İçeriğe geç

Ders Ç4.8 · Çekirdek · Modül Ç4: Gerekçe kuramları

Erdem güvenilirciliği: Sosa ve yetkinlik

Araç: İsabet-Ustalık-Yerindelik Ölçütü · 5K: Kaynak · 6.663 kelime · tamamı yaklaşık 30 dakika okuma

Giriş

Trabzon'da bir lise spor salonunda, basketbol takımının oyun kurucusu Deniz, antrenmanın sonunda dört serbest atış kullanıyor. Birinci atışta duruşu, dirsek açısı, bilek hareketi kusursuz; ama top çemberin ön kenarına çarpıp dışarı düşüyor. İkinci atışta ayağı kayıyor, top elinden çarpık çıkıyor, panyaya sertçe vuruyor ve şans eseri filenin içine düşüyor. Üçüncü atışta yine kusursuz bir hareket yapıyor; top tam çembere girecekken, salonun tavanındaki havalandırmadan gelen ani bir hava akımı onu hafifçe saptırıyor, top çemberin içinde iki tur dönüyor, ve ardından ikinci bir akım onu içeri itiyor. Dördüncü atışta yine kusursuz bir hareket yapıyor, ve top, hiçbir şeye değmeden, filenin ortasından geçiyor. Antrenör Murat Bey, defterine dört atışı ayrı ayrı yazıyor; ve bir sonraki maçta kimin serbest atış kullanacağına karar verirken, bu dört atışın hiçbirini öbürüyle aynı saymıyor. (Salon, kişiler ve olaylar kurgudur.)

Murat Bey'in defteri, sıradan bir antrenör sezgisini kayda geçiriyor: bir atışı değerlendirirken, yalnızca topun girip girmediğine bakmayız. Atışın iyi bir hareketle yapılıp yapılmadığına da bakarız; ve daha incelikli olarak, topun iyi hareket sayesinde mi girdiğine, yoksa iyi harekete rağmen araya giren bir şans sayesinde mi girdiğine. Birinci atış iyi yapılmış ama başarısızdır; ikinci atış başarılı ama kötü yapılmıştır; üçüncü atış hem iyi yapılmış hem başarılıdır, ama başarısı iyi hareketten değil, hava akımlarının tesadüfî bir dengesinden gelir; yalnızca dördüncü atış, başarısı iyi hareketten kaynaklanan bir atıştır. Antrenörün güvendiği, bu dördüncü türden atışlardır.

Küba doğumlu Amerikalı filozof Ernest Sosa, bu sezgiyi epistemolojinin merkezine taşıdı. Ders Ç3.7'de, Sosa'nın 1980'de "düşünsel erdem" kavramını, piramit ile sal arasındaki tartışmanın ötesine geçmek için önerdiğini görmüştük; Ders Ç1.14'te, okçu örneğinin bilginin değeri sorununa nasıl uygulandığını kısaca anmıştık. Bu ders, Sosa'nın olgun kuramını, 2005'te Oxford'da verdiği Locke Derslerine dayanan ve 2007'de yayımlanan A Virtue Epistemology: Apt Belief and Reflective Knowledge (Bir Erdem Epistemolojisi: Yerinde İnanç ve Düşünümsel Bilgi) kitabındaki biçimiyle inceliyor. Kuram, Ders Ç4.4'teki süreç güvenilirciliğinin bir akrabasıdır, ama güvenilirliği bir sürecin değil, bilen kişinin bir yetkinliğinin özelliği sayar; ve bilgiyi, bir yetkinliğin başarılı ve kişiye kredi olarak yazılabilen bir uygulaması olarak tanımlar.

Kuramın iddiası, epistemolojiyi ilk bakışta tuhaf bir biçimde genişletmesidir: inanç, okçunun atışı ya da Deniz'in serbest atışı gibi, bir hedefi olan bir performanstır; ve onu değerlendirmenin ölçütleri, bütün performansları değerlendirmenin ölçütleriyle aynıdır. Bu genişlemenin bir kazancı, epistemolojinin özel sorunlarını, örneğin Gettier vakalarını ve şüpheciliğin rüya argümanını, gündelik performans değerlendirmelerinin tanıdık kavramlarıyla ele alabilmektir.

Bu dersin kazanımları:

  • Erdem güvenilirciliğini, yetkinlik kavramını, isabet, ustalık ve yerindelik ölçütlerini, yerindelik ile güvenlik arasındaki farkı, ve hayvansal bilgi ile düşünümsel bilgi ayrımını açıklarsın. (anla)
  • Bir inanca İsabet-Ustalık-Yerindelik Ölçütü'nü uygulayarak inancın doğru olup olmadığını, bir yetkinliği gösterip göstermediğini ve doğruluğunun o yetkinlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayrı ayrı belirler, düşünümsel düzeyi ayrıca sorarsın. (uygula)
  • Sosa'nın kuramının kaleydoskop vakasına, tanıklık bilgisine, düşünümün değerine ve kötü cin kurbanına dair itirazlara verdiği cevapları, kaynaklarına dayanarak ve gücüyle sınırını ayrı ayrı göstererek değerlendirirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu bölüm önce kuramın genel adını ve temel kavramını, sonra Sosa'nın üç ölçütünü, en son da bilginin iki düzeyini ve yerindeliğin güvenlikle ilişkisini tanımlıyor.

Erdem güvenilirciliği, Ders Ç4.4'teki süreç güvenilirciliğinin bir gelişmesi olarak görülebilir, ama vurguyu önemli bir biçimde kaydırır. Süreç güvenilirciliği, bir inancın gerekçesini, onu üreten süreç türünün güvenilirliğine bağlıyordu. Erdem güvenilirciliği ise, kişinin kendisine bakar: inanç, kişinin istikrarlı, güvenilir bir yetkinliğinden, örneğin iyi görme yetisinden, iyi bir hafızasından ya da bir alandaki uzmanlığından mı doğmuştur? Bu kayma iki bakımdan önemlidir. Birincisi, gerekçeyi kişiye bağlar: bilgi, bir süreçten değil, kişiden, onun bir yeteneğinden doğan bir başarıdır. İkincisi, Ders Ç4.6'daki Norman gibi vakalara yeni bir cevap yolu açar: Norman'ın durugörüsü güvenilir olabilir, ama onun bilişsel karakterine yerleşmiş, onun bakış açısıyla bütünleşmiş bir yetkinlik midir? Sosa'nın erdem güvenilirciliği, Ders Ç4.9'da göreceğimiz sorumlulukçu erdem epistemolojisinden de ayrılır: Sosa'nın erdemleri, açık fikirlilik ya da düşünsel cesaret gibi karakter özellikleri değil, görme, hatırlama ve akıl yürütme gibi yetilerdir.

Sosa'nın tanımı, üç öğe içerir. Birincisi, yetkinlik bir eğilimdir, yani bir şeyi yapma yatkınlığıdır; bir kez gerçekleşen bir olay değildir. İkincisi, bu eğilimin kişide bir dayanağı vardır: okçunun yetkinliği, onun kaslarına, gözüne, eğitimine dayanır, rüzgâra ya da yayın kalitesine değil. Üçüncüsü, yetkinlik, başarıyı her koşulda değil, normal koşullarda güvenceye alır: okçunun yetkinliği, fırtınada değil, uygun hava koşullarında başarı sağlar. Bu üçüncü öğe, kuramın en önemli inceliğidir: bir yetkinliğin uygun koşullar dışında başarısız olması, onun yetkinlik olmadığını göstermez. Deniz'in serbest atış yetkinliği, salonun havalandırması bozulduğunda işe yaramayabilir; ama bu, onun yetkin bir atıcı olmadığını göstermez, yalnızca koşulların normal olmadığını gösterir.

Sosa, bu üç ölçütü, "üç A yapısı" (AAA structure) diye adlandırır, ve onları bir okçunun atışıyla açıklar. Okçunun atışı, hedefi vurursa isabetlidir; okçunun becerisini gösteriyorsa ustacadır; ve hedefi, okçunun becerisi sayesinde vurmuşsa yerindedir. Üç ölçüt birbirinden bağımsızdır. Girişteki dört atış, bu bağımsızlığı gösterir: birinci atış ustaca ama isabetsiz; ikinci atış isabetli ama ustaca değil; üçüncü atış hem isabetli hem ustaca, ama yerinde değil, çünkü isabeti ustalıktan değil hava akımlarından gelir; dördüncü atış ise üçünü de karşılar. Sosa'nın merkezi iddiası, inançların da bu yapıya uyduğudur: bir inancın isabeti doğruluğudur; ustalığı, bilişsel bir yetkinlik göstermesidir; yerindeliği ise, yetkinlik sayesinde doğru olmasıdır. Sosa'nın kendi ifadesiyle, yerindelik, yetkin olduğu için doğru olmaktır.

