1.6 · Seviye 1 · Algı: gördüğünü sandığın
Bildiğini çizemezsin
Ezberden bisiklet çizme deneyi; tanımanın görmekten ne kadar az ayrıntı istediği
Farkındalık Akademisi — M02, Duyuları Ayrı Ayrı Okumak · 1.954 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Çanakkale'de bir aile, bayram akşamı yemekten sonra masada oyun oynuyor. Üniversiteye giden kızları Ece bir öneride bulunuyor: herkes ezberden bir lirayı çizecek, ön yüzünü de arka yüzünü de. Babası güler: "Otuz yıldır cebimde taşıyorum, bundan kolay ne var?"
Beş dakika sonra kâğıtlar ortaya konuyor. Babası bir yüze bir portre çizmiş ama portrenin hangi yöne baktığını, etrafındaki yazının ne dediğini hatırlamamış. Annesi rakamı ortaya koymuş, çevresine ne geldiğini bilmiyor. Dede arka yüze bir şey çizmeye çalışmış, sonra kalemi bırakıp "Bilmiyorum ki ne var orada" demiş. Ece telefonundaki fotoğrafı açınca masada bir sessizlik oluyor: hiç kimsenin çizimi gerçek paraya benzemiyor.
Oysa hepsi bir lirayı bir bakışta tanır. Cebinden çıkan bozukluklar arasında onu hemen ayırır, sahte bir parayı belki yakalar. Tanımak için gereken bilgi ile çizmek için gereken bilgi aynı şey değil. Bu ders, her gün elimizden geçen nesneleri ne kadar az bildiğimizi ve ne kadar çok bildiğimizi sandığımızı anlatıyor.
Tek fikir
Bir nesneyi tanımak, onu hatırlamaktan ve anlamaktan çok daha az ayrıntı ister. Bu yüzden her gün gördüğümüz şeyleri bildiğimizi sanırız, ama ezberden çizmeye ya da nasıl çalıştığını anlatmaya kalktığımızda bilgimizin ne kadar ince olduğunu görürüz.
Nasıl işler
Bir lirayı bozuklukların arasından ayırmak için zihnin aslında çok az şeye ihtiyacı var: boyutu, rengi, ağırlığı, belki kenarının dokusu. Bu birkaç ipucu nesneyi öteki nesnelerden ayırmaya yetiyor. Zihin, işine yetmeyen ayrıntıyı saklamak için çaba harcamıyor. Portrenin yönü, yazının içeriği, arka yüzdeki motif, tanıma işine hiçbir şey katmadığı için kaydedilmiyor.
Gündelik hayatın neredeyse tamamı tanımayla yürüyor. Evini tanıyorsun, sokağını tanıyorsun, anahtarını tanıyorsun. Hiçbirini ezberden çizmen gerekmiyor. Bu yüzden tanıma ile hatırlama arasındaki uçurumu nadiren görüyoruz; ancak Ece'nin oyunu gibi bir an onu ortaya çıkarıyor.
Bu uçurumun bir de daha derin bir katı var. Bir nesneyi yalnız nasıl göründüğüyle değil, nasıl çalıştığıyla da bildiğimizi sanıyoruz. Bir bisikletin, bir fermuarın, bir sifonun nasıl çalıştığını sorsalar, çoğumuz "tabii ki biliyorum" deriz. Anlatmaya başladığımızda ise ilk cümleden sonra takılırız.
Bu iki olgu farkındalık için önemli bir ders taşıyor. Önceki derslerde zihnin dünyayı seçerek gördüğünü, beklentiyle doldurduğunu ve sabit olanı arka plana ittiğini konuştuk. Bu ders o seçiciliğin bellekteki izini gösteriyor: zihin, tanımak için yeteni saklıyor ve "biliyorum" duygusunu bu yetenin üzerine kuruyor. O duygu, bilginin kendisinden çok daha güçlü olabiliyor.
Çizmek ve açıklamak, bu duyguyu sınamanın iki basit yolu. Kâğıda dökülen şey, zihindeki boşlukları saklayamıyor. Bu yüzden bu modülün görevleri sana duyuları tek tek, ayrıntısıyla okumayı öğretirken çoğu zaman bir kalem ve bir kâğıt isteyecek.
Ne biliyoruz
Bisiklet, neredeyse herkesin tanıdığı ve çoğu kişinin bir zamanlar sürdüğü bir nesne. Bir psikolog, insanların ondan ne kadarını gerçekten bildiğini sınadı.
