İçeriğe geç

1.14 · Seviye 1 · Algı: gördüğünü sandığın

Algı günlüğü

Seviye 1’in görevlerini bir haftalık kayıtta birleştirmek ve kaydı okumak

Farkındalık Akademisi — M03, Gündelik Algı Zanaatı · 2.381 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Bolu'da bir ilkokulda dördüncü sınıf öğretmeni olan Aysel, pazar akşamı çayını alıp mutfak masasına oturuyor. Önünde bir hafta boyunca küçük bir deftere düştüğü notlar var. Defteri açmadan önce kendine bir soru soruyor: bu hafta ne fark ettim? Cevap hemen geliyor: "Hiçbir şey. Çok yoğun bir haftaydı, başımı kaldıramadım."

Sonra defteri açıyor. Yirmi üç not var. Okul bahçesindeki çınarın yapraklarının bir gecede sararması, servis şoförünün salı günü radyoyu kapatıp ıslık çalması, bir öğrencinin her sabah aynı sırada aynı kalemle oynaması, bakkalın vitrinindeki yeni tabela. Notların neredeyse hepsi sabah sekiz ile öğle arasına düşmüş. Akşam altıdan sonra yazılmış tek bir not yok.

Aysel'in haftası gerçekten yoğundu ve bu yoğunluğu doğru hatırlıyordu. Ama "hiçbir şey fark etmedim" cümlesi, defterle karşılaştırılınca yanlış çıktı. Belleği haftanın genel duygusunu saklamıştı, ayrıntılarını değil. Defter ise ona ne zaman fark ettiğini ve ne zaman hiç fark etmediğini gösteriyordu. Bu ders, Seviye 1'in ayrı ayrı denediğin görevlerini yedi güne yayılan ortak bir defterde birleştirmeyi ve daha önemlisi, o kaydı okumayı öğretiyor.

Tek fikir

Bir haftayı hatırlamak ile bir haftanın kaydını okumak iki ayrı bilgi verir. Bellek genel bir hüküm saklar; anında tutulan kayıt ise ayrıntıyı, saati ve düzeni korur. Algını tanımak için ikisini yan yana koymak gerekir.

Nasıl işler

Seviye 1 boyunca her derste ayrı bir görev yaptın: önünden geçtiğin şeyleri tahmin ettin, bir değişikliği aradın, eşikte durup kokuyu ve sesi yokladın, ezberden çizdin, bir rutinde yeni şeyler aradın, bir etiketi askıya aldın, ölçek değiştirdin. Her görev kendi kaydını üretti. Ama ayrı ayrı tutulmuş kayıtlar, ayrı ayrı sorulara cevap verir. Bu ders onları aynı haftaya yerleştiriyor, çünkü bazı sorular ancak kayıtlar yan yana durduğunda sorulabiliyor: Hangi saatlerde daha çok fark ediyorum? Hangi duyum hep sessiz kalıyor? Yorgun günlerimde ne değişiyor?

Bu soruların cevabını hatırlayarak bulmak zor. Bunun nedeni belleğin tembelliği değil, iki tür bilginin farklı yerlerde durması.

Aysel'in "hiçbir şey fark etmedim" cümlesi geriye dönük bir bildirimdi ve kendisi hakkındaki bir inanca dayanıyordu: yoğun haftalarda dikkatimi kaybederim. Bu inanç tamamen yanlış değildi; akşamları gerçekten hiçbir şey yazmamıştı. Ama haftanın sabahlarını da kapsayacak kadar genişletilince yanıltıcı oldu.

Bir günlüğün ikinci gücü, aynı kişiyi farklı günlerde karşılaştırabilmesi. "Ben dikkatli biri miyim?" sorusu, insanları birbiriyle karşılaştıran bir soru ve bir haftalık kayıtla cevaplanamaz. Ama "salı ile cuma arasında ne değişti?" sorusu cevaplanabilir.

