İçeriğe geç

1.5 · Seviye 1 · Algı: gördüğünü sandığın

Alışma

Sabit uyarana duyarlılığın düşmesi (habituation); buzdolabının sesi, kendi evinin kokusu, ev körlüğü

Farkındalık Akademisi — M01, Görmenin Sınırları · 2.020 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Kırklareli'de bir ilkokulda öğretmen olan Hülya, yaz tatilinin iki haftasını Lüleburgaz'daki annesinin yanında geçirip eve dönüyor. Anahtarı çevirip kapıyı açtığı an duraksıyor. İçeride ağır, nemli, biraz da küflü bir koku var. "Biri mi girdi?" diye düşünüyor, pencereleri açıyor, banyoya, mutfağa bakıyor. Lavabonun altındaki dolabın arka duvarında, borunun dibinde, yayılmış bir nem lekesi buluyor.

Leke yeni değil. Kenarları kurumuş, bir kısmı kararmış; aylardır orada olmalı. Hülya bu evde dört yıldır yaşıyor ve bu kokuyu hiç almamıştı. Ertesi sabah tesisatçı gelene kadar koku yine azalıyor; akşam olduğunda Hülya onu ancak dolabın kapağını açınca seçebiliyor.

Koku değişmedi; boru sızdırmaya devam ediyordu. Değişen, Hülya'nın burnunun iki haftalık bir aradan sonra taze dönmesiydi. Bu ders, her gün içinde yaşadığımız ortamın kokusunu, sesini ve tehlikesini neden algılamayı bıraktığımızı ve bunun neden yalnız bir rahatlık değil, bazen bir risk olduğunu anlatıyor.

Tek fikir

Sürekli ve değişmeyen bir uyaran zamanla algılanmaz olur; bu, dünyanın değişen kısmına dikkat ayırmamızı sağlar. Ama algının azalması uyaranın azaldığı anlamına gelmez ve uzun süreli maruziyette bu körlük haftalarca sürebilir.

Nasıl işler

Temel Psikoloji Akademisi'nin öğrenme modülünün ilk dersi alışmayı kuramıyla anlatıyor: tekrarlanan önemsiz bir uyarana verilen tepkinin azalması, bunun yorgunluktan farkı, güçlü bir uyaranla tepkinin yeniden canlanması ve bu sürecin deniz salyangozlarından insan bebeklerine kadar ortak özellikleri. O derste tanımlanan kavramları burada yeniden kurmayacağız. Bu dersin sorusu daha gündelik: içinde yaşadığımız ortamın sabit unsurları, kokusu, sesi, dağınıklığı, bizim için ne zaman görünmez oluyor ve bunu nasıl fark edebiliriz?

Önce iki benzer süreci ayırmak gerekiyor. Birincisi öğrenmeye daha yakın: zihin bir uyaranın önemsiz olduğunu öğrenir ve ona tepki vermeyi bırakır. İkincisi ise duyunun kendisinde oluyor.

Duyusal uyumu ölçmenin bir yolu, bir uyaranın fark edilebildiği en düşük düzeye bakmak.

Koku bu süreçlerin en çarpıcı biçimde görüldüğü duyu. Bir kokuya uzun süre maruz kalınca burun o kokuya karşı duyarsızlaşıyor, ama başka kokuları almaya devam ediyor. Bu yüzden Hülya'nın burnu evdeki küf kokusunu almıyordu, ama mutfakta yanan bir yemeği hemen fark ederdi. Uyum seçici: yalnız sürekli olan kokuya.

Bu iki sürecin gündelik sonucunu tek bir deyimle anlatmak mümkün.

Ev körlüğü çoğu zaman bir nimet. Kendi evinin kokusunu sürekli alan, buzdolabının uğultusunu sürekli duyan biri hiçbir şeye odaklanamazdı. Duyular, dikkati değişene ayırmak için sabit olanı arka plana itiyor. Ama aynı mekanizma, sabit olan bir şeyin tehlikeli olduğu durumlarda bir körlüğe dönüşüyor: yavaşça sızan bir gaz, büyüyen bir nem, sürekli yüksek bir gürültü, merdivende kayan bir halı.

Bu körlüğün panzehiri, sabit olanı yeniden değişen hâle getirmek. Hülya'nın iki haftalık yokluğu tam olarak bunu yaptı: uyum çözüldü, burun tazelendi ve kapıyı açtığı ilk an, evdeki koku ona yeniymiş gibi çarptı. Gündelik hayatta bunu bilerek yapmanın yolları var: ortamdan bir süre uzaklaşıp ilk dönüş anını yakalamak, ortama yeni giren birinin gözüne ve burnuna başvurmak, insan algısının yetmediği yerde ölçen bir cihaz kullanmak.

