Giriş
Bir pazar akşamı, Eskişehir'de bir apartman dairesinde, lise son sınıf öğrencisi Selin, üniversite sınavının sonuçlarının açıklandığını duyuruyor: ekranda gördüğü sayfaya göre, puanı istediği bölüm için yeterli. Sayfa, sınav kurumunun sitesinin birebir kopyası; adres çubuğu, logo, yazı tipi, hatta sayfanın açılış hızı bile aynı. Ama Selin'in bilmediği bir şey var: telefonuna yüklediği bir uygulama, bağlantıyı sahte bir kopyaya yönlendirmiş, ve gördüğü puan uydurma. Aynı akşam, aynı evde, Selin'in babaannesi Saniye Hanım, oğlunun birkaç dakika içinde arayacağını söylüyor. Bunu nereden bildiğini soran olursa, "içime doğdu" diyor. Ailede herkes bilir: Saniye Hanım'ın bu tür önsezileri neredeyse her zaman doğru çıkar. Ama ne Saniye Hanım'ın, ne de ailenin, bu önsezilerin nasıl işlediğine dair bir fikri var; Saniye Hanım da onlara güvenmek için bir neden aramıyor. (Aile ve olaylar kurgudur.)
İki inancı yan yana koyalım. Selin'in inancı, sınav sonucunu resmî siteden öğrenen milyonlarca öğrencinin kullandığı süreçle oluştu: bir sayfaya bakmak ve gördüğüne inanmak. Ama Selin'in o akşamki ortamında bu süreç, onu yanıltmak için kurulmuş bir düzenek yüzünden, güvenilmez. Saniye Hanım'ın inancı ise, nasıl işlediğini kimsenin bilmediği, ama gerçekten güvenilir olan bir süreçten doğdu. Ders Ç4.4'ün süreç güvenilirciliğine göre, Selin'in inancı gerekçesiz, Saniye Hanım'ınki gerekçelidir. Peki sezgimiz ne diyor? Çoğumuz, Selin'in, kendi bakış açısından yapabileceği her şeyi yaptığını, inancının en az bizimki kadar makul olduğunu söyleriz; Saniye Hanım'ın önsezisine ise, ne kadar isabetli olursa olsun, "gerekçeli" demekte duraksarız.
Bu iki vaka, epistemolojide, dışsalcı güvenilirciliğe karşı yöneltilen iki ünlü karşı-örnek türünün gündelik biçimleridir. Birincisi, Amerikalı filozoflar Keith Lehrer ile Stewart Cohen'in 1983'te ortaya attığı ve Cohen'in 1984'te geliştirdiği yeni kötü cin sorunudur; ikincisi, Ders Ç1.9'da tanıdığımız ve Ders Ç4.1'de yeniden andığımız, Amerikalı filozof Laurence BonJour'un 1980'de kurduğu kâhin vakalarıdır. Ders Ç4.3'te ve Ç4.4'te, bu vakaları birkaç kez andık ve ayrıntılı incelemeyi bu derse bıraktık. Birinci vaka, güvenilirliğin gerekçe için zorunlu olmadığını, ikincisi yeterli olmadığını göstermeye çalışır. İkisi birlikte, güvenilirciliği iki yönden kuşatan bir ikilem kurar. Ders, bu ikilemi, Goldman'ın kendisinin geliştirdiği üç ardışık cevabı, normal dünyaları, güçlü ve zayıf gerekçe ayrımını ve erdem listesini, ve bu cevaplara yöneltilen itirazları inceliyor.
Bu dersin kazanımları:
- Yeni kötü cin sorununu, kâhin vakalarını, gerekçe için güvenilirliğin zorunluluğu ile yeterliliği arasındaki ayrımı, normal dünyaları ve güçlü ile zayıf gerekçe ayrımını açıklarsın. (anla)
- Bir inanca Kötü Cin İkizi'ni uygulayarak onun aldatılmış ve kâhin ikizlerini kurar, ikizlerin gerekçe durumunu karşılaştırır ve sezginin iç durumları mı yoksa güvenilirliği mi izlediğini ayırt edersin. (uygula)
- Güvenilircilerin iki karşı-örneğe verdiği cevapların ve kurbanın yalnızca mazur görülebildiği yolundaki karşı-görüşün ne ölçüde başarılı olduğunu gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Bu bölüm önce iki karşı-örneği, sonra onların hedef aldığı mantıksal ayrımı, en son da Goldman'ın iki teknik cevabını tanımlıyor.
Sorunun "yeni" olarak adlandırılması, onu Descartes'ın eski kötü cin varsayımından ayırır. Descartes'ın sorusu, Ders Ç5.5'te ayrıntılı olarak göreceğimiz gibi, bir şüphecilik sorusuydu: bir cinin bizi aldatmadığını nasıl bilebiliriz? Lehrer ile Cohen'in sorusu ise, şüphecilikle değil, gerekçenin doğasıyla ilgilidir. Onlar, cinin bizi aldatıp aldatmadığını sormaz; aldatılmış bir kişinin durumunu betimler ve onun inançları hakkında bir yargıda bulunmamızı ister. Kurban, bizim gördüklerimizi görür, bizim duyduklarımızı duyar, bizim kadar dikkatli akıl yürütür, kanıtını bizim kadar özenle tartar. Tek fark, onun dünyasında bu süreçlerin, cinin müdahalesi yüzünden, neredeyse her zaman yanlış inanç üretmesidir. Sezgi, kurbanın inançlarının gerekçesinin bizimkinden eksik olmadığını söyler: onu, bizim için makul olan şeyi yaptığı için kınamak, ya da inançlarını gelişigüzel tahminlerle aynı kefeye koymak, akla aykırı görünür.
Süreç güvenilirciliğine göre ise, kurbanın inançları gerekçesizdir, çünkü onun dünyasında süreçleri güvenilmezdir. Lehrer ile Cohen'in vardığı sonuç şudur: güvenilirlik, gerekçe için zorunlu değildir; gerekçe, güvenilirlikten farklı bir şeydir. Cohen, 1984 tarihli "Justification and Truth" (Gerekçe ve Doğruluk) makalesinde, bu sonucu, gerekçenin kişinin elindeki kanıta uygunluğuyla belirlendiği, ve kişinin bilgisinin ötesindeki koşullardan sorumlu tutulamayacağı tezine bağladı; ona göre, gerekçenin doğruluğa elverişliliği güvenilirlik olarak okunamaz.
BonJour, 1980 tarihli "Externalist Theories of Empirical Knowledge" (Deneysel Bilginin Dışsalcı Kuramları) makalesinde, Ders Ç4.1'in aktardığı üzere, dört vaka kurdu. Samantha, Casper ve Maud vakalarında, kişinin elinde, durugörü yetisine ya da durugörüyle edindiği inanca karşı güçlü kanıtlar vardır, ve kişi bu kanıtları görmezden gelir. Bu üç vakada, kişiyi gerekçesiz saymak için güvenilirliğin yetmediğini söylemeye gerek yoktur; çürütücüleri hesaba katan bir güvenilircilik, örneğin Goldman'ın Ders Ç4.4'te gördüğümüz kişiye açık süreçler ilkesi, aynı sonuca varabilir. Dördüncü vaka, Norman, bu kaçış yolunu kapatmak için kurulmuştur. Norman'ın durugörü yetisi güvenilirdir; Norman'ın, bu yetinin varlığına ya da yokluğuna dair, lehte ya da aleyhte hiçbir kanıtı yoktur. Bir gün, başkanın New York'ta olduğuna inanmaya başlar; inanç doğrudur ve güvenilir bir yetiden doğmuştur. BonJour'a göre, Norman'ın inancı, kendi bakış açısından keyfîdir, ve bu yüzden gerekçesizdir.
Bu ayrım, iki vakanın neden birlikte ele alındığını açıklar. Süreç güvenilirciliği, bir eşdeğerlik iddiasıdır: bir inanç, ancak ve ancak güvenilir bir süreçten doğmuşsa gerekçelidir. Bir eşdeğerlik iki yönde de çürütülebilir. Kötü cin vakası, "ancak" yönünü hedef alır: gerekçeli ama güvenilir bir süreçten doğmamış bir inanç gösterir. Kâhin vakası, "eğer" yönünü hedef alır: güvenilir bir süreçten doğmuş ama gerekçesiz bir inanç gösterir. İki vaka birbirinin aynadaki görüntüsüdür: birinde iç durumlar iyi, dışsal bağlantı kötü; öbüründe dışsal bağlantı iyi, iç durumlar boş. İkisi birlikte, Ders Ç4.1'de tanıdığımız içselci sezgiyi en keskin biçimde ortaya koyar: gerekçe, iç durumları izler, dışsal bağlantıyı değil. Bu yüzden, bir güvenilircinin iki vakaya ayrı ayrı cevap vermesi yetmez; iki cevabın birbiriyle tutarlı olması, ve tercihen tek bir ilkeden çıkması gerekir.
