımanın başka hangi yollarının kaldığını anlatıyor.

Tek fikir

Bir kararın nedenini kendimize sorduğumuzda, kararı üreten süreci görmeyiz; onun yerine akla yatkın bir açıklama kurar ve buna içtenlikle inanırız. Kendini tanımak için "neden" sorusundan çok, ne yaptığını gözlemek ve başkalarının gözüne bakmak daha güvenilirdir.

Nasıl işler

2.1'de iç gözleme bir algının netliği sorulduğunda, basamaklı bir ölçekle güvenilir cevaplar alınabildiğini gördük. Bu derste soru değişiyor: "Bunu neden yaptım?" İki soru arasındaki fark büyük. Birincisi o an bilincinde olan bir içeriği soruyor; ikincisi o içeriği üreten süreci.

Zihnin işleyişinin büyük bir kısmı bilincin dışında yürüyor. Algı, beceri öğrenme, tutumlar ve kişilik, farkında olmadan işleyen süreçlere dayanıyor. Temel Psikoloji Akademisi bu alanı, psikanalizin bastırılmış bilinçdışından ayırarak bilişsel bilinçdışı adıyla tanımlıyor; burada o tanımı yeniden kurmayacağız. Bu dersin ilgisi, o süreçlere iç gözlemle ulaşmaya çalıştığımızda ne olduğu.

Serpil hangi adayı daha çok beğendiğini çok iyi biliyordu; bu bir içerikti. Ama bu beğeninin hangi etkenlerden doğduğunu bilmiyordu; o bir süreçti. Ona "neden?" diye sorulduğunda, zihni sürecin kaydını açmadı, çünkü böyle bir kayıt bilince sunulmuyordu. Onun yerine, bir bakım teknisyeninin neden iyi bir aday olabileceğine dair genel bilgisini kullanarak bir açıklama üretti. Açıklama akla yatkındı, çünkü herkesin bir teknisyende arayacağı şeyleri sayıyordu; ama tam da bu yüzden kararı ayırt etmiyordu.

Bu durumun ikinci bir yüzü daha var. Neden sorusu yalnız yanıltıcı cevaplar üretmekle kalmıyor; bazen kararın kendisini de değiştirebiliyor. Bir tercihi gerekçelerine ayırmaya çalıştığımızda, dikkatimiz kolay söze dökülen özelliklere kayıyor. Bu özellikler tercihin asıl kaynağı olmayabilir, ama söylendikleri anda ağırlık kazanıyorlar.

Eğer "neden" sorusu sürece ulaşmıyorsa, kendini tanımanın başka yolları kalıyor mu? Bu dersin önerisi iki yola işaret ediyor: kendi davranışını bir dışarıdan gözlemci gibi izlemek ve sana yakın olanların seni nasıl gördüğünü sormak.

Serpil'in müdürünün yaptığı tam olarak buydu: kararın gerekçesine değil, notların kendisine baktı. Üç adayın kaydı yan yana konduğunda, Serpil'in iç gözlemiyle göremediği bir düzen görünür oldu.

Ne biliyoruz

Bu alandaki tartışmanın başlangıç noktası, Richard Nisbett ve Timothy Wilson'ın bin dokuz yüz yetmiş yedide Psychological Review dergisinde yayımladığı Telling more than we can know: Verbal reports on mental processes başlıklı makale. Dersin başlığı bu makaleden geliyor. Sonraki literatür, makalenin vardığı sonucu insanların karar süreçlerine iç gözlemle doğrudan erişimi olmadığı biçiminde özetliyor. Bu dersin kanıt kartlarını, aynı araştırmacılardan birinin sonraki çalışmalarına dayandırıyoruz.

Birinci çalışmada nedenlerini analiz eden öğrencilerin tercihleri, uzmanlarla analiz etmeyenlere göre daha az örtüştü. İkinci çalışmada her iki iç gözlem biçimi de, hiçbir şey yapmayan karşılaştırma grubuna göre uzman görüşüyle daha az örtüşen seçimlere yol açtı. Yazarlar iki ayrı mekanizma öneriyor: gerekçe analizi dikkati en iyi olmayan ölçütlere çeviriyor ve sonraki seçimler bu ölçütlere dayanıyor; bütün özellikleri değerlendirmek ise yargıları ılımlılaştırıp seçenekler arasındaki ayrımı azaltıyor.

Öz-bilginin sınırları ve onu artırmanın yolları, Wilson'ın bir başka araştırmacıyla birlikte yazdığı bir derlemede bir araya getiriliyor.