İnsanlar sık ve ciddi hatalar yaptı. Bazıları zincirin arka tekerleğin yanı sıra ön tekerleği de dolaştığını düşündü; bu durumda bisikletin dönmesi imkânsız olurdu. Hatalar bisiklet uzmanlarında ve test sırasında önünde gerçek bir bisiklet olanlarda azaldı, ama tamamen ortadan kalkmadı. Lawson'ın vardığı sonuç, çoğu insanın bu gündelik nesneye dair kavramsal anlayışının sığ ve dağınık olduğuydu.
Görsel bir ayrıntı için ise daha da çarpıcı bir örnek, dünyanın en çok görülen logolarından birinden geliyor.
Seksen beş katılımcıdan yalnız biri logoyu doğru çizebildi. Yarıdan azı, seçenekler arasından doğru logoyu tanıyabildi. Asıl ilginç bulgu güvenle ilgiliydi: katılımcılar gerçek başarılarından çok daha emin olduklarını bildirdi. Bu aşırı güven, güven sorusu çizimden sonra sorulduğunda azalıyordu. Yani çizmeye çalışmak, insanlara ne kadar az bildiklerini gösteriyordu.
Bu iki bulgunun arkasındaki genel ilkeyi ise açıklama derinliği yanılsamasını tanımlayan çalışma ortaya koyuyor.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Bu görevde "biliyorum" duygun ile gerçek bilgin arasındaki mesafeyi kâğıt üzerinde ölçeceksin.
Kayıt: Defterine her nesne için dört şeyi yan yana geçir: çizimden önceki güven puanın, çizimden sonraki güven puanın, gerçeğiyle karşılaştırınca bulduğun hata sayısı ve en çok şaşırdığın tek bir ayrıntı. Sonuna bir ek soru ekle: üç nesneden hangisinin nasıl çalıştığını, örneğin kapının kilidinin, birine adım adım anlatabilirdin?
Bu görev bir yetenek testi değil. Çizim becerisi zayıf olan biri de ayrıntıların yerini işaretleyebilir. Hata sayısının yüksek çıkması bir bellek sorunu değil; tanımaya yeten bilginin hatırlamaya yetmediğini kendi elinle göstermenin bir yolu.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"Her gün gördüğüm bir şeyi elbette bilirim."
Her gün görmek, onu tanımayı sağlar, ayrıntısıyla hatırlamayı değil. Blake ve arkadaşlarının çalışmasında, çok sık görülen bir logoyu seksen beş kişiden yalnız biri doğru çizebildi. Görmenin sıklığı, belleğe kaydedilen ayrıntının miktarını belirlemiyor; işe yarayan ayrıntı kaydediliyor, gerisi değil.
Yaygın yanlış"Bir şeyi tanıyorsam, nasıl çalıştığını da anlıyorumdur."
Tanımak ile anlamak arasında ikinci bir uçurum var. Lawson'ın çalışmasında bisikleti tanıyan ve süren insanlar, zincirin nereden geçtiğini yanlış gösterdi. Rozenblit ve Keil'in katılımcıları da bir fermuarı ya da sifonu anladıklarını sandılar, ta ki açıklamayı yazmaya kalkana kadar.
Yaygın yanlış"Bunları bilmemek dikkatsizliktir."
Zihin, işe yaramayan ayrıntıyı saklamamakla aslında verimli çalışıyor. Bir paranın arka yüzündeki motifi bilmek, onu harcamak için gerekmiyor. Sorun bilmemek değil; bilmediğimiz hâlde bildiğimizi sanmak. Bu dersin çizim görevinin asıl amacı da o sanıyı kâğıt üzerinde görünür kılmak.
Sınır
Bu derste anılan çalışmalar sağlıklı yetişkinlerle ve gündelik nesnelerle yapıldı; ölçtükleri şey, herkesin yaşadığı olağan bir boşluk. Bu görevde düşük bir sonuç almak bir bellek bozukluğunun işareti değil. Ama yakın zamanda öğrenilen bilgiyi tutmakta, tanıdık yolları bulmakta ya da gündelik işleri sürdürmekte yeni başlayan ve giderek artan bir güçlük yaşıyorsan, bu bir çizim oyunuyla ölçülecek bir şey değildir; bir hekime danışmak gerekir.