Normal dünyalar fikri, Ders Ç4.4'te gördüğümüz yardımsever cin vakasına Goldman'ın verdiği "bizim dünyamız" cevabının genelleştirilmiş biçimidir. Bu ölçüte göre, kötü cin kurbanının görmesi, normal dünyalarda güvenilir olduğu için gerekçe sağlar, kurbanın dünyası normal olmasa bile. Ölçüt, ilk bakışta, kâhin vakasını da çözer: durugörü, dünya hakkındaki genel inançlarımızla tutarlı dünyalarda var olmadığı ya da güvenilir olmadığı için, Norman'ın inancı gerekçesizdir. Tek bir ilke, iki vakayı da sezgiye uygun biçimde karşılar gibi görünür. Ama Goldman, iki yıl sonra, bu öneriden memnun olmadığını yazdı; nedenlerini İtirazlar bölümünde göreceğiz.
Bu ayrımla Goldman, kötü cin vakasındaki sezgiyi açıklamaya, ama onu güvenilircilik aleyhine bir kanıt olmaktan çıkarmaya çalıştı. Kurbanın inançları güçlü anlamda gerekçesizdir, çünkü süreçleri onun dünyasında güvenilmezdir; ama zayıf anlamda gerekçelidir, çünkü kurban, süreçlerinin güvenilmez olduğunu bilemez ve bu yüzden suçlanamaz. Sezgimiz, bu ayrıma göre, zayıf gerekçeyi izler. Ders Ç3.11'de, gerekçe ile mazur görülebilirlik arasında bir ayrım yapmıştık; Goldman'ın zayıf gerekçesi, bu ayrımın mazeret tarafına yakındır. Bu yakınlık, ayrımın hem gücünü hem de zayıflığını oluşturur: kurbanın inancına "gerekçeli" diyen sezgi, gerçekten yalnızca bir suçlanamazlık sezgisi midir, yoksa daha olumlu bir şey mi söyler?
Argüman
İki karşı-örnek, birlikte, süreç güvenilirciliğine karşı iki kollu bir argüman kurar. Her kol, kuramın eşdeğerlik iddiasının bir yönünü hedef alır:
- Süreç güvenilirciliğine göre, bir inanç, ancak ve ancak güvenilir bir süreçten doğmuşsa gerekçelidir.
- Kötü cin kurbanı, bizimle aynı deneyimlere sahiptir ve bizimle aynı bilişsel süreçleri kullanır; ama onun dünyasında bu süreçler güvenilmezdir.
- Kurbanın inançları, bizim karşılık gelen inançlarımız kadar gerekçelidir.
- Öyleyse, güvenilir bir süreçten doğmamış gerekçeli inançlar vardır; güvenilirlik, gerekçe için zorunlu değildir.
- Norman'ın durugörü yetisi güvenilirdir, ve Norman'ın bu yetiye dair lehte ya da aleyhte hiçbir kanıtı yoktur.
- Norman'ın, durugörüyle oluşan inancı gerekçesizdir.
- Öyleyse, güvenilir bir süreçten doğmuş gerekçesiz inançlar vardır; güvenilirlik, gerekçe için yeterli değildir.
Sonuç: Süreç güvenilirciliği, en azından birinci öncüldeki biçimiyle, yanlıştır: güvenilirlik, gerekçe için ne zorunlu ne yeterlidir.
İkinci ve beşinci öncüller, vakaların betimlemesidir, ve düşünce deneyleri olarak kabul edilmeleri gerekir; güvenilirci, kural olarak, bu betimlemelerin tutarlı olduğunu tartışmaz. Argümanın bütün yükü, iki sezgi öncülünün, üçüncü ve altıncı öncüllerin üzerindedir. Bu iki öncülün statüsü, Ders Ç2.12'de tartıştığımız sezgilerin kanıt değeri sorusuna bağlıdır: bir felsefi kuramı, bir düşünce deneyine verdiğimiz bir sezgisel yargıyla çürütebilir miyiz? Güvenilirci, iki seçenekle karşı karşıyadır: ya sezgileri kabul edip kuramını değiştirmek, ya da sezgilerin yanıltıcı olduğunu, en azından başka bir şeyi izlediğini göstermek. Goldman'ın üç ardışık cevabı, normal dünyalar, güçlü ve zayıf gerekçe, ve erdem listesi, bu iki seçeneğin farklı karışımlarıdır.
Argümanın bir özelliğine dikkat etmek gerekir: iki kol, aynı içselci ilkeyi destekler, ama birbirinden bağımsızdır. Bir güvenilirci, kollardan birini kabul edip öbürünü reddedebilir. Örneğin, kötü cin kurbanının gerekçeli olduğunu kabul edip, Norman'ın da gerekçeli olduğunu savunabilir; bu, kuramı "ancak" yönünde değiştirir, ama "eğer" yönünde korur. Ya da Norman'ın gerekçesiz olduğunu kabul edip, kurbanın gerçekten gerekçesiz olduğunu savunabilir. İki kolu birlikte kabul etmek ise, gerekçenin güvenilirlikten tamamen bağımsız olduğu sonucuna değil, yalnızca güvenilirliğin gerekçeyi tek başına belirlemediği sonucuna götürür. Bu ayrım, Ders Ç4.7'deki içselci-dışsalcı tartışmada ve Ders Ç4.8'deki erdem güvenilirciliğinde göreceğimiz uzlaştırıcı önerilerin, yani güvenilirliği ve iç durumları birleştiren kuramların, neden mantıksal olarak mümkün olduğunu gösterir.
En tartışmalı öncül: Altıncı öncül, yani Norman'ın inancının gerekçesiz olduğu. Kötü cin sezgisi, içselcilerin yanı sıra birçok dışsalcı tarafından da paylaşılır; Goldman'ın kendisi, kurbanların görmeye dayanan inançlarının sezgisel olarak gerekçeli olduğunu açıkça kabul eder. Norman sezgisi ise çok daha az kararlıdır. Goldman, 1992'de, kendi değerlendirmesinin Norman vakasında öbür üç vakadakinden daha az açık olduğunu, Norman'ın inancına "gerekçesiz" değil, yalnızca "gerekçesi olmayan" demeye eğilimli olduğunu yazdı. Dahası, Norman'ın durugörü deneyimi biraz değiştirildiğinde, örneğin görmeye benzeyen canlı bir imge biçiminde betimlendiğinde, sezgilerin kayabileceğine dair işaretler vardır; Örnekler bölümünde bunun bir örneğini göreceğiz. Bir sezginin, vakanın görünüşte önemsiz ayrıntılarıyla bu kadar kolay değişmesi, onun bir kuramı çürütecek kadar sağlam olup olmadığını sorgulatır. Üçüncü öncül de tartışmasız değildir: İtiraz 3'te göreceğimiz gibi, bazı epistemologlar, kurbanın inançlarının gerçekten gerekçeli olmadığını, yalnızca mazur görülebilir olduğunu savunur.
İtirazlar ve cevaplar
Aşağıdaki itirazlar, argümana karşı güvenilircilerin ve onların yakın müttefiklerinin verdiği dört cevaptır. İlk ikisi Goldman'ın kendi cevaplarıdır; üçüncüsü, kötü cin sezgisini reddeden bir karşı-görüştür; dördüncüsü, Norman sezgisinin kaynağını açıklamaya çalışır.
İtiraz 1: Normal dünyalarda güvenilirlik
Goldman'ın 1986'daki cevabına göre, argümanın birinci öncülü, güvenilirliği yanlış yerde ölçer. Bir sürecin gerekçe sağlayıp sağlamadığı, değerlendirilen dünyada, yani kurbanın ya da Norman'ın dünyasında, değil, normal dünyalarda, yani dünya hakkındaki genel inançlarımızla tutarlı dünyalarda güvenilir olup olmadığına göre belirlenir. Kurbanın görmesi normal dünyalarda güvenilirdir; öyleyse kurbanın inançları gerekçelidir. Normal dünyalar, durugörünün var olmadığı ya da işe yaramadığı dünyalardır; öyleyse Norman'ın inancı gerekçesizdir. Tek bir değişiklik, iki kolu birlikte etkisiz kılar.
