İçeriğe geç

Ders Ç4.3 · Çekirdek · Modül Ç4: Gerekçe kuramları

Dışsalcılık: gerekçe dünyayla ilişkide

Araç: Süreç Sorusu · 5K: Kaynak · 6.089 kelime · tamamı yaklaşık 28 dakika okuma

Giriş

Ege'de bir köyde, seksen yaşındaki Hatice Nine, öğleden sonra bahçede oturan torunu Emre'ye sesleniyor: "Çamaşırları topla, akşama yağmur yağacak." Gökyüzü açık, hava tahmini yağış göstermiyor. Emre gülüyor: "Nereden biliyorsun, nine?" Hatice Nine dizini gösteriyor: "Dizim sızlıyor." Emre, sonradan merak edip, ninesinin kırk yıldır tuttuğu bir defteri buluyor: Hatice Nine, dizinin sızladığı günleri ve ertesi gün yağmur yağıp yağmadığını, yıllarca not etmiş. Defter, şaşırtıcı bir uyum gösteriyor: dizin sızladığı günlerin büyük çoğunluğunda, birkaç saat içinde yağmur başlamış. Akşam, gerçekten yağmur yağıyor. (Kişiler kurgudur; eklem ağrısı ile hava değişimi arasındaki ilişki, araştırmalarda tartışmalı olmayı sürdürür, ve burada yalnızca kurgunun bir parçasıdır.)

Hatice Nine, akşama yağmur yağacağını biliyor muydu? Defteri hiç olmasaydı, yani dizinin sızlamasının yağmurun güvenilir bir işareti olduğuna dair hiçbir kanıtı olmasaydı, ama dizi yine de gerçekten yağmuru haber veren güvenilir bir işaret olsaydı, ne derdik? Bir bakışa göre, Hatice Nine'nin inancı, kendi bakış açısından, bir sezgiden ibarettir; ona güvenmesi için bir nedeni yoksa, gerekçeli değildir. Bir başka bakışa göre ise, inancı, gerçekten güvenilir bir bağlantıdan doğmaktadır; Hatice Nine'nin bu bağlantının farkında olması, inancının gerekçeli olması için gerekli değildir. İnanç, dünyaya doğru biçimde bağlıdır, ve bu yeter.

İkinci bakış, epistemolojide dışsalcılık adıyla bilinir. Ders Ç4.1 ve Ç4.2, içselciliği ve onun iki biçimini inceledi: gerekçenin kişinin içinde, erişilebilir şeylerde ya da zihinsel durumlarda olduğu görüşünü. Bu ders, karşı görüşü ele alıyor: gerekçe, ya da en azından bilgi, kişinin zihni ile dünya arasındaki, kişinin göremeyebileceği bir ilişkiye bağlıdır. Bu ilişkinin ne olduğuna dair farklı kuramlar vardır: nedensel bağlantı, yasal bağlantı, güvenilir süreç, düzgün işleyen yeti. Bu ders, dışsalcılığı genel olarak, onun gerekçeleri ve karşılaştığı temel sorunlarla birlikte tanıtıyor; bir sonraki ders, en etkili biçimini, Goldman'ın süreç güvenilirciliğini, ayrıntılı olarak inceleyecek. Dersin aracı Süreç Sorusu, bir inancın hangi süreçle oluştuğunu ve bu sürecin dünyaya nasıl bağlandığını sormaya yarıyor.

Bu dersin kazanımları:

  • Dışsalcılığı, gerekçe dışsalcılığı ile bilgi dışsalcılığı ayrımını, nedensel, yasal, güvenilirci ve düzgün işlev kuramlarını açıklarsın. (anla)
  • Bir inanca Süreç Sorusu'nu uygulayarak inancı üreten süreci, bu sürecin dünyaya bağlantısını ve bağlantının kişiye erişilebilir olup olmadığını belirlersin. (uygula)
  • Dışsalcılığın, kolay bilgi, normatiflik ve şüpheciye karşı soru dilenme itirazlarına ne ölçüde dayandığını gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu bölüm önce dışsalcılığı ve onun iki ayrı tezini, sonra dışsalcı kuramların başlıca türlerini, en son da dışsalcılığın dayandığı temel sezgiyi tanımlıyor.

Dışsalcılık, Ders Ç4.1'deki içselciliğin olumsuzudur; ve bu yüzden, tek bir kuram değil, bir kuramlar ailesidir. Her dışsalcı kuram, içselcinin "kişinin içinde" dediği şeylerin dışında, gerekçeyi ya da bilgiyi belirleyen bir etken öne sürer. Ders Ç4.1'de, BonJour'un "dışsalcı" sözcüğünü Avustralyalı filozof D. M. Armstrong'dan aldığını görmüştük. Armstrong, 1973 tarihli Belief, Truth and Knowledge (İnanç, Hakikat ve Bilgi) kitabında, çıkarımsız bilgiyi, iyi bir termometrenin göstergesine benzetti: iyi bir termometrenin göstergesi, gerçek sıcaklıkla yasal bir bağlantı içindedir; çıkarımsız bir doğru inanç da, onu doğru kılan olguyla böyle bir bağlantı içindeyse, bilgidir. Termometre, göstergesinin neden güvenilir olduğunu bilmez; ve Armstrong'a göre, bilen kişinin de bilmesi gerekmez.

Bu ayrım, dışsalcılık tartışmasında sık sık gözden kaçar, ama belirleyicidir. Bilgi dışsalcılığı, neredeyse herkes tarafından kabul edilir: Ders Ç1.11'deki Gettier vakaları, bilginin, kişinin içeriden göremeyeceği bir koşula, yani inancın doğruluğa şans eseri ulaşmamış olmasına, bağlı olduğunu gösterdi. Ders Ç4.1'de, içselcinin de bu koşulu kabul ettiğini, ve gerekçe ile bilgi arasında bir iş bölümü yaptığını görmüştük. Asıl tartışma, gerekçe dışsalcılığıyla ilgilidir: gerekçenin kendisi, kişinin erişemediği etkenlere bağlı olabilir mi? Bu derste, iki tezi birbirinden ayırarak ilerleyeceğiz; çünkü bir dışsalcı kuram, birinci tezi savunmadan ikinciyi savunabilir.

Ders Ç1.11'de, Amerikalı filozof Alvin Goldman'ın 1967 tarihli "A Causal Theory of Knowing" (Bilmenin Nedensel Bir Kuramı) makalesini, Gettier'e verilen ilk cevaplardan biri olarak görmüştük: bir kişi, bir olguyu, inancı o olguyla uygun bir nedensel bağlantı içindeyse bilir. Armstrong'un termometre modeli, bu fikri, nedensel bağlantı yerine yasal bir bağlantıyla, yani doğa yasalarına dayanan bir düzenlilikle, ifade eder. Amerikalı filozof Fred Dretske, 1981 tarihli Knowledge and the Flow of Information (Bilgi ve Enformasyon Akışı) kitabında, aynı yönde ilerleyerek bilgiyi, enformasyonun neden olduğu inanç olarak tanımladı. Bu kuramların ortak noktası, bilgiyi, kişinin zihninin içindeki bir şeyle değil, zihin ile dünya arasındaki bir bağla açıklamalarıdır.

Güvenilircilik, dışsalcılığın en etkili biçimidir, ve bir sonraki dersin konusudur. Fikrin kendisi, Goldman'dan ve Armstrong'dan çok önceye gider: İngiliz filozof Frank Ramsey, 1929'da yazdığı kısa bir notta, bilgiyi doğru, kesin ve güvenilir bir süreçle edinilmiş inanç olarak tanımladı; birincil metinde bu notu okuyacağız. Düzgün işlev kuramını ise, Ders Ç3.6'da, Amerikalı filozof Alvin Plantinga'nın esnekliğini yitirmiş dağcı vakasıyla birlikte görmüştük. Plantinga'nın kuramı, güvenilirliği tek başına yeterli bulmaz: bir yetinin, yalnızca güvenilir olması değil, kendi tasarım planına göre düzgün işlemesi de gerekir. Bu fark, Ders Ç4.6'da göreceğimiz bazı karşı örneklerde belirleyici hale gelir.

