İçeriğe geç

Ders Ç4.10 · Çekirdek · Modül Ç4: Gerekçe kuramları

Başarı kuramları: bilgi yetkinliğe atfedilebilir başarıdır

Araç: Atıf Testi · 5K: Kavram · 6.752 kelime · tamamı yaklaşık 31 dakika okuma

Giriş

Ankara'ya üniversite kaydı için ilk kez gelen Zeynep, otogarda indiğinde kampüse giden otobüsün nereden kalktığını bilmiyor. Bavulunu sürüklerken önüne çıkan ilk kişiye soruyor; adam, yirmi yıldır bu otogarda çalışan bir görevli çıkıyor, ve Zeynep'e duraktaki peronun numarasını, otobüsün kaç dakikada bir geldiğini, hangi kapıdan çıkması gerektiğini eksiksiz anlatıyor. Zeynep, söylenen perona gidiyor ve otobüse biniyor. Aynı gün, Zeynep'in yurttan oda arkadaşı olacak Ece de otogara geliyor; o da kimseye sormuyor, tabelalara bakmadan, "kampüs otobüsleri herhalde en sondaki perondan kalkar" diye tahmin ediyor, ve tahmini doğru çıkıyor. Akşam, ikisi yurtta karşılaştığında, Zeynep'in otobüsün nereden kalktığını bildiğini, Ece'nin ise yalnızca şanslı bir tahminde bulunduğunu söylemek doğal görünüyor. (Kişiler ve olaylar kurgudur.)

Ama bir soru kalıyor: Zeynep'in bilgisi, onun bir başarısı mı? Zeynep'in doğru inanca ulaşmasında asıl iş, otogar görevlisinin yirmi yıllık deneyimine düşüyor; Zeynep'in kendi katkısı, birine sormak ve dinlemekten ibaret. Ders Ç4.8'de, Sosa'nın bilgiyi yetkinlik sayesinde doğru olan inanç olarak tanımladığını, ve bu tanımın, Amerikalı filozof Jennifer Lackey'nin Chicago ziyaretçisi örneğiyle, tam olarak bu soruyla karşılaştığını görmüştük. Ders Ç4.9'da, sorumlulukçu erdem epistemolojisinin de bilgiyi erdem "sayesinde" doğruya ulaşmak olarak tanımladığını, ve bu "sayesinde" ilişkisinin açıklanmayı beklediğini fark ettik.

Bu ders, bu ilişkiyi açıklamaya çalışan kuramları, epistemolojide başarı kuramları (achievement theories) adıyla bilinen yaklaşımı inceliyor. Yaklaşımın en sistemli savunucusu, Amerikalı filozof John Greco'dur. Greco, 2003'te yayımlanan "Knowledge as Credit for True Belief" (Doğru İnanç İçin Kredi Olarak Bilgi) makalesinde, bir kişiye bilgi atfettiğimizde, ona doğru inancı için kredi verdiğimizi öne sürdü; ve kredinin ne zaman verildiğini açıklamak için ahlak felsefesinden bir model, Amerikalı felsefeci Joel Feinberg'in suçlama çözümlemesini ödünç aldı. 2010'da yayımlanan Achieving Knowledge (Bilgiye Ulaşmak) kitabında, bu görüşü, bilginin yetenekten kaynaklanan bir başarı türü olduğu merkezi teziyle geliştirdi; 2012'de yayımlanan "A (Different) Virtue Epistemology" (Farklı Bir Erdem Epistemolojisi) makalesinde ise, Lackey'nin itirazına cevap vermek için, atıf ilişkisini pragmatik bir ilişki olarak yeniden yorumladı.

Bu dersin kazanımları:

  • Başarı kuramını, kredi atfının Feinberg'den alınan yapısını, açıklayıcı öne çıkma kavramını, Greco'nun pragmatik atıf ilişkisini ve Pritchard'ın şans karşıtı erdem epistemolojisini açıklarsın. (anla)
  • Bir başarıya Atıf Testi'ni uygulayarak onu doğuran nedensel etkenleri listeler, bağlamın amacına göre hangisinin öne çıktığını belirler, ve başarının faile tamamen mi, paylaşılarak mı, yoksa hiç mi atfedilebileceğini gösterirsin. (uygula)
  • Başarı kuramının tanıklık bilgisi, sahte ambar vakası ve bağlama duyarlılık itirazları karşısında ne ölçüde savunulabileceğini, kavramları ayırarak değerlendirirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu bölüm önce kuramın merkezi tezini, sonra kredi atfının yapısını ve öne çıkma kavramını, en son da Greco'nun sonraki pragmatik önerisini ve rakip bir öneriyi tanımlıyor.

Greco, Achieving Knowledge kitabının ilk bölümünde, merkezi tezini şöyle koyar: bilgi, yetenekten kaynaklanan bir başarı türüdür. Aristoteles'le birlikte düşünsel erdemlerin yetenekler olduğunu varsayarsak, bilgi, erdemden kaynaklanan bir başarı türüdür. Greco, bu tezin geleneksel anlamda bir çözümleme olmadığını açıkça belirtir: bilgiyi daha basit kavramsal yapı taşlarına ayırmayı ya da onun için gerekli ve yeterli koşullar vermeyi amaçlamaz; çünkü "bilgi, yetenekten kaynaklanan bir başarı türüdür" demek, bir türü, onu öbür türlerden ayıran farkı vermeden, bir cinsin altına yerleştirmektir. Yine de tez, Greco'ya göre, bilgilendiricidir: bilgiyi, daha genel ve tanıdık bir türün, yani yetenekten kaynaklanan başarının, bir örneği olarak tanımlayarak, onun ne olduğuna dair bir kavrayış sağlar. Greco, kitabın beşinci bölümünde bu çerçeveyi, kendi deyişiyle en üst düzeyde bilgilendirici olmayan bir formülle doldurur: S, p'yi ancak ve ancak p doğruysa, S p'ye inanıyorsa, ve S, inancı düşünsel bir yetenekten doğduğu için doğruya inanıyorsa bilir. Greco'nun belirttiği gibi, "çünkü" sözcüğü nedensel bir açıklamayı işaretler: bilgi durumlarında, kişinin doğru inanca sahip olmasını onun yetenekleri açıklar.

