Giriş
Yalova'da arıcılık yapan Kenan Bey'in kızı Gülay, babasının kovanlarından süzülen balı kavanozlara dolduruyor. Bir müşteri soruyor: "Bu balın gerçek çiçek balı olduğunu nereden biliyorsunuz?" Gülay gülümsüyor: "Kovanlar şurada, peteği babam dün sabah sağdı, ben de süzdüm. Çiçek balı olduğunu biliyorum." Aynı gün Gülay, ilçe pazarında, tanımadığı bir satıcının tezgâhında "süzme çiçek balı" yazılı bir kavanoz görüyor. Rengi, kıvamı, kokusu babasının balına benziyor. Ama bu balın çiçek balı olduğunu bildiğini söyleyemiyor; çünkü pazarda şeker şurubu katılmış balların satıldığını, ve bunların gözle, kokuyla ayırt edilemediğini biliyor. Babasının balı için de, mantıksal olarak, aynı olasılık vardır: biri gece kovanlara şeker şurubu koymuş olabilir. Ama Gülay, babasının balı için bu olasılığı aklına bile getirmiyor; pazardaki bal için ise ilk aklına gelen bu. Kişiler ve olaylar kurgudur.
Gülay'ın iki farklı tepkisi, bilginin ne gerektirdiğine dair bir ayrımı açığa çıkarır. Bir şeyi bilmek, onun yanlış olabileceği bütün olasılıkları dışlamayı mı gerektirir, yoksa yalnızca ilgili olanları mı? Gülay, babasının balının çiçek balı olduğunu biliyor gibidir, ama gece kovanlara şurup konmadığını kanıtla dışlamış değildir. Bu olasılık, babasının kovanları için ilgili bir olasılık değildir; pazardaki bal için ise ilgilidir. Bir olasılığın ilgili olup olmaması, olasılığın kendisine değil, Gülay'ın içinde bulunduğu duruma bağlı gibi görünür. Bu düşünce, çağdaş epistemolojide "ilgili alternatifler" kuramı adıyla anılır; ve onun en etkili savunucusu, Amerikalı filozof Fred Dretske'dir.
Bir önceki derste, şüpheci bulmacanın üç önermesini görmüştük: kapanış ilkesi, şüpheci öncül, ve sıradan bilgimiz. Bu ders, bulmacadan kapanış ilkesini feda ederek çıkan yolu inceliyor. Dretske'nin hamlesi, şüpheci hipotezleri dışlamaya çalışmak değil, bilginin onları dışlamayı hiç gerektirmediğini göstermektir: Gülay'ın babasının balı için gece şurup olasılığını aklına getirmemesi bir ihmal değil, bilginin olağan işleyişidir. Ders, bu yolun kapanışı nerede ve neden kırdığını, bir alternatifi ilgili kılan şeyin ne olduğunu, ve bedelin kime yazıldığını tartışıyor. Dersin aracı İlgili Alternatif Listesi, bir bilgi iddiası için alternatifleri sıralayıp hangilerinin ilgili olduğunu ve hangilerinin kanıtla dışlanabildiğini belirlemek için kullanılıyor.
Bu dersin kazanımları:
- İlgili alternatifler kuramını, Dretske'nin ağır ve hafif sonuçlar ayrımını, kesin nedenler koşulunu, epistemik işleçlerin nüfuz etme ayrımını ve aktarımın başarısızlığını açıklarsın. (anla)
- Bir bilgi iddiasına İlgili Alternatif Listesi'ni uygulayarak alternatifleri sıralar, hangilerinin ilgili olduğunu gerekçelendirir ve iddianın kanıtla desteklenip desteklenmediğini belirlersin. (uygula)
- Kapanışı reddetmenin bedelini, yani iğrenç birleşimleri, dağılım ilkesinin tehlikeye girmesini ve ilgililik ölçütünün belirsizliğini, şüpheciliğin bedeliyle karşılaştırarak değerlendirirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Bu bölüm önce ilgili alternatifler kuramını ve onun dayandığı ayrımı, sonra Dretske'nin bu ayrımı nasıl temellendirdiğini, en son da kapanışın neden ve hangi sonuçlar için başarısız olduğunu açıklayan kavramları tanımlıyor.
Bir önermenin alternatifi, o önermeyle bağdaşmayan bir olasılıktır. Gülay'ın "Bu bal çiçek balıdır" önermesinin alternatifleri arasında, balın çam balı olması, şeker şurubu katılmış olması, tümüyle yapay olması, ya da Gülay'ın bir rüyada bal gördüğü sayılabilir. İlgili alternatifler kuramına göre, bilgi bunların hepsini dışlamayı gerektirmez. Kuramın bu temel fikri, felsefe tarihinde Dretske'den önce de dile getirilmişti. İngiliz filozof J. L. Austin, 1946'da yayımlanan "Other Minds" makalesinde, bir kuşun saka kuşu olduğunu bildiğini söyleyen birine "Bu yetmez" diye itiraz eden kişinin, aklında daha az ya da çok belirli bir eksiklik taşıması gerektiğini, ve "yeter, her şey demek değildir" sözünü kullanır. Austin'in gözlemi, ilgili alternatifler kuramının sezgisel çekirdeğidir: bir bilgi iddiasına itiraz etmek için, belirli, somut bir alternatifi göstermek gerekir; herhangi bir mantıksal olasılık yetmez.
Dretske, ilk kez 2005'te Contemporary Debates in Epistemology'nin ilk baskısında yayımlanan, 2014'teki ikinci baskıda yeniden basılan "The Case against Closure" yazısında bu ayrımı bir kurabiye kavanozu örneğiyle açıklar. Kavanoza bakıp içinde kurabiye olduğunu görebilirim; ve görerek, kavanozun boş olmadığını, içinde bir şey olduğunu da görebilirim. Bu, hafif bir sonuçtur. Ama kurabiyelerin zihinden bağımsız nesneler olduğunu bildiğim hâlde, bakarak, zihinden bağımsız bir dünyanın var olduğunu göremem; çünkü sanrı olan kurabiyeler, sanrı olan kavanozlarda, gerçek kurabiyelere tıpatıp benzeyebilir. Dış dünyanın varlığı, kavanozda kurabiye olmasının ağır bir sonucudur: kurabiye olması için doğru olması gerekir, ama görerek bilinemez. Dretske, bu ayrımın yalnızca algıya özgü olmadığını savunur. Tanıklık da ağır sonuçlar taşır: lastiğimin patladığını bana söylenenden öğrenebilirim, ama bana söylenenden tekbenciliğin yanlış olduğunu öğrenmem. Bellek de ağır sonuçlar taşır: bu sabah kahvaltıda ne yediğimi hatırlarım, ama geçmişin gerçek olduğunu hatırlamam. Dretske'nin bu son örneği, Ders Ç5.1'in sınıflandırdığı Russell'ın beş dakika hipotezine açıkça gönderme yapar.
Dretske, ilgili alternatifler kuramını, şüpheciliğe karşı yalnızca sağduyu sezgilerimize başvurarak savunmanın döngüsel olacağını kabul eder: şüpheci, hangi alternatiflerin ilgili olduğuna dair sağduyu yargılarımızı zaten reddeder. Bu yüzden Dretske, kuramı, şüphecilikten bağımsız bir bilgi çözümlemesiyle temellendirmeye çalışır; ve bu çözümleme, kesin nedenler koşuludur. Kurabiye örneğine uygulandığında: kavanozda kurabiye olmasaydı, kavanoz bana kurabiye varmış gibi görünmezdi; bu koşullu doğrudur, ve kavanozun görünüşü, kavanozda kurabiye olduğu için kesin bir nedendir. Ama kavanozda ustaca yapılmış kâğıt hamuru kurabiyeler olsaydı, kavanoz bana yine kurabiye varmış gibi görünürdü; öyleyse kavanozun görünüşü, kurabiyelerin kâğıt hamuru olmadığı için kesin bir neden değildir. Bu koşul, Ders Ç5.7'de gördüğümüz Nozick'in duyarlılık koşulunun akrabasıdır; ve aynı nedenle kapanışı ihlal eder: bir önerme için kesin bir neden, onun bütün sonuçları için kesin bir neden değildir.