Dışsalcılığın en güçlü motivasyonu, bu taleptir. Ders Ç1.9'da, iyi neden anlayışının, gerekçeyi doğruluk amacı açısından iyi kılan özellik olarak tanımladığını görmüştük. Dışsalcıya göre, bu anlayış, ancak dışsalcı biçimde tutarlı olarak okunabilir: bir inancı doğruluk açısından iyi kılan şey, onun dünyaya güvenilir biçimde bağlı olmasıdır, ve bu bağlılık, kişinin içinden görülebilen bir şey değildir. İçselcinin gerekçesi, yeni kötü cin vakasının (Ders Ç1.9) gösterdiği gibi, doğruluğa hiçbir bağlantısı olmayan bir dünyada da tam olarak bulunabilir. Dışsalcıya göre, böyle bir gerekçe, doğruluk amacıyla ilişkisini yitirmiştir.

Argüman

Bu bölüm, gerekçe dışsalcılığını, gerekçenin doğruluk amacıyla ilişkisinden yola çıkarak savunan bir argüman kuruyor.

  1. Epistemik gerekçe, bir inancı doğruluk amacı açısından değerlendirir: gerekçeli bir inanç, doğru olmaya, gerekçesiz bir inançtan daha elverişli olmalıdır.
  2. Bir inancın doğru olmaya elverişli olup olmadığı, onu üreten sürecin ya da onun dünyayla bağlantısının, doğru inançlara güvenilir biçimde yol açıp açmadığına bağlıdır.
  3. Bir sürecin ya da bağlantının güvenilir olup olmadığı, kişinin zihinsel durumlarının ve yansıtma yoluyla erişebileceği şeylerin dışında kalan bir olgudur: aynı iç durumlara sahip iki kişiden birinin süreci güvenilir, öbürününki güvenilmez olabilir.
  4. Öyleyse, epistemik gerekçe, en azından kısmen, kişinin erişemeyeceği dış olgulara bağlıdır.

Sonuç: Gerekçe, kişinin zihninin içinde değil, kişinin zihni ile dünya arasındaki ilişkide yatar. Bir inancın gerekçeli olması için, kişinin, inancının neden güvenilir olduğunu bilmesi gerekmez; inancın, gerçekten güvenilir bir biçimde dünyaya bağlı olması yeter.

Birinci öncül, Ders Ç1.9'daki doğruluk amacının bir ifadesidir. İkinci öncül, dışsalcılığın merkezindeki iddiadır: doğruluğa elverişlilik, bir güvenilirlik meselesidir. Üçüncü öncül, Ders Ç4.2'deki İkiz Testi'nin dışsalcı uygulamasıdır: zihinsel olarak aynı iki kişi, güvenilirlik bakımından farklı olabilir. Argümanın bir başka desteği, Ders Ç4.1'de gördüğümüz çocuklar ve hayvanlar itirazından gelir: üç yaşındaki bir çocuk, annesinin odada olduğunu bilir, ama inancının güvenilirliği üzerine düşünemez. Dışsalcı argüman, bu sezgiyi doğal biçimde açıklar: çocuğun inancı, güvenilir bir görme sürecinden doğduğu için gerekçelidir; çocuğun bu süreci tanıması gerekmez. Bu, dışsalcılığın yalnızca bir kuram değil, gündelik bilgi atıflarımızın büyük bir kısmının örtük bir açıklaması olduğunu düşündürür.

En tartışmalı öncül: Birinci öncül, özellikle "gerekçeli bir inanç, doğru olmaya daha elverişli olmalıdır" ifadesi. İçselci, bu ifadeyi, gerekçenin, kişinin bakış açısından doğruluğa elverişli görünmesi olarak okur: kişinin kanıtı, onun bakış açısından, inancın doğru olduğunu düşündürüyorsa, inanç gerekçelidir; kanıtın dünyada gerçekten güvenilir olup olmadığı ise ayrı bir sorudur. Dışsalcı ise, "elverişli olmak"ı nesnel bir olasılık olarak okur. İki okuma arasındaki seçim, gerekçe kavramının, Ders Ç4.1'de gördüğümüz sorumluluk sezgisine mi, yoksa bu derste gördüğümüz doğruya bağlılık talebine mi hizmet ettiğine bağlıdır. Ders Ç1.9'da tanıştığımız ve Ders Ç4.6'da ayrıntılı ele alacağımız yeni kötü cin vakası, bu seçimi en keskin biçimde sınar: aldatılan kişinin süreci güvenilmezdir, ama kişi, kendi bakış açısından, tamamen akılsal davranmaktadır.

İtirazlar ve cevaplar

Dışsalcılığa yöneltilen itirazların bir kısmı, sonraki derslerin konusudur: Ders Ç4.5'teki genellik sorunu ve Ders Ç4.6'daki kâhin ve kötü cin vakaları. Bu bölüm, bunlara kısaca değiniyor, ve dışsalcılığın bütün biçimlerine yöneltilebilen üç itirazı ayrıntılı ele alıyor.

İtiraz 1: Bilgi çok kolay elde edilir

Dışsalcılık, güvenilir bir süreçten doğan inancı, kişi bu sürecin güvenilir olduğunu bilmese de gerekçeli sayar. Amerikalı filozof Jonathan Vogel, 2000'de The Journal of Philosophy'de yayımlanan "Reliabilism Leveled" (Düzlenmiş Güvenilircilik) makalesinde, bunun tuhaf bir sonucu olduğunu savundu. Bir kişi, arabasının yakıt göstergesine bakar ve deponun dolu olduğuna inanır; gösterge gerçekten güvenilirdir, ama kişi bunu bilmez. Dışsalcılığa göre, kişi deponun dolu olduğunu bilir. Kişi, aynı zamanda, göstergenin "F" (dolu) gösterdiğini de bilir. Bu iki bilgiden, göstergenin bu sefer doğru gösterdiği sonucuna varır. Bunu birçok kez tekrarlarsa, göstergenin her seferinde doğru gösterdiği sonucuna, ve oradan da göstergenin güvenilir olduğu sonucuna varır. Ama bu, saçmadır: kişi, göstergenin güvenilir olduğunu, yalnızca göstergeye bakarak öğrenmiş olur. Bu çıkarıma, önyükleme (bootstrapping) denir: kişi, bir kaynağın güvenilirliğini, yalnızca o kaynağın kendi söylediklerine dayanarak kurar.

Cevap: Önyükleme itirazı, dışsalcılığın en ciddi sorunlarından biridir, ve Ders Ç3.3'te gördüğümüz Stewart Cohen'in kolay bilgi itirazıyla yakından ilişkilidir; Cohen, aynı sorunun, ılımlı temelciliğe de, yani Ders Ç3.3'ün görüşüne de, yöneltilebileceğini göstermişti. Dışsalcının elinde birkaç cevap vardır. Birincisi, önyükleme çıkarımının kendisini, güvenilir olmayan bir süreç saymaktır: bir kaynağın güvenilirliğini yalnızca o kaynağa dayanarak değerlendirmek, güvenilir bir inanç oluşturma süreci değildir, ve bu yüzden ürettiği inanç gerekçesizdir. Bu cevap, dışsalcılığın kendi araçlarıyla verilir, ama önyüklemenin hangi adımının güvenilmez olduğunu açıkça belirtmeyi gerektirir. İkincisi, temel bilginin kolay olduğunu kabul edip, bu kolaylığın, şüpheciye karşı bir avantaj olduğunu savunmaktır. İtirazın, yalnızca dışsalcılığa değil, gerekçeyi doğrudan algıya dayandıran her kurama yöneltilebilmesi, onun dışsalcılığa özgü bir sorun olmadığını, gerekçenin genel bir sorunu olduğunu düşündürür.