Greco'nun 2003 makalesinin özgün adımı, kredi atfının yapısını ahlak felsefesinden almasıdır. Feinberg'e göre, bir kişiyi bir eylem için suçladığımızda, kısmen, o kişiye o olayın nedensel sorumluluğunu yükleriz; yani kişinin, olayın neden gerçekleştiğine dair doğru bir nedensel açıklamada önemli bir yer tuttuğunu ima ederiz. Greco'nun Feinberg'den yeniden kurduğu çözümlemeye göre, bir kişi bir eylem için ancak eylem ahlaki olarak kusurluysa, eylem o kişiye atfedilebiliyorsa, ve eylem kişinin kusurlu ahlaki karakterini açığa çıkarıyorsa suçlanabilir. Greco, üçüncü koşulun Feinberg'de belki fazla güçlü olduğunu, ama yaygın bir "güçlü" suçlama türü için doğru olduğunu ekler. Greco, bu yapıyı iki yönde genişletir. Birincisi, suçlamanın karşılığı övgüdür; ikisini "kredi" genel adı altında toplar. İkincisi, ahlaki kredinin yanı sıra başka kredi türleri vardır: sporculara sportif, düşünürlere düşünsel başarıları için kredi veririz. Böylece Greco'nun genel kredi kuramı şudur: bir kişi, bir eylem için ancak eylem o türden bir değere sahipse, eylem o kişiye atfedilebiliyorsa, ve eylem kişinin o türle ilgili karakterini açığa çıkarıyorsa, o türden bir krediyi hak eder. Düşünsel kredi için, bu, kişinin güvenilir bilişsel karakterinin, doğru inanca ulaşmasını doğuran nedensel etkenlerin toplamının önemli bir parçası olması demektir.

Greco, Feinberg'den bir gözlem daha alır: "Y, X yüzünden oldu" dediğimizde, X'in Y'yi tek başına doğurduğunu söylemeyiz; X'in, Y'nin ardındaki nedensel hikâyenin özellikle önemli ya da öne çıkan bir parçası olduğunu söyleriz. Yangının bir patlama yüzünden çıktığını söylemek, patlamanın yangını tek başına doğurduğunu söylemek değildir. Öne çıkmayı pek çok şey belirleyebilir, ama Feinberg iki tür etkeni özellikle önemli sayar. Birincisi, olağan dışılıktır: bir yangının kıvılcımlar yüzünden çıktığını, kıvılcımların orada olağan olmadığı durumlarda söyleriz; kıvılcımların sürekli uçuştuğu bir kaynak atölyesinde ise bu açıklama yanlış yere düşer. İkincisi, ilgi ve amaçlarımızdır: bir motordan duman çıkıyorsa, değiştirilmesi gereken parçayı ararız, ve bozuk karbüratörün dumanın nedeni olduğunu söyleriz, oysa bozuk bir karbüratör tek başına duman çıkaramaz. Greco, bu öne çıkmanın psikolojik değil, açıklayıcı olduğunu vurgular: bir şeyin öne çıkıp çıkmadığı, birinin dikkatinin nerede olduğuna değil, doğru bir açıklamanın nereye odaklanması gerektiğine bağlıdır.

Greco, 2012 makalesinde, öne çıkma kavramının Lackey'nin itirazı karşısında zorlandığını kabul eder, ve atıf ilişkisini nicel bir önemden nitel bir katkıya kaydırır. Bir futbol maçında, Ted, neredeyse imkânsız bir pas alır; savunma dağılmış, kaleci yerde yatarken, Ted topu kolayca ağlara gönderir. Golün açıklamasında öne çıkan, pası verenin yeteneğidir; ama Ted yine de golün kredisini hak eder, çünkü topu ağlara o göndermiştir. Ted'in katkısı, açıklamada nicel olarak küçüktür, ama "doğru türdendir". Buna karşılık, maça dikkat etmeyen ve topu hiç görmeyen Ted'in kafasına çarpıp kaleye giren bir pas için, Ted kredi hak etmez: olaya katılmıştır, ama doğru biçimde değil. Greco'ya göre "doğru biçimde", futbol oynamanın amaçlarına düzenli olarak hizmet edecek biçimde demektir. Bilgi kavramına uygulandığında, Greco iki fikri birleştirir: İngiliz filozof Edward Craig'in ve Sosa'nın vurguladığı, bilgi kavramının iyi bilgiyi ve iyi bilgi kaynaklarını işaretlediği fikri; ve John Hawthorne ile Jason Stanley'nin vurguladığı, bilginin pratik akıl yürütmede kullanılmak için olduğu fikri. İlgili amaç, eyleme dayanak olabilecek bilgiyi ve kaynaklarını işaretlemektir. İnsanlar, Sosa'nın deyişiyle, bilgi paylaşan toplumsal bir türdür; ve bilgi kavramı, eylem için güvenilebilecek bilgiyi ve kaynakları işaretlemeye yarar.

Pritchard, Greco ve Sosa gibi, bilginin yetenekle ilişkili olduğunu kabul eder; Greco'nun da belirttiği gibi, bilginin yetenekten kaynaklanan başarı cinsinin bir türü olduğu tezini paylaşır. Ama Pritchard'a göre, yetenek koşulu tek başına bilgi için yeterli değildir: Ders Ç1.12 ve Ç1.13'ün sahte ambar vakası, kişinin yeteneğini kullanıp doğruya ulaştığı, ama çevresel şans yüzünden bilmediği bir durumdur. Pritchard bu yüzden, yetenek koşulunu, Ders Ç1.13'te gördüğümüz güvenlik koşuluyla birleştirir: bilgi, hem yeteneğe yeterince dayanmalı hem de güvenli olmalıdır. Pritchard, yalnızca yetenek koşuluna dayanan görüşlere "güçlü erdem epistemolojisi" (robust virtue epistemology) adını verir, ve kendi görüşünü onlara karşı konumlandırır. İki yaklaşım arasındaki fark, İtiraz 2'de belirginleşecek.

Argüman

Greco'nun 2003 makalesindeki argüman, bilgi atıflarının ne işe yaradığı sorusundan başlar. Greco'ya göre, epistemolojide iki soru birbirinden ayrılmalıdır: "bilgi nedir?" sorusu, yani kişinin bilmek için hangi koşulları karşılaması gerektiği; ve "ne yapıyoruz?" sorusu, yani birinin bildiğini söylediğimizde hangi söz edimini gerçekleştirdiğimiz. Greco, iki soruna, piyango sorununa ve Gettier sorununa, ikinci sorudan yaklaşır:

  1. Bir kişiye bilgi atfetmek, ona doğru inancı için kredi vermektir.
  2. Bir kişi, bir başarı için ancak kişinin ilgili karakteri, o başarıyı doğuran nedensel etkenlerin toplamının önemli, öne çıkan bir parçasıysa kredi hak eder.
  3. Nedensel bir açıklamada hangi etkenin öne çıktığını, durumda gerçekten neyin olağan dışı olduğu ve bağlamda gerçekten hangi ilgi ve amaçların işlediği belirler.
  4. Piyango vakalarında öne çıkan şanstır; Gettier vakalarında ise ya yetenek devrede değildir, ya o çevrede güvenilir değildir, ya da durumdaki olağan dışı bir etken, yeteneğin varsayılan öne çıkışını bastırır; her iki türde de açıklamada öne çıkan, kişinin yeteneği değildir.
  5. Bilginin olağan vakalarında ise, açıklamada öne çıkan, kişinin güvenilir bilişsel yeteneğidir.