Cevap: Goldman, 1988'de, bu öneriden kendisinin memnun olmadığını açıkça yazdı, ve öneriye yöneltilen zorluklar bu memnuniyetsizliği açıklar. Birincisi, "genel inançlarımız" ifadesi belirsizdir: kimin inançları, hangi genel inançlar? Bir topluluğun genel inançları durugörünün mümkün olduğunu içeriyorsa, Norman'ın inancı o topluluk için gerekçeli mi olur? İkincisi, öneri, kişinin inancının gerekçesini, kişinin kendisinin değil, değerlendiricinin inançlarına bağlar; bu, gerekçeyi kişinin bilişsel durumunun bir özelliği olmaktan çıkarıp değerlendiricinin bakış açısına göreli kılar. Üçüncüsü, genel inançlarımızın kendisi yanlış olabilir: dünyada gerçekten güvenilir bir durugörü yetisi varsa, normal dünyalar ölçütü, bu yetiyi kullananları, sırf biz onun var olmadığına inandığımız için gerekçesiz sayar. Ölçüt, sezgilere uymak için kurulmuş görünür; ama bunu, gerekçeyi bizim dünya resmimize bağlayarak yapar, ve bu, Ders Ç4.5'te gördüğümüz Conee ve Feldman'ın ilkeli olma koşuluna benzer bir kaygı doğurur: hangi dünyaların "normal" sayılacağı, istenen sonuçlara göre seçiliyor olabilir.
İtiraz 2: Sezgi yalnızca suçlanamazlığı izler
Goldman'ın 1988'deki cevabına göre, kötü cin sezgisi gerçektir, ama güvenilirciliği çürütmez, çünkü başka bir kavramı izler. "Gerekçe" sözcüğü iki anlamda kullanılır. Güçlü anlamda gerekçe, inancın güvenilir bir süreçten doğmasıdır; zayıf anlamda gerekçe ise, inancın güvenilmez bir süreçten doğmasına rağmen kişinin bu inanç için suçlanamaz olmasıdır, örneğin kişinin sürecin güvenilmez olduğuna inanmaması ve bunu anlamanın güvenilir bir yoluna sahip olmaması. Kurban, zayıf anlamda gerekçelidir; güçlü anlamda değildir. Üçüncü öncüldeki sezgi, zayıf gerekçeyi izler; güvenilircilik ise güçlü gerekçenin kuramıdır. Öyleyse argüman, iki farklı kavramı birbirine karıştırır.
Cevap: Bu cevabın gücü, sezgiyi reddetmeden açıklamasıdır; zayıflığı, sezginin içeriğini daraltmasıdır. Kurbanın inancına verdiğimiz yargı, yalnızca "onu kınayamayız" yargısı değildir; "o, yapılması gerekeni yaptı, inancı kanıtıyla tam olarak uyumlu" yargısıdır. Suçlanamazlık, çok daha düşük bir standarttır: bir ilacın etkisiyle düşünemeyen biri de, inançları için suçlanamaz olabilir, ama onun inançlarının kurbanınkiler kadar iyi olduğunu söylemeyiz. Ders Ç3.11'de, Williamson'ın yaptığı gerekçe ile mazur görülebilirlik ayrımını görmüştük. Bu ayrım şöyle açılabilir: mazeret, bir kişinin kusurlu bir şey yaptığını ama sorumlu tutulamayacağını söyler; gerekçe ise yaptığı şeyin kusurlu olmadığını söyler. İçselciye göre, kurban hiçbir kusurlu şey yapmamıştır; bu yüzden onun durumunu mazeret kategorisine koymak, sezginin olumlu içeriğini kaçırır. Ayrıca, zayıf ve güçlü gerekçe ayrımı Norman vakasına yardım etmez: Norman da, durugörüsünün güvenilir olmadığına inanması için bir nedeni olmadığından, belki suçlanamazdır; ve inancının kaynağı güvenilir olduğundan güçlü anlamda gerekçelidir. Ayrım, iki vakanın birine cevap verir, öbürünü olduğu yerde bırakır.
İtiraz 3: Kurbanın gerekçesi yoktur, yalnızca mazereti vardır
Bazı epistemologlar, Goldman'ın ayrımını bir adım daha ileri götürür, ve üçüncü öncülü doğrudan reddeder. Britanyalı filozof Timothy Williamson'ın bilgi-önce yaklaşımına yakın duran yazarlar, örneğin Jonathan Sutton 2007 tarihli Without Justification (Gerekçesiz) kitabında ve Clayton Littlejohn 2012 tarihli Justification and the Truth-Connection (Gerekçe ve Doğruluk Bağlantısı) kitabında, gerekçenin doğrulukla, hatta bilgiyle, içselcilerin kabul ettiğinden çok daha sıkı bağlı olduğunu savunur. Bu görüşe göre, kurbanın inançları gerekçesizdir; ama kurban, bu inançlar için mükemmel bir mazerete sahiptir. Sezgimizin "gerekçeli" diye adlandırdığı şey, aslında bu mazerettir. Ders Ç3.11'in de ele aldığı üzere, Williamson'ın kanıt anlayışı da, kurbanın kanıtının bizimkiyle aynı olmadığı sonucuna varır.
Cevap: Bu görüş, İtiraz 2'deki cevapla aynı itiraza açıktır, ama daha keskin bir biçimde: kurbanın durumunu bir mazeret durumu saymak, onun ile aldatılmamış ikizi arasındaki simetriyi açıklamakta zorlanır. İki kişi, aynı deneyimlere sahip, aynı özenle düşünen, aynı sonuca varan iki kişidir; birinin "doğru yaptığını", öbürünün "yanlış yaptığını ama mazur görüldüğünü" söylemek, aralarındaki tek farkın, ikisinin de erişemediği bir olgu olduğu düşünülünce, gerekçeyi şansa bağlamak gibi görünür. Mazeret görüşünü savunanlar ise bu itiraza şöyle cevap verir: ahlakta da, iyi niyetle yapılan ama kötü sonuç veren bir eylem, doğru eylem değil, mazur görülebilir bir eylemdir; ve iki kişinin iç durumlarının aynı olması, eylemlerinin aynı değerde olduğunu göstermez. Tartışma, gerekçe kavramının, ahlaktaki "doğru eylem" kavramına mı, yoksa "övgüye değer niyet" kavramına mı daha yakın olduğu sorusuna dayanır; ve bu soru, Ders Ç1.9'daki ödev ve iyi neden tartışmasının bir devamıdır.
İtiraz 4: Norman sezgisi örtük bir çürütücüden doğar
Bir güvenilirci, altıncı öncülün kaynağını açıklamaya çalışabilir. Amerikalı filozof Michael Bergmann, 2006 tarihli Justification without Awareness (Farkındalık Olmadan Gerekçe) kitabında, Ders Ç4.1'in tartıştığı ikilemini kurarken, Norman sezgisini de tartıştı. Böyle bir açıklamaya göre, Norman'ın inancını gerekçesiz bulmamızın nedeni, Norman'ın durumunda gizli bir çürütücü görmemizdir: hiçbir nedeni olmadan, birden, uzaktaki bir kişinin nerede olduğuna dair kesin bir inanca kapılan sıradan bir insan, bu inancın nereden geldiğini sormalıdır; ve sormuyorsa, epistemik olarak dikkatsizdir. Bu dikkatsizlik bir kusurdur, ve kusuru hesaba katan bir dışsalcılık, Norman'ı gerekçesiz sayabilir. Goldman'ın 1979'daki kişiye açık süreçler ilkesi de bu yönde işleyebilir: "bu inanç nereden geldi?" diye sormak, Norman'a açık bir süreçtir; ama Goldman 1992'de, eski formülasyonlarındaki bu tür hükümlerin Norman vakasında ne kadar başarılı olduğunun tam olarak açık olmadığını kendisi yazar. Goldman'ın 1992'deki erdem listesi açıklaması ise başka bir yoldan gider: Norman'ın inancını gerekçesiz bulan değerlendiriciler, durugörüyü telepati, duyu dışı algı ve telekinezi gibi bilimsel olarak itibarsız yetilere benzetir, ve bu yüzden onu bir kusur sayar.
