Evvel, varlığının bir başlangıcı olmayan, her şeyden önce var olan ve kendisinden önce hiçbir şey bulunmayan demektir. İnsan her şeyin bir başlangıcını arar: Bir ağacın tohumunu, bir nehrin kaynağını, bir olayın sebebini. Her başlangıcın da bir öncesi vardır; tohum bir ağaçtan, kaynak bir yağmurdan gelir. Bu zincir sonsuza kadar geri gidemez; bir yerde, kendisinden önce hiçbir şey olmayana varır. Evvel ismi, bu ilk olanı anlatır. Bu isim, onu izleyen üç isimle birlikte, Kur'an'ın tek bir ayetinde bir dörtlü olarak gelir: el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın. Bu ders, dörtlünün ilkini okur: Hadîd sûresinin başıyla, Hz. Peygamber'in yatarken okuduğu bir duayla, "ilk yaratılış" üzerine düşünmeye çağıran ayetlerle ve "ben müslümanların ilkiyim" diyen bir peygamberle.
Temel
Kelime. Evvel, '-v-l kökünden gelir. Kökün temel anlamı "başa dönmek, bir şeyin aslına varmak"tır. Türkçede bu kökten gelen evvel (ilk, önce), evvelce (daha önce), evvelki (önceki), evveliyat (bir işin geçmişi, arka planı) ve ilk anlamındaki ûlâ kelimeleri yaşar. Aynı kökten gelen te'vil ise bir sözün "aslına döndürülerek" yorumlanması demektir. Evvel ismi Kur'an'da Allah için bir kez, Hadîd sûresinin başında geçer:
Diyanet meali dört ismi açıklayarak çevirir: "O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir." Dört isim, iki çift oluşturur: Evvel ile Âhir zamanı, Zâhir ile Bâtın ise görünürlüğü anlatır. Sûre, göklerde ve yerde olanların Allah'ı tesbih etmesiyle başlar; dört isim, bu tesbihin kime yöneldiğini tarif eder.
Senden önce hiçbir şey yoktur. Hz. Peygamber, yatağına yattığında okuduğu bir duada bu dört ismi kendisi açıklamıştır:
Bu dua, Hadîd 3'ün en güvenilir tefsiridir: Evvel, "Senden önce hiçbir şey yoktur" demektir. Duanın sonunda borç ve fakirlik gibi gündelik ihtiyaçların anılması da dikkat çekicidir: Her şeyden önce olana, en küçük ihtiyaç da götürülür.
İlk yaratılışı bilirsiniz. Kur'an, insanı kendi başlangıcı üzerine düşünmeye çağırır:
İnsan kendi ilk yaratılışını bilir: bir damladan, bir hücreden, bir hiçlikten. Bu başlangıç, onun Evvel'e bağlı olduğunu gösterir. Kendinden önce olmayan, kendinden önce olan birine muhtaçtır. Vâkıa sûresi bu ayetten hemen önce insana, akıttığı damlayı kendisinin mi yoksa Allah'ın mı yarattığını sorar (Vâkıa 58–59). İnsan kendi başlangıcını ne yaratmış ne de seçmiştir; o başlangıç ona verilmiştir.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Evvel ve Âhir'in bir şeye nispetle anlaşıldığını söyler: Allah, var olan her şeye göre ilktir, çünkü her şey varlığını O'ndan almıştır. Yolculuk açısından ise O, kulun yöneldiği son duraktır. Kulun bu isimden payı, her işine O'nu anarak başlamaktır: Müslümanın her işe "Bismillâh" ile başlaması, işin başını Evvel'e bağlamasıdır. Hz. Peygamber, yemeğe besmele ile başlamayı unutan için şunu öğretmiştir:
"Başında da sonunda da" (evvelehû ve âhirahû) ifadesi, Evvel ve Âhir isimlerinin kelimeleridir. Kul, unuttuğu başlangıcı bile Evvel'e bağlayabilir.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Evvel ismi, her şeyin bir başlangıcı olduğunda okunur. Her canlının bir doğumu, her yıldızın bir oluşumu, her nehrin bir kaynağı vardır. Hiçbir yaratılmış kendi başlangıcı değildir; hepsi kendilerinden önce olan bir şeyden gelir. Bu başlangıçlar zinciri, geriye doğru izlendiğinde, kendisi başlangıçsız olan Evvel'e işaret eder. Kâinatın kendisi de kendi başlangıcı değildir.