Dretske, "bilir" işlecinin yarı nüfuz eden bir işleç olduğunu savunur. 1970 makalesinde "bilir"in yanına, onlar da yarı nüfuz eden açıklama işleçlerini koyar; 2005 yazısında ise pişmanlığı örnek verir. Bir kişi, dün gece üç martini içtiğine pişman olabilir; ama bunun gerektirdiği şeye, yani dün gece bir şey içtiğine, pişman olmaz; geçmişin gerçek olmasına da pişman olmaz. Pişmanlık, bilinen gerektirmeler altında kapalı değildir. Benzer biçimde, açıklama işleçleri de kapalı değildir: bir şeyin neden olduğunu açıklayan biri, onun bütün sonuçlarının neden olduğunu açıklamış olmaz. Dretske'ye göre, bilgi de bu türden bir işleçtir: bazı sonuçlara, yani hafif sonuçlara, nüfuz eder; ağır sonuçlara ise etmez. Bu ayrım, kapanışın reddini keyfi bir seçim olmaktan çıkarmayı amaçlar: kapanışın reddi, bilginin, öteki birçok zihinsel durum gibi, sonuçlarına sınırlı biçimde yayılan bir durum olduğunu söylemektir.
Dretske, kapanışın reddine aktarımın başarısızlığından yola çıkarak varır. Bir şarap tadımı partisinde, şişeyi az önce tatmış biri, şişede hâlâ şarap kaldığını görerek bilir. Ama görme nedeni, şişedeki sıvının renklendirilmiş su olmadığına inanmak için bir neden değildir; renkli su da tıpatıp aynı görünürdü. Kişi, sıvının renkli su olmadığını tadarak biliyor olabilir; ama görme nedeni, bu sonuca aktarılmaz. Ders Ç5.7'de gördüğümüz gibi, aktarımın başarısızlığı, kapanışın başarısızlığı demek değildir. Dretske de bunu açıkça kabul eder: kişi, sonucu başka nedenlerle biliyor olabilir. Ama Dretske'ye göre, aktarımın her yerde başarısız olduğunu bir kez kavradığımızda, kapanışın başarısızlığı, zorunlu olmasa da, yutulması daha kolay hâle gelir. Çünkü ağır sonuçlar söz konusu olduğunda, onları bilmenin başka bir yolu yoktur: hiçbir algı, tanıklık ya da bellek, dış dünyanın varlığına ulaşmaz.
Argüman
Bu bölüm, Dretske'nin 2005 tarihli yazısındaki stratejiyi izleyerek, kapanışın reddinin şüpheciliğe karşı tek tutarlı yol olduğunu savunan argümanı kuruyor.
- Bir P'yi bilmenin her yolu, P hakkında bilgi taşıyan bir göstergeye, örneğin bir algı deneyimine, bir tanığın sözüne ya da bir bellek izine, dayanır.
- Algı, tanıklık ve bellek gibi bilgi kaynaklarımız, sıradan önermeler için, örneğin kavanozda kurabiye olduğu için, kesin nedenler sağlar.
- Ama bu kaynaklar, sıradan önermelerin ağır sonuçları için, örneğin bir dış dünyanın var olduğu ya da kavanozdaki bir beyin olmadığım için, kesin nedenler sağlamaz; çünkü bu sonuçlar yanlış olsaydı, kaynaklarım bana yine aynı şeyi gösterirdi.
- Ağır sonuçları bilmenin, bu kaynakların dışında, başka bir yolu yoktur.
- Öyleyse sıradan önermeleri biliriz, ama onların ağır sonuçlarını bilmeyiz.
- Bu, bilinen gerektirme altında kapanışın başarısız olduğu anlamına gelir.
Sonuç: Kapanış ilkesi, ağır sonuçlar için başarısız olur; ve sıradan bilgimizi şüpheciliğe karşı korumanın tek yolu, kapanışı ağır sonuçlar için reddetmektir. Ellerim olduğunu bilirim; kavanozdaki bir beyin olmadığımı bilmem; ve bu ikisi tutarlıdır.
Birinci öncül, Dretske'nin göstergeler ve bilgi taşıma üzerine genellemesidir. Dretske, kesin nedenler çözümlemesini bu yazıda argümanın dayanağı yapmaz; onu yalnızca yol gösterici bir düşünce olarak anar ve bir dipnotta, kapanışın reddini savunmak için bu kurama dayanmadığını açıkça belirtir. Bunun nedeni, Dretske'nin kendi uyarısıdır: ilgili alternatifler kuramı yalnızca sağduyu sezgilerimizden çıkarılırsa, şüpheciye karşı döngüsel olur. İkinci öncül, sağduyu ile şüpheci arasındaki tartışmalı noktayı gösterge diliyle ifade eder. Üçüncü öncül, ağır sonuçların tanımından çıkar: kavanozdaki bir beyin olsaydım, deneyimlerim aynı olurdu; öyleyse deneyimlerim, kavanozdaki bir beyin olmadığım hakkında bilgi taşımaz. Dördüncü öncül, Dretske'nin en güçlü iddiasıdır: ağır sonuçları bilmenin başka bir yolu yoktur. Dretske, bu öncülü bir dizi bilgi kaynağını tek tek inceleyerek savunur: algı, tanıklık, bellek, hepsi kendi ağır sonuçlarını üretir. Beşinci ve altıncı öncüller, ilk dördünden çıkar.
En tartışmalı öncül: Dördüncü öncül. Bu öncül, ağır sonuçları bilmenin hiçbir yolu olmadığını söyler. Ama Dretske'nin rakipleri, ağır sonuçların başka yollardan bilinebileceğini savunur. Ders Ç5.9'da göreceğimiz Moorecular, ağır sonuçları, sıradan önermelerden yapılan çıkarımla bildiğimizi; Ders Ç5.11'de göreceğimiz Wright, onları kanıta dayanmayan bir yetkiyle kabul ettiğimizi; Ders Ç5.13'te göreceğimiz bağlamcılar ise, sıradan bağlamlarda onları da bildiğimizi savunur. Dretske'nin argümanının gücü, bu seçeneklerin her birinin kendi bedeli olduğunu göstermesine bağlıdır. Dretske, özellikle bağlamcı seçeneği eleştirir: bağlamcılığa göre, ağır sonuçları düşünen filozoflar, onları bilmediği gibi, onların gerektirdiği sıradan şeyleri de bilmez; bu da Dretske'ye göre kapanışın reddinden daha tuhaftır.
İtirazlar ve cevaplar
Aşağıdaki itirazlar, ilgili alternatifler kuramını ve kapanışın reddini dört yönden hedef alıyor: iğrenç birleşimleri, daha zayıf kapanış ilkelerinin tehlikeye girmesini, kapanışın reddinin tuhaf somut sonuçlarını, ve ilgililik ölçütünün belirsizliğini.
İtiraz 1: Kapanışın reddi iğrenç birleşimleri kabul etmeyi gerektirir
Ders Ç5.7'de gördüğümüz gibi, kapanışın reddi, "Ellerim olduğunu biliyorum, ama kavanozdaki elsiz bir beyin olmadığımı bilmiyorum" gibi cümleleri doğru saymayı gerektirir. Bu cümleler, söylendiğinde son derece tuhaftır. Bir kuram, bu kadar tuhaf cümleleri doğru sayıyorsa, bir yerde yanılıyor olmalıdır.
Cevap: Dretske, bu itiraza "The Case against Closure"da doğrudan cevap verir; ve cevabı, cümlelerin tuhaflığı ile yanlışlığı arasındaki ayrıma dayanır. Dretske'ye göre, iki tür saçmalık vardır: mantıksal saçmalıklar, yani kendi kendisiyle çelişen cümleler, ve konuşma saçmalıkları, yani tutarlı, dolayısıyla doğru olabilecek, ama olağan beklentileri çiğneyen cümleler. Bu ayrım için İngiliz filozof Paul Grice'ın 1967'deki çalışmasına başvurur. Örneği bir buzdolabıdır: "Buzdolabı boş, ama içinde bir sürü şey var" cümlesi tuhaftır; ama doğru olabilir. Buzdolabında yiyecek yoksa, olağan anlamda boştur; ama içi gaz molekülleriyle doludur. Cümlenin tuhaflığı, mantıksal bir kusurdan değil, ikinci parçanın, buzdolabının içeriğinden söz ederken normalde hesaba katılmayan şeyleri, yani gaz moleküllerini, hesaba katmasından gelir. Dretske'ye göre, iğrenç birleşim de aynı türdendir: ikinci parça, birinci parçayı söyleyen kişinin normalde ilgisiz saydığı olasılıkları, yani kavanozdaki beyin olasılığını, devreye sokar. Cümle tuhaftır, ama yanlış olduğunu göstermek için, bilginin ne gerektirdiğine dair bir kuram gerekir; ve bu, tartışmanın başladığı yere geri götürür. Bu cevap, itirazı tümüyle çürütmez, ama onu bir sezgi çatışmasına dönüştürür: kapanışın sezgisel gücü, sıradan bilgimizin sezgisel gücüyle karşı karşıyadır, ve ikisinden biri gitmelidir.