İtiraz 2: Dışsalcılık konuyu değiştirir

Epistemik gerekçe, normatif bir kavramdır: bir inancın gerekçeli olduğunu söylemek, onun bir anlamda doğru biçimde tutulduğunu, kişinin o inancı tutmakta haklı olduğunu söylemektir. Güvenilirlik ise, betimleyici bir kavramdır: bir sürecin doğru inançlar üretme oranına dair bir olgudur. Bazı içselciler, bu yüzden, dışsalcılığın, epistemolojinin geleneksel sorusunu, yani kişinin inançlarında haklı olup olmadığını, başka bir soruyla, yani inançlarının güvenilir bir süreçten gelip gelmediği sorusuyla değiştirdiğini savunur. Bu iki soru farklıdır, ve ikincisinin cevabı, birincisini cevaplamaz.

Cevap: Dışsalcı, epistemik normatifliğin, kişinin bakış açısıyla değil, doğruluk amacıyla ilgili olduğunu söyleyebilir. Bir bıçağın iyi olması, onun iyi kesmesidir; bir inanç oluşturma sürecinin iyi olması da, onun doğru inançlar üretmesidir. Bu, normatifliği betimleyici bir olguya indirgemek değil, normatifliğin, belirli bir amaca hizmet etmekten oluştuğunu söylemektir. Ders Ç4.14'te, meta-epistemolojide epistemik normların kaynağı sorusuna döneceğiz; ve bu soru, dışsalcı ile içselci arasındaki tartışmanın en derin katmanıdır. Ama dışsalcının cevabının bir bedeli vardır: normatifliği amaca hizmetle tanımlamak, kişinin bu amaca hizmet edip etmediğini bilemeyeceğini kabul etmek demektir. Bir bıçak, iyi kestiğini bilmez; bir kişi de, inançlarının iyi olduğunu bilmeyebilir. İçselci, bu durumda kişinin "haklı" olduğunu söylemenin, "haklı" sözcüğünün olağan anlamından uzaklaşmak olduğunu söyler.

İtiraz 3: Dışsalcılık şüpheciye cevap vermez, onu atlar

Ders Ç2.1'de, şüphecinin, algılarımızın güvenilir olup olmadığını sorduğunu görmüştük. Dışsalcı, şüpheciye şöyle cevap verir: algılarım gerçekten güvenilirse, algıya dayanan inançlarım gerekçelidir ve bilgidir. Ama bu cevap, koşulludur: "eğer algılarım güvenilirse". Şüphecinin sorusu, tam olarak, algılarımın güvenilir olup olmadığıdır. Dışsalcı, bu soruyu cevaplamak yerine, cevap olumluysa bilgimiz olduğunu söyler. Ve algılarımın güvenilir olduğunu göstermeye çalışırsa, algılarıma başvurmak zorunda kalır; bu da, Ders Ç2.18'de gördüğümüz kural döngüselliğidir.

Cevap: Kanada doğumlu filozof Richard Fumerton, 1995 tarihli Metaepistemology and Skepticism (Meta-epistemoloji ve Şüphecilik) kitabında, dışsalcı cevapların, felsefecinin aradığı türden felsefi olarak tatmin edici bir güvence vermediğini, şüpheciye cevabı fazla kolaylaştırdığını savundu. Dışsalcı, şüpheciye bir argümanla cevap vermediğini kabul eder, ama bunun bir eksiklik olmadığını savunur. Şüphecinin sorusu, "bilgimiz var mı?" ise, dışsalcı, bilgimizin olabileceğini, ve bunun için şüpheciyi ikna etmemizin gerekmediğini gösterir: bilgi, kişinin onu kanıtlayabilmesine değil, dünyayla doğru bir ilişkide olmasına bağlıdır. Şüphecinin sorusu, "bilgimiz olduğunu gösterebilir miyiz?" ise, dışsalcı, bu sorunun daha zor olduğunu, ve belki de kesin bir cevabının olmadığını kabul eder. Bu ayrım, şüphecilik tartışmasını ikiye böler: birinci düzeyde, bilgimiz olabilir; ikinci düzeyde, bilgimiz olduğunu bilip bilmediğimiz açıktır. Modül Ç5, bu iki düzeyi şüpheciliğin çeşitli biçimleri karşısında ayrıntılı olarak inceleyecek. Ders Ç3.12'de Feldman ve Conee'nin, güvenilirciliğin en basit biçimlerinin, bir gerekçe kuramı olmaktan çok, bir iyi temellenmişlik kuramı olarak anlaşılabileceğini söylediğini görmüştük; şüphecilik tartışması, bu gözlemin bir uzantısıdır: dışsalcılık, inancın nasıl oluştuğunu değerlendirir, kişinin ona güvenmekte haklı olup olmadığını değil.

İtiraz 4: Kâhin, kötü cin ve hangi süreç sorusu

Dışsalcılığa yöneltilen en ünlü itirazların ikisi, sonraki derslerin konusudur. Birincisi, Ders Ç4.1'de kısaca gördüğümüz BonJour'un durugörü vakalarından sonuncusu, yani güvenilir bir yetiye sahip olan ama bunu bilmesi için hiçbir nedeni olmayan Norman ile, aldatılan kişinin, güvenilmez süreçlere rağmen gerekçeli göründüğü yeni kötü cin vakasıdır; ikisi birlikte, güvenilirliğin gerekçe için ne gerekli ne yeterli olduğunu öne sürer. İkincisi, genellik sorunudur: bir inancı üreten süreç, farklı genellik düzeylerinde tanımlanabilir, ve hangi düzeyin seçildiği, sürecin güvenilir olup olmadığını belirler.

Cevap: Bu itirazlar, dışsalcılığın ayrıntılı biçimlerini, özellikle süreç güvenilirciliğini, hedef aldığı için, Ders Ç4.4'teki kuramın tanıtılmasından sonra ele alınacak: genellik sorunu Ders Ç4.5'te, kâhin ve kötü cin vakaları Ders Ç4.6'da. Burada yalnızca bir genel gözlem yapılabilir: bu itirazlar, dışsalcılığın kendisini değil, onun güvenilirlik kavramını kullanma biçimini sorgular. Plantinga'nın düzgün işlev kuramı gibi, güvenilirliğe ek koşullar koyan dışsalcı kuramlar, bu itirazların bazılarından kaçınabilir. Örneğin Norman'ın durugörü yetisi, insanın bilişsel tasarımının bir parçası değilse, düzgün işlev kuramına göre, güvenilir olsa da güvence sağlamaz. Bu, dışsalcılığın bir kuram değil, bir aile olduğunu, ve ailenin bazı üyelerinin, öbürlerini zorlayan itirazlardan kurtulabileceğini gösterir. Ama bu kurtuluşun da bir bedeli vardır: her ek koşul, kuramı daha karmaşık ve daha tartışmalı hale getirir, ve dışsalcılığın ilk çekiciliği olan sadeliği azaltır.

Örnekler

Örnek 1: Hatice Nine'nin dizi (kurgu)

Giriş'teki bahçeye Süreç Sorusu'yla bakalım. Hatice Nine'nin inancı: akşama yağmur yağacak. Süreç: dizindeki sızlama hissinden yağmur beklentisine geçiş. Sürecin dünyaya bağlantısı: kurguya göre, dizindeki sızlama, hava basıncındaki bir değişikliğe tepkidir, ve bu değişiklik, birkaç saat sonra gelen yağmurla düzenli olarak ilişkilidir. Sürecin güvenilirliği: defterin gösterdiğine göre, yüksek. Bağlantının Hatice Nine'ye erişilebilirliği: iki durumu ayırmak gerekir.

