İçeriğe geç

1.3 · Seviye 1 · Algı: gördüğünü sandığın

Beynin doldurduğu dünya

Kör nokta, göz sıçramaları (sakkad) ve göz kırpma sırasında kaybolan görüntü; kesintisiz görme hissinin bir kurgu olması

Farkındalık Akademisi — M01, Görmenin Sınırları · 2.076 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 9 dk okuma · 14 dk dinleme

Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.

Açılış

Kars'ta kasım sabahı, saat yediye on var. Lise öğretmeni Alper mutfakta çay demlerken başını çeviriyor ve duvardaki saate bakıyor. Saniye kolu durmuş gibi. Bir an, belki bir saniyeden biraz uzun, kol yerinden kıpırdamıyor. Alper "pil bitti" diye düşünüyor ve tam sandalyeye çıkıp saati indirmeye hazırlanırken kol bir sonraki çizgiye atlıyor. Sonra bir sonrakine, sonra bir sonrakine. Saat hiç durmamış.

Alper bunu daha önce de yaşamıştı ama hiç üzerinde durmamıştı. Bu sabah merak ediyor ve deniyor: başını çeviriyor, saate bakıyor, yine ilk saniye uzun geliyor. Gözünü saatte tutunca saniyeler eşit akıyor. Yalnız bakışını saate çevirdiği an, o ilk saniye uzuyor.

Saat değişmedi. Değişen, Alper'in gözünün saate gidiş biçimiydi. O ilk uzun saniye, beyninin bir boşluğu doldurduğu anın görünür hâle gelmiş bir izi. Bu ders, gözlerin her gün yüzlerce kez yaptığı ama hiç fark etmediğimiz bu boşlukları ve beynin onları nasıl örttüğünü anlatıyor.

Tek fikir

Görme sürekli bir kayıt değildir: gözler sık sık bir noktadan ötekine sıçrar, göz kapakları kapanır ve bu anlarda görüntü bastırılır. Beyin bu boşlukları doldurarak kesintisiz bir dünya hissi kurar; bu his gerçeğin bir kaydı değil, bir kurgudur.

Nasıl işler

Temel Psikoloji Akademisi'nin göz ve görme dersi, görmenin mekândaki boşluklarını anlatıyor: retinanın yapısı, görme sinirinin çıktığı yerdeki kör nokta ve keskin görmenin yalnız küçük bir merkezde mümkün olması. Bu derste o yapıları tekrar tanımlamayacağız. Burada görmenin zamandaki boşluklarına bakıyoruz: görüntünün saniyenin küçük bir bölümü boyunca hiç gelmediği anlar.

Bu anların ilki göz hareketinden doğuyor. Gözün yalnız küçük bir merkezi ayrıntıyı keskin görebildiği için, bir sahneye bakarken gözlerin o merkezi sürekli yeni noktalara taşıması gerekiyor. Bunu yumuşak bir kaydırmayla değil, hızlı atlamalarla yapıyor.

Bir sıçrama sırasında görüş alanındaki her şey retinanın üzerinde hızla kayıyor. Bu kayma bilince ulaşsaydı, her bakış değişiminde dünya bir an bulanıklaşıp savrulurdu. Ulaşmıyor, çünkü beyin bu kısa aralıkta görsel duyarlılığı düşürüyor.

Göz kırpması da benzer bir boşluk yaratıyor. Göz kapağı ışığı kesiyor, ama sen dünyanın bir an karardığını görmüyorsun. Beyin bu kısa karanlığı da bastırıyor ve görüntüyü kesintisiz gösteriyor.

Peki bastırılan bu anlarda ne görüyoruz? Boşluğu mu, yoksa bir şeyi mi? Cevap Alper'in saatinde saklı. Beyin, gözün yeni hedefe vardığı anı, sıçramanın başladığı ana kadar geriye uzatıyor. Yani gözün yolda olduğu kısa süre boyunca, hedefi zaten görüyormuşsun gibi bir algı kuruluyor. Çoğu zaman bunu hiç fark etmiyoruz, çünkü hedef durağan bir şey: bir duvar, bir yüz, bir masa. Ama hedef bir saatin saniye koluysa, o geriye uzatılmış an saniyenin kendisine ekleniyor ve ilk saniye uzun görünüyor.

Bu üç mekanizma birlikte okununca bir sonuç çıkıyor. Görme, bir kameranın kesintisiz kaydı gibi işlemiyor. Daha çok, kısa duraklarda toplanan parçaların arasındaki boşlukların akıllıca doldurulmasıyla kurulan bir film gibi. Bu kurgu çoğu zaman o kadar iyi ki onu fark etmiyoruz. Akademinin önceki iki dersinde anlatılan körlüklerin zemini de burada: dünyanın kesintisiz ve eksiksiz göründüğü his, aslında kesintili ve eksik bir girdinin üzerine kurulu.