Algı günlüğünün asıl sorusu ikincisi. Bir hafta sonra elinde, kendi algının günlere, saatlere ve koşullara göre nasıl inip çıktığını gösteren bir kayıt olacak. Bu kaydı bir not gibi değil, bir harita gibi okumak, dersin ikinci yarısının konusu.

Ne biliyoruz

Günlük yöntemi, psikolojide gündelik hayatı incelemenin yerleşik yollarından biri. Bu yöntemi bir bütün olarak değerlendiren bir derleme, ne işe yaradığını ve nerede zorlandığını tartışıyor.

Bu derleme bir bulgu değil, bir yöntem değerlendirmesi; o yüzden ona bir kanıt etiketi vermiyoruz. Ama algı günlüğünün tasarımına iki şey taşıyor: kayıt sık ve olaya yakın tutulmalı, okunurken de kişinin kendi günleri birbiriyle karşılaştırılmalı.

Anında yazılan kayıt ile sonradan hatırlanan arasındaki farkın neden doğduğunu açıklayan bir çerçeve, duygu bildirimleri üzerine yapılmış çalışmaları bir araya getiren bir derlemeden geliyor.

Bu ayrım, şu anki ile şu anda yaşanmayan duygular hakkındaki raporlar arasında sık görülen tutarsızlıkları anlamak için önerilmiş. Robinson ve Clore duygu bildirimlerini inceliyor, algıyı değil; ama Aysel'in sahnesi aynı yapıya uyuyor. Haftanın sonunda "ne fark ettim?" sorusuna verdiği cevap, haftanın kendisinden değil, kendisi hakkındaki bir inançtan geldi.

Bir günü hatırlamanın da daha az yanıltıcı yolları var. Gün yeniden kurma yöntemini Temel Psikoloji Akademisi mutluluk araştırmalarını anlattığı derste tanıttı ve tanımladı; burada yalnız bir günlüğe ne kattığına bakacağız.

Sonuçlar yakın bir örtüşme gösterdi: dünü sistemli biçimde, bölüm bölüm yeniden kurmak, gün içinde anında yapılan ölçümlerin bulduğu tabloya yaklaşıyordu. Bu, algı günlüğü için pratik bir ara yol sunuyor. Gün içinde her şeyi anında yazamıyorsan, akşam günü genel bir hükümle değil, sabahtan akşama bölüm bölüm geri sararak yazmak, hükmün yerine ayrıntıyı koymanın bir yolu.

Gün içinde rastgele anlarda zil çalarak alınan anlık raporlar, deneyim örneklemesi adıyla bu akademinin üst-farkındalık modülünde ayrıca uygulanacak. Bu derste daha basit bir düzen kuruyoruz: birkaç sabit istasyon ve akşam bir geri sarma.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Bu görev Seviye 1'in en uzun görevi: yedi gün boyunca dört istasyonlu bir algı günlüğü tutacak, sekizinci gün de onu okuyacaksın. Görevi olağan bir haftaya denk getirmeye çalış; çok sıra dışı bir haftada tutulan kayıt sana algından çok o haftayı anlatır.

Kayıt: Her gün için tek sayfa: dört istasyonun notu, akşam geri sarmasında fark ettiğin anların hangi saatlere düştüğü ve o günün uyku ile yorgunluğu için tek kelime. Sekizinci gün sayfasının üstüne hafızandan yazdığın üç cümleyi koy; altına kayıttan okuduklarını: haftada toplam kaç not düştün, en çok ve en az not hangi saat dilimine düştü, hangi istasyon en kolay, hangisi en zor geldi, hangi duyum neredeyse hiç geçmedi. En alta da iki satır: hafızandaki özet ile kayıt nerede ayrıştı, ve kayıtta senin beklemediğin bir düzen var mı?