Sonuç: Kişi, olağan vakalarda bilir, piyango ve Gettier vakalarında bilmez; bilgi, doğru inancın kişinin yeteneğine atfedilebildiği, yani yetenekten kaynaklanan bir başarı olduğu durumlardır.

Birinci öncül, Greco'nun "ne yapıyoruz?" sorusuna cevabıdır. Greco, bilgi atıflarının birçok işlevi olabileceğini kabul eder, ama merkezi işlevlerinden birinin doğru inanç için kredi vermek olduğunu söyler: birinin bildiğini söylediğimizde, onun doğruya bir kazayla değil, uygun biçimde akıl yürüterek, doğru algılayarak ya da iyi hatırlayarak ulaştığını ima ederiz. İkinci öncül, Kavramlar bölümünde gördüğümüz Feinberg modelidir. Üçüncü öncül, öne çıkmanın belirleyicileridir. Dördüncü öncül, iki sorunun çözümüdür. Greco, burada kendi kuramına yönelik açık bir sorunla yüzleşir: piyango vakasında kişi, kaybedeceğine mükemmel gerekçelerle inanır; Gettier vakasında da, kusursuz bir akıl yürütmeyle doğru sonuca varır. Öyleyse her iki vakada da kişi, kısmen yetenekleri sayesinde doğruya ulaşır. Greco'nun cevabı, öne çıkma kavramıdır: kişinin yetenekleri her iki vakada da hikâyenin zorunlu bir parçasıdır, ama yalnızca olağan vakalarda öne çıkan parçadır. Piyango vakasında, Greco'ya göre, piyango kavramının kendisi şans fikrini içerir: kişi mükemmel gerekçelerle kaybedeceğine inanır, sonra piyango çekilir ve gerçeklik ya inancına uyar ya uymaz; bu tamamen bir şans meselesidir.

Argümanın bir inceliği, piyango vakasının bir çeşitlemesinde görülür. Kişi, kaybettiğini çekilişten sonra gazetedeki sonuçları okuyarak öğrenirse, kanıtı yine tümevarımsaldır, ama bu kez şans hikâyede önemli bir yer tutmaz: önce çekiliş yapılmış ve olgular belirlenmiştir, sonra kişi güvenilir bir kaynaktan kaybettiği sonucunu çıkarmıştır. Kişi doğruya, okuduğuna inanma sağduyusu sayesinde ulaşır. İki vaka arasındaki fark, kişinin gerekçelerinin gücünde değil, açıklamanın yapısındadır: birinde şans öne çıkar, öbüründe yetenek.

En tartışmalı öncül: Üçüncü öncül, yani öne çıkmanın kısmen bağlamdaki ilgi ve amaçlarla belirlendiği. Bu öncül, Greco'nun kuramını güçlü kılan şeydir, çünkü kredinin bağlama göre değişebildiği gerçek durumları açıklar. Ama aynı öncül, bilginin kendisini bağlama duyarlı hale getirir: bir kişinin bilip bilmediği, onu değerlendirenin ilgi ve amaçlarına bağlı olur. Greco bunu açıkça kabul eder ve bir bağlamcılık biçimini benimser; ama bu, İtiraz 3'te göreceğimiz gibi, bilginin nesnel bir durum olduğu sezgisiyle gerilim içindedir. Ayrıca, birinci öncül de sorgulanabilir: bilgi atıflarının merkezi işlevi kredi vermekse, kredinin kimde olduğu belirsiz olan tanıklık vakalarında bilgi atfetmemiz gerekmez; oysa tanıklık bilgisi, bilgimizin büyük bir kısmını oluşturur. Bu sorun, İtiraz 1'in konusudur.

İtirazlar ve cevaplar

Aşağıdaki itirazlar, başarı kuramına yöneltilen dört başlıca eleştiridir: tanıklık, çevresel şans, bağlama duyarlılık ve genişletilmiş biliş.

İtiraz 1: Tanıklık ikilemi

Lackey, 2007'de Synthese'de yayımlanan "Why We Don't Deserve Credit for Everything We Know" makalesinde ve 2009'da Philosophical Studies'te yayımlanan "Knowledge and Credit" (Bilgi ve Kredi) makalesinde, başarı kuramına bir ikilem yöneltti. Ders Ç4.8'de gördüğümüz Chicago ziyaretçisi vakasında, Chicago'ya yeni gelen Morris, tren istasyonunda rastgele ilk yoldan geçene Sears Kulesi'nin yolunu sorar; yoldan geçen, şehri olağanüstü iyi bilen biridir ve kusursuz bir tarif verir. Morris, konuşmacıya uygun bir dikkat gösterse ve tanıklığı uygun bir ayırt edicilikle alsa bile, doğru inancı, kendi çabası sayesinde değil, konuşmacının tanıklığı sayesinde edinmiş görünür. Ama Morris bilir. Morris'in doğru inancı hem kendi çabasına hem de konuşmacının çabasına atfedilebilir denebilir mi? Lackey'ye göre, bu, Gettier vakalarının çözümünü bozar, çünkü Gettier vakalarında da kişi doğru inanca kısmen kendi çabasıyla ulaşır. Böylece ikilem şudur: atıf ilişkisi güçlü anlaşılırsa, sıradan tanıklık bilgisini açıklayamayız; zayıf anlaşılırsa, Gettier vakalarının teşhisini kaybederiz.

Cevap: Greco'nun 2012'deki cevabı, Kavramlar bölümünde gördüğümüz pragmatik atıf ilişkisidir. Futbol örneğinde, golün açıklamasında öne çıkan pası verenin yeteneği olsa da, Ted, golü doğru biçimde atmıştır, ve bu yüzden kredi hak eder. Morris de, tanıklığı doğru biçimde, yani bilgi edinmenin amaçlarına düzenli olarak hizmet edecek biçimde almıştır: bir yol tarifi isteyen birinin yapacağı şeyi yapmış, cevabı dinlemiş, ve onu eylemi için kullanmıştır. Gettier vakasındaki kişinin katkısı ise, doğru türden değildir: kişinin yeteneği, doğruya, bilgi edinmenin amaçlarına düzenli olarak hizmet edecek bir biçimde değil, bir tesadüfle bağlanır. Bu cevap, Lackey'nin ikileminin iki boynuzu arasından geçmeye çalışır: atıf ilişkisi ne nicel olarak güçlüdür, ne de Gettier vakalarını içine alacak kadar zayıftır; nitel olarak doğru türden bir katkıyı gerektirir. Ama cevabın bir bedeli vardır: "doğru tür" ve "ilgili amaçlar" kavramları, genellik sorununu (Ders Ç4.5) hatırlatan bir belirsizlik taşır. Hangi katkının doğru türden olduğunu belirlemek, bağlamın hangi amaçlarla tanımlandığına bağlıdır.

