İçeriğe geç

Ders T1.5 · Modül T1: Batı Gelenekleri

Hegel'den Nietzsche'ye: tarihsel bilgi ve perspektivizm

Araç: Perspektif Envanteri · 5K: Karşı-görüş · 3.304 kelime · yaklaşık 15 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Bir kâğıda şunu yaz: "Şimdi gecedir." Cümle, yazdığın anda doğrudur. Ertesi gün öğlen kâğıda yeniden bak. Cümle aynıdır, ama artık yanlıştır. Hiçbir harfi değişmedi; değişen, cümlenin içinde okunduğu andır. Hegel, Tinin Fenomenolojisi'nin (1807) duyusal kesinliğe ayrılmış ilk bölümünde tam bu deneyi anlatır. Onun hedefi, duyuların bize en dolaysız ve en zengin bilgiyi verdiğine dair güveni sarsmaktı: "şimdi", "burada", "bu" gibi en somut görünen sözcükler, aslında her ana ve her yere uyan en soyut, en boş sözcüklerdir.

Ama bu deneyin daha derin bir dersi vardır. Bilginin ne olduğu, onun hangi anda, hangi konumdan ve hangi tarihsel noktadan dile getirildiğinden ayrılamayabilir. Kant, deneyimi düzenleyen biçimlerin herkeste aynı ve zamansız olduğunu düşünmüştü. On dokuzuncu yüzyıl bu zamansızlığı iki farklı yoldan sorguladı. Hegel, bilmenin koşullarının bir tarihi olduğunu, bilincin kendi yetersizliklerini keşfederek biçim değiştirdiğini savundu. Yüzyılın sonunda Nietzsche daha radikal bir adım attı: bilmenin daima bir bakış açısına bağlı olduğunu, hiçbir yerden bakmayan bir gözün olmadığını ileri sürdü.

Bu iki düşünce, bugünkü epistemolojide hem verimli hem tehlikeli bir miras bıraktı. Verimli, çünkü bilginin konumlu ve tarihsel olduğunu görmek, uzun süre görünmez kalan önyargıları açığa çıkardı. Tehlikeli, çünkü "her şey bir bakış açısıdır" cümlesi, kolayca "hiçbir bakış açısı ötekinden daha iyi değildir" cümlesine kayabilir. Bu ders o kaymanın nerede gerçekleştiğini ve nasıl önlenebileceğini inceliyor.

Bu dersin kazanımları:

  • Hegel'in bilginin tarihsel gelişimi düşüncesini ve Nietzsche'nin perspektivizmini, ikisinin Kant'tan ayrıldığı noktalarla birlikte açıklarsın. (anla)
  • Bir tartışmadaki bakış açılarını, her birinin neyi görüp neyi kaçırdığını ve eksik kalan sesleri Perspektif Envanteri ile çıkarırsın. (uygula)
  • Perspektivizmin görecilikten nerede ayrıldığını ve kendi kendini çürütme itirazına karşı hangi savunmaların tutunduğunu değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

Aleti sınamadan önce bilmek

Kant'ın projesi, bilmeye girişmeden önce bilme yetimizin sınırlarını belirlemeyi amaçlıyordu: önce aleti incele, sonra onu kullan. Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Fenomenoloji'nin giriş bölümünde bu yaklaşıma itiraz etti. Bilgiyi bir alet ya da bir ortam gibi düşünürsek, dedi Hegel, daha baştan bilen ile bilinen arasına bir ayrılık koymuş oluruz ve sonra bu ayrılığı nasıl aşacağımızı bilemeyiz. Üstelik bilme yetisini sınamak da bir bilme etkinliğidir; aleti incelemek için yine aleti kullanmamız gerekir. Hegel, daha sonraki Ansiklopedi'sinde bu durumu bir benzetmeyle alaya aldı: suya girmeden önce yüzmeyi öğrenmek isteyen birine benziyoruz.

