İçeriğe geç

Ders Ç4.4 · Çekirdek · Modül Ç4: Gerekçe kuramları

Süreç güvenilirciliği: Goldman

Araç: Güvenilirlik Oranı · 5K: Kaynak · 6.328 kelime · tamamı yaklaşık 29 dakika okuma

Giriş

İstanbul'da sisli bir kış sabahı, Kadıköy iskelesinde iki yolcu, Seda ile Kerim, karşıya geçecek ilk vapuru bekliyor. İkisi de vapurun seferi iptal etmeyeceğine, birkaç dakika içinde kalkacağına inanıyor. Seda bu inanca, şirketin sitesine bakarak varmış: sitede, sabah altıda yapılan duyuruda, görüşün yeterli olduğu ve seferlerin normal yürüyeceği yazıyor. Kerim ise siteye bakmamış; işe geç kalmak istemediği için vapurun kalkacağını umuyor, ve umudu, bir süredir inanca dönüşmüş. Vapur, birkaç dakika sonra, gerçekten kalkıyor. (Kişiler kurgudur.)

İkisinin inancı da doğruydu. Ama ikisinin inancı aynı ölçüde gerekçeli miydi? Sezgimiz, açıkça hayır diyor: Seda'nın inancı gerekçeli, Kerim'inki değil. Peki bu farkı ne yaratıyor? İkisi de aynı önermeye inanıyor; ikisi de haklı çıkıyor; ve ikisinin de, o anki zihinsel durumları bakımından, inançlarını güçlü bir güvenle taşıdığını varsayabiliriz. Fark, inançların nasıl oluştuğunda yatıyor. Seda'nın inancı, resmî bir duyuruyu okumaktan, yani genellikle doğru inançlar üreten bir süreçten doğdu. Kerim'in inancı ise istekten, yani doğru inançlar üretmekte genellikle başarısız olan bir süreçten.

Ders Ç4.3, dışsalcılığı bir kuramlar ailesi olarak tanıttı, ve ailenin en etkili üyesine, güvenilirciliğe, yalnızca kısaca değindi. Bu ders, o üyeyi ayrıntılı olarak inceliyor: Amerikalı filozof Alvin Goldman'ın 1979 tarihli "What Is Justified Belief?" (Gerekçeli İnanç Nedir?) makalesinde ortaya koyduğu süreç güvenilirciliğini. Goldman'ın önerisi yalındır: bir inancın gerekçeli olup olmadığı, onu üreten bilişsel sürecin güvenilirliğine bağlıdır. Ama bu yalın önerinin ardında, inançtan bağımsız ve inanca bağımlı süreçler, koşullu güvenilirlik ve bir inancın "soyağacı" gibi titiz ayrımlar vardır. Dersin aracı Güvenilirlik Oranı, bir sürecin ne sıklıkla doğru inançlar ürettiğini ve bu oranın hangi koşullarda geçerli olduğunu değerlendirmeye yarıyor.

Bu dersin kazanımları:

  • Süreç güvenilirciliğini, süreç türü ile tek tek süreç örneği ayrımını, inançtan bağımsız ve inanca bağımlı süreçleri, koşullu güvenilirliği ve Goldman'ın taban ve özyineleme ilkelerini açıklarsın. (anla)
  • Bir inanca Güvenilirlik Oranı'nı uygulayarak onu üreten sürecin doğru inanç üretme oranını, koşullara bağlılığını ve inanca bağımlı süreçlerde girdilerin gerekçesini değerlendirirsin. (uygula)
  • Süreç güvenilirciliğinin yardımsever cin vakasına, göz ardı edilen kanıta ve üst düzey inanç talebine dayanan itirazlara verdiği cevapların ne ölçüde başarılı olduğunu gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu bölüm önce Goldman'ın kuramını ve onun temel ölçütünü, sonra kuramın dayandığı süreç kavramını, en son da kuramın iki kademeli yapısını tanımlıyor.

Goldman, 1979 makalesine, aradığı kuramın türünü belirleyerek başlar. Bir gerekçe kuramı, yalnızca hangi inançların gerekçeli olduğunu doğru biçimde söylemekle kalmamalı; gerekçenin kaynağını açıklamalıdır. Bunun için, kuramın koşulları, "gerekçeli", "bilir", "sağlam dayanağı vardır", "inanmak için nedeni vardır" gibi epistemik terimler kullanmadan, yalnızca "inanır", "doğrudur", "neden olur" gibi epistemik olmayan terimlerle ifade edilmelidir. Goldman, bu talebi, ahlaktaki bir kuramla karşılaştırır: eylem faydacılığı, bir eylemin doğru olup olmadığını, ahlaki terimler kullanmadan, eylemin ürettiği mutlulukla açıklar. Goldman'ın kuramı da, gerekçeyi, epistemik olmayan bir kavramla, güvenilirlikle açıklar. Bu, kuramın en büyük iddiasıdır: gerekçe, daha temel, doğal bir olguya, yani bir sürecin doğru inanç üretme oranına, dayanır. Bu iddianın cazibesi, gerekçeyi, gizemli bir normatif özellik olmaktan çıkarıp, ilke olarak ölçülebilir bir olguya dönüştürmesidir: bir sürecin güvenilirliği, en azından ilke olarak, onun ürettiği inançların doğru çıkma oranına bakılarak bulunabilir.

Goldman, bir "süreç"ten, girdileri çıktılara eşleyen işlevsel bir işlemi anlar; çıktılar, belirli bir anda belirli önermelere inanma durumlarıdır. Ve bu süreç, bir türdür, bir tek örnek değil. Bu ayrım önemlidir, çünkü yalnızca türlerin istatistiksel özellikleri vardır: bir tür, örneğin zamanın yüzde sekseninde doğru inanç üretebilir; tek bir örnek ise ya doğru bir inanç üretir ya üretmez. Seda'nın inancını üreten tek seferlik süreç, bir türün, "resmî bir duyuruyu okuyup ona inanmak" türünün, örneğidir; ve gerekçeyi belirleyen, bu türün güvenilirliğidir. Bu ayrım, Ders Ç4.5'te göreceğimiz genellik sorununun kaynağıdır: tek bir süreç örneği, birçok farklı türün örneği olarak tanımlanabilir, ve hangi türün seçildiği, güvenilirliği belirler.

Goldman, bu ayrımı, ilk önerisinin bir sorununu çözmek için yapar. Akıl yürütme, iyi bir akıl yürütme olsa bile, yanlış öncüllerden yola çıkarsa yanlış sonuçlar üretebilir; bellek, iyi işlese bile, ilk başta yanlış olan bir inancı korursa yanlış bir inancı sürdürür. Öyleyse akıl yürütmenin ve belleğin güvenilirliği, onlara verilen girdilerin doğruluğuna bağlıdır. Algı ise, inançlardan değil, duyusal uyarılardan yola çıkar; onun güvenilirliği, girdilerin doğruluğuna bağlı değildir. Ayrımın günlük bir karşılığı da vardır: bir hesap makinesi, doğru tuşlara basıldığında doğru sonucu verir; yanlış tuşa basıldığında yanlış sonucu verir, ama bu, makinenin değil, girdinin kusurudur. Bu ayrım, Ders Ç3.1'deki gerileme sorununa bir çözüm de sunar: inanca bağımlı süreçler, gerekçeyi öncül inançlardan aktarır; inançtan bağımsız süreçler ise, gerekçeyi, başka bir inanca dayanmadan, sıfırdan üretir. Goldman'ın kuramı, bu yüzden, bir tür dışsalcı temelciliktir. Goldman bu etiketi kabul eder, ama bunun Kartezyen, "eşzamanlı" temelcilikten çok farklı, "artzamanlı" (diachronic) bir temelcilik olduğunu vurgular.