Cevap: BonJour, böyle bir cevabı öngörebilir ve vakayı değiştirebilir: Norman, inancının nereden geldiğini sorsa bile, bir cevap bulamaz; ve soruyu sormamış olması, sıradan algı inançlarımızda da onların nereden geldiğini sormadığımız düşünülünce, bir kusur sayılmayabilir. Örtük çürütücü açıklamasının güçlüğü, Norman'ın durumunda neyin bir çürütücü olduğunu, onun sıradan algı inançlarından farkını hesaba katarak belirlemektir. Erdem listesi açıklaması ise, sezginin kaynağını açıklar, ama bir bedelle: gerekçe yargılarımızın, değerlendiricinin listesine, yani kültürel olarak edinilmiş bir sınıflamaya bağlı olduğunu kabul eder. Bu, Goldman'ın kendisinin de kabul ettiği bir sonuçtur: farklı alt kültürlerden değerlendiricilerin farklı listeleri olabilir. Ama o zaman Norman sezgisi, gerekçenin doğası hakkında değil, değerlendiricilerin listeleri hakkında bir olgu olur. İçselci, bu sonucu bir kazanç olarak görebilir: sezginin, kişinin kendi bakış açısından görünen şeye duyarlı olduğu, Örnek 3'teki gibi deneyimin betimlemesi değiştiğinde yargının da değişmesiyle desteklenir; bu, sezginin güvenilirliği değil, iç durumları izlediğine dair bir kanıttır.
Örnekler
Örnek 1: Selin ve Saniye Hanım (kurgu)
Girişteki iki vakaya geri dönelim, ve onları iki karşı-örneğin ölçütüyle karşılaştıralım. Selin, kötü cin vakasının küçük ölçekli bir biçimidir. Onun "cini", telefonuna yerleşmiş bir uygulamadır, ve bu cin, yalnızca bir akşam, yalnızca bir konuda onu aldatır. Ama vakanın mantığı aynıdır: Selin'in iç durumları, resmî siteye bakan bir öğrencininkiyle aynıdır, ve o akşamki ortamında, süreci güvenilmezdir. Bir fark da vardır: Selin'in durumunda süreç, genel olarak güvenilirdir, ve yalnızca bu özel ortamda güvenilmez hale gelmiştir. Bu yüzden, Ders Ç4.5'te gördüğümüz genellik sorunu burada yeniden belirir: "bir web sayfasına bakarak inanmak" türü güvenilirdir; "bu telefonda, bu akşam, bu bağlantıyla bir sayfaya bakarak inanmak" türü güvenilmezdir. Güvenilirci, geniş türü seçerse, Selin'i gerekçeli sayar ve kötü cin itirazından kaçar; ama tam kötü cin vakasında, kurbanın bütün dünyası değiştiği için, böyle bir geniş türe başvurulamaz. Küçük ölçekli aldatmalar, güvenilirci için büyük ölçekli olanlardan daha kolay yönetilir.
Saniye Hanım, kâhin vakasının gündelik bir biçimidir, ama Norman'dan önemli bir bakımdan farklıdır: Saniye Hanım'ın, önsezilerinin geçmişte doğru çıktığına dair bir kaydı vardır, ya da en azından ailesinin vardır. Bu, onu Norman'dan ayırır, çünkü Norman'ın yetisine dair hiçbir kanıtı yoktu. Saniye Hanım, geçmişteki başarılarını hatırlıyorsa, inancının bir tümevarımsal dayanağı vardır: "bu tür önsezilerim genellikle doğru çıkar". O zaman, içselci de onun inancını gerekçeli sayabilir, çünkü inancın, kişinin kendi bakış açısından erişebildiği bir dayanağı vardır. Örnek, kâhin vakalarının gücünün, kişinin yetisine dair hiçbir kanıtı olmamasından geldiğini, ve bu koşulun gündelik hayatta nadiren sağlandığını gösterir. Gerçek hayattaki "Norman"ların çoğu, yetileri hakkında bir geçmiş kayda sahiptir; ve kayıt ortaya çıktığında, içselci ile dışsalcı arasındaki anlaşmazlık da büyük ölçüde ortadan kalkar.
Örnek 2: Lehrer ve Cohen'in aldatılmış ikizi
Lehrer ile Cohen'in kurduğu vaka, gündelik aldatmalardan bir bakımdan radikal biçimde farklıdır: kurbanın aldatılması küresel ve kalıcıdır. Kurbanın bütün algısal deneyimleri, ilk deneyiminden bu yana, bir cin tarafından üretilmiştir; onun dünyasında, gördüğü masalar, ağaçlar ve insanlar yoktur. Ama deneyimlerinin akışı, bizimkiyle birebir aynıdır, ve o, bu akıştan, bizim çıkardığımız inançları aynı özenle çıkarır. Vakanın gücü, kurbanın yapabileceği hiçbir şeyin durumunu değiştirmemesinden gelir. Selin, bir gün, adres çubuğuna daha dikkatli bakarak ya da başka bir cihazdan kontrol ederek aldatmayı fark edebilirdi; kurbanın böyle bir şansı yoktur, çünkü yapabileceği her kontrol de cinin ürettiği deneyimlerden geçer.
Bu fark, güvenilirci için önemlidir. Selin'in vakasında, Goldman'ın kişiye açık süreçler ilkesi ya da genellik sorununa verilecek bir cevap işe yarayabilir; Lehrer ile Cohen'in vakasında ise, kurbanın kullanabileceği hiçbir süreç onun dünyasında güvenilir değildir. Vaka, bu yüzden, güvenilirciliği en saf biçimiyle sınar: kurban, hiçbir şeyi yanlış yapmamıştır, hiçbir kanıtı göz ardı etmemiştir, hiçbir kontrolü atlamamıştır, ve yine de, kurama göre, inançlarının hiçbiri gerekçeli değildir. Cohen'in vurguladığı nokta da budur: gerekçe, kişinin kendi bakış açısından yapabileceği en iyi şeyi yapıp yapmadığıyla ilgiliyse, kurban en iyisini yapmıştır. Ders Ç3.11'deki zihinselci kanıtçılık, tam bu sezgiye dayanıyordu: zihinsel durumları aynı olan iki kişinin gerekçeleri de aynıdır.
Örnek 3: Senor'un sınıfı ve görmeye benzeyen durugörü
Goldman, 1992 tarihli "Epistemic Folkways and Scientific Epistemology" (Gündelik Epistemik Pratikler ve Bilimsel Epistemoloji) yazısının bir dipnotunda, Amerikalı filozof Tom Senor'un Arkansas Üniversitesi'ndeki felsefe sınıfında yaptığı bir denemeyi aktarır. Senor, sınıfına Norman vakasının değiştirilmiş bir biçimini anlattı: Norman masasında çalışırken, birden, durugörü yoluyla, başkanın Empire State Binası'nda olduğuna dair çok belirgin ve canlı bir izlenime kapılır. İzlenim, sıradan bir görsel izlenimden fenomenal olarak farklıdır, ama bazı bakımlardan ona benzer ve aşağı yukarı onun kadar güçlüdür; deneyim o kadar etkileyicidir ki Norman, başkanın New York'ta olduğuna inanmaktan kendini alamaz. Goldman'ın aktardığına göre, Senor'un sınıfındaki öğrencilerin yaklaşık yarısı, bu durumda Norman'ın başkanın New York'ta olduğuna gerekçeli olarak inandığı yargısına vardı.
Bu küçük deneme, kesin bir deneysel bulgu değildir, ama iki bakımdan öğreticidir. Birincisi, Norman sezgisinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir: vakanın kendisi, yani güvenilir ama kanıtsız bir yeti, değişmemiştir; değişen yalnızca deneyimin betimlemesidir. İkincisi, sezginin neyi izlediğine dair bir ipucu verir. Senor, Goldman'ın yazısına yaptığı yorumda, sonucun Goldman'ın kuramıyla kolayca açıklandığını belirtir: durugörü süreci görmeye yeterince benzer betimlendiği için, değerlendiriciler onu erdem listelerindeki "görme" erdemiyle eşleştirir. İçselci ise aynı sonucu farklı açıklar: canlı, görmeye benzeyen bir deneyim, kişiye, kendi bakış açısından, inancı için bir dayanak verir; Norman artık "hiçbir nedeni olmadan" inanmamaktadır, bir görünüşe dayanarak inanmaktadır. Ders Ç4.2'deki zihinselcilik, bu ikinci açıklamaya uyar: gerekçe, kişinin zihinsel durumlarıyla değişir. Aynı veri, iki kuramı da destekler gibi görünür; ve bu, Ders Ç4.4'te Goldman ile Feldman ve Conee'nin yöntemleri arasında gördüğümüz durumu tekrarlar: aynı sezgiler, birden çok açıklamaya uyabilir.