Ne biliyoruz

Koku uyumu üzerine yapılan çoğu laboratuvar çalışması birkaç dakikalık maruziyetlerle yapıldı. Gerçek hayattaki ev körlüğü ise haftalara, aylara yayılıyor. Bu farkı kapatmaya çalışan bir çalışma, deneyi katılımcıların evine taşıdı.

Sonuç, evde maruz kalınan kokuya özgü bir duyarlılık düşüşüydü: o kokuyu fark etmek için gereken yoğunluk arttı, düşük yoğunluktaki koku daha zayıf algılandı. Asıl dikkat çekici olan süreydi. Katılımcıların çoğunda, son maruziyetten iki hafta sonra bile duyarlılık eski düzeyine dönmemişti. Yazarlar, kısa maruziyetlerde birkaç dakikada geçen uyumdan farklı olarak, uzun süreli maruziyetin uzun süren bir değişim yarattığını vurguluyor.

Bu çalışmanın arka planını aynı araştırmacının yazdığı bir derleme çiziyor.

İki kaynak birlikte okununca Hülya'nın deneyimi netleşiyor. Dört yıl boyunca evdeki koku onun için sabit bir arka plandı ve burnu ona uyum sağlamıştı. İki haftalık yokluk bu uyumu gevşetti; eve döndüğü ilk an, burnu kokuyu bir yabancınınki gibi aldı. Ertesi akşam koku yine azalmaya başladı, çünkü uyum yeniden kuruluyordu.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Bu görevde kendi evinin ya da iş yerinin seni nasıl karşıladığını, uyumunun gevşediği kısa anı yakalayarak öğreneceksin.

Kayıt: Defterine eşikteki üç gözlemi ve puanlarını, yarım saat sonraki puanları ve misafirinin söylediği üç şeyi yaz. Sonra misafirin söylediklerinden kaçının senin kendi listende olmadığını say. Bunlardan biri bir tehlikeye, örneğin gaz kokusuna, kayan bir halıya ya da bozuk bir prize işaret ediyorsa, onu ayrı bir satıra not et.

Eşikte bir gaz ya da yanık kokusu fark edersen görevi bırak: içeri girme, elektrik düğmelerine dokunma, kapıyı açık bırakıp güvenli bir yerden acil gaz hattını ara. Bu görev yalnız fark etmek içindir; bir tehlikeyi değerlendirmek ya da gidermek için değildir.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Kokuyu artık almıyorsam, kaynağı da azalmıştır."
Doğrusu

Uyum algıyı azaltır, kaynağı değil. Hülya'nın evindeki boru sızdırmaya devam ediyordu; Rıfat'ın mutfağındaki gaz kaçağı da. Algının azalması, kokunun ya da tehlikenin azaldığının bir ölçüsü sayılamaz; bu yüzden gaz ve duman gibi tehlikelerde insan burnuna değil, ölçen bir cihaza güvenmek gerekir.

Yaygın yanlış"Bir şeye alıştıysam artık beni etkilemiyordur."
Doğrusu

Alışma, bir uyarana verilen dikkati ve tepkiyi azaltıyor, uyaranın bedene etkisini değil. Mehmet fabrikanın gürültüsünü artık neredeyse duymuyordu, ama yüksek ses kulaklarına zarar vermeye devam ediyordu. Rahatsız edici gelmeyen bir şeyin zararsız olduğu sonucunu çıkarmak, bu dersin en pahalı yanılgısı olabilir.

Yaygın yanlış"Burnum iyidir, her kokuyu alırım."
Doğrusu

Koku uyumu, burnu iyi olan herkeste oluyor; seçici olduğu için de fark edilmiyor. Derya başka kokuları çok iyi alıyordu, yalnız kendi parfümünü almıyordu. Duyunun keskinliği ile o duyunun sürekli bir uyarana uyum sağlaması ayrı şeyler.

Sınır

Bu dersteki koku çalışmaları güvenli, laboratuvarda seçilmiş kokularla yapıldı. Gerçek hayattaki tehlikeli gazlar için tablo daha ciddi. Doğalgaza bilerek koku katılıyor ki insanlar kaçağı fark edebilsin; ama bu dersin anlattığı uyum, o kokunun uzun süreli düşük bir kaçakta fark edilmemesine yol açabiliyor. Karbonmonoksit ise hiç kokmuyor ve hiçbir farkındalık egzersizi onu algılatamaz. Sobalı, şofbenli ya da doğalgazlı evlerde bir karbonmonoksit dedektörü ve düzenli baca kontrolü, bu dersin önerebileceği her alışkanlıktan daha önemli.

