İçeriğe geç

Ders Ç4.7 · Çekirdek · Modül Ç4: Gerekçe kuramları

Goldman ile Feldman ve Conee: büyük tartışma

Araç: İçsel-Dışsal Karşılaştırma · 5K: Karşı-görüş · 6.720 kelime · tamamı yaklaşık 31 dakika okuma

Giriş

Kızılkaya adında küçük bir kasabada emekli öğretmen Hüsnü Bey, torunlarına kasabayı gezdirirken iki şey anlatıyor. Meydandaki çeşmenin 1890'da yapıldığını söylüyor; ve kasabanın adının, buraya bir zamanlar konaklayan bir paşanın kızıl atından geldiğini. Hüsnü Bey iki bilgiden de emin. Ama ikisini nereden öğrendiğini hatırlamıyor. Gerçekte, çeşmenin tarihini yıllar önce belediyenin arşivindeki bir kitabe kaydından okumuştu; ad hikâyesini ise, gençliğinde kahvehanede bir masal anlatıcısından duymuştu. İki inanç da bugün Hüsnü Bey'in zihninde aynı biçimde duruyor: ikisi de aynı netlikte, aynı güvenle, kaynağı silinmiş olarak. Ve tesadüfen, ikisi de doğru. (Kasaba, kişiler ve olaylar kurgudur.)

Hüsnü Bey'in iki inancı aynı derecede mi gerekçeli? Bir dışsalcı, hayır diyecektir: inançlardan biri güvenilir bir kaynaktan, öbürü güvenilmez bir kaynaktan doğmuştur, ve gerekçe, inancın kaynağının niteliğine bağlıdır. Bir içselci ise, evet diyecektir: Hüsnü Bey'in bugünkü bakış açısından, iki inanç tamamen eşittir; ikisinden birini bırakıp öbürünü tutması, onun için akla aykırı olurdu. Bu soru, epistemolojide son çeyrek yüzyılın en uzun soluklu tartışmalarından birinin tam merkezindedir. Tartışmanın bir yanında, Ders Ç4.4'ten tanıdığımız Alvin Goldman vardır; öbür yanında, Ders Ç3.12'den ve Ç4.2'den tanıdığımız Richard Feldman ile Earl Conee.

Ders Ç4.6'nın sonunda, kötü cin ve kâhin vakalarının, güvenilirciliği iki yönden kuşattığını, ama içselciliğe de bir soru yönelttiğini görmüştük: gerekçe iç durumları izliyorsa, hangi iç durumları? Goldman, 1999'da The Journal of Philosophy'de yayımladığı "Internalism Exposed" (İçselcilik Açığa Çıkarıldı) makalesinde, bu soruyu bir saldırıya dönüştürdü: içselciliğin dayandığı gerekçenin, onun kendi ölçütlerini karşılayamayacağı sonuçlara götürdüğünü savundu. Feldman ve Conee, 2001'de American Philosophical Quarterly'de yayımladıkları "Internalism Defended" (İçselcilik Savunuldu) makalesiyle cevap verdiler. Ders Ç4.2'de, bu makalenin erişimcilik ile zihinselcilik arasında yaptığı ayrımı görmüştük; bu ders ise, makalenin Goldman'a verdiği cevapları, ve Goldman'ın itirazlarını, karşılıklı olarak inceliyor. Ders Ç2.8'de unutulmuş kanıt sorununu, Ders Ç4.1'de depolanmış inançlar itirazını kısaca görmüş ve ayrıntılı incelemeyi bu derse bırakmıştık.

Tartışmanın önemi, yalnızca iki kuram arasında bir kazanan belirlemek değildir. Tartışma, iki tarafı da kendi görüşlerini keskinleştirmeye zorladı: Goldman, içselciliğin hangi gerekçeye dayandığını açıkça ortaya koymaya; Feldman ve Conee ise, içselciliği bu gerekçeden bağımsız olarak savunmaya. Sonuçta ortaya çıkan, iki kuramın gerçekte nerede ayrıştığına dair, öncekinden çok daha net bir haritadır.

Bu dersin kazanımları:

  • Goldman'ın rehberlik-ödev gerekçe anlayışını, bilinebilirlik kısıtını, depolanmış inançlar, unutulmuş kanıt ve eşzamanlı erişim sorunlarını, ve Feldman ile Conee'nin eğilimsel gerekçe ile depolanmış kanıt kavramlarını açıklarsın. (anla)
  • Bir vakaya İçsel-Dışsal Karşılaştırma'yı uygulayarak içselci ve dışsalcı hükümleri yan yana yazar, ayrıştıkları noktayı ve bu ayrışmayı yaratan olguyu belirlersin. (uygula)
  • Goldman'ın içselciliğin gerekçesine yönelik saldırısının ve Feldman ile Conee'nin bu gerekçeyi reddederek verdikleri cevabın, tartışmayı ne ölçüde sonuçlandırdığını gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu bölüm önce Goldman'ın içselciliğe atfettiği gerekçeyi ve ondan çıkan kısıtı, sonra Goldman'ın sorunlarını, en son da Feldman ile Conee'nin cevaplarında kullandığı iki kavramı tanımlıyor.

Goldman'a göre, içselciliğin en yaygın gerekçesi, Ders Ç1.9'da gördüğümüz ödev anlayışının özel bir biçimidir. Bu biçime göre, bir inanç, kişi onu benimsemekle epistemik bir ödevi yerine getiriyorsa ya da bir ödevi çiğnemiyorsa gerekçelidir. Goldman'ın vurguladığı nokta, bu anlayışın "rehberlik" yanıdır: ödevler, kişinin onları yerine getirebilmesi için ona yol gösterebilmelidir. Bir ödevi yerine getirmem gerekiyorsa, ödevin ne istediğini, ve onu yerine getirip getirmediğimi, bilebilmeliyim. Bu yüzden, rehberlik-ödev anlayışı, gerekçeyi belirleyen etkenlerin kişinin bilebileceği türden olmasını şart koşar. Goldman, içselciliği, bu anlayışın bir sonucu olarak yeniden kurar; ve saldırısını da bu kuruluşa yöneltir.

Goldman'ın argümanı, bu kısıtın üç okumasını ayırır. En geniş okumada, kısıt yalnızca "kolayca bilinebilir" der, ve nasıl bilinebileceğini belirtmez. Goldman'a göre bu okuma, içselciliği desteklemez: kişinin kolayca bilebileceği şeyler arasında, algı yoluyla bilinebilen bazı dış olgular da vardır, ve kısıt onları gerekçelendirici saymayı yasaklamaz. Bu yüzden içselci, kısıtı daraltmak zorundadır. Dar okumada, kişinin yalnızca içebakışla bilebileceği şeyler gerekçelendirici sayılır; Goldman buna "güçlü içselcilik" der, ve bu görüşe göre gerekçelendiriciler, yalnızca kişinin o anki bilinçli durumlarıdır. Orta okumada, içebakışa bellekten geri çağırma da eklenir; Goldman buna "zayıf içselcilik" der, ve bu görüşe göre gerekçelendiriciler, kişinin bilinçli ve depolanmış zihinsel durumlarıdır. Goldman'ın stratejisi, her okumanın ayrı bir sorunla karşılaştığını göstermektir.

Herhangi bir anda, bildiklerimizin neredeyse hiçbirini bilinçli olarak düşünmeyiz. Doğum tarihimizi, kendi dilimizin dilbilgisini, mesleğimizin temel bilgilerini, şehrimizin sokaklarını biliriz; ve bildiğimiz için, bunlara gerekçeli olarak inanırız. Ama bu inançlar, çoğu zaman, zihnimizde depolanmış olarak durur, bilinçli olarak düşünülmez. Goldman'ın ifadesiyle, o anda hiçbir algı deneyimi, hiçbir bilinçli bellek olayı ve bilinçli olarak düşünülen hiçbir öncül, böyle bir inanç için gerekçe bakımından yeterli değildir. Güçlü içselcilik, yalnızca bilinçli durumları gerekçelendirici saydığı için, bu inançların çoğunu gerekçesiz saymak zorundadır; ve bu, açıkça kabul edilemez bir sonuçtur.

Ders Ç2.8'deki Doktor Nihat vakası, bu sorunun bir örneğiydi. Goldman'ın kendi örneği şudur: Sally, geçen yıl New York Times'ın bilim sayfasında brokolinin sağlığa yararları üzerine bir yazı okur ve brokolinin yararlı olduğuna gerekçeli olarak inanmaya başlar. Bugün hâlâ bu inanca sahiptir, ama inancın kaynağını hatırlamamaktadır; ve bu arada ne destekleyici ne de çürütücü bir kaynakla karşılaşmıştır. Goldman'a göre, Sally'nin inancı hâlâ gerekçelidir, ve doğruysa bilgidir. Zayıf içselcilik bile, gerekçelendiricileri kişinin geri çağırabileceği şeylerle sınırladığı için, bu inancın gerekçesini açıklayamaz: Sally'nin asıl kanıtı, geri çağrılamayacak biçimde kaybolmuştur.

