Gafûr, günahı ne kadar büyük olursa olsun örten ve bağışlayan, mağfireti eksiksiz ve tam olan demektir. el-Gaffâr dersinde aynı kökün "tekrar tekrar bağışlayan" kalıbını gördük; Gafûr ise bağışlamanın büyüklüğünü ve tamlığını anlatır. Kur'an'da en sık geçen isim çifti de bu isimle kurulur: Ğafûrun Rahîm, bağışlayan ve merhametli. Bu ders ismi bu eşleşmeyle, bir sahâbînin affetme sınavıyla, seher vaktinde yapılan istiğfarla ve tövbenin ne olduğuyla okur.
Temel
Kelime. Gafûr, ğ-f-r kökünden gelir; kökün anlamı "örtmek ve korumak"tır. el-Gaffâr dersinde gördüğümüz gibi miğfer (başlık) ve mağfiret (bağışlama) bu köktendir. Kalıbı ise farklıdır: Fa'ûl kalıbındaki Gafûr, bir niteliğin tam ve büyük ölçüde bulunduğunu anlatır. Gaffâr bağışlamanın sıklığını, Gafûr ise derinliğini öne çıkarır: Gaffâr her dönüşte yeniden bağışlar; Gafûr ise en ağır günahı bile tam bir mağfiretle örter. Gafûr, Kur'an'da yetmişten fazla yerde geçer ve büyük çoğunluğunda Rahîm ile birlikte gelir.
Ğafûrun Rahîm. Kur'an'da en sık tekrar eden isim çiftinin anlamı, iki ismin sırasında gizlidir. Önce Gafûr gelir: Günah örtülür, kulun kusuru kapatılır. Ardından Rahîm gelir: Örtülen kula bir de merhamet edilir. Bağışlamak bir kaybı telafi etmektir; merhamet ise bunun ötesinde bir lütuftur. İki isim birlikte, Allah'ın kulunu yalnız cezadan kurtarmadığını, onu sevgiyle karşıladığını anlatır. Hicr sûresinde Allah Peygamber'ine, kullarına "benim bağışlayan ve merhamet eden olduğumu" haber vermesini emreder; bu ayet er-Rahîm dersinde ayrıca okunmuştur.
Allah'ı bağışlayan bulur. Kur'an, istiğfarın sonucunu kesin bir dille bildirir:
Ayet iki durum sayar: kötülük işlemek ya da kendine zulmetmek. Ardından tek bir şart koyar: Allah'tan bağışlanma dilemek. Sonucu da bir vaat olarak verir: "Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur." "Bulur" fiili dikkat çekicidir: Gafûr, kulunu arar gibi bekler; kul dönüp baktığında O'nu orada bulur.
Bilmedi mi ki bir Rabbi var? Hz. Peygamber, bir kudsî hadiste Allah'ın kulunun istiğfarına nasıl baktığını anlatmıştır:
Hadis, istiğfarın temelinde bir bilginin yattığını gösterir: Kulun, bir Rabbi olduğunu bilmesi. Rivayetin devamında kul yeniden günah işler ve yeniden bağışlanma diler; her seferinde aynı cevabı alır. Gafûr'u tanıyan, günahından sonra kaçmaz, O'na döner.
Seyyidü'l-istiğfâr. Hz. Peygamber, istiğfarın en güzel sözünü şöyle öğretmiştir:
Bu dua, "istiğfarın efendisi" (seyyidü'l-istiğfâr) diye anılır. İstiğfarı bir tevhid ikrarıyla başlatır, nimeti ve günahı birlikte kabul eder, ve sonunda Gafûr'dan başka bağışlayan olmadığını söyler.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Gafûr'u, bağışlamanın kemaline ve tamlığına ulaşmış olan diye açıklar ve onu Gaffâr'dan, mağfiretin çokluğundan değil derinliğinden söz etmesiyle ayırır. Kulun Gafûr isminden payı, kendisine yapılan büyük kötülükleri bile bağışlayabilmektir. Küçük kusurları affetmek kolaydır; Gafûr isminin kuldan istediği, affı zor olanı affetmektir.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Gafûr ismi, kâinattaki büyük onarımlara dikkat çeker. Bir orman yangınından sonra, kül bağlamış toprak birkaç yıl içinde yeniden yeşerir. Kırılan bir kemik, doğru yerleştirildiğinde kaynayıp eski gücüne kavuşur. Kirlenmiş bir nehir, kirletici kaynak kesildiğinde yavaş yavaş temizlenir. En büyük tahribatın bile onarılabildiği bir kâinat, Gafûr'un izini taşır.