Ders Ç3.7'de, Sosa'nın bu iki düzeyi, piramit ile salın bir sentezi olarak kullandığını görmüştük: hayvansal düzeyde gerekçe kaynaktan gelir, düşünümsel düzeyde ise bakış açısının bütünlüğü önem kazanır. Sosa, 2007 kitabında, ayrımın çekirdeğini kısa bir formülle verir: K hayvansal bilgiyi, K+ düşünümsel bilgiyi gösterirse, K+p ancak ve ancak KKp. Yani, p'yi düşünümsel olarak bilmek, p'yi bildiğini (hayvansal olarak) bilmektir; daha açık bir dille, yerinde bir inanca, yerinde olarak fark edilmiş yerinde bir inanca sahip olmaktır. Sosa, iki düzeyin derecelendiğini de belirtir, ve "bilmek" sözcüğünün iki anlamlı olduğunu savunmaz: hayvansal bilgiyi ayırmak, bir dil tezine bağlanmayı gerektirmez. Bir çocuğun önündeki topu görmesi, hayvansal bilgidir; bir bilim insanının, ölçüm aletinin güvenilir olduğunu bilerek bir ölçüme dayanması, düşünümsel bilgiye yakındır.

Ders Ç1.13'te, güvenlik koşulunu ve Sosa'nın onu duyarlılığa karşı savunmasını görmüştük. 2007 kitabında Sosa, güvenliği bilginin merkezinden çıkarır ve yerine yerindeliği koyar. Bunu yine okçuyla gösterir. Bir atış, yerinde olduğu halde güvenli olmayabilir: okçu, kanındaki bir ilacın düzeyi biraz daha yüksek olsaydı yetkinliğini yitirecek durumda olabilir, ya da olağandışı hava koşulları her an bir rüzgâr çıkarabilir; ama okçu, o atışta yetkinliğini normal koşullarda kullanıp hedefi vurduysa, atış yerindedir ve ona kredi olarak yazılır. Tersine, bir atış güvenli olduğu halde yerinde olmayabilir: koruyucu bir melek, bir rüzgâr makinesiyle, okçunun her atışının hedefi vurmasını sağlıyor olabilir; doğal bir rüzgâr oku saptırır, meleğin makinesi onu hedefe geri götürür. Atış güvenlidir, çünkü kolayca ıskalanamazdı; ama yerinde değildir, çünkü isabeti okçunun ustalığından değil, meleğin makinesinden gelir. Bu iki vaka, yerindeliğin bilgi için güvenlikten daha uygun bir koşul olduğunu düşündürür.

Argüman

Sosa'nın kuramı, bilginin ne olduğuna dair bir argümana dayanır. Argüman, inancı genel bir performans kategorisine yerleştirerek başlar:

  1. Hedefi olan her performans, üç bakımdan değerlendirilebilir: isabet, ustalık ve yerindelik.
  2. İnanç, doğruluğu hedefleyen bir performanstır.
  3. Bir performansın faile kredi olarak yazılabilen bir başarı olması, onun yerinde olması, yani isabetinin faile ait bir yetkinlikten kaynaklanmasıdır.
  4. Bilgi, bilen kişiye kredi olarak yazılabilen bilişsel bir başarıdır.
  5. Öyleyse, en azından temel düzeyinde, bilgi yerinde inançtır.
  6. Gettier vakalarında, inanç doğrudur ve bir yetkinliği gösterir, ama doğruluğu bu yetkinlikten kaynaklanmaz.

Sonuç: Hayvansal bilgi yerinde inançtır; ve Gettier vakalarının bilgi olmaması, en azından kısmen, bu vakaların doğru ve gerekçeli ama yerinde olmayan inançlar olmasıyla açıklanır.

Birinci öncül, performans değerlendirmesinin gündelik bir özelliğidir: bir okçuyu, bir basketbolcuyu, bir cerrahı değerlendirirken üç ölçütü de örtük olarak kullanırız. Sosa, bu ölçütlerin, kasıtlı bir amacı olmayan performanslara da uygulanabildiğini belirtir: bir kalp atışı, kan pompalamaya yardım ediyorsa başarılıdır, kalbin bir niyeti olmasa bile. İkinci öncül, kuramın en önemli adımıdır: inançlar, kasıtlı eylemler olmasalar da, doğruluğu hedefleyen performanslar olarak görülebilir. Sosa, performansların her zaman anlık eylemler olmadığını, bazılarının süren durumlar olduğunu da vurgular; turistik yerlerde hareketsiz duran canlı heykeller, böyle bir performans sergiler, ve zihinleri dolaşsa bile performansları sürer. İnanç da, böyle süren bir performans sayılabilir. Üçüncü öncül, kredi kavramını yerindeliğe bağlar: başarının faile ait olması, başarının onun yetkinliğinden kaynaklanmasıdır. Dördüncü öncül, Ders Ç1.14'te gördüğümüz başarı cevabının temel fikridir: bilgi, şanslı bir doğru inanç değil, kişinin bir başarısıdır. Altıncı öncül ise, kuramın Gettier sorununa getirdiği cevaptır: Sosa'nın deyişiyle, inançlar doğru ve gerekçeli olup da yerinde olmayabilir; ve bilgi olmak için yalnızca doğru ve gerekçeli değil, yerinde olmaları gerekir.

Argümanın gücü, iki ayrı sorunu tek bir kavramla çözmesidir. Gettier vakalarında, Ders Ç1.11'in gösterdiği üzere, kişinin inancı gerekçeli ve doğrudur, ama doğruluğu bir tesadüftür. Sosa'nın çözümlemesinde, bu tesadüf, okçunun üçüncü atışındaki rüzgâra benzer: atış ustacadır ve isabetlidir, ama isabeti ustalıktan gelmez. Aynı kavram, değer sorununa da cevap verir: yerinde bir inanç, kişiye kredi olarak yazılan bir başarıdır, ve başarılar, Ders Ç1.14'te gördüğümüz gibi, salt sonuçlarından fazlasıyla değerlidir. Sosa ayrıca, aynı kavramın şüpheciliğin rüya argümanına da bir cevap verdiğini savunur: rüyalar, algı inançlarımızı güvensiz kılabilir, ama yerinde olmaktan çıkarmaz; ve hayvansal bilgi için gereken, güvenlik değil, yerindeliktir.

En tartışmalı öncül: Beşinci öncül, yani bilginin, en azından temel düzeyinde, yerinde inanç olduğu. Bu öncül, iki yönden sorgulanır. Bir yönden, yerinde ama bilgi olmadığı düşünülen inançlar vardır: İtiraz 1'deki kaleydoskop vakası ve Ders Ç1.12'de gördüğümüz sahte ambar vakası, kişinin yetkinliğini normal koşullarda kullanıp doğruya ulaştığı, ama yine de bildiğini söylemekte duraksadığımız durumlardır. Öbür yönden, bilgi olduğu halde yerinde olmadığı düşünülen inançlar vardır: İtiraz 2'deki tanıklık vakalarında, kişinin doğru inancının kredisi, kişinin kendisinden çok, ona bilgiyi aktaran kişiye ait görünür. Sosa'nın iki düzey ayrımı, birinci yöndeki itiraza bir cevap verir: bu kişiler hayvansal bilgiye sahiptir ama düşünümsel bilgiye değil. Bu cevabın başarılı olup olmadığı, hayvansal bilgi kavramının sezgisel "bilgi" kavramıyla ne kadar örtüştüğüne bağlıdır.

İtirazlar ve cevaplar

Aşağıdaki itirazlar, Sosa'nın kuramının dört ayrı noktasını hedef alır: yerindeliğin bilgi için yeterliliğini, kredinin bilene ait olup olmadığını, düşünümsel bilginin değerini, ve kuramın ustalık ile gerekçe arasında kurduğu ilişkiyi.