Goldman'ın tanımıyla, bir süreç, girdi inançları doğru olduğu koşulda, çıktı inançlarının yeterli bir oranı doğruysa, koşullu olarak güvenilirdir. Geçerli bir tümdengelim, en güçlü biçimde koşullu olarak güvenilirdir: öncüller doğruysa, sonuç her zaman doğrudur. İyi bir tümevarım, daha zayıf bir koşullu güvenilirliğe sahiptir. İyi işleyen bir bellek de, ilk inanç doğruysa, onu genellikle doğru biçimde korur. Koşullu güvenilirlik kavramı, Goldman'a, akıl yürütmeyi ve belleği, kendi başlarına değil, girdileriyle birlikte değerlendirme imkânı verir: iyi bir akıl yürütmenin ürettiği inanç, ancak girdileri de gerekçeliyse gerekçelidir.

Goldman, bu iki ilkeyi, standart bir kapanış ilkesiyle, yani "başka hiçbir inanç gerekçeli değildir" ilkesiyle birleştirir, ve tam bir gerekçe kuramına ulaşır. Kurama göre, bir inanç, "iyi biçimlenmiş"se, yani güvenilir ya da koşullu olarak güvenilir bilişsel işlemlerden oluşan bir soyağacına sahipse, gerekçelidir. Bu, kuramı tarihsel bir kuram yapar: bir inancın gerekçesi, o anki zihinsel durumuna değil, nasıl oluştuğuna ve nasıl sürdürüldüğüne bağlıdır. Ders Ç3.9'da, dayanağın nedensel kuramının, bir inancın neye dayandığını, onu doğuran ve sürdüren sebeplerle açıkladığını görmüştük; Goldman'ın kuramı, bu nedensel bakışı, gerekçenin bütününe genişletir. Bir inanç, birden çok soyağacına sahip olabilir; Goldman'a göre, en az bir soyağacının baştan sona güvenilir ya da koşullu olarak güvenilir süreçlerden oluşması yeter.

Argüman

Bu bölüm, Goldman'ın 1979 makalesindeki, süreç güvenilirciliğini hatalı ve doğru süreçlerin karşılaştırılmasından türeten argümanını kuruyor.

  1. Gerekçesiz inanç ürettiğini sezgisel olarak kabul ettiğimiz süreçler, yani karışık akıl yürütme, istekli düşünce, duygusal bağlılığa dayanma, salt sezgi ya da tahmin ve aceleci genelleme, ortak bir özelliğe sahiptir: güvenilmezdirler, yani çoğu zaman yanlış inanç üretirler.
  2. Gerekçe sağladığını sezgisel olarak kabul ettiğimiz süreçler, yani standart algı süreçleri, hatırlama, iyi akıl yürütme ve içebakış, ortak bir özelliğe sahiptir: güvenilirdirler, yani genellikle doğru inanç üretirler.
  3. Gerekçe dereceler alır, ve bir inancın gerekçesinin derecesine dair sezgilerimiz, onu üreten sürecin güvenilirliğine dair inançlarımızla birlikte değişir.
  4. Bu ilişkilerin en iyi açıklaması, bir inancın gerekçe durumunun, onu üreten sürecin güvenilirliğinin bir işlevi olduğudur.
  5. Öyleyse, bir inanç, onu üreten süreç güvenilirse, gerekçelidir.

Sonuç: Gerekçe, bir inancın nasıl oluştuğuna dair bir olgudur: güvenilir bir süreç, gerekçeli inanç üretir. Seda'nın inancı gerekçelidir, çünkü resmî bir duyuruyu okumak güvenilir bir süreçtir; Kerim'inki gerekçesizdir, çünkü istekli düşünce güvenilmez bir süreçtir. İkisinin de doğru çıkması, bu farkı ortadan kaldırmaz. Doğruluk sonuca, gerekçe ise yola aittir.

Birinci ve ikinci öncüller, Goldman'ın makalesindeki listelerden alınmıştır. Üçüncü öncül, Goldman'ın Jones örneğine dayanır; Örnek 2'de bu örneği göreceğiz. Dördüncü öncül, Ders Ç0.7'deki en iyi açıklamaya çıkarımdır: güvenilirlik, iki listeyi birbirinden ayıran ve gerekçe derecelerini izleyen ortak özelliktir. Argümanın bir gücü de, sezgilerin yalnızca hangi inançların gerekçeli olduğunu değil, neden gerekçeli olduğunu açıklamasıdır. Kerim'in istekli düşüncesine "gerekçesiz" demek kolaydır; ama neden gerekçesiz olduğunu söylemek daha zordur. Goldman'ın cevabı yalındır: istek, vapurun kalkıp kalkmamasıyla hiçbir ilişki içinde değildir, ve bu yüzden, istekten doğan inançlar, rastlantıdan daha sık doğru çıkmaz. Gerekçe, bu açıdan, inancın doğruya ulaşma şansının bir göstergesidir.

En tartışmalı öncül: Güvenilirliğin iki listeyi ayıran en iyi açıklama olduğunu söyleyen (4). Ders Ç4.1'de gördüğümüz içselci, iki listeyi başka bir özellikle de ayırabileceğini söyler: hatalı süreçler, kişinin kendi bakış açısından da kusurludur; istekli düşünen biri, inancının dayanağına baktığında, orada bir kanıt değil, bir istek bulur. Öyleyse iki liste, güvenilirlikle olduğu kadar, kişinin kanıta uyumuyla da ayrılabilir, ve Ders Ç3.12'deki kanıtçılık, aynı sezgileri açıklayabilir. Goldman'ın kuramının üstünlüğü, ancak, güvenilirliğin ve kanıta uyumun ayrıldığı vakalarda, yani Ders Ç4.6'da göreceğimiz kâhin ve kötü cin vakalarında, ortaya çıkabilir; ve bu vakalar, Goldman'ın lehine olmaktan çok, aleyhine görünür.

İtirazlar ve cevaplar

Goldman, 1979 makalesinde, kendi kuramına yöneltilebilecek birkaç itirazı kendisi tartışır. Aşağıdaki dört itirazdan üçü, onun kendi tartıştığı vakalara ve düzeltmelere dayanır (üçüncüsü, Goldman'ın Jones vakası için sınadığı düzeltmelerin içselci talebe karşılık gelen biçimidir); dördüncüsü, sonraki derslerin konusuna kısaca değiniyor.

İtiraz 1: Yardımsever cin

Goldman'ın kuramına göre, güvenilir bir süreçten doğan inanç gerekçelidir. Ama bir süreç, bir olası dünyada güvenilir, başka bir olası dünyada güvenilmez olabilir. Yardımsever bir cinin, istekli düşünceyle oluşan inançların genellikle doğru çıkmasını sağladığı bir dünya düşünelim. O dünyada, istekli düşünce güvenilir bir süreçtir. Kurama göre, o dünyada istekli düşünceyle oluşan inançlar gerekçelidir. Ama sezgimiz, istekli düşüncenin, hangi dünyada olursa olsun, gerekçe sağlamadığını söyler.

Cevap: Goldman, bu itirazı kendisi kurar ve ona üç olası cevap önerir, ama hangisinin en iyi olduğundan emin olmadığını açıkça kabul eder. Birinci cevap, sezgiyi reddetmektir: o dünyada, istekli düşünceyle oluşan inançlar gerçekten gerekçelidir. İkinci cevap, güvenilirliği, kimsenin dünyayı inançlara uydurmak ya da onlarla çelişecek biçimde düzenlemediği "doğal" ortamlardaki başarıyla ölçmektir; cinin işe karıştığı bir dünya, bu ölçüte göre sayılmaz. Üçüncü cevap, güvenilirliği, sürecin değerlendirilen dünyada değil, bizim dünyamızda güvenilir olmasıyla tanımlamaktır. Goldman'a göre, gerekçe kavramımız şöyle oluşur: gerçek dünyadaki bilişsel süreçleri gözlemleriz, ve hangilerinin güvenilir olduğuna dair inançlar ediniriz; güvenilir saydıklarımızı gerekçe sağlayan süreçler olarak kabul ederiz; ve varsayımsal inançları değerlendirirken, onları ancak bu süreçlerden doğmuşlarsa gerekçeli sayarız. İstekli düşünce, bu süreçler arasında olmadığı için, yardımsever cinin dünyasında da gerekçe sağlamaz. Goldman, bunun sezgisel kavram şemamızın doğru bir yeniden kurgusu olup olmadığından emin olmadığını yazar. Bu cevabın da çöktüğü bir durumu kendisi kurar: bilmediğimiz tembel bir cin, istekli düşünceyi gerçek dünyada güvenilir kılıyorsa ne olur? Goldman'ın buna verdiği karşılık, gerekçe atfında belirleyici olanın süreçlerin fiilî güvenilirliği değil, onların güvenilirliğine dair inançlarımız olduğudur. Goldman, 1986 tarihli Epistemology and Cognition (Epistemoloji ve Biliş) kitabında, bu fikri "normal dünyalar" kavramıyla geliştirdi: bir süreç, dünya hakkındaki genel inançlarımızla tutarlı olan normal dünyalarda güvenilirse, gerekçe sağlar.