Ne biliyoruz

Göz kırpması sırasındaki bastırma, görme araştırmasında uzun süredir ölçülen bir olgu. Bu dersin kaynaklarından biri onu ayrıntılı biçimde inceliyor.

Yazarların özetlediği gibi, her göz kırpması iki yüz milisaniyeye kadar sürebilen bir görme bastırmasıyla birlikte geliyor. Bastırmanın büyüklüğü ve süresi, gösterilen desenin inceliğine bağlıydı ve bu bağlılık göz sıçraması bastırmasında görülene benziyordu. Yazarlar bunu, iki bastırmanın tek bir ortak mekanizmadan doğabileceğinin bir kanıtı daha olarak yorumluyor.

Durmuş saat yanılsamasının açıklaması ise bir başka ekipten geldi.

Bulgular şunu gösterdi: yanılsama, beynin sıçrama hedefinin algısını sıçramanın başlamasından hemen önceki ana kadar geriye uzatmasından doğuyor. Yazarlara göre bu uzatma gözleri her hareket ettirdiğimizde oluyor, ama ancak saat gibi dışarıdan bir zaman ölçüsü olduğunda fark ediliyor. Hedef sıçrama sırasında beklenmedik biçimde yerinden oynatıldığında ise yanılsama kayboluyordu; yani doldurma, hedefin yerinde durduğu varsayımına dayanıyor.

Gündelik hayatta

Gözlem görevi

Bu görevde beyninin doldurduğu boşlukları iki küçük deneyle kendi deneyiminde yakalayacaksın. İkisi de birkaç dakika sürüyor ve bir duvar saati ile bir ayna dışında bir şey gerektirmiyor.

Kayıt: Defterine saat denemesi için on satır aç ve her satıra ilk saniyenin uzun gelip gelmediğini yaz; sonra kaç denemede uzun geldiğini topla. Ayna denemesi için iki cevap not et: kendi gözlerinin hareketini aynada gördün mü, ve yakınının gözlerinin hareketini yandan gördün mü? Altına bir iki cümleyle iki deneyimin arasındaki farkı anlat.

Saat denemesinin sonuçları kişiden kişiye değişebilir; bazı insanlar yanılsamayı her seferinde, bazıları ancak arada bir fark ediyor. Hiç fark etmemen de bir sonuç; onu da aynen yaz. Bu denemeleri yürürken, araç kullanırken ya da merdivende yapma; bakışını hızla çevirmek dengeyi ve dikkati kısa bir an bozabilir.

Yaygın yanılgılar

Yaygın yanlış"Gözüm bir kamera gibi dünyayı kesintisiz kaydeder."
Doğrusu

Gözler bir sahnede sürekli sıçrıyor, her sıçramada ve her göz kırpmasında görsel duyarlılık kısa bir süre düşüyor. Kesintisiz görme hissi, bu kesik parçaların beyin tarafından birleştirilmesinden doğuyor. Kamera benzetmesi, bu birleştirmenin ne kadar iyi çalıştığını gösteriyor, ama nasıl çalıştığını gizliyor.

Yaygın yanlış"Göz kırpması o kadar kısa ki hiçbir şey kaçırmam."
Doğrusu

Bir göz kırpmasına iki yüz milisaniyeye kadar süren bir bastırma eşlik edebiliyor ve gün boyunca bu anlar birikiyor. Çoğu zaman bu süre içinde önemli bir şey olmuyor, ama hızlı bir oyunda, trafikte ya da bir sporda kısa bir olay tam o ana denk gelebiliyor. Kaçırmamak, o anda kayda değer bir şey olmamasının sonucu; gözün o anı görmüş olmasının değil.

Yaygın yanlış"Yanılsamalar beynin hatasıdır."
Doğrusu

Durmuş saat yanılsaması, aslında çok iyi işleyen bir mekanizmanın yan ürünü: beyin, göz yolda olduğu kısa süreyi hedefin algısıyla doldurarak dünyanın her bakışta sarsılmasını önlüyor. Yanılsama, bu doldurmanın yalnız dışarıdan bir saatle karşılaştırıldığında görünür hâle gelmesi. Hata değil, bir tasarımın izi.

Sınır

Bu derste anlatılan boşluklar herkesin her gün yaşadığı olağan boşluklar ve bir sorun işareti değil. Ama görmede gerçekten fark edilen değişiklikler başka bir şey. Görüş alanının bir bölümünde kalıcı bir boşluk, ani ışık çakmaları, görüntünün önüne inen bir perde ya da bir gözde ani bulanıklık gibi belirtiler bir göz hekiminin acilen bakması gereken durumlar. Temel Psikoloji Akademisi'nin göz dersinde anlatıldığı gibi, bazı göz hastalıkları beynin boşluk doldurması yüzünden uzun süre fark edilmeden ilerleyebiliyor; düzenli göz muayenesi bu yüzden önemli.