İtiraz 1: Kaleydoskop ve şakacı

Sosa, kendi kuramına yöneltilebilecek en güçlü itirazlardan birini, 2007 kitabında kendisi kurar. Kırmızı görünen bir yüzeye, görünüşte normal koşullarda bakıyorsunuz. Ama yüzey, bir şakacının denetimindeki bir kaleydoskop yüzeyidir; şakacı, ortamdaki ışığı da denetler, ve size, gerçekteki "beyaz ışık ve kırmızı yüzey" birleşimi kadar kolayca, "kırmızı ışık ve beyaz yüzey" birleşimini de gösterebilirdi. Şakacı size iyi birleşimi gösterdiğinde, yüzeyin kırmızı olduğunu bilir misiniz? Sosa'nın kendi kuramına göre, inancınızın yerinde olduğu savunulabilir: renk görme yetinizi, ışık, uzaklık ve yüzey büyüklüğü bakımından genel olarak uygun koşullarda kullanıyorsunuz. Öyleyse kurama göre bilirsiniz. Ama Sosa'nın kendisinin de kabul ettiği gibi, bildiğinizde ısrar etmek kolay değildir. Ve bu vakada bilgi yoksa, Sosa'nın rüya argümanına verdiği cevap da çöker: rüya olasılığının yakınlığına rağmen algı inançlarımızın yerinde, dolayısıyla bilgi olduğunu söyleyemeyiz.

Cevap: Sosa'nın cevabı, iki bilgi düzeyini devreye sokmaktır. Kaleydoskoba bakan kişi, yerinde bir inanca ve dolayısıyla hayvansal bilgiye sahiptir; eksik olan, düşünümsel bilgidir. Düşünümsel bilgi, kişinin, inancının yerinde olduğuna da yerinde olarak inanmasını, ya da en azından bunu yerinde olarak varsaymasını gerektirir. Kaleydoskop vakasında kişi, ışığın normal olduğunu, Sosa'nın "varsayılan yetkinlik" (default competence) dediği bir yetkinlikle, yani özel bir aksi işaret olmadıkça ışığı otomatik olarak normal sayma eğilimiyle, varsayar. Ama şakacının denetimi altında, bu varsayılan yetkinlik, kolayca yanılabilir; bu yüzden, kişi ışığın normal olduğunu varsaydığında haklı çıksa bile, bu haklılık yetkinliğine kredi olarak yazılamaz. Kişi, inancının yerinde olduğunu yerinde olarak varsaymaz; düşünümsel bilgiden yoksundur. Bu cevabın gücü, sezgimizi açıklamasıdır: kaleydoskoba bakan kişide bir şeyin eksik olduğunu hissederiz, ve eksik olan düşünümsel düzeydir. Zayıflığı, Sosa'nın kendisinin de gördüğü gibi, bu çözümlemenin, rüya argümanına uygulandığında, sıradan algı bilgimizin genel olarak düşünümsel düzeye ulaşmadığı sonucuna götürebilmesidir. Sosa, bu tehlikeye karşı, uyanıkken sahip olduğumuz deneyimin canlılık, zenginlik ve tutarlılık bakımından rüyadan farklı olduğunu ve uykunun bu farkları ayırt etme yetkinliğimizi bozduğunu savunarak, rüya ile kaleydoskop arasında bir ayrım kurmaya çalışır.

İtiraz 2: Tanıklık bilgisinin kredisi kime ait?

Lackey'nin örneğinde, Chicago'ya ilk kez gelen biri, tren istasyonunda karşılaştığı ilk yetişkine Sears Kulesi'nin yolunu sorar, ve doğru cevabı alır. Ziyaretçi, kulenin nerede olduğunu bilir. Ama bu bilgi, ziyaretçinin bir başarısı mıdır? Ziyaretçinin doğru inancının asıl açıklaması, onun yetkinliği değil, yol tarif eden kişinin bilgisidir. Amerikalı filozof Jennifer Lackey, 2007'de Synthese'de yayımlanan "Why We Don't Deserve Credit for Everything We Know" (Bildiğimiz Her Şey İçin Neden Kredi Hak Etmiyoruz) makalesinde, bu tür vakaları, bilgiyi kişiye kredi olarak yazılan başarı olarak tanımlayan kuramlara karşı kullandı. Bu tür vakalar doğruysa, dördüncü öncül yanlıştır: bazı bilgiler, bilene kredi olarak yazılmaz.

Cevap: Sosa'nın elinde iki kaynak vardır. Birincisi, kredinin derecelendiği düşüncesidir: Sosa, 2007 kitabında, bir performansın ancak başarısı yeterince failin yetkinliğine atfedilebiliyorsa yerinde olduğunu, ve yerindeliğin bu yüzden bir derece meselesi olduğunu belirtir. Ziyaretçinin başarısı, tamamen ona ait değildir; ama tamamen başkasına da ait değildir: ziyaretçi, soracağı kişinin yetişkin ve yerel görünmesine dikkat etmiş, cevabı anlamış, ve cevabın makul olup olmadığını değerlendirmiştir. Bu katkı, yeterli bir kredi sağlayabilir. İkincisi, birçok başarının ortak başarı olduğu düşüncesidir: bir futbol takımındaki bir golcünün golü, pasını veren oyuncunun da başarısıdır, ama bu, golcünün golünü onun başarısı olmaktan çıkarmaz. Bu tartışma, Ders Ç4.10'da, başta Amerikalı filozof John Greco'nunki olmak üzere başarı kuramları ve bilginin yetkinliğe atfedilebilir başarı olduğu tezi üzerinden ayrıntılı olarak ele alınacak. Burada şu kadarını not etmek yeterlidir: itiraz, Sosa'nın kuramının, kredinin ne kadarının yeterli olduğuna dair bir ölçüt vermesini gerektirir; ve böyle bir ölçüt, genellik sorununa (Ders Ç4.5) benzer bir belirsizlik taşır.

İtiraz 3: Düşünümsel bilgi gereksiz ya da döngüseldir

İki düzey ayrımı, kendi başına bir itiraza açıktır. Düşünümsel bilgi, kişinin kendi inancının yerinde olduğuna yerinde olarak inanmasını gerektirir. Ama kişi, kendi yetkinliğinin güvenilir olduğuna nasıl yerinde olarak inanır? Ancak yetkinliğinin kendisini, ya da başka yetkinliklerini kullanarak; ve bu, Ders Ç4.3'te gördüğümüz önyükleme sorununa benzer bir döngüselliğe yol açar. Ayrıca, düşünümsel bilginin, hayvansal bilgiden neden daha değerli olduğu da açık değildir. Amerikalı filozof Hilary Kornblith, 2012'de Oxford University Press'ten çıkan On Reflection (Düşünüm Üzerine) kitabında, insanların kendi inançlarını düşünerek gözden geçirmesinin, ona göre psikoloji araştırmalarının gösterdiği gibi, çoğu zaman inançların güvenilirliğini artırmadığını, hatta önceden verilmiş kararları akla uygun göstermeye yarayabildiğini savundu. Bu doğruysa, düşünümsel bilgi, hayvansal bilginin üstünde bir başarı değildir.

Cevap: Döngüsellik itirazına Sosa'nın cevabı, epistemik döngüselliği kaçınılmaz ama kısır olmayan bir durum olarak kabul etmektir. Sosa, 2007 kitabının son dersini, Pyrrhoncu bir sorunsal olarak sunduğu ölçüt sorununa, yani bir yetinin güvenilirliğini o yetiyi kullanmadan nasıl gösterebileceğimiz sorusuna ayırır; ve 2007 kitabında, sezgilere yöneltilen bir itiraza cevap verirken, bellek, içebakış ve algı gibi kaynakların hiçbirinin, kendi savunmasında kullanılacak verilerin bir kısmını sağlamasına izin verilmeden güvenilir olarak savunulamayacağını belirtir. Ona göre, bu tür bir döngüsellik, bütün kaynakları aynı biçimde etkiler, ve onu reddetmek, her türlü bilgiyi yutan bir şüpheci bataklığa götürür. Kornblith'in itirazına verilebilecek cevap ise, düşünümün değerinin, onun her zaman güvenilirliği artırmasında değil, kişinin kendi bilişsel durumu üzerinde bir denetim kurmasında yattığıdır. Sosa'nın düşünümsel bilgisi, düşünerek gözden geçirilmiş inanç değil, kişinin inancının yerinde olduğuna yerinde olarak inanmasıdır; ve bu, açık bir düşünme süreci gerektirmeyebilir. Ama Kornblith'in itirazı bir noktada güçlü kalır: düşünümsel bilginin değeri, onu hayvansal bilgiden ayıran şeyin gerçekten bir epistemik üstünlük olduğu gösterilmedikçe, bir varsayım olarak kalır.