İtiraz 2: Kapanışı reddetmek daha zayıf ilkeleri de tehlikeye atar
İngiliz filozof John Hawthorne, Dretske'ye cevap olarak yazdığı "The Case for Closure" başlıklı yazısında, kapanışın reddinin, çok daha zayıf ve tartışmasız görünen ilkeleri de reddetmeyi gerektirdiğini savundu. Bu ilkelerden biri dağılım ilkesidir: bir birleşimi, yani "P ve Q" önermesini, bilen ve P'yi ondan yetkin biçimde çıkaran kişi, P'yi bilecek konumdadır. Öteki eşdeğerlik ilkesidir: eşdeğerliğini a priori bildiği iki önermeden birini bilen ve ötekini ondan yetkin biçimde çıkaran kişi, ötekini bilecek konumdadır. Hawthorne'a göre, kendi savunduğu yetkin çıkarım biçimindeki kapanışı reddeden biri, bu iki ilkeden birini de reddetmek zorunda kalır.
Cevap: Hawthorne'un argümanının ayrıntıları teknik ve tartışmalıdır; ama ana fikri şöyle özetlenebilir. "Ellerim var" önermesi, "Ellerim var ve kavanozdaki elsiz bir beyin değilim" önermesiyle a priori olarak eşdeğerdir, çünkü ellerimin olması kavanozdaki elsiz bir beyin olmamamı zaten gerektirir. Eşdeğerlik ilkesine göre, ellerim olduğunu bilen kişi, bu birleşimi de bilecek konumdadır. Dağılım ilkesine göre ise, birleşimi bilen kişi, onun ikinci parçasını, yani kavanozdaki elsiz bir beyin olmadığını, da bilecek konumdadır. Öyleyse kapanışı reddetmek için, ya eşdeğerlik ilkesini ya da dağılım ilkesini reddetmek gerekir. Hawthorne'a göre, Dretske'nin kapanışı reddetme nedenleri eşdeğerlik ilkesine karşı hiçbir güç taşımaz: eşdeğer iki önermenin yanlış olduğu en yakın durumlar aynıdır. Öyleyse Dretske'nin bırakması gereken dağılım ilkesidir; ve Hawthorne'a göre bu, Dretske'nin hesabına yazılması gereken önemli bir bedeldir. Hawthorne, argümanını kesin bir çürütme olarak sunmaz; ama İtiraz 1'e verilen buzdolabı cevabına da itiraz eder: "biliyor, yetkin biçimde çıkardı, ama bilmiyor" türünden bir durumda tuhaflık yalnızca konuşmada değil, düşüncede de ortaya çıkar, ve bunu Grice türü bir konuşma açıklaması gideremez. İtiraz, Dretske'nin yolunun, ilk göründüğünden daha pahalı olduğunu gösterir.
İtiraz 3: Kapanış hafif sonuçlarda da çöker
Kapanışı reddeden kuramlar, kapanışı yalnızca ağır şüpheci sonuçlar için değil, çok daha sıradan durumlarda da kırıyor görünür. Amerikalı filozof Saul Kripke, Nozick'in duyarlılık kuramına yönelik, uzun süre yayımlanmadan dolaşan ve 2011'de yayımlanan eleştirilerinde, sonradan "kırmızı ahır" vakası adıyla anılan bir örnek verdi. Bir bölgede sahte ahır cepheleri vardır, ama hiçbiri kırmızı değildir; bölgedeki kırmızı ahırlar gerçektir. Bir kişi, kırmızı bir ahıra bakar ve "Orada kırmızı bir ahır var" diye düşünür. Bu inanç duyarlıdır: orada kırmızı bir ahır olmasaydı, kişi kırmızı bir ahır gördüğünü düşünmezdi. Ama "Orada bir ahır var" inancı duyarlı değildir: orada ahır olmasaydı, yani bir sahte cephe olsaydı, kişi yine bir ahır gördüğünü düşünürdü. Öyleyse duyarlılık kuramına göre, kişi kırmızı bir ahır olduğunu bilir, ama bir ahır olduğunu bilmez. Bu, ağır şüpheci sonuçlarla hiçbir ilgisi olmayan, son derece basit bir sonucun bilinmemesidir.
Cevap: Kripke'nin vakası, Nozick'in duyarlılık kuramına karşı güçlü bir itirazdır; Dretske'nin kendisi de bu sonucun, kapanışı reddeden biri için bile bir utanç olduğunu kabul eder. Ama Dretske, vakanın kendi kesin nedenler kuramına işlemediğini savunur: kendi koşulu, inancın bir durumu izlemesine değil, inancı doğuran kanıta konur. Kişiyi inandıran şey kırmızı bir ahır görünümüyse, o görünüm orada bir ahır olmasaydı var olmazdı, çünkü bölgede kırmızı sahte cephe yoktur; öyleyse kanıt, bir ahır olduğu için de kesindir. Hawthorne da bu noktada Dretske'nin Nozick'e karşı bir üstünlüğü olduğunu kabul eder. Ama Hawthorne, kesin nedenler koşulunun da hafif sonuçlarda tökezlediğini gösteren kendi vakalarını kurar. Bunlardan birinde kişi, akşam yemeğinde ölçülü bir miktar somon yer ve bir pounddan az yediğine inanır; algısı güvenilirdir, ve yakın durumlarda bir buçuk pound yeseydi buna inanmazdı. Ondan, on dört pounddan az somon yediği sonucunu çıkarır. Ama on dört pounddan fazla somon yemek kişiyi ağır bir uyuşukluğa sokacağından, böyle bir durumda kişinin yine az yediğine dair aynı izlenime sahip olabileceği varsayılırsa, kanıtı ikinci önerme için kesin değildir. Öyleyse kesin nedenler kuramına göre, kişi bir pounddan az yediğini bilir, ama on dört pounddan az yediğini bilmez. Bu tür vakalar, kapanışın reddini motive eden karşı-olgusal kuramların, kapanışı yalnızca ağır şüpheci sonuçlar için değil, bazı hafif sonuçlar için de kırdığını gösterir; ve bu, Dretske'nin "kapanışı ağır sonuçlar için reddetmek" önerisinin, onu en doğal biçimde temellendiren kuramlardan daha dar olduğunu ortaya koyar.
İtiraz 4: İlgililik ölçütü belirsizdir
İlgili alternatifler kuramı, bir alternatifin ilgili olup olmadığını neyin belirlediğini söylemedikçe boştur. Gülay'ın örneğinde, şurup katılmış bal olasılığı pazardaki bal için ilgili, babasının balı için ilgisiz görünür; ama neden? Bir ölçüt olmadan, kuram, sağduyumuzun ilgili saydığı alternatifleri ilgili, ilgisiz saydıklarını ilgisiz ilan etmekten ibarettir; ve bu, şüpheciye karşı bir argüman değil, sağduyunun bir tekrarıdır.