Araç kartı: Kötü Cin İkizi
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir inancı, iç durumları aynı ama dünyası farklı olan iki hayalî ikiziyle karşılaştırarak, o inanca ilişkin gerekçe yargısının iç durumları mı yoksa dışsal güvenilirliği mi izlediğini görünür kılar. |
| Adımlar | 1) İnancı ve kişinin ona dayanak olarak sahip olduğu iç durumları yaz: deneyimler, anılar, çıkarımlar. 2) Aldatılmış ikizi kur: aynı iç durumlar, ama dünyası, sürecin güvenilmez olacağı biçimde düzenlenmiş. 3) Kâhin ikizi kur: süreci güvenilir, ama kişinin bu sürece dair hiçbir iç dayanağı yok. 4) Üç kişinin inancı için ayrı ayrı yargı ver: gerekçeli mi, gerekçesiz mi, yalnızca mazur mu? 5) Yargılarının hangi ikizde değiştiğine bak: aldatılmış ikizde değişiyorsa yargın güvenilirliği, kâhin ikizde değişiyorsa iç durumları izliyor. 6) Yargının hangi soruya cevap verdiğini yaz: suçlanabilirlik mi, makullük mü, doğruluğa elverişlilik mi? |
| Ne zaman kullanılır | Bir kişinin, kendi elinde olmayan bir nedenle yanıldığı durumları değerlendirirken; bir kaynağın ya da yöntemin güvenilir ama açıklanamaz olduğu durumlarda; bir gerekçe kuramının ne söylediğini sezgilerle sınarken. |
| Sınırı | Araç, gerekçe kavramının kendisini belirlemez; yalnızca kullanıcının yargılarının neye duyarlı olduğunu gösterir. Örnek 3'ün gösterdiği gibi, ikizlerin betimlenme biçimi, yargıları beklenmedik ölçüde etkileyebilir. |
| 5K kapısı | Karşı-görüş |
Özet
- Yeni kötü cin sorunu (Lehrer ve Cohen, 1983; Cohen, 1984), iç durumları bizimkiyle aynı ama süreçleri onun dünyasında güvenilmez olan bir kurbanın inançlarının sezgisel olarak gerekçeli olduğunu, bu yüzden güvenilirliğin gerekçe için zorunlu olmadığını öne sürer.
- BonJour'un kâhin vakaları (1980), özellikle Norman vakası, güvenilir bir yetiden doğan ama kişinin kendi bakış açısından dayanaksız olan bir inancın sezgisel olarak gerekçesiz olduğunu, bu yüzden güvenilirliğin yeterli olmadığını öne sürer.
- İki vaka, güvenilirciliğin eşdeğerlik iddiasının iki yönünü ayrı ayrı hedef alır; ikisi birlikte, gerekçenin iç durumları izlediği yolundaki içselci sezgiyi en keskin biçimde ortaya koyar.
- Goldman'ın üç ardışık cevabı: normal dünyalar (1986), güçlü ve zayıf gerekçe ayrımı (1988), ve değerlendiricilerin erdem ve kusur listesi (1992); her biri bir vakada daha başarılıdır.
- Mazeret görüşü (Sutton, Littlejohn), kurbanın gerekçesiz ama mazur olduğunu savunur; buna yöneltilen itiraz, kurban ile aldatılmamış ikizi arasındaki simetriyi açıklayamamasıdır.
- Norman sezgisi, kötü cin sezgisinden çok daha kırılgandır; Goldman'ın aktardığı resmî olmayan bir sınıf denemesinde, deneyim görmeye benzer betimlendiğinde öğrencilerin yaklaşık yarısı Norman'ı gerekçeli saydı.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Goldman, 1992 tarihli "Epistemic Folkways and Scientific Epistemology" yazısında, gerekçe kavramını değerlendiricilerin zihinsel erdem listeleriyle açıklayan önerisini, iki karşı-örnek üzerinde şöyle sınar:
"Önce cin dünyası vakasını ele alalım. Olası bir dünyada, Kartezyen bir cin, insanlara aldatıcı görsel deneyimler verir, ve bu deneyimler sistemli olarak yanlış inançlara yol açar. Görmeye dayanan bu inançlar gerekçeli midir? Sezgisel olarak, evet. Cinin kurbanlarına bizimkiyle aynı türden görsel deneyimler sunulur, ve onlar karşılık gelen inançları üretmek için bizimle aynı süreçleri kullanırlar. [...] BonJour'un dördüncü vakası, güvenilir bir durugörü gücü olan, ama bu güce sahip olduğu tezinin lehine ya da aleyhine hiçbir nedeni bulunmayan Norman'la ilgilidir. Başka hiçbir ilgili kanıta sahip değilken, durugörü yoluyla başkanın New York'ta olduğuna inandığında, bu inanç nasıl değerlendirilmelidir? Bu vakada kendi değerlendirmem, öbür üç vakadakinden daha az açıktır. Norman'ın inancının tamamen gerekçesiz olduğunu değil, gerekçesi olmadığını söylemeye eğilimliyim."
Pasajın ilk dikkat çekici yanı, Goldman'ın iki vakaya verdiği yanıtların asimetrisidir. Kötü cin vakasında, sezgiyi tereddütsüz kabul eder: "Sezgisel olarak, evet." Bu, güvenilirciliğin basit biçiminin, yani güvenilirliği kurbanın kendi dünyasında ölçen biçiminin, yanlış bir sonuç verdiğini kabul etmek demektir; ve Goldman'ın 1992'deki önerisi, bu sonucu düzeltmek için kurulmuştur. Norman vakasında ise, sezginin kendisinden emin değildir. Bu asimetri, argümanın iki kolunun aynı ağırlıkta olmadığını, güvenilircinin asıl zorluğunun kötü cin kolunda olduğunu gösterir.
İkinci dikkat çekici yan, "gerekçesiz" ile "gerekçesi olmayan" arasındaki ayrımdır. Goldman, bir inancın "gerekçesiz" (unjustified) olmasını, olumsuz bir gerekçe durumuna sahip olması, "gerekçesi olmayan" (non-justified) olmasını ise olumlu bir gerekçe durumundan yoksun olması olarak açıklar. Gelişigüzel bir tahmin gerekçesizdir: kusurlu bir süreçten doğar. Norman'ın inancı ise, Goldman'a göre, kusurlu bir süreçten doğmaz, ama onaylanmış bir süreçten de doğmaz; değerlendiricinin listesinde yer almayan bir süreçten doğar. Bu ayrım, BonJour'un iddiasını yumuşatır: Norman'ın inancı olumlu bir gerekçeye sahip değildir, ama epistemik bir kusurun ürünü de değildir. Ayrımın bir bedeli vardır: güvenilirci, Norman'ın güvenilir yetisinin neden olumlu bir gerekçe sağlamadığını, kendi kuramı içinden açıklamak zorundadır; Goldman'ın açıklaması, bunun değerlendiricinin listesine bağlı olduğudur.
Üçüncü özellik, Goldman'ın yöntemidir. Goldman, gerekçe kavramını doğrudan tanımlamaz; değerlendiricilerin bu kavramı nasıl kullandığına dair psikolojik bir hipotez kurar, ve o hipotezin, karşı-örneklere verilen tepkileri doğru tahmin edip etmediğini sınar. Bu, Ders Ç4.13'te göreceğimiz doğallaştırılmış epistemolojinin bir uygulamasıdır: epistemolojik bir kavramı, onu kullananların bilişsel süreçleri üzerinden açıklamak. Yöntemin içselci açısından tartışmalı yanı, gerekçenin ne olduğu sorusunu, insanların neyi gerekçeli saydığı sorusuyla yer değiştirme riskidir.
Teknik ayrıntı
Gösterimsel güvenilircilik. Kötü cin sorununa verilen en teknik cevaplardan biri, Arjantin doğumlu filozof Juan Comesaña'nın, 2002'de Philosophical Studies'te yayımlanan "The Diagonal and the Demon" (Köşegen ve Cin) makalesinde geliştirdiği gösterimsel güvenilirciliktir (indexical reliabilism). Comesaña, dil felsefesindeki iki boyutlu anlambilimden yararlanır. "Gerçek dünyada güvenilir" gibi bir ifade, "şimdi" ya da "burada" gibi, hangi bağlamda söylendiğine göre farklı bir şeyi gösterir. Bir değerlendirici, "kurbanın görmesi güvenilir bir süreçtir" dediğinde, "güvenilir" sözcüğünü değerlendiricinin kendi gerçek dünyasına göre kullanır; ve değerlendiricinin dünyasında görme güvenilir olduğu için, kurbanın inancı gerekçeli sayılır. Bu öneri, Goldman'ın "bizim dünyamız" cevabını ve normal dünyalar fikrini iki boyutlu anlambilimle yeniden kurar; genel inançlarımız yerine gerçek dünyayı ölçüt alır, ve böylece İtiraz 1'deki "kimin genel inançları" sorusundan kaçınır. Öneriye yöneltilen soru ise, gerekçenin, değerlendiricinin bağlamına göreli olmasının, gerekçeyi kişinin kendi durumunun bir özelliği olmaktan çıkarıp çıkarmadığıdır: aynı inanç, cin dünyasında yaşayan bir değerlendirici için gerekçesiz, bizim için gerekçeli olur.
