İçeriğe geç

الرءوف

83. isim

er-Raûf

Çok şefkatli

İsim dersi · 83. isim

er-Raûf: Şefkati Derin Olan

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Raûf, kullarına karşı çok şefkatli olan, onların zorlanmasını istemeyen, yüklerini hafifleten ve zarar görmelerinden korunmalarını dileyen demektir. Türkçede "şefkat" kelimesi, bir annenin çocuğuna, bir hemşirenin hastasına, bir öğretmenin öğrencisine gösterdiği yumuşak ilgiyi anlatır. Şefkat, merhametin en ince ve en yoğun hâlidir: Acı çekeni görünce acısını hafifletmek, zorlananı görünce yükünü almak. Raûf ismi Kur'an'da çoğu zaman Rahîm ile birlikte gelir: Raûfün Rahîm. Bu ders ismi, yüklerimizi uzak memleketlere taşıyan hayvanlarla, bir annenin ağlayan çocuğu için kısaltılan bir namazla, ümmeti için ağlayan bir peygamberle ve "kalbimizde müminlere karşı kin bırakma" diyen bir duayla okur.

Temel

Kelime. Raûf, r-'-f kökünden gelir. Kökün temel anlamı "şefkat göstermek, merhametin en yoğun hâliyle acımak"tır. Türkçede re'fet (şefkat) ve raûf (çok şefkatli) bu köktendir. Âlimler re'fet ile rahmet arasında ince bir ayrım yapmıştır: Rahmet, bazen acı veren bir yolla da gelebilir, tıpkı bir hekimin acı ilacı gibi; re'fet ise acı vermeden, yumuşaklıkla gelen merhamettir. Raûf, fa'ûl kalıbında bir mübalağa sıfatıdır ve Kur'an'da Allah için on yerde geçer; bunların çoğunda Rahîm ile birlikte gelir.

Yüklerinizi taşırlar. Raûf isminin geçtiği ayetlerden biri, hayvanların insana verdiği hizmeti anlatır:

Hayvanlar, insanı ısıtır, besler, gözünü sevindirir ve yüklerini, insanın zorlukla varabileceği yerlere taşır. Ayetin sonu, bu hizmetlerin kaynağını söyler: "Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir." Bir yükün hafifletilmesi, Raûf'un şefkatinin en somut örneğidir. İnsan her gün taşıyamayacağı yükleri başka varlıklara ve araçlara taşıtır; bunların hepsinin arkasında, kulunun zorlanmasını istemeyen bir şefkat vardır.

Karanlıklardan aydınlığa. Kur'an, vahyin indirilişini de Raûf'un şefkatine bağlar:

Apaçık ayetlerin indirilmesi, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak içindir. Ayetin sonunda bunun sebebi söylenir: "Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir." İnsanı yolunu kaybetmiş hâlde bırakmamak, ona yol göstermek, şefkatin en büyük biçimidir.

Çocuğun ağlaması. Hz. Peygamber, şefkatin ibadet içinde bile nasıl gözetileceğini göstermiştir:

İbadet bile bir annenin kaygısını gözeterek kısaltılır. Raûf isminin kuldaki yansıması, başkalarının zorluğunu görüp ona göre davranmaktır. Hz. Peygamber bu ahlâkın kaynağını da göstermiştir:

Yumuşaklık (rıfk), şefkatin davranışa dönüşmüş hâlidir.

Güvende misiniz? Raûf ismi, bir uyarının ardından da gelir:

Ayet, kötü işler düzenleyenlere bir soru sorar: Hareket hâlindeyken ya da korku içindeyken azabın gelmesinden güvende misiniz? Ardından şöyle biter: "Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir." Uyarının şefkatle bitmesi dikkat çekicidir: Uyarmak da şefkatin bir biçimidir. Tehlikeyi görmeyene tehlikeyi göstermek, onu kendi hâline bırakmaktan daha şefkatlidir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Raûf'u şefkat sahibi diye tanımlar ve re'fetin rahmetin en yoğun derecesi olduğunu söyler. Kulun bu isimden payı, Allah'ın kullarına şefkat göstermek, onların yükünü hafifletmek ve zorluk çekenlere yumuşak davranmaktır. Gazâlî'ye göre şefkat, yalnız bir duygu değil, zorlananın yükünü fiilen almaktır.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Raûf ismi, anne şefkatinde okunur. Bir kuş yavrusunu kanatlarının altına alır; bir dişi aslan avından önce yavrusunu besler; bir anne, çocuğu hastayken uykusuz kalır. Bu şefkatlerin hepsi, yaratılmışlara verilmiş bir paydır. Hz. Peygamber, Allah'ın rahmetini yüz parçaya böldüğünü, birini yeryüzüne indirdiğini ve bir hayvanın yavrusuna zarar vermemek için ayağını kaldırmasının bile o tek parçadan olduğunu haber vermiştir (Buhârî, Edeb; Müslim, Tevbe). Kaynağı ise Raûf'tur.

Derin

Derin

Ümmetim, ümmetim. Hz. Peygamber'in şefkati, Kur'an'da da övülmüştür. Tevbe 128'de onun müminlerin sıkıntıya uğramasının kendisine ağır geldiği, onlara düşkün, şefkatli ve merhametli bir peygamber olduğu söylenir; Raûf isminin Allah'tan başkası için kullanıldığı tek yer burasıdır; er-Rahîm dersinde bu ayet işlenmişti. Müslim'de aktarılan bir hadis, bu şefkatin somut bir anını anlatır:

Peygamber ümmetine şefkatle ağlar; Allah ise ona, onun şefkatinden daha büyük bir şefkatle cevap verir.

Misvak ve meşakkat. Hz. Peygamber, ümmetine zorluk vermemek için bazı şeyleri emretmekten kaçınmıştır: "Ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım, onlara her namazda misvak kullanmalarını emrederdim" (Buhârî, Cum'a; Müslim, Tahâret). Şefkat, iyi bir şeyi bile, zorlayacaksa zorunlu kılmamaktır. Aynı şefkat, Ramazan gecelerinde cemaatle kıldırdığı namaza birkaç gece sonra çıkmamasında da görülür: Hz. Âişe'nin aktardığına göre, bunun ümmetine farz kılınmasından korkmuştur (Buhârî, Teheccüd).

Kolaylaştırın. Hz. Peygamber, dini insanlara anlatacak olanlara şefkatin ölçüsünü öğretmiştir:

Bu öğüt, Hz. Peygamber'in Muâz b. Cebel'i ve Ebû Mûsâ el-Eş'arî'yi Yemen'e gönderirken verdiği tavsiyelerin de özüdür. Raûf'un şefkatini taşıyan, insanlara dini bir yük olarak değil, bir rahmet olarak ulaştırır.

Hemen cezalandırmaz. Kur'an, Allah'ın şefkatini cezanın ertelenmesine bağlar:

Bu ayet, Hz. Âişe'ye yöneltilen iftiranın anlatıldığı bölümdedir. İftiraya karışanlar hemen cezalandırılmamıştır; çünkü Allah'ın lütfu ve merhameti vardır, ve O şefkatlidir. Raûf'un şefkati, insanın hatasından sonra ona dönüş için bir fırsat bırakır.

Canını verenler. Kur'an, Allah rızası için canını ortaya koyanları anarken de bu ismi kullanır:

Bazı müfessirler bu ayetin, Mekke'den hicret ederken bütün malını müşriklere bırakıp Medine'ye gelen Suheyb er-Rûmî hakkında indiğini aktarır. Kendini ve malını Allah için feda eden, karşılığını Raûf'un şefkatinde bulur. Tevbe 117'de de Tebük seferinin sıkıntılı günlerinde peygamberle birlikte olanların tevbesinin, Allah'ın onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul edildiği söylenir; et-Tevvâb dersinde bu ayet işlenmişti. Sıkıntıda sabredene de, hatasından dönene de Raûf'un şefkati vardır.