İtiraz 2: Kişinin göz ardı ettiği kanıt

Jones adında biri, ana babası ona, yedi yaşındayken bellek yitimi (amnezi) geçirdiğini, o döneme dair sonradan sahte anılar geliştirdiğini, dolayısıyla o döneme ait bellek inançlarının neredeyse tamamının yanlış olduğunu söyler; Jones'un ana babası güvenilir kişilerdir. Jones, bu sözlere inanmaz, ve bellek inançlarına güvenmeye devam eder. Aslında ana babası tümüyle uydurma bir hikâye anlatmaktadır, ve Jones'un belleği güvenilirdir. Goldman'ın taban ilkesine göre, Jones'un bellek inançları güvenilir bir süreçten doğduğu için gerekçelidir. Ama sezgimiz, Jones'un, güvenilir kişilerin uyarısını göz ardı ettiği için, inançlarında gerekçeli olmadığını söyler.

Cevap: Goldman bu vakayı da kendisi tartışır, ve ilk akla gelen çözümü reddeder. İlk çözüm, kişinin, inancının güvenilir bir süreçten doğduğuna gerekçeli olarak inanmasını şart koşmaktır; ama bu, kuramın taban ilkesine "gerekçeli olarak" sözcüğünü, yani epistemik bir terimi, sokar ve kuramın açıklayıcı iddiasını bozar. Goldman'ın kendi çözümü, gerekçenin, yalnızca kişinin fiilen kullandığı sürece değil, kullanabileceği ama kullanmadığı süreçlere de bağlı olmasıdır. Goldman, ilkesini şöyle değiştirir: bir inanç, güvenilir bir süreçten doğuyorsa, ve kişiye açık olan, kullanılsaydı kişinin o inanca varmamasıyla sonuçlanacak güvenilir ya da koşullu olarak güvenilir başka bir süreç yoksa, gerekçelidir. Jones'un durumunda, ana babasının tanıklığını hesaba katmak, kişiye açık, güvenilir bir süreçtir; ve kullanılsaydı, Jones bellek inançlarından vazgeçerdi. Öyleyse Jones'un inançları gerekçesizdir. Bu çözüm, Ders Ç3.10'daki çürütücü kavramının güvenilirci bir karşılığıdır: çürütücüler, kişinin kullanabileceği güvenilir süreçlerin ürünleridir. Goldman, "kişiye açık süreç" kavramının bulanık olduğunu da kabul eder. Kendi sorusu şudur: bilimsel yöntemler, bilim öncesi çağlarda yaşayanlara "açık" mıydı? Goldman, açık olan her sürecin kullanılması gerektiğini söylemenin akla yatkın olmadığını yazar: yeni kanıt toplamak sonucu değiştirecek olsa bile bir inanç gerekçeli olabilir. Aklındaki ek süreçler, daha önce edinilmiş kanıtı hatırlamak ve o kanıtın sonuçlarını değerlendirmektir; Jones'un durumunda, ana babasının zaten söylemiş olduğu sözleri hesaba katmak tam olarak böyle bir süreçtir. Goldman bunun bulanık olduğunu kabul eder, ama gündelik gerekçe kavramımız da bulanık olduğu için çözümlemenin bu bulanıklığı taşımasını uygun bulur.

İtiraz 3: Kişi, sürecin güvenilir olduğuna inanmalıdır

İçselci bir itiraz: bir inancın gerekçeli olması için, sürecin güvenilir olması yetmez; kişinin, inancının güvenilir bir süreçten doğduğuna da inanması gerekir. Aksi halde, kişinin bakış açısından, inanç bir tahminden farksızdır. Ders Ç4.1'de BonJour'un bu sezgiyi savunduğunu görmüştük.

Cevap: Goldman bu talebi, adım adım, üç ayrı biçimde ele alır ve üçünü de reddeder. Kişinin inancının güvenilir bir süreçten doğduğuna "gerekçeli olarak" inanmasını şart koşan biçim, epistemik bir terim içerdiği için taban ilkesi olamaz. Kişinin yalnızca buna "inanmasını" şart koşan biçim ise, kişinin bu inancı da gerekçesiz olabileceği için yetersizdir. Kişinin bu üst düzey inancının da güvenilir bir süreçten doğmasını şart koşan biçim, biçimsel olarak kabul edilebilirdir; ama Goldman'a göre iki sorunu vardır. Birincisi, hayvanları ve küçük çocukları, yani kendi inançlarının kökenine dair inancı olmayan varlıkları, gerekçeli inançtan yoksun bırakır; oysa gerekçeli inanç kabaca iyi biçimlenmiş inançsa, hayvanların ve küçük çocukların da gerekçeli inançları olabilir. İkincisi, bu biçim, bir inancın kendi soyağacının güvenilirliğinin onu gerekçeli kılmadığını, ama bir üst düzey inancın soyağacının güvenilirliğinin kıldığını ima eder; Goldman bunun neden böyle olması gerektiğini sorar. Gerekçenin üst düzeyden aşağı "sızdığı" kabul edilse bile, bu biçim, üst-inancın kendisinin gerekçeli olduğunu güvenceye almaz. Bu cevap, Ders Ç4.1'deki Bergmann'ın ikilemine yakındır: farkındalık talebi, ya gerilemeye ya da motivasyonunu kaybetmeye yol açar.

İtiraz 4: Hangi süreç türü? Kâhin ve kötü cin

Goldman'ın kuramı, süreç türlerinin güvenilirliğine dayanır; ama tek bir inanç oluşumu, birçok farklı türün örneği olarak tanımlanabilir. Seda'nın inancı, "bir web sitesini okumak", "resmî bir kurumun duyurusunu okumak", "sisli bir sabah bir vapur şirketinin duyurusunu okumak" türlerinin hepsinin örneğidir, ve bu türlerin güvenilirlik oranları farklıdır. Ayrıca, Ders Ç4.1'de kısaca gördüğümüz BonJour'un Norman'ı, güvenilir bir süreçten doğan ama gerekçesiz görünen bir inanç; yeni kötü cin vakasındaki aldatılan kişi ise, güvenilmez süreçlerden doğan ama gerekçeli görünen inançlara sahiptir.

Cevap: Bu itirazlar, süreç güvenilirciliğinin en ciddi sorunlarıdır, ve ayrı derslerde ayrıntılı olarak ele alınacak: genellik sorunu Ders Ç4.5'te, kâhin ve kötü cin vakaları Ders Ç4.6'da. Goldman sorunu 1979'da kendisi adlandırır ("genellik derecesi" sorunu) ve şimdilik kesin bir çözüm veremediğini kabul eder. Akla yatkın bir öneri olarak, ilgili süreç türlerinin "içerik açısından tarafsız" olabileceğini söyler: Papa'nın her söylediğine inanma süreci, Papa yanılmazsa, girdisi kısıtlı bir içerik taşıdığı için sayılmaz. Bilişsel bilimin süreç türlerini belirlemeye yardım edeceği fikri ise 1986 kitabında gelişir. Kötü cin vakası ise, Goldman'ın yardımsever cin vakasının tersidir: orada güvenilmez görünen bir süreç güvenilirdi, burada güvenilir görünen süreçler güvenilmezdir. Goldman'ın normal dünyalar fikri, iki vakayı da aynı biçimde karşılamaya çalışır: süreçleri, değerlendirilen dünyada değil, normal dünyalarda güvenilir olup olmadıklarına göre değerlendirir. Bu fikrin başarılı olup olmadığı, Ders Ç4.6'nın sorusudur.