İtiraz 4: Ustalık, gerekçe ve kötü cin

Ders Ç4.6'daki kötü cin kurbanı, Sosa'nın kuramı için de bir sınav oluşturur. Kurbanın inançları ustacadır, çünkü görme yetisini kusursuz kullanır; ama isabetli değildir, çünkü cin onları yanlış kılar; dolayısıyla yerinde de değildir. Kuram, kurbanın bilmediğini doğru biçimde söyler. Ama kurbanın inançlarına "gerekçeli" diyen sezgiyi nasıl açıklar? Ayrıca, Sosa'nın yetkinlik kavramı, "normal koşullar"a başvurur; ve hangi koşulların normal sayılacağı, Ders Ç4.6'daki normal dünyalar önerisinin karşılaştığı zorluklarla karşılaşır. Bir yetkinliğin hangi yetkinlik olduğu, yani bir inancın hangi yetkinliğin ürünü olduğu da, Ders Ç4.5'in genellik sorununun bir biçimini doğurur.

Cevap: Sosa'nın üç ölçütü, kötü cin vakasına doğal bir cevap verir: kurbanın inançları ustacadır, ve ustalık, gerekçenin bir anlamını karşılar. Kurbanı, gerekçeli saydığımızda, onun inançlarının yetkin bir biçimde oluştuğunu, onu övgüye değer kılan bir beceriyi gösterdiğini söylüyoruz; ama bilgi için gereken, ustalığın isabetle birleşmesi, yani yerindeliktir. Bu cevap, Ders Ç4.6'daki güçlü ve zayıf gerekçe ayrımına benzer, ama ondan daha güçlü bir olumlu değerlendirme sunar: ustalık, salt suçlanamazlık değil, gerçek bir beceri gösterimidir. Okçunun birinci atışı, Deniz'in birinci serbest atışı gibi, isabetsiz ama ustacadır; ve böyle bir atışı yapan kişiyi, iyi bir atıcı olarak değerlendiririz. Sosa ayrıca, şansın yerindeliği her zaman bozmadığını gösteren bir vaka kurar: bir okçuluk yarışmasında, kötü bir cin bütün yarışmacıların yetkinliğini ya da koşullarını sistemli olarak bozuyor, ama başarılı okçumuzun atışlarından biri için bir istisna yapıyor olabilir; o atışta okçu, yetkinliğini normal koşullarda kullanır ve hedefi vurur. Sosa'ya göre, okçunun yetkinliğini ve uygun koşulları korumasını yalnızca şansa borçlu olması, atışını daha az yerinde kılmaz. Genellik sorunu ise Sosa için de açık kalır: hangi yetkinliğin, hangi genellik düzeyinde tanımlanacağı, kuramın kendi içinde tam olarak belirlenmez.

Örnekler

Örnek 1: Deniz'in dört serbest atışı (kurgu)

Girişteki dört atışa, Sosa'nın ölçütleriyle dönelim. Birinci atış, ustaca ama isabetsizdir: Deniz yetkinliğini kusursuz kullanmış, ama top girmemiştir. İkinci atış, isabetli ama ustaca değildir: top girmiştir, ama Deniz'in yetkinliğini göstermez, çünkü ayağı kaymış ve hareket bozulmuştur. Üçüncü atış, isabetli ve ustacadır, ama yerinde değildir: top, Deniz'in iyi hareketi sayesinde değil, iki hava akımının tesadüfen birbirini dengelemesi sayesinde girmiştir. Bu atış, Sosa'nın okçusunun rüzgâr vakasının neredeyse birebir karşılığıdır: önce bir akım topu saptırır, sonra bir başka akım onu hedefe geri getirir. Dördüncü atış, üç ölçütü birden karşılar, ve Deniz'e kredi olarak yazılır.

Murat Bey'in değerlendirmesi, Sosa'nın ölçütlerinin pratik değerini gösterir. Bir sonraki maçta serbest atış kullanacak oyuncuyu seçerken, Murat Bey, topun kaç kez girdiğine, yani isabet sayısına bakmakla yetinmez; atışların ne kadarının yerinde olduğuna bakar. İkinci ve üçüncü atışlar, isabet sayısını artırır, ama Deniz'in yetkinliğine dair hiçbir şey söylemez; birinci atış ise, isabet sayısını azaltır, ama Deniz'in yetkinliğine dair olumlu bir şey söyler. Epistemolojideki karşılığı açıktır: bir kişinin ne kadar çok doğru inanca sahip olduğu, onun ne kadar iyi bir bilen olduğunu göstermez; önemli olan, doğru inançlarının ne kadarının yetkinliğinden kaynaklandığıdır. Ders Ç4.4'ün Meehl örneğinde, bir yöntemin geçmiş başarı oranına bakmamızı öğütleyen güvenilirci öneriyi görmüştük; Sosa'nın ölçütleri bu öneriye bir incelik ekler: başarı oranı, ancak başarıların yetkinlikten kaynaklandığı ölçüde, yetkinliğin bir göstergesidir.

Örnek 2: Sosa'nın kaleydoskopu

İtiraz 1'deki kaleydoskop vakası, Sosa'nın kuramının en incelikli noktasını gösterir. Vaka, Ders Ç1.12'de ve Ç1.13'te gördüğümüz sahte ambar vakasıyla aynı yapıya sahiptir: kişi, yetkinliğini normal koşullarda kullanır ve doğruya ulaşır, ama çevresi, kolayca yanılabileceği biçimde düzenlenmiştir. Sahte ambar vakasında, köy maketlerle doludur, ve kişi tesadüfen gerçek ambara bakar; kaleydoskop vakasında, şakacı ışığı denetler, ve kişi tesadüfen iyi birleşimi görür. İki vakada da, kişinin inancı güvenli değildir; ama yerinde olabilir.

Sosa'nın kaleydoskop çözümlemesinin özgün yanı, eksikliği nerede bulduğudur. Eksik olan, birinci düzeydeki inanç değil, ikinci düzeydeki varsayımdır. Kişi, yüzeyin kırmızı olduğuna yerinde olarak inanır; ama ışığın normal olduğunu, şakacının varlığı yüzünden, yerinde olarak varsaymaz. Bu yüzden, inancının yerinde olduğuna yerinde olarak inanmaz. Sosa'ya göre, sezgimizin bu vakada duyduğu rahatsızlık, düşünümsel bilginin eksikliğine duyulan bir rahatsızlıktır. Bu çözümleme, sahte ambar vakasına da uygulanabilir: ambara bakan kişi, hayvansal bilgiye sahiptir, ama düşünümsel bilgiye değil. Ders Ç1.14'te gördüğümüz, sahte ambar vakasının başarı kuramlarına karşı kullanılması, bu çözümlemeyle karşılanmaya çalışılır. Ama itiraz, yerinde kalır: birçok filozof, ambara bakan kişinin, en temel düzeyde bile, bildiğini söylemekte duraksar; ve bu duraksama, Sosa'nın hayvansal bilgi kavramının, sezgisel bilgi kavramından daha cömert olduğunu düşündürür.

Örnek 3: Eğitim sonundaki savaş pilotu

Sosa, 2007 kitabının bir dipnotunda, yerindelik ile güvenlik arasındaki farkı gösteren bir başka vaka verir. Bir savaş pilotu, eğitiminin son aşamalarında, gerçek uçuş ile, kokpitine bağlıyken gerçeğinden ayırt edilemeyen bir simülasyon arasında gidip gelir. Pilot, herhangi bir anda, gerçekten uçtuğuna mı yoksa simülasyonda olduğuna mı inanacağı konusunda kolayca yanılabilir; bu olasılık, onun gerçek uçuştaki atışlarını güvensiz kılar. Ama pilot, gerçek uçuşta, yetkinliğini kullanarak bir hedefi doğru tanıyıp isabetli bir atış yaptığında, bu atış ona kredi olarak yazılır; pilotun ne kadar iyi olduğunu, gerçek bir atışta ne kadar kolay ıskalayabileceğine bakarak değerlendiririz, yakın simülasyon olasılığını hesaba katmayız.