Birinci durumda, Hatice Nine'nin defteri vardır, ve dizinin sızlamasının yağmuru haber verdiğine dair, kırk yıllık kayıtlara dayanan bir kanıta sahiptir. Bu durumda, içselci ve dışsalcı aynı sonuca varır: Hatice Nine'nin inancı gerekçelidir. İçselciye göre, Hatice Nine'nin erişebildiği bir kanıt vardır; dışsalcıya göre, süreç güvenilirdir. İkinci durumda, defter yoktur; Hatice Nine yalnızca, dizi sızladığında yağmur beklemeye alışmıştır, ama bunun güvenilir olduğuna dair hiçbir kanıtı yoktur. Bu durumda, iki görüş ayrılır. Dışsalcıya göre, süreç yine de güvenilir olduğu için, inanç gerekçelidir. İçselciye göre ise, Hatice Nine'nin bakış açısından, bu bir alışkanlıktan ibarettir. Örnek, iki görüşün ayrıldığı yerin, kişinin kendi güvenilirliğine dair kanıtının olup olmamasında yattığını gösteriyor. Defter, iki görüşü birbirine yaklaştıran şeydir: dışsalcı güvenilirliği, içselci bir kanıta dönüştürür. Ve bu durum, dışsalcıya ilginç bir soru sorar: Hatice Nine'nin alışkanlığı, kırk yıl boyunca, yanlış çıktığı zamanlarda düzeltilerek mi oluşmuştur? Öyleyse, bir tür örtük kanıt, alışkanlığın içinde saklıdır; ve içselci, bu örtük kanıtın da erişilebilir hale getirilebileceğini söyleyebilir.

Örnek 2: Vogel'in yakıt göstergesi

Vogel'in 2000 makalesindeki vaka, önyükleme itirazının en çok anılan biçimidir. Roxanne adında bir sürücü, arabasının yakıt göstergesine, onun güvenilir olup olmadığına dair hiçbir kanıtı olmadan güvenmektedir; ama gösterge, gerçekten iyi çalışan, güvenilir bir göstergedir. Roxanne, sık sık göstergeye bakar, ve her seferinde, örneğin deponun dolu olduğuna inanır. Güvenilirciliğe göre, bu inanç güvenilir bir süreçten doğduğu için gerekçelidir, ve doğru olduğu için bilgidir. Roxanne, aynı zamanda, göstergenin ne gösterdiğini de görür, ve bunu da bilir. İki bilgiyi birleştirerek, göstergenin bu sefer doğru gösterdiği sonucuna varır. Bunu birçok kez yaptıktan sonra, Roxanne, göstergenin güvenilir olduğu sonucuna varır.

Vogel'e göre, Roxanne'in bu sonuca varması gerekçesizdir: bir kaynağın güvenilirliğini, yalnızca o kaynağın söylediklerine bakarak kuramazsınız. Ama güvenilircilik, Roxanne'in her adımını gerekçeli sayar, ve sonucun da gerekçeli olduğunu söylemek zorunda görünür. Vaka, dışsalcılığın, kişinin kendi kaynaklarının güvenilirliğine dair bilgiyi, çok kolay hale getirdiğini gösterir. Dışsalcının cevabı, önyükleme sürecinin bir bütün olarak güvenilmez olduğunu söylemektir: yalnızca kaynağa bakarak kaynağın güvenilirliğine dair bir sonuca varmak, kaynak güvenilmez olsa da aynı sonucu verecek bir süreçtir; ve bu yüzden, sonucu doğruya bağlamaz. Bu cevap, Ders Ç2.18'deki kural döngüselliği tartışmasına ve Ç3.9'daki dayanak sorusuna yakındır: bir sonucun gerekçesi, yalnızca adımların gerekçesine değil, bütün sürecin niteliğine de bağlıdır. Vakanın gündelik bir karşılığı da vardır: bir kişi, yalnızca kendi tuttuğu notlara bakarak kendi hafızasının güvenilir olduğuna karar verirse, aynı tuzağa düşer; notlar da hafızaya dayanıyorsa, hafızayı bağımsız olarak sınamış olmaz. Önyüklemeden kaçınmanın genel yolu, bir kaynağı, kendisinden bağımsız başka bir kaynakla karşılaştırmaktır; Roxanne için bu, depoyu bir kez de pompada doldurup göstergeyle karşılaştırmak olurdu.

Örnek 3: Arıların dansı

Avusturyalı biyolog Karl von Frisch, yirminci yüzyılın ortalarında, bal arılarının, buldukları bir besin kaynağının yerini, kovandaki öbür arılara bir "dans" aracılığıyla bildirdiğini gösterdi. Kovanın dikey yüzeyinde yapılan bu sallanma dansında, dansın dikeyle yaptığı açı, besin kaynağının güneşe göre yönünü, dansın sallanma bölümünün süresi ise, kaynağın uzaklığını kodlar. Öbür arılar, dansı izleyerek, kaynağa doğrudan uçabilir. Von Frisch, bu çalışmaları nedeniyle, 1973'te, Konrad Lorenz ve Nikolaas Tinbergen ile birlikte, Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü paylaştı.

Arılar, besin kaynağının yerini biliyor mu? Eğer bilgi, kişinin kendi kanıtına erişebilmesini ve onun üzerine düşünebilmesini gerektiriyorsa, arılar bilmez; dansın neden güvenilir olduğunu düşünemezler. Ama dışsalcıya göre, arıların davranışı, tam olarak, bilginin özünün ne olduğunu gösterir: dünyanın bir özelliğini, yani besin kaynağının yerini, güvenilir biçimde izleyen ve bu izlemeye göre davranan bir sistem. Dans, Armstrong'un termometresi gibi, dünyayla yasal bir bağlantı içindedir. Örnek, dışsalcılığın, bilgiyi insan aklının bir başarısı olmaktan çıkarıp, canlıların dünyayla ilişkisinin genel bir özelliği olarak görmesini sağlayan bir çerçeve sunduğunu gösterir. Bir ayrıntı da önemlidir: arıların dansı, kusursuz değildir; dans eden arının iletişimindeki küçük sapmalar, izleyen arıların kaynağı her zaman tam isabetle bulamamasına yol açar, ve arılar, kaynağın yakınına vardıklarında, kaynağı koku gibi başka işaretlerle arayıp bulur. Bu, dışsalcı güvenilirliğin, kusursuzluk değil, yeterince yüksek bir başarı oranı olduğunu, ve gerçek sistemlerin birden çok kaynağı birleştirerek bu oranı yükselttiğini gösterir. İçselci, bu çerçevenin, bilgiyi doğallaştırırken, onu insanın düşünsel sorumluluğundan kopardığını söyler. Ders Ç4.13'te, epistemolojiyi bilişsel bilimin bir parçası olarak gören doğallaştırılmış epistemolojiye döndüğümüzde, bu tartışma yeniden önem kazanacak.

Araç kartı: Süreç Sorusu

Satırİçerik
Ne işe yararBir inancın hangi süreçle oluştuğunu, bu sürecin dünyaya hangi bağlantıyla bağlandığını ve bu bağlantının kişiye erişilebilir olup olmadığını sorar; içselci ve dışsalcı değerlendirmenin bir inanç hakkında neden ayrıldığını görünür kılar.
Adımlar1) İnancı yaz. 2) İnancı üreten süreci adlandır: görme, duyma, hatırlama, çıkarım, tanıklık, bir alet okuma, bir alışkanlık. 3) Sürecin dünyaya bağlantısını betimle: süreç, inancın konusu olan olguyla nasıl bir nedensel ya da düzenli ilişki içinde? 4) Sürecin güvenilirliğini değerlendir: bu süreç, benzer durumlarda, ne sıklıkla doğru inançlar üretir? 5) Bu güvenilirliğe dair kanıtın kişiye erişilebilir olup olmadığını sor. 6) Dışsalcı değerlendirmeyi (süreç güvenilir mi?) ve içselci değerlendirmeyi (kişinin güvenilirliğe dair kanıtı var mı?) ayrı ayrı yaz.
Ne zaman kullanılırBir kişinin, nedenini açıklayamadığı ama sık sık doğru çıkan bir yargısının değerlendirildiği durumlarda; bir aletin, bir kaynağın ya da bir alışkanlığın güvenilir olup olmadığı sorulduğunda; bir inancın güvenilirliğini, yalnızca o inancın kaynağına bakarak kurmaya çalışan önyükleme çıkarımlarını fark etmek için.
Sınırıİkinci adımdaki sürecin adlandırılması, Ders Ç4.5'te göreceğimiz genellik sorununa açıktır: aynı süreç, farklı genellik düzeylerinde tanımlanabilir ve farklı güvenilirlik değerleri verebilir. Dördüncü adım, çoğu zaman tahmine dayanır; gerçek güvenilirlik oranları nadiren bilinir. Araç, iki değerlendirmeyi yan yana koyar; hangisinin doğru gerekçe kavramı olduğuna karar vermez.
5K kapısıKaynak

