0.4 · Seviye 0 · Zemin
Farkındalık ölçülebilir mi
Öz-bildirim ölçekleri (MAAS, FFMQ) ve sınırları, davranışsal görevler, deneyim örneklemesi; neyi ölçüp neyi ölçemediğimiz
Farkındalık Akademisi — M00, Başlangıç · 2.191 kelime · 4 gündelik durum · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
- Meditasyon Akademisi’nde: Bilim neyi ölçüyor?
Gündelik durumlardaki kişiler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir. Bu dersler tıbbi ya da psikolojik değerlendirmenin yerini tutmaz.
Açılış
Konya'da bir lojistik şirketinin insan kaynakları biriminde çalışan Seda, öğle arasında telefonunda bir test çözüyor: "Ne kadar farkındasın? Yirmi soruda öğren." Sorular tanıdık: "Yemek yerken tadına odaklanır mısın?", "Konuşurken karşındakini gerçekten dinler misin?" Seda çoğuna "çoğu zaman" diyor. Sonuç ekranı parlak harflerle yazıyor: yüzde seksen iki, yüksek farkındalık.
Aynı hafta Seda arabanın anahtarını üç kez kontağın üstünde unutuyor. Bir toplantıda müdürünün sorusunu duymadığını, ancak herkes ona döndüğünde anlıyor. Perşembe akşamı eşi, sabah söylediği bir şeyi hatırlamadığı için alınıyor. Seda telefonundaki sonuca bir daha bakıyor ve soruyor: hangisi doğru, test mi, benim haftam mı?
Bu dersin sorusu tam olarak bu. Farkındalık bir iç deneyimse, onu dışarıdan nasıl ölçeceğiz? Ve içeriden ölçmeye kalktığımızda, ölçen zihin ile ölçülen zihin aynıyken, sonuca ne kadar güvenebiliriz?
Tek fikir
Farkındalık ölçülebilir, ama tek bir yoldan değil: kişiye sorarak, bir görevdeki performansına bakarak ve anı yakalayarak. Her yol başka bir şeyi yakalar ve en güvenilir sonuç, birbirinden bağımsız ölçülerin aynı yönü gösterdiği yerdedir.
Nasıl işler
En yaygın ölçüm yolu kişiye sormak. Araştırmacılar, insanların gündelik hayatta ne sıklıkla dikkatsiz davrandığını ya da şimdiki anı ne kadar fark ettiğini soran soru listeleri geliştirdi ve bu listeler binlerce kişiyle sınandı.
Öz-bildirimin gücü kolaylığında. On dakikada doldurulabiliyor, binlerce kişiye uygulanabiliyor, kişiler ve zaman arasında karşılaştırma yapmaya izin veriyor. Ama farkındalık söz konusu olduğunda bu yolun içinde bir düğüm var. Ders 0.1'de üst-farkındalığı, zihnin ne yaptığını fark etme anı olarak tanımladık. Bir ölçek sana "Ne sıklıkla yaptığın işin farkında olmadan hareket edersin?" diye sorduğunda, cevap verebilmen için o anları fark etmiş olman gerekiyor. Ama fark etmediğin anları zaten fark etmedin. Dalgınlığını en az yakalayan kişi, kendini en az dalgın sanan kişi olabilir. Seda'nın yüzde seksen ikisi tam da bu düğümden doğmuş olabilir.
İkinci yol performansa bakmak. Kişiye ne kadar farkında olduğunu sormak yerine, ona farkındalık gerektiren bir görev veriyorsun ve görevi ne kadar isabetle yaptığını ölçüyorsun.
Davranışsal ölçüm düğümü çözüyor gibi görünüyor: ölçen artık kişinin kendisi değil, görevin kaydı. Ama bu yolun da bir bedeli var. Görev, ölçmek istediğin şeyin yalnız bir dilimini yakalıyor. Laboratuvarda bir ekrana bakarak yapılan bir görevde iyi olmak, bir toplantıda müdürünün sorusunu duymakla aynı şey sayılmaz. Görev ne kadar dar ve temizse, gündelik hayata taşınması o kadar zorlaşıyor.