Ustalık ve yerindelik ayrımı. Bir başka cevap, Küba doğumlu Amerikalı filozof Ernest Sosa'nın erdem epistemolojisinden gelir, ve Ders Ç4.8'in konusu olacak. Sosa, bir inancın "isabetli" (accurate), "ustaca" (adroit) ve "yerinde" (apt), yani ustalığı sayesinde isabetli olması arasında ayrım yapar. Bir okçunun atışı, okçu becerisini kusursuz kullandığı halde, ani bir rüzgâr yüzünden hedefi ıskalayabilir; atış ustacadır ama isabetli değildir, dolayısıyla yerinde de değildir. Kötü cin kurbanının inançları da böyledir: kurban, bilişsel yetilerini kusursuz kullanır, ve inançları ustacadır; ama cin yüzünden doğruya ulaşamaz; inançları isabetli, dolayısıyla yerinde değildir. Bu ayrım, kurbanın inancına verdiğimiz olumlu yargıyı, mazeret görüşünden daha güçlü bir biçimde korur: ustalık, yalnızca suçlanamazlık değil, gerçek bir epistemik başarıdır. Ama ayrım, bir bedelle gelir: ustalık, bir yetinin kullanımına bağlıdır, ve yetinin ne olduğu, Ders Ç4.5'teki genellik sorununu yeniden gündeme getirir.
Truetemp ve gizli yetiler. Kâhin vakasının en çok tartışılan akrabası, Ders Ç2.12'de gördüğümüz Keith Lehrer'in Truetemp vakasıdır: beynine, kendisi bilmeden, çevredeki sıcaklığı doğru ölçen bir cihaz yerleştirilen biri, sıcaklığa dair doğru inançlar edinmeye başlar, ama bu inançların neden doğru olduğuna dair hiçbir fikri yoktur. Lehrer'e göre, Truetemp bilmez. Truetemp vakası, Norman vakasından bir bakımdan farklıdır: durugörü, varlığı kuşkulu bir yetidir; Truetemp'in cihazı ise bilimsel olarak anlaşılabilir, fiziksel bir mekanizmadır. Bu fark, Goldman'ın erdem listesi açıklamasını zorlar: "bilimsel olarak itibarsız" yetilere benzetme, Truetemp'in cihazı için işlemez. Ama Truetemp, bir başka bakımdan Norman'a benzer: kişinin, sürecin varlığına dair hiçbir iç dayanağı yoktur. Bu, kâhin sezgisinin, yetinin türüne değil, kişinin bakış açısından dayanaksızlığa duyarlı olduğunu düşündürür.
Gerekçe ile gerekçe atfı. Goldman'ın 1992'deki önerisinin teknik bir özelliği, iki düzeyi ayırmasıdır. Birinci düzey, gerekçe atfıdır: değerlendiriciler, bir inancı, süreçlerini erdem listeleriyle karşılaştırarak gerekçeli ya da gerekçesiz sayar. İkinci düzey, listelerin kaynağıdır: Goldman'a göre, listeler, nihayetinde, süreçlerin güvenilirliğine dair yargılara dayanır; görme, işitme, bellek ve iyi akıl yürütme, yüksek oranda doğru inanç ürettiklerine inanıldığı için erdem sayılır. Bu iki düzeyli yapı, güvenilirciliği, gerekçenin ne olduğuna dair bir kuramdan, gerekçe kavramımızın nasıl oluştuğuna dair bir kurama dönüştürür. Kötü cin kurbanı, bizim listemizdeki erdemleri kullandığı için gerekçeli sayılır, kendi dünyasında bu erdemler güvenilir olmasa bile. Bu, Ders Ç4.4'teki yardımsever cin vakasına Goldman'ın 1979'da verdiği üçüncü cevabın, yani gerekçe atfının güvenilir saydığımız süreçlere göre yapıldığı cevabının, olgunlaşmış biçimidir.
Güncel tartışma
Yeni kötü cin sorunu, son yıllarda, bilgi-önce epistemolojinin yükselişiyle yeniden canlandı. Ders Ç4.11 ve Ç4.12'de göreceğimiz bilgi-önce yaklaşım, gerekçeyi bilgiye bağlar; ve bu bağ, kötü cin kurbanını gerekçesiz saymayı neredeyse kaçınılmaz kılar. Bu yüzden tartışmanın odağı, kurbanın gerekçeli olup olmadığından, kurbanın inancına verdiğimiz olumlu yargının tam olarak ne olduğuna kaydı. Mazeret görüşünün savunucuları, bu yargının bir mazeret olduğunu; eleştirmenleri, mazeretin, kurbanın inancının olumlu epistemik değerini yakalamadığını savunur. Bir ara görüş, birden çok olumlu epistemik değerlendirme türü olduğunu kabul eder: kurbanın inancı, makul, sorumlu ya da ustaca olabilir, ama gerekçeli olmayabilir. Bu çoğulculuk, tartışmayı bir sözcük tartışmasına indirgeme riski taşır: "gerekçe" sözcüğünün hangi değerlendirmeye ad olarak verileceği, kendi başına önemli bir felsefi soru mudur?
Tartışmanın deneysel bir boyutu da gelişti. Ders Ç2.12'de gördüğümüz deneysel felsefe, felsefecilerin sezgilerinin felsefe dışındaki insanlar tarafından paylaşılıp paylaşılmadığını sorar; ve kötü cin ile kâhin vakaları, bu tür çalışmaların doğal hedefleridir. Örnek 3'teki Senor denemesi, bu tür sorgulamaların erken ve resmî olmayan bir örneğidir. Goldman'ın kendisi de, 1992'de, felsefecilerin bazen epistemik yargılarda büyük bir tekdüzelik varsayar göründüğünü, bunun da rapor edilen yargıların çoğunlukla felsefecilerin kendi yargıları olmasından, felsefecilerin de oldukça türdeş bir alt kültürün üyeleri olmasından kaynaklanabileceğini yazdı. Bu uyarı, iki karşı-örneğin gücünün, onlara verilen sezgilerin ne kadar yaygın olduğuna bağlı olduğunu hatırlatır.
Sorunun bir mühendislik yüzü de vardır. Bir yapay öğrenme modeli, eğitildiği veri dağılımında güvenilir olabilir; ama biri, modele, insan gözünün fark edemeyeceği küçük değişikliklerle hazırlanmış girdiler verdiğinde, model, iç işleyişi aynı kaldığı halde, sistemli olarak yanılabilir. Bu, küçük ölçekli bir kötü cin vakasıdır: modelin "süreci" değişmemiştir, değişen ortamdır. Böyle bir durumda modelin çıktısını değerlendirirken, iki soru birbirinden ayrılır: model, kendi girdilerine göre "doğru" olanı mı yaptı, ve çıktısı güvenilir mi? Kâhin vakasının mühendislikteki karşılığı ise, iç işleyişi açıklanamayan ama yüksek başarı gösteren bir modeldir: kullanıcının, modelin neden doğru çıktığına dair hiçbir fikri yoksa, onun çıktısına dayanan inancı gerekçeli midir? Ders Ç4.4'teki klinik ve istatistiksel tahmin karşılaştırması, bu sorunun bir yüzünü göstermişti: güvenilirlik, açıklanabilirlikten bağımsız olarak ölçülebilir; ama kullanıcının o güvenilirliğe dair kanıtı, içselcinin aradığı dayanağı sağlar.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir orta ölçekli şirketin muhasebe biriminde çalışan Ahmet Bey, bir tedarikçiden geldiğini düşündüğü bir e-postadaki faturayı onaylayıp ödemeyi başlatıyor. E-posta, tedarikçinin her ay kullandığı adresten, aynı imzayla, aynı yazışma üslubuyla geliyor; yalnızca banka hesap numarası değişmiş, ve e-postada bunun, tedarikçinin banka değiştirmesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Ertesi hafta, tedarikçinin e-posta hesabının ele geçirildiği ve ödemenin dolandırıcılara gittiği ortaya çıkıyor. Birim sorumlusu Gülay Hanım, olay incelemesinde, Ahmet Bey'in inancını Kötü Cin İkizi ile değerlendiriyor. (Şirket ve kişiler kurgudur.)
