1.7 · Seviye 1 · Algı: gördüğünü sandığın
İşitsel alan
Ses katmanları, yön ve uzaklık; arka plan sesinin ancak kesilince duyulması
Farkındalık Akademisi — M02, Duyuları Ayrı Ayrı Okumak · 1.960 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
- Temel Psikoloji Akademisi’nde: İşitme
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Gebze'de bir lojistik firmasının açık ofisinde muhasebeci olan Ayşe, salı öğleden sonra bir ay sonu tablosunu kapatmaya çalışıyor. Saat üçe doğru elektrik kesiliyor. Bilgisayarlar susuyor, klimanın uğultusu kesiliyor, yazıcı duruyor. Ofiste bir an tam bir sessizlik oluyor ve Ayşe'nin kulakları bu sessizliğin içinde neredeyse çınlıyor.
O an Ayşe bir şey fark ediyor: bütün gün, aslında bütün yıl, bu seslerin içinde çalışmış. Klimanın kesintisiz uğultusu, yirmi bilgisayarın fanı, iki masa ötede telefonda konuşan satış ekibi, köşedeki yazıcının ara ara çıkardığı tıkırtı. Bunların hiçbirini artık duymuyordu. Ama sessizlik geldiğinde omuzlarının gevşediğini, nefesinin yavaşladığını hissediyor.
Elektrik on dakika sonra geliyor ve sesler birer birer geri dönüyor. Ayşe bu kez onları sayıyor. Sabah neden bu kadar yorgun olduğunu da merak etmeye başlıyor. Bu ders, kulağın her an topladığı ses katmanlarını ayrı ayrı okumayı ve fark etmediğimiz arka plan sesinin bizi nasıl etkileyebildiğini anlatıyor.
Tek fikir
Kulak her an birçok ses katmanını birden toplar, ama dikkat bunların çoğunu arka plana iter ve biz onları ancak kesildiklerinde fark ederiz. Fark etmediğimiz ses bizi etkilemeyi bırakmaz; bu yüzden işitsel alanı katman katman okumak, kendi çalışma koşullarını görmenin bir yoludur.
Nasıl işler
İşitmenin mekanizması Temel Psikoloji Akademisi'nde ayrı bir derste anlatılıyor: kulağın sesi nasıl topladığı, perdenin ve ses yüksekliğinin nereden geldiği, sesin yönünün iki kulak arasındaki farklardan nasıl çıkarıldığı ve beynin bir ses karmaşasını kaynaklarına nasıl ayırdığı. Burada o mekanizmaları yeniden kurmuyoruz. Bu dersin işi, o mekanizmaların gündelik hayattaki ürününe, etrafındaki sesin bütününe bakmak.
Bir odada, bir sokakta, bir ofiste duyulan bütün seslerin toplamı, tek tek seslerden farklı bir şey. Hangi seslerin olduğu kadar, hangisinin yakın hangisinin uzak olduğu, hangisinin sürekli hangisinin kesik olduğu ve kişinin onları nasıl deneyimlediği de bu bütünün parçası.
Bir ses manzarasını okumanın en basit yolu, onu katmanlara ayırmak. Uzaklık bir katman: hemen yanındaki sesler, odanın içindeki sesler, dışarıdan gelen sesler. Süreklilik başka bir katman: buzdolabının uğultusu gibi hiç kesilmeyenler ve kapı çarpması gibi bir an gelip gidenler. Kaynak üçüncü bir katman: insan sesleri, makine sesleri, doğa sesleri. Bu ayrımı yapmak, kulağın zaten yaptığı ama bilince taşımadığı bir işi görünür kılıyor.
Katmanlara ayırmanın bir de pratik değeri var: hangi sesin işini bozduğunu bilmek. Sürekli bir makine uğultusu ile ara ara gelen bir konuşma aynı şekilde etkilemiyor. Ve burada önemli bir tuzak var. Bir sesi artık fark etmiyor olmak, onun zihnin işine karışmadığı anlamına gelmiyor.
Ayşe'nin ay sonu tablosu tam bu türden bir işti: rakamları akılda tutmak, sırayla toplamak, satırları karşılaştırmak. Ve tam da bu tür işler, arka plandaki konuşmaya ve gürültüye karşı en kırılgan olanlar. Ayşe sesleri artık duymuyordu, ama zihni onları işlemeye devam ediyor olabilirdi.