İtiraz 2: Sahte ambar, yetenek var ama bilgi yok

Pritchard, sahte ambar vakasının, başarı kuramına karşı ters yönden bir itiraz oluşturduğunu savundu. Henry, kırsalda arabayla giderken önünde açıkça görünen bir ambar görür ve önündeki nesnenin bir ambar olduğuna inanır. Henry'nin bilmediği şey, bölgenin yoldan gerçek ambarlardan ayırt edilemeyen ambar maketleriyle dolu olmasıdır; Henry tesadüfen, bölgedeki tek gerçek ambara bakmaktadır. Henry, görme yeteneğini kusursuz kullanır, ve doğru inancı, bu yeteneğin ürünüdür; öyleyse başarı kuramına göre bilmelidir. Ama sezgimiz, Henry'nin bilmediğini söyler. Pritchard'a göre, bu, yetenek koşulunun bilgi için yeterli olmadığını, ve ayrı bir şans karşıtı koşula ihtiyaç olduğunu gösterir.

Cevap: Greco'nun 2012'deki cevabı, yeteneğin çevreye göreli olduğu düşüncesine dayanır. Henry, normal çevrelere göreli olarak güvenilir, ama bulunduğu çevreye göreli olarak güvenilir olmayan bir eğilimden inanır; bu yüzden ambarın orada olduğunu bilmez. Greco, bu teşhisi, ince bir karşı vakayla sınar. Patrick, Ambar Maketi İlçesi'ndeki tek çalışan çiftlikte yaşar; çiftlikte gerçek bir ambar vardır ve hiç maket yoktur; Patrick, ilçedeki maketlerden habersizdir. Patrick'ten, ilerideki ambardan bir kürek getirmesini isteriz. Patrick, önünde bir ambar olduğunu bilir mi? Greco'ya göre, iki yönde de baskı vardır: Patrick'in yerel görevi, ambarı evlerden ayırt etmeyi gerektirir, ve Patrick bunu yapabilir; ama ilçedeki tipik görevler, ambarları maketlerden ayırt etmeyi gerektirir, ve Patrick bunu yapamaz. Greco'nun cevabı, bilgi iddiasının doğruluğunun, konuşma bağlamının hangi pratik çevreyi seçtiğine bağlı olduğudur. Bağlam yalnızca kürek getirme görevini seçiyorsa, "Patrick ambarın orada olduğunu biliyor" doğrudur; bağlam ilçenin tipik görevlerini seçiyorsa yanlıştır. Greco'ya göre, epistemolojide tartışılan vakaların çoğu, tam olarak bu bakımdan eksik betimlenmiştir: ilgili pratik görevi belirtmezler, ve okurlar bu boşluğu farklı biçimlerde doldurur. Pritchard'ın yaklaşımı ise, güvenlik koşulunu ayrıca ekleyerek, aynı vakaya bağlama başvurmadan cevap verir; iki yaklaşım arasındaki seçim, bilginin bağlama duyarlı olup olmadığı sorusuna bağlıdır.

İtiraz 3: Kredi bakış açısına göreli olursa, bilgi de göreli olur

Greco, 2003 makalesinde, kredinin bakış açısına göre değişebildiğini kendisi gösterir. Beyzbol oyuncusu Bucky Dent'in, Boston Red Sox'u eleme dışı bırakan ünlü sayısında, Boston taraftarları Dent'e kredi vermez: Dent yalnızca tekli vuruşlar yapan bir oyuncudur, ve onun uzun vuruşu Fenway Park dışındaki her stadyumda sıradan bir aut olurdu; sayı şanstır. Yankees taraftarları ise Dent'e kredi verir: her sporda biraz şans vardır, ama Dent sopayı topa değdirmiş, onu dışarı çıkaracak kadar güçlü vurmuş, Fenway'in kısa sol sahasından yararlanmıştır. Greco'nun gözlemine göre, kaybedenler şansın rolünü vurgulayarak krediyi reddetmeye, kazananlar ise vurguyu yeteneğe kaydırarak krediyi almaya çalışır. Ama kredi bu kadar bakış açısına bağlıysa, ve bilgi bir kredi meselesiyse, bilgi de bakış açısına bağlı olmaz mı? Bir kişinin bilip bilmediği, onu değerlendirenin hangi tarafta olduğuna mı bağlıdır?

Cevap: Greco, bakış açısına bağlı kredi atfını aslında kuramının doğrulanan bir öngörüsü sayar; onun metninden kurulabilecek cevap, öne çıkmanın öznel olmadığıdır. Öne çıkma, durumda gerçekten neyin olağan dışı olduğu ve bağlamda gerçekten hangi ilgilerin işlediği ile belirlenir; ve bu ikisi, kişilerin ne düşündüğüne değil, olgulara bağlıdır. New York'taki suç düşüşünü polis iyi polisliğe, belediye başkanı genel sosyal politikaya, muhalefet ise belediye başkanının denetimi dışındaki ulusal ekonomik canlanmaya bağlar; ama Greco'ya göre bunların hiçbiri samimiyetsiz olmak zorunda değildir, ve "asıl neden" üzerine tartışma, ortak ilgilerimiz ve insan davranışı hakkında bildiklerimiz göz önüne alındığında hangi nedensel etkenin en önemli sayılması gerektiğine dair gerçek bir tartışmadır. Greco ayrıca, bir başka kültürden gelen ve piyangoyu hiç bilmeyen bir ziyaretçinin, insanların küçük kâğıt parçalarını kısa bir bakıştan sonra attığını gözlemleyip sıradaki kişinin de kâğıdını atacağını doğru tahmin ettiği bir vakayı tartışır. Ziyaretçi şansı hiç düşünmediği için, şansın onun için öne çıkmadığı ve bu yüzden bildiği düşünülebilir. Greco, bunu reddeder: öne çıkma, psikolojik değil açıklayıcıdır; doğru bir açıklama, ziyaretçi ne düşünürse düşünsün, şansa odaklanmak zorundadır. Bu cevap, göreliliği sınırlar, ama ortadan kaldırmaz: aynı olay, farklı ilgilerle tanımlanan bağlamlarda farklı biçimlerde açıklanabilir, ve Greco, bunun bilgi atıflarını bağlama duyarlı kıldığını kabul eder. Bu, Ders Ç5.13'te göreceğimiz bağlamcılık tartışmasının bir ön habercisidir.