Derin
Derin
İlk yaratışta yorulduk mu? Kur'an, ilk yaratılışı dirilişin delili olarak da anar:
İlk yaratılışı yapan yorulmamıştır; ikinciyi yapmakta da zorlanmaz. el-Mübdi' dersinde bu anlam başlatma yönüyle işlenmişti. Evvel ismi ise daha derine iner: O yalnız ilk yaratılışı yapan değil, ilk yaratılıştan önce de var olandır.
Müslümanların ilki. Kur'an, Hz. Peygamber'e kulluğunu şöyle ilan etmesini emreder:
"Ben müslümanların ilkiyim" cümlesinde evvel kelimesi kul için kullanılır. Müfessirler bunu, Hz. Peygamber'in kendi ümmeti içinde bu teslimiyete ilk koşan olması diye açıklamıştır. Evvel isminin kuldaki yansıması, iyiliğe ilk koşan olmaktır. Namaz, ibadet, hayat ve ölüm, hepsi Evvel olana adanır.
İlk olan işler. Hadisler, ahirette bazı şeylerin "ilk" olacağını haber verir. Hz. Peygamber, insanların yalınayak ve çıplak toplanacağını anlattığı hadisin devamında şöyle buyurmuştur:
el-Muîd dersinde bu hadisin ilk yarısı okunmuştu. İbrahim, dünyada Allah için ateşe atılan ve tevhîdi ilk savunanlardan olduğu için, o gün de ilk giydirilen olur. Bir başka hadiste ise insanlar arasında ilk hükmedilecek şeyin haksız yere dökülen kanlar olduğu bildirilir (Buhârî, Rikâk; Müslim, Kasâme). Tirmizî'nin Sünen'inde ise kulun hesaba ilk çekileceği amelin namaz olduğu aktarılır. Evvel isminin ahiretteki izleri, neyin önce sorulacağını ve kimin önce ödüllendirileceğini gösterir: Öncelikleri doğru kurmak, ahirette de öne alınmaktır. Bu rivayetlerde "ilk" olmak iki yüzlüdür: İlk giydirilmek bir şereftir, ilk hesaba çekilmek ise bir sorumluluk.
İlk ev. Kur'an, insanlar için kurulan ilk ibadet evini anar:
Kâbe, "insanlar için kurulan ilk ev" diye anılır. Bir müslüman günde beş kez bu ilk eve yönelir. Yönelişin kendisi bir hatırlatmadır: İnsan her gün, başlangıçların sahibine döner. Ebû Zer, Hz. Peygamber'e yeryüzünde ilk yapılan mescidin hangisi olduğunu sormuştur:
Mûsâ da Rabbine tevbe ederken kendisini "inananların ilki" diye anmıştır (A'râf 143). Peygamberlerin "ilk" olmaya yönelik bu sözleri, kulun Evvel isminden payının iyilikte öne geçmek olduğunu gösterir.
İlmî
İlmî
Evvel ve kıdem. Kelâm âlimleri, Evvel ismini Allah'ın kıdem sıfatıyla birlikte ele almıştır. Kıdem, varlığın bir başlangıcı olmamasıdır. Burada ince bir ayrım vardır: Evvel, "zamanda ilk" demek değildir; çünkü zaman da yaratılmıştır. Allah'ın ilk oluşu, zamanın başında durmak değil, zamanın ve her şeyin varlığından önce ve ondan bağımsız olarak var olmaktır. Bu yüzden kelâmcılar "Allah ne zamandan beri vardır?" sorusunu yanlış sorulmuş bir soru saymıştır. Gazâlî de Tehâfüt'te zamanın âlemle birlikte yaratıldığını, âlemden önce bir zaman düşünmenin bir vehim olduğunu savunmuştur.