Örnekler

Örnek 1: Kadıköy iskelesi (kurgu)

Giriş'teki iskeleye Güvenilirlik Oranı'yla bakalım. Seda'nın süreci: resmî şirket duyurusunu okuyup ona inanmak. Bu sürecin güvenilirliği: vapur şirketleri, sefer iptallerini genellikle duyurur; duyurular, sabah erken yapılır ve sonradan değişebilir, ama çoğu zaman doğrudur. Oran yüksek. Kerim'in süreci: işe geç kalmama isteğinden vapurun kalkacağına inanmak. Bu sürecin güvenilirliği: istek, vapurun kalkıp kalkmamasıyla ilişkili değildir; sisli sabahlarda bazen sefer iptal edilir, ve Kerim'in isteği bu olasılığı hiç hesaba katmaz. Oran, sisli günlerde iptal olasılığına bağlıdır, ama hiçbir durumda istekle ilişkili değildir.

Goldman'ın kuramına göre, Seda'nın inancı gerekçelidir, Kerim'inki değildir. Ama örnek, kuramın bir inceliğini de gösterir. Diyelim ki Kerim, siteye bakmadı, ama baksaydı aynı duyuruyu görecekti. Kerim'in kullanabileceği güvenilir bir süreç vardı. İtiraz 2'deki Goldman'ın değiştirilmiş ilkesine göre, bu süreç kullanılsaydı Kerim'i inancından vazgeçirmeyecekti; öyleyse bu süreç, Kerim'in inancını gerekçesiz kılmaz. Ama inancını gerekçeli de kılmaz, çünkü Kerim'in inancı, bu süreçten değil, istekten doğmuştur. Goldman'ın kuramı, Ders Ç3.9'un dayanak ilişkisi sorusuyla burada birleşir: gerekçeyi belirleyen, kişinin kullanabileceği süreçler değil, inancın fiilen doğduğu süreçtir; kullanılabilir süreçler, yalnızca gerekçeyi ortadan kaldırabilir.

Örnek 2: Goldman'ın dağ keçisi

Goldman, 1979 makalesinde, gerekçenin derecelendiğini göstermek için bir örnek verir. Jones, bir dağ keçisi gördüğüne inanır. Bu inancın gerekçesini nasıl değerlendiririz? Goldman'a göre, değerlendirmemiz, Jones'un hayvanı çok uzaktan, kısa bir an mı gördüğüne, yoksa yalnızca otuz yarda (yaklaşık 27 metre) öteden, iyice mi baktığına bağlıdır. İkinci durumda, inanç, diğer her şey eşitken, daha iyi gerekçelidir; ve inanç doğruysa, ikinci durumda Jones'un bildiğini söylemeye daha hazırızdır.

Goldman'a göre, iki durum arasındaki fark şudur: kısa ve aceleyle bakılarak, ya da algılanan nesne çok uzaktayken oluşan görsel inançlar, ayrıntılı ve sakin bir bakışla, ya da nesne makul bir yakınlıktayken oluşan görsel inançlardan daha sık yanlış çıkar. Kısacası, ilk durumdaki görsel süreçler, ikinci durumdakilerden daha az güvenilirdir. Örnek, kuramın yalnızca "gerekçeli" ile "gerekçesiz" arasında bir ayrım yapmadığını, gerekçe derecelerini de açıkladığını gösterir: gerekçenin derecesi, güvenilirliğin derecesini izler. Ama örnek, İtiraz 4'teki genellik sorununu da önceden haber verir: Jones'un iki inancı, "görme" türünün iki örneğidir, ama farklı güvenilirlikte iki alt türün de örnekleridir; ve Goldman, sezgilere uymak için, daha özgül türleri seçmiştir. Hangi türün seçileceğini belirleyen ilke, kuramın kendisinde yoktur. Bir başka gözlem de şudur: Jones'un yakından bakması, Jones'un kendi denetimindedir. Kişi, daha güvenilir bir süreci, örneğin daha yakından ve daha uzun bakmayı, çoğu zaman seçebilir. Bu, güvenilirciliğin, yalnızca inançları değerlendirmekle kalmayıp, kişiye, inanç oluştururken daha güvenilir süreçlere yönelmesini öğütleyen pratik bir yanı da olduğunu gösterir.

Örnek 3: Klinik yargı ve istatistiksel tahmin

Amerikalı psikolog Paul Meehl, 1954'te yayımlanan Clinical versus Statistical Prediction (Klinik ve İstatistiksel Tahmin) kitabında, bir soruyu sistemli biçimde ele aldı: bir hastanın gidişatı, bir öğrencinin başarısı ya da bir mahkûmun tekrar suç işleme olasılığı gibi sonuçları tahmin ederken, uzmanların klinik yargısı mı, yoksa birkaç değişkeni belirli bir formülle birleştiren mekanik bir yöntem mi daha doğrudur? Meehl, o zamana kadarki karşılaştırmalı çalışmaları inceledi, ve mekanik yöntemin, çoğu durumda, uzman yargısı kadar ya da ondan daha doğru olduğunu buldu. Sonraki on yıllarda yapılan çalışmalar, bu bulguyu büyük ölçüde destekledi; Amerikalı psikolog William Grove ve arkadaşlarının 2000'de Psychological Assessment'ta yayımladığı bir meta-analiz, 136 çalışmayı bir araya getirerek, mekanik tahminin ortalamada klinik tahminden yaklaşık yüzde on daha doğru olduğu sonucuna vardı; çalışmaların yaklaşık üçte biri ile yarısı arasında mekanik yöntem açıkça üstündü, klinik yargının açıkça üstün olduğu çalışmalar ise küçük bir azınlıktı.

Bu bulgu, süreç güvenilirciliği açısından öğreticidir. Goldman'ın kuramına göre, bir tahminin gerekçesi, onu üreten sürecin güvenilirliğine bağlıdır. Uzmanın klinik yargısı, uzmanın kendi bakış açısından çok ikna edici görünebilir: uzman, hastayı görmüş, onunla konuşmuş, ayrıntılı bir izlenim edinmiştir. Mekanik formül ise, kişisel bir izlenim içermez. Ama güvenilirlik bakımından, formül genellikle uzmanla aynı ya da daha iyi düzeydedir. Süreç güvenilirciliği, bu durumda, formüle dayanan bir tahminin, uzmanın sezgisine dayanan bir tahmin kadar ya da ondan daha gerekçeli olduğunu söyler; ve uzmanın kendi bakış açısından duyduğu güvenin, gerekçenin ölçüsü olmadığını. Örnek, Goldman'ın kuramının pratik bir sonucunu gösterir: hangi tahmin yöntemine güveneceğimizi belirlemek için, yöntemin bize ne kadar ikna edici göründüğüne değil, geçmişteki başarı oranına bakmalıyız. Bu, Ders Ç4.13'te göreceğimiz doğallaştırılmış epistemolojinin, epistemolojiyi bilişsel bilimle birleştirme önerisinin erken bir örneğidir. Ama örnek, süreç güvenilirciliğine bir soru da yöneltir. Uzmanın klinik yargısı, tek bir süreç türü müdür? Bazı uzmanlar, bazı alanlarda, formülden daha iyi tahminler yapabilir; ve "klinik yargı" diye tek bir türden söz etmek, bu farkları gizler. Meehl'in ve Grove'un karşılaştırmaları çalışmalar arası toplamlar üzerinden yapılmıştır; bir hekimin kendi yargısının güvenilirliği ise, onun kendi alanındaki kendi başarı oranına bağlıdır. Bu, bir sonraki dersin konusu olan genellik sorununun pratik bir yüzüdür: bir sürecin güvenilirliği, onu hangi grubun içinde saydığımıza bağlıdır.