İtiraz 4: Genişletilmiş biliş ve kredisiz bilgi

Eindhoven Teknoloji Üniversitesi'nden filozof Krist Vaesen, 2011'de Synthese'de yayımlanan "Knowledge without Credit, Exhibit 4: Extended Cognition" makalesinde, başarı kuramına bir başka itiraz yöneltti. Bir havalimanı bagaj tarayıcısının yeni bir sürümü, operatörlerin dikkatini canlı tutmak için, belirli aralıklarla sahte bomba görüntüleri üretir; operatör olası bir tehdidi fark edip görüntüye tıkladığında, görüntü sahteyse "Yanlış Alarm" mesajı çıkar; mesaj çıkmazsa, operatör tehdidin gerçek olduğunu bilir. Bu basit iyileştirme, operatörlerin başarısını belirgin biçimde artırır. Vaesen'e göre, böyle bir sistemi kullanan bir operatörün bir tehdidi doğru tanımasında, öne çıkan, operatörün yeteneği değil, sistemin tasarımıdır; ama operatör yine de bilir. Öyleyse, bilgi, kişinin kendi yeteneğine atfedilebilir bir başarı olmak zorunda değildir.

Cevap: Bu itiraz, tanıklık itirazının bir akrabasıdır: kredinin önemli bir kısmı, kişiden başka bir kaynağa, burada bir teknolojiye, gider. Greco 2012'de bu vakaya, tanıklık vakasına verdiği cevabın aynısını verir: bilgi vakalarında kişinin yetenekleri, toplumsal pratiklerden ve teknolojilerden yararlanarak düzenli ve güvenilir biçimde doğru inanç üretir. Operatörün yeteneği, doğru inanca ilgili bilgi ihtiyaçlarına düzenli olarak hizmet edecek biçimde katkıda bulunur; bu yüzden başarı ona da atfedilebilir. Gettier vakalarında ise yetenekten doğruya giden yol, sapkın bir nedensel zincirdir. Ama itiraz, başarı kuramının bireyci varsayımlarını sorgular: bilginin giderek daha çok araçlara, kurumlara ve başka insanlara dayandığı bir dünyada, bilgiyi bireysel bir başarı olarak tanımlamak, bilginin gerçek yapısını gizleyebilir. Ders Ç4.9'da gördüğümüz durumculuk eleştirisine verilen cevaplardan biri de, bilişin bir kısmını çevreye yüklemekti; ve bu cevap, kredinin bireyden çevreye kaydığını kabul eder. Bu tartışma, Modül Ç7'de göreceğimiz toplumsal epistemolojinin merkezi sorularından birine açılır: bilgi, bireylerin mi, toplulukların mı, yoksa ikisinin birlikte mi bir başarısıdır?

Örnekler

Örnek 1: Zeynep ve Ece otogarda (kurgu)

Girişteki iki öğrenciye, başarı kuramının gözünden dönelim. Ece'nin doğru inancı, tahmine dayanır; açıklamasında öne çıkan şanstır, ve Ece'ye kredi verilmez; Ece bilmez. Zeynep'in doğru inancı ise, otogar görevlisinin tanıklığına dayanır; Lackey'nin itirazına göre, açıklamada öne çıkan görevlinin bilgisidir, ve Zeynep'e kredi verilmesi zor görünür. Greco'nun 2003'teki öne çıkma kavramıyla, Zeynep'in durumu belirsiz kalır: Zeynep'in katkısı, açıklamanın küçük bir parçasıdır. Greco'nun 2012'deki pragmatik ilişkisiyle ise, Zeynep'in durumu açıklığa kavuşur: Zeynep, bir yere nasıl gidileceğini öğrenmek isteyen birinin yapacağı şeyi yapmış, bir görevliye sormuş, cevabı dikkatle dinlemiş ve onu eylemi için kullanmıştır. Katkısı küçük ama doğru türdendir.

Örneğe bir ayrıntı ekleyelim. Zeynep, sorduğu kişinin bir görevli olduğunu, yeleğinden ve elindeki telsizden anlamıştı; rastgele bir yolcuya sorsaydı, cevabın doğruluğu, o yolcunun bilgisine bağlı bir şans meselesi olurdu. Bu ayrıntı, Lackey'nin Chicago vakasından bir farkı gösterir: Morris, rastgele ilk yoldan geçene sorar; Zeynep ise, tesadüfen de olsa, güvenilir bir kaynağa sorar ve kaynağın güvenilir olduğunu gösteren bir işarete sahiptir. Başarı kuramı açısından, bu ayrıntı Zeynep'in katkısını büyütür: kaynağı seçme yeteneği, tanıklık bilgisinde, alıcının kredisinin önemli bir parçası olabilir. Örnek, tanıklık bilgisindeki kredinin, alıcının kaynağı nasıl seçtiğine ve tanıklığı nasıl değerlendirdiğine göre değişebildiğini gösterir.

Örnek 2: Greco'nun beyzbol yakalayışları

Greco, 2003 makalesinde, genel kredi kuramını beyzboldan iki vakayla açıklar. Birinci vakada, ünlü dış saha oyuncusu Ken Griffey Jr., orta saha duvarına doğru tam hızla koşar, eldivenini uzatarak sıçrar ve yere düşerken topu yakalar; ev sahibi seyirciler, maçı kazandıracak bir vuruştan mahrum kalmış olsalar da, bu muhteşem yakalayışa hayranlıkla başlarını sallar. İkinci vakada, Griffey duvara doğru koşarken tökezler ve yüzüstü yere düşer; top kafasına çarpar, havaya sıçrar ve eldiveninin içine düşer; seyirciler bu kez tiksintiyle başlarını sallar. İki vakada da yakalayışın sportif bir değeri vardır, ve iki vakada da yakalayış Griffey'e atfedilebilir: maçı anlatan spiker, iki vakada da "Griffey topu yakaladı!" diye bağıracaktır. Ama yalnızca birinci vakada Griffey'e kredi verilir, çünkü yalnızca orada yakalayış, onun sportif yeteneklerinin bir sonucudur.

Greco, bir adım daha atar. Kötü bir dış saha oyuncusu, örneğin Albert Belle, muhteşem bir yakalayış yaptığında, ona da bir tür kredi verilir: takım arkadaşları sırtını sıvazlar, seyirciler alkışlar. Ama bu, Griffey'in aldığı türden bir kredi değildir; çünkü Griffey sürekli muhteşem yakalayışlar yapar, onun yakalayışları büyük yeteneklerini gösterir; Belle'in zor bir yakalayışı ise neredeyse şanstır. Bu ayrım, Feinberg modelinin üçüncü koşulunu, yani başarının kişinin karakterini açığa çıkarması koşulunu, somutlaştırır. Epistemik karşılığı açıktır: genellikle güvenilir olan bir kaynağın doğru bir bilgisi, genellikle güvenilmez olan bir kaynağın tesadüfen doğru çıkan bilgisinden farklı bir kredi hak eder.