Özet

  • Dışsalcılık, bir inancın gerekçesini ya da bilgi olup olmadığını belirleyen etkenlerin en az bir kısmının, kişinin zihinsel durumlarının ve erişebildiği şeylerin dışında bulunduğu görüşüdür; bir kuramlar ailesidir.
  • Bilgi dışsalcılığı, Gettier vakaları yüzünden neredeyse herkesçe kabul edilir; asıl tartışma, gerekçenin kendisinin dış etkenlere bağlı olduğunu söyleyen gerekçe dışsalcılığıyla ilgilidir.
  • Dışsalcı kuramlar arasında nedensel (Goldman, 1967), yasal (Armstrong'un termometre modeli, 1973), enformasyon temelli (Dretske, 1981), güvenilirci ve düzgün işlev (Plantinga) kuramları sayılır; fikir, Ramsey'nin 1929 notuna kadar uzanır.
  • Dışsalcılığın en güçlü motivasyonu, gerekçenin doğruya bağlı olması talebidir; içselci gerekçe, doğruluğa hiçbir bağlantısı olmayan bir dünyada da bulunabilir.
  • Önyükleme ve kolay bilgi (Vogel, 2000), normatiflik ve şüpheciye karşı soru dilenme (Fumerton, 1995) itirazları, dışsalcılığın bütün biçimlerini zorlar; genellik sorunu ve kâhin ile kötü cin vakaları, sonraki derslerin konusudur.
  • Bal arılarının dansı, dışsalcılığın bilgiyi canlıların dünyayla ilişkisinin genel bir özelliği olarak gördüğünü gösteren bir örnektir.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

İngiliz filozof Frank Ramsey, 1929'da, "Knowledge" (Bilgi) başlıklı kısa bir notta şöyle yazdı:

"Bir inancın, eğer (i) doğruysa, (ii) kesinse, (iii) güvenilir bir süreçle edinilmişse, bilgi olduğunu hep söylemişimdir. [...] Ama 'biliyorum' deriz, güvenilirlik üzerine düşünmeden, kesin olduğumuzda. Ama düşünseydik, ancak ve ancak yolumuzu güvenilir saysaydık kesin kalırdık."

Notun ilk cümlesi, bugün güvenilircilik adıyla bilinen görüşün en erken açık ifadelerinden biri olarak anılır. Ramsey'nin tanımı, bilginin geleneksel üçlü çözümlemesini, Ders Ç1.10'da gördüğümüz gerekçelendirilmiş doğru inancı, ilginç bir biçimde değiştirir: gerekçe koşulunun yerinde, bir kesinlik koşulu ve bir güvenilir süreç koşulu vardır. Güvenilir süreç koşulu, açıkça dışsalcıdır: Ramsey, kişinin sürecin güvenilir olduğunu bilmesini istemez; yalnızca sürecin güvenilir olmasını ister. Not, Ramsey'nin ölümünden sonra, 1931'de yayımlandı ve kendi döneminde dikkat çekmedi; Armstrong 1973'te ona değinse de, güvenilirci kuramların gelişimini doğrudan etkilememiş görünüyor. Bu, felsefe tarihinde sık rastlanan bir durumdur: bir fikir, bir düşünürün kısa bir notunda ortaya çıkar, gözden kaçar, ve onlarca yıl sonra başkaları tarafından, büyük ölçüde bağımsız olarak, yeniden geliştirilir. Ramsey'nin notunun yeniden keşfi, güvenilirciliğin, yalnızca Gettier sorununa verilmiş bir teknik cevap değil, bilginin doğasına dair daha eski ve doğal bir sezginin ifadesi olduğunu düşündürür.

Notun ikinci kısmı, daha ince bir noktaya işaret eder. Ramsey, "biliyorum" dediğimizde, genellikle güvenilirlik üzerine düşünmediğimizi kabul eder; ama düşündüğümüzde, kesinliğimizi, ancak yolumuzu güvenilir saydığımız ölçüde koruyacağımızı söyler. Bu, dışsalcılık ile içselcilik arasında bir köprü kurar. Birinci düzeyde, bilgi, kişinin güvenilirliği düşünmesini gerektirmez; bu dışsalcıdır. Ama kişi düşünmeye başladığında, güvenilirliğe dair bir inancın, kesinliğini korumak için gerekli hale geldiği görülür; bu, içselcinin vurguladığı yansıtıcı boyuttur. Ders Ç4.8'de göreceğimiz Sosa'nın hayvansal ve düşünümsel bilgi ayrımı, Ramsey'nin bu ikili gözlemine çarpıcı biçimde benzer: hayvansal bilgi, güvenilir bir yetiden doğar; düşünümsel bilgi ise, kişinin kendi yetilerinin güvenilirliğine dair bir bakış açısını da içerir.

Notun bir başka özelliği, "kesin" koşuludur. Ramsey'nin kesinliği, Ders Ç1.5'te gördüğümüz dereceli inanç dilinde, en yüksek inanç derecesine karşılık gelir; ve Ramsey, inanç derecelerinin kuramını kuran ilk filozoflardan biriydi. Bugünkü güvenilirciler, genellikle kesinlik koşulunu bırakır: bilgi, güvenilir bir süreçten doğan doğru inançtır, kesin olmasa da. Bu değişiklik, Ders Ç1.13'te gördüğümüz, bilginin kesinlik gerektirmediği düşüncesiyle uyumludur.

Teknik ayrıntı

Dışsalcılığın teknik çekirdeği beş başlıkta toplanabilir: yasal bağlantı, karşı-olgusal izleme, güvenilirliğin olasılık olarak tanımı, dışsalcılığın içselcilikle karma biçimleri ve düzgün işlevin ek koşulları.

Yasal bağlantı. Armstrong'un termometre modeli, inanç ile olgu arasında yasal, yani doğa yasalarına dayanan bir bağlantı ister. Bu bağlantı, tek bir nedensel ilişkiden daha güçlüdür: yalnızca bu inancın bu olgudan doğmasını değil, bu tür inançların bu tür olgulardan düzenli olarak doğmasını ister. Armstrong, ayrıca, kötü bir termometrenin göstergesinin bazen tesadüfen gerçek sıcaklıkla örtüşebileceğini, ve bu örtüşmenin bilgiye karşılık gelmeyeceğini vurgular; bilgi, iyi bir termometrenin göstergesine karşılık gelir. Bu ayrım, Ders Ç1.11'deki Gettier vakalarına bir cevap içerir: Gettier vakalarında, inanç doğrudur, ama doğruluğa yasal bir bağlantıyla değil, tesadüfen ulaşır. Termometre benzetmesinin gücü de buradadır: bir termometrenin iyi olup olmadığı, tek bir okumaya değil, okumaların düzenli olarak sıcaklığı izlemesine bağlıdır.

Karşı-olgusal izleme. Ders Ç1.13'te gördüğümüz Nozick'in duyarlılık ve doğruyu izleme koşulları, dışsalcılığın karşı-olgusal bir biçimidir: bir kişi, önerme yanlış olsaydı ona inanmayacak, doğru olsaydı inanacak idiyse, önermeyi bilir. Bu koşullar, kişinin iç durumlarına değil, kişi ile dünya arasındaki karşı-olgusal ilişkilere bağlıdır. Dretske'nin enformasyon kuramı da benzer bir yapıya sahiptir: bir sinyal, bir olguya dair enformasyon taşıyorsa, olgu olmasaydı sinyal de olmazdı. Bu kuramlar, Ders Ç3.10'daki Pollock'un kesen çürütücü tanımıyla da ilişkilidir: kesen çürütücü, "olgu olmasaydı dayanak olmazdı" bağlantısını sorgular.