Vaka, Sosa'nın rüya argümanına verdiği cevabın modelidir. Rüya olasılığı, sıradan algı inançlarımızı güvensiz kılar: kolayca, aynı dayanakla, bir rüyada aynı inanca sahip olabilirdik. Ama bu olasılık, uyanıkken sahip olduğumuz algı inançlarını yerinde olmaktan çıkarmaz; çünkü uyanıkken, algı yetkinliğimizi uygun koşullarda kullanırız. Rüyada ise koşullar, algı yetkinliğinin gösterilmesi için uygun değildir; bu yüzden, rüyadaki inançlar, tesadüfen doğru çıksalar bile, yerinde değildir. Örnek, yerindeliğin, kişinin kendi bakış açısından ayırt edemeyeceği olasılıklara karşı dayanıklı olduğunu gösterir: pilot, simülasyonu gerçekten ayırt edemese bile, gerçek uçuştaki başarısı onun başarısıdır. Bu, yerindelik koşulunu dışsalcı bir koşul yapar: yerindelik, kişinin bilip bilemeyeceği koşullara bağlıdır. Sosa'nın kendisi ise savunmasını içerik ya da dayanak dışsalcılığıyla bağdaşır ama ona bağlı olmayan bir savunma olarak nitelendirir.

Araç kartı: İsabet-Ustalık-Yerindelik Ölçütü

Satırİçerik
Ne işe yararBir inancın doğru olup olmadığını, bir yetkinliği gösterip göstermediğini ve doğruluğunun o yetkinlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayrı ayrı değerlendirerek, bir başarının kişiye kredi olarak yazılıp yazılamayacağını belirler.
Adımlar1) İnancı ve kişinin onu oluştururken kullandığı yetkinliği yaz; yetkinliğin kişideki dayanağını ve normal koşullarını belirt. 2) İsabet: inanç doğru mu? 3) Ustalık: inanç, o yetkinliğin normal koşullardaki bir kullanımı mı? 4) Yerindelik: doğruluk, yetkinlikten mi kaynaklanıyor, yoksa araya şans mı girdi? Yetkinliği ve koşulları sabit tutup araya giren olayı çıkar: inanç hâlâ doğru olur muydu? 5) Güvenlik: inanç, aynı dayanakla kolayca yanlış olabilir miydi? Bu soruyu yerindelikten ayrı yanıtla. 6) Düşünümsel düzey: kişi, inancının yerinde olduğunu yerinde biçimde varsayabilir mi, yoksa varsayılan yetkinliği bu ortamda bozulmuş mu?
Ne zaman kullanılırBir uzmanın, bir kaynağın ya da kendi yargının bir başarısını değerlendirirken; doğru çıkan bir tahminin beceri mi şans mı olduğunu ayırmak gerektiğinde; bir başarı kaydını değerlendirirken.
SınırıDördüncü adımdaki "kaynaklanma" ilişkisi bir derece meselesidir; araç, ne kadar kredinin yeterli olduğunu söylemez. Birinci adımdaki yetkinliğin hangi genellik düzeyinde tanımlanacağı, genellik sorununa (Ders Ç4.5) açıktır.
5K kapısıKaynak

Özet

  • Erdem güvenilirciliği, gerekçe ve bilgiyi, bilen kişinin güvenilir bilişsel yetkinliklerinin kavramlarıyla açıklar; Sosa'nın erdemleri karakter özellikleri değil, görme, hatırlama ve akıl yürütme gibi yetilerdir.
  • Yetkinlik, kişide dayanağı olan ve normal koşullarda başarıyı güvenceye alan ya da çok olası kılan bir eğilimdir.
  • Hedefi olan her performans, inançlar da dahil, isabet, ustalık ve yerindelik bakımından değerlendirilir; yerindelik, yetkinlik sayesinde isabetli olmaktır (Sosa, 2007).
  • Hayvansal bilgi, özünde yerinde inançtır; düşünümsel bilgi, yerinde olarak fark edilmiş yerinde inançtır (K+p ↔ KKp); Gettier vakaları, doğru ve gerekçeli ama yerinde olmayan inançlardır (Sosa'ya göre, kısmi bir çözüm).
  • Yerindelik ile güvenlik birbirini gerektirmez: rüzgâr makinesi olan melek güvenli ama yerinde olmayan, ilaç ya da ani rüzgâr tehdidi altındaki atış ise yerinde ama güvensiz bir atış örneğidir.
  • Kaleydoskop vakasında Sosa hayvansal bilgiyi kabul eder, düşünümsel bilgiyi reddeder; tanıklık, düşünümün değeri ve genellik sorunu, kuramın açık kalan noktalarıdır.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

Sosa, A Virtue Epistemology kitabının ikinci dersini, kuramının temel ayrımını bir okçu üzerinden kurarak açar:

"Bir okçu nişan alıp atış yaptığında, o atış üç bakımdan değerlendirilebilir. Birincisi, amacına ulaşıp ulaşmadığını, hedefi vurup vurmadığını değerlendirebiliriz. [...] İkincisi, ustaca olup olmadığını, okçunun becerisini gösterip göstermediğini değerlendirebiliriz. [...] Ama bir atış, failine kredi olarak yazılabilen bir başarı olmadan, hem isabetli hem ustaca olabilir. Normal koşullarda tam on ikiden vuracak bir atışı ele alalım. Rüzgâr olağandışı biçimde güçlü, ve oku, sonrasında normal koşullarda hedefi tümüyle ıskalayacağı biçimde saptıracak kadar güçlü olabilir. Ama değişen rüzgârlar, ardından onu yumuşakça tam on ikiye geri götürebilir. Atış o zaman isabetli ve ustacadır, ama ustaca olduğu için isabetli değildir (yeterince değildir). Öyleyse yerinde değildir, ve okçuya kredi olarak yazılamaz."

Pasajın ilk dikkat çekici yanı, Sosa'nın derecelendirmeyi bilerek bir kenara koymasıdır. Pasajın atlanan cümlelerinde Sosa, bir atışın ne kadar isabetli olduğunun, yani on ikiye ne kadar yakın düştüğünün, ve becerinin de derecelendiğini kabul eder; ama ikisinde de "var ya da yok" sorusuna odaklanır. Bu sadeleştirme, kuramın gücünün kaynağıdır: üç ölçüt, ikili sorulara dönüştürüldüğünde, sekiz olası bileşim doğar, ve bunların her biri gündelik bir vakaya karşılık gelir. Sosa'nın bir dipnotta eklediği gibi, yerindelik, kendisini oluşturan ustalık ve isabetin dereceleri ötesinde de bir derece meselesidir, çünkü bir performans ancak başarısı yeterince failin yetkinliğine atfedilebiliyorsa yerindedir. Bu "yeterince", İtiraz 2'deki tanıklık tartışmasının tam olarak döndüğü noktadır.

İkinci dikkat çekici yan, parantez içindeki "yeterince değildir" ifadesidir. Sosa, rüzgâr vakasında atışın isabetinin hiç ustalıktan kaynaklanmadığını değil, yeterince ustalıktan kaynaklanmadığını söyler. Bu dikkatli ifade, ustalığın atışın başarısına bir katkıda bulunduğunu kabul eder: okçu oku doğru yöne atmasaydı, rüzgârlar onu on ikiye götüremezdi. Ama katkı, başarıyı açıklamaya yetmez; açıklamanın asıl yükünü rüzgârlar taşır. Bu, Gettier vakalarının, Ders Ç1.11'de çözümlenen yapısıyla birebir örtüşür: Gettier vakalarında da, kişinin gerekçesi doğruluğa bir katkı yapar, ama doğruluğun asıl açıklaması bir tesadüftür.

Üçüncü özellik, pasajın hiçbir epistemik terim kullanmamasıdır. Sosa, bilgiyi, gerekçeyi ya da inancı anmadan, yalnızca bir okçunun atışını betimler; ve okuyucunun, bu betimlemeden, sezgisel olarak doğru yargılara varmasını bekler. Bu yöntem, Ders Ç4.4'teki Goldman'ın epistemik olmayan terimlerle bir gerekçe kuramı kurma hedefinin bir başka biçimidir. Ama Sosa'nın stratejisi farklıdır: epistemik kavramları epistemik olmayan kavramlara indirgemek yerine, epistemik kavramların, bütün performans değerlendirmelerinde kullandığımız genel kavramların özel durumları olduğunu gösterir. Epistemoloji, bu bakışla, normatif değerlendirmenin daha geniş bir alanının bir parçası olur.