Feldman ile Conee'ye göre, "inanç" sözcüğünün bir anlık bir de eğilimsel anlamı olduğu gibi, "gerekçeli" sözcüğünün de iki anlamı vardır. En temel anlamda, bir inanç yalnızca kişinin şu anki kanıtıyla gerekçelendirilebilir, ve bu kanıt bilinçlidir; bu anlamda, depolanmış inançların çoğu gerekçeli değildir. Ama depolanmış inançlar olduğu gibi, depolanmış gerekçeler de vardır: kişi, belleğinde, inancını gerekçelendiren nedenlere sahip olabilir. Böyle inançlar eğilimsel olarak gerekçelidir. Bu ayrımın önemli bir sınırı vardır, ve İtirazlar bölümünde göreceğimiz gibi, Goldman'ın bir itirazına cevap verirken belirginleşir: depolanmış kanıt, kişinin zaten sahip olduğu bir şeydir; kişinin, örneğin gözlerini açarak, elde edebileceği kanıt ise, depolanmış kanıt değil, kanıt edinme gücüdür.

Argüman

Goldman'ın "Internalism Exposed" makalesindeki ana argüman, içselciliğin gerekçesini hedef alan bir ikilemdir. Argüman şöyle kurulabilir:

  1. İçselciliğin temel gerekçesi, rehberlik-ödev gerekçe anlayışıdır.
  2. Rehberlik-ödev anlayışı, bilinebilirlik kısıtını gerektirir: bir inancı gerekçelendiren her etken, kişinin, o anda, var olup olmadığını kolayca bilebileceği bir şey olmalıdır.
  3. Kısıtın niteliksiz okuması, kolayca bilinebilen bazı dış olguları da gerekçelendirici saymaya izin verir; bu yüzden içselciliği desteklemez.
  4. Kısıtın içebakışla sınırlı okuması, yani güçlü içselcilik, depolanmış inançların çoğunu gerekçesiz sayar.
  5. Kısıtın içebakış ve bellekle sınırlı okuması, yani zayıf içselcilik, unutulmuş kanıtın gerekçe sağladığı inançları açıklayamaz, ve bütünsel kuramlar için gerekecek eşzamanlı erişimi sağlayamaz.
  6. Kısıta mantıksal ve olasılıksal ilişkileri hesaplama gücünün eklenmesi, bu hesaplamaların zaman alması ve çoğu insana açık olmaması yüzünden sorunu çözmez.

Sonuç: Rehberlik-ödev anlayışı, içselciliği desteklemez; ve içselcilik, bu anlayıştan başka bir gerekçe bulamazsa, gerekçesiz bir kuramdır.

Birinci öncül, Goldman'ın içselciliğe dair yorumudur. Goldman, bu gerekçenin içselcilerin yazılarında açıkça bulunduğunu, örneğin Amerikalı filozof Roderick Chisholm'un epistemolojisinde, gerekçenin kişinin düşünerek belirleyebileceği bir şey olarak ele alındığını öne sürer. İkinci öncül, rehberlik fikrinden çıkar: bir ödev, kişiye rehberlik edecekse, kişinin onun gerekliliklerini bilebilmesi gerekir. Üçüncü, dördüncü ve beşinci öncüller, kısıtın üç okumasının her birinin karşılaştığı sorunlardır; altıncı öncül, son bir kurtarma girişimini engeller. Argüman, böylece, bir ikilem biçimindedir: içselci, kısıtı ne kadar genişletirse içselcilikten o kadar uzaklaşır, ne kadar daraltırsa gerekçeli inançlarımızın o kadar büyük bir kısmını kaybeder.

Argümanın gücü, içselciliği kendi gerekçesiyle yargılamasıdır. Goldman, içselciliğin yanlış sonuçlar verdiğini söylemekle kalmaz; içselcilerin kendi gerekçesi kabul edilirse, içselciliğin tutarlı bir biçiminin bulunmadığını savunur. Bu, Ders Ç4.1'deki Bergmann ikilemine benzer bir yapıdır: o ikilem de, içselciliğin farkındalık talebini, ya gerilemeye ya da motivasyon kaybına götürüyordu. İki argüman da, içselciliğin dayanak noktasını, onun sonuçları kadar hedef alır.

Goldman'ın makalesi, bu ana argümanın yanında, bir yöntem eleştirisi de içerir. İçselciler, epistemolojiyi genellikle tamamen önsel bir girişim olarak görür: gerekçeyi belirleyen ilkelere, koltuğumuzdan kalkmadan, düşünerek ulaşabileceğimizi varsayarlar. Goldman'a göre, bu varsayım da sorunludur: örneğin, güvenilir anıları kuşkulu olanlardan ayıran ipuçlarını, yalnızca koltuk yöntemleriyle, bellek deneyimlerinin ince özelliklerini inceleyerek bulmak son derece zordur. Bu eleştiri, Ders Ç4.13'ün konusu olan doğallaştırılmış epistemolojinin, Goldman'ın düşüncesindeki yerini gösterir.

En tartışmalı öncül: Birinci öncül, yani içselciliğin temel gerekçesinin rehberlik-ödev anlayışı olduğu. Feldman ve Conee'nin cevabının temel bir ayağı, bu öncülü reddetmektir. Onlara göre, içselcilik, ödev kavramına başvurmadan savunulabilir: kanıtçılık, doğru kanıta sahip olmanın, tek başına, karşılık gelen inançların gerekçesini sağladığını söyler; ve bunun için ne epistemik değerlendirmelere ne de ödevlere başvurmak gerekir. İçselciliğin gerekçesi, onlara göre, ödevler değil, vakalardır: Ders Ç4.2'de gördüğümüz karşıtlık çiftleri, iç durumları farklı olan iki kişinin gerekçelerinin de farklı olduğunu gösterir. Birinci öncül reddedilirse, Goldman'ın argümanı, olsa olsa içselciliğin bir biçimine, yani ödeve dayanan erişimciliğe yönelir, ve ödeve dayanmayan zihinselciliği olduğu yerde bırakır; Feldman ve Conee, argümanın erişimciliği bile çürüttüğünü kabul etmez. Ama bu cevabın da bir bedeli vardır: içselcilik, artık vakalara dayanıyorsa, Goldman, Ders Ç4.4'te gördüğümüz gibi, aynı vakaların güvenilircilikle de açıklanabileceğini söyleyebilir; ve tartışma, ödevlerden sezgilere taşınır.

İtirazlar ve cevaplar

Bu derste, itirazlar ve cevaplar, tartışmanın kendi düzenini izliyor: her itiraz, Goldman'ın içselciliğe yönelttiği bir sorundur; her cevap, Feldman ile Conee'nin, ya da onların yaklaşımına yakın bir içselcinin, o soruna verdiği karşılıktır.

İtiraz 1: Depolanmış inançlar ve trendeki yolcu

Goldman, depolanmış inançlar sorununa verilebilecek eğilimsel bir cevabı, Feldman'ın daha önceki bir önerisini hedef alarak önceden reddeder. Ona göre, bu cevabın ardındaki fikir, bilinçli bir kanıt durumu üretme eğiliminin bir gerekçelendirici sayılmasıdır; ve bu fikir, çok fazla şeye izin verir. Goldman bir örnek verir: bir tren yolcusu, kısa bir uykudan uyanır, ama henüz gözlerini açmamıştır. Komşu manzaranın ayrıntılarına dair önermelere inanmakta gerekçeli midir? Açıkça hayır. Ama yolcu, yalnızca gözlerini açarak, bu inançları anlık olarak gerekçelendirecek bilinçli zihinsel durumlar üretmeye eğilimlidir. Öyleyse, eğilimler gerekçelendirici sayılırsa, yolcunun manzaraya dair inançları da gerekçeli olurdu.