Güvenilirliğin olasılık olarak tanımı. Güvenilirlik, genellikle, bir sürecin ürettiği inançların doğru olma oranı ya da olasılığı olarak tanımlanır. Ama bu tanım, birkaç soruyu açık bırakır. Oran, gerçek dünyadaki fiilî inançlar üzerinden mi, yoksa olası durumlar üzerinden mi hesaplanır? Bir süreç, gerçek dünyada çok az kullanılmışsa, fiilî oranı yanıltıcı olabilir. Ve oran ne kadar yüksek olmalıdır? Yüzde doksan mı, yüzde doksan dokuz mu? Bu sorular, bir sonraki derste, Goldman'ın süreç güvenilirciliğini incelediğimizde, ayrıntılı olarak ele alınacak; ve Ders Ç4.5'teki genellik sorunu, bu oranın hangi süreç türü için hesaplanacağı sorusunu keskinleştirecek.

Karma kuramlar. Bazı filozoflar, içselcilik ile dışsalcılık arasında bir seçim yapmak yerine, ikisini birleştirmeyi önerdi. Bir karma kuram, gerekçe için hem güvenilir bir sürecin hem de kişinin bu süreci çürüten bir kanıta sahip olmamasının gerektiğini söyleyebilir; bu, Ders Ç4.1'de gördüğümüz BonJour'un Samantha, Casper ve Maud vakalarını karşılar. Bir başka karma kuram, gerekçeyi içsel, bilgiyi dışsal tutar; bu, Ders Ç4.1'deki iş bölümüdür. Üçüncü bir karma kuram, Sosa'nın erdem epistemolojisidir: hayvansal düzeyde dışsalcı, düşünümsel düzeyde ise içselci öğeler taşır. Ders Ç4.7'de göreceğimiz Goldman ile Feldman ve Conee arasındaki tartışma, bu karma kuramların neden gerekli olabileceğini gösterecek.

Düzgün işlevin ek koşulları. Plantinga'nın düzgün işlev kuramı, güvenilirliği de içeren dört koşul koyar; ilk üçü, güvenilirliğin tek başına sağlamadığı ek koşullardır. Bir inancın güvencesi için, onu üreten yetinin düzgün işlemesi, yetinin uygun bir çevrede, yani tasarlandığı türden bir çevrede, çalışması, yetinin tasarım planının doğruya yönelik olması, ve bu planın başarılı olma olasılığının yüksek olması gerekir. Bu koşullar, bazı karşı örnekleri dışarıda bırakır. Örneğin, bir beyin hasarı sonucu tesadüfen güvenilir hale gelen bir yeti, düzgün işlemediği için güvence sağlamaz. Ama kuram, kendi sorunlarını da doğurur: bir yetinin "tasarım planı" nedir, ve bu plan, bir tasarımcı olmadan, örneğin yalnızca evrimle, açıklanabilir mi? Plantinga'nın kendisi, bu soruyu, Ders P6.4'te göreceğimiz din epistemolojisi bağlamında ele aldı.

Güncel tartışma

Dışsalcılık, 1970'lerden bu yana, epistemolojinin baskın yaklaşımlarından biri haline geldi; ama tartışma, dışsalcılığın kendi içinde yeni sorular doğurdu.

Birinci soru, dışsalcılığın hangi biçiminin en savunulabilir olduğudur. Süreç güvenilirciliği, genellik sorunu yüzünden ciddi eleştirilere uğradı; ve birçok dışsalcı, Ders Ç1.13'te gördüğümüz güvenlik koşuluna ya da Ders Ç4.8'de göreceğimiz erdem epistemolojisine yöneldi. Güvenlik koşulu, bir inancın, yakın olası durumlarda yanlış olmayacak olmasını ister; ve bu, güvenilirliği, bir süreç türünün oranına değil, bu tek inancın modal sağlamlığına bağlar. Erdem epistemolojisi ise, güvenilirliği, kişinin bilişsel yetkinliklerine bağlar; ve bu, dışsalcılığa, kişinin başarısının ona atfedilebilmesi gibi, normatif bir boyut kazandırır.

İkinci soru, dışsalcılığın yapay öğrenme sistemlerine uygulanmasıdır. Bir yapay öğrenme sistemi, doğru cevaplar üretiyorsa, ve bu cevapların güvenilirliği ölçülebiliyorsa, dışsalcıya göre, sistemin "bilgi"si vardır, ya da en azından sistemin ürettiği cevaplara dayanan inançlar gerekçelidir. Ders Ç3.9'da gördüğümüz Akıllı Hans sistemleri, bu sonucu karmaşıklaştırır: bir sistem, belirli bir veri kümesinde güvenilirdir, ama bu güvenilirlik, yanlış bir ipucuna dayanabilir, ve koşullar değiştiğinde çökebilir. Bu, dışsalcının güvenilirlik kavramının, yalnızca geçmiş başarı oranını değil, koşullar değiştiğindeki sağlamlığı da içermesi gerektiğini gösterir; ve bu da, güvenlik koşuluna doğru bir adımdır.

Üçüncü soru, dışsalcılığın şüphecilikle ilişkisidir. Dışsalcılık, şüpheciye, bilgimizin olabileceğini, kişinin bunu kanıtlayabilmesine gerek olmadan, gösterir. Ama birçok filozof, bunun şüphecinin asıl sorusunu, yani bilgimiz olduğunu nasıl bilebileceğimizi, cevaplamadığını düşünür. Bu tartışma, Modül Ç5'te, şüpheciliğin ayrıntılı incelenmesiyle yeniden açılacak; ve dışsalcılığın şüpheciliğe karşı en güçlü silah mı, yoksa şüphecinin sorusunu atlayan bir kaçış mı olduğu, o modülün merkezi sorularından biri olacak.

Dördüncü soru, dışsalcılık ile epistemik sorumluluk arasındaki ilişkidir. Bazı dışsalcılar, kişinin, kendi inanç oluşturma süreçlerinin güvenilirliğini izleme ve gerektiğinde düzeltme sorumluluğu olduğunu kabul eder; bu sorumluluk, gerekçenin bir koşulu değil, iyi bir bilişsel yaşamın bir parçasıdır. Çözümlü örnekteki gözetleme kulesi görevlisinin, kendi ihbar kayıtlarını inceleyerek mevsime bağlı bir yanılgı örüntüsü bulması, bu tür bir sorumluluğun uygulamasıdır. Bu görüş, dışsalcılığı, Ders Ç4.9'da göreceğimiz sorumlulukçu erdem epistemolojisine yaklaştırır: iyi bir bilen, yalnızca güvenilir süreçlere sahip olan değil, bu süreçleri bilinçli olarak geliştiren ve denetleyen kişidir.

Pratik: Çözümlü örnek

Bir orman işletmesinde, yangın gözetleme kulesinde çalışan Kenan Bey, bir öğleden sonra, uzaktaki bir sırttan yükselen ince bir duman görüyor ve bunun bir orman yangınının başlangıcı olduğuna inanıyor. Merkezi arayıp ekip göndermelerini istemeden önce, yeni işe başlamış asistanı Duygu, ona inancının nereden geldiğini soruyor. Kenan Bey, ikisi birlikte Süreç Sorusu'nu uyguluyor. (Kişiler ve olay kurgudur.)

Adım 1, inanç. Sırttaki duman, bir orman yangınının başlangıcı.

Adım 2, süreç. Kenan Bey'in, dürbünle dumanın rengini, yükseliş biçimini ve yerini görmesi; ve on beş yıllık gözetleme deneyimiyle, dumanı bir yangın dumanı olarak tanıması.