Araç kartı: Güvenilirlik Oranı

Satırİçerik
Ne işe yararBir inancı üreten sürecin, benzer durumlarda ne sıklıkla doğru inanç ürettiğini, bu oranın hangi koşullarda geçerli olduğunu ve inanca bağımlı süreçlerde girdilerin gerekçeli olup olmadığını değerlendirir.
Adımlar1) İnancı ve onu üreten süreci yaz. 2) Süreç inançtan bağımsız mı, inanca bağımlı mı? Bağımlıysa, girdi inançlarını listele. 3) Sürecin, benzer durumlardaki doğru inanç oranını tahmin et; mümkünse bir kayda ya da bağımsız bir sınamaya dayan. 4) Oranın koşullara bağlılığını sor: ışık, uzaklık, yorgunluk, alan, sürenin kısalığı oranı nasıl değiştiriyor? 5) İnanca bağımlı süreçlerde, girdi inançlarının da gerekçeli olup olmadığını sor. 6) Kişiye açık olan, kullanılsaydı sonucu değiştirecek başka güvenilir bir süreç var mı diye bak.
Ne zaman kullanılırBir kaynağın, bir yöntemin ya da bir uzmanın ne kadar güvenilir olduğunu değerlendirirken; iki farklı yolla varılan aynı sonucun gerekçesini karşılaştırırken; bir yargının, kişiye ikna edici gelmesiyle güvenilir olması arasındaki farkı görmek için.
SınırıÜçüncü adımdaki oran, sürecin hangi genellik düzeyinde tanımlandığına bağlıdır; bu, Ders Ç4.5'teki genellik sorunudur. Gerçek oranlar nadiren bilinir; çoğu zaman bir tahmin, ve bu tahminin kendisi de bir süreçten doğar. Araç, oranı bulur; gerekçe için hangi oranın yeterli olduğunu söylemez.
5K kapısıKaynak

Özet

  • Süreç güvenilirciliğine göre bir inanç, onu üreten bilişsel süreç güvenilirse, yani genellikle doğru inanç üretiyorsa, gerekçelidir (Goldman, 1979); kuram, gerekçeyi epistemik olmayan terimlerle açıklamayı amaçlar.
  • Gerekçeyi belirleyen, tek seferlik süreç örneği değil, onun örneği olduğu süreç türüdür; yalnızca türlerin istatistiksel özellikleri vardır.
  • Algı gibi inançtan bağımsız süreçler koşulsuz, akıl yürütme ve bellek gibi inanca bağımlı süreçler ise koşullu güvenilirlikle değerlendirilir; taban ve özyineleme ilkeleri birlikte, iyi biçimlenmiş bir soyağacını gerekçenin ölçüsü yapar.
  • Goldman, yardımsever cin vakasına verdiği cevaplardan birini, emin olmadan, bizim dünyamızdaki güvenilirliğe (sonra normal dünyalara) dayandırır; göz ardı edilen kanıta kişiye açık süreçler ilkesiyle, üst düzey inanç talebine ise hayvanları ve çocukları dışlamamak gerekçesiyle cevap verir.
  • Gerekçe dereceleri, güvenilirlik derecelerini izler (dağ keçisi örneği); ama hangi süreç türünün seçileceği, kuramın içinde belirlenmez.
  • Klinik ve istatistiksel tahmin karşılaştırması, bir yöntemin ikna ediciliği ile güvenilirliğinin ayrılabileceğini gösterir.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

Goldman, "What Is Justified Belief?" makalesinde, kuramının çekirdeğini şöyle ortaya koyar:

"Hangi tür sebepler gerekçe sağlar? Bu soruya, bazı hatalı inanç oluşturma süreçlerini, yani inanç çıktıları gerekçesiz sayılacak süreçleri gözden geçirerek bir içgörü kazanabiliriz. İşte bazı örnekler: karışık akıl yürütme, istekli düşünce, duygusal bağlılığa dayanma, salt sezgi ya da tahmin, ve aceleci genelleme. Bu hatalı süreçlerin ortak yanı nedir? Güvenilmezlik özelliğini paylaşırlar: zamanın büyük bir kısmında hata üretme eğilimindedirler. Buna karşılık, hangi inanç oluşturma ya da inanç sürdürme süreçleri, sezgisel olarak gerekçe sağlar? Bunlar arasında standart algı süreçleri, hatırlama, iyi akıl yürütme ve içebakış vardır. Bu süreçlerin ortak yanı, güvenilirlik gibi görünüyor: ürettikleri inançlar genellikle doğrudur. O halde, olumlu önerim şudur: bir inancın gerekçe durumu, ona sebep olan süreç ya da süreçlerin güvenilirliğinin bir işlevidir; burada güvenilirlik (ilk yaklaşım olarak) bir sürecin yanlış değil doğru inanç üretme eğiliminden oluşur."

Pasajın yöntemi, Ders Ç0.9'da gördüğümüz kavram çözümlemesinin bir örneğidir, ama ilginç bir biçimde: Goldman, gerekçenin bir tanımını önermek yerine, sezgisel olarak gerekçesiz ve gerekçeli saydığımız süreçlerin listelerini çıkarır, ve iki listeyi ayıran ortak özelliği arar. Bu, Ders Ç4.2'de gördüğümüz Feldman ve Conee'nin karşıtlık çiftleri yöntemine benzer; ama iki yöntem, aynı tür sezgilerden farklı sonuçlara varır. Feldman ve Conee, karşıtlık çiftlerinde zihinsel bir fark bulur; Goldman, iki listede bir güvenilirlik farkı bulur. Bu, sezgilerin, tek başına, iki kuram arasında karar vermeye yetmediğini, çünkü aynı sezgilerin birden çok açıklamaya uyabileceğini gösterir.

Pasajın ikinci dikkat çekici noktası, "inanç oluşturma ya da inanç sürdürme" ifadesidir. Goldman, gerekçeyi yalnızca inancın doğuşuna değil, sürdürülmesine de bağlar. Bu, inancın doğuşu ile sürmesi arasında Ders Ç3.9'un çizdiği ayrımın güvenilirci bir karşılığıdır. Goldman'ın sürdürücüleri de sayan neden kavramından çıkan bir sonuç olarak, kötü bir süreçle doğan bir inancın, iyi bir süreçle sürdürülürse gerekçeli hale gelebileceği söylenebilir; ama bu, metinde açıkça yazılı bir ilke değil, bir yorumdur.

Pasajın üçüncü özelliği, "bir işlevidir" ifadesinin taşıdığı ölçüdür. Goldman, güvenilirliğin gerekçeyi "belirlediğini" değil, gerekçenin güvenilirliğin bir "işlevi" olduğunu söyler. Bu ifade, hem bir derece ilişkisini, yani daha güvenilir sürecin daha gerekçeli inanç ürettiğini, hem de bir eşiği, yani belirli bir güvenilirlik düzeyinin altında inancın gerekçesiz sayıldığını, mümkün kılar. Goldman, bu eşiğin nerede olduğunu kesin olarak belirtmez; ve bunu, gerekçe kavramımızın kendisinin de bu bakımdan bulanık olmasıyla açıklar. Bu bulanıklık, bir eksiklik değil, bir dürüstlüktür: gündelik kavramımız keskin bir eşik içermiyorsa, onu çözümleyen bir kuramın da keskin bir eşik koyması, kavramı çarpıtmak olurdu.

Teknik ayrıntı

Bu bölüm, Goldman'ın kuramının dört teknik bileşenini ele alıyor: epistemik olmayan taban, güvenilirliğin hangi dünyalarda ölçüldüğü, ex ante ve ex post gerekçe ayrımı ve kuramın sonraki gelişimi.