Cevap: Feldman ve Conee, Goldman'ın eleştirdiği fikrin, kendi önerileri olmadığını söyler. Önerileri, kişinin girebileceği her bilinçli zihinsel durumun kanıt sayılması değildir; kişinin hâlihazırda içinde bulunduğu bazı bilinçli olmayan durumların, örneğin algı deneyimlerinin bilinçli olmayan anılarının, depolanmış kanıt olmasıdır. Bu depolanmış kanıta şu anda sahip olmak, kişinin zaten sahip olduğu bazı bilinçli olmayan inançları eğilimsel olarak gerekçelendirir. Tren yolcusu, gözlerini açsaydı edineceği kanıta sahip değildir. Onun içinde bulunduğu eğilimsel durum, yani gözlerini açarak manzarayı görme eğilimi, manzaraya dair önermeler için depolanmış kanıt değildir; bir kanıt edinme gücüdür, ve bu, çok farklı bir şeydir. Feldman ve Conee, ikinci bir cevap da önerir, ve bu cevap anlık ve eğilimsel gerekçe ayrımına bile gerek duymaz: bilinçli olarak düşünülmeyen birçok gerekçeli inancımız varsa, bu inançları gerekçelendirenler arasından başka depolanmış inançları ve anıları dışlamak için bir neden yoktur. Bu depolanmış gerekçelendiriciler, zihinselciliğin ölçütüne göre içseldir, çünkü kişinin zihnindedir. Hangi depolanmış durumların gerekçe sağladığı ve bunu nasıl yaptığı, zor sorulardır; ama Feldman ve Conee'ye göre, içselciliğin bu sorulara tatmin edici cevaplar verecek kaynaklardan yoksun olduğuna dair bir belirti yoktur.

İtiraz 2: Unutulmuş kanıt ve güvenilmez kaynak

Goldman, unutulmuş kanıt sorununu iki aşamada kurar. Birinci aşamada, Sally'nin brokoli inancının, kaynağını unutmasına rağmen gerekçeli olduğunu gösterir. İçselci buna, Sally'nin elinde, asıl kanıtı olmasa da, başka destekleyici kanıtlar bulunduğunu söyleyerek cevap verebilir: sebzelerin sağlığa yararı yaygın biçimde konuşulur, ve Sally'nin, belleğinin bu tür konularda genel olarak güvenilir olduğuna dair depolanmış inançları vardır. İkinci aşamada, Goldman vakayı değiştirir: Sally, brokoli inancını, güvenilir bir gazeteden değil, güvenilmez bir magazin dergisinden, Goldman'ın örneğinde National Inquirer'dan, edinmiştir. Sally'nin bugünkü inancı ve arka plan inançları aynıdır. Goldman'a göre, Sally bu durumda brokolinin yararlı olduğuna gerekçeli olarak inanmaz: geçmişteki edinme süreci hâlâ ilgili ve belirleyicidir, en azından gerekçenin, doğru bir inancı bilgiye doğru epey yol götüren "bilgiye taşıyıcı" anlamında. Sally, tek kaynağı güvenilmez bir dergi olduğu için, brokolinin yararlı olduğunu kesinlikle bilmez. İçselcilik ise, Sally'nin bugünkü iç durumları iki vakada aynı olduğu için, ona iki vakada aynı gerekçeyi vermek zorundadır.

Cevap: Feldman ve Conee, Sally'nin ikinci vakada bilmediğini, ve bunun, inancı edinme biçimiyle ilgili olgulardan kaynaklandığını kabul eder. Ama bundan, inancın gerekçesiz olduğu sonucunun çıkmadığını söylerler. Birincisi, Goldman'ın son çıkarımı geçersizdir: bir inancın bilgiye ulaşmaması, onun bilgiye doğru epey yol gitmediğini göstermez. İkincisi, vaka, Ders Ç1.11'de gördüğümüz bir Gettier vakasıdır. Feldman ve Conee, bunu bir pratik kuralla gösterir: doğru bir inanç, oldukça makul biçimde tutulmasına rağmen tesadüfen doğruysa, vaka bir Gettier vakasıdır. Sally, brokolinin yararlı olduğuna inanır; bunu güvenilir bir kaynaktan öğrendiğine, büyük olasılıkla gerekçeli olarak, inanır; kaynağı konusunda yanılır, ama brokoli konusunda tesadüfen haklıdır. Bu, gerekçeli ama bilgi olmayan doğru bir inançtır. Feldman ve Conee, bu çözümlemeyi iki karşılaştırmayla destekler. Sally, kaynağının güvenilmez olduğunu hatırlasaydı ve inancını yine de sürdürseydi, inancı çok daha az makul olurdu; bu, kaynağı unutmanın inancı daha iyi gerekçeli kıldığını düşündürür. Ve Sally, brokoliye dair inancını güvenilmez dergiden, bezelyeye dair inancını güvenilir gazeteden edinmiş ve iki kaynağı da unutmuşsa, Goldman'ın itirazı, iki inancı kabul edilemez bir biçimde ayırmayı gerektirir: Sally'nin bugünkü bakış açısından, iki önerme eşittir, ve birini bırakıp öbürünü tutması tamamen akla aykırı olurdu.

İtiraz 3: Eşzamanlı erişim ve karar aralığı

Goldman, zayıf içselciliğe, bellekten geri çağırmanın bile yetmediğini gösteren bir başka sorun yöneltir. Bazı içselci kuramlar, örneğin Ders Ç3.5'te gördüğümüz bütünsel tutarlılıkçılık, bir inancın gerekçeli olması için, kişinin bütün inanç kümesiyle tutarlı olmasını şart koşar. Ama kişinin, bir inancının bütün inanç kümesiyle tutarlı olup olmadığını belirlemesi için, bütün inançlarını aynı anda bellekten geri çağırması gerekirdi; ve bu, psikolojik olarak imkânsızdır. İçselci, buna, kişinin mantıksal ve olasılıksal ilişkileri hesaplama gücünü ekleyerek cevap verebilir. Goldman'a göre bu da yetmez. Hesaplamalar zaman alır; ve bu sürede kişinin zihinsel durumları değişir. İçselcilik, hesaplama için yeterince uzun, ama inancın epistemik durumunu etkileyecek bir değişikliğe izin vermeyecek kadar kısa bir "inanç karar aralığı" tanımlamak zorundadır; Goldman, bu iki koşulun birlikte karşılanamayabileceğini söyler. Ayrıca, içselcinin varsaydığı hesaplama yöntemi, örneğin bir önermeler kümesinin tutarlılığını sınamak için doğruluk tablosu yöntemi, çoğu insana açık değildir.

Cevap: Feldman ve Conee, eşzamanlı erişim sorununa bir dipnotta cevap verir: sorun yalnızca bütünsel tutarlılıkçılığı, o da kişinin bir inancın gerekçeli olup olmadığını her zaman bulabileceğini söyleyen ödevci tezle birleştiğinde vurur; tutarlılıkçı bu tezi reddedebilir, ya da ödevi yerine getirmek için her şeyi aynı anda geri çağırmanın gerekmediğini söyleyebilir. Karar aralığı ve hesaplama yöntemi itirazlarına ayrıca cevap vermezler; ama makalenin başka bir yerinde, Goldman'ın tartışmayı bütün "gerekçelendiricilerin" erişilebilir olması üzerine kurmasını eleştirirler. Goldman, içselcilerin bütün "gerekçelendiricilerin" uygun bir biçimde erişilebilir olmasını şart koştuğunu varsayar. Ama bir kişi, p'ye inanmasına dayanarak q'ya inanıyorsa ve bu inancında gerekçeliyse, gerekçelendiriciler, kabaca, p inancı ile onun gerekçesi, ve p'nin q'yu gerekçelendirdiği olgusudur. İkinci olgu, kişinin bir iç durumu değildir; ama bu, içselcinin onun bir iç temsilini bulmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Destekleme ilişkisi, inancın neden gerekçeli olduğunun açıklamasının bir parçasıdır; ama kişinin, gerekçeli olmak için, bu ilişkiye erişmesi gerekmeyebilir; Feldman ve Conee, epistemik türden üst düzey bilgiyi şart koşmaz, ama bazı vakalarda epistemik olmayan bağlayıcı bilginin gerektiğini kabul eder. Feldman ve Conee'nin kanıtçılığına göre, doğru kanıta sahip olmak, tek başına, gerekçeyi sağlar; gerekçe, uygun kanıta içsel olarak sahip olmaya bağlıdır. Bu cevap, Ders Ç4.2'de gördüğümüz erişimcilik ile zihinselcilik ayrımının tam olarak işe yaradığı yerdir: dersin yorumuyla, eşzamanlı erişim ve hesaplama sorunları olsa olsa erişimciliğe yönelir; zihinselcilik ise erişim talebinde bulunmadığı için bu sorunlardan daha az etkilenir. Feldman ve Conee bunu bile kabul etmez: onlara göre, iki tür içselcilik de bu itirazları aşabilir. Bütünsel tutarlılıkçılığın sorunu ise, Feldman ve Conee'ye göre, içselciliğin değil, o özel kuramın sorunudur.