İlmî

İlmî

Re'fet ve rahmet. Âlimler, Raûf ile Rahîm isimlerinin birlikte gelmesini şöyle açıklamıştır: Rahmet, bir iyiliği ulaştırmayı; re'fet ise bir zararı uzaklaştırmayı öne çıkarır. Rahmet bazen zorluk içeren bir yolla gelir; re'fet ise yumuşaklığın kendisidir. Bu yüzden bazı âlimler, re'fetin rahmetten daha ince ve daha yoğun olduğunu söylemiştir. Gazâlî'nin "re'fet rahmetin en yoğun derecesidir" tanımı da bu ayrıma dayanır.

Kin bırakma. Kur'an, sonraki nesillerin önceki müminler için yaptığı bir duayı aktarır:

Dua, "Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" diye biter. Duanın içeriği dikkat çekicidir: Önceki kardeşler için bağışlanma istemek ve kalpte müminlere karşı kin bırakmamasını dilemek. Âlimler bu ayeti, şefkatin geçmişe de uzandığının delili saymıştır: Önceki nesillerin hatalarına kin değil, dua ile bakmak.

Kul için Raûf. Tevbe 128'de Raûf ve Rahîm sıfatlarının Hz. Peygamber için kullanılması, kelâm âlimlerinin dikkatini çekmiştir: Allah'ın isimleri bir insan için kullanılabilir mi? Âlimler, bazı isimlerin (Raûf, Rahîm, Alîm gibi) kul için de kullanılabileceğini, ancak bunun bir benzerlik değil, aynı kelimenin çok farklı derecelerde kullanılması olduğunu söylemiştir. Allah'ın şefkati sınırsız ve kendindendir; Peygamber'in şefkati ise Allah'ın ona verdiği bir paydır. Allah, Peygamberini kendi şefkatinden bir payla nitelemiştir.

Şefkatin sınırı. Kur'an, şefkatin bazen bir hakkın yerine getirilmesini engellememesi gerektiğini de hatırlatır. Nûr sûresinin başında, bir cezanın uygulanmasında "Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın" denir (Nûr 2); ayetin Arapçasında "acıma" diye çevrilen kelime, Raûf isminin kökünden gelen re'fettir. Âlimler bu ayeti, kul şefkatinin ölçüsüz olunca adaleti engelleyebileceğine, Allah'ın şefkatinin ise adaletle çelişmediğine bir işaret olarak okumuştur. Hadîd 27'de de Îsâ'ya uyanların kalplerine şefkat ve merhamet konulduğu anılır; şefkat, peygamber takipçilerinin ortak bir niteliği olarak gösterilir.

İlmî

Klasik şerhlerde er-Raûf

er-Raûf kalıbı Kur'an'da 11 ayette, 8 sûrede geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Kök ve dil bölümünün gösterdiği gibi isim bunların dokuzunda er-Rahîm ile yan yanadır; bir kez de Peygamber'in vasfı olarak gelir (Tevbe 128). r-'-f kökü Kur'an'da yalnız 13 kez geçer: raûf 11, re'fet 2 kez. Bu dersin İlmî seviyesi re'fet ile rahmeti, Haşr 10'daki duayı, kul için Raûf kelimesini ve şefkatin sınırını anlattı. Bu bölüm, ismin geçtiği öbür ayetlerin son cümlelerine şârihlerin sorduğu soruları yan yana koyar: Her birinde Raûf, bir hükmün ya da uyarının hemen ardından gelir.