Epistemik olmayan taban. Goldman, kuramının taban ilkesinin, epistemik terimler içermemesi gerektiğini vurgular; ve bu yüzden, "güvenilir inanç oluşturma süreci" kavramını, inanç, doğruluk ve istatistiksel sıklık gibi epistemik olmayan kavramlarla tanımlar. Bu talep, Ders Ç4.1'deki içselcilerin önerdiği türden koşulları, örneğin "kişi, sürecin güvenilir olduğuna gerekçeli olarak inanır" koşulunu, taban ilkesinden dışlar; İtiraz 3'te bunu gördük. Bu talep, kuramı bir indirgeme projesine dönüştürür: gerekçe, doğal olgulara indirgenir. Ders Ç4.14'te, epistemik normların kaynağı sorusunu ele aldığımızda, bu projenin başarılı olup olamayacağı, yani normatif bir kavramın betimleyici kavramlara indirgenip indirgenemeyeceği, yeniden tartışılacak.

Hangi dünyada güvenilir? Goldman'ın 1979 makalesi, güvenilirliği, ilk olarak, doğru inanç üretme "eğilimi" olarak anlar, ama bu sözcüğün gerçek uzun vadeli sıklığı mı, yoksa olası gerçekleşmelerdeki eğilimi mi kastettiğini açık bırakır; çoğunlukla ikisinin aşağı yukarı örtüştüğünü varsayar, ve gündelik gerekçe kavramımızın bu konuda bulanık olduğunu, kuramın da bu yüzden bulanık bırakılmasının uygun olduğunu söyler. Yardımsever cin vakası, bu bulanıklığın sınırlarını zorlar. Goldman'ın 1979'daki önerisi, gerekçe atfının, bizim dünyamızda güvenilir saydığımız süreçlere göre yapıldığıdır. 1986'daki "normal dünyalar" önerisi ise, güvenilirliği, dünya hakkındaki genel inançlarımızla tutarlı dünyalarda değerlendirir. Goldman, sonraki yıllarda bu öneriyi de bırakıp, gerekçenin "güçlü" ve "zayıf" iki anlamını ayıran bir yaklaşıma yöneldi: kötü cinin kurbanının inançları, güçlü anlamda gerekçesiz, ama zayıf anlamda, yani kişinin suçlanamaması anlamında, gerekçelidir. Bu ayrım, Ders Ç3.11'de gördüğümüz gerekçe ile mazur görülebilirlik ayrımına yakındır.

Ex ante ve ex post gerekçe. Goldman, makalenin sonunda, şimdiye kadarki kuramın "ex post" gerekçeye, yani fiilen tutulan bir inancın gerekçesine, ilişkin olduğunu belirtir; ve bir de "ex ante" gerekçe tanımlar: kişinin, inanıp inanmadığından bağımsız olarak, bir önermeye inanmakta gerekçeli olması. Goldman'a göre, bir kişi, bir önermeye ex ante gerekçelidir, eğer kişinin şimdiki bilişsel durumunda, güvenilir bir süreç kullanılarak o önermeye inanılması gerekçeli bir inanç üretecekse. Goldman, bu ayrımın, Ders Ç3.9'un ele aldığı Roderick Firth'in önerme ve inanç dayanağı ayrımına benzediğini açıkça not eder. Ders Ç1.9'da bu ayrımın adını anmıştık; burada, Goldman'ın kuramında nasıl tanımlandığını görüyoruz.

Kuramın sonraki gelişimi. Goldman, 1979 kuramını sonraki on yıllarda birkaç kez geliştirdi. 1986 tarihli Epistemology and Cognition'da, kuramı bilişsel bilimle daha sıkı biçimde birleştirdi: gerekçe sağlayan süreç türleri, bilişsel bilimin bulduğu temel bilişsel süreçlerdir. 1992 tarihli "Epistemic Folkways and Scientific Epistemology" (Gündelik Epistemik Kavrayışlar ve Bilimsel Epistemoloji) makalesinde ise, gündelik gerekçe kavramımızın, insanların zihinlerinde, erdemlerin ve kusurların, yani güvenilir ve güvenilmez süreçlerin, bir listesi olarak bulunduğunu öne sürdü. Bu, Ders Ç4.8'de göreceğimiz erdem epistemolojisine bir yaklaşmadır.

Güncel tartışma

Süreç güvenilirciliği, 1979'dan bu yana, epistemolojinin en etkili kuramlarından biri oldu, ve bugün de birçok güncel tartışmanın çıkış noktasıdır.

Birinci tartışma, güvenilirciliğin kanıtçılıkla ilişkisidir. Ders Ç3.12'de, Goldman'ın 2011'de, güvenilircilik ile kanıtçılığın bir sentezini önerdiğini görmüştük. Bu sentez, makalenin alt başlığının da söylediği gibi ("Evidentialism's Troubles, Reliabilism's Rescue Package"), kanıtçılığın sorunlarına güvenilirciliğin bir "kurtarma paketi" sunduğu iddiasına dayanır. Kanıtçılık ise, kişinin kanıtına uyumu gerekçenin ölçüsü yapar, ama bir kanıtın neden bir inancı desteklediğini açıklamakta zorlanır. Sentez, güvenilirliği, kanıtın destekleme gücünün açıklaması olarak kullanır: bir kanıt, bir inancı, o tür kanıttan o tür inanca giden süreç güvenilir olduğu ölçüde destekler. Ders Ç4.7'de, Goldman ile Feldman ve Conee arasındaki tartışmayı ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

İkinci tartışma, güvenilirciliğin olasılıklı inançlara uygulanmasıdır. Goldman'ın 1979 kuramı, tam inançlar, yani inanmak ya da inanmamak üzerine kurulmuştu. Ama Ders Ç1.5'te gördüğümüz dereceli inançlar, yani krediler, için güvenilirlik ne demektir? Bir süreç, belirli bir krediyi ürettiğinde, o kredi "doğru" ya da "yanlış" değildir; yalnızca az ya da çok iyi ayarlanmış olabilir. Bazı filozoflar, kredilerin güvenilirliğini, ayar, yani kalibrasyon, kavramıyla tanımlamayı önerdi: bir süreç, ürettiği krediler, ilgili önermelerin doğru çıkma oranlarıyla örtüşüyorsa, iyi ayarlanmıştır. Bu öneri, güvenilirciliği, Ders Ç3.12'deki orantılılık ilkesine yaklaştırır.

Üçüncü tartışma, güvenilirciliğin yapay öğrenme sistemlerine uygulanmasıdır. Ders Ç4.3'te değindiğimiz gibi, bir yapay öğrenme sisteminin güvenilirliği, bir veri kümesinde ölçülebilir; ama bu güvenilirlik, sistemin karşılaştığı koşullar değiştiğinde çökebilir. Bu, Goldman'ın 1979'da bulanık bıraktığı soruyu, yani güvenilirliğin hangi koşullar ve hangi dünyalar üzerinden ölçüleceği sorusunu, pratik bir soruya dönüştürür: bir sistemin bir test kümesinde gösterdiği başarı, onun "gerçek dünyadaki" güvenilirliğini ne ölçüde yansıtır? Meehl'in klinik tahmin karşılaştırmasında da benzer bir soru vardır: bir formülün bir hasta grubundaki başarısı, başka bir hasta grubuna ne ölçüde taşınabilir?

Dördüncü tartışma, güvenilirciliğin toplumsal boyutudur. Goldman, 1999 tarihli Knowledge in a Social World (Toplumsal Bir Dünyada Bilgi) kitabında, güvenilirliği tek tek kişilerin bilişsel süreçlerinden toplumsal kurumlara, örneğin mahkemelere, bilim kurumlarına ve medyaya, genişletti. Bu yaklaşıma göre, bir kurum da, doğru inançların toplumda yayılmasına ne ölçüde katkıda bulunduğuna göre değerlendirilebilir. Bu, süreç güvenilirciliğinin, bireysel bir gerekçe kuramından, toplumsal bir epistemoloji programına dönüşmesinin başlangıcıdır. Bu programın ayrıntıları, toplumsal epistemolojinin ele alındığı sonraki modüllerde yeniden karşımıza çıkacak.

Pratik: Çözümlü örnek

Bir belediyenin sosyal yardım biriminde çalışan Aynur Hanım, bir yardım başvurusunun asılsız olduğuna inanıyor; başvuru sahibinin, beyan ettiğinden daha yüksek bir gelire sahip olduğunu düşünüyor. Birim sorumlusu Haluk Bey, başvuruyu reddetmeden önce, Aynur Hanım'la Güvenilirlik Oranı'nı uyguluyor. (Kişiler ve olay kurgudur.)