Cevap: İtiraz, kuramın en zayıf noktasına işaret eder, ve kuramın farklı biçimleri ona farklı cevaplar verir. Dretske'nin 1969–1971 çalışmalarındaki karşı-olgusal yaklaşımla, bir alternatif, P yanlış olsaydı gerçekleşecek en yakın durumlar arasındaysa ilgilidir; kişinin kanıtı o durumlarda farklı olacaksa, kanıt alternatifi dışlar. Ama İtiraz 3'teki vakalar göz önüne alınırsa, bu tür karşı-olgusal ölçütler kendi sorunlarıyla karşılaşır. Amerikalı filozof Alvin Goldman'ın 1976 tarihli "Discrimination and Perceptual Knowledge" makalesinde önerdiği ölçüt ise, kişinin gerçek çevresindeki durumlara bakar: bir alternatif, kişinin fiilen içinde bulunduğu ortamda gerçekleşebilecekse ilgilidir. Bu ölçüte göre, pazarda şurup katılmış ballar fiilen satıldığı için, bu olasılık pazardaki bal için ilgilidir; babasının kovanlarında ise böyle bir olgu olmadığı için ilgisizdir. Üçüncü bir cevap, bağlamcı cevaptır: ilgililik, bilgi iddiasını değerlendiren kişinin bağlamına, yani konuşmada hangi olasılıkların gündeme geldiğine, bağlıdır; bu cevap, Ders Ç5.13'ün konusudur. Kurama yöneltilen bir başka itiraz ise ilgililiğe değil, dışlama kavramına yönelir. Amerikalı filozof Jonathan Schaffer, 2001 tarihli "Knowledge, Relevant Alternatives and Missed Clues" makalesinde, kuramın klasik biçimine, özellikle David Lewis'inkine, "kaçırılan ipucu" vakalarıyla itiraz etti: kişi, bir alternatifi dışlayan belirleyici kanıtı görür ama kavramaz; kanıt alternatifi dışladığı için kuram bilgi yükler, oysa kişi bilmiyordur. Bu itirazlar, kuramın tek ve tartışmasız bir biçiminin henüz bulunmadığını gösterir; ama kuramın boş olduğunu göstermez. Goldman'ın ölçütü, en azından, Gülay'ın iki tepkisi arasındaki farkı, sağduyuya değil, dünyadaki bir olguya, yani pazarda sahte balların fiilen satılmasına, bağlar.
Örnekler
Örnek 1: Gülay'ın iki kavanozu (kurgu)
Gülay'ın durumu, ilgili alternatifler kuramının sezgisel çekirdeğini ve ilgililik ölçütü sorununu birlikte gösterir. Babasının balı için, Gülay'ın alternatifler listesi şöyle olabilir: bal çam balıdır; bal, süzüldükten sonra şeker şurubuyla karıştırılmıştır; arılar, biri kovanlara gece şurup koyduğu için, şurubu peteğe taşımıştır; Gülay bir rüyadadır. Gülay'ın kanıtı, yani kovanları tanıması ve balı kendisinin süzmesi, ilk iki alternatifi dışlar: babası çam ağacı olmayan bir bölgede arıcılık yapar, ve balı süzüp kavanozlayan Gülay'ın kendisidir. Ama üçüncü ve dördüncü alternatifleri dışlamaz: petekten süzmek, peteğe şurup yoluyla girmiş şekeri dışlamaz. Kurama göre, Gülay'ın bilmesi için bu son iki alternatifi dışlaması gerekmez, çünkü onlar ilgili değildir. Pazardaki bal için ise, sonradan şurup katılması, Goldman'ın ölçütüne göre ilgilidir, çünkü pazarda fiilen sahte ballar satılmaktadır; ve Gülay'ın kanıtı, yani balın görünüşü ve kokusu, bu alternatifi dışlamaz. Öyleyse kurama göre, Gülay babasının balının çiçek balı olduğunu bilir, ama pazardaki balın çiçek balı olduğunu bilmez. Bu sonuç, Gülay'ın kendi sezgisiyle uyuşur. Ama kapanış ilkesi sorunu da burada ortaya çıkar. "Babamın balı çiçek balıdır" önermesi, "Gece biri kovanlara şurup koymadı ve arılar onu peteğe taşımadı" önermesini gerektirir; Gülay birincisini bilir, ama ikincisini bilmez. Gülay'ın durumu, iğrenç birleşimin küçük bir modelidir: "Babamın balının çiçek balı olduğunu biliyorum, ama gece kovanlara şurup konmadığını bilmiyorum." Bu cümle, söylendiğinde tuhaftır; ama Dretske'ye göre doğru olabilir.
Örnek 2: Hayvanat bahçesindeki zebralar
Dretske'nin 1970 tarihli "Epistemic Operators" makalesindeki örnek, ilgili alternatifler tartışmasının en ünlü örneğidir. Bir hayvanat bahçesinde, "Zebra" yazılı bir ağılda siyah beyaz çizgili, at benzeri hayvanlar görürsünüz. Bu hayvanların zebra olduğunu bilirsiniz. Ayrıca, zebra olmalarının, onların hayvanat bahçesi yönetiminin zebraya benzetmek için ustaca kılık değiştirdiği katırlar olmadığını gerektirdiğini de bilirsiniz. Ama Dretske'ye göre, onların böyle kılık değiştirilmiş katırlar olmadığını bilmezsiniz; çünkü onların zebra olduğuna dair kanıtınız, yani görünüşleri ve ağılın tabelası, onların kılık değiştirilmiş katırlar olmadığına dair bir kanıt değildir. Kılık değiştirilmiş katırlar da tıpatıp aynı görünürdü. Bu örnek, Gülay'ın babasının balıyla aynı yapıdadır: sıradan önermeyi bilirsiniz, ama onun gerektirdiği ve kanıtınızın ulaşmadığı bir sonucu bilmezsiniz. Örneğin gücü, şüpheci bir kurgu kullanmamasındadır: kavanozdaki beyin ya da kötü cin yerine, gerçek dünyada mümkün, ama sıradan durumlarda ilgisiz bir alternatif kullanır. Bu, kapanışın reddinin yalnızca felsefi şüphecilikle sınırlı olmadığını, gündelik bilgimizin de yapısına işlediğini gösterir. Ama örnek, Ders Ç5.7'deki Murat'ın arabası örneğiyle bir özelliğini de paylaşır: zebraların kılık değiştirilmiş katırlar olmadığını, hayvanat bahçesinin bir çalışanına sorarak ya da hayvanlara yakından bakarak öğrenebilirsiniz. Öyleyse bu alternatif, dışlanamaz değil, yalnızca dışlanmamıştır; ve Dretske'nin iddiası, onu dışlamadan da zebraları bildiğinizdir.
Örnek 3: Şaraptaki renkli su
Dretske'nin şarap örneği, aktarımın başarısızlığı ile kapanışın başarısızlığı arasındaki farkı somutlaştırır. Bir şarap tadımı partisinde, birkaç dakika önce şişeden tatmış biri, şişede hâlâ şarap kaldığını, şişeye bakarak görür. Görme, şişede bir sıvı olduğunu ve bu sıvının şarabın rengini taşıdığını gösterir; ama sıvının renklendirilmiş su olmadığını göstermez, çünkü renkli su da aynı görünürdü. Kişi, sıvının renkli su olmadığını bilir, ama bunu görerek değil, birkaç dakika önce tadarak bilir. Bu, aktarımın başarısız olduğu ama kapanışın korunduğu bir durumdur: kişi hem şişede şarap olduğunu hem de sıvının renkli su olmadığını bilir; ama görme nedeni ikinci önermeye aktarılmaz. Dretske, bu örneği, kapanışın başarısızlığının kendisi için değil, onun yolunu hazırlamak için kullanır. Şarap örneğinde, kişinin ağır sonucu bilmenin başka bir yolu, yani tatma, vardır. Ama kurabiye kavanozu örneğinde, dış dünyanın varlığını bilmenin başka bir yolu yoktur. Dretske'ye göre, aktarımın her yerde başarısız olduğunu kavradığımızda, sorun şudur: ağır sonuçların her biri için, şarap örneğindeki tatma gibi, başka bir bilme yolu bulabilir miyiz? Ağır şüpheci sonuçlar için böyle bir yol yoksa, kapanışı korumak, şüpheciliği kabul etmek demektir.