Adım 1, inanç ve iç dayanaklar. İnanç: bu fatura tedarikçiden geliyor ve yeni hesap numarası doğru. İç dayanaklar: tanıdık gönderen adresi, tanıdık imza ve üslup, hesap değişikliğine dair makul bir açıklama, geçmişte bu tedarikçiyle sorunsuz yazışmalar.
Adım 2, aldatılmış ikiz. Ahmet Bey'in kendisi, aldatılmış ikizdir: iç dayanakları, gerçek bir e-posta alan birininkiyle aynıdır; ama ortamı, gönderen hesabın ele geçirilmesiyle, sürecin güvenilmez olacağı biçimde düzenlenmiştir.
Adım 3, kâhin ikiz. Gülay Hanım, karşılaştırma için bir kâhin ikiz kuruyor: hiçbir e-posta okumadan, yalnızca "içinden geldiği için" hangi faturaların sahte olduğunu her zaman doğru tahmin eden bir çalışan.
Adım 4, yargılar. Ahmet Bey: kendi dayanaklarına göre makul davranmış, ama birimin yazılı kuralı, hesap numarası değişikliklerinin telefonla doğrulanmasını şart koşuyor ve Ahmet Bey bu adımı atlamış. Kâhin ikiz: isabetli, ama tahminlerinin hiçbir dayanağı yok; birim, onun tahminlerine dayanarak ödeme yapmayı ya da durdurmayı kabul etmez.
Adım 5, yargıların neyi izlediği. Gülay Hanım, Ahmet Bey hakkındaki yargısının ortamdaki aldatmadan değil, atlanan doğrulama adımından etkilendiğini fark ediyor. Ahmet Bey telefonla doğrulama yapmış olsaydı ve dolandırıcılar telefonu da ele geçirmiş olsaydı, Gülay Hanım onun hiçbir şeyi yanlış yapmadığını söyleyecekti. Kâhin ikiz hakkındaki yargısı ise, isabet oranına rağmen, dayanak yokluğuna duyarlı.
Adım 6, hangi soru? İnceleme raporu üç soruyu ayırıyor. Suçlanabilirlik: Ahmet Bey, kuralı atladığı için kısmen sorumlu. Makullük: atlanan adım dışında, inancı kendi dayanaklarına göre makuldü. Güvenilirlik: e-postaya dayanan onay süreci, ele geçirilmiş hesaplar karşısında güvenilmez; bu yüzden birim, süreci değiştirmeli.
Değerlendirme. Araç, olayın tek bir yargıyla özetlenemeyeceğini gösteriyor. Ahmet Bey'in hatası, kötü cin vakasındaki kurbanın durumuna tam olarak denk düşmüyor, çünkü kurban hiçbir adımı atlamamıştı; Ahmet Bey ise, ortamın aldatıcılığını kısmen yakalayabilecek bir adımı atladı. Bu, Goldman'ın kişiye açık süreçler ilkesine uyan bir sonuç: Ahmet Bey'e açık olan güvenilir bir süreç vardı, ve kullanılsaydı inancı değişebilirdi. Örnek, gerçek hayattaki aldatmaların çoğunun, kurbanın hiçbir şey yapamayacağı küresel aldatmalar değil, kurbanın bir şey yapabileceği yerel aldatmalar olduğunu hatırlatıyor; ve bu farkın, hem içselcinin hem dışsalcının yargısını etkilediğini.
Pratik: Alıştırmalar
- Yeni kötü cin sorununun ve Norman vakasının, süreç güvenilirciliğinin eşdeğerlik iddiasının hangi yönünü hedef aldığını açıkla. Neden iki vakaya ayrı ayrı cevap vermek bir güvenilirci için yetmez?
- Goldman'ın normal dünyalar önerisinin iki vakaya nasıl cevap verdiğini göster. Öneriye yöneltilen itirazlardan birini seç ve kendi örneğinle somutlaştır.
- Kurbanın inancının "gerekçeli" mi yoksa yalnızca "mazur görülebilir" mi olduğu tartışmasında, ahlaktan bir benzetme kur. Benzetme hangi görüşü destekliyor, ve nerede aksıyor?
Cevapları göster
- Süreç güvenilirciliği bir eşdeğerlik iddiasıdır: bir inanç, ancak ve ancak güvenilir bir süreçten doğmuşsa gerekçelidir. Kötü cin vakası, "ancak" yönünü, yani güvenilirliğin zorunlu olduğunu hedef alır: güvenilir bir süreçten doğmamış ama gerekçeli görünen bir inanç gösterir. Norman vakası, "eğer" yönünü, yani güvenilirliğin yeterli olduğunu hedef alır: güvenilir bir süreçten doğmuş ama gerekçesiz görünen bir inanç gösterir. İki vakaya ayrı ayrı cevap vermek yetmez, çünkü iki cevap birbiriyle çatışabilir: örneğin kurbanı gerekçeli saymak için güvenilirliği bizim dünyamızda ölçen bir güvenilirci, aynı ölçütle, gerçek dünyada güvenilir bir durugörüye sahip Norman'ı gerekçeli saymak zorunda kalabilir. İyi bir cevap, iki vakayı tek bir ilkeden çıkarmalıdır; normal dünyalar önerisinin çekiciliği, tam olarak bunu yapmaya çalışmasıdır.
- Normal dünyalar, dünya hakkındaki genel inançlarımızla tutarlı dünyalardır. Kurbanın görmesi bu dünyalarda güvenilirdir, bu yüzden kurban gerekçelidir; durugörü bu dünyalarda yoktur ya da güvenilir değildir, bu yüzden Norman gerekçesizdir. İtiraz örneği: genel inançlarımızın yanlış olabileceği itirazı. Diyelim ki bir kuşağın genel inançlarına göre, küçük çocukların tanıklığı her zaman güvenilmezdir, ama gerçekte, belirli koşullarda, çocukların tanıklığı oldukça güvenilirdir. Normal dünyalar ölçütü, o kuşağın değerlendirmesinde, bir çocuğun tanıklığına dayanan inançları gerekçesiz sayar, sırf genel inançlar öyle dediği için. Öğrencinin cevabı, bu sonucun, gerekçeyi kişinin durumuna değil, değerlendiricinin dünya resmine bağladığını göstermelidir.
- Benzetme: iki hekim, aynı belirtileri gösteren iki hastaya, aynı özenle, aynı tedaviyi uygular. Birinci hasta iyileşir; ikinci hasta, kimsenin bilemeyeceği nadir bir alerji yüzünden kötüleşir. Mazeret görüşü, ikinci hekimin yanlış bir şey yaptığını ama mazur görüldüğünü söyler; içselci görüş, ikinci hekimin de doğru bir şey yaptığını, kötü sonucun onun eyleminin değerini değiştirmediğini söyler. Benzetme, içselci görüşü destekler gibi görünür, çünkü çoğumuz ikinci hekimi kınamayız, onu iyi bir hekim sayarız. Ama benzetme aksar: hekimlik, bir eylemdir, ve eylemlerin değerlendirilmesinde niyet ile sonuç arasındaki ayrım tanıdıktır; inançlar ise, Ders Ç1.6'da gördüğümüz gibi, doğrudan irademizle seçtiğimiz şeyler değildir. Öğrencinin cevabı, benzetmenin hangi yönden güç verdiğini ve inancın eylemden farklılığının bu gücü ne ölçüde azalttığını tartmalıdır.
Pratik: Argüman görevi
Karşılaştırma. Durum: bir öğrenci, okulunun resmî duyuru panosunda yazan sınav tarihine göre hazırlanıyor; ama duyuru, bir yazım hatası yüzünden yanlış tarihi gösteriyor. Zayıf çalışma: "Öğrenci yanıldı, çünkü yanlış bilgiye dayandı; öyleyse inancı gerekçesizdi." Güçlü çalışma: "İç dayanaklar: resmî pano, okulun kendi duyurusu, sınıf arkadaşlarının da aynı tarihi söylemesi. Aldatılmış ikiz: öğrencinin kendisi; ortamı, panodaki hata yüzünden güvenilmez. Kâhin ikiz: panoya bakmadan sınav tarihlerini her zaman doğru bilen bir arkadaş. Yargılarım: öğrenci makul davrandı ve suçlanamaz; kâhin arkadaşın tahmini isabetli ama dayanaksız. Yargım, panodaki hatayı öğrendiğimde değişmiyor; kâhin arkadaşın dayanaksızlığını öğrendiğimde değişiyor. Öyleyse yargım, bu vakada, iç dayanakları izliyor. Ama bir sınır var: öğrencinin öğretmene sorma imkânı vardı; okul, tarihlerin öğretmenle doğrulanmasını önermişse, inancı makul ama tam olarak kusursuz değildi."