İlk sebep. Müslüman filozoflar, özellikle İbn Sînâ, varlığı zorunlu olan (vâcibü'l-vücûd) bir ilk ilkeye ulaşmak için sebepler zincirinin sonsuza kadar geri gidemeyeceğini savunmuştur. Kelâmcılar ise âlemin yaratılmış olduğundan hareketle bir yaratıcıya ulaşan hudûs delilini kullanmıştır. İki yol farklı olsa da ikisi de, kendisinden önce hiçbir şey olmayan bir ilke varır. Evvel ismi, bu ilkenin Kur'an'daki adıdır.
Te'vil. Aynı kökten gelen te'vil, bir sözü "aslına döndürerek" açıklamak demektir. Tefsir usulü eserlerinde tefsir ile te'vil arasında bir ayrım yapılmış; tefsir daha çok rivayete ve kelimenin açık anlamına, te'vil ise akıl yürütmeye ve anlamın asıl kastına dayanan açıklama olarak tanımlanmıştır. Mâtürîdî'nin Kur'an tefsirinin Te'vîlâtü'l-Kur'ân adını taşıması da bu kullanımın bir örneğidir. Kelimenin kökü, her açıklamanın bir asla, bir ilk anlama dönmesi gerektiğini hatırlatır.
İlk yaratılan. Hangi yaratığın ilk yaratıldığı da tartışılmıştır. Ebû Dâvûd ve Tirmizî'nin Sünen'lerinde, Allah'ın ilk yarattığı şeyin kalem olduğu ve ona kıyamete kadar olacakları yazmasını emrettiği bildirilir. Başka rivayetler arşı ya da suyu öne çıkarır. Âlimlerin ortak kabulü şudur: Hangisi ilk yaratılmış olursa olsun, o da yaratılmıştır; Evvel ise yaratılmışların ilkinden de öncedir.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Evvel
el-Evvel kalıbı Kur'an'da 82 ayette, 39 sûrede geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Bunların yalnız biri, Hadîd 3, kelimeyi Allah'ın ismi olarak kullanır; öbürleri ilk yaratılışı, önceki ümmetleri, ilk inananları ve ilk sahifeleri anlatır. Kök ve dil bölümünün gösterdiği gibi isim dokuz ayette Âhir ile yan yanadır. Bu dersin İlmî seviyesi Evvel ile kıdemi, ilk sebebi, te'vil kelimesini ve ilk yaratılanı anlattı. Bu bölüm, kelimenin Allah'tan başkası için kullanıldığı ayetlere şârihlerin sorduğu soruları yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: kulluk edenlerin ilki |
| Kurtubî (ö. 671/1273) | el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân | Ahkâm: ilk gününden takva üzerine |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: ilk sahifeler |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | Letâifü'l-işârât | İşârî tefsir: hayatın ilki de sonu da |
Taberî: Kulluk edenlerin ilki. Zuhruf 81'de Peygamber'e şunu söylemesi emredilir: Eğer Rahmân olan Allah'ın çocuğu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum. Taberî bu ayet için aktarılan açıklamaları toplar. Bir görüşe göre cümle bir şart cümlesidir: Böyle bir şey olsaydı ilk kulluk eden ben olurdum; ama olmadığı için ilk kulluk ettiğim yalnız O'dur. Başka bir görüşe göre baştaki in edatı olumsuzluk bildirir: Rahmân'ın çocuğu olmamıştır ve ben O'na kulluk edenlerin ilkiyim. Bir başkasına göre de âbidîn kelimesi burada öfkeyle reddedenler anlamındadır: Böyle bir iddiayı ilk reddeden benim. Üç okumada da Peygamber'in ilkliği, Evvel'in birliğini savunmaktaki önceliktir. Kul için evvel olmak, Evvel'e nispet edilen bir ortaklığı ilk reddeden olmaktır.