Derleme öz-bilgiyi artırmanın iki yolunu öne çıkarıyor: kendimize başkalarının gözünden bakmak ve kendi davranışımızı gözlemek. Yazarlar bu yolların öz-bilgiyi geliştirme potansiyeli taşıdığını, ama ciddi engellerle karşılaştığını da belirtiyor. Ayrıca kendimize dair algının gerçekle tam örtüşmesinin her zaman avantajlı olmadığını, ama bilinç dışı güdülerin ve kişiliğin daha çok farkında olmanın genel olarak yararlı olduğunu söylüyorlar.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Bu görevde aynı türden iki küçük kararı iki farklı biçimde verecek, bir kararının nedenini de bir yakınına soracaksın.

Kayıt: Defterine üç bölüm aç. Birinci bölüme gerekçesiz seçimi ve iki memnuniyet notunu, ikinci bölüme gerekçeli seçimi, yazdığın gerekçeleri ve iki memnuniyet notunu geçir. Üçüncü bölüme kendi açıklamanı ve yakınının açıklamasını alt alta yaz. En sona üç soruyu cevapla: gerekçe yazdığın seçimde yazdığın özellikler gerçekten seçimini belirledi mi, gerekçesiz ve gerekçeli seçimin memnuniyet notları birbirinden ayrışıyor mu, ve yakınının açıklaması seninkinde olmayan bir şey içeriyor mu?

Bu görev bir deney değil; iki seçimlik bir karşılaştırmada çıkan fark tesadüf olabilir. Görevin amacı, "neden" sorusunun cevabının nasıl kurulduğunu bir kez kendi üzerinde izlemek. Yakınına soru sorarken, onun cevabını tartışmak yerine yalnız not al.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Bir kararın nedenini bilmiyorsam, yalan söylüyorum demektir."
Doğrusu

Serpil formuna yazdığı her cümleye inanıyordu ve hiçbiri yanlış değildi. Sürece doğrudan erişimin olmaması, içtenlikle akla yatkın bir açıklama kurmaya yol açıyor; bu bir aldatma değil, zihnin nasıl işlediğinin bir sonucu. Asıl yanılgı, içten gelen bir açıklamanın kendiliğinden doğru olduğunu varsaymak.

Yaygın yanlış"Bir karar hakkında ne kadar çok düşünürsem o kadar iyi karar veririm."
Doğrusu

Wilson ve Schooler'ın çalışmasında tercihlerinin nedenlerini analiz eden öğrenciler, uzman görüşünden daha çok uzaklaştı. Bu, düşünmenin genel olarak zararlı olduğunu göstermiyor; ama bazı tercihlerde, özellikle beğeni ve tat gibi söze dökülmesi zor alanlarda, gerekçe analizinin dikkati yanlış ölçütlere çevirebildiğini gösteriyor. Selin'in öğrencisinin yaşadığı da bunun gündelik bir örneği olabilir.

Yaygın yanlış"Kendimi en iyi ben tanırım; başkalarının beni nasıl gördüğü önemsiz."
Doğrusu

Kendi yaşantına ayrıcalıklı bir erişimin var, ama davranışlarının bir kısmını en iyi görenler çoğu zaman sana yakın olanlar. Wilson ve Dunn'ın derlemesi, kendine başkalarının gözünden bakmayı öz-bilgiyi artırmanın yollarından biri olarak gösteriyor. Tuncay'ın sesinin yükseldiğini Nur görüyordu, Tuncay görmüyordu. Başkasının gözlemi her zaman doğru değil, ama iç gözlemin kör kaldığı yeri gösterebiliyor.

Sınır

Nisbett ve Wilson'ın makalesi bu dersin başlığını veriyor, ama ders ondan yalnız sonraki literatürün aktardığı genel sonucu alıyor; makaledeki deneylerin ayrıntıları burada anlatılmadı ve kanıt kartları ona değil, sonraki çalışmalara dayanıyor. Wilson ve Schooler'ın çalışması öğrencilerle ve tat gibi beğeni alanlarında yapıldı; uzun vadeli, önemli kararlarda gerekçe analizinin ne yaptığı bu çalışmadan çıkarılamaz.

Bu ders, önemli kararlarda düşünmeyi bırakma önerisi değil. Bir iş, bir tedavi ya da bir ilişki hakkındaki kararlar, bilgi toplamayı, seçenekleri karşılaştırmayı ve başkalarına danışmayı gerektiriyor. Dersin söylediği daha dar bir şey: bir kararın ardından "neden" diye sorduğunda gelen cevabı, kararın nasıl verildiğinin kaydı gibi değil, bir açıklama denemesi gibi tutmak.

