İçeriğe geç

1.9 · Seviye 1 · Algı: gördüğünü sandığın

Dokunma, sıcaklık ve denge

Dokunsal uyum, sıcaklık algısının göreceliği, dengeyi ancak kaybedince fark etmek

Farkındalık Akademisi — M02, Duyuları Ayrı Ayrı Okumak · 2.083 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Ardahan'da bir ocak sabahı. Altmış sekiz yaşındaki Gülizar Hanım banyo için küveti dolduruyor ve her zamanki gibi suyun sıcaklığını ayağının ucuyla yokluyor. Su ona ılık geliyor; biraz daha sıcak akıtıyor. Tam o sırada kızı Nergis banyoya giriyor ve elini suya sokar sokmaz geri çekiyor: "Anne, bu su yakar!"

Gülizar Hanım şaşırıyor. Yıllardır suyu ayağıyla kontrol ediyor ve hiçbir zaman yanılmamıştı. Ama bu kış ayakları sık sık üşüyor, terlik giymeden evin içinde yürürken zeminin soğuğunu eskisi kadar duymuyor. Biraz da ürküyor: küvete girmek için bir ayağını kaldırdığında bir an sendelemişti ve bunu kızına söylememişti.

O akşam Nergis annesiyle oturup konuşuyor. Gülizar Hanım ne ayaklarının sıcaklığı eskisi kadar hissetmediğini ne de dengesinin biraz değiştiğini fark etmişti. İkisi de yavaş yavaş, yıllar içinde olmuştu. Bu ders, dokunma, sıcaklık ve denge duyularının mutlak bir ölçü vermediğini ve en çok güvendiğimiz bu duyularda değişimin neden sessizce ilerlediğini anlatıyor.

Tek fikir

Dokunma, sıcaklık ve denge mutlak bir ölçüm sunmaz; vücudun bölgesine, bir önceki duruma ve yaşa göre değişir. Bu duyulardaki değişim çoğu zaman sessizce olur ve ancak bir şey ters gittiğinde fark edilir.

Nasıl işler

Temel Psikoloji Akademisi dokunmayı koku ve tatla aynı derste anlatıyor: derideki iki nokta ayrımı, ağrının bir yorum oluşu, kesilmiş bir uzvun hâlâ hissedilmesi. Bu konular orada kalıyor. Bedenin iki sessiz duyusuna bakacağız: sıcaklığı nasıl algıladığımıza ve ayakta nasıl durduğumuza.

Sıcaklık duyusu bir termometre gibi çalışmıyor. Deri, bir şeyin kaç derece olduğunu değil, kendisinden daha sıcak mı yoksa daha soğuk mu olduğunu bildiriyor. Bir elini bir süre soğuk suda, öbürünü ılık suda tuttuktan sonra ikisini aynı ılıklıkta bir kaba soktuğunda, aynı su bir eline sıcak, öbürüne serin geliyor. Su aynı; değişen, ellerin bir önceki durumu.

Gülizar Hanım'ın ayağı bu yüzden yanıldı. Yaşla birlikte ayaklardaki ısıl duyarlılık azalmış, aynı sıcaklıktaki su ona eskisinden daha ılık gelmeye başlamıştı. Elini suya sokan kızının derisi ise daha duyarlıydı ve aynı suyu yakıcı buldu. Algının bu kayması yavaş olduğu için Gülizar Hanım onu hiç fark etmemişti.

Denge ise tek bir duyunun işi değil. Ayakta durmak, beynin üç ayrı kaynaktan gelen bilgiyi sürekli birleştirmesiyle mümkün oluyor: gözlerin gördüğü, iç kulaktaki denge organının bildirdiği ve kasların, eklemlerin bedenin konumuna dair gönderdiği sinyaller.

Bu üç kaynak birbirinin eksiğini kapatıyor. Gözlerin kapalıyken de ayakta durabiliyorsun, çünkü iç kulak ve beden konum duyusu çalışmaya devam ediyor. Ama kaynaklardan biri zayıfladığında, örneğin karanlıkta gözler, yaşla birlikte ayakların duyusu, dengenin yükü öbürlerine biniyor.

Dengenin en tuhaf yanı, onu ancak kaybettiğimizde fark etmemiz. Ayakta durmak, yürümek, merdiven inmek, dikkat gerektirmeyen işler gibi görünüyor; beyin bu birleştirmeyi bilinç dışında, saniyede pek çok kez yapıyor. Bir şey değiştiğinde, ışık söndüğünde, zemin kaydığında ya da yıllar içinde bir kaynak zayıfladığında, bunu ancak bir sendelemeyle öğreniyoruz.

Ne biliyoruz

Isıl duyarlılığın vücut yüzeyinde ve yaşam boyunca nasıl değiştiğini ayrıntılı olarak haritalayan bir çalışma, Gülizar Hanım'ın deneyimine doğrudan ışık tutuyor.