Adım 3, dünyaya bağlantı. Yangın dumanı, belirli bir renkte ve belirli bir biçimde yükselir; sis, toz ya da bir köylünün yaktığı küçük bir ateş ise farklı görünür. Kenan Bey'in tanıma yetisi, bu farklara nedensel olarak duyarlıdır.

Adım 4, güvenilirlik. Kenan Bey, geçmişte ihbar ettiği dumanların büyük çoğunluğunun gerçekten yangın çıktığını hatırlıyor; ama birkaç kez, bir anız yakımını yangın sanmıştı. Kulenin kayıtları, onun ihbarlarının doğruluk oranını gösterebilir; Kenan Bey o kayıtları hiç incelememiş.

Adım 5, erişilebilirlik. Dumanın görüntüsü, Kenan Bey'e erişilebilir. Kendi geçmiş başarılarına dair genel bir izlenimi erişilebilir; ama kesin oran, kayıtlara bakmadan erişilebilir değil. Bu dumanı neden yangın dumanı olarak tanıdığına dair ayrıntılı nedenler ise, kısmen erişilebilir: rengi söyleyebiliyor, ama yükseliş biçiminin neden ona "yangın" dediğini tam açıklayamıyor.

Adım 6, iki değerlendirme. Dışsalcı değerlendirme: Kenan Bey'in tanıma süreci, on beş yıllık deneyimle biçimlenmiş, yüksek güvenilirlikte bir süreçtir; inanç gerekçelidir. İçselci değerlendirme: Kenan Bey'in erişebildiği kanıtlar, yani dumanın görüntüsü ve genel başarı izlenimi, inancı makul kılar; ama anız yakımlarıyla karıştırdığı geçmiş vakalar, ona erişilebilir bir çürütücü sağlar.

Değerlendirme. İki değerlendirme, burada aynı pratik sonuca varır: Kenan Bey'in inancı, ekip göndermek için yeterince gerekçeli. Ama Duygu'nun soruları, bir şeyi daha ortaya çıkardı: Kenan Bey'in kendi güvenilirliğine dair bilgisi, kayıtlarda duruyor ama hiç incelenmemiş. Kenan Bey, akşam, kayıtları açıp son beş yılın ihbarlarını sayıyor; ve anız yakımlarını yangınla karıştırdığı vakaların, hep sonbaharda, hasattan sonraki haftalarda olduğunu fark ediyor. Bu bulgu, onun sürecinin güvenilirliğinin, mevsime göre değiştiğini gösteriyor; ve sonbaharda, bir duman gördüğünde, ihbar etmeden önce bir şey daha kontrol etmesi gerektiğini. Örnek, dışsalcı güvenilirliğin, kişinin kendi kayıtlarına bakarak içselci bir kanıta dönüştürülebileceğini, ve bu dönüşümün, sürecin kendisini iyileştirebileceğini gösteriyor. Bu dönüşümün önemli bir koşulu da, kayıtların Kenan Bey'in kendi yargılarından bağımsız olmasıdır: kayıtlar, her ihbarın sonucunu, yani yangın çıkıp çıkmadığını, sahadaki ekiplerin raporlarına dayanarak tutuyor. Kenan Bey, yalnızca kendi ihbarlarını sayıp "çoğunda haklıydım" deseydi, Vogel'in önyükleme tuzağına düşerdi; sahadaki raporlar ise, onun sürecinden bağımsız bir sınama sağlıyor.

Pratik: Alıştırmalar

  1. Gerekçe dışsalcılığı ile bilgi dışsalcılığı arasındaki farkı açıkla. Neden bilgi dışsalcılığı neredeyse herkes tarafından kabul edilir, gerekçe dışsalcılığı ise tartışmalıdır?
  2. Vogel'in önyükleme itirazını kendi sözlerinle açıkla. Bu derste kullanılmayan, kendi seçeceğin yeni bir önyükleme örneği kur.
  3. Ramsey'nin 1929 notundaki iki cümle, dışsalcılık ile içselcilik arasında nasıl bir köprü kurar?
Cevapları göster
  1. Gerekçe dışsalcılığı, gerekçenin kendisinin, kişinin erişemeyeceği dış etkenlere, örneğin bir sürecin güvenilirliğine, bağlı olduğunu söyler. Bilgi dışsalcılığı ise, gerekçe içsel olsa bile, bilginin dış etkenlere bağlı olduğunu söyler. Bilgi dışsalcılığı neredeyse herkes tarafından kabul edilir, çünkü Gettier vakaları, gerekçeli doğru bir inancın, kişinin içeriden göremeyeceği bir şans yüzünden bilgi olmayabileceğini gösterdi; yani bilgi, kişinin iç durumlarının ötesinde bir koşula bağlıdır. Gerekçe dışsalcılığı ise tartışmalıdır, çünkü gerekçe, birçok filozofa göre, kişinin kendi bakış açısından akılsal ve sorumlu davranıp davranmadığıyla ilgilidir; ve kişinin göremediği bir etkenin, onun akılsallığını belirlemesi, bu anlayışa aykırıdır.
  2. Vogel'in itirazına göre, dışsalcılık, güvenilir bir kaynaktan gelen inancı, kişi kaynağın güvenilir olduğunu bilmese de gerekçeli sayar. Kişi, kaynağın söylediğine ve kaynağın bunu söylediğine dair bilgiyi birleştirerek, kaynağın bu sefer doğru söylediği sonucuna varır; bunu tekrarlayarak, kaynağın güvenilir olduğu sonucuna varır. Bu, bir kaynağın güvenilirliğini yalnızca o kaynağa bakarak kurmaktır, ve saçmadır. Bir örnek: bir kişi, telefonundaki adımsayar uygulamasına, onun doğru sayıp saymadığını hiç kontrol etmeden güvenir. Her akşam, uygulamanın gösterdiği adım sayısına inanır, ve uygulamanın bu sayıyı gösterdiğini de bilir. İkisinden, uygulamanın her akşam doğru saydığı sonucuna, ve oradan da uygulamanın güvenilir olduğu sonucuna varır. Ama uygulamayı, örneğin adımları elle sayarak, hiçbir zaman bağımsız olarak sınamamıştır.
  3. Ramsey'nin birinci cümlesi, bilgiyi, doğru, kesin ve güvenilir bir süreçle edinilmiş inanç olarak tanımlar; ve kişinin sürecin güvenilir olduğunu bilmesini istemez. Bu, dışsalcıdır. İkinci cümle ise, "biliyorum" dediğimizde genellikle güvenilirlik üzerine düşünmediğimizi, ama düşünseydik, kesinliğimizi ancak yolumuzu güvenilir saydığımız ölçüde koruyacağımızı söyler. Bu, içselcinin vurguladığı yansıtıcı boyuttur: kişi, kendi güvenilirliği üzerine düşünmeye başladığında, güvenilirliğe dair bir inanç, onun kesinliği için gerekli hale gelir. İki cümle birlikte, bilginin birinci düzeyde dışsalcı, yansıtma düzeyinde ise içselci bir öğe taşıdığını düşündürür; bu, Sosa'nın hayvansal ve düşünümsel bilgi ayrımını önceden haber veren bir gözlem olarak okunabilir.

Pratik: Argüman görevi

Karşılaştırma. Durum: biri, bir arkadaşının telefondaki sesinden, onun bir sorunu olduğunu anlıyor. Zayıf çalışma: "Sesinden hep anlarım, bu bir yetenek." Güçlü çalışma: "Süreç: sesteki küçük değişiklikleri fark etmek. Dünyaya bağlantı: insanların ruh hali, ses tonlarını etkiler. Güvenilirlik: geçmişte bu tür sezgilerim çoğu zaman doğru çıktı; ama birkaç kez, arkadaşım yalnızca yorgundu ve ben sorun sandım. Erişilebilirlik: sesin değiştiğini fark ediyorum, ama hangi özelliğin bana 'sorun' dedirttiğini tam söyleyemiyorum; geçmiş başarı oranım ise, hiç saymadığım için, yalnızca bir izlenim. Dışsalcı değerlendirme: süreç büyük olasılıkla güvenilir, inanç gerekçeli. İçselci değerlendirme: erişebildiğim kanıt, inancı makul kılıyor, ama yorgunlukla karıştırdığım vakalar bir çürütücü. Bağımsız sınama: sezgimi hissettiğim zamanları not edip, sonradan arkadaşıma sorarak doğru çıkıp çıkmadığını kaydedebilirim."