Araç kartı: İlgili Alternatif Listesi
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir bilgi iddiası için alternatifleri sıralar, hangilerinin ilgili olduğunu açık ölçütlerle belirler, ve kişinin kanıtının ilgili alternatifleri dışlayıp dışlamadığını sınayarak iddianın bilgi sayılıp sayılamayacağını gösterir. |
| Adımlar | 1) İddia edilen önermeyi (p) ve ona dayanak olan kanıtı yaz. 2) p ile bağdaşmayan en az beş alternatif sırala; aralarına bir şüpheci alternatif de koy. 3) Her alternatif için ilgililiği sına: bu ortamda fiilen gerçekleşiyor mu (Goldman); p yanlış olsaydı gerçekleşecek en yakın durumlardan biri mi (Dretske'nin karşı-olgusal yaklaşımı)? 4) İlgili alternatiflerin her biri için dışlamayı sına: o alternatif gerçekleşseydi kanıt farklı olur muydu; ve kanıtta, alternatifi dışlayan ama kavranmamış bir ipucu var mı (Schaffer'in itirazından gelen denetim)? 5) İlgisiz alternatifleri ayrı yaz ve her birinin p'nin ağır bir sonucu olup olmadığını not et. 6) Hüküm: ilgili alternatiflerin hepsi dışlanıyorsa, kurama göre kişi p'yi bilir. 7) Kapanış notu: p'nin gerektirdiği hangi önermeleri, yani ilgisiz alternatiflerin değillerini, kişi bilmiyor; ve bu, hangi iğrenç birleşimi doğruluyor? |
| Ne zaman kullanılır | Bir bilgi iddiasına "ama şu da olabilir" diye itiraz edildiğinde, itirazın ilgili bir alternatif mi yoksa boş bir olasılık mı olduğunu belirlemek için; bir doğrulama sürecinin, örneğin bir ürün denetiminin, hangi olasılıkları dışlaması gerektiğine karar verirken. |
| Sınırı | Araç, ilgililik için tek bir ölçüt vermez; iki ölçüt farklı sonuçlar verebilir, ve hangisinin doğru olduğu tartışmalıdır. Ayrıca araç, kapanışın reddinin bedelini, yani iğrenç birleşimleri ve hafif sonuçlarda da kapanışın çöktüğü vakaları (Kripke, Hawthorne), ortadan kaldırmaz; yalnızca görünür kılar. |
| 5K kapısı | Karşı-görüş |
Özet
- İlgili alternatifler kuramına göre, bilgi bir önermenin bütün alternatiflerini değil, yalnızca ilgili olanlarını dışlamayı gerektirir; Austin'in "yeter, her şey demek değildir" sözü bu sezginin erken bir ifadesidir.
- Dretske, hafif sonuçları, bilme yolumuzun ulaşabildiği sonuçlardan, ağır sonuçları ise ulaşamadığı sonuçlardan ayırır; algı, tanıklık ve bellek, hepsi kendi ağır sonuçlarını üretir.
- Dretske'nin kesin nedenler koşulu, bir nedenin, önerme yanlış olsaydı doğru olmayacak olmasını ister; bu koşul, Nozick'in duyarlılık koşulu gibi, kapanışı ihlal eder.
- "Bilir", Dretske'ye göre yarı nüfuz eden bir işleçtir: pişmanlık gibi, bazı sonuçlara geçer, bazılarına geçmez.
- Dretske, iğrenç birleşimlerin mantıksal değil, buzdolabı örneğindeki gibi konuşma saçmalıkları olduğunu savunur.
- Kapanışın reddinin bedelleri, dağılım ilkesinin tehlikeye girmesi (Hawthorne), hafif sonuçlarda da kapanışın çökmesi (Kripke'nin Nozick'e, Hawthorne'un Dretske'ye karşı vakaları) ve ilgililik ölçütünün belirsizliğidir.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Dretske, "The Case against Closure" yazısında, kapanışın reddine yöneltilen en yaygın itiraza, yani iğrenç birleşimlerin saçmalığına, şöyle cevap verir:
"Buzdolabı boş, ama içinde bir sürü şey var" da iğrenç bir birleşimdir. Yine de doğru olabilir. İçinde ne yiyecek ne de buzdolabında normalde saklanan başka bir şey olmayabilir, bu da buzdolabını, boş buzdolaplarında neyin bulunmadığına dair olağan anlayışla boş kılar; ama yine de bir sürü gaz molekülüyle, ki bunlar gayet hakiki şeylerdir, dolu olabilir. Bir buzdolabının boş olduğunu ama içinde bir sürü şey olduğunu söylemekteki iğrençlik, herhangi bir mantıksal kusurdan değil (içinde gaz molekülleri bulunan birçok boş şey vardır: cepler, sınıflar, depolar ve benzeri), olağan beklentilerin çiğnenmesinden gelir. [...] Tam da aynı nedenle, kişinin elleri olduğunu bildiğini ama elsiz, kavanozdaki bir beyin olmadığını bilmediğini söylemesi neden saçma olmasın? İkinci parça, birinci parçayı öne süren birinin normalde ilgisiz saydığı, olasılık olarak hesaba katmadığı olasılıkları devreye sokar.
Pasajın en dikkat çekici hamlesi, bir benzetme aracılığıyla, kapanışın reddine karşı en güçlü sezgiyi, yani iğrenç birleşimlerin saçmalığını, etkisizleştirmeye çalışmasıdır. Benzetme, iki önermenin yapısal benzerliğine dayanır. "Buzdolabı boş, ama içinde bir sürü şey var" cümlesinde, "boş" sözcüğü, buzdolabının içeriğinden söz ederken normalde hesaba kattığımız şeylere, yani yiyeceklere, göre anlaşılır; ikinci parça ise, normalde hesaba katmadığımız şeyleri, yani gaz moleküllerini, devreye sokar. Dretske'ye göre, "Ellerim olduğunu biliyorum, ama kavanozdaki bir beyin olmadığımı bilmiyorum" cümlesinde de, "biliyorum" sözcüğü, normalde hesaba kattığımız alternatiflere göre anlaşılır; ikinci parça ise, normalde hesaba katmadığımız bir alternatifi devreye sokar. İki cümlenin tuhaflığı aynı kaynaktan gelir: normal beklentilerin çiğnenmesinden.
Ama benzetmenin bir sınırı da vardır, ve bu sınır dersin geri kalanı için önemlidir. Buzdolabı örneğinde, "boş" sözcüğünün anlamı, bağlama göre değişir gibi görünür: bir bağlamda yiyecek yokluğu, başka bir bağlamda her şeyin yokluğu. Bu, bağlamcı bir açıklamaya çok yakındır; ve bağlamcılık, Ders Ç5.13'te göreceğimiz gibi, kapanışı korur. Bir bağlamcı şöyle okuyabilir: "Buzdolabı boş, ama içinde bir sürü şey var" cümlesi, tek bir bağlamda değerlendirildiğinde yanlıştır: ya "boş" olağan anlamda kullanılır ve ikinci parça ilgisiz şeyleri sayar, ya da "boş" katı anlamda kullanılır ve birinci parça yanlıştır. Dretske ise, cümlenin tek bir bağlamda doğru olabileceğini savunur. Dretske'nin benzetmesi, bu yüzden, bağlamcının elinde kapanışın lehine, Dretske'nin elinde ise kapanışın aleyhine işleyebilir. Pasaj, kapanış tartışmasının iki ana rakibinin, Dretske'nin kapanışı reddi ile bağlamcının kapanışı koruması arasındaki ince sınırın tam üzerinde durur.
Pasajın son cümlesi, Dretske'nin ilgili alternatifler kuramının özünü dile getirir: ikinci parça, birinci parçayı öne süren kişinin normalde ilgisiz saydığı olasılıkları devreye sokar. "Normalde ilgisiz saymak" ifadesi, ilgililiğin, kişinin olağan beklentilerine bağlı olduğunu ima eder. Ama Dretske, ilgililiği yalnızca beklentilerle sınırlamaz; çünkü yalnızca beklentilere dayanan bir ilgililik ölçütü, İtiraz 4'ün gösterdiği gibi, şüpheciye karşı döngüsel olur. 1969–1971 çalışmalarında ilgililiği kesin nedenler koşuluyla temellendirmeye çalışmıştı; bu yazıda ise kapanışın reddini o kurama dayandırmaz, göstergelerin bilgi taşıma sınırlarına dayandırır.