İtiraz 4: Ödevsiz içselcilik gerekçesiz kalır

Goldman, Feldman ve Conee'nin cevabının bedelini gösterebilir. İçselcilik, ödev anlayışından vazgeçerse, neden doğru olsun? Rehberlik-ödev anlayışı, en azından, gerekçenin neden kişinin zihnine bağlı olması gerektiğini açıklıyordu: kişinin bilmediği bir şey, ona rehberlik edemez. Bu açıklama terk edildiğinde, zihinselciliğin elinde yalnızca sezgiler kalır; ve Ders Ç4.4'te gördüğümüz gibi, aynı sezgiler, güvenilircilik tarafından da açıklanabilir. Karşıtlık çiftlerindeki iç farklar, çoğu zaman, güvenilirlik farklarıyla birlikte gelir: dikkatli bakan kişi, dikkatsiz bakandan daha güvenilir bir süreç kullanır. Öyleyse, sezgiler, iki kuram arasında karar vermez.

Cevap: Feldman ve Conee, ödev anlayışını içselciliğin zorunlu gerekçesi saymayı reddeder, ama içselciliğin gerekçesiz kaldığını kabul etmez. Onlara göre, içselciliğin gerekçesi, iç farklar ile güvenilirlik farklarının birbirinden ayrıldığı vakalardır. Makalelerindeki kavanozdaki beyin Hilary'nin iki sürümünde, iki kişi de aynı ölçüde aldatılmıştır, ama anısı silik ve tutarsız olan Hilary'nin kahvaltı inancı, anısı canlı ve olağan olan Hilary'ninkinden daha az gerekçelidir; fark yalnızca iç durumdadır; Sally'nin brokoli ve bezelye inançları, kaynakların güvenilirliği bakımından farklı, Sally'nin bugünkü bakış açısından aynıdır, ve onlara göre, Sally'nin ikisinden birini bırakması akla aykırı olur. Bu vakalar, iki kuramın sezgileri eşit derecede açıklamadığını gösterir: iç durumlar ile güvenilirliğin ayrıştığı her yerde, sezgi iç durumların yanında durur. Ama Goldman'ın elinde de bir karşı-hamle vardır: Ders Ç4.6'da gördüğümüz güçlü ve zayıf gerekçe ayrımı, Ders Ç4.6'daki kötü cin kurbanına ve unutkan Sally'ye yalnızca zayıf, yani suçlanamazlık anlamında gerekçe tanır; ve bu ayrım, sezgiyi, güvenilirciliğe karşı bir kanıt olmaktan çıkarır. Tartışma, bu noktada, "gerekçe" sözcüğünün hangi değerlendirmeye ad olacağı sorusuna dayanır. Feldman ve Conee'nin gerekçe tanımı, bilgi için gerekli olan gerekçedir; Goldman'ın "bilgiye taşıyıcı" anlamı da bunu amaçlar. Feldman ve Conee, Goldman'ın "bilgiye taşıyıcı" anlamının kendi gerekçe tanımlarına uyduğunu belirtir; iki taraf, aynı kavramı hedefler görünür, ama Sally vakasında ondan farklı sonuçlar çıkarır.

Örnekler

Örnek 1: Hüsnü Bey'in iki inancı (kurgu)

Girişteki vakaya dönelim. Hüsnü Bey'in iki inancı, Sally'nin brokoli ve bezelye inançlarının yapısını tekrarlar: biri güvenilir bir kaynaktan, belediye arşivindeki bir kitabe kaydından, öbürü güvenilmez bir kaynaktan, kahvehanedeki bir masal anlatıcısından gelir; iki kaynak da unutulmuştur; ve iki inanç da tesadüfen doğrudur. Goldman'ın çözümlemesine göre, çeşmenin tarihine dair inanç gerekçelidir ve bilgidir; kasabanın adına dair inanç ise gerekçesizdir, çünkü güvenilmez bir süreçten doğmuştur, ve doğru olması bir tesadüftür. Feldman ve Conee'nin çözümlemesine göre, iki inanç da gerekçelidir, çünkü Hüsnü Bey'in bugünkü bakış açısından eşittirler, ve Hüsnü Bey, kendisinin bu tür bilgileri genellikle güvenilir kaynaklardan edindiğini makul olarak bilir; ama ad hikâyesine dair inanç, bir Gettier vakası olduğu için, bilgi değildir.

İki çözümleme, bilgi konusunda aynı sonuca varır: Hüsnü Bey, çeşmenin tarihini bilir, kasabanın adının kökenini bilmez. Ayrıştıkları tek nokta, ad hikâyesine dair inancın gerekçesidir. Bu, tartışmanın ne kadar dar bir alana sıkıştığını gösterir. Örnek, bir şeyi daha gösterir: Hüsnü Bey, torunlarına iki bilgiyi de anlatırken, kendi açısından hiçbir hata yapmamaktadır. Biri ona, kasabanın adının kökenini nereden öğrendiğini sorsa, ve o, kaynağını hatırlayıp bir masal anlatıcısı olduğunu fark etse, inancını gözden geçirmesi gerekir. Ama bu soru sorulmadıkça, Hüsnü Bey'in elinde, iki inancı birbirinden ayırmasını sağlayacak hiçbir şey yoktur. İçselcinin vurguladığı nokta budur: gerekçe, kişinin elindekine göre değerlendirilir. Dışsalcının vurguladığı nokta ise şudur: kişinin elinde olmayan bir şey, yani kaynağın niteliği, inancın bilgiye ne kadar yaklaştığını belirler.

Örnek 2: Trendeki yolcu ve depolanmış kanıt

Goldman'ın tren yolcusu örneği, kanıtın ne olduğu sorusuna, ilk bakışta göründüğünden daha derin bir biçimde dokunur. Yolcu, gözleri kapalıyken, manzaraya dair bir şey bilmez; gözlerini açtığı anda bilir. Bu iki an arasındaki fark, yolcunun zihninde gerçekleşen bir değişikliktir: bir algı deneyimi edinir. Feldman ve Conee'nin depolanmış kanıt kavramı, bu farkı korur: yolcunun gözlerini açmadan önce sahip olduğu şey, kanıt değil, kanıt edinme gücüdür.

Ama örneği biraz değiştirelim. Yolcu, aynı güzergâhta yüzlerce kez yolculuk etmiştir, ve trenin şu anda bir göl kıyısından geçtiğini, gözleri kapalıyken bile, yolculuğun süresinden ve trenin yaptığı bir dönüşten çıkarabilir. Bu durumda, yolcunun göl kıyısına dair inancı gerekçelidir; ve gerekçesi, depolanmış kanıttır: güzergâhın anıları, yolculuğun süresi, dönüşün hissi. Örnek, depolanmış kanıt ile kanıt edinme gücü arasındaki farkın, kişinin hâlihazırda zihninde bulunan şeylerle, yalnızca bulunabilecek şeyler arasındaki fark olduğunu gösterir. Bu ayrım, Ders Ç3.11'in ele aldığı, kanıtın neyin kanıtı olduğu ve kime ait olduğu sorusunun bir uygulamasıdır. Zihinselci, kanıtı kişinin zihnindeki durumlarla sınırlar; ama zihnin, bilinçli durumlardan çok daha geniş olduğunu kabul eder.

Örnek 3: Sally'nin brokolisi ve bezelyesi

Sally vakasının üç biçimi, tartışmanın dönüm noktalarını gösterir. Birinci biçimde, Sally brokoli inancını güvenilir bir gazeteden edinmiş ve kaynağı unutmuştur; iki taraf da inancın gerekçeli olduğunu kabul eder, ve tartışma, içselcinin bu gerekçeyi neyle açıklayacağı üzerinedir. İkinci biçimde, kaynak güvenilmez bir dergidir; Goldman, inancın gerekçesiz olduğunu, Feldman ve Conee ise gerekçeli ama Gettier vakası olduğunu söyler. Üçüncü biçimde, Sally iki inanca sahiptir, biri güvenilmez dergiden, öbürü güvenilir gazeteden; Feldman ve Conee, bu biçimin, Goldman'ı Sally'nin bakış açısından eşit olan iki inancı farklı değerlendirmeye zorladığını gösterir.

Üçüncü biçimin gücü, dışsalcının "kişinin bakış açısı" ile "inancın kaynağı" arasındaki ayrımı yönetmesini zorlaştırmasıdır. Sally'ye bir danışman, "brokoli inancını bırak, bezelye inancını tut" dese, Sally bunun nedenini soracaktır; ve danışmanın verebileceği tek cevap, Sally'nin unuttuğu bir olguya dayanır. Sally, danışmana güvenip inancını bıraksa bile, bunu danışmanın tanıklığına dayanarak yapar, kendi elindeki kanıta dayanarak değil. Goldman'ın elinde ise bir cevap vardır: Sally'nin iki inancı arasında yapılması gereken ayrım, Sally'nin yapması gereken bir ayrım değil, bir değerlendiricinin, inançların bilgiye ne kadar yaklaştığını değerlendirirken yaptığı bir ayrımdır. Bu cevap, Ders Ç4.6'da gördüğümüz, gerekçenin kişinin bakış açısından mı, yoksa değerlendiricinin erdem listelerinden mi belirlendiği sorusunu yeniden açar.