Ne biliyoruz
Arka plan sesinin işe etkisi uzun süredir laboratuvarda inceleniyor. Ama gerçek bir ofiste çalışanların bu sesleri nasıl yaşadığını soran bir saha çalışması, laboratuvarın göremeyeceği bir şeyi ortaya koydu.
Sonuçlar netti. Çalışanların yüzde doksan dokuzu, ofis gürültüsünün çeşitli bileşenlerinin konsantrasyonlarını bozduğunu bildirdi. En çok şikâyet edilen iki ses, boş masalarda çalıp duran telefonlar ve arka planda konuşan insanlardı. Daha da önemlisi, araştırmacılar bu seslere alışıldığına dair bir kanıt bulamadı: uzun süredir aynı ortamda çalışanlar da sesleri rahatsız edici bulmaya devam ediyordu.
Kendi bildirimin ötesine geçmek için laboratuvara bakmak gerekiyor. Aynı araştırma çevresinden bir başka çalışma, ofis gürültüsünün zihinden yapılan işlere etkisini doğrudan ölçtü.
İki ofis gürültüsü de, konuşmalı olan da konuşmasız olan da, her iki işte başarıyı belirgin biçimde düşürdü. Yazarlar, konuşmasız gürültünün de etki yaratmasını, yalnız anlamlı sözcüklerin zihindeki içerikle karıştığını öne süren açıklamanın zihinden aritmetikteki bozulmayı tam açıklayamadığına bir işaret olarak yorumluyor.
İki çalışma birlikte okununca Ayşe'nin yorgunluğu bir anlam kazanıyor. Arka plan sesi ona artık rahatsız edici gelmiyordu, belki onu duymuyordu bile. Ama hem saha çalışmasındaki çalışanların deneyimi hem de laboratuvardaki ölçümler, bu tür seslerin akılda tutma ve hesap gerektiren işleri zorlaştırdığını gösteriyor.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Bu görevde çevrendeki ses manzarasını katmanlarına ayıracak ve arka plan sesinin bir işi etkileyip etkilemediğini kendi küçük deneyinle sınayacaksın.
Kayıt: Defterine beş dakikalık dinlemede yazdığın seslerin listesini ve toplam sayısını geçir, en çok şaşırdığın sesi işaretle. İki iş için süreyi, hata sayısını ve işi yaparken sesten ne kadar rahatsız olduğunu birden beşe bir puanla yan yana yaz. En sonda sor: rahatsız olma puanın ile hata sayın aynı yönü mü gösteriyor?
Bu küçük deney bilimsel bir sonuç vermez; tek bir kişinin iki gününde başka pek çok şey değişiyor. Amacı, "beni etkilemiyor" duygunu kendi verinle bir kez karşılaştırmak. Dinleme sırasında yüksek bir sesin uzun süre kulağını rahatsız ettiğini fark edersen, o ortamda kulak koruyucusu kullanmayı düşün.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Gürültüye alıştım, artık beni etkilemiyor."
Bir sesi artık fark etmemek, onun etkisinin bittiği anlamına gelmiyor. Banbury ve Berry'nin saha çalışmasında uzun süredir aynı ofiste çalışanlar da arka plan seslerini rahatsız edici bulmaya devam ediyordu ve laboratuvar çalışmaları, kişi sesi duymadığını sansa bile akılda tutma ve hesap işlerinin bozulabildiğini gösteriyor.
Yaygın yanlış"Beni yalnız konuşma sesi rahatsız eder, makine sesi zararsızdır."
Arka plandaki konuşmanın özellikle dağıtıcı olduğu iyi biliniyor, ama Perham ve arkadaşlarının çalışmasında konuşma içermeyen ofis gürültüsü de zihinden aritmetik ve sırayla hatırlama işlerini bozdu. Makine sesinin daha az rahatsız edici gelmesi, daha az etkili olduğunu göstermiyor.
Yaygın yanlış"Dinlemek pasif bir şeydir, ses zaten kulağa gelir."
Duymak pasif olabilir, ama dinlemek bir beceri. Madendeki makinistin ve uykudaki annenin kulağı, ses manzarasının belirli katmanlarını seçip izlemeyi yıllar içinde öğrenmişti. Sesleri katman katman ayırmak, bu beceriyi bilerek çalıştırmanın bir yolu.
Sınır
Bu dersin kaynakları ofis ortamına ve belirli işlere odaklanıyor. Arka plan sesinin herkesi aynı biçimde etkilemediği, bazı insanların belirli seslerle daha iyi çalıştığını söylediği de biliniyor. Dersin önerdiği küçük deney, senin için hangi koşulun daha iyi olduğunu görmenin bir yolu; herkes için tek bir doğru ortam olduğunu söylemiyor.