Üçüncü yol anı yakalamak. Kişiye günün rastgele anlarında kısa bir soru soruluyor: "Şu an dikkatin neredeydi?" Bu yol, öz-bildirimin bellek sorununu azaltıyor, çünkü kişi bir haftayı değil, az önceki birkaç saniyeyi anlatıyor. Bu yöntemi akademinin ikinci seviyesinde ayrıntılı olarak çalışacağız; şimdilik yalnız varlığını bilmek yeterli.
Bu akademi, görevlerinde ikinci ve üçüncü yolu öne çıkarıyor. Ders 0.1'deki yangın tüpü görevini hatırla: sana "Etrafındaki şeylerin ne kadar farkındasın?" diye sormadık. Tüpün yerini tahmin ettin, sonra baktın ve tahminin ya doğru ya yanlış çıktı. Bu bir isabet ölçüsüydü. Kendi hakkındaki kanaatin değil, dünyayla karşılaştırılmış bir tahminin sayıldı. Akademinin altıncı seviyesindeki durum farkındalığı görevleri de aynı mantıkla çalışacak.
Meditasyon Akademisi'nin bilim seviyesi, ölçüm sorununun araştırma tasarımı tarafını ayrıntılı olarak işliyor: aynı kelimenin farklı çalışmalarda farklı işlemlerle tanımlanması, bir programdan sonra ölçek sorularının anlamının kayması ve kalıcı özellik ile geçici durum ayrımı. Burada aynı sorunu okurun kendi gündelik ölçümü açısından ele alıyoruz: sen kendi farkındalığını ölçmeye kalktığında, hangi yola ne kadar güvenebilirsin?
Ne biliyoruz
Farkındalığı gündelik hayatın içinde ölçmeye çalışan ilk yaygın ölçeklerden biri, iki bin üç yılında yayımlandı.
Sonraki yıllarda farklı ekipler farklı ölçekler geliştirdi ve bir soru doğdu: bu ölçeklerin hepsi aynı şeyi mi ölçüyor?
Bu bulgunun gündelik bir sonucu var. Seda'nın çözdüğü yirmi soruluk test tek bir puan verdi; oysa bu puan, gözlemleme ile farkında hareket etmeyi aynı kefeye koymuş olabilir. Bir insan çevresindeki ayrıntıları çok iyi gözlemleyip yine de anahtarını kontakta unutabilir. Bunlar farklı yüzler ve tek puan onları birbirine karıştırıyor.
Davranışsal ölçüm tarafında ise ölçeklerle performansı yan yana koyan bir dizi çalışma var. Bunların en dikkat çekicilerinden biri, basit bir sayma görevini ölçü aracına çevirdi.
Bu çalışmanın bu ders için en önemli yanı, iki farklı yolun aynı yönü gösterdiğini bulması. Davranışsal ölçü ile öz-bildirim birbiriyle ilişkili çıktı, ama birbirinin aynısı da değildi. Yani ikisi aynı şeyin farklı dilimlerini yakalıyor. Seda için çıkarılacak ders şu: yüzde seksen iki tek başına bir ölçüm sayılmaz. Haftanın kaydıyla karşılaştırılınca bir anlam kazanıyor.
Gündelik hayatta
Gözlem görevi
Bu görevde kendi farkındalığını iki ayrı yoldan ölçecek ve iki sonucu karşılaştıracaksın. Görev, Levinson'ın çalışmasındaki ara sorulardan esinleniyor ama nefese değil, gündelik işlerine bakıyor.