Adım 1, inanç ve süreç. İnanç: başvuru asılsız. Süreç: Aynur Hanım'ın, başvuru sahibiyle yaptığı ev ziyaretinde gördüklerinden, yani evdeki eşyalardan ve kişinin giyiminden, bir gelir tahmini çıkarması.

Adım 2, inanca bağımlılık. Süreç, inanca bağımlıdır: girdileri, Aynur Hanım'ın evde gördüklerine dair inançları ve "bu tür eşyalar, yüksek bir gelire işaret eder" türünden genel inançlarıdır.

Adım 3, oran. Aynur Hanım, bu tür izlenimlerinin geçmişte ne sıklıkla doğru çıktığını bilmiyor. Birim, geçen yıl, ev ziyareti izlenimlerine dayanarak şüpheli bulunan başvuruları, vergi ve banka kayıtlarıyla karşılaştırmış; karşılaştırma, izlenimlerin yalnızca yaklaşık yarısında doğru çıktığını göstermiş.

Adım 4, koşullar. Kayıtlar, izlenimlerin, özellikle eşyaların başkasından hediye ya da miras kalmış olabileceği durumlarda, ve yaşlı başvuru sahiplerinde, daha sık yanıldığını gösteriyor.

Adım 5, girdiler. "Bu tür eşyalar yüksek gelire işaret eder" genel inancı gerekçeli mi? Kayıtlar, bu genel inancın, eşyaların ne zaman ve nasıl edinildiğini hesaba katmadığı için, güvenilir olmadığını düşündürüyor. Koşullu güvenilirlik, ancak girdiler doğruysa iş görür; burada girdilerden biri şüpheli.

Adım 6, kişiye açık süreçler. Başvuru sahibinin gelirini, vergi ve sosyal güvenlik kayıtlarından sorgulamak, birime açık bir süreç. Bu süreç, geçmiş karşılaştırmalara göre çok daha güvenilir.

Değerlendirme. Goldman'ın kuramına göre, Aynur Hanım'ın inancı gerekçesizdir, en iyi ihtimalle gerekçe eşiğinin altındadır: yaklaşık yarı yarıya doğru çıkan bir süreçten doğmuştur, ve girdilerinden biri gerekçesizdir. Goldman'ın (10) ilkesi yeni kanıt toplamayı zorunlu saymaz; ama önemli bir kararda daha güvenilir bir sürece başvurmak, kuramın verdiği pratik bir öğüttür, ve burada böyle bir süreç birime açıktır. Haluk Bey, başvuruyu reddetmek yerine kayıt sorgulaması yapılmasını istiyor. Haluk Bey'in kararı, yalnızca epistemik değil, ahlaki bir boyut da taşıyor: yanlış bir ret, gerçekten yardıma ihtiyacı olan birini mağdur eder; ve bu risk, daha güvenilir bir sürecin kullanılmasını daha da önemli kılıyor. Sorgulama, başvuru sahibinin beyanının doğru olduğunu gösteriyor: evdeki eşyaların çoğu, birkaç yıl önce vefat eden eşinden kalmış. Örnek, süreç güvenilirciliğinin pratik bir kuralını gösteriyor: önemli bir karar, en güvenilir açık süreçle verilmelidir; ve bir sürecin güvenilirliği, onu kullananın ona duyduğu güvenle değil, onun geçmişteki başarısının bağımsız bir sınamasıyla ölçülmelidir.

Pratik: Alıştırmalar

  1. Goldman'ın taban ve özyineleme ilkelerini kendi sözlerinle yaz. Bir hesap makinesiyle yapılan bir toplama işleminin sonucuna dair inanç, hangi ilkeye göre değerlendirilir?
  2. Koşullu güvenilirlik kavramını, kendi seçeceğin yeni bir örnekle açıkla. Neden belleğin ve akıl yürütmenin koşulsuz değil, koşullu güvenilirlikle değerlendirilmesi gerekir?
  3. Goldman'ın yardımsever cin vakasına önerdiği üç cevabı yaz. Sence hangisi daha güçlü, ve neden?
Cevapları göster
  1. Taban ilkesi: bir inanç, inançtan bağımsız ve koşulsuz olarak güvenilir bir süreçten doğuyorsa, gerekçelidir. Özyineleme ilkesi: bir inanç, inanca bağımlı ve en azından koşullu olarak güvenilir bir süreçten doğuyorsa, ve sürecin işlediği inançlar da gerekçeliyse, gerekçelidir. Hesap makinesiyle yapılan toplamanın sonucuna dair inanç, iki aşamalıdır. Kişinin, ekranda gördüğü sayıya dair inancı, algıdan, yani inançtan bağımsız bir süreçten doğar ve taban ilkesine göre değerlendirilir. Ekrandaki sayının toplamın sonucu olduğuna dair inanç ise, kişinin hesap makinesinin güvenilir olduğuna dair inancına ve tuşlara doğru bastığına dair inancına dayanır; bu, inanca bağımlı bir süreçtir ve özyineleme ilkesine göre değerlendirilir: bu girdi inançları gerekçeliyse, sonuca dair inanç da gerekçelidir.
  2. Koşullu güvenilirlik, bir sürecin, girdi inançları doğru olduğunda, yeterli bir oranda doğru çıktı ürettiği anlamına gelir. Bir örnek: bir ev hesabını tutan biri, her ay harcamalarını toplayarak ay sonu bakiyesini hesaplar. Toplama işlemi kusursuzdur; ama kişi bir harcamayı yanlış kaydetmişse, bakiye yanlış çıkar. Toplama işleminin güvenilirliği, kaydedilen harcamaların doğruluğuna bağlıdır. Bellek ve akıl yürütme, bu yüzden koşulsuz değil, koşullu güvenilirlikle değerlendirilmelidir: iyi bir akıl yürütme yanlış öncüllerden, iyi bir bellek yanlış bir ilk inançtan, yanlış sonuçlar üretir; ve bu, akıl yürütmenin ya da belleğin kusuru değil, girdilerin kusurudur.
  3. Birinci cevap, sezgiyi reddetmektir: yardımsever cinin dünyasında, istekli düşünce güvenilir olduğu için, onun ürettiği inançlar gerçekten gerekçelidir. İkinci cevap, güvenilirliği kimsenin müdahale etmediği "doğal" ortamlarda ölçmektir. Üçüncü cevap, güvenilirliği bizim dünyamızda ölçmektir: gerekçe atfı, gerçek dünyada güvenilir saydığımız süreçlere göre yapılır, ve istekli düşünce bunlar arasında olmadığı için, cinin dünyasında da gerekçe sağlamaz. Üçüncü cevap sezgiyi korur, hatta Ders Ç4.6'da göreceğimiz kötü cin vakasında da kurbanı, bizim dünyamızda güvenilir olan algı süreçlerini kullandığı için gerekçeli sayarak yardımcı olur. Ama Goldman'ın kendisinin gösterdiği bir bedeli vardır: istekli düşünce, bilmediğimiz bir cin yüzünden gerçek dünyada güvenilir çıkarsa, bu cevap da onu gerekçe sağlayan bir süreç sayar. Öğrencinin cevabı, seçeneklerin bedellerini açıkça tartmalıdır.

Pratik: Argüman görevi

Karşılaştırma. Durum: biri, telefonundaki hava durumu uygulamasının yağmur tahminlerine güveniyor. Zayıf çalışma: "Uygulama genellikle doğru, öyleyse yağmur tahminlerine dayanan inançlarım gerekçeli." Güçlü çalışma: "Süreç: uygulamanın günlük yağış olasılığını okuyup ona göre inanmak; inanca bağımlı, çünkü uygulamanın güvenilir olduğuna dair inancıma dayanıyor. Oran: iki hafta boyunca not ettim; yüzde yetmiş ve üstü olasılık verdiği günlerin çoğunda yağmur yağdı, ama yüzde otuz ile elli arasındaki günlerde sonuç neredeyse rastgeleydi. Koşullar: tahminler, ertesi gün için iyi, üç gün sonrası için zayıf. Sonuç: uygulamaya dayanan inançlarım, yüksek olasılıklı ve yakın gün tahminlerinde gerekçeli; orta olasılıklı ve uzak gün tahminlerinde ise, inanmak yerine belirsizliği kabul etmeliyim."