Hegel'in önerdiği yol, bilmeyi dışarıdan değil, içeriden izlemekti. Bilinç, belirli bir bilgi anlayışıyla işe başlar; örneğin duyuların bize dolaysız hakikati verdiğine inanır. Sonra bu anlayışı kendi ölçütüyle sınar ve yetersiz bulur: "şimdi gecedir" cümlesinin öğlen yanlış çıkması gibi. Bu başarısızlık, bilinci daha karmaşık bir anlayışa iter; o anlayış da sınanır, yetersiz bulunur ve bir sonrakine geçilir. Fenomenoloji, duyusal kesinlikten algıya, algıdan anlama yetisine, oradan öz bilince ve daha ileri biçimlere uzanan bu yolculuğun anlatısıdır.

Hegel'in bu yöntemi, şüpheciliğe yeni bir yanıt veriyordu. Şüpheci, bilginin temelini dışarıda bir yerde, sorgulanamaz bir ilk noktada arar ve bulamaz. Hegel ise böyle bir ilk noktaya gerek olmadığını düşündü: bilginin ölçütü, bilincin kendi içinde, kendi iddialarıyla kendi deneyimi arasındaki uyumda yatar. Hegel, bu yolculuğu "umutsuzluğun yolu" diye nitelendirdi; bilinç her adımda kesin sandığı bir şeyi kaybeder.

Hakikat bütündür

Hegel'in Fenomenoloji önsözündeki ünlü cümlesi şudur: hakikat bütündür. Tek bir önerme, tek bir algı ya da tek bir bakış açısı, kendi başına hakikat değildir; her biri, ancak daha geniş bir bütünün içindeki yeriyle anlam kazanır. Bir tomurcuk, çiçek ve meyve, bitkinin birbirini çürüten evreleri gibi görünebilir; ama bitki, bu evrelerin hepsidir. Bilgi de böyledir: tek tek aşamalar yanlış değil, eksiktir.

Bu düşünce, bağdaşımcılık dersinde gördüğümüz fikre benzer: bir inancın gerekçesi, onun tek başına taşıdığı bir özellikten değil, inanç ağının bütünüyle ilişkisinden gelir. Ama Hegel'in bütünü, statik bir inanç ağı değil, tarih içinde gelişen bir bütündür. Bilgi, zaman içinde birbirini düzelten biçimlerin toplamıdır.

Hegel'in tarihsel görüşünün bir gerilimi vardı. Bir yandan, her bilgi biçiminin kendi döneminin çocuğu olduğunu söylüyordu. Öte yandan, bu biçimlerin sıralamasının rastgele olmadığını, her birinin bir öncekinden daha kapsamlı olduğunu ve yolculuğun sonunda mutlak bilgiye, yani bilincin kendi gelişimini bütünüyle kavradığı bir noktaya varılacağını düşünüyordu. Hegel, 1820'de yayımlanan Hukuk Felsefesinin Ana Hatları'nın önsözünde, felsefenin bir çağı ancak o çağ olgunlaşıp yaşlandığında anlayabileceğini bir imgeyle anlattı: Minerva'nın baykuşu ancak akşam karanlığı çökerken kanat açar. Bilgelik, olayların arkasından gelir.

Hegel'den sonraki kuşak, bu gerilimin iki yanından birini seçti. Bir kısmı, tarihin bir amaca doğru ilerlediği fikrini korudu. Karl Marx, Hegel'in yöntemini kullanarak, ama onun "tin" dediği şeyi toplumsal ve ekonomik ilişkilerle değiştirerek, 1859'da yayımlanan bir önsözde, insanların bilincini belirleyenin toplumsal varlıkları olduğunu yazdı. Konumlu bilgi dersinde gördüğümüz bakış açısı kuramı, bu çizginin torunlarından biridir. Diğerleri ise tarihin bir amaca doğru ilerlediği fikrinden vazgeçti ve geriye yalnızca, birbirini izleyen ama hiçbirinin son söz olmadığı bakış açıları kaldı. Bu ikinci yolun en keskin sesi Nietzsche'ydi.