Araştırma cephesinde de açık sorular duruyor. Göz kırpması ve sıçrama bastırması uzun süredir ölçülen olgular, ama iki bastırmanın tek bir mekanizmadan gelip gelmediği hâlâ tartışılıyor. Durmuş saat yanılsamasının açıklaması ise bu derste tek bir ekibin deneylerine dayanıyor; yanılsamanın kendisi çok yaygın bir deneyim olsa da, onu açıklayan mekanizmanın ayrıntıları sonraki araştırmalarda farklı biçimlerde sınanıyor.

Son olarak, bu dersin gündelik hayata taşınması dikkat istiyor. Göz sıçramaları ve göz kırpması sırasında kısa olayların kaçabildiğini bilmek, bir trafik kazasından ya da tartışmalı bir pozisyondan sonra "görmedim" sözünün çoğu zaman dürüst bir cevap olduğunu anlamaya yardım ediyor. Ama sürücünün omuz üstünden bakma, hakemin pozisyon alma sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor; bu mekanizmaları bilmenin pratik değeri, kritik anlarda bakışı daha az atlatan ve ikinci bir kontrol ekleyen alışkanlıklar kurmakta.

Kapanış

  1. Gözler bir sahnede sürekli sıçrar ve göz kapakları sık sık kapanır; bu anlarda görsel duyarlılık kısa bir süre düşer ve görüntü bastırılır.
  2. Beyin bu boşlukları doldurur; durmuş saat yanılsaması, sıçrama sırasındaki boşluğun hedefin algısı geriye uzatılarak doldurulduğunu gösteren görünür bir izdir.
  3. Kesintisiz ve eksiksiz görme hissi, kesik bir girdinin üzerine kurulmuş bir kurgudur; bu yüzden kısa olaylar kolayca kaçabilir ve kritik anlarda ikinci bir kontrol gerekir.

Üç soru

  1. Alper'in saati neden yalnız bakışını ona çevirdiği anda durmuş gibi görünüyor, gözünü saatte tuttuğunda değil? Dersteki mekanizmayla açıkla.
  2. Berber Kemal'in müşterisi aynada kendi gözlerinin hareketini neden göremiyor, Kemal ise neden görebiliyor?
  3. Sürücü kursu öğrencisi "Aynaya baktım, motosiklet yoktu" diyor. Bu cümle neden her zaman yeterli bir güvence sayılmaz ve Ercan'ın önerdiği omuz kontrolü neyi tamamlıyor?

Yanıtlar

Birinci soruda yanılsama, bakışın saate doğru yaptığı sıçramadan doğuyor. Beyin sıçrama sırasındaki boşluğu, varılan hedefin, yani saniye kolunun algısını sıçramanın başına kadar geriye uzatarak dolduruyor ve bu uzatılmış an ilk saniyeye ekleniyor. Gözünü saatte tuttuğunda bir sıçrama olmadığı için doldurulacak bir boşluk da yok ve saniyeler eşit görünüyor. "Saat gerçekten bir an takıldı" cevabı çekici, ama saatin kendisi hiç değişmiyor; değişen gözün saate varış biçimi.

İkinci soruda müşteri kendi göz sıçramalarını görmeye çalışıyor ve her sıçrama sırasında görsel duyarlılığı düşüyor; bu yüzden hareketi değil, yalnız varışı görüyor. Kemal ise müşterinin gözlerine kendi gözleri sıçramadan, sabit bir noktadan bakıyor; onun için müşterinin gözleri hareket eden bir nesne ve hareket açıkça görünüyor.

Üçüncü soruda aynaya bakış ile öne dönüş arasında gözler sıçrıyor ve bu anlarda görüntü kısa bir süre bastırılıyor; ayrıca ayna da her yeri göstermiyor. Öğrencinin aynada motosikleti görmemesi, motosikletin o anda orada olmadığını kesin olarak göstermiyor. Omuz kontrolü, aynanın göremediği bölgeyi ve sıçrama anında kaçmış olabilecek bir hareketi ikinci kez yakalama fırsatı veriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste beynin boşlukları doldurduğunu gördük. Ama neyle dolduruyor? Durmuş saatte cevap basitti: varılan hedefin kendisiyle. Gündelik hayatta ise beyin boşlukları çoğu zaman o an orada ne olması gerektiğine dair tahmini ile dolduruyor. Bu tahmin bazen o kadar güçlü ki gördüğümüzü ve duyduğumuzu kendisi şekillendiriyor. Sıradaki ders, beklentinin algıyı nasıl kurduğunu, aynı sesin iki farklı kelime gibi duyulmasından yazım hatasının gözden kaçmasına kadar anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.