Haritalar üç şeyi ortaya koydu. Birincisi, duyarlılık vücut yüzeyinde yaklaşık yüz kat değişiyordu: yüz, özellikle ağız çevresi son derece duyarlıydı, el ve ayaklar ise görece zayıftı. İkincisi, bütün bölgeler soğuğa sıcaktan daha duyarlıydı. Üçüncüsü, yaşla birlikte ısıl duyarlılık azalıyordu ve en büyük değişim el ve ayaklarda, özellikle ayakta görülüyordu; bazı yaşlı katılımcılarda ayaktaki eşikler ölçülemeyecek kadar büyümüştü. Gövdeye yakın bölgeler ise duyarlılıklarını yaşla daha yavaş kaybediyordu.

Bu bulgu pratik bir ders taşıyor: suyun sıcaklığını ayakla yoklamak, tam da duyarlılığın en hızlı azaldığı bölgeye güvenmek demek. Elin içi ya da daha da iyisi bir termometre, özellikle yaşlı biri için daha güvenilir bir ölçü.

Dengeyle ilgili soru ise farklı: fark edilmeden zayıflayan bir denge, düşme riskini artırıyor. Peki bu risk azaltılabilir mi? Bu soruyu yanıtlamak için yüzden fazla çalışmayı bir araya getiren kapsamlı bir derlemeye bakmak gerekiyor.

Sonuç şuydu: egzersiz, düşmeyi azaltması beklenmeyen bir uygulama alan karşılaştırma gruplarına göre düşme sıklığını yaklaşık yüzde yirmi üç azaltıyordu ve yazarlar bu sonucun kanıt kesinliğini yüksek olarak değerlendirdi. Bu, dengedeki yaşla gelen değişimin kaçınılmaz bir kader olmadığını, onu etkilemenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Bu görevde sıcaklık duyunun göreceli olduğunu ve dengenin hangi kaynaklara dayandığını iki küçük deneyle kendi bedeninde göreceksin. İki deneyi de güvenli koşullarda ve acele etmeden yap.

Kayıt: Defterine kase deneyi için iki elin ortadaki suyu nasıl hissettiğini ayrı ayrı yaz ve suyun gerçekte aynı olduğunu not et. Denge deneyi için iki süreyi yan yana geçir: gözler açıkken kaç saniye, gözler kapalıyken kaç saniye. Altına iki süre arasındaki farkın sana dengenin kaynakları hakkında ne söylediğini bir iki cümleyle anlat.

Denge deneyini yalnızken, kaygan bir zeminde, çorapla ya da merdiven yakınında yapma. Yaşın ilerlemişse, daha önce düştüysen ya da baş dönmesi yaşıyorsan gözler kapalı kısmını hiç deneme ya da yanında biri varken yap; bu görev bir denge testi değil, bir farkındalık egzersizi.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Elim ya da ayağım bir termometre gibidir, sıcaklığı doğru söyler."
Doğrusu

Deri sıcaklığın kaç derece olduğunu değil, bir önceki duruma göre farkını bildiriyor. Kase deneyinde aynı su bir ele sıcak, öbürüne serin gelir. Üstelik duyarlılık vücut bölgesine ve yaşa göre değişiyor; bu yüzden yaşlı bir yakının banyo suyunu ayağıyla değil, termometreyle ya da kendi elinin içiyle kontrol etmek daha güvenli.

Yaygın yanlış"Dengem bozulursa hemen fark ederim."
Doğrusu

Denge bilinç dışında yürüyen bir birleştirme ve bir kaynağındaki yavaş zayıflama genellikle fark edilmiyor; Gülizar Hanım da ayaklarının duyusunun ve dengesinin değiştiğini fark etmemişti. Çoğu zaman bunu ancak bir sendeleme ya da bir düşme gösteriyor. Karanlıkta ya da yorgunken bir kaynağın zayıflaması da aynı biçimde sessizce olur.

Yaygın yanlış"Yaşla gelen denge kaybı kaçınılmazdır, yapılacak bir şey yoktur."
Doğrusu

Sherrington ve arkadaşlarının derlemesi, toplumda yaşayan yaşlı insanlarda egzersizin düşme sıklığını belirgin biçimde azalttığını yüksek kesinlikte gösteriyor. Dengedeki değişim bir kader değil; düzenli ve uygun egzersizle etkilenebilen bir beceri.

Sınır

Bu dersin örneklerinin bazıları sağlığa yakın duruyor ve bu ders hiçbir tıbbi değerlendirmenin yerini tutmuyor. Ayaklarda uyuşma, his kaybı, yanma, sık sık tekrarlayan sendelemeler, baş dönmesi ya da daha önce yaşanmış bir düşme, bir hekimin değerlendirmesi gereken durumlar. Şeker hastalığı gibi bazı hastalıklarda ayaklardaki his kaybı ciddi yaralara yol açabildiği için düzenli ayak kontrolü ayrıca önem taşıyor.