Unutulmuş metaforlar

Friedrich Nietzsche, 1873'te yazdığı ama hayattayken yayımlamadığı kısa bir denemede, Ahlak Dışı Anlamda Hakikat ve Yalan Üzerine, hakikatin ne olduğunu sordu ve kışkırtıcı bir cevap verdi. Hakikat, dedi, hareketli bir metaforlar, benzetmeler ve insan biçimli kavramlar ordusudur: şiirsel ve retorik olarak yüceltilmiş, uzun kullanımdan sonra bir topluluğa sağlam ve bağlayıcı görünen insan ilişkileri. Hakikatler, Nietzsche'nin ifadesiyle, yanılsama oldukları unutulmuş yanılsamalardır.

Nietzsche'nin bu genç dönem denemesi, sonraki düşüncesinin kaba bir taslağıdır ve yorumcular, olgun Nietzsche'nin buradaki radikal iddiaların bir kısmından uzaklaştığını tartışır. Ama denemenin ana sezgisi kalıcıdır: kavramlarımız, farklı şeyleri eşitleyerek oluşur. Hiçbir yaprak ötekinin aynısı değildir, ama "yaprak" kavramı bu farklılıkları siler. Dil, dünyayı olduğu gibi yansıtmaz; onu bizim ihtiyaçlarımıza göre keser ve biçimlendirir. Bu modülün sonunda Wittgenstein'ın sonraki felsefesinde bu sezginin yankısını duyacaksın.

Perspektif ve nesnellik

Nietzsche'nin olgun perspektivizmi, en açık biçimde 1887'de yayımlanan Ahlakın Soykütüğü Üzerine'nin üçüncü incelemesinde dile gelir. Orada Nietzsche, "saf, iradesiz, acısız, zamansız bir bilgi öznesi" fikrinin bir kurgu olduğunu söyler; böyle bir özne, hiçbir yöne bakmayan bir göz talep eder ve böyle bir göz düşünülemez. Ardından şu cümleyi kurar: yalnızca perspektifli bir görme, yalnızca perspektifli bir "bilme" vardır; ve bir şey hakkında ne kadar çok duygulanımın konuşmasına izin verirsek, ona ne kadar çok ve farklı gözle bakabilirsek, o şeye dair "kavramımız", "nesnelliğimiz" o kadar eksiksiz olur.

Bu cümle dikkatli okunmayı hak eder, çünkü sıkça yanlış aktarılır. Nietzsche burada nesnelliği reddetmiyor; onu yeniden tanımlıyor. Nesnellik, hiçbir yerden bakmak değildir; pek çok yerden bakabilmektir. Tek bir perspektife kapanan biri eksik görür; perspektiflerini çoğaltan, daha tam görür. Bu okuma, perspektivizmi, konumlu bilgi dersinde gördüğümüz Harding'in "güçlü nesnellik" önerisiyle ve Haraway'in konumlu bilgileriyle akraba kılar: nesnellik, konumun silinmesiyle değil, konumların farkında olunmasıyla artar.

Nietzsche'nin notlarında sıkça alıntılanan başka bir cümle vardır: olgular yoktur, yalnızca yorumlar vardır. Bu cümle, Nietzsche'nin yayımlamadığı 1880'lerin ikinci yarısına ait defterlerinden gelir ve ölümünden sonra derlenen metinlerde yer almıştır. Alıntılandığında bu kaynağın belirtilmesi önemlidir, çünkü yayımlanmış eserlerindeki daha ölçülü perspektivizmle aynı ağırlıkta tutulamaz.

Kendi kendini çürütme itirazı

Perspektivizme yöneltilen en eski ve en güçlü itiraz, Platon'un Protagoras'a yönelttiği itirazın bir biçimidir. Protagoras, insanın her şeyin ölçüsü olduğunu söylemişti; Platon Theaitetos'ta, bu iddiayı reddeden birinin de kendi ölçüsüne göre haklı olacağını, dolayısıyla Protagoras'ın kendi görüşünü çürütenlerin haklılığını kabul etmek zorunda kalacağını gösterdi. Aynı itiraz Nietzsche'ye de yöneltilebilir: "her bilgi bir perspektiftir" iddiası, kendisi de bir perspektif midir? Eğer öyleyse, neden onu kabul edelim? Eğer değilse, perspektivizm yanlıştır, çünkü en az bir perspektif dışı bilgi vardır.