Derin
Derin
Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Gafûr isminin kula yöneltilen en dokunaklı çağrısı, bir sahâbînin affetme sınavında gelir:
Ayet, Hz. Âişe'ye atılan iftiraya katılanlardan biri olan Mistah'ın akrabası Hz. Ebû Bekir hakkında inmiştir; Buhârî'nin rivayetine göre Ebû Bekir, fakir akrabası Mistah'a yardım ediyordu ve kızına yapılan iftiraya katıldığını öğrenince yardımı kesmeye yemin etmişti. Ayet onu bundan alıkoyar: "Affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız?" Rivayete göre Ebû Bekir bunu duyunca "Evet, vallahi, Allah'ın beni bağışlamasını isterim" demiş ve yardımına devam etmiştir. Ayet, Gafûr'un bağışlamasını istemek ile bir başkasını bağışlamak arasında doğrudan bir bağ kurar. Kul, affetmekte zorlandığı her an, kendi bağışlanma ihtiyacını hatırlar.
Bana uyun ki Allah sizi sevsin. Kur'an, sevgi ile bağışlamayı bir cümlede birleştirir:
Ayet bir ölçü koyar: Allah'ı sevdiğini söyleyen, Peygamber'e uyar. Bunun karşılığı iki şeydir: Allah'ın sevgisi ve günahların bağışlanması. Mağfiret burada bir sevgi ilişkisinin parçası olarak anlatılır; bağışlanan, aynı zamanda sevilendir ve sevgi, bağışlanmanın yolunu açar.
Seherde istiğfar edenler. Kur'an, takva sahiplerini sayarken istiğfarın zamanını da anar:
Diyanet iki ayeti tek meal olarak verir. Sayılan niteliklerin sonuncusu "seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler"dir. Seher, gecenin son ve en sessiz vaktidir; insanların uyuduğu, dünyanın durulduğu saattir. İstiğfarın bu vakte bağlanması, bağışlanma dileğinin en samimi hâlinin yalnızlıkta ve sessizlikte olduğunu gösterir.
İstiğfarın koruması. Kur'an, istiğfarın bir topluluğu azaptan koruduğunu söyler:
İki güvence sayılır: Peygamber'in aralarında bulunması ve onların istiğfar etmesi. Peygamber'in vefatından sonra birinci güvence sona ermiştir; ikincisi ise kıyamete kadar açıktır. İstiğfar, bir topluluğun Gafûr'la bağını koruyan bir kapıdır. Ayetin ikinci güvenceyi ayrı bir cümleyle vermesi de anlamlıdır: Peygamber'in varlığı bir lütuftur, istiğfar ise topluluğun kendi elindeki bir sebeptir.
İlmî
İlmî
Günah işleyen bir kavim. Müslim'in Tevbe bölümünde aktarılan bir hadis, ilk okunuşta şaşırtıcıdır:
Âlimler bu hadisin günaha teşvik değil, Gafûr isminin tecellisine işaret olduğunu vurgulamıştır. İnsan, meleklerden farklı olarak hata edebilen bir varlıktır; onu değerli kılan hatasızlık değil, hatasından sonra Rabbine dönebilmesidir. Gafûr ismi, ancak bağışlanacak bir kulun varlığıyla tecelli eder; hata, dönüşle birleştiğinde bir yakınlık vesilesine dönüşür.
Tövbenin şartları. Âlimler, özellikle Nevevî'nin Riyâzü's-Sâlihîn'de özetlediği gibi, tövbenin şartlarını şöyle sıralamıştır: günahı hemen bırakmak, yapılana pişman olmak ve bir daha yapmamaya kesin karar vermek. Günah bir insanın hakkıyla ilgiliyse dördüncü bir şart eklenir: O hakkı sahibine ödemek ya da ondan helallik almak. İstiğfar dilin sözü, tövbe ise kalbin ve hayatın dönüşüdür; birincisi ikincisinin kapısıdır. Kur'an, istenen tövbeyi Tahrîm 8'de nasûh diye niteler: halis, samimi ve yırtılanı dikip onaran bir tövbe; kelimenin kökü hem öğüt vermeyi hem dikiş dikmeyi anlatır.
Peygamber'in aracılığı. Kur'an, bir topluluğun Peygamber'e gelip istiğfar etmesinden de söz eder:
Ayet, kendine zulmedenlerin Peygamber'e gelip Allah'tan bağışlanma dilemelerini ve Peygamber'in de onlar için bağışlanma dilemesini anlatır. Âlimler bu ayetin Peygamber'in hayatıyla ilgili hükmünü ve vefatından sonraki anlamını farklı biçimlerde yorumlamıştır; ortak nokta, istiğfarın bir yalnızlık ibadeti olduğu kadar bir topluluk ibadeti de olabileceğidir.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Gafûr
el-Gafûr Kur'an'da 91 ayette, 38 sûrede geçer ve bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Kök ve dil bölümü ismin eşlerini sayar: Gafûr 72 ayette Rahîm ile, altısında Halîm ile, dördünde Afüvv ile, üçünde Şekûr ile ve bir ayette Vedûd ile birliktedir. Bu eşlerin her biri bağışlamanın başka bir yüzünü anlatır. Bu dersin İlmî seviyesi günah işleyen kavim hadisini, tövbenin şartlarını ve Peygamber'in aracılığını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Zeccâc (ö. 311/923) | Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâ | Dil: Afüvv ve Gafûr |
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: cennet ehlinin hamdi |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | Letâifü'l-işârât | İşârî tefsir: bağışlayan ve seven |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: tek istisna |
Zeccâc: Afüvv ve Gafûr. Dilci şârihler ismin eşlerini yan yana koyarak anlamını ayırır. Afüvv ile Gafûr dört ayette birlikte gelir: Nisâ 43 ve 99, Hac 60 ve Mücâdele 2. Dersin Gaffâr bölümünde Gazâlî'den aktarılan ayrım burada iş görür: Af günahı silmek, mağfiret onu örtmektir. Dört ayette sıra hep aynıdır: Önce Afüvv, sonra Gafûr. Dilci için bu sıra bir yükselişi değil, bir tamamlanmayı anlatır: Silinen bir günahın izi de örtülür. Bu ayetlerin bağlamları da dikkat çeker: Teyemmüm ruhsatı, hicret edemeyen zayıflar, haksızlığa karşılık verme ve zıhar. Hepsinde ilahî hüküm insanın zaafını hesaba katar.