İşitme sağlığı bu dersin kapsamını aşıyor. Kalabalık bir ortamda konuşmaları izlemekte giderek zorlanıyorsan, kulaklarında sürekli bir çınlama varsa ya da yüksek sesli bir ortamda uzun süre çalışıyorsan, bunu bir kulak burun boğaz hekimine ya da bir odyoloğa danışmak gerekir. Ses manzarasını okumak, bir işitme testinin yerini tutmaz.
Kaynakların ağırlığı konusunda da açık olmak gerekiyor. Saha çalışması kişilerin kendi bildirimine dayanıyor ve konsantrasyonu doğrudan ölçmüyor; laboratuvar çalışması ise kayıtlı gürültüyle ve sınırlı bir katılımcı grubuyla yapıldı. İki çalışma aynı yönü gösteriyor, ama gerçek bir ofiste etkinin ne kadar büyük olduğu, işin türüne ve kişiye göre değişiyor.
Kapanış
- Kulak her an birçok ses katmanını toplar; dikkat bunların çoğunu arka plana iter ve onları çoğu zaman ancak kesildiklerinde fark ederiz.
- Bir sesi fark etmemek onun etkisinin bittiğini göstermez; arka plan gürültüsü, konuşma içermese bile, akılda tutma ve hesap işlerini bozabilir ve gerçek ofislerde bu seslere alışıldığına dair bir iz görülmüyor.
- Ses manzarasını uzaklık, süreklilik ve kaynak katmanlarına ayırmak, hem dinleme becerisini çalıştırır hem de kişinin kendi çalışma koşullarını görmesine yardım eder.
Üç soru
- Ayşe elektrik kesildiğinde neden omuzlarının gevşediğini hissetti, oysa o seslerden şikâyetçi değildi? Dersin iki kavramıyla, ses manzarası ve ilgisiz ses etkisiyle, açıkla.
- Bora "Televizyon beni etkilemiyor" diyor. Bu cümlenin kanıt değeri nedir ve ablasının önerdiği deney neden daha bilgilendirici?
- Madendeki makinist Kadir ile uykudaki anne Pınar'ın ortak becerisi nedir? Bu beceri, alışma ve arka plan sesi ile nasıl bir arada var olabiliyor?
Yanıtlar
Birinci soruda Ayşe'nin ses manzarası gün boyu sürekli seslerle doluydu ve bu seslerin hiçbiri artık bilincine ulaşmıyordu. Ama ilgisiz ses etkisi, kişinin duymadığını sandığı seslerin bile zihinsel işi zorlaştırabildiğini söylüyor. Sessizlik geldiğinde bu yük bir anda kalktı ve Ayşe bunu bedeninde hissetti. "Şikâyet etmiyorsa etkilenmiyordur" cevabı çekici, ama fark etmemek ile etkilenmemek ayrı şeyler.
İkinci soruda Bora'nın cümlesi bir öz-bildirim ve bu akademinin önceki derslerinde gördüğümüz gibi, kişinin fark etmediği bir etkiyi bildirmesi zor. Ablasının önerdiği deney, Bora'nın kanaatini kendi verisiyle karşılaştırıyor: aynı türden işlerin iki koşulda nasıl sonuçlandığına bakıyor. Bir haftalık bir deney kesin bir sonuç vermez, ama "beni etkilemiyor" duygusundan daha fazla şey söyler.
Üçüncü soruda ikisinin ortak becerisi, ses manzarasının belirli bir katmanını seçip izlemek. Bu, alışmayla çelişmiyor: ikisinin kulağı da arka plandaki sürekli seslere alışmış, onları bilince taşımıyor. Ama önemli olan katmandaki küçük bir değişim, konveyörün ritmindeki aksama ya da bebeğin hırıltısı, alışmanın filtresinden geçip dikkati hemen çekiyor. Yani alışma her şeyi değil, önemsiz sayılan sabit sesleri susturuyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste kulağın topladığı katmanları ayırdık ve onları adlandırmayı denedik. Seslerin adı var: uğultu, tıkırtı, fısıltı. Ama bir kokuyu ya da bir tadı adlandırmaya kalktığında dilin birdenbire yetersiz kaldığını görürsün. Sıradaki ders, 1.8, koku ve tadı, dilin en zayıf kaldığı duyuları ve bir yemeğin tadının büyük kısmının aslında burundan geldiğini anlatıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.