ŞârihEserİsme bakışı
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: kıbleden önceki namazlar
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: sakındırmak da şefkattir
Kurtubî (ö. 671/1273)el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ânTefsir: gönüllere konan şefkat
Kuşeyrî (ö. 465/1072)Letâifü'l-işârâtİşârî tefsir: kalpler kaymak üzereyken

Taberî: Kıbleden önceki namazlar. Bakara 143, kıblenin Kudüs'ten Kâbe'ye çevrilmesini anlatır ve şöyle biter: Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir; doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder. Diyanet meali ibadetleriniz diye çevirir; ayetin Arapçasında kelime imanınızdır (îmânekum). Taberî'nin aktardığı rivayetlere göre kıble değiştiğinde bazı müminler, eski kıbleye doğru namaz kılıp bu değişiklikten önce ölen kardeşlerinin durumunu sormuş, ayet bu soruya cevap olarak gelmiştir; Buhârî'de Berâ b. Âzib'den aktarılan bir rivayet de bunu bildirir. Taberî buradaki imanı, o kıbleye doğru kılınan namazlar diye açıklar. Bu okumada Raûf'un şefkati geçmişi korur: Hüküm değişse de, önceki hükme göre yapılan ibadet boşa gitmez.

Râzî: Sakındırmak da şefkattir. Âl-i İmrân 30, herkesin yaptığı iyiliği ve kötülüğü hazır bulacağı günü anlatır ve şöyle biter: Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder. Bir uyarının hemen ardından şefkatin anılması ilk bakışta şaşırtıcıdır. Râzî'nin tefsirinde bu birliktelik açıklanır: Allah'ın kullarını kendisinden sakındırması, onlara şefkatinin bir sonucudur; çünkü uyarılmadan cezaya yaklaşan kişiye acınmamış olur. Aynı açıklama Hasan-ı Basrî'ye de nispet edilir. Bu okumada uyarı şefkatin karşıtı değil, bir biçimidir: Raûf, kulunu düşeceği yerden önce haberdar eder.

Kurtubî: Gönüllere konan şefkat. Hadîd 27, Îsâ'ya uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet (re'feten ve rahmeten) konduğunu söyler; kökün iki kez geçen re'fet kalıbından biri buradadır. Bedî' dersinde aynı ayetin ruhbanlık kısmı okunmuştu. Kurtubî'nin tefsirinde ayetin bu ilk kısmı ayrıca ele alınır: Şefkat ve merhamet Allah'ın onların kalplerine koyduğu şeydir; ruhbanlık ise onların kendilerinin ortaya attığıdır. Kurtubî re'fet ile rahmet arasında, birinin zararı uzaklaştırmaya, öbürünün iyiliği ulaştırmaya bakan bir ayrım yapanları da aktarır. Ayetin dersi şudur: Şefkat, insanın kendinden üretebileceği bir şey değil, kalbe konan bir emanettir.

Kuşeyrî: Kalpler kaymak üzereyken. Tevbe 117, Tebük seferinin sıkıntılı saatinde bir kısmının kalpleri kaymak üzereyken Peygamber'e uyan muhacir ve ensarın tevbesinin kabul edildiğini söyler ve şöyle biter: Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir. Tevvâb dersi bu ayetin devamındaki üç kişinin tevbesini okumuştu. Kuşeyrî'nin işârî okumasında 117'nin vurgusu, şefkatin kalp kaymadan önce yetişmesidir: Kaymak üzere olan kalbi tutan, Raûf'un re'fetidir. Kul, kendi kalbinin sağlamlığına değil, onu tutanın şefkatine dayanır.

Karşılaştırma. Dört şârih, Raûf'un bir hükmün ya da uyarının ardından gelişine bakar. Taberî şefkatin değişen bir hükmün önceki amelleri koruduğunu, Râzî uyarının kendisinin bir şefkat olduğunu, Kurtubî şefkatin kalbe konan bir emanet olduğunu, Kuşeyrî ise kaymak üzere olan kalbin şefkatle tutulduğunu öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Raûf'un şefkati kulu yalnız rahatlatmaz; onu kaybedeceği şeye karşı önceden korur.

Durup düşün

  • Nahl 7'ye göre, bugün senin yükünü kimler ya da neler taşıyor? Onlara karşı şefkatli misin?

  • Buhârî'deki hadisteki gibi, başkalarının zorluğunu gözeterek bir işini kısaltabilir ya da hafifletebilir misin?