Kayıt: Defterinin bir sayfasına sabahki puanı, beş alarmın her biri için saati, ne yaptığını, dikkatin işte mi başka yerde mi olduğunu ve bunu bilip bilmediğini, en sonda da akşamki puanı yaz. Sonra iki sayı hesapla: beş alarmın kaçında dikkatin başka yerdeydi ve bunların kaçında bunu alarm çalmadan önce biliyordun. Son satıra tek bir cümle yaz: sabahki puanın, alarmların gösterdiğiyle uyuşuyor mu?
Bu görevin amacı seni yüksek ya da düşük bir puana yerleştirmek değil. Amaç, kendine dair iki ölçünün ne kadar örtüştüğünü kendi kaydında görmek. İkisi uyuşmuyorsa bu bir başarısızlık değil; akademinin tam olarak çalışmak istediği boşluk orası. Ders 0.6'da bu sayfayı yeniden açacak ve başlangıç kaydına ekleyeceksin.
Yaygın yanılgılar
Yaygın yanlış"İnternetteki farkındalık testinde yüksek puan aldım, demek ki farkında biriyim."
Bu tür testlerin çoğu bilimsel olarak geliştirilmiş ölçeklerin kısaltılmış ya da uydurulmuş sürümleri ve tek bir puan veriyor. Bilimsel ölçekler bile kişinin kendi beyanına dayanıyor ve dalgın anları fark etmeyen birinin puanı, olduğundan yüksek çıkabiliyor. Puan bir başlangıç noktasıdır; davranışla karşılaştırılmadan bir sonuç sayılmaz.
Yaygın yanlış"Farkındalık iç dünyaya ait bir şey, dolayısıyla ölçülemez."
İç deneyimin kendisi doğrudan görülemiyor, ama izleri ölçülebiliyor: bir görevdeki isabet, bir tahminin doğruluğu, rastgele bir anda verilen cevap. Levinson'ın nefes sayma çalışması, kişinin beyanından bağımsız bir ölçünün mümkün olduğunu ve öz-bildirimle anlamlı biçimde ilişkilendiğini gösterdi. Ölçüm zor, ama imkânsız değil.
Yaygın yanlış"Gerçek ölçüm beyin taramasıdır; anketler ve görevler ikinci sınıftır."
Beyin görüntüleme, bir görev ya da bir uygulama sırasında beyinde neyin değiştiğini gösterebiliyor, ama bir kişinin gündelik hayatta anahtarını unutup unutmayacağını söylemiyor. Bir ölçünün değeri neyi ölçmek istediğine bağlı. Gündelik farkındalık için bir haftalık dürüst kayıt, tek bir laboratuvar taramasından daha fazla şey söyleyebilir.
Sınır
Bu derste anılan ölçekler araştırma için geliştirildi ve grupları karşılaştırmakta iş görüyor. Tek bir kişiye tanı koymak, onu sınıflandırmak ya da işe alım gibi kararlarda kullanmak için tasarlanmadılar. Seda bir insan kaynakları uzmanı olarak bunu bilmeli: bir çalışana farkındalık puanı vermek ve onu bir değerlendirmenin parçası yapmak, ölçeği kendi amacının dışına taşır ve kişiyi yanlış yargılamaya açık bir zemin kurar.
Ölçeklerin kültürel sınırı da var. Burada anılan çalışmaların büyük kısmı Kuzey Amerika'da, üniversite öğrencileriyle yapıldı. Bir sorunun Türkçeye çevrilmesi, o sorunun Türkiye'de aynı anlamı taşıdığını garanti etmiyor; "yargılamamak" gibi bir ifade farklı bir kültürde farklı bir şey çağrıştırabiliyor. Uyarlanmış ölçekler bu sorunu sınamak için ayrıca çalışılıyor ve her uyarlama kendi kanıtıyla değerlendirilmeli.