Kaydın eksik kalması bir başarısızlık değil. Atladığın günler ve saatler de kayda girer; Duygu'nun yaptığı gibi boşluğu bir satır olarak yaz ve okurken onu da hesaba kat. Notları araç sürerken, bir makineyi kullanırken ya da birine bakım verirken değil, durduğun bir anda düş. Kendini sayarken huzursuzluğun belirgin biçimde arttığını görürsen istasyon sayısını ikiye indirmek, görevi tam yapmaktan daha doğru olur.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Bir haftayı zaten hatırlıyorum, yazmama gerek yok."
Doğrusu

Hatırladığın şey çoğu zaman haftanın genel duygusu ya da kendin hakkındaki bir inanç oluyor. Robinson ve Clore'un derlediği çalışmalar, yaşanan anda verilen rapor ile sonradan verilen raporun sık sık ayrıştığını, sonradan gelenin genel inançlara daha çok dayandığını gösteriyor. Aysel'in "hiçbir şey fark etmedim" cümlesi bunun gündelik bir örneği. Bellek hükmü saklar; saat, sıra ve ayrıntı kayıtta kalır.

Yaygın yanlış"Kayıt ne kadar uzun ve ayrıntılı olursa o kadar iyidir."
Doğrusu

Uzun kayıt tutmak yorar ve yorgunluk kaydın kendisini bozar: notlar kısalır, günler atlanır, kayıt bir angaryaya dönüşür. Günlük yöntemi üzerine yapılan derleme, kaydın sıklığının ve olaya yakınlığının önemini vurguluyor, uzunluğunun değil. Her istasyona bir iki satır, geri sarmaya birkaç kelime yeter. Bir hafta sürdürebileceğin kısa bir kayıt, üç günde bırakacağın uzun bir kayıttan daha çok şey söyler.

Yaygın yanlış"Kaydın amacı, ne kadar farkında olduğumu ölçüp bir puan çıkarmak."
Doğrusu

Bir haftalık kayıt, seni başkalarıyla kıyaslayacak bir puan vermiyor; insanlar arası farkları ölçmek için ne süre ne de yöntem yeterli. Kaydın verebileceği bilgi kişi içi: senin günlerin, senin saatlerin, senin koşulların arasındaki fark. "Ben ne kadar farkındayım?" sorusunu bırakıp "ben ne zaman, nerede, hangi duyumla daha çok fark ediyorum?" diye sormak, kaydı doğru okumanın başlangıcı.

Sınır

Algı günlüğü bir ölçüm aracı değil, bir öz-gözlem aracı. Notlarının sayısı, ne kadar fark ettiğini değil, ne kadarını yazmaya karar verdiğini gösteriyor; bu ikisi arasındaki fark, yorgunluğa, zamana ve o günkü isteğine göre değişiyor. Bir haftalık kayıttan çıkan düzen, bir sonraki haftada tekrar etmeyebilir. Kayıttan bir sonuç çıkaracaksan, onu kesin bir bilgi değil, bir sonraki haftada sınanacak bir tahmin olarak tut.

Dersin dayandığı üç kaynağın hiçbiri algı günlüğünü doğrudan ölçmedi. Biri günlük yöntemini değerlendiren bir derleme, biri duygu bildirimleri üzerine bir derleme, biri de deneyimi geri sarmanın bir yolunu sınayan tek bir örneklem. Bu ders onlardan kayıt tutma ve okuma ilkeleri çıkarıyor; algı kaydına taşınmalarının ne kadar sağlam olduğu açık bir soru.

Bu haftalık kayıt, Seviye 0'da tuttuğun başlangıç kaydının yerine geçmiyor. O kayıt, akademinin sonunda aynı yöntemle tekrarlanmak üzere bir kenarda duruyor; ikisini birbirine karıştırmamak için algı günlüğünü ayrı bir sayfada ya da ayrı bir defterde tut. Uykuyu ve yorgunluğu not etmen, onları ölçmek ya da yorumlamak için değil, kayıttaki iniş çıkışları okurken akla gelmesi için. Uykusuzluk ya da yorgunluk haftalarca sürüyorsa, bu bir algı alıştırmasının değil, bir hekimle görüşmenin konusu.