Örnek 3: Çöp borusu, piyango ve gazete

Greco'nun 2003 makalesindeki ilk vaka, Sosa'dan gelen ve epistemolojide çok tartışılan bir vakadır. Asansöre giderken, bir kişi, çöp torbasını apartmanının çöp borusuna atar; birkaç dakika sonra, torbanın bodrumdaki çöp odasında olduğuna dair doğru bir inanca sahiptir. Kanıtı yalnızca tümevarımsaldır: torbanın borunun içinde bir yere takılmış olması mümkündür. Yine de, sezgimiz, kişinin torbanın bodrumda olduğunu bildiğini söyler. İkinci vakada, kişi, kazanma şansı on milyonda bir olan bir piyango bileti alır; çekilişten önce, kaybedeceğine inanır. Kanıtı yine tümevarımsaldır ve çöp borusu vakasındaki kadar mükemmeldir; ama sezgimiz, kişinin kaybedeceğini bilmediğini söyler.

Bu iki vaka, Ders Ç1.13'te gördüğümüz güvenlik ve duyarlılık koşullarını zorlar: Greco'nun makalesi, hem Nozick'in duyarlılık koşulunun hem de Sosa'nın güvenlik koşulunun, iki vakayı birlikte doğru sınıflamakta zorlandığını gösterir. Greco'nun kredi kuramı ise, iki vakayı açıklamanın yapısıyla ayırır. Çöp borusu vakasında, kişinin doğru inanca ulaşmasında öne çıkan, onun çöp borularının nasıl işlediğine dair bilgisi ve sağlam akıl yürütmesidir. Piyango vakasında öne çıkan, şanstır: piyango kavramı, şansı içinde taşır. Ve kişi, çekilişten sonra sonuçları gazeteden okuduğunda, kanıtı yine tümevarımsal olduğu halde bilir, çünkü artık açıklamada öne çıkan, okuduğuna inanma sağduyusudur. Üç vaka birlikte, kanıtın gücünün değil, açıklamanın yapısının bilgiyi belirlediğini gösterir.

Araç kartı: Atıf Testi

Satırİçerik
Ne işe yararBir başarının, örneğin doğru bir inancın, bir kişiye tamamen mi, başkalarıyla paylaşılarak mı, yoksa hiç mi atfedilebileceğini, nedensel etkenleri ve bağlamın amacını açıkça yazarak sınar.
Adımlar1) Başarıyı ve kredisi sorulan kişiyi yaz. 2) Başarıyı doğuran nedensel etkenleri listele: kişinin yeteneği, başkalarının katkısı, araçlar, çevre, şans. 3) Bu durumda olağan dışı olan etkeni işaretle. 4) Bağlamın amacını yaz: bu başarıyı neden soruyoruz, hangi pratik görev için? 5) Kişinin katkısı, bu amaca düzenli olarak hizmet edecek "doğru türden" bir katkı mı? 6) Karşılaştırma vakası kur: kişinin katkısı aynı kalırken şans ya da başkasının katkısı ortadan kalksaydı, başarı yine olur muydu? Sonucu tam, paylaşılan ya da yok olarak yaz.
Ne zaman kullanılırBir ekip başarısında kredinin nasıl paylaştırılacağını tartışırken; birinin bir bilgiyi gerçekten bilip bilmediğini, yoksa yalnızca doğru bir kaynağa mı rastladığını değerlendirirken; bir başarının beceri mi şans mı olduğu konusunda anlaşmazlık olduğunda.
SınırıDördüncü adımdaki "bağlamın amacı", farklı değerlendiriciler için farklı olabilir; araç, bu farkı ortadan kaldırmaz, yalnızca görünür kılar. Beşinci adımdaki "doğru tür" ölçütü, kesin bir sınır çizmez.
5K kapısıKavram

Özet

  • Başarı kuramına göre bilgi, yetenekten kaynaklanan bir başarı türüdür; Greco (2010) bunu bir çözümleme değil, bilgiyi tanıdık bir genel türün örneği olarak yerleştiren bilgilendirici bir tez olarak sunar.
  • Greco (2003), bilgi atfetmenin doğru inanç için kredi vermek olduğunu savunur, ve kredi atfının yapısını Feinberg'in suçlama çözümlemesinden alır: başarı kişiye atfedilebilmeli ve kişinin ilgili karakterini açığa çıkarmalıdır.
  • Nedensel açıklamada öne çıkma, olağan dışılık ve bağlamdaki ilgi ve amaçlarla belirlenir; bu öne çıkma psikolojik değil açıklayıcıdır. Piyango vakalarında öne çıkan şanstır; Gettier vakalarında ise kişinin yeteneği öne çıkmaz.
  • Lackey'nin tanıklık ikilemine karşı Greco (2012), atıf ilişkisini pragmatik bir ilişki olarak yeniden yorumlar: katkı, ilgili amaçlara düzenli olarak hizmet edecek "doğru türden" olmalıdır; bilgi kavramının amacı, eyleme uygun bilgiyi işaretlemektir.
  • Sahte ambar vakasına Greco, yeteneğin çevreye göreliliği ve bağlamın seçtiği pratik çevreyle; Pritchard ise yetenek koşuluna ayrı bir güvenlik koşulu ekleyen şans karşıtı erdem epistemolojisiyle cevap verir.
  • Kredinin bakış açısına ve bağlama duyarlılığı, başarı kuramını bir bağlamcılık biçimine yaklaştırır; genişletilmiş biliş vakaları, bilginin bireysel bir başarı olup olmadığını sorgular.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

Greco, "Knowledge as Credit for True Belief" makalesinde, kuramının çekirdek fikrini şöyle sunar:

"Peki birine bilgi atfettiğimizde ne yapıyoruz? Açıkça, herhangi bir sayıda şey yapıyor olabiliriz. Ama bilgi atıflarının merkezi işlevlerinden biri, doğru inanç için kredi vermektir. S'nin p'yi bildiğini söylediğimizde, S'nin p konusunda doğruya inanmasının yalnızca bir kaza olmadığını ima ederiz. Tersine, S'nin p konusunda doğruya ulaştığını, çünkü S'nin uygun biçimde akıl yürüttüğünü, ya da şeyleri doğru algıladığını, ya da iyi hatırladığını, vb., söylemek isteriz. Doğruya ulaşmanın, düpedüz şansa, kör talihe ya da başka bir şeye değil, S'nin kendi yeteneklerine bağlanabileceğini söylemek isteriz."

Greco'nun pasajda sorduğu soru, epistemolojide alışılmış sorudan farklıdır. Gelenek, "bilgi nedir?" diye sorar ve bilmenin koşullarını arar. Greco ise "ne yapıyoruz?" diye sorar: birinin bildiğini söylediğimizde hangi söz edimini gerçekleştiriyoruz? Bu yöntem değişikliği, Ders Ç0'dan bu yana gördüğümüz kavram çözümlemesinin bir alternatifidir: bir kavramın içeriğini doğrudan çözümlemek yerine, onun gündelik dildeki işlevinden yola çıkarak içeriğine dair ipuçları toplamak. Yöntem, İngiliz filozof Edward Craig'in 1990 tarihli Knowledge and the State of Nature (Bilgi ve Doğa Durumu) kitabındaki yaklaşıma yakındır: Craig de, bilgi kavramının ne işe yaradığını sorarak, onun iyi bilgi verenleri (good informants) işaretlemek için var olduğu sonucuna varmıştı. Greco, 2012'de, bu fikri, bilginin pratik akıl yürütmede kullanılmak için olduğu fikriyle (Hawthorne, Stanley) açıkça birleştirir.