Araç kartı: İçsel-Dışsal Karşılaştırma

Satırİçerik
Ne işe yararBir inanç hakkında içselci ve dışsalcı hükümleri yan yana yazarak, iki kuramın nerede ayrıştığını ve bu ayrışmayı hangi olgunun yarattığını görünür kılar.
Adımlar1) İnancı, kişinin bugünkü iç durumlarını ve inancın gerçek kaynağını ayrı ayrı yaz. 2) Zihinselci hükmü yaz: kişinin bugünkü kanıtı, depolanmış kanıtı da dahil, inancı destekliyor mu? 3) Güvenilirci hükmü yaz: inancı doğuran ve sürdüren süreç güvenilir mi? 4) İki hüküm ayrışıyorsa, ayrışmayı yaratan olguyu belirle: kişinin erişemediği bir kaynak mı, bir aldatma mı, bir yeti mi? 5) Bir karşılaştırma vakası kur: o olgu dışında her şeyi aynı olan ikinci bir inanç. İki inancı farklı değerlendirmek, kişinin bakış açısından akla uygun mu? 6) Bilgi sorusunu ayrıca sor: iki kuram, bilgi konusunda da ayrışıyor mu, yoksa yalnızca gerekçe konusunda mı?
Ne zaman kullanılırKaynağı unutulmuş bir inancı değerlendirirken; bir kişinin, kendi elinde olmayan bir nedenle yanıldığı ya da tesadüfen haklı çıktığı durumlarda; bir anlaşmazlığın gerçek mi yoksa sözel mi olduğunu anlamaya çalışırken.
SınırıAraç, hangi kuramın doğru olduğunu söylemez; yalnızca anlaşmazlığın yerini daraltır. Beşinci adımdaki "akla uygunluk" yargısı, içselcinin lehine işleyebilir; dışsalcı, bu yargının kişinin değil değerlendiricinin bakış açısından yapılması gerektiğini söyleyebilir.
5K kapısıKarşı-görüş

Özet

  • Goldman (1999), içselciliğin temel gerekçesini rehberlik-ödev anlayışı olarak tanımlar, ve bu anlayıştan bilinebilirlik kısıtını çıkarır.
  • Kısıtın niteliksiz okuması içselciliği desteklemez; içebakışla sınırlı okuması depolanmış inançları, bellekle genişletilmiş okuması ise unutulmuş kanıtı ve eşzamanlı erişimi açıklayamaz; hesaplama gücü eklemek de sorunu çözmez.
  • Feldman ve Conee (2001), depolanmış inançlar sorununa eğilimsel gerekçe ve depolanmış kanıtla cevap verir; Goldman'ın tren yolcusu, kanıt edinme gücünü depolanmış kanıtla karıştırır.
  • Güvenilmez kaynaklı Sally vakasını Feldman ve Conee bir Gettier vakası olarak sınıflandırır: inanç gerekçelidir ama bilgi değildir; brokoli ve bezelye karşılaştırması, Goldman'ın Sally'nin bakış açısından eşit inançları ayırmak zorunda kaldığını gösterir.
  • Feldman ve Conee'nin en temel hamlesi, içselciliği ödev anlayışından ayırmaktır; bu, Goldman'ın argümanını olsa olsa ödeve dayanan erişimciliğe yöneltir, ama tartışmayı sezgilere taşır.
  • İki taraf bilgi konusunda büyük ölçüde anlaşır; ayrıştıkları yer, kaynağı güvenilmez ama kişinin bakış açısından kusursuz inançların gerekçesidir.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

Feldman ve Conee, "Internalism Defended" makalesinde, Goldman'ın güvenilmez kaynaklı Sally vakasına verdikleri cevabı, bir karşılaştırma vakasıyla şöyle destekler:

"Çözümlememizin bir başka doğrulaması, örneği bir başka çeşitlemeyle karşılaştırmaktan çıkar. Sally'nin hem brokolinin hem de bezelyenin sağlıklı olduğuna inandığını varsayalım. Birincisinin kaynağının hâlâ National Inquirer olduğunu, ama ikinci inancın kaynağının güvenilir New York Times olduğunu varsayalım. Yine kaynaklarını unutmuştur, ama doğru ve makul olarak, bu tür inançları neredeyse her zaman güvenilir kaynaklardan edindiğine inanır. Goldman'ın itirazı, bu iki inancı kabul edilemez bir biçimde ayırmayı gerektirir. Birincisini, unutulmuş kaynağının güvenilmezliği temelinde gerekçesiz sayar. Oysa Sally'nin şimdiki bakış açısından, iki önerme eşittir. Birini bırakıp öbürünü bırakmaması, onun için tamamen akla aykırı olurdu. Söylenecek en iyi şey, ikisinin de gerekçeli olduğu, ama brokoli inancının, bir Gettier vakası olduğu için bilgi sayılmadığıdır."

Pasajın yöntemi, Ders Ç4.2'de gördüğümüz karşıtlık çiftlerinin bir tersidir. Karşıtlık çiftlerinde, Feldman ve Conee, iç durumları farklı olan iki kişinin gerekçelerinin de farklı olduğunu gösteriyordu. Burada ise, dış durumları farklı, iç durumları aynı olan iki inancın gerekçelerinin aynı olduğunu gösterirler. İki yöntem, zihinselciliği farklı yönlerden destekler. Karşıtlık çiftleri, iç farkların gerekçe farkı yaratabildiğini gösterir; bu vaka ise, Ders Ç4.2'deki üstüne gelme (supervenience) tezini, yani zihinsel durumları aynı olan iki inancın gerekçesinin de aynı olduğu tezini, doğrudan sınar. Dış durumlardaki bir fark, iç durumlar aynı kaldıkça gerekçeyi değiştirmiyorsa, gerekçe zihinsel durumların üstüne geliyor demektir.

Pasajın ikinci dikkat çekici yanı, "tamamen akla aykırı" ifadesidir. Feldman ve Conee'nin argümanı, bir pratik akılsallık yargısına dayanır: Sally'nin, şimdiki bakış açısından, iki inançtan birini bırakması akla aykırı olurdu. Bu yargı, gerekçenin, kişinin ne yapması gerektiğiyle, yani inançlarını nasıl düzenlemesi gerektiğiyle bağlantılı olduğunu varsayar. Burada ilginç bir gerilim vardır: Feldman ve Conee, ödev anlayışını içselciliğin gerekçesi olmaktan çıkarmışlardı; ama bu argüman, gerekçe ile kişinin akla uygun olarak ne yapabileceği arasındaki bağa başvurur. Goldman, bu noktada, içselciliğin, ödevden vazgeçtiğini söylese de, rehberlik fikrinden tamamen kurtulamadığını öne sürebilir.

Pasajın üçüncü özelliği, tartışmanın sonucunu bilgi kavramına bağlamasıdır. Feldman ve Conee, Sally'nin brokoli inancının bilgi olmadığını kabul eder; ayrıştıkları tek nokta, bu bilgi eksikliğinin nerede yattığıdır. Goldman'a göre gerekçede, Feldman ve Conee'ye göre gerekçe ile doğruluk arasındaki tesadüfî bağlantıda. Bu, Ders Ç1.11'den bu yana gördüğümüz Gettier sorununun, iç ve dış gerekçe tartışmasının içine nasıl yerleştiğini gösterir: bir kuramın Gettier vakası saydığı şeyi, öbür kuram gerekçe eksikliği sayabilir.

Teknik ayrıntı

Gerekçelendiriciler ve destekleme ilişkisi. Feldman ve Conee'nin gerekçelendirme ilişkilerine dair cevabının teknik çekirdeği, iki tür şeyi birbirinden ayırmaktır: bir inancı gerekçelendiren durumlar, ve bu durumların inancı gerekçelendirmesini sağlayan ilişki. Kişinin p'ye dayanarak q'ya inandığı bir vakada, p inancı ve onun gerekçesi, kişinin zihnindedir; ama p'nin q'yu desteklemesi, kişinin zihninde bulunan bir durum değil, p ile q arasındaki mantıksal ya da kanıtsal bir ilişkidir. Goldman'ın itirazları, içselcinin bu ilişkiyi de kişinin erişebileceği bir şey yapmak zorunda olduğunu varsayar; ve bu varsayımla, eşzamanlı erişim, karar aralığı ve hesaplama gücünün kullanılabilirliği sorunları ortaya çıkar. Feldman ve Conee, bu varsayımı reddeder: destekleme ilişkisi, inancın neden gerekçeli olduğunu açıklayan olguların bir parçasıdır, ama kişinin, epistemik türden bir üst düzey bilgiyle, o ilişkiyi temsil etmesi gerekmez. Bu ayrım, Ders Ç4.2'de gördüğümüz Alston'ın üst düzey gerekliliğine verilen cevapla aynı yapıdadır: Alston, içselciliğin gerekçesinin, kişinin hangi etkenlerin hangi inançları gerekçelendirdiğini de bilebilmesini gerektireceğini savunmuştu; Feldman ve Conee ise, kanıtçılığın böyle bir üst düzey koşul gerektirmediğini, uygun kanıta sahip olmanın tek başına gerekçe sağladığını söyler.