Başkalarının gözünden bakmak da sınırsız bir güven gerektirmiyor. Bir yakının gözlemi kendi kaygılarını ve beklentilerini de taşır. Bir ilişkide birinin sürekli olarak öbürünün iç dünyasını onun yerine tanımlaması, öz-bilgi değil bir baskı biçimi olabilir. Görevdeki soru tek seferlik ve yalnız not almak için; bir ilişkide bu tür tanımlamalar ağır bir yük hâline gelmişse, bu bir ilişki ya da danışmanlık konusudur.

Kapanış

  1. İç gözlem bir kararın içeriğine görece iyi ulaşır, onu üreten sürece ise genellikle ulaşamaz; "neden" sorusuna gelen cevap çoğu zaman karardan sonra kurulmuş, içtenlikle inanılan bir açıklamadır.
  2. Bir tercihi gerekçelerine ayırmak dikkati kolay söze dökülen ölçütlere çevirebilir ve bazı alanlarda tercihi uzman ölçütlerinden uzaklaştırabilir.
  3. Kendi davranışını kayıt altına alıp okumak ve yakınlarının gözlemlerini dinlemek, iç gözlemin göremediği desenleri gösterebilir; ama bu yolların da kendi engelleri vardır.

Üç soru

  1. Serpil'in karar formuna yazdığı gerekçeler doğruydu ama kararı açıklamıyordu. Süreç ile içerik ayrımını kullanarak bunun nasıl mümkün olduğunu açıkla.
  2. Bir arkadaşın iki kanepe arasında kararsız kaldığını söylüyor ve her biri için artı ve eksilerin uzun bir listesini yapmayı düşünüyor. Wilson ve Schooler'ın bulgusuna bakınca bu plana hangi uyarıyı eklerdin?
  3. Ercan sigarayı "stresten" içtiğini düşünüyordu, kayıt başka bir desen gösterdi. Davranış yoluyla öz-bilgi kavramıyla bu farkı açıkla.

Yanıtlar

Birinci soruda Serpil hangi adayı beğendiğini biliyordu, bu bir içerikti; ama bu beğeninin hangi etkenlerden doğduğu bilince sunulmayan bir süreçti. "Neden?" sorusu karşısında zihni süreci açmadı, bir bakım teknisyeninde aranan genel özellikleri sayan akla yatkın bir açıklama kurdu. Bu özellikler seçilen adayda gerçekten vardı, ama elenen adayda da vardı; bu yüzden kararı ayırt etmiyordu. "Serpil önyargılıydı" cevabı çekici, ama dersin gösterdiği daha genel bir şey: içtenlikle yazılmış bir gerekçe bile sürecin kaydı olmayabilir.

İkinci soruda bulgu, tercihlerin nedenlerini analiz etmenin dikkati kolay söze dökülen ölçütlere çevirebildiğini gösteriyor. Kanepede bu ölçütler fiyat ve ölçü gibi listelenebilir özellikler olabilir; oturma rahatlığı ya da odada nasıl göründüğü gibi söze dökülmesi zor özellikler listede geri planda kalabilir. Bu, liste yapmamayı gerektirmiyor; ama listeye ek olarak iki kanepede de bir süre oturmanın ve hangisine dönmek istediğine bakmanın değerli olabileceğini düşündürüyor. Çalışmadaki tercihler reçel ve üniversite dersleriydi; kanepeye taşımak bir benzetme, bir ölçüm değil.

Üçüncü soruda Ercan'ın açıklaması bir iç gözlem ürünüydü ve sigara hakkında yaygın bir genel inançla örtüşüyordu. Kayıt ise onun davranışını bir dışarıdan gözlemci gibi gösterdi: sigaraların çoğu stresli anlarda değil, belirli alışkanlık anlarında yakılıyordu. Davranış yoluyla öz-bilgi, nedenleri iç gözlemle değil, ne yaptığını kayıt altına alıp okuyarak öğrenmek demek. Bu kayıt, bırakma planını daha işe yarar bir yere yönlendirdi.

Sonraki derse köprü

Bu derste "neden" sorusuna verdiğimiz cevabın karardan sonra kurulabildiğini gördük; ama hep kendi verdiğimiz bir kararı açıklıyorduk. Peki ya hiç vermediğimiz bir kararı açıklamamız istenirse? Sıradaki ders seçim körlüğünü anlatıyor: insanların seçmedikleri bir seçeneği kendi seçimleri sanıp onu ayrıntılı gerekçelerle savunabilmesini ve gerekçenin seçimden sonra üretilmesini.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.