Pasajdaki "merkezi işlevlerinden biri" ifadesi, dikkatli bir sınırlamadır. Greco, bilgi atıflarının tek işlevinin kredi vermek olduğunu söylemez; "herhangi bir sayıda şey yapıyor olabiliriz" der. Bu sınırlama, İtiraz 1'deki tanıklık sorununa karşı bir esneklik sağlar: tanıklık vakalarında, bilgi atfı, kredi verme işlevinden çok, bir kişinin güvenilir bir bilgiye sahip olduğunu işaretleme işlevini yerine getiriyor olabilir. Ama aynı sınırlama, kuramın bilgi tanımını zayıflatır: bilgi atıflarının merkezi işlevlerinden biri kredi vermekse, kredi verilmeyen bilgi vakaları da olabilir; ve bu durumda, kredi, bilginin zorunlu bir koşulu değil, tipik bir eşlikçisi olur. Greco'nun 2010'daki formülü, "yetenekten kaynaklanan başarı" kavramını merkeze alarak bu gerilimi yumuşatmaya çalışır. 2012'de ise "kredi" sözcüğünü, övgüye değer ile atfedilebilir arasında belirsiz olduğu için bırakıp "atfedilebilir" sözcüğünü kullanır.

Pasajdaki "düpedüz şans, kör talih ya da başka bir şey" sıralaması da öğreticidir. Greco, yeteneğin karşısına yalnızca şansı değil, "başka bir şeyi" de koyar. Bu "başka bir şey", tanıklık vakasındaki konuşmacının yeteneği ya da genişletilmiş biliş vakasındaki bir aracın tasarımı olabilir. Pasaj, böylece, başarı kuramının sonraki sorunlarını önceden haber verir: doğru inancın açıklamasında kişinin yeteneğiyle yarışan yalnızca şans değildir; başka bilenler ve başka araçlar da vardır.

Teknik ayrıntı

Cins ve tür. Greco'nun 2010'daki tezinin mantıksal yapısı, bir cins ve tür iddiasıdır: bilgi, yetenekten kaynaklanan başarı cinsinin bir türüdür. Bu yapı, iki ayrı iddiayı birbirinden ayırır. Cins iddiası, bilginin yetenekten kaynaklanan bir başarı olduğunu söyler; bu iddia, Pritchard tarafından da paylaşılır. Tür iddiası ise, bilgiyi bu cinsin öbür türlerinden, örneğin sportif ya da sanatsal başarıdan, ayıran farkı verir; Greco, Achieving Knowledge'da bu farkı vermediğini açıkça kabul eder. Güçlü erdem epistemolojisi, yani Pritchard'ın Greco ve Sosa'ya atfettiği görüş, bilginin yalnızca yetenekten kaynaklanan doğru inanç olduğunu, yani yetenek koşulunun bilgi için yeterli olduğunu söyler. Şans karşıtı erdem epistemolojisi ise, cins iddiasını kabul eder ama yetenek koşulunun yeterliliğini reddeder. Bu ayrım, iki yaklaşım arasındaki tartışmanın, bilginin ne olduğuna dair değil, yetenek koşulunun ne kadar güçlü olduğuna dair bir tartışma olduğunu gösterir.

Nicel ve nitel atıf. Greco'nun 2003 ile 2012 arasındaki değişimi, atıf ilişkisinin nicel bir yorumundan nitel bir yorumuna geçiştir. 2003'te, bir başarı, kişinin yeteneği nedensel açıklamanın önemli, belki en önemli parçasıysa kişiye atfedilir; bu, nicel bir ölçüttür: katkı ne kadar büyükse, kredi o kadar haklıdır. Lackey'nin tanıklık vakası, bu ölçütü zorlar, çünkü tanıklık alıcısının katkısı nicel olarak küçüktür. 2012'de, bir başarı, kişinin yeteneği ona "doğru biçimde", yani ilgili amaçlara düzenli olarak hizmet edecek biçimde katkıda bulunuyorsa kişiye atfedilir; bu, nitel bir ölçüttür: katkının büyüklüğü değil, türü önemlidir. Nitel ölçüt, tanıklık vakasını kurtarır, ama yeni bir yük getirir: "ilgili amaçlar" belirlenmelidir. Greco, bilgi atıfları için ilgili amacın, pratik akıl yürütmede kullanılabilecek bilgiyi işaretlemek olduğunu söyler, ve bilginin, belirli bir pratik çevrenin hem fiilî hem de tipik ya da olası bilgi ihtiyaçlarına düzenli olarak hizmet edecek bir yetenekten doğan inanç olmasını şart koşar.

Bağlamcılıkla ilişki. Greco'nun kuramı, Ders Ç5.13'te göreceğimiz bağlamcılıkla yakın bir ilişki içindedir, ama ondan farklı bir mekanizmaya dayanır. Standart bağlamcılık, bilgi atıflarının doğruluğunun, atıfta bulunanın bağlamındaki epistemik standartlara göre değiştiğini söyler: bazı bağlamlarda standartlar yüksektir, bazılarında düşüktür. Greco'nun bağlamcılığı ise, standartlara değil, açıklayıcı öne çıkmaya, sonra da pratik çevreye dayanır: bağlam, hangi etkenin açıklamada öne çıktığını ya da hangi pratik görevin ilgili olduğunu belirler. Greco, 2003 makalesinde, bu bağlamcılığın, bilginin bilinen bir gerektirme altında kapalı olduğu ilkesini korumasını sağladığını belirtir: bir arkadaşının öğle yemeğinde kendisiyle buluşacağını bilen, ama arkadaşının piyango bileti aldığını ve kazanırsa ödülünü almak için New Jersey'ye gideceğini bilmeyen biri vakasında, bağlam şansı öne çıkarmıyorsa kişi buluşmayı bilir, çıkarıyorsa ne buluşmayı ne de arkadaşının kaybedeceğini bilir. Bu, Ders Ç5.7'de göreceğimiz kapanış ilkesi tartışmasına bir bağlantıdır. Greco'nun çözümü, bağlam değiştiğinde bilgi atfının da değişmesine izin vererek, kapanış ilkesini korurken arkadaş vakasındaki çatışan sezgileri bağlam farkıyla açıklamayı amaçlar.