Son olarak, gözlem görevindeki alarmlar bazı insanları rahatsız edebilir, özellikle iş yerinde ya da dikkat isteyen bir işin ortasında. Araç kullanırken, makine başında ya da bir hastaya bakarken çalan bir alarma cevap verme. Alarmları bu anların dışına kur. Kendi kaydının sonuçları seni belirgin biçimde kaygılandırıyorsa, örneğin dikkatinin neredeyse hiç yaptığın işte olmadığını görüyorsan, bunu bir uzmanla konuşmak bir egzersizden daha fazla yardım edebilir.
Kapanış
- Farkındalık kişiye sorarak, bir görevdeki performansa bakarak ve rastgele bir anı yakalayarak ölçülebilir; her yol başka bir dilimi yakalar.
- Öz-bildirimin içinde bir düğüm var: dalgınlığını bildirebilmek için onu fark etmiş olmak gerekir, bu yüzden en dalgın kişi kendini en az dalgın sanabilir.
- En güvenilir sonuç, birbirinden bağımsız ölçülerin aynı yönü gösterdiği yerdedir; bu akademinin görevleri bu yüzden kanaatten çok isabeti ölçer.
Üç soru
- Seda'nın yüzde seksen iki puanı ile haftasındaki üç unutulmuş anahtar arasındaki çelişkiyi bu dersin diliyle açıkla. Hangisi daha güvenilir bir ölçü ve neden?
- Rehber öğretmen Orhan, ankette "dikkatim hiç dağılmaz" diyen öğrencinin yalan söylediğini düşünmüyor. Bu yorumun dayanağı ne?
- Bir şirket, çalışanlarına bir farkındalık ölçeği uygulayıp en düşük puanı alanları dikkat eğitimine göndermeyi planlıyor. Bu planın ölçüm açısından sorunlu yanı nedir?
Yanıtlar
Birinci soruda puan bir öz-bildirim; üç unutulmuş anahtar ise davranışsal bir iz. Öz-bildirim, Seda'nın dalgın anlarını ne kadar fark ettiğine bağlı ve fark etmediği anlar puana hiç girmiyor. Anahtarlar ise bir kayıt, Seda'nın kanaatinden bağımsız. Tek başına hiçbiri kesin değil, ama çelişki varsa davranışsal iz daha az yanıltıcı. "Test bilimsel görünüyor, o yüzden doğrudur" cevabı çekici, ama testin kaynağı da sorunun yapısı da bilinmiyor.
İkinci soruda dayanak, öz-bildirimin içindeki düğüm. Öğrenci dalgın anlarını fark etmiyorsa, onları saymasının da yolu yok; cevabı dürüst ama eksik. Bu, Ders 0.1'deki üst-farkındalık ayrımının ölçüme yansıması: deneyim olmuş, ama ona dönüp bakılmamış. Orhan'ın gözlem notlarını eklemesi, bağımsız bir ikinci ölçü kurmak anlamına geliyor.
Üçüncü soruda iki sorun var. Ölçek araştırmada grupları karşılaştırmak için geliştirildi, tek tek kişileri sınıflandırmak için değil. Ayrıca kendi dalgınlığını fark eden ve dürüstçe bildiren çalışan düşük puan alabilirken, fark etmeyen yüksek puan alabilir; yani plan tam tersi kişileri eğitime gönderebilir. Ölçek bir başlangıç sorusu olabilir, ama karar için davranışa dayanan başka ölçüler gerekir.
Sonraki derse köprü
Bu derste iki kanıt kartına "Erken bulgu" etiketi koyduk ve her birinin yanına bir sınır yazdık. Bu etiketler süs değil; bir iddianın ne kadar ağırlık taşıdığını söylüyor. Ama hangi bulgu "tekrarlanmış", hangisi "tartışmalı", hangisi düpedüz "mit" sayılıyor ve bu ayrımı neye göre yapıyoruz? Sıradaki ders, bu akademide kanıtın nasıl okunduğunu ve popüler farkındalık iddialarını okurken sorulacak soruları anlatıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.