ÖlçütNe aranır
Süreç tanımıİnancı üreten süreç ve inançtan bağımsız mı bağımlı mı olduğu açıkça belirtilmiş
Bağımsız sınamaGüvenilirlik oranı, sürecin kendisine değil, bağımsız bir karşılaştırmaya dayanılarak tahmin edilmiş
KoşullarOranın hangi koşullarda değiştiği somut olarak gösterilmiş
Gerekçeli sonuçArgüman, inançların gerekçesini koşullara göre ayrıştırıyor ve tek bir genel yargıyla yetinmiyor

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç4.3) Ders Ç4.3'te dışsalcı kuramların hangi türleri sayılmıştı? Goldman'ın 1967 nedensel kuramı ile 1979 süreç güvenilirciliği arasındaki fark nedir?
  2. (Ders Ç3.9) Ders Ç3.9'da, Firth'in önerme ve inanç dayanağı ayrımı nasıl tanımlanmıştı? Goldman'ın ex ante ve ex post gerekçe ayrımı bu ayrımla nasıl ilişkili?
  3. (Ders Ç4.1) Ders Ç4.1'deki çocuklar ve hayvanlar itirazı neydi? Goldman bu itirazı, üst düzey inanç talebine karşı nasıl kullanıyor?
Cevapları göster
  1. Ders Ç4.3'te dışsalcı kuramların türleri olarak nedensel kuram (Goldman, 1967), yasal bağlantı kuramı (Armstrong'un termometre modeli), enformasyon kuramı (Dretske), güvenilircilik ve düzgün işlev kuramı (Plantinga) sayılmıştı. Goldman'ın 1967 nedensel kuramı, bir bilgi kuramıydı: bir kişi, inancı onu doğru kılan olguyla uygun bir nedensel bağlantı içindeyse bilir. 1979 süreç güvenilirciliği ise bir gerekçe kuramıdır: bir inanç, onu üreten süreç türü güvenilirse gerekçelidir. İkinci kuram, birincisinden iki bakımdan farklıdır: bilgiyi değil gerekçeyi açıklar, ve tek bir nedensel bağlantıya değil, bir süreç türünün genel başarı oranına bakar.
  2. Ders Ç3.9'da Firth'in ayrımı, bir önermenin bir kişi için gerekçeli olması, yani kişinin onu inanmak için yeterli dayanağa sahip olması, ile kişinin o önermeye gerekçeli olarak inanması arasındaki farktı; Firth bunu "warrant" terimiyle, önerme ve inanç dayanağı ayrımı olarak yapmıştı. Goldman'ın ex ante ve ex post ayrımı, bu ayrımın güvenilirci bir karşılığıdır: ex post gerekçe, fiilen tutulan bir inancın güvenilir bir süreçten doğmasıdır; ex ante gerekçe ise, kişinin şimdiki bilişsel durumunda, güvenilir bir sürecin kullanılması durumunda gerekçeli bir inanç üretilebilecek olmasıdır. Goldman, 1979 makalesinde bu benzerliği kendisi not eder.
  3. Ders Ç4.1'deki çocuklar ve hayvanlar itirazı, üç yaşındaki bir çocuğun ve bir köpeğin, inançlarının nedenlerini yansıtarak gözden geçiremedikleri halde bildikleri, ve içselciliğin bu yüzden bilgiyi aşırı entelektüelleştirdiği itirazıydı. Goldman, aynı fikri, üst düzey inanç talebine karşı kullanır: kişinin, inancının güvenilir bir süreçten doğduğuna dair bir üst düzey inanca sahip olmasını şart koşmak, hayvanları ve küçük çocukları, yani kendi inançlarının kökenine dair inancı olmayan varlıkları, gerekçeli inançtan yoksun bırakır; oysa gerekçeli inanç, kabaca iyi biçimlenmiş inançsa, onların da gerekçeli inançları olabilir.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Süreç güvenilirciliği nedir?Bir inancın gerekçesinin, onu üreten bilişsel süreç türünün doğru inanç üretme eğilimine bağlı olduğu görüşü (Goldman, 1979).
Goldman neden epistemik olmayan bir taban ister?Gerekçenin kaynağını açıklamak için; faydacılığın doğruluğu ahlaki olmayan terimlerle açıklaması gibi.
İnançtan bağımsız ve inanca bağımlı süreç nedir?Bağımsız sürecin girdileri arasında inanç yoktur (algı); bağımlı sürecin bazı girdileri inançtır (akıl yürütme, bellek).
Koşullu güvenilirlik nedir?Bir sürecin, girdi inançları doğru olduğunda, yeterli oranda doğru çıktı üretmesi.
Taban ve özyineleme ilkeleri nedir?Taban: bağımsız ve güvenilir süreçten doğan inanç gerekçelidir. Özyineleme: bağımlı ve koşullu güvenilir süreçten, gerekçeli girdilerle doğan inanç gerekçelidir.
Yardımsever cin vakası nedir?Bir cinin istekli düşünceyi güvenilir kıldığı dünyada, kurama göre istekli düşünce gerekçe sağlar; Goldman, emin olmadan, bizim dünyamızdaki güvenilirliği ölçüt yapmayı önerir.
Goldman göz ardı edilen kanıtı nasıl ele alır?Kişiye açık olan, kullanılsaydı inancı değiştirecek güvenilir bir süreç varsa, inanç gerekçesizdir.
Meehl'in bulgusu neyi gösterir?Mekanik tahmin, çoğu durumda klinik yargı kadar ya da ondan daha doğrudur; ikna edicilik ile güvenilirlik ayrılabilir (1954).

Okuma listesi

  • Alvin I. Goldman, "What Is Justified Belief?", George S. Pappas (ed.), Justification and Knowledge (D. Reidel, 1979) içinde. Süreç güvenilirciliğinin kurucu metni.
  • Alvin I. Goldman, Epistemology and Cognition (Harvard University Press, 1986). Kuramın bilişsel bilimle birleşimi ve normal dünyalar.
  • Alvin I. Goldman, "Strong and Weak Justification", Philosophical Perspectives 2 (1988). Kötü cin vakasına cevap.
  • Paul E. Meehl, Clinical versus Statistical Prediction (University of Minnesota Press, 1954). Klinik ve mekanik tahmin karşılaştırması.
  • Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Reliabilist Epistemology" maddesi.

Sonraki derse köprü

Bu ders boyunca, Goldman'ın kuramının, gerekçeyi bir süreç türünün güvenilirliğine bağladığını gördük; ve dağ keçisi örneğinde, Goldman'ın, sezgilere uymak için, "görme" türünün içinden, "uzaktan ve kısa bir an görme" gibi daha özgül türleri seçtiğini fark ettik. Seda'nın inancı da, "bir siteyi okumak", "resmî bir duyuruyu okumak" ve "sisli bir sabah bir vapur şirketinin duyurusunu okumak" gibi farklı türlerin örneğiydi. Hangi tür doğru türdür? Bu soru, süreç güvenilirciliğinin en ünlü sorunudur, ve epistemolojide genellik sorunu adıyla bilinir. Ders Ç4.5, bu sorunu, onu ilk kez sistemli biçimde ortaya koyan eleştirileri ve ona önerilen çözümleri inceliyor. Ders, bir inancı üreten sürecin hangi genellik düzeyinde tanımlandığını sınamak için Süreç Tanımlama Kontrolü adlı bir araç sunuyor.

Günlük sorusu: En çok güvendiğin bilgi kaynağının, geçmişte ne sıklıkla doğru çıktığını hiç saydın mı? Saysaydın ne bulurdun?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.