Teknik ayrıntı

Sekiz bileşim. Üç ölçüt, ikili sorulara dönüştürüldüğünde, mantıksal olarak sekiz bileşim verir, ama bunların hepsi mümkün değildir. Yerindelik, tanımı gereği, isabeti ve ustalığı içerir: yetkinlik sayesinde isabetli olan bir performans, hem isabetli hem ustacadır. Bu yüzden, yerinde ama isabetsiz ya da yerinde ama ustaca olmayan bir performans olamaz. Geriye beş olası bileşim kalır: üçünü de karşılayan (Deniz'in dördüncü atışı), isabetli ve ustaca ama yerinde olmayan (üçüncü atış), ustaca ama isabetsiz (birinci atış), isabetli ama ustaca olmayan (ikinci atış), ve hiçbirini karşılamayan (gelişigüzel bir atış). Epistemik karşılıkları da açıktır: bilgi; Gettier vakası; kötü cin kurbanının inancı ya da gerekçeli ama yanlış bir inanç; şanslı bir tahmin; ve gelişigüzel bir yanlış inanç. Bu sınıflama, Ders Ç1'den bu yana karşılaştığımız vakaların çoğunu tek bir çerçeveye yerleştirir.

Yerindelik ile güvenlik. Sosa'nın yerindeliği güvenlikten ayırması, Ders Ç1.13'teki güvenlik tartışmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Sosa, 2007 kitabında, güvenliği bir inancın dayanağına göreli olarak tanımlar: bir inanç, ancak doğru olduğunda sahip olacağı (büyük olasılıkla) bir dayanağa sahipse, dayanağa göreli olarak güvenlidir. Duyarlılığı da benzer biçimde tanımlar: bir inanç, p yanlış olsaydı kişinin aynı dayanakla p'ye kolayca inanmayacağı bir dayanağa dayanıyorsa, dayanağa göreli olarak duyarlıdır. Sosa'nın şüpheciliğe karşı savunması bu ayrıma dayanır: kavanozdaki beyin olmadığımıza dair inancımız, dayanağa göreli olarak güvenlidir ama duyarlı değildir; ve sağduyu bizi en fazla güvenliğe bağlar, duyarlılığa değil. Ama Sosa, yalın (dayanaktan bağımsız) güvenlik koşulunun sorunlu olduğunu kendisi gösterir: şiddetli bir acı çeken biri, acı çektiğini bilir; oysa kolayca hafif bir darbe de alabilirdi, ve o zaman, hipokondri ya da bir hazırlayıcı etki yüzünden, yine acı çektiğine inanabilirdi. İnanç yalın anlamda güvensizdir, ama bilgidir. Sosa bu vakadan, bilginin yalın güvenliği değil, en fazla dayanağa göreli güvenliği gerektirdiği sonucunu çıkarır: şiddetli acıya dayanan inanç, o dayanakla kolayca yanlış olamazdı. Güvenlikten yerindeliğe asıl geçişi ise rüya sorunu zorlar. Sosa, yerindelik ile güvenlik arasında kalan tek bağlantının şu olduğunu söyler: yerindelik bir yetkinliğin gösterilmesini gerektirir, ve yetkinlik, normal koşullarda başarıyı güvenceye alan bir eğilimdir. Bu "sınırlı güvenlik", yetkinliğin kendisinin ve koşulların normalliğinin kırılgan olmasıyla bağdaşır.

Varsayılan yetkinlik. Kaleydoskop çözümlemesinin teknik çekirdeği, Sosa'nın "varsayılan yetkinlik" dediği şeydir. Sıradan bir algıda, ışığın normal olduğunu, uyanık olduğumuzu, gözlerimizin sağlıklı olduğunu açıkça düşünmeyiz; bunları, özel bir aksi işaret olmadıkça, otomatik olarak varsayarız. Sosa'ya göre, bu varsayım da bir yetkinliğin ürünüdür, ve yerinde olabilir ya da olmayabilir. Kaleydoskop vakasında, şakacının varlığı, bu varsayılan yetkinliğin başarısını kişiye kredi olarak yazılamaz hale getirir: ya varsayımın doğruluğu yetkinliğe atfedilemez, çünkü şakacı onu kolayca yanlış kılabilirdi, ya da şakacının varlığı, varsayılan yetkinliğin kullanılması için gereken koşulları bozar. Her iki durumda da, kişi ışığın normal olduğunu yerinde olarak varsaymaz. Bu çözümleme, düşünümsel bilginin, açık bir düşünme süreci gerektirmediğini gösterir: düşünümsel bilgi, örtük bir varsayımın yerindeliğiyle de sağlanabilir.

Tam yerindelik. Sosa, sonraki kitaplarında, özellikle 2011'de Princeton University Press'ten çıkan Knowing Full Well (Tam Olarak Bilmek) kitabında, iki düzey ayrımını, "tam yerindelik" (full aptness) adını verdiği bir kavramla geliştirdi. Kabaca, bir performans, yalnızca yerinde olduğu için değil, failin onun yerinde olacağını yerinde biçimde değerlendirmesiyle yönlendirildiği için de yerindeyse tam yerindedir. Bir okçu, rüzgârın riskini doğru değerlendirip atış yapmaya karar verdiyse, isabet ettiyse, ve atışın yerindeliği bu yerinde değerlendirmeden kaynaklandıysa, atışı tam yerindedir. Bu kavram, düşünümsel bilginin, birinci düzeydeki başarının ikinci düzeydeki bir yargı tarafından yönlendirilmesi olarak anlaşılmasını sağlar.

Güncel tartışma

Sosa'nın kuramı, son yirmi yılda, epistemolojideki "erdem dönüşü"nün merkezinde yer aldı. Kuramın en çok tartışılan yanı, bilgiyi başarıya ve krediye bağlamasıdır. Ders Ç4.10'da göreceğimiz başarı kuramları, bu fikri farklı yönlerde geliştirdi; ve Britanyalı filozof Duncan Pritchard, sahte ambar türü vakaların, yetkinliğe dayanan bir koşulun bilgi için yeterli olmadığını gösterdiğini savunarak, yetkinlik koşulunu ayrı bir şans karşıtı koşulla birleştiren bir öneri geliştirdi. Sosa ise, sahte ambar türü vakalarda hayvansal bilginin bulunduğunu, eksik olanın düşünümsel düzey olduğunu savunmaya devam etti. Bu iki yaklaşım arasındaki fark, bilgi kavramımızın, çevresel şansla ne kadar bağdaştığına dair sezgilerimize bağlıdır; ve bu tür bilgi sezgileri, yöntemi Ders Ç2.12'de tanıtılan deneysel felsefe çalışmalarının da konusu oldu. Tartışmanın bir yöntem dersi de vardır: iki yaklaşım, aynı vakalara aynı yargıları verip yalnızca bu yargılara farklı adlar veriyorsa, aralarındaki anlaşmazlık bir sözcük anlaşmazlığına dönüşür; bu yüzden, iki tarafın da hangi vakada farklı bir yargıya vardığını açıkça göstermesi gerekir.

Sosa, sonraki çalışmalarında, kuramını yargının doğasına doğru genişletti. 2015'te Oxford University Press'ten çıkan Judgment and Agency (Yargı ve Faillik) kitabında, yargıyı, yalnızca doğruluğu değil, yerindeliği hedefleyen bir onaylama olarak tanımladı. Bu tanım, yargıyı askıya almanın, yani bir soruda karar vermemenin, epistemik değerini açıklamaya yardım eder: bir okçu, koşullar uygun değilse atış yapmamayı seçebilir, ve bu seçim de bir yetkinliğin gösterimidir. Epistemik olarak, kanıtın yetersiz olduğu bir durumda yargıyı askıya almak, yerinde bir yargı verememe riskini doğru değerlendirmektir. Bu fikir, Modül Ç5'te göreceğimiz Pyrrhoncu şüphecilikle ilginç bir bağ kurar: yargıyı askıya almak, epistemik bir başarısızlık değil, bir yetkinlik olabilir.

Kuramın güncel bir uygulama alanı da vardır. Bir yapay zekâ modelinin bir sınavdaki yüksek başarısı, kendi başına, modelin yetkin olduğunu göstermez. Model, sınav sorularını eğitim verisinde görmüşse, doğru cevapları ezberlemiş olabilir; bu durumda cevapları isabetlidir, ama ilgili yetkinliğin, örneğin akıl yürütme yetkinliğinin, bir gösterimi değildir. Araştırmacıların, bir modelin başarısını değerlendirirken, sınav verisinin eğitim verisine sızıp sızmadığını kontrol etmeleri, Sosa'nın isabet ile yerindelik ayrımının mühendislikteki karşılığıdır: soru, modelin doğru cevap verip vermediği değil, doğru cevabın modelin bir yetkinliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır.