  • Haşr 10'daki duaya göre, kalbinde birine karşı kin var mı?

Uygulama

Bugün zorlanan birinin yükünü fiilen hafiflet: bir yaşlının çantasını taşı, bir çalışanın işini kolaylaştır ya da bir hayvana su ve yiyecek bırak. Bir kişiye karşı kalbinde kin varsa, Haşr 10'daki duayı onun için de oku. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bugün gösterdiğin ve gördüğün şefkati yaz.

Kendini sına

  1. Âlimlere göre re'fet ile rahmet arasındaki fark nedir?
    Cevabı göster

    Rahmet iyiliği ulaştırır ve bazen zorlukla gelebilir; re'fet ise zararı uzaklaştıran, yumuşaklıkla gelen, rahmetin en yoğun hâlidir.

  2. Nahl 7'de Allah'ın şefkati hangi nimetle birlikte anılır?
    Cevabı göster

    Hayvanların, insanların zorlukla varabileceği yerlere yüklerini taşımasıyla.

  3. Buhârî'deki hadise göre Hz. Peygamber namazını neden kısaltırdı?
    Cevabı göster

    Bir çocuğun ağlamasını duyunca, annesinin ona olan düşkünlüğünü bildiği için.

  4. Haşr 10'daki duada müminler Rablerinden ne ister?
    Cevabı göster

    Kendilerini ve önceki mümin kardeşlerini bağışlamasını ve kalplerinde müminlere karşı kin bırakmamasını.

Kur'an'da er-Raûf

Kelime (رَءُوف) Kur'an'da 11 kez, 11 ayette ve 8 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Bakara2
  • Tevbe2
  • Nahl2
  • Âl-i İmrân1
  • Hac1
  • Nûr1
  • Hadîd1
  • Haşr1

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Bakara 143

    وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَٰكُمْ أُمَّةًۭ وَسَطًۭا لِّتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ وَيَكُونَ ٱلرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًۭا ۗ وَمَا جَعَلْنَا ٱلْقِبْلَةَ ٱلَّتِى كُنتَ عَلَيْهَآ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ ٱلرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ ۚ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ ۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah'ın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.

  2. Bakara 207Derste işleniyor

    وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir.

  3. Âl-i İmrân 30

    يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍۢ مُّحْضَرًۭا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍۢ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًۭا ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.

  4. Tevbe 117

    لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِىِّ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِى سَاعَةِ ٱلْعُسْرَةِ مِنۢ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍۢ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّهُۥ بِهِمْ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.

  5. Tevbe 128

    لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌۭ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    Ey inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.

  6. Nahl 7Derste işleniyor

    وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍۢ لَّمْ تَكُونُوا۟ بَٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلْأَنفُسِ ۚ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir.

  7. Nahl 47Derste işleniyor

    أَوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَىٰ تَخَوُّفٍۢ فَإِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌ

    Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.

  8. Hac 65

    أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَيُمْسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلْأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    Allah'ın yerde olanları ve emriyle denizlerde yürüyen gemileri buyruğunuz altına vermiş olduğunu; buyruğu olmaksızın yere düşmemesi için göğü O'nun tuttuğunu görmez misin? Doğrusu Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametli olandır.

  9. Nûr 20Derste işleniyor

    وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ وَأَنَّ ٱللَّهَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi.

  10. Hadîd 9Derste işleniyor

    هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

    Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O'dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir.

  11. Haşr 10Derste işleniyor

    وَٱلَّذِينَ جَآءُو مِنۢ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلْإِيمَٰنِ وَلَا تَجْعَلْ فِى قُلُوبِنَا غِلًّۭا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌ

    Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ر-أ-فKur'an'da 13 kelime, 2 farklı türev

İlk resim: Şefkatin en ince ve yoğun hâli: acıyıp esirgemenin en yumuşak biçimi.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
رَءُوفisim kalıbışefkati derin ve inceİsim11Bakara 143
رَأْفَةşefkatİsim2Nûr 2

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.