Anlık ve eğilimsel gerekçe. Feldman ve Conee'nin depolanmış inançlara verdiği iki cevap, birbirinden farklı içselcilik biçimlerine uyar. Birinci cevap, yalnızca bilinçli durumları gerekçelendirici sayan bir içselciye uygundur: bu içselci, en temel anlamda yalnızca bilinçli inançların gerekçeli olabileceğini, ama depolanmış inançların, depolanmış gerekçeleri olduğu ölçüde, eğilimsel olarak gerekçeli olduğunu söyler. İkinci cevap, bilinçli olmayan durumları da kanıt sayan bir zihinselciye uygundur: bu içselci, anlık ve eğilimsel gerekçe ayrımına gerek duymaz, ve depolanmış inançları, başka depolanmış durumlarla doğrudan gerekçelendirir. Unutulmuş kanıt sorununa verdikleri cevaplar da aynı ikiliği izler: birinci içselci, Sally'nin gerekçesini, hatırlamanın canlılığı ve ona eşlik eden güven duygusu gibi bilinçli niteliklerde bulur; ikinci içselci, Sally'nin kolayca geri çağırabileceği arka plan bilgisinde ve belleğinin genel güvenilirliğine dair depolanmış inançlarında. Bu iki seçenek, Ders Ç2.8'de unutulmuş kanıt sorununa verdiğimiz iki cevaba karşılık gelir.

Kayıp çürütücü. Feldman ve Conee'nin Sally vakasına dair çözümlemesi, ilk bakışta tuhaf bir sonuç doğurur: Sally, inancı ilk edindiğinde, kaynağına güvenmemesi için bir nedeni olduğu için gerekçesizdi; ama kaynağı unutunca inancı gerekçeli hale geldi. Feldman ve Conee, bunu tam olarak böyle söylemediklerini belirtir. Sally, kaynağı unuttuğunda, inancının gerekçesine yönelik bir çürütücüyü kaybetmiştir. Sally, kaynakları konusunda genellikle dikkatli olduğunu biliyorsa, sürdürdüğü her inanç bu yüzden önemli bir iç destek taşır; ve bu destek, Sally'nin elinde, inancın kaynağı olarak görmesi makul olan şeyi sorgulatan bir işaret bulunmadıkça, çürütülmemiş olarak kalır. Bu çözümleme, Ders Ç3.10'daki çürütücü kavramını zaman boyutuyla genişletir: bir çürütücü kaybolabilir, ve kaybolduğunda, altında yatan gerekçe yeniden işlemeye başlar. Dışsalcı, bu sonucun, unutkanlığı epistemik olarak ödüllendirdiğini söyleyebilir; içselci ise, unutkanlığın ödüllendirilmediğini, yalnızca kişinin elindeki kanıtın değiştiğini söyler.

"Bilgiye taşıyıcı" gerekçe. Goldman'ın Sally vakasında başvurduğu "bilgiye taşıyıcı" (epistemizing) gerekçe anlamı, Ders Ç4.6'daki güçlü gerekçe kavramının bir akrabasıdır: doğru bir inancı bilgiye doğru epey yol götüren gerekçe. Feldman ve Conee, kendi gerekçe kavramlarının da bilgi için gerekli olan gerekçe olduğunu kabul eder. Böylece iki taraf, aynı kavramı hedefler, ama o kavramın Gettier vakalarıyla ilişkisini farklı kurar. Goldman'a göre, güvenilmez bir süreçten doğan bir inanç, bilgiye doğru yol almamıştır; Feldman ve Conee'ye göre, makul biçimde tutulan bir inanç, bilgiye doğru yol almıştır, ama son adımda, tesadüf yüzünden, bilgiye ulaşamamıştır.

Güncel tartışma

"Internalism Exposed" ile "Internalism Defended" arasındaki karşılıklı eleştiri, tartışmanın sonu değil, yeni bir evresinin başlangıcı oldu. Conee ve Feldman, 2004'te Oxford University Press'ten çıkan Evidentialism: Essays in Epistemology (Kanıtçılık: Epistemoloji Denemeleri) kitabında, 2001 makalesini, kanıtçılığa dair önceki ve sonraki yazılarıyla birlikte topladı. Goldman ise, sonraki yıllarda, içselci sezgileri açıklamak için kendi kuramının sınırlarını genişletti: Ders Ç3.12'de gördüğümüz 2011 tarihli yazısında, kanıtçılığın sorunlarına güvenilirciliğin bir "kurtarma paketi" sunduğunu, yani kanıtın destekleme gücünün güvenilirlikle açıklanabileceğini öne sürdü. Bu öneri, tartışmayı bir çatışmadan bir sentez arayışına çevirdi: iki kuram, birbirinin yerine değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak düşünülmeye başlandı.

Sentez arayışının en tanınmış örneklerinden biri, Ders Ç4.5'ten tanıdığımız Juan Comesaña'nın, 2010'da Noûs'ta yayımlanan "Evidentialist Reliabilism" (Kanıtçı Güvenilircilik) makalesidir. Comesaña'ya göre, bir inanç, kişinin elindeki kanıta dayanıyorsa ve o kanıttan o inanca giden süreç türü güvenilirse gerekçelidir. Bu öneri, Ders Ç4.5'te gördüğümüz genellik sorununa da bir cevap olarak tasarlanmıştı: ilgili tür, kanıt tarafından belirlenir. Böyle sentezlere yöneltilen soru, iki tarafın da en güçlü sezgilerini birlikte koruyup koruyamayacaklarıdır. Kötü cin kurbanı, kanıtına dayanır, ama onun dünyasında kanıttan inanca giden süreç güvenilir değildir; sentez, kurbanı gerekçesiz mi sayacaktır? Comesaña'nınki dahil bazı sentezler, bu noktada, güvenilirliği kişinin kendi dünyasında değil, gerçek dünyada ya da normal koşullarda ölçmeye yönelir; ve böylece Ders Ç4.6'nın sorularına geri döner.

Tartışmanın yöntemsel bir mirası da vardır. Goldman'ın, içselcilerin koltuk yöntemlerine yönelttiği eleştiri, bellek gibi yetilerin hangi koşullarda güvenilir olduğunun ancak deneysel olarak belirlenebileceği fikrine dayanıyordu. Bellek araştırmalarının, insanların bir bilginin kaynağını, içeriğini hatırladıkları halde sık sık unuttuğunu göstermesi, unutulmuş kanıt sorununun bir felsefe icadı değil, gündelik bilişin olağan bir özelliği olduğunu doğrular. Bu bulgu, iki tarafın da hesaba katması gereken bir olgudur: içselci, kaynağı unutulmuş inançların yaygın olduğunu kabul etmeli, dışsalcı ise kaynak bilgisinin çoğu zaman kişiye kapalı olduğunu.

Tartışmanın bir başka sonucu, içselcilerin ödev anlayışından uzaklaşmasıdır. Feldman ve Conee'nin hamlesinden sonra, bazı içselciler, içselciliği, kişinin sorumluluğuna değil, gerekçenin kişinin bakış açısından değerlendirilen bir akılsallık olduğu fikrine dayandırmaya yöneldi. Bu, tartışmanın merkezini, "kişinin neyi bilebileceği" sorusundan, "kişinin neye göre akla uygun davranacağı" sorusuna taşıdı. Ders Ç4.14'te göreceğimiz meta-epistemoloji, bu soruyu en genel biçimiyle soracak: epistemik normların kaynağı nedir, ve bu normlar kişiye rehberlik etmek zorunda mıdır?