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| İkizler | Aldatılmış ve kâhin ikiz, iç durumları ve dünyaları açıkça belirtilerek kurulmuş |
| Yargı ayrımı | Gerekçe, mazeret ve isabet yargıları birbirinden ayrılmış |
| Duyarlılık | Yargının hangi değişiklikle değiştiği somut olarak gösterilmiş |
| Yerel ve küresel | Kişinin aldatmayı fark etmek için yapabileceği bir şey olup olmadığı tartışılmış |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Tekrar
- (Ders Ç4.5) Ders Ç4.5'teki genellik sorunu, kötü cin vakasına verilecek bir güvenilirci cevabı nasıl etkiler? Selin'in vakası bu bakımdan neden tam bir kötü cin vakasından farklıdır?
- (Ders Ç4.1) Ders Ç4.1'de, BonJour'un ilk üç durugörü vakası, dördüncüsünden hangi bakımdan farklıydı? Bu fark, Norman vakasının neden ayrıca kurulduğunu nasıl açıklıyor?
- (Ders Ç3.11) Ders Ç3.11'de gerekçe ile mazeret ayrımı nasıl yapılmıştı? Bu ayrım, Goldman'ın zayıf gerekçesiyle ve mazeret görüşüyle nasıl ilişkili?
Cevapları göster
- Genellik sorunu, kurbanın sürecinin hangi türe ait olduğunu belirlemeyi gerektirir. Kurbanın görmesi, "insan görmesi" gibi geniş bir türe aitse, ve bu tür genel olarak güvenilirse, kurban gerekçeli sayılabilir; "cin dünyasında görmek" gibi dar bir türe aitse, gerekçesiz sayılır. Tam bir kötü cin vakasında, kurbanın bütün dünyası cinin denetiminde olduğu için, kurbanın dünyasında geniş tür de güvenilmezdir; bu yüzden geniş türe başvurmak, güvenilirliği kurbanın dünyasında değil, başka bir dünyada ölçmek demektir. Selin'in vakası farklıdır, çünkü onun dünyasında "bir web sayfasına bakmak" türü genel olarak güvenilirdir; yalnızca o akşamki dar ortam güvenilmezdir. Bu yüzden güvenilirci, Selin'in vakasında, geniş bir tür seçerek onu gerekçeli sayabilir; tam bir kötü cin vakasında bu yol kapalıdır.
- Ders Ç4.1'de, Samantha, Casper ve Maud vakalarında, kişilerin ellerinde durugörü yetilerine ya da durugörüyle edindikleri inançlara karşı güçlü kanıtlar vardı, ve kişiler bu kanıtları görmezden geliyordu. Norman'ın elinde ise ne lehte ne aleyhte hiçbir kanıt yoktu. Bu fark, Norman vakasının neden ayrıca kurulduğunu açıklar: ilk üç vakada, çürütücüleri hesaba katan bir güvenilircilik de kişileri gerekçesiz sayabilir; bu yüzden bu vakalar, güvenilirliğin yetmediğini değil, yalnızca çürütücülerin önemli olduğunu gösterir. Norman vakası, çürütücüler ortadan kaldırıldığında da içselci sezginin sürüp sürmediğini sınar.
- Ders Ç3.11'de, Williamson'ın cevabında, aldatılan ikizin inancının kusursuz ve suçlanamaz, yani mazur görülebilir olduğu, ama elinde gerçekten bir masanın varlığını gösteren kanıt bulunmadığı için gerekçeli olmadığı söylenmişti. Bu ayrım şöyle açılabilir: gerekçe, inancın kişinin kanıtına göre doğru tutum olması; mazeret ise, kişinin yanlış bir tutum benimsemesine rağmen bu tutum için sorumlu tutulamamasıdır. Goldman'ın zayıf gerekçesi, mazeret tarafına yakındır: kurbanın inancını güvenilmez bir süreçten doğduğu halde suçlanamaz sayar. Mazeret görüşü ise bu yakınlığı açık bir teze dönüştürür: kurbanın gerekçesi yoktur, yalnızca mazereti vardır. İçselci, bu ayrımı kurbanın lehine kullanır: kurban, yanlış bir tutum benimsememiştir, çünkü tutumu kanıtına tam olarak uygundur; bu yüzden onun durumu bir mazeret durumu değil, bir gerekçe durumudur.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Yeni kötü cin sorunu nedir? | İç durumları bizimkiyle aynı ama süreçleri kendi dünyasında güvenilmez olan kurbanın inançları sezgisel olarak gerekçelidir; güvenilirlik zorunlu değildir (Lehrer ve Cohen, 1983; Cohen, 1984). |
| Norman vakası nedir? | Güvenilir bir durugörü yetisi olan, ama bu yetiye dair ne lehte ne aleyhte kanıtı bulunmayan Norman'ın inancı sezgisel olarak gerekçesizdir; güvenilirlik yeterli değildir (BonJour, 1980). |
| İki vaka neden birlikte ele alınır? | Güvenilirciliğin eşdeğerlik iddiasının iki yönünü ayrı ayrı hedef alırlar; iyi bir cevap ikisini tek bir ilkeden çıkarmalıdır. |
| Normal dünyalar nedir? | Genel inançlarımızla tutarlı dünyalar; bir süreç bu dünyalarda güvenilirse gerekçe sağlar (Goldman, 1986). Goldman 1988'de bu öneriden memnun olmadığını yazdı. |
| Güçlü ve zayıf gerekçe nedir? | Güçlü: güvenilir süreçten doğma. Zayıf: güvenilmez süreçten doğmasına rağmen kişinin suçlanamaz olması (Goldman, 1988). |
| Mazeret görüşü nedir? | Kurbanın inancı gerekçesizdir ama mazurdur; sezgi mazereti izler (Sutton, 2007; Littlejohn, 2012). |
| Goldman Norman'a 1992'de ne der? | Değerlendirmesi daha az açıktır; inanç "gerekçesiz" değil, "gerekçesi olmayan"dır, çünkü durugörü erdem listesinde yoktur. |
| Senor'un sınıfı neyi gösterir? | Durugörü görmeye benzer canlı bir imge olarak betimlendiğinde, öğrencilerin yaklaşık yarısı Norman'ı gerekçeli saydı; sezgi betimlemeye duyarlı olabilir. |
Okuma listesi
- Keith Lehrer ve Stewart Cohen, "Justification, Truth, and Coherence", Synthese 55 (1983). Yeni kötü cin vakasının ilk biçimi.
- Stewart Cohen, "Justification and Truth", Philosophical Studies 46 (1984). Sorunun güvenilirciliğe karşı geliştirilmesi.
- Laurence BonJour, "Externalist Theories of Empirical Knowledge", Midwest Studies in Philosophy 5 (1980). Kâhin vakaları.
- Alvin I. Goldman, "Strong and Weak Justification", Philosophical Perspectives 2 (1988). Kötü cin vakasına cevap.
- Alvin I. Goldman, "Epistemic Folkways and Scientific Epistemology", Liaisons (MIT Press, 1992) içinde. Erdem listesi önerisi.
- Juan Comesaña, "The Diagonal and the Demon", Philosophical Studies 110 (2002). Gösterimsel güvenilircilik.
Sonraki derse köprü
Bu derste, kötü cin ve kâhin vakalarının, güvenilirciliği iki yönden kuşattığını, ve Goldman'ın cevaplarının her birinin bir vakada diğerinden daha başarılı olduğunu gördük. Ama vakalar, yalnızca güvenilirciliğe değil, karşısındaki içselci kuramlara da bir soru yöneltir: gerekçe iç durumları izliyorsa, iç durumların hangileri, ve neden? Goldman, 1999'da yayımladığı "Internalism Exposed" (İçselcilik Açığa Çıkarıldı) makalesinde, içselciliğin kendi ölçütlerini karşılayamadığını savunarak saldırıya geçti; Feldman ve Conee, 2001'de yayımladıkları "Internalism Defended" (İçselcilik Savunuldu) makalesiyle cevap verdiler. Ders Ç4.7, bu karşılıklı eleştirileri, epistemolojideki iç ve dış gerekçe tartışmasının en olgun biçimi olarak inceliyor, ve iki kuramın aynı vakada verdiği hükümleri yan yana koymak için İçsel-Dışsal Karşılaştırma adlı bir araç sunuyor.
Günlük sorusu: Kendi elinde olmayan bir nedenle yanıldığın bir anı düşün. O zaman kendini mi suçladın, yoksa doğru olanı yaptığını mı düşündün? Bugün hangisini düşünüyorsun?