Bu itiraza iki tür cevap verilmiştir. Birinci cevap, perspektivizmi bir görecilik biçimi olarak değil, bir bilgi kuramı olarak okur. Amerikalı felsefeci Alexander Nehamas, 1985'te yayımlanan Nietzsche: Edebiyat Olarak Hayat'ta, perspektivizmin bütün görüşlerin eşit derecede iyi olduğunu söylemediğini savundu; Nietzsche kendi görüşlerini başkalarınkinden daha iyi saydı ve bunu açıkça tartıştı. Perspektivizm yalnızca, her görüşün birilerinin görüşü olduğunu ve bu nedenle yeni kanıtlar ve yeni bakışlar karşısında yeniden gözden geçirilmeye açık kaldığını söyler. Perspektivizmin kendisi de bir perspektiftir; ama bu onu çürütmez, yalnızca yanılabilir kılar.

İkinci cevap, Amerikalı felsefeci Maudemarie Clark'ın 1990'da yayımlanan Nietzsche'nin Hakikat ve Felsefe Anlayışı kitabından gelir. Clark, Nietzsche'nin düşüncesinin zamanla değiştiğini ve olgun dönemde, erken denemedeki "bütün hakikatler yanılsamadır" türünden radikal iddiaları bıraktığını savundu. Olgun Nietzsche'nin reddettiği şey, hakikatin kendisi değil, bizim bilme yetilerimizden bütünüyle bağımsız, kendinde bir hakikat fikriydi, yani Kant'ın kendinde şeyi. Bu okumada perspektivizm, bilgimizin sınırlı ve konumlu olduğunu kabul eder ama bilginin mümkün olduğunu inkâr etmez.

Karşı-görüş kapısından bakmak

Bu dersin aracı Karşı-görüş kapısında çalışır, çünkü perspektivizmin en işe yarar dersi şudur: bir iddiayı sınamanın en güçlü yollarından biri, ona başka bir yerden bakan birinin ne göreceğini sormaktır. Bir tartışmada genellikle yalnızca iki taraf duyulur; oysa iki taraf, aynı tarihsel ve toplumsal konumu paylaşan iki perspektif olabilir. Asıl karşı görüş, hiç masaya davet edilmemiş olan bakış açısından gelebilir.

Ama perspektivizm, kendi başına bir karar yöntemi değildir. Bakış açılarını çoğaltmak, bir sonuca varmayı zorlaştırabilir ve sonsuz bir "herkesin kendi doğrusu" durumuna sürükleyebilir. Nietzsche'nin cümlesinin ikinci yarısı, bu tuzaktan kaçmanın ipucunu verir: daha fazla göz, daha eksiksiz bir kavrama yol açmalıdır. Farklı bakış açılarının birbirini düzelttiği, birbirinin görmediğini gösterdiği ve bazı noktalarda örtüştüğü yerler vardır. Bu örtüşme noktaları, tek bir perspektifin sağlayamayacağı bir güvence verir: birbirinden bağımsız konumlardan bakanların aynı şeyi görmesi, tanıklık dersinde gördüğümüz bağımsız tanıkların uyuşması gibi, bir kanıttır.

Perspektif Envanteri

Perspektif Envanteri beş adımdan oluşur. Önce perspektifleri listelersin: bu soruya ya da olaya kimler, hangi konumlardan bakıyor? İkinci olarak her birinin gördüğünü yazarsın: bu konum, ötekilerin göremediği neyi görüyor? Üçüncü olarak her birinin kör noktasını yazarsın: bu konum, çıkarları, duygulanımları ya da bilgisi yüzünden neyi göremiyor? Dördüncü olarak eksik perspektifi ararsın: bu tartışmada kimin sesi duyulmuyor, kimin konumu hesaba katılmamış? Beşinci olarak örtüşmeyi belirlersin: birbirinden bağımsız perspektiflerin hepsinin kabul ettiği noktalar neler? Bu noktalar, tartışmanın en sağlam zeminidir; ayrıştıkları yerler ise gerçek anlaşmazlığın yeridir.

Araç, görecilik ile dogmatizm arasında bir yol açar. Her perspektife eşit hakikat payı vermez; ama hiçbir perspektifin tek başına her şeyi göremeyeceğini kabul eder.