Kurtubî: İlk gününden takva üzerine. Tevbe 108, ilk gününden beri takva üzerine kurulan bir mescidi anar ve Peygamber'in orada bulunmasının daha uygun olduğunu söyler. Kurtubî bir ahkâm müfessiri olarak bu mescidin hangisi olduğu tartışmasını aktarır. Bir görüşe göre Kubâ Mescidi'dir; ayetin devamındaki arınmak isteyenler de Kubâ halkıdır. Başka bir görüş, Müslim'de aktarılan bir rivayete dayanarak bunun Medine'deki Peygamber Mescidi olduğunu söyler. Âlimlerin bir kısmı iki mescidin de bu niteliği taşıdığını belirterek görüşleri birleştirmiştir. Ayetin ölçüsü dikkat çekicidir: Bir yapının değeri, ilk gününde hangi niyetle kurulduğuna bağlanır. Başlangıç, sonraki her şeyin yönünü belirler.
Râzî: İlk sahifeler. A'lâ sûresi, arınanın kurtuluşa ereceğini ve ahiretin daha hayırlı ve daha kalıcı olduğunu söyledikten sonra ekler: Bu hükümler ilk sahifelerde, İbrâhîm ve Mûsâ'nın sahifelerinde de vardır. Râzî'nin tefsirinde bu cümledeki işaretin neyi gösterdiği tartışılır: Sûrenin tamamını mı, yoksa son ayetlerdeki arınma ve ahiret hükmünü mü? Râzî ikinci görüşü öne çıkaran açıklamalara yer verir. Bu okumada ûlâ kelimesi, vahyin bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıçtan beri değişmeyen bir özün korunduğunu anlatır. Evvel'den gelen ilk sözle son söz aynı hakikati taşır.
Kuşeyrî: Hayatın ilki de sonu da. Necm 24–25 bir soru ve bir cevaptır: Yoksa her umduğu şey insanın mıdır? Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır. Ayette ûlâ (ilk) ve âhira (son) birlikte gelir; Diyanet meali bunları hayatın ilki ve sonu diye çevirir. Kuşeyrî'nin işârî okumasında bu ayet, insanın emellerinin sahibi olmadığını hatırlatır: Başlangıcın sahibi O olduğu gibi sonuç da O'nundur; kulun payı ikisinin arasında emanete sadakattir. Bu okuma dersin Temel seviyesindeki Gazâlî bölümüyle buluşur: Evvel ve Âhir bir şeye nispetle anlaşılır; kul da kendi başlangıcının ve sonunun sahibi olmadığını bilerek yaşar.
Karşılaştırma. Dört şârih, kelimenin Allah'tan başkası için kullanıldığı dört ayete bakar. Taberî bir kulun ilk olmasını Evvel'in birliğini savunmaya, Kurtubî bir mescidin ilk gününü onun değerine, Râzî ilk sahifeleri vahyin değişmeyen özüne, Kuşeyrî ise hayatın ilkini ve sonunu Allah'a bağlar. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Yaratılmışlar arasındaki her ilklik görelidir; mutlak ilk yalnız Evvel'dir ve diğer ilklerin değeri O'na yönelişlerinden gelir.
Durup düşün
- Günlük işlerine başlarken "Bismillâh" diyor musun? Bu söz, işini kime bağlıyor?
- Kendi "ilk yaratılışını" en son ne zaman düşündün?
- En'âm 163'teki gibi, hangi iyilikte "ilk koşan" olabilirsin?
Uygulama
Bu gece yatarken Müslim'deki duayı oku: "Allah'ım! Sen Evvel'sin, Senden önce hiçbir şey yoktur..." Yarın bütün işlerine bilinçli olarak "Bismillâh" ile başla. Bir iyiliği ilk sen başlat. Akşam Tefekkür Defteri'ne, kendi hayatının evveliyatını, seni sen yapan başlangıçları yaz.
Kendini sına
- Evvel ismi Kur'an'da nerede, hangi isimlerle birlikte geçer?
- Müslim'deki duaya göre Evvel isminin anlamı nedir?
- En'âm 163'te Hz. Peygamber kendisini nasıl tanıtır?
- Kelâmcılara göre Evvel isminin "zamanda ilk" anlamına gelmemesinin sebebi nedir?