Kapanış

  1. Bir haftayı hatırlamak genel bir hüküm verir; o hafta boyunca anında tutulmuş bir kayıt ise saati, sırayı ve ayrıntıyı korur. Sonradan verilen raporlar kişinin kendisi hakkındaki inançlarına daha çok dayanır.
  2. Gün içinde her şeyi yazamıyorsan, akşam günü bölüm bölüm geri sararak yazmak, genel hükmün yerine ayrıntıyı koymanın bir yoludur.
  3. Algı günlüğünün verdiği bilgi kişi içidir: "ne kadar farkındayım" değil, "ne zaman, nerede, hangi duyumla daha çok fark ediyorum"; kayıttan çıkan düzen bir sonraki haftada sınanacak bir tahmindir.

Üç soru

  1. Aysel defteri açmadan önce "hiçbir şey fark etmedim" dedi, defterde yirmi üç not çıktı. Anlık ve geriye dönük bildirim ayrımını kullanarak bu farkı açıkla.
  2. Bir arkadaşın bir haftalık algı kaydına bakıp "Ben senden çok daha fazla şey fark etmişim, demek ki daha farkındayım" diyor. Kişi içi değişim kavramıyla bu cümlenin neden yanıltıcı olduğunu söyle.
  3. Duygu kaydını dördüncü gün bıraktı. Yarım kalan bir kaydı okumak neden yine de değerli olabilir? Kayıttaki boşluğu nasıl yorumlarsın?

Yanıtlar

Birinci soruda Aysel'in cümlesi geriye dönük bir bildirimdi: haftanın sonunda, haftanın kendisinden çok kendisi hakkındaki bir inançtan, yoğun haftalarda dikkatimi kaybederim inancından besleniyordu. Defterdeki notlar ise anlık bildirimlerdi ve sabahları gerçekten pek çok şey fark ettiğini gösteriyordu. İnanç tamamen yanlış değildi; akşamları hiçbir not yoktu. Sorun, doğru bir kısmın bütün haftaya yayılmasıydı. "Aysel unutkan" cevabı çekici ama eksik; unutulan şey notlar değil, haftanın ayrıntılı dokusuydu.

İkinci soruda bir haftalık kayıt, iki kişiyi birbiriyle karşılaştırmaya uygun değil. Not sayısı, ne kadar fark ettiğini değil, ne kadarını yazmaya karar verdiğini de gösteriyor; bu karar kişiden kişiye çok değişir. Kayıt asıl olarak kişi içi değişimi gösterir: arkadaşının kendi günleri arasındaki farkı, senin kendi saatlerin arasındaki farkı. Arkadaşının sorabileceği daha doğru soru, kendi kaydında hangi koşullarda daha çok not düştüğü olurdu.

Üçüncü soruda boşluk da bir veri. Duygu'nun kaydı en çok koşturduğu günlerde kesildi; bu, o günlerde fark etmenin de kayıt tutmanın da zorlaştığını düşündürüyor. Boşluğu yok saymak, kaydın yalnız sakin günleri anlattığını unutmak demek. Ama yarım kayıttan kesin bir sonuç çıkarmak da yanlış olur; boşluk, bir sonraki haftada daha kısa bir kayıtla sınanacak bir tahmine dönüşebilir.

Sonraki derse köprü

Seviye 1 boyunca bakışı dışarıya, görmediğimiz nesnelere, alıştığımız kokulara, etiketlere ve ölçeklere çevirdik. Bu haftaki kayıt da dışarıda olanı yazdı. Seviye 2 bakışı içeri çeviriyor: kendi zihnine bakmak, düşüncelerini ve gerekçelerini gözlemek mümkün mü? Sıradaki ders iç gözlemin kısa tarihini anlatıyor: psikolojinin bu yöntemi nasıl bir laboratuvar yöntemine dönüştürdüğünü, sonra nasıl reddettiğini ve bugün ona neden temkinle döndüğünü.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.