Örnekler

Basit örnek: bir aile yemeğindeki tartışma

Bir bayram yemeğinde, büyükbaba ile torun arasında bir tartışma çıkıyor: büyükbaba gençlerin eskisi kadar çalışkan olmadığını, torun ise eskisi kadar iş bulma imkânı olmadığını söylüyor. Perspektif Envanteri'ni uygulayalım. Perspektifler: büyükbaba, torun, masada sessiz kalan anne, iş arayan başka bir genç, bir işveren. Görülen: büyükbaba, kendi gençliğinde az imkânla çok çalıştığını görüyor; torun, bugünkü iş piyasasının zorluklarını ve belirsizliğini görüyor. Kör noktalar: büyükbaba, kendi döneminin iş koşullarının bugünkülerden farklı olabileceğini hesaba katmıyor; torun, kendi kuşağının belirli alışkanlıklarını bir eleştiri olarak duymaya kapalı olabilir. Eksik perspektif: iki farklı kuşaktan birden işe alım yapan bir işverenin gözlemi, tartışmaya farklı bir veri getirebilir. Örtüşme: ikisi de çalışmanın önemli olduğunu ve iş bulmanın hayatın yönünü belirlediğini kabul ediyor. Sonuç: tartışma, kimin daha çalışkan olduğu üzerine değil, kuşakların farklı koşullarda farklı şeyler deneyimlediği üzerine yeniden kurulabilir.

Orta örnek: bir mahalle parkının yeniden düzenlenmesi

Bir belediye, eski bir mahalle parkını yenilemeyi planlıyor ve bir toplantı düzenliyor. Perspektif Envanteri'ni uygulayalım. Perspektifler: belediyenin peyzaj mimarları, parkın çevresindeki esnaf, çocuklu aileler, parkta sabahları yürüyüş yapan yaşlılar, akşamları orada toplanan gençler, parktaki ağaçları korumak isteyen bir çevre grubu. Görülen: mimarlar bütçeyi, güvenliği ve bakım maliyetini görüyor; esnaf, parkın müşteri akışına etkisini; aileler, oyun alanlarının güvenliğini; yaşlılar, yürüyüş yollarının düzgünlüğünü ve oturma yerlerini; gençler, akşamları bir araya gelebilecekleri alanı; çevre grubu, ağaçların yaşını ve gölgesini. Kör noktalar: mimarlar, parkın gündelik kullanım ritmini tam bilmeyebilir; aileler, gençlerin akşam kullanımını bir sorun olarak görebilir. Eksik perspektif: engelli bireylerin erişimi, toplantıya kimsenin dile getirmediği bir konu olabilir; toplantı mesai saatinde yapıldıysa, çalışan birçok komşu da hiç gelememiştir. Örtüşme: herkes parkın gölgeli, güvenli ve bakımlı olmasını istiyor. Sonuç: envanter, tasarımın hangi ortak zemine dayanabileceğini ve hangi çatışmaların gerçek bir tercih gerektirdiğini ayırmaya yardım eder.

Gerçek hayat örneği: Çanakkale'nin birden çok hafızası

1915'teki Çanakkale Savaşları, farklı ülkelerde farklı biçimlerde hatırlanır. Türkiye'de 18 Mart, deniz zaferinin yıl dönümü olarak Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi adıyla anılır ve savaş, ulusal bağımsızlık mücadelesinin öncüsü olarak görülür. Avustralya ve Yeni Zelanda'da ise 25 Nisan, birliklerinin Gelibolu Yarımadası'na çıkarma yaptığı gün, Anzak Günü olarak anılır ve bu iki ülkenin ulusal kimliğinin oluşumunda önemli bir yer tutar. Birleşik Krallık ve Fransa'da ise harekât, çoğunlukla Birinci Dünya Savaşı'nın başarısız stratejik girişimlerinden biri olarak tartışılır. Perspektif Envanteri'ni uygulayalım. Perspektifler: Türk, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, İngiliz, Fransız tarih yazımları; ayrıca savaşa katılan sömürge birlikleri. Görülen: her gelenek, kendi askerlerinin deneyimini, fedakârlığını ve kayıplarını ayrıntılı olarak görür. Kör noktalar: her gelenek, karşı tarafın deneyimini daha az ayrıntıyla, bazen bir kalıp içinde anlatma eğiliminde olmuştur. Eksik perspektif: Hindistan'dan, Senegal'den ve başka sömürgelerden gelen askerlerin deneyimi, uzun süre ulusal anlatıların kenarında kalmıştır. Örtüşme: savaşın tarihleri, cephenin coğrafyası ve iki taraf için de çok ağır kayıplar verildiği, bütün geleneklerin kabul ettiği noktalardır. Sonuç: farklı perspektiflerin birbirini tamamlaması, tek bir ulusal anlatının sağlayamayacağı daha eksiksiz bir tablo sunar; son yıllarda farklı ülkelerden tarihçilerin ortak çalışmaları ve arşivlere karşılıklı erişim, tam da bu tamamlamayı amaçlar.