Pratik: Çözümlü örnek

Bir apartmanın yöneticisi Emine Hanım, yönetim toplantısında binanın çatısının son olarak on beş yıl önce elden geçirildiğini söylüyor; buna dayanarak, bu yıl çatıya bakım yaptırılması gerektiğini öneriyor. Bunu nereden bildiğini hatırlamıyor. Gerçekte, bilgiyi yıllar önce bir komşusundan duymuştu; komşu ise, aslında yan binanın çatısını kastetmişti, ama çatının gerçekten on beş yıl önce elden geçirildiği, bu binanın eski kayıtlarından sonradan ortaya çıkıyor. Toplantıda bulunan sakinlerden Kemal Bey, Emine Hanım'ın inancının değerlendirmesini İçsel-Dışsal Karşılaştırma ile yapmayı öneriyor. (Bina ve kişiler kurgudur.)

Adım 1, inanç, iç durumlar, kaynak. İnanç: çatı on beş yıl önce elden geçirildi. Emine Hanım'ın bugünkü iç durumları: inanca eşlik eden orta düzeyde bir güven, kendisinin bina işlerinde genellikle dikkatli olduğuna dair inancı, ve çatının görünüşünün eskidiğine dair yakın tarihli bir gözlem. Gerçek kaynak: başka bir binayı kastetmiş bir komşunun sözü.

Adım 2, zihinselci hüküm. Emine Hanım'ın bugünkü kanıtı, belleğinin genel güvenilirliğine dair inancı ve çatının görünüşüyle birlikte, inancı makul ölçüde destekliyor. Elinde, inancı sorgulatan bir işaret yok. Zihinselciye göre inanç gerekçeli.

Adım 3, güvenilirci hüküm. İnancı doğuran süreç, başka bir binayı kastetmiş birinin tanıklığına dayanıyor; bu süreç, bu inanç için güvenilir değil. Güvenilirciye göre inanç, en azından güçlü anlamda, gerekçesiz.

Adım 4, ayrışmayı yaratan olgu. Ayrışma, Emine Hanım'ın erişemediği bir olgudan, yani komşunun hangi binayı kastettiğinden doğuyor.

Adım 5, karşılaştırma vakası. Kemal Bey, Emine Hanım'ın, aynı toplantıda söylediği bir başka bilgiyi hatırlatıyor: asansörün beş yıl önce yenilendiği. Bu bilgi, gerçekte, bina kayıtlarından gelmişti, ve o kaynak da unutulmuş. Emine Hanım'ın bakış açısından, iki inanç eşit. Kemal Bey, Emine Hanım'dan birine güvenip öbürüne güvenmemesini istemenin, ona hiçbir neden göstermeden yapılmış bir talep olacağını not ediyor.

Adım 6, bilgi sorusu. İki kuram, bilgi konusunda anlaşıyor: Emine Hanım, çatının tarihini, doğru olsa da, bilmiyordu, çünkü inancının doğruluğu bir tesadüftü; asansörün tarihini ise biliyordu.

Değerlendirme. Toplantı, pratik bir sonuca varıyor: çatı kararı, bina kayıtlarıyla doğrulandıktan sonra alınacak. Bu sonuç, iki kuramın da onaylayacağı bir sonuç: içselciye göre, önemli bir kararda, eldeki kanıtı güçlendirmek akla uygun; dışsalcıya göre, güvenilir bir sürece başvurmak gerekli. Örnek, tartışmanın, bir inancın geçmişteki gerekçesi konusunda keskin, ama gelecekte ne yapılması gerektiği konusunda çoğu zaman uzlaşabilen iki kuram arasında olduğunu gösteriyor. Ayrışma, kişinin neyi hak ettiği, yani inancının olumlu bir değerlendirmeyi hak edip etmediği sorusunda; nasıl davranması gerektiği sorusunda değil.

Pratik: Alıştırmalar

  1. Goldman'ın güçlü ve zayıf içselcilik ayrımını açıkla. Her biri hangi sorunla karşılaşır?
  2. Goldman'ın tren yolcusu örneğini ve Feldman ile Conee'nin cevabını kendi sözlerinle yaz. Depolanmış kanıt ile kanıt edinme gücü arasındaki farkı yeni bir örnekle göster.
  3. Feldman ve Conee, güvenilmez kaynaklı Sally vakasını bir Gettier vakası sayar. Bu sınıflamayı Ders Ç1.11'deki Gettier vakalarının yapısıyla karşılaştır. Benzerlik nerede, fark nerede?
Cevapları göster
  1. Güçlü içselcilik, bilinebilirlik kısıtını içebakışla sınırlar: bir inancı yalnızca kişinin o anki bilinçli durumları gerekçelendirebilir. Bu görüş, depolanmış inançlar sorunuyla karşılaşır: bildiklerimizin çoğunu herhangi bir anda bilinçli olarak düşünmeyiz, ve güçlü içselcilik, bu inançları gerekçesiz saymak zorunda kalır. Zayıf içselcilik, kısıta bellekten geri çağırmayı ekler: bilinçli ve depolanmış zihinsel durumlar gerekçelendirici sayılır. Bu görüş, unutulmuş kanıt sorunuyla karşılaşır: Sally'nin asıl kanıtı geri çağrılamayacak biçimde kaybolmuştur, ama inancı sezgisel olarak gerekçelidir. Ayrıca, bütünsel kuramlar için gereken eşzamanlı erişim, bellekten geri çağırmayla sağlanamaz. Öğrencinin cevabı, ikilemin yapısını, yani kısıt daraldıkça kaybedilen gerekçeli inançların arttığını göstermelidir.
  2. Tren yolcusu, uyanmış ama gözlerini açmamıştır; gözlerini açarak manzaraya dair inançlarını gerekçelendirecek bilinçli durumlar üretmeye eğilimlidir, ama manzaraya dair inançlarında açıkça gerekçeli değildir. Goldman'a göre bu, eğilimleri gerekçelendirici sayan bir içselciliğin çok fazla şeye izin verdiğini gösterir. Feldman ve Conee'ye göre, yolcunun sahip olduğu şey, kanıt değil, kanıt edinme gücüdür; depolanmış kanıt ise, kişinin hâlihazırda içinde bulunduğu bilinçli olmayan durumlardır. Yeni örnek: bir öğrenci, sınavdan önce, ders kitabının bir bölümünü okumuştur, ve o bölümdeki bilgiler belleğindedir; bu, depolanmış kanıttır. Aynı öğrencinin, okumadığı bir bölümü açıp okuma imkânı ise, bir kanıt edinme gücüdür. Öğrenci, okuduğu bölüme dayanan inançlarında eğilimsel olarak gerekçelidir; okumadığı bölümün içeriğine dair bir inancı varsa, o inanç, açıp okuyabilecek olması yüzünden gerekçeli olmaz.
  3. Ders Ç1.11'deki Gettier vakalarında, kişi, gerekçeli ama yanlış bir inançtan, doğru bir sonuca varır; sonuç, gerekçeli ve doğrudur, ama doğruluğu, kişinin gerekçesiyle doğru bağlantılı değildir. Sally vakası bu yapıya benzer: Sally, büyük olasılıkla gerekçeli olarak, inancını güvenilir bir kaynaktan edindiğine inanır; bu inanç yanlıştır; ama brokoli inancı tesadüfen doğrudur. Benzerlik, gerekçe ile doğruluk arasındaki tesadüfî bağlantıdadır. Fark ise, Sally'nin yanlış inancının, yani kaynağına dair inancının, açıkça düşünülmüş bir öncül olmamasıdır: Sally, "bunu güvenilir bir kaynaktan öğrendim" diye düşünerek brokoli inancına varmaz; bu inanç, arka planda, örtük bir destek olarak işler. Öğrencinin cevabı, bu farkın sınıflamayı zayıflatıp zayıflatmadığını, yani örtük bir yanlış inancın da bir Gettier vakası yaratıp yaratamayacağını tartışmalıdır.

Pratik: Argüman görevi

Karşılaştırma. Durum: biri, "domatesler buzdolabında lezzetini kaybeder" inancına sahip, ama nereden öğrendiğini hatırlamıyor. Zayıf çalışma: "Bunu bir yerden duydum, herkes böyle söylüyor; öyleyse gerekçeliyim." Güçlü çalışma: "İç durumlarım: inancıma eşlik eden yüksek güven, buzdolabından çıkan domateslerin bana daha tatsız geldiğine dair kendi gözlemlerim, ve mutfak konusunda genellikle güvenilir kaynaklardan bilgi edindiğime dair inancım. Gerçek kaynak: bulamadım. Zihinselci hüküm: gözlemlerim ve arka plan inançlarım, inancımı makul ölçüde destekliyor. Güvenilirci hüküm: kaynağı bilinmediği için belirsiz; ama kendi tat gözlemlerim de bir süreç, ve o süreç, tat gibi öznel bir konuda sınırlı güvenilirlikte. Karşılaştırma vakası: 'ekmek dondurucuda saklanabilir' inancı da kaynağı unutulmuş, ve bakış açımdan eşit. İkisini farklı değerlendirmem için bir nedenim yok. Sonuç: iki inancım da, kendi bakış açımdan eşit derecede makul; ama ikisinin de bilgi olup olmadığı, bilmediğim kaynaklara bağlı."