Bulguların ağırlığına gelince, bisiklet ve logo çalışmaları birer nesneyle ve tek tek örneklemlerle yapıldı; çizim becerisindeki farklar da sonucu etkileyebiliyor. Açıklama derinliği yanılsaması ise on iki çalışmalık bir makaleye dayanıyor ve sonraki araştırmalarda farklı biçimlerde sınandı. Yanılsamanın gücü bilgi türüne göre değişiyor; olgular ve öyküler için daha zayıf.
Bu dersin bir de toplumsal ucu var. Açıklama derinliği yanılsaması, insanların karmaşık konularda, ekonomi politikasından sağlık sistemine, gerçekte olduğundan daha emin konuşmasının bir nedeni olabilir. Ama bu, başkalarının bilgisizliğini yargılamak için bir araç değil. Dersin önerdiği sınama, açıklamayı adım adım yazmak, önce insanın kendi bilgisine uygulanmak için var.
Kapanış
- Bir nesneyi tanımak çok az ayrıntı ister; ezberden hatırlamak ve çizmek çok daha fazlasını ister ve bu ikisi arasındaki uçurum gündelik hayatta nadiren görünür.
- İnsanlar tanıdık nesneleri ve mekanizmaları gerçekte olduğundan daha derin anladıklarını sanır; bu yanılsama bir açıklama yazmaya ya da çizmeye kalkınca ortaya çıkar.
- Çizmek ve adım adım açıklamak, "biliyorum" duygusunu sınamanın basit yollarıdır; hatanın kendisi değil, bilmediğini bildiğini sanmak sorundur.
Üç soru
- Ece'nin ailesi bir lirayı bir bakışta tanıyor ama çizemiyor. Bu iki beceri arasındaki farkı tanıma ve hatırlama ayrımıyla açıkla.
- Blake ve arkadaşlarının çalışmasında katılımcıların aşırı güveni neden çizimden sonra sorulunca azalıyor? Bu bulgu, bir konuda ne kadar bildiğini öğrenmek isteyen biri için nasıl bir yöntem öneriyor?
- Cevdet Bey'in fermuarı açıklarken takılması ile Lawson'ın bisiklet çalışmasındaki zincir hatası aynı olgunun örnekleri mi? Gerekçenle söyle.
Yanıtlar
Birinci soruda tanıma, para karşındayken onu öteki bozukluklardan ayırmaktır ve boyut, renk, ağırlık gibi birkaç ipucuyla yapılabilir. Hatırlama ise para ortada yokken onu ayrıntılarıyla zihinde kurmaktır ve portrenin yönü, yazının içeriği, arka yüzdeki motif gibi tanımaya gerekmeyen bilgileri ister. Zihin bu bilgileri saklamadığı için aile parayı tanıyor ama çizemiyor. "Aile dikkatsiz" cevabı çekici, ama zihin tam olarak işine yeteni saklıyor.
İkinci soruda çizmeye çalışmak, katılımcılara bilgilerindeki boşlukları doğrudan gösteriyor; kâğıt boş kalan yerleri gizleyemiyor. Bu yüzden çizimden sonra verilen güven puanı gerçeğe daha yakın. Yöntem açık: bir konuda ne kadar bildiğinden emin olmak istiyorsan, önce onu yazmayı, çizmeyi ya da başkasına adım adım anlatmayı dene ve güvenini ondan sonra tart.
Üçüncü soruda iki örnek aynı ailenin üyeleri ama farklı katmanlara düşüyor. Cevdet Bey'in takılması açıklama derinliği yanılsamasının tipik bir örneği: fermuarı anladığını sanıyordu, açıklamaya kalkınca anlamadığını gördü. Lawson'ın zincir hatası da bir anlayış eksikliği, ama aynı zamanda görsel bir ayrıntının, zincirin hangi tekerleğe gittiğinin, hiç kaydedilmemesinden doğuyor. İkisinde de ortak nokta, "biliyorum" duygusunun bilgiden güçlü olması.
Sonraki derse köprü
Bu derste gözün her gün gördüğü şeyleri ne kadar az kaydettiğini gördük. Kulağın durumu daha da ilginç olabilir. Şu an etrafında kaç ayrı ses olduğunu, hangisinin ne kadar uzaktan ve hangi yönden geldiğini söyleyebilir misin? Çoğu ses, ancak kesildiğinde fark edilir. Sıradaki ders işitsel alanı, ses katmanlarını, yönü ve uzaklığı ayrı ayrı okumayı anlatıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.