Vakaya dönüş

Çizelgeye iki durak ekleniyor. On birinci durak 1807'dir: Hegel, Tinin Fenomenolojisi'nde, bilginin tek bir anda ve tek bir yetide değil, bilincin kendi yetersizliklerini aşarak geçirdiği bir tarih boyunca kurulduğunu savunur. On ikinci durak 1887'dir: Nietzsche, Ahlakın Soykütüğü'nde, perspektifsiz bir bilme öznesinin kurgu olduğunu ve nesnelliğin bakışları çoğaltarak arttığını yazar.

Perspektif Envanteri'ni şimdiye kadar kurduğumuz on iki durağın tamamına uygulayalım. Perspektifler: Parmenides'ten Nietzsche'ye kadar çizelgedeki bütün düşünürler. Görülen: her biri, bilginin bir yanını keskin biçimde gördü; Platon kalıcılığı, Aristoteles deneyimin birikimini, Descartes kesinliği, Hume alışkanlığın gücünü, Kant zihnin kurucu payını. Kör nokta: çizelgedeki bütün duraklar, belirli bir dilde, belirli bir coğrafyada yazmış, çoğunlukla belirli bir toplumsal kesimden gelen erkeklerin sesidir. Eksik perspektif: aynı soruyu başka geleneklerde soranlar; bir sonraki modül, Gazâlî'den İbn Arabî'ye, bu eksik seslerin bir kısmını çizelgeye ekleyecek. Örtüşme: bütün duraklar, bilgi ile sanı arasında bir fark olduğunu ve bu farkın önemli olduğunu kabul eder. Bu, envanterin çizelgeye kendi sınırını göstermesidir: şimdiye kadar anlattığımız hikâye, Nietzsche'nin uyardığı gibi, bir perspektifin hikâyesidir.

Araç kartı: Perspektif Envanteri

AlanAçıklama
Ne işe yararBir soruya ya da olaya bakan konumları listeler; her birinin gördüğünü, kör noktasını, eksik sesleri ve bağımsız konumların örtüştüğü noktaları çıkarır
5K kapısıKarşı-görüş
Adımlar1) Perspektifleri listele: kimler, hangi konumlardan bakıyor? 2) Her birinin gördüğünü yaz: bu konum neyi fark ediyor? 3) Kör noktasını yaz: çıkarları, duyguları ya da bilgisi yüzünden neyi kaçırıyor? 4) Eksik perspektifi ara: kimin sesi hiç duyulmuyor? 5) Örtüşmeyi belirle: bağımsız konumların hepsinin kabul ettiği noktalar neler, ayrıştıkları yer neresi?
Ne zaman kullanılırTaraflar karşılıklı olarak kilitlendiğinde; bir karar birden çok grubu etkilediğinde; bir tarih anlatısını ya da bir haberin kurgusunu okurken; kendi görüşünün nereden geldiğini sorgulamak istediğinde
Sık hataPerspektifleri çoğaltmayı bütün görüşleri eşit saymakla karıştırmak; kör noktayı yalnızca başkalarında aramak; örtüşme adımını atlayıp tartışmayı sonsuz bir "herkesin doğrusu" listesine çevirmek

Egzersiz

Ardından son bir hafta içinde katıldığın ya da izlediğin bir tartışmayı seç: bir aile konuşması, bir iş toplantısı, bir sosyal medya tartışması. Perspektif Envanteri'nin beş adımını ona uygula. Günlüğüne, kendi konumunun o tartışmada neyi görmeni sağladığını ve neyi görmeni zorlaştırdığını yaz.