Pratik: Çözümlü örnek

Muğla'da bir orman yangını gözetleme kulesinde görevli Serkan Bey, bir öğleden sonra, uzaktaki bir yamaçta yükselen beyaz bir duman görüyor ve bunun bir orman yangınının başlangıcı olduğuna inanıyor; telsizle ihbarda bulunuyor. Ekip olay yerine gittiğinde, gerçekten küçük bir yangın buluyor ve büyümeden söndürüyor. Ama olay sonrası değerlendirmede, bir ayrıntı ortaya çıkıyor: o gün, aynı yamaçta, bir köylünün izinli anız yakması da vardı, ve Serkan Bey'in gördüğü duman, yangından değil, anız yakmasından geliyordu; gerçek yangın ise, dumanı kuleden görülmeyen bir vadide başlamıştı. Bölge şefi Nuran Hanım, Serkan Bey'in ihbarını İsabet-Ustalık-Yerindelik Ölçütü ile değerlendiriyor. (Kule, kişiler ve olaylar kurgudur.)

Adım 1, inanç ve yetkinlik. İnanç: o yamaçta bir orman yangını başladı. Yetkinlik: Serkan Bey'in on beş yıllık gözetleme deneyimine dayanan, dumanın rengi, yoğunluğu ve yükseliş biçiminden yangın tanıma yetkinliği. Normal koşullar: açık hava, yeterli görüş, ve bölgede izinli yakma bulunmadığına dair bilgi.

Adım 2, isabet. İnanç doğru: o yamaçta gerçekten bir yangın başlamıştı.

Adım 3, ustalık. İnanç, Serkan Bey'in yetkinliğinin bir kullanımı: dumanı, deneyimine dayanarak, bir yangın dumanı olarak sınıfladı. Ama koşullardan biri normal değildi: bölgede izinli bir yakma vardı, ve Serkan Bey bunu bilmiyordu.

Adım 4, yerindelik. Doğruluk, yetkinlikten kaynaklanmıyor. Serkan Bey'in gördüğü duman, yangından değil, anız yakmasından geliyordu; yangının varlığı ile Serkan Bey'in inancı arasındaki bağlantı tesadüfî. Araya giren olayı çıkarırsak, yani anız yakması olmasaydı, Serkan Bey o yamaçta duman görmeyecek ve yangına inanmayacaktı. Bu, okçunun rüzgâr vakasının bir benzeri: inanç isabetli ve ustaca, ama yerinde değil.

Adım 5, güvenlik. İnanç güvenli de değildi: anız yakması olup yangın olmasaydı, Serkan Bey aynı dayanakla yine yangına inanacaktı.

Adım 6, düşünümsel düzey. Serkan Bey, koşulların normal olduğunu, yani bölgede başka bir duman kaynağı bulunmadığını, varsayılan biçimde kabul etmişti. Bu varsayım, o gün, izinli yakma bilgisinin kuleye ulaştırılmaması yüzünden, yerinde değildi.

Değerlendirme. Nuran Hanım, Serkan Bey'in yetkinliğini sorgulamıyor: ihbar, ustaca bir ihbardı, ve sonuç iyi çıktı. Ama raporuna, bu başarının Serkan Bey'e değil şansa ait olduğunu yazıyor; ve asıl sorunun, altıncı adımda ortaya çıkan bilgi akışı eksikliği olduğunu belirtiyor. Öneri: izinli yakmaların konumu, her sabah gözetleme kulelerine bildirilmeli. Örnek, Sosa'nın ölçütlerinin bir kurumda nasıl işe yarayacağını gösteriyor: başarılı bir sonuç, yetkinliğin kanıtı olarak değerlendirilmeden önce, başarının yetkinlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorulmalı; ve yerindeliği engelleyen etken, çoğu zaman kişinin yetkinliğinde değil, varsayılan koşulların normalliğinde bulunur.

Pratik: Alıştırmalar

  1. İsabet, ustalık ve yerindelik ölçütlerinin birbirinden bağımsız olduğunu, kendi seçeceğin bir performans alanından, örneğin yemek pişirme, araba kullanma ya da müzik çalma, dört örnekle göster.
  2. Yerinde ama güvensiz ve güvenli ama yerinde olmayan birer inanç örneği kur. Her birinde, bilgi olup olmadığına dair sezgin, Sosa'nın kuramıyla uyuşuyor mu?
  3. Sosa'nın kaleydoskop vakasına verdiği cevabı açıkla. Bu cevap, sahte ambar vakasında da işe yarar mı? Hayvansal bilgi kavramı, sezgisel bilgi kavramından daha mı cömert?
Cevapları göster
  1. Örnek alan, yemek pişirme. Ustaca ve isabetli ve yerinde: deneyimli bir aşçı, pilavın suyunu göz kararı ayarlar ve pilav tane tane olur. Ustaca ama isabetsiz: aynı aşçı, aynı özenle ayarlar, ama pirincin türü değişmiştir ve pilav lapa olur. İsabetli ama ustaca değil: acemi biri, suyu rastgele ekler ve pilav şans eseri tane tane olur. İsabetli ve ustaca ama yerinde değil: aşçı suyu doğru ayarlar, ama ocağın ayarı bozuktur ve pilav yanmak üzereyken, biri fark etmeden ocağı kısar ve pilav kurtulur; sonuç iyidir, ama aşçının ustalığından değil, araya giren müdahaleden kaynaklanır. Öğrencinin cevabı, dört örnekte ölçütlerin farklı bileşimlerini açıkça göstermeli, ve özellikle dördüncü örnekte, başarının ustalığa rağmen başka bir etkenden kaynaklandığını göstermelidir.
  2. Yerinde ama güvensiz: bir kişi, yorgun olduğu ve kolayca yanlış okuyabileceği bir gecede, yine de dikkatle bir saat kadranını okur ve saati doğru belirler. İnanç yerindedir, çünkü doğruluğu okuma yetkinliğinden kaynaklanır; ama güvensizdir, çünkü yorgunluk yüzünden kolayca yanılabilirdi. Sosa'ya göre bu kişi bilir; sezgi de büyük olasılıkla aynı yöndedir. Güvenli ama yerinde olmayan: bir kişi, bir sınavda cevapları rastgele işaretler, ama gözetmen, kişinin bilmediği bir nedenle, onun bütün cevaplarını gizlice düzeltir. Kişinin cevaplarının doğru olacağı güvencededir, ama doğruluk onun yetkinliğinden kaynaklanmaz. Sosa'ya göre bu kişi bilmez; sezgi de büyük olasılıkla aynı yöndedir. Öğrencinin cevabı, iki örnekte sezginin yerindeliği mi güvenliği mi izlediğini değerlendirmelidir.
  3. Kaleydoskop vakasında kişi, yüzeyin kırmızı olduğuna yerinde olarak inanır, çünkü renk görme yetkinliğini genel olarak uygun koşullarda kullanır; bu yüzden hayvansal bilgiye sahiptir. Ama ışığın normal olduğunu yerinde olarak varsaymaz, çünkü şakacının varlığı, varsayılan yetkinliğinin başarısını kişiye kredi olarak yazılamaz kılar; bu yüzden düşünümsel bilgiye sahip değildir. Aynı çözümleme sahte ambar vakasına da uygulanabilir: ambara bakan kişi hayvansal bilgiye sahiptir, ama çevresinin maketlerle dolu olmadığını yerinde olarak varsaymaz. Öğrencinin cevabı, bu çözümün sezgiyi ne kadar karşıladığını tartmalıdır: birçok kişi, sahte ambar vakasında, en temel düzeyde bile bilgi olmadığını düşünür; bu doğruysa, hayvansal bilgi kavramı sezgisel bilgi kavramından daha cömerttir, ve Sosa'nın çözümü, bir sezgiyi açıklamak yerine onu yeniden adlandırıyor olabilir.

Pratik: Argüman görevi

Karşılaştırma. Durum: biri, bir arkadaşının sınavı geçeceğini tahmin etmiş, ve arkadaş geçmiş. Zayıf çalışma: "Tahminim doğru çıktı, öyleyse arkadaşımı iyi tanıyorum." Güçlü çalışma: "İnanç: arkadaşım sınavı geçecek. Yetkinlik: arkadaşımın çalışma alışkanlıklarını ve önceki sınav sonuçlarını değerlendirme yetkinliğim. İsabet: doğru. Ustalık: tahminim, arkadaşımın düzenli çalıştığını ve deneme sınavlarında iyi sonuç aldığını gözlememe dayanıyordu. Yerindelik: sonradan öğrendim ki sınav, açıklanandan çok daha kolay hazırlanmış; arkadaşım, deneme sınavlarındaki düzeyinde kalsaydı bile geçerdi, ama aslında son haftalarda çalışmayı bırakmıştı. Araya giren olay, sınavın kolaylığı; onu çıkarırsam, arkadaşım muhtemelen kalırdı. Sonuç: tahminim isabetli ve ustaca, ama yerinde değil; haklı çıktım, ama bilmiyordum."