Taberî: Cennet ehlinin hamdi. Gafûr ile Şekûr'un birlikte geçtiği üç ayetten ikisi Fâtır sûresindedir. Fâtır 34'te cennete giren kullar, üzüntüyü gideren Allah'a hamdeder ve Rablerinin bağışlayan ve şükrün karşılığını veren olduğunu söyler. Taberî'nin aktardığı açıklamalara göre iki isim, cennet ehlinin iki deneyimini anlatır: Gafûr onların günahlarını örtmüş, Şekûr ise az amellerine büyük karşılık vermiştir. Bu yorumda iki isim bir hesabın iki tarafıdır: Kusur örtülür, iyilik büyütülür. Kulun cennetteki ilk sözü de bu hesabın teşekkürüdür.
Kuşeyrî: Bağışlayan ve seven. Bürûc 14'te Gafûr, Kur'an'da yalnız bir kez Vedûd ile birlikte gelir: O bağışlayandır, çok sevendir. İşârî tefsir geleneği bu birlikteliğe özel bir anlam verir: Bağışlama bir kayıtsızlık değil, bir sevginin ifadesidir. Bakara 222'de Allah'ın çok tövbe edenleri sevdiği bildirilir. Kuşeyrî'nin tefsiri gibi eserlerde iki ayet birlikte, bağışlanan kulun aynı zamanda sevilen kul olduğu şeklinde okunur. Bürûc sûresinin geri kalanı ağır bir azap sahnesi anlatır; bu ikilinin tam o sahnenin ardından gelmesi, kapının hâlâ açık olduğunu gösterir.
Râzî: Tek istisna. Gafûr ile Rahîm'in yan yana geldiği yerlerde sıra hemen her zaman aynıdır: Önce Gafûr, sonra Rahîm. Kök verisine göre bu sıranın tersine döndüğü tek ayet Sebe' 2'dir: O, merhametli ve bağışlayandır. Râzî'nin tefsiri gibi eserlerde bu istisnanın sebebi sorulur. Verilen cevaplardan biri bağlamla ilgilidir: Sebe' 1–2 bir günah ya da tövbe sahnesi değil, göklerin ve yerin sahibine hamd ve her şeyi bilen bir ilmin tasviridir. Bu bağlamda önce yaratılmışlara yayılan rahmet, ardından mağfiret anılır. Dersin Temel seviyesinde anlatılan sıranın anlamı, bu istisnayla daha da belirginleşir.
Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci silmekle örtmenin tamamlanmasını, müfessir cennet ehlinin iki isimli hamdini, işârî müfessir bağışlamanın bir sevgi olduğunu, Râzî ise yerleşik sıranın tek istisnasını öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Gafûr'un eşleri bağışlamayı tek başına bırakmaz; onu rahmetle, aflla, şükürle ve sevgiyle tamamlar.
Durup düşün
- Hayatında affetmekte en çok zorlandığın biri var mı? Nûr 22'deki "Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız?" sorusu sana ne söylüyor?
- Bir günahtan sonra ilk tepkin ne oluyor: kaçmak mı, yoksa dönmek mi?
- Hiç seher vaktinde, kimse uyanıkken, bağışlanma diledin mi?
Uygulama
Bugün Seyyidü'l-istiğfâr duasını sabah ve akşam oku. Affetmekte zorlandığın birini düşün ve Nûr 22'yi hatırlayarak, en azından kalbinde onu affetmek için bir adım at. Mümkünse bu hafta bir gece sehere kalk ve kısa da olsa bağışlanma dile. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bağışlanmasını istediğin bir şeyi ve bağışlaman gereken bir şeyi yan yana yaz.
Kendini sına
- Gafûr ile Gaffâr kalıpları arasındaki fark nedir?
- Kur'an'da en sık geçen isim çifti hangisidir ve sırası ne anlatır?
- Nûr 22 hangi olay üzerine inmiş ve ne öğretir?
- Tövbenin şartları nelerdir?