Mini test

  1. Hegel'in "şimdi gecedir" deneyi, duyusal kesinlik hakkında neyi göstermeyi amaçlar?
  2. Hegel'e göre Kant'ın bilmeden önce bilme yetisini sınama projesinin sorunu nedir?
  3. Nietzsche'nin Ahlakın Soykütüğü'ndeki cümlesine göre nesnellik nasıl artar?
  4. "Olgular yoktur, yalnızca yorumlar vardır" cümlesini alıntılarken neden kaynağına dikkat etmek gerekir?
  5. Bir şirketin yeni çalışma saatleri politikası üzerine yapılan bir toplantıda yalnızca yöneticiler ve bir sendika temsilcisi konuşuyor. Perspektif Envanteri ile bu toplantıyı değerlendir.
Cevapları göster
  1. "Şimdi gecedir" cümlesi yazıldığında doğrudur, ertesi gün öğlen yanlış olur. Hegel bununla, duyusal kesinliğin en somut ve zengin bilgi olduğu iddiasının yanıltıcı olduğunu, "şimdi", "burada", "bu" gibi sözcüklerin aslında her ana ve yere uyan en soyut ve boş sözcükler olduğunu gösterir.
  2. Bilme yetisini sınamak da bir bilme etkinliğidir; aleti incelemek için yine aleti kullanmak gerekir. Hegel bunu suya girmeden yüzmeyi öğrenmek isteyen birine benzetir. Üstelik bilgiyi bir alet ya da ortam gibi düşünmek, bilen ile bilinen arasına baştan bir ayrılık koyar.
  3. Bir şey hakkında ne kadar çok duygulanımın konuşmasına izin verirsek, ona ne kadar çok ve farklı gözle bakabilirsek, o şeye dair kavramımız ve nesnelliğimiz o kadar eksiksiz olur. Nesnellik hiçbir yerden bakmak değil, çok yerden bakabilmektir.
  4. Cümle, Nietzsche'nin yayımlamadığı defterlerinden gelir ve ölümünden sonra derlenen metinlerde yer almıştır. Bu yüzden onun yayımlanmış eserlerindeki daha ölçülü perspektivizmle aynı ağırlıkta tutulamaz.
  5. Perspektifler: yöneticiler ve sendika temsilcisi. Görülen: yöneticiler verimlilik ve maliyeti, sendika çalışanların haklarını görür. Kör noktalar: her iki taraf da politikayı uygulayacak olanların gündelik deneyimini kısmen görebilir. Eksik perspektif: çocuklu çalışanlar, uzaktan çalışanlar, vardiyalı çalışanlar ya da politikanın etkileyeceği müşteriler. Örtüşme: iki tarafın da kabul ettiği noktalar, örneğin işin sürdürülebilir olması gerektiği, kararın sağlam zeminini oluşturur. Sonuç: toplantı, iki konumu çarpıştırmak yerine eksik sesleri de dahil ederek daha eksiksiz bir tablo kurabilir.

Özet

  • Hegel, bilmeden önce bilme yetisini sınama projesini eleştirdi ve bilginin, bilincin kendi yetersizliklerini diyalektik olarak aşmasıyla tarih içinde kurulduğunu savundu.
  • Hegel'e göre hakikat bütündür; tek tek aşamalar yanlış değil, eksiktir. Minerva'nın baykuşu akşam karanlığında kanat açar: felsefe olayların arkasından gelir.
  • Marx, Hegel'in yöntemini toplumsal ilişkilere uyguladı; bakış açısı kuramı bu çizginin torunudur.
  • Nietzsche, hakikatlerin yanılsama oldukları unutulmuş yanılsamalar olduğunu erken bir denemede yazdı; olgun perspektivizminde nesnelliği bakışları çoğaltmak olarak yeniden tanımladı.
  • Kendi kendini çürütme itirazına karşı Nehamas, perspektivizmin görecilik olmadığını; Clark, olgun Nietzsche'nin yalnızca kendinde hakikat fikrini reddettiğini savundu.
  • Perspektif Envanteri, perspektifleri, gördüklerini, kör noktalarını, eksik sesleri ve bağımsız konumların örtüştüğü noktaları çıkarır.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Tinin Fenomenolojisi'nin yayımı?1807
Hegel'in "şimdi gecedir" deneyinin hedefi?Duyusal kesinliğin en zengin bilgi olduğu iddiası
Hegel'in önsözdeki ünlü cümlesi?Hakikat bütündür
Minerva'nın baykuşu imgesi?Felsefe bir çağı ancak o çağ olgunlaştıktan sonra anlayabilir
Nietzsche'nin hakikati tanımladığı erken denemede?Yanılsama oldukları unutulmuş yanılsamalar
Ahlakın Soykütüğü'nde nesnellik?Farklı gözlerle bakabilmek; perspektiflerin çoğalması
Perspektivizme karşı klasik itiraz?Kendi kendini çürütme: perspektivizm de bir perspektif midir?
Perspektivizmi görecilikten ayıran?Bakışlar arasında daha iyi ve daha kötü ayrımını korumak

Sonraki derse köprü

Hegel ile Nietzsche, bilgiyi tarihe ve bakış açısına bağladı. Aynı yıllarda Atlas Okyanusu'nun öbür yakasında başka bir soru soruluyordu: bir fikrin anlamı, onun dünyada yol açacağı farklardan başka bir şey midir? Amerikalı mantıkçı Charles Sanders Peirce, 1878'de yayımlanan Fikirlerimizi Nasıl Açık Hâle Getiririz'de, bir kavramın anlamını, onu doğru kabul etmenin deneyimde hangi pratik sonuçlara yol açacağıyla tanımlamayı önerdi. William James bu fikri hakikat kavramına taşıdı, John Dewey ise onu sorgulama ve eğitim kuramına dönüştürdü. Doğruluk teorileri dersinde pragmatik hakikat anlayışını kısaca görmüştün. Ders T1.6, Peirce, James ve Dewey'in pragmatizmini inceleyecek ve sana Pratik Fark Testi'ni verecek.

Günlük sorusu: En kesin inandığın görüşlerinden biri, farklı bir yerde, farklı bir ailede ya da farklı bir yüzyılda doğmuş olsaydın yine senin görüşün olur muydu?

Bugün nerede duruyor

Hegel ve Nietzsche'nin mirası, bugünkü epistemolojide birbirinden çok farklı çizgilerde yaşıyor. Analitik felsefede, uzun süre ihmal edilen Hegel, yirminci yüzyılın sonunda yeniden okunmaya başlandı. Güney Afrika doğumlu felsefeci John McDowell, 1994'te yayımlanan Zihin ve Dünya'da, Kant'tan ve Hegel'den yararlanarak algının baştan kavramsal olduğunu savundu. Amerikalı felsefeci Robert Brandom ise 2019'da yayımlanan Bir Güven Ruhu adlı kitabında, Fenomenoloji'yi kavramların toplumsal ve tarihsel olarak nasıl oluştuğunu anlatan bir kuram olarak yeniden yorumladı. Nietzsche'nin perspektivizmi ise bilim felsefesinde beklenmedik bir yankı buldu. Amerikalı felsefeci Ronald Giere, 2006'da yayımlanan Bilimsel Perspektivizm'de, bilimsel modellerin ve ölçüm araçlarının dünyaya her zaman belirli bir perspektiften baktığını, ama bunun bilimsel bilginin güvenilirliğini ortadan kaldırmadığını savundu. İtalyan felsefeci Michela Massimi, 2022'de yayımlanan Perspektivist Gerçekçilik'te, farklı bilimsel perspektiflerin bir araya gelmesiyle dünyaya dair gerçekçi bir bilginin nasıl kurulabileceğini inceledi. Perspektivizmin görecilikten ayrılıp ayrılamayacağı, yani çok sayıda bakışın bir araya gelmesinin tek bir dünyayı mı yoksa birçok dünyayı mı gösterdiği, bugün de açık bir tartışmadır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.