ÖlçütNe aranır
Süreç ve bağlantıİnancı üreten süreç ve sürecin dünyaya bağlantısı açıkça betimlenmiş
GüvenilirlikSürecin güvenilirliği, başarısız vakalar da hesaba katılarak değerlendirilmiş
ErişilebilirlikGüvenilirliğe dair kanıtın kişiye erişilebilir olup olmadığı ayrı olarak sorulmuş
Bağımsız sınamaGüvenilirliği, sürecin kendisine dayanmadan sınamanın bir yolu önerilmiş; önyükleme tuzağından kaçınılmış

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç4.2) Ders Ç4.2'deki İkiz Testi neydi? Dışsalcı, bu testi nasıl kullanır, ve içselcilerden hangi noktada ayrılır?
  2. (Ders Ç1.11) Ders Ç1.11'de Goldman'ın nedensel kuramı neydi? Bu derste, bu kuram dışsalcılığın hangi türüne örnek olarak sunuldu?
  3. (Ders Ç3.3) Ders Ç3.3'teki Cohen'in kolay bilgi itirazı neydi? Bu itiraz, Vogel'in önyükleme itirazıyla nasıl ilişkili?
Cevapları göster
  1. Ders Ç4.2'deki İkiz Testi, aynı önermeye inanan iki kişi arasındaki farkları sınıflandırıp, hangi farkların gerekçe farkı yarattığını soruyordu. İçselciler, Feldman ve Conee'nin M tezi gibi, zihinsel olarak aynı iki kişinin gerekçe bakımından da aynı olduğunu söyler. Dışsalcı ise, testi tersinden kullanır: zihinsel olarak aynı iki kişiden birinin inancı güvenilir bir süreçten, öbürününki güvenilmez bir süreçten doğuyorsa, ikisinin gerekçesi farklıdır. Ayrılık noktası, zihin dışı bir farkın, yani sürecin güvenilirliğinin, gerekçe farkı yaratıp yaratmadığıdır: içselciye göre yaratmaz, dışsalcıya göre yaratır.
  2. Ders Ç1.11'de Goldman'ın nedensel kuramı, bir kişinin bir olguyu, inancı o olguyla uygun bir nedensel bağlantı içindeyse bildiğini söylüyordu; Gettier'e verilen ilk cevaplardan biriydi. Bu derste, kuram, nedensel kuramların bir örneği olarak, yani bilgiyi kişinin iç durumlarıyla değil, inanç ile onu doğru kılan olgu arasındaki bir bağla açıklayan dışsalcı kuramların ilk biçimlerinden biri olarak sunuldu; Armstrong'un yasal bağlantı modeli ve Dretske'nin enformasyon kuramı ile birlikte.
  3. Ders Ç3.3'te Cohen'in kolay bilgi itirazı, bir kaynağın, kişi onun güvenilirliğini bilmeden bilgi sağlayabildiği kuramlarda, kişinin kaynağın güvenilirliğini çok kolay öğrenebileceğini gösteriyordu; ve bu itiraz, ılımlı temelciliğe yöneltilmişti. Vogel'in önyükleme itirazı, aynı sorunun güvenilircilik için bir biçimidir: kişi, yakıt göstergesinin güvenilir olduğunu, yalnızca göstergeye bakarak öğrenmiş olur. İki itirazın ilişkisi, sorunun yalnızca dışsalcılığa özgü olmadığını, gerekçeyi doğrudan bir kaynağa dayandıran ve kişinin kaynağın güvenilirliğini önceden bilmesini istemeyen her kurama yöneltilebileceğini gösterir.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Dışsalcılık nedir?Gerekçeyi ya da bilgiyi belirleyen etkenlerin en az bir kısmının kişinin iç durumlarının dışında bulunduğu görüşü; bir kuramlar ailesi.
Gerekçe ve bilgi dışsalcılığı nasıl ayrılır?Bilgi dışsalcılığı, gerekçe içsel olsa da bilginin dış etkenlere bağlı olduğunu söyler; gerekçe dışsalcılığı, gerekçenin kendisinin dış etkenlere bağlı olduğunu.
Armstrong'un termometre modeli nedir?Çıkarımsız bilgi, gerçek sıcaklıkla yasal bağlantı içindeki iyi bir termometrenin göstergesi gibidir (1973).
Ramsey'nin 1929 tanımı nedir?Bilgi, doğru, kesin ve güvenilir bir süreçle edinilmiş inançtır; güvenilirciliğin en erken açık ifadelerinden biri.
Doğruya bağlılık talebi nedir?Gerekçeli inançların, gerekçesizlerden daha büyük olasılıkla doğru olması gerektiği talebi; dışsalcılığın en güçlü motivasyonu.
Vogel'in önyükleme itirazı nedir?Güvenilirciliğe göre Roxanne, yakıt göstergesinin güvenilir olduğunu yalnızca göstergeye bakarak öğrenmiş olur (2000).
Fumerton'un itirazı nedir?Dışsalcı cevaplar felsefi olarak tatmin edici bir güvence vermez, şüpheciye cevabı fazla kolaylaştırır (1995).
Arıların dansı neyi gösterir?Bilginin, yansıtma olmadan, dünyanın bir özelliğini güvenilir biçimde izleyen bir sistemde bulunabileceğini; dışsalcı bir bilgi anlayışı (von Frisch).

Okuma listesi

  • D. M. Armstrong, Belief, Truth and Knowledge (Cambridge University Press, 1973). Termometre modeli ve yasal bağlantı.
  • Frank P. Ramsey, "Knowledge" (1929), D. H. Mellor (ed.), Philosophical Papers (Cambridge University Press, 1990) içinde. Güvenilirciliğin erken bir ifadesi.
  • Fred Dretske, Knowledge and the Flow of Information (MIT Press, 1981). Enformasyon temelli bilgi kuramı.
  • Jonathan Vogel, "Reliabilism Leveled", The Journal of Philosophy 97 (2000). Önyükleme itirazı.
  • Richard Fumerton, Metaepistemology and Skepticism (Rowman & Littlefield, 1995). Dışsalcılığa içselci itirazlar.

Sonraki derse köprü

Bu ders, dışsalcılığı bir kuramlar ailesi olarak tanıttı, ve ailenin en etkili üyesine, güvenilirciliğe, yalnızca kısaca değindi. Teknik ayrıntıda, güvenilirliğin bir oran ya da olasılık olarak tanımlandığını, ama bu tanımın birkaç soruyu açık bıraktığını gördük: oran hangi inançlar üzerinden hesaplanır, ne kadar yüksek olmalıdır, ve hangi süreç türü için? Ders Ç4.4, bu sorulara en sistemli cevabı veren kuramı, Goldman'ın 1979 tarihli süreç güvenilirciliğini inceliyor: bir inanç, onu üreten bilişsel süreç güvenilirse gerekçelidir. Kuramın koşullu ve koşulsuz güvenilirlik ayrımı, ve önceki gerekçeye dayanan çıkarımları nasıl ele aldığı, dersin konusudur. Ders, bir sürecin ne sıklıkla doğru inançlar ürettiğini değerlendirmek için Güvenilirlik Oranı adlı bir araç sunuyor.

Günlük sorusu: Hep doğru çıktığını düşündüğün bir sezgin var mı? Doğru çıkmadığı zamanları da hatırlıyor musun, yoksa yalnızca doğru çıktığı zamanları mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.