ÖlçütNe aranır
YetkinlikKullanılan yetkinlik, kişideki dayanağı ve normal koşullarıyla tanımlanmış
Üç ölçütİsabet, ustalık ve yerindelik ayrı ayrı ve gerekçeleriyle değerlendirilmiş
Araya giren olayYerindeliği bozan ya da bozmayan etken somut olarak belirlenmiş ve çıkarılmış
Güvenlik ve düşünümGüvenlik sorusu yerindelikten ayrı yanıtlanmış; düşünümsel düzey sorulmuş

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç1.13) Ders Ç1.13'te güvenlik koşulu nasıl tanımlanmıştı? Sosa, 2007 kitabında, güvenliği neden bilginin merkezinden çıkarıyor?
  2. (Ders Ç3.7) Ders Ç3.7'de, Sosa'nın hayvansal ve düşünümsel bilgi ayrımı, piramit ile sal tartışmasına nasıl bağlanmıştı?
  3. (Ders Ç4.6) Ders Ç4.6'daki kötü cin kurbanı, Sosa'nın üç ölçütüne göre nasıl değerlendirilir? Bu değerlendirme, Goldman'ın güçlü ve zayıf gerekçe ayrımından nasıl farklıdır?
Cevapları göster
  1. Ders Ç1.13'te, bir inancın güvenli olması, kişinin p'ye inandığı yakın olası dünyalarda p'nin doğru olması, yani inancın kolayca yanlış olamaması olarak tanımlanmıştı; Sosa'nın formülü, duyarlılığın karşı-olgusal karşıt tersi olarak verilmişti. Sosa, 2007 kitabında, güvenliği iki adımda bilginin merkezinden çıkarır. Önce şiddetli acı örneğiyle, bilginin yalın güvenliği değil, en fazla dayanağa göreli güvenliği gerektirdiğini gösterir. Sonra rüya olasılığının sıradan algı inançlarını güvensiz kıldığını, ama onları yerinde olmaktan çıkarmadığını savunur. Sosa, güvenliğin yerine, yerindeliği koyar: bilgi için gereken, inancın kolayca yanlış olamaması değil, doğruluğunun kişinin yetkinliğinden kaynaklanmasıdır.
  2. Ders Ç3.7'de, Sosa'nın hayvansal bilgisi, güvenilir bir yetinin uygun koşullarda ürettiği doğru inanç; düşünümsel bilgisi ise, kişinin kendi yetilerinin güvenilirliğine dair bir bakış açısını da içeren ve bu bakış açısıyla tutarlı biçimde birleştirilmiş bilgi olarak tanımlanmıştı. Bu ayrım, piramit ile salın bir sentezi olarak sunulmuştu: hayvansal düzeyde gerekçe kaynaktan gelir ve piramide benzer; düşünümsel düzeyde ise bakış açısının bütünlüğü önem kazanır ve sal imgesi yeniden anlam bulur. Bu derste, aynı ayrımın 2007'deki biçimini, yani yerinde inanç ile yerinde olarak fark edilmiş yerinde inanç arasındaki ayrımı gördük.
  3. Kötü cin kurbanının inançları, Sosa'nın ölçütlerine göre ustacadır, çünkü kurban görme yetkinliğini kusursuz kullanır; isabetsizdir, çünkü cin inançları yanlış kılar; ve dolayısıyla yerinde değildir. Kurban bilmez, ama inançları bir yetkinliğin gösterimidir ve bu bakımdan olumlu bir değerlendirmeyi hak eder. Goldman'ın zayıf gerekçesi, kurbanın inançlarına yalnızca suçlanamazlık anlamında bir olumlu değer verir; Sosa'nın ustalığı ise, daha güçlü bir olumlu değer verir: kurban, yalnızca kınanmaktan kurtulmaz, bir beceriyi gerçekten gösterir. Bu fark, Ders Ç4.6'daki itirazı, yani kurbanın inancına verdiğimiz olumlu yargının salt suçlanamazlıktan fazlası olduğu itirazını, Sosa'nın Goldman'dan daha iyi karşılayabileceğini düşündürür.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Erdem güvenilirciliği nedir?Gerekçe ve bilgiyi, bilen kişinin güvenilir bilişsel yetkinliklerinin, yani düşünsel erdemlerinin, kavramlarıyla açıklayan görüş (Sosa).
Yetkinlik nedir (Sosa)?Kişide dayanağı olan, normal koşullarda ilgili performansların başarısını güvenceye alan ya da çok olası kılan bir eğilim.
Üç A yapısı nedir?İsabet (hedefe ulaşmak), ustalık (beceri göstermek), yerindelik (beceri sayesinde hedefe ulaşmak).
Okçunun rüzgâr vakası neyi gösterir?Bir atış isabetli ve ustaca olup yerinde olmayabilir; Gettier vakalarının modelidir.
Hayvansal ve düşünümsel bilgi nedir?Hayvansal: yerinde inanç. Düşünümsel: yerinde olarak fark edilmiş yerinde inanç (K+p ↔ KKp).
Yerindelik ve güvenlik nasıl ilişkilidir?Birbirini gerektirmez: ilaç ya da rüzgâr tehdidi altındaki atış yerinde ama güvensiz; rüzgâr makinesi olan meleğin koruduğu atış güvenli ama yerinde değil.
Kaleydoskop vakasında Sosa ne der?Kişi hayvansal bilgiye sahiptir; ışığın normal olduğunu yerinde olarak varsaymadığı için düşünümsel bilgiye sahip değildir.
Kötü cin kurbanı Sosa'ya göre nasıl değerlendirilir?İnançları ustacadır ama isabetsiz, dolayısıyla yerinde değildir; bilmez ama bir yetkinlik gösterir.

Okuma listesi

  • Ernest Sosa, "The Raft and the Pyramid: Coherence versus Foundations in the Theory of Knowledge", Midwest Studies in Philosophy 5 (1980). Düşünsel erdem kavramının ilk ortaya atılışı.
  • Ernest Sosa, Knowledge in Perspective: Selected Essays in Epistemology (Cambridge University Press, 1991). Hayvansal ve düşünümsel bilgi ayrımının erken biçimi.
  • Ernest Sosa, A Virtue Epistemology: Apt Belief and Reflective Knowledge, Cilt I (Oxford University Press, 2007). Kuramın olgun biçimi.
  • Ernest Sosa, Knowing Full Well (Princeton University Press, 2011). Tam yerindelik.
  • Jennifer Lackey, "Why We Don't Deserve Credit for Everything We Know", Synthese 158 (2007). Tanıklık itirazı.
  • Hilary Kornblith, On Reflection (Oxford University Press, 2012). Düşünümün değerine eleştiri.

Sonraki derse köprü

Bu derste, Sosa'nın erdemlerinin, görme, hatırlama ve akıl yürütme gibi güvenilir yetiler olduğunu gördük; bir kişi, bu yetileri kullanırken hiçbir çaba göstermese, hiçbir özen ya da dürüstlük sergilemese bile, yerinde inançlara sahip olabilir. Ama günlük dilde "düşünsel erdem" dediğimizde, çoğu zaman başka bir şeyi kastederiz: açık fikirliliği, düşünsel cesareti, özeni, düşünsel alçakgönüllülüğü. Bunlar yeti değil, karakter özellikleridir; ve kişinin, onları kazanmak için çaba göstermesi, onlardan sorumlu tutulması mümkündür. Amerikalı filozof Linda Zagzebski ve Kanadalı filozof Lorraine Code, epistemolojiyi bu tür karakter erdemlerinin üzerine kurmayı önerdiler. Ders Ç4.9, bu sorumlulukçu erdem epistemolojisini inceliyor, ve bir kişinin düşünsel karakterini değerlendirmek için Erdem Envanteri adlı bir araç sunuyor.

Günlük sorusu: Son zamanlarda haklı çıktığın bir yargını düşün. Haklı çıkmanda becerinin mi yoksa şansın mı payı daha büyüktü? Bunu nereden anlıyorsun?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.