Egzersiz derlemesinin sonucu genel bir bulgu ve her bireyin hangi egzersizi ne yoğunlukta yapması gerektiğini söylemiyor. Denge ya da düşme kaygısı olan biri, kendi başına zorlayıcı bir programa başlamak yerine bir hekim ya da fizyoterapistle konuşarak güvenli bir plan kurmalı. Derlemenin kapsadığı çalışmaların bir kısmının yöntem açısından zayıf yanları olduğu da yazarların kendi notları arasında.

Sıcaklık duyarlılığı üzerine kullanılan çalışma ise altmış kişilik tek bir örnekleme dayanıyor. Bölgeler arası farkın ve yaşla gelen azalmanın yönü başka çalışmalarla uyumlu olsa da, tek bir kişinin duyarlılığının ne kadar azaldığını bu çalışmadan çıkarmak mümkün değil; yaşlı herkesin ayağı sıcaklığı aynı ölçüde kaçırmaz.

Kapanış

  1. Deri sıcaklığın kaç derece olduğunu değil, bir önceki duruma göre farkını bildirir; ısıl duyarlılık vücudun bölgesine göre büyük farklar gösterir ve yaşla birlikte, özellikle ayaklarda, azalır.
  2. Denge, görme, iç kulak ve beden konum duyusundan gelen bilginin bilinç dışında birleştirilmesidir; bir kaynak zayıfladığında bu çoğu zaman ancak bir sendelemeyle fark edilir.
  3. Bu duyulardaki sessiz değişime karşı yapılabilecekler, güvenilmez hâle gelen bir duyunun yerine ölçen bir araç ya da bir gözlem alışkanlığı koymak ve dengeyi düzenli egzersizle desteklemektir.

Üç soru

  1. Gülizar Hanım'ın ayağı banyo suyunu neden ılık buldu, kızının eli ise neden yakıcı? Isıl duyarlılık kavramını ve Stevens ile Choo'nun bulgusunu kullanarak açıkla.
  2. Zeliha Hanım'ın gece karanlıkta sendelemesi, dengenin kaynakları açısından ne anlatıyor ve kızının taktığı gece lambası neden işe yarıyor?
  3. Bir yakının "Yaşlandım, dengem bozuldu, bu kaderim" diyor. Sherrington ve arkadaşlarının derlemesi bu inanca nasıl bir cevap veriyor ve sınırı nedir?

Yanıtlar

Birinci soruda Stevens ve Choo'nun bulgusuna göre ısıl duyarlılık yaşla azalıyor ve en büyük kayıp ayaklarda oluyor. Gülizar Hanım'ın ayağındaki duyarlılık yıllar içinde düşmüştü; aynı sıcaklıktaki su ona daha ılık geliyordu. Kızının eli ise hem daha genç hem de vücudun ayağa göre daha duyarlı bir bölgesiydi. "Su bir an sıcaktı" cevabı çekici, ama su aynıydı; değişen, iki derinin onu algılama gücüydü.

İkinci soruda dengenin üç kaynağından biri olan görme karanlıkta neredeyse tamamen kayboluyor ve yük iç kulağa ve beden konum duyusuna kalıyor. Zeliha Hanım'ın bu kaynaklarından biri, belki ayaklarındaki his, yaşla biraz zayıflamışsa karanlıkta kalan iki kaynak yetmeyebiliyor. Gece lambası, kaybolan görsel bilgiyi geri vererek dengenin üç kaynaklı yapısını yeniden kuruyor.

Üçüncü soruda derleme, toplumda yaşayan yaşlı insanlarda egzersizin düşme sıklığını yaklaşık yüzde yirmi üç azalttığını yüksek kesinlikte gösteriyor; yani denge kaybı değiştirilebilir bir şey. Sınırı ise derlemenin bireysel bir reçete vermemesi ve bazı hastalık gruplarını kapsamaması. Yakının için doğru adım, kendi başına zorlayıcı bir programa başlamak yerine bir hekim ya da fizyoterapistle güvenli bir plan kurmak.

Sonraki derse köprü

Bu derste dengenin tek bir duyunun değil, görme, iç kulak ve bedenin birlikte kurduğu bir iş olduğunu gördük. Duyular yalnız dengede değil, neredeyse her algıda birbirine yaslanıyor; bazen biri öbürünü düzeltiyor, bazen de onu yanıltıyor. Sıradaki ders, duyuların birbirini nasıl düzelttiğini ve bir duyunun ötekinin söylediğini nasıl ezebildiğini, çok duyulu algıyı anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.