Teknik ayrıntı
Kesin nedenler ve olası dünyalar. Dretske'nin kesin nedenler koşulu, olası dünyalar diliyle şöyle ifade edilebilir: R, P için kesin bir nedendir ancak ve ancak, P'nin yanlış olduğu en yakın olası dünyalarda R de yanlışsa. Kurabiye örneğinde, R "Kavanoz bana kurabiye varmış gibi görünüyor", P "Kavanozda kurabiye var" önermesidir. P'nin yanlış olduğu en yakın dünyalar, kavanozun boş olduğu ya da başka bir şeyle dolu olduğu dünyalardır; ve o dünyalarda kavanoz bana kurabiye varmış gibi görünmez. Öyleyse R, P için kesin bir nedendir. Ama Q "Kurabiyeler kâğıt hamurundan değil" önermesi için durum farklıdır: Q'nun yanlış olduğu en yakın dünyalar, kavanozda kâğıt hamuru kurabiyeler olduğu dünyalardır; ve o dünyalarda kavanoz bana yine kurabiye varmış gibi görünür. Öyleyse R, Q için kesin bir neden değildir. Bu yapı, Ders Ç5.7'nin teknik ayrıntısında gördüğümüz duyarlılık koşulunun yapısıyla aynıdır: P'nin ve Q'nun yanlış olduğu en yakın dünyalar farklı yerlerdedir, ve P'nin Q'yu gerektirmesi bu dünyaları aynı yere getirmez.
İlgili alternatifler kuramının iki biçimi. İlgili alternatifler kuramı, kapanış konusunda iki farklı biçim alabilir. Birinci biçim, Dretske'nin biçimidir: ilgililik, bilen kişinin durumuna bağlıdır ve bağlamdan bağımsızdır; bu biçim kapanışı reddeder. İkinci biçim, Gail Stine'ın 1976 tarihli "Skepticism, Relevant Alternatives, and Deductive Closure" makalesinde savunduğu biçimdir: ilgililik, bilgi atfını değerlendiren kişinin bağlamına bağlıdır; ve bu biçim kapanışı korur. Bu biçimde düşünülürse, sıradan bir bağlamda, zebraların kılık değiştirilmiş katırlar olduğu olasılığı ilgisizdir; bu bağlamda, zebraları da, onların kılık değiştirilmiş katırlar olmadığını da biliriz. Şüpheci bir bağlamda ise bu olasılık ilgilidir; bu bağlamda ikisini de bilmeyiz. Stine'ın biçimi, Stewart Cohen'in 1988'deki ve DeRose'un, sonradan da David Lewis'in bağlamcılığının öncüsüdür; ve Ders Ç5.13'te ayrıntılı incelenecek. İki biçim arasındaki fark, kapanış tartışmasının özüdür: ilgili alternatifler fikri, tek başına, kapanışın reddini gerektirmez; kapanışın reddi, ilgililiğin bilen kişinin durumuna bağlı olduğu varsayımından gelir.
Ağır sonuçların hiyerarşisi. Dretske'nin ağır ve hafif sonuçlar ayrımı, iki uçlu bir ayrım olarak sunulsa da, bir derecelendirme olarak da okunabilir. Dretske'nin kendisi, yazının bir yerinde, kapanışı hafif ve orta ağırlıktaki sonuçlarla sınırlamayı önerir; ama "orta ağırlık" sınıfını tanımlamaz. Kendi kâğıt hamuru örneğinde, kapanış mevcut görsel kanıtla başarısızdır: kavanoza bakarak kurabiyelerin kâğıt hamurundan olmadığını bilemem. Yakından bakmak ya da dokunmak, bu sonucu başka bir kanıtla bilmenin yoludur, görsel kanıtın aktarımının değil. Öyleyse sıralama, sonucun kendisine değil, kişinin elindeki kanıta göredir: kavanozun boş olmaması, görsel kanıtla bilinen hafif bir sonuçtur; kurabiyelerin kâğıt hamurundan olmaması, görsel kanıt için ağır, dokunma kanıtı için hafif bir sonuçtur; dış dünyanın var olması ise, hiçbir algı kanıtının ulaşamadığı en ağır sonuçtur. Bu sıralama, ilgili alternatifler kuramının şüpheciliğe karşı nasıl kullanıldığını gösterir: kuram, hiçbir kanıtın ulaşamadığı sonuçlar için kapanışı reddeder, ama başka bir kanıtla ulaşılabilen sonuçlar için kapanışın korunmasına izin verir. Sınırın tam nerede çizileceği ise kuramın kendi içinde açık bir sorudur.
Güncel tartışma
Kapanışın reddi, çağdaş epistemolojide azınlıkta kalan bir görüştür; ve Dretske'nin kendisi de bunu kabul eder. "The Case against Closure"da, bilimsel bir araştırma yapmadığını, ama konuyu düşünen filozofların çoğunun kapanışın reddini saçma bulduğu izlenimini taşıdığını yazar. Örnek olarak, kapanışın reddini Amerikalı filozof Richard Feldman'ın son yıllarda epistemolojide yaygınlık kazanan en az akla yatkın fikirlerden biri, DeRose'un "iğrenç", Richard Fumerton'ın "yıkıcı bir itiraz", Laurence BonJour'un ise bir saçmaya indirgeme saydığını aktarır. Dretske'nin stratejisi, bu tepkilere karşı, kapanışın reddinin yalnızca şüphecilikten kaçmanın bir yolu değil, sıradan bilgimizi korumanın tek yolu olduğunu göstermektir. Dretske, bu tepkilerin bir kısmının abartılı olduğunu da savunur: kapanışı reddetmek, bildiğimiz bir P'den çıkarım yaparak bir Q'yu hiçbir zaman öğrenemeyeceğimizi söylemek değildir; yalnızca bunun her Q için yapılamayacağını söylemektir. Çıkarım, hafif ve orta ağırlıktaki sonuçlar için bilgi kaynağı olmaya devam eder; başarısız olduğu yer, ağır sonuçlardır.
Tartışmanın ikinci ekseni, Hawthorne'un İtiraz 2'de özetlenen savunmasından gelir. Hawthorne, Contemporary Debates in Epistemology'deki cevabında, kapanışın reddinin dağılım ilkesini tehlikeye attığını savunmanın yanı sıra, onun öne sürmenin normlarıyla da çatıştığını savunur: bilginin öne sürmenin normu olduğu görüşü, yani yalnızca bildiğimiz şeyleri öne sürmemiz gerektiği görüşü, kabul edilirse, kapanışın reddi, "Ellerim var" diye öne sürebileceğimiz ama "Kavanozdaki bir beyin değilim" diye öne süremeyeceğimiz bir durum doğurur; ve bu, öne sürme pratiğimizle uyuşmaz. Bilginin öne sürmenin normu olduğu görüşüne Ders Ç4.11'de değinmiştik; Ders Ç6.3'te ayrıntılı ele alınacak. Hawthorne'a göre, P'yi ve P'nin Q'yu gerektirdiğini öne sürüp Q'yu öne sürmeyi reddeden bir konuşucu, Lewis Carroll'un ünlü diyaloğundaki, geçerli bir çıkarımın sonucunu kabul etmeyi reddeden Kaplumbağa'ya benzer.
Üçüncü bir eksen, kapanışın reddinin şüpheciliğe karşı gerçekten bir cevap olup olmadığıdır. Kapanışın reddini savunanlar bile, bu reddin şüpheciyi ikna edemeyeceğini kabul eder: Dretske'nin kendisi, kesin nedenler kuramını, şüphecilikten bağımsız bir bilgi çözümlemesi olarak önerir; ama şüpheci, bu çözümlemeyi de reddedebilir. Bu yüzden kapanışın reddi, şüpheciye karşı bir zafer değil, sıradan bilgimizi açıklamanın bir yolu olarak görülür. Bu tartışmanın bir başka yüzü, Ders Ç5.1'de değindiğimiz Pritchard'ın iki paradoks ayrımıdır: kapanışın reddi, kapanış temelli paradoksa bir cevap verir, ama eksik belirlenim temelli paradoksa dokunmaz. Ders Ç5.16'da, eksik belirlenim temelli argüman ayrıca incelenecek.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir sanat galerisinde çalışan Hilal, bir koleksiyoncunun satışa getirdiği bir yağlıboya tablonun, imzasına göre bir Osmanlı ressamına ait olduğunu bildiğini söylüyor. Galeri müdürü ondan, İlgili Alternatif Listesi'ni uygulamasını istiyor. Hilal ve galeri kurgudur.
Adım 1, iddia ve kanıt. p: "Bu tablo, imzasındaki ressama aittir." Kanıt: imza, tuval ve boyanın dönemle uyumlu görünmesi, ve koleksiyoncunun ailesinde kuşaklar boyu korunduğunu söylemesi.