Güncel tartışma

Başarı kuramları, son yıllarda, bilginin değeri sorunu tartışmasının merkezinde kaldı. Ders Ç1.14'ün tartıştığı üzere, başarı kuramları, bilginin salt doğru inançtan daha değerli olmasını, başarıların salt sonuçlardan daha değerli olmasıyla açıklar. Ama Pritchard, bu açıklamanın bir bedeli olduğunu gösterdi: tanıklık vakaları bilginin her zaman güçlü bir başarı olmadığını, sahte ambar vakaları ise başarının bilgi için yeterli olmadığını gösteriyorsa, bilgi ile başarı tam olarak örtüşmez; ve bilginin değeri, başarının değerine tam olarak indirgenemez. Pritchard'a göre, başarının tam karşılığı bilgi değil, Ders Ç1.15'te gördüğümüz anlamadır: anlama, sahte ambar türü çevresel şansla bağdaşır ama güçlü bir bilişsel başarı gerektirir.

Tartışmanın bir başka yönü, bilginin toplumsal doğasıdır. Greco'nun 2012'deki pragmatik ilişkisi, bilgi kavramının işlevini, Craig'in izinden giderek, iyi bilgi kaynaklarını işaretlemek olarak tanımlar; ve bu işlev, özünde toplumsaldır. İnsanlar, bilgiyi büyük ölçüde birbirlerinden alır; ve bilgi kavramı, kime güvenilebileceğini işaretlemek için vardır. Bu bakış, başarı kuramını, bireysel bir bilişsel başarı kuramından, bilgi paylaşan bir topluluğun pratiklerine dair bir kurama doğru genişletir. Greco, sonraki çalışmalarında, tanıklık bilgisini, bilginin bir topluluk içinde aktarılması ve dağıtılması olarak ele alan bir yaklaşım geliştirdi. Bu yön, Modül Ç7'de göreceğimiz toplumsal epistemolojiyle doğrudan ilişkilidir.

Başarı kuramlarının sorusu, bugün klinikte de sorulur. Yapay zekâ sistemleriyle birlikte çalışan bir uzman, örneğin bir görüntüleme sisteminin işaretlediği bir bulguyu onaylayan bir radyolog, doğru bir teşhise ulaştığında, kredinin ne kadarı uzmana, ne kadarı sisteme aittir? Vaesen'in bagaj tarayıcısı itirazı, bu soruyu, yapay zekâ çağından önce sormuştu. Greco'nun pragmatik ölçütüyle, uzmanın katkısı, sistemin çıktısını doğru biçimde, yani teşhis amaçlarına düzenli olarak hizmet edecek biçimde değerlendirmekse, uzman kredinin bir payını hak eder; ama sistemin çıktısını sorgulamadan onaylıyorsa, katkısı doğru türden değildir. Bu soru, yalnızca felsefi değil, hukuki ve mesleki sorumluluk açısından da önem taşır. Bir hata durumunda sorumluluğun kime düşeceği, başarı durumunda kredinin kime verileceği sorusunun aynadaki görüntüsüdür; ve Feinberg modelinin suçlama ile övgüyü aynı yapıda ele alması, bu simetriyi açıklar. Teknoloji ne kadar çok işi üstlenirse, insanın katkısının doğru türden olduğunu göstermek o kadar önem kazanır.

Pratik: Çözümlü örnek

Bir inşaat mühendisliği bürosunda, genç mühendis Tolga, yaşlı bir köprünün denetiminde, bir taşıyıcı kirişte yorulma çatlağı olduğuna dair doğru bir teşhise varıyor. Teşhis, köprünün kapatılmasına ve onarılmasına yol açıyor. Ama teşhisin hikâyesi karmaşık: Tolga, kirişi incelemeden önce, büronun kıdemli mühendisi Ayten Hanım'dan, bu tür köprülerde çatlakların en çok hangi bağlantı noktalarında görüldüğünü öğrenmişti; ayrıca, kullandığı ultrasonik ölçüm cihazı, şüpheli bölgeleri otomatik olarak işaretliyordu. Büro, yıllık değerlendirmede, Tolga'ya bu teşhis için ne kadar kredi verileceğini Atıf Testi ile tartışıyor. (Büro, köprü ve mühendisler kurgudur.)

Adım 1, başarı ve kişi. Başarı: kirişteki yorulma çatlağının doğru teşhisi. Kredisi sorulan kişi: Tolga.

Adım 2, nedensel etkenler. Tolga'nın ölçüm sonuçlarını yorumlama yeteneği; Ayten Hanım'ın hangi bağlantı noktalarına bakılması gerektiğine dair önerisi; ölçüm cihazının otomatik işaretlemesi; köprünün yaşı ve trafik yükü, yani çatlağın varlığı; havanın açık olması ve erişimin kolaylığı.

Adım 3, olağan dışı etken. Bu tür denetimlerde, cihazın işaretlemesi ve kıdemli mühendisin önerisi olağandır. Olağan dışı olan, Tolga'nın, cihazın işaretlemediği ama Ayten Hanım'ın önerdiği bölgelerin dışında kalan bir noktada, kirişin alt yüzündeki hafif bir renk değişikliğini fark edip orayı ayrıca ölçmesidir; çatlak tam orada çıkmıştır.

Adım 4, bağlamın amacı. Yıllık değerlendirmenin amacı, Tolga'nın denetim yetkinliğini ölçmek ve ona daha bağımsız denetimler verilip verilemeyeceğine karar vermektir.

Adım 5, doğru türden katkı. Tolga'nın renk değişikliğini fark edip ölçmesi, denetim amaçlarına düzenli olarak hizmet edecek türden bir katkıdır: iyi bir denetçinin yapması gereken şey, cihazın ve önerilerin ötesine bakmaktır.

Adım 6, karşılaştırma vakası. Tolga, renk değişikliğini fark etmeseydi, çatlak, cihazın işaretlemediği ve önerilen bölgelerin dışında kaldığı için, bulunmayacaktı. Öyleyse Tolga'nın katkısı, başarının zorunlu ve öne çıkan bir parçasıdır.

Değerlendirme. Büro, teşhisin kredisinin büyük bölümünü Tolga'ya veriyor, ama raporuna Ayten Hanım'ın önerisinin ve cihazın katkısını da yazıyor. Örnek, Greco'nun iki ölçütünün birlikte nasıl kullanılabileceğini gösteriyor: nicel ölçüt, yani açıklamada öne çıkma, Tolga'nın katkısının bu vakada öne çıktığını gösteriyor; nitel ölçüt, yani doğru türden katkı, bu katkının bir denetçinin yetkinliğinin göstergesi olduğunu. Büronun karşılaştırma vakasını kurması, kredi tartışmalarının çoğunu çözen adımdır: kişinin katkısı olmasaydı başarı yine olur muydu? Olmazdıysa, ve katkı doğru türdense, kişi krediyi hak eder, başkalarıyla paylaşsa bile.

Pratik: Alıştırmalar

  1. Greco'nun genel kredi kuramının üç koşulunu yaz, ve kendi seçeceğin bir sanat ya da zanaat alanından, üç koşulu da karşılayan