İşitme için de benzer bir sınır var. Gürültüye alışmak işitme kaybını önlemiyor; tersine, gürültüyü rahatsız edici bulmamak koruyucu önlemleri bırakmaya yol açabiliyor. Gürültülü bir işte çalışıyorsan kulak koruyucusu ve düzenli işitme testi gerekiyor; bu ders ikisinin de yerini tutmaz.

Son bir uyarı: koku alma duyusunda ani ya da belirgin bir azalma, uyumdan farklı bir şey olabilir. Daha önce aldığın kokuları birdenbire almamaya başladıysan, bu bir enfeksiyonun ya da başka bir sağlık sorununun işareti olabilir ve bir hekime danışmak gerekir. Ayrıca kaynakların sınırı da açık: uzun süreli koku uyumu üzerine yapılan çalışma iki kokuyla ve sınırlı bir grupla yapıldı ve bu derste yayın özetinden aktarıldı.

Kapanış

  1. Sürekli ve değişmeyen bir uyarana duyular uyum sağlar ve zihin ona tepki vermeyi bırakır; bu, dikkati değişen şeylere ayırmamızı sağlayan bir mekanizmadır.
  2. Algının azalması uyaranın azaldığını göstermez; uzun süreli maruziyetten sonra duyarlılık haftalarca düşük kalabilir ve bu, gaz, nem ya da gürültü gibi tehlikeleri görünmez kılabilir.
  3. Ev körlüğünü aşmanın yolları, ortamdan uzaklaşıp dönüş anını yakalamak, yeni gelen birinin algısına başvurmak ve insan algısının yetmediği yerde ölçen bir cihaz kullanmaktır.

Üç soru

  1. Hülya'nın burnu evdeki küf kokusunu dört yıl boyunca neden almadı, iki haftalık bir yolculuktan sonra neden ilk anda aldı? Duyusal uyum ve algılama eşiği kavramlarıyla açıkla.
  2. Fabrikadaki Mehmet "Gürültü artık beni rahatsız etmiyor, demek ki kulaklığa gerek yok" diyor. Bu çıkarımın hatası nerede?
  3. Feride Hanım'ın evindeki tehlikeleri torunu ilk saatte görüyor. Bu durum, yaşlı bir yakının evini güvenli kılmak için nasıl bir alışkanlık öneriyor?

Yanıtlar

Birinci soruda Hülya'nın burnu, evdeki sabit küf kokusuna uzun süreli maruziyet yüzünden uyum sağlamıştı; o koku için algılama eşiği yükselmişti ve evdeki yoğunluk eşiğin altında kalıyordu. İki haftalık yokluk sırasında duyarlılık kısmen geri döndü, eşik düştü ve kapıyı açtığı an aynı koku eşiğin üstüne çıktı. "Koku o iki haftada artmıştı" cevabı çekici, ama leke aylardır oradaydı; değişen kokunun kendisi değil, Hülya'nın burnunun ona duyarlılığıydı.

İkinci soruda Mehmet, algının azalmasını etkinin azalmasıyla karıştırıyor. Alışma gürültüye verilen dikkati ve rahatsızlığı azaltıyor, ama yüksek sesin kulağa verdiği zararı azaltmıyor. İşitme testinin gösterdiği kayıp bunun kanıtı. Rahatsızlık hissi bir koruma ölçüsü değil; kulaklığın gerekip gerekmediğini sesin düzeyi belirler, Mehmet'in onu ne kadar duyduğu değil.

Üçüncü soruda öneri, yaşlı bir yakının evine belirli aralıklarla "yeni gözle" bakan birinin bir kontrol yapması. Ev sahibi tehlikeleri bildiği hâlde artık görmüyor; ziyaretçi ise onları ilk saatte fark ediyor. Bu yüzden ziyaret sırasında kısa bir liste yapmak, halı, ışık, priz, merdiven, gaz, ve listedeki maddeleri birlikte gidermek, ev sahibinin kendi dikkatine güvenmekten daha işe yarar bir alışkanlık.

Sonraki derse köprü

Bu derste sabit olanın görünmez olduğunu gördük. Ama gözümüzün önünde olan ve her gün tanıdığımız şeyleri gerçekten ne kadar görüyoruz? Sıradaki ders Seviye 1'in ikinci modülünü açıyor: duyuları tek tek okumayı. İlk adımda, bildiğin bir nesneyi ezberden çizmeye çalışacak ve tanımanın görmekten ne kadar az ayrıntı istediğini kendi çiziminde göreceksin; bildiğini çizemezsin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.