Adım 2, alternatifler. (a) Tablo, ressamın bir öğrencisine aittir ve imza sonradan eklenmiştir. (b) Tablo, yakın dönemde yapılmış bir sahtedir. (c) Tablo, dönemin başka bir ressamına aittir ve imza yanlış okunmuştur. (d) Tablo, ressamın bir eserinin dönemde yapılmış bir kopyasıdır. (e) Hilal, bir yanılsama içindedir ve önünde bir tablo yoktur.
Adım 3, ilgililik. Goldman ölçütü: bu ressamın eserleri için piyasada sahtelerin ve öğrenci eserlerinin fiilen dolaştığı biliniyor; öyleyse (a), (b) ve (d) ilgili. (c), imza okunuşu tartışmalı olmadığı için daha az ilgili. (e) ilgisiz. Dretske'nin karşı-olgusal yaklaşımı: tablo bu ressama ait olmasaydı, en yakın durumlar, piyasanın bu hâliyle, bir sahtenin ya da öğrenci eserinin galeriye gelmesi olurdu; öyleyse (a), (b) ve (d) ilgili alternatiflerdir.
Adım 4, dışlama. Hilal'in kanıtı, (c)'yi büyük ölçüde dışlıyor. Ama (a), (b) ve (d)'yi dışlamıyor: (b) gerçekleşseydi, Hilal'in gözle gördüğü kanıt büyük ölçüde aynı olurdu. Kaçırılan ipucu denetimi: Hilal, tuvalin kenarında, dönemle uyuşmayan bir zımba izini görmüş ama üzerinde durmamış olabilir; bu, (b)'yi destekleyen, kavranmamış bir kanıt olabilir. Bu alternatifleri dışlamak için, boya analizi, kızılötesi inceleme ve kayıtlarda bir iz sürme gerekiyor.
Adım 5, ilgisiz alternatifler. (e), p'nin ağır bir sonucudur: tablo varsa, Hilal bir yanılsama içinde değildir; ama bu sonuç, gözle değil, başka bir yolla bilinmelidir, eğer bilinecekse.
Adım 6, hüküm. İlgili alternatiflerin üçü dışlanmadığı için, kurama göre Hilal p'yi henüz bilmiyor.
Adım 7, kapanış notu. İnceleme yapılıp (a), (b) ve (d) dışlansa bile, Hilal (e)'nin değilini, yani bir yanılsama içinde olmadığını, inceleme yoluyla bilmez; Dretske'ye göre bilmesi de gerekmez. "Tablonun bu ressama ait olduğunu biliyorum, ama bir yanılsama içinde olmadığımı bilmiyorum" cümlesi, Dretske'nin çerçevesinde doğru olabilir.
Değerlendirme. Örnek, aracın gündelik bir doğrulama sürecini nasıl yapılandırdığını gösteriyor. Üçüncü adım, galeri için asıl önemli olan alternatifleri, yani sahteleri ve öğrenci eserlerini, belirledi; ve dördüncü adım, Hilal'in bilgi iddiasının neden henüz erken olduğunu gösterdi. Yedinci adım ise, kapanışın reddinin pratikte nerede devreye girdiğini görünür kıldı: galeri için ilgili alternatiflerin hepsi dışlandığında, Hilal tabloyu bilir; ama bu bilgi, en ağır sonucu, yani bir yanılsama içinde olmadığını, kapsamaz. Örnek, ilgili alternatifler kuramının, şüpheciliğe karşı bir argüman olmaktan çok, bilgi iddialarını gündelik bir titizlikle sınamanın bir yöntemi olarak da işe yaradığını gösteriyor.
Pratik: Alıştırmalar
- Dretske'nin ağır ve hafif sonuçlar ayrımını, kendi gündelik yaşamından bir algı örneğiyle, kurabiye kavanozunu bir yana bırakarak, açıkla. Örneğinin bir hafif, bir orta ağırlıkta ve bir ağır sonucunu yaz.
- Dretske'nin buzdolabı benzetmesini açıkla. Bu benzetme, iğrenç birleşimlere yönelik itiraza nasıl bir cevap verir? Benzetmenin bir zayıf noktasını belirt.
- İlgililik için Goldman'ın ölçütünü ve Dretske'nin karşı-olgusal yaklaşımını karşılaştır. Gülay'ın pazardaki balı örneğinde, iki yaklaşım aynı sonucu mu verir? Schaffer'in kaçırılan ipucu itirazı bu örneğe nasıl uygulanabilir?
Cevapları göster
- Örneğin: bir kişi, pencereden bakarak dışarıda yağmur yağdığını görür. Hafif sonuç: dışarıda bir şey yağıyor; bu, aynı bakışla görülür. Orta ağırlıkta sonuç: yağan şey, bir hortumdan püskürtülen su değil; bu, pencereden daha dikkatli bakarak ya da dışarı çıkarak dışlanabilir. Ağır sonuç: dışarıda zihinden bağımsız bir dünya var; bu, pencereden bakarak, ne kadar dikkatli bakılırsa bakılsın, görülemez, çünkü bir sanrı da aynı görünürdü.
- Dretske'ye göre, "Buzdolabı boş, ama içinde bir sürü şey var" cümlesi tuhaftır ama doğru olabilir: buzdolabında yiyecek yoksa olağan anlamda boştur, ama içi gaz molekülleriyle doludur. Cümlenin tuhaflığı, mantıksal bir kusurdan değil, normal beklentilerin çiğnenmesinden gelir. Dretske'ye göre iğrenç birleşimler de aynı türdendir: tuhaftırlar, ama doğru olabilirler; ikinci parça, normalde ilgisiz sayılan bir alternatifi devreye sokar. Benzetmenin zayıf noktası, bağlamcı bir okumaya açık olmasıdır: bağlamcıya göre, "boş" sözcüğü bağlama göre farklı anlamlar taşır, ve cümle tek bir bağlamda değerlendirildiğinde yanlıştır; bu okuma, kapanışı reddetmek yerine korur.
- Goldman'ın ölçütü, kişinin gerçek çevresine bakar: pazarda sahte ballar fiilen satıldığı için, şurup olasılığı ilgilidir. Dretske'nin karşı-olgusal yaklaşımı, pazardaki bal çiçek balı olmasaydı en yakın durumun ne olacağını sorar: bu pazarda, büyük olasılıkla şuruplu bir bal; öyleyse bu alternatif ilgilidir. İki yaklaşım da şurup olasılığını ilgili sayar; ve Gülay'ın kanıtı, yani görünüş ve koku, bu alternatifi dışlamaz, çünkü bal şuruplu olsaydı da aynı görünürdü. Öyleyse iki yaklaşım da Gülay'ın pazardaki balı bilmediği sonucunu verir. Schaffer'in itirazı ise başka bir durumu gösterir: diyelim ki kavanozun etiketinde, bu satıcının bir gıda denetiminde ceza aldığını gösteren bir ibare vardır, Gülay onu okumuş ama anlamını kavramamıştır. Kuramın klasik biçimine göre, kanıt alternatifi dışlar ya da desteklerse bilgi durumu değişmelidir; ama Gülay ipucunu kavramadığı için, bilgi durumu değişmez. Babasının balı örneğinde ise iki yaklaşım ayrışabilir: Goldman'ın ölçütü gece şurup olasılığını ilgisiz sayar; Dretske'nin yaklaşımı ise bu olasılığın, babasının balı çiçek balı olmasaydı gerçekleşecek en yakın durumlar arasında olmadığını söyler.
Pratik: Argüman görevi
Karşılaştırma. Durum: biri, internetten aldığı bir spor ayakkabının orijinal olduğunu bildiğini söylüyor; arkadaşı, "Ama taklit olabilir" diyor. Zayıf çalışma: "Taklit olabilir, ama bu bir şüpheci olasılık; önemsiz." Güçlü çalışma: "p: Ayakkabı orijinal. Kanıt: resmî mağazanın sitesinden alındı, kutusu ve etiketi var. Alternatifler: taklit; orijinal ama kusurlu; başka bir modelin orijinali; bir rüyadayım; site taklit bir mağaza sitesi. İlgililik: Goldman ölçütüyle, bu markanın taklitleri piyasada fiilen dolaşıyor, ve taklit mağaza siteleri de var; öyleyse 'taklit' ve 'taklit site' ilgili. Dretske'nin yaklaşımıyla, ayakkabı orijinal olmasaydı en yakın durum taklit bir siteden alınmış olmasıydı; o da ilgili. Dışlama: ayakkabı taklit olsaydı, kutu ve etiket büyük ölçüde aynı görünürdü; ama sitenin adresini kontrol ettim, resmî alan adı; öyleyse 'taklit site' dışlandı; site resmî olduğu için 'taklit ayakkabı' da büyük ölçüde dışlandı. Kaçırılan ipucu: faturada satıcı adı resmî mağazanınkiyle aynı; gözden kaçan bir uyumsuzluk yok. İlgisiz: rüya. Hüküm: ilgili alternatifler dışlandı; kurama göre ayakkabının orijinal olduğunu biliyorum. Kapanış notu: bir rüyada olmadığımı bu kanıtla bilmiyorum; Dretske'ye göre bilmem de gerekmiyor."