ÖlçütNe aranır
Ayrımİç durumlar ile gerçek kaynak ayrı ayrı yazılmış
İki hükümZihinselci ve güvenilirci hükümler, gerekçeleriyle birlikte yan yana konmuş
Karşılaştırmaİç durumları aynı, kaynağı farklı bir ikinci inanç kurulmuş ve kullanılmış
Bilgi ve gerekçeGerekçe sorusu ile bilgi sorusu birbirinden ayrılmış

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç4.2) Ders Ç4.2'de erişimcilik ile zihinselcilik nasıl ayrılmıştı? Bu ayrım, Goldman'ın eşzamanlı erişim itirazına verilen cevapta nasıl bir rol oynuyor?
  2. (Ders Ç2.8) Ders Ç2.8'deki Doktor Nihat vakası nasıldı, ve içselcinin unutulmuş kanıt sorununa verebileceği iki cevap nelerdi? Bu cevaplar, Feldman ile Conee'nin Sally vakasına verdiği cevaplarla nasıl örtüşüyor?
  3. (Ders Ç4.6) Ders Ç4.6'da Goldman'ın güçlü ve zayıf gerekçe ayrımı nasıl tanımlanmıştı? Bu ayrım, Sally vakasındaki tartışmaya nasıl uygulanabilir?
Cevapları göster
  1. Ders Ç4.2'de, erişimcilik, bir inancın gerekçesinin, kişinin özel bir türden erişime sahip olduğu şeyler tarafından belirlendiği görüşü; zihinselcilik ise, gerekçenin yalnızca kişinin zihinsel hayatının içindeki şeyler tarafından belirlendiği görüşü olarak ayrılmıştı. Goldman'ın eşzamanlı erişim itirazı, kişinin, bir inancının gerekçeli olup olmadığını belirlemek için, bütün inançlarına aynı anda erişmesi ya da destekleme ilişkilerini hesaplaması gerektiğini varsayar; bu, erişimciliğin bir talebidir. Zihinselcilik, böyle bir erişim talebinde bulunmaz: gerekçe, uygun kanıtın kişinin zihninde bulunmasıyla sağlanır, ve kişinin bu kanıta ya da destekleme ilişkisine ayrıca erişmesi gerekmez. Bu yüzden, ayrım, Goldman'ın itirazını olsa olsa erişimciliğe yönelik saymayı mümkün kılar; Feldman ve Conee ise, bir adım daha ileri giderek, iki tür içselciliğin de bu itirazı aşabileceğini savunur.
  2. Ders Ç2.8'de Doktor Nihat, bir ilaç etkileşimini bildiğine inanan, ama bu bilginin kaynağını unutmuş bir hekimdi. İçselcinin iki cevabı şunlardı: birincisi, bellek görünüşlerini gerekçe saymak, yani Doktor Nihat'ın inancına eşlik eden güven duygusunu bir görünüş olarak kabul etmek; ikincisi, belleğin genel güvenilirliğine dair arka plan bilgisinin, kaynağı hatırlanmasa bile, bir gerekçe sağladığını söylemek. Feldman ve Conee'nin Sally vakasına verdiği iki cevap, bunlarla örtüşür: birincisi, Sally'nin gerekçesini, hatırlamanın canlılığı ve güven duygusu gibi bilinçli niteliklerde bulur; ikincisi, Sally'nin kolayca geri çağırabileceği arka plan bilgisinde ve belleğinin güvenilirliğine dair depolanmış inançlarında.
  3. Ders Ç4.6'da, güçlü gerekçe, inancın güvenilir bir süreçten doğması; zayıf gerekçe ise, inancın güvenilmez bir süreçten doğmasına rağmen kişinin, sürecin güvenilmez olduğuna inanmaması ve bunu anlamanın güvenilir bir yoluna sahip olmaması sayesinde, suçlanamaz olması olarak tanımlanmıştı. Sally vakasına uygulandığında, güvenilmez kaynaklı brokoli inancı, güçlü anlamda gerekçesiz, ama zayıf anlamda gerekçelidir: Sally, kaynağını unuttuğu için, onun güvenilmez olduğuna inanmaz ve bunu anlamanın bir yolu yoktur. Bu uygulama, Feldman ve Conee'nin sezgisini, yani Sally'nin inancının bir olumlu değerlendirmeyi hak ettiğini, kabul eder, ama ona daha zayıf bir ad verir. Tartışma, bu yüzden, Sally'nin inancının hak ettiği değerlendirmenin, "gerekçe" adını mı, yoksa yalnızca "suçlanamazlık" adını mı taşıması gerektiği sorusuna dayanır.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Rehberlik-ödev anlayışı nedir?Goldman'ın içselciliğe atfettiği gerekçe: gerekçe, epistemik ödevlerin yerine getirilmesidir, ve gerekçe kavramı kişiye neye inanacağında rehberlik etmelidir.
Bilinebilirlik kısıtı nedir?Her gerekçelendirici, kişinin o anda var olup olmadığını kolayca bilebileceği bir şey olmalıdır (Goldman, 1999).
Güçlü ve zayıf içselcilik (Goldman) nedir?Güçlü: yalnız bilinçli durumlar gerekçelendirir. Zayıf: bilinçli ve depolanmış durumlar gerekçelendirir.
Depolanmış inançlar sorunu nedir?Bildiklerimizin çoğu herhangi bir anda bilinçli değildir; güçlü içselcilik bunları gerekçesiz saymak zorunda kalır.
Tren yolcusu örneği neyi hedefler?Eğilimleri gerekçelendirici sayan bir içselciliği; Feldman ve Conee'ye göre yolcunun sahip olduğu, depolanmış kanıt değil, kanıt edinme gücüdür.
Sally'nin güvenilmez kaynaklı brokoli inancı nedir (F&C)?Gerekçeli ama bilgi olmayan doğru inanç; bir Gettier vakası.
Brokoli ve bezelye karşılaştırması neyi gösterir?Sally'nin bakış açısından eşit iki inancı, unutulmuş kaynaklarına göre farklı değerlendirmenin akla aykırı olduğunu.
Feldman ve Conee'nin temel hamlesi nedir?İçselciliği ödev anlayışından ayırmak; kanıtçılık, uygun kanıta sahip olmayı tek başına gerekçe için yeterli sayar.

Okuma listesi

  • Alvin I. Goldman, "Internalism Exposed", The Journal of Philosophy 96 (1999). İçselciliğin gerekçesine yönelik saldırı.
  • Richard Feldman ve Earl Conee, "Internalism Defended", American Philosophical Quarterly 38 (2001). Zihinselci cevap.
  • Earl Conee ve Richard Feldman, Evidentialism: Essays in Epistemology (Oxford University Press, 2004). Kanıtçılık üzerine toplu yazılar.
  • Juan Comesaña, "Evidentialist Reliabilism", Noûs 44 (2010). Bir sentez önerisi.
  • Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Internalist vs. Externalist Conceptions of Epistemic Justification" maddesi.

Sonraki derse köprü

Bu derste, Goldman ile Feldman ve Conee arasındaki tartışmanın, bilgi konusunda büyük ölçüde uzlaşan, ama kaynağı güvenilmez olup kişinin bakış açısından kusursuz olan inançların gerekçesi konusunda ayrışan iki kuram arasında yürüdüğünü gördük. Sentez önerileri, iki kuramın sezgilerini birleştirmeye çalıştı; ama birleştirme, çoğu zaman, iki ayrı kavramı yan yana koymaktan öteye geçemedi. Amerikalı filozof Ernest Sosa, farklı bir yol önerdi: gerekçeyi ve bilgiyi, bir sürecin değil, bir yetkinliğin, yani bilen kişinin bir erdeminin kavramlarıyla açıklamak. Sosa, bir okçunun atışını değerlendirirken kullandığımız üç ölçütü, isabeti, ustalığı ve yerindeliği, inançlara uyguladı; ve bilginin iki düzeyini, hayvansal bilgi ile düşünümsel bilgiyi, birbirinden ayırdı. Ders Ç4.8, Sosa'nın erdem güvenilirciliğini inceliyor, ve bir inancın bu üç ölçütten hangilerini karşıladığını belirlemek için İsabet-Ustalık-Yerindelik Ölçütü adlı bir araç sunuyor.

Günlük sorusu: Kaynağını hatırlamadığın ama emin olduğun bir bilgin var mı? Kaynağını öğrenseydin, ona olan güvenin değişir miydi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.