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| Alternatif listesi | p ile bağdaşmayan en az beş alternatif, bir şüpheci alternatif de içinde olmak üzere, sıralanmış |
| İki ölçüt | İlgililik, Goldman'ın ölçütüyle ve Dretske'nin karşı-olgusal yaklaşımıyla ayrı ayrı sınanmış |
| Dışlama | Her ilgili alternatif için, kanıtın onu dışlayıp dışlamadığı ve kaçırılmış bir ipucu olup olmadığı açıkça yazılmış |
| Kapanış notu | Kişinin bilmediği ağır sonuç ve doğrulanan iğrenç birleşim belirtilmiş |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Tekrar
- (Ders Ç5.7) Ders Ç5.7'de şüpheci bulmacanın üç önermesi nelerdi? Dretske, bu üç önermeden hangisini reddediyor, ve hangi bedeli kabul ediyor?
- (Ders Ç5.3) Ders Ç5.3'te Goldman'ın 1976 tarihli makalesi, Delos'lu tavukçu örneğine nasıl uygulanmıştı? Bu dersteki ilgililik ölçütüyle nasıl ilişkilidir?
- (Ders Ç5.1) Ders Ç5.1'de Russell'ın beş dakika hipotezi nasıl sınıflandırılmıştı? Dretske, bu hipotezi bellek için hangi kavramın bir örneği olarak kullanıyor?
Cevapları göster
- Ders Ç5.7'de şüpheci bulmacanın üç önermesi, kapanış ilkesi, şüpheci öncül, yani kavanozdaki bir beyin olmadığımı bilmediğim, ve sıradan bilgimiz, yani ellerim olduğunu bildiğimdi. Dretske, kapanış ilkesini, ağır sonuçlar için, reddeder. Kabul ettiği bedel, "Ellerim olduğunu biliyorum, ama kavanozdaki bir beyin olmadığımı bilmiyorum" gibi iğrenç birleşimleri doğru saymaktır; ama Dretske, bu birleşimlerin mantıksal değil, konuşma saçmalıkları olduğunu savunur.
- Ders Ç5.3'te Goldman'ın 1976 tarihli "Discrimination and Perceptual Knowledge" makalesi, algısal bilginin, kişinin doğru durumu ilgili alternatiflerden ayırt edebilme yeteneğine bağlı olduğunu savunuyordu; Delos'lu tavukçu, gerçek durumu ilgili alternatiflerden, yani başka tavukların yumurtalarından, ayırt edebildiği için, yumurtanın hangi tavuktan geldiğini bilebilirdi. Bu dersteki ilgililik ölçütlerinden biri, tam da Goldman'ın ölçütüdür: bir alternatif, kişinin fiilen içinde bulunduğu ortamda gerçekleşebilecekse ilgilidir.
- Ders Ç5.1'de Russell'ın beş dakika hipotezi, geçmişe dair önermeleri hedefleyen, yerel ama geniş bir alanı kapsayan, ve eğer kanıtın iki hipotezi eşit desteklediği kabul edilirse gerekçeyi hedefleyen bir şüphecilik malzemesi olarak sınıflandırılmıştı. Dretske, bu hipoteze, belleğin ağır bir sonucunu, yani geçmişin gerçek olduğunu, göstermek için gönderme yapar: bu sabah kahvaltıda ne yediğimi hatırlarım, ama geçmişin gerçek olduğunu hatırlamam; ve Russell'ın sorusu, bu ağır sonucu nasıl bilebileceğimizdir.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| İlgili alternatifler kuramı nedir? | Bilgi, bir önermenin bütün alternatiflerini değil, yalnızca ilgili olanlarını kanıtla dışlamayı gerektirir. |
| Austin'in "yeter" sözü nedir? | Bir bilgi iddiasına itiraz eden, belirli bir eksiklik göstermelidir; "yeter, her şey demek değildir" (1946). |
| Ağır ve hafif sonuçlar nedir? | Hafif sonuçlara bilme yolumuz ulaşır (kavanoz boş değil); ağır sonuçlara ulaşmaz (dış dünya var) (Dretske). |
| Kesin nedenler koşulu nedir? | R, P için kesin nedendir ancak P yanlış olsaydı R doğru olmayacak idiyse; bilgi, kesin nedenlere dayanan inançtır (Dretske 1971). |
| Yarı nüfuz eden işleç nedir? | Bazı bilinen sonuçlara geçen, bazılarına geçmeyen işleç; Dretske'ye göre "bilir" ve "açıklar" böyledir (1970); 2005 yazısında pişmanlık da örnek verilir. |
| Zebra örneği nedir? | Hayvanların zebra olduğunu bilirsiniz, ama ustaca kılık değiştirilmiş katırlar olmadığını bilmezsiniz (Dretske 1970). |
| Buzdolabı benzetmesi nedir? | "Buzdolabı boş ama içinde bir sürü şey var" tuhaf ama doğru olabilir; iğrenç birleşimler de konuşma saçmalığıdır (Dretske). |
| Kırmızı ahır vakası nedir? | Duyarlılık kuramına göre kırmızı bir ahır olduğunu bilip bir ahır olduğunu bilmemek; Nozick'e karşı işler, Dretske'ye göre kesin nedenler kuramına işlemez (Kripke). |
Okuma listesi
- Fred Dretske, "Epistemic Operators", The Journal of Philosophy 67 (1970). Zebra örneği ve epistemik işleçlerin nüfuz etmesi.
- Fred Dretske, "The Case against Closure", ve John Hawthorne, "The Case for Closure", Matthias Steup ve Ernest Sosa (der.), Contemporary Debates in Epistemology (Blackwell, 2005; 2. baskı 2014) içinde. Kapanış üzerine karşılıklı tartışma.
- J. L. Austin, "Other Minds" (1946). İlgili alternatifler sezgisinin erken bir ifadesi.
- Gail Stine, "Skepticism, Relevant Alternatives, and Deductive Closure", Philosophical Studies 29 (1976). Kapanışı koruyan bağlamsal ilgili alternatifler kuramı.
- Jonathan Schaffer, "Knowledge, Relevant Alternatives and Missed Clues", Analysis 61 (2001). İlgililik ölçütüne yönelik eleştiri.
Sonraki derse köprü
Dretske, şüpheci bulmacaya, kapanış ilkesini reddederek cevap verdi. Ama bu yolun bedeli yüksek görünüyordu: iğrenç birleşimler, tehlikeye giren dağılım ilkesi, ve hafif sonuçlarda bile çöken kapanış. Ders Ç5.9, bulmacaya tam ters yönden yaklaşan bir filozofu inceliyor: G. E. Moore. Moore, kapanış ilkesini korur ve şüpheci öncülü reddeder: ellerim olduğunu biliyorum, öyleyse dış dünyanın var olduğunu da biliyorum. Moore'a göre, ellerimin olduğu, şüphecinin herhangi bir öncülünden daha kesindir; ve şüphecinin argümanı, tersine çevrilerek, şüpheciliğin yanlışlığının bir kanıtına dönüştürülebilir. Ders, Moore'un sağduyu cevabını, onun neden bu kadar etkili ama aynı zamanda bu kadar tatminsiz bulunduğunu soruyor; ve bir şüpheci argümanı tersine çevirmek için Moore Çevirmesi adlı bir araç sunuyor.
Günlük sorusu: Son günlerde birinin bilgi iddiasına "ama şu da olabilir" diye itiraz ettin mi, ya da sana itiraz edildi mi? O alternatif, gerçekten ilgili bir alternatif miydi, yoksa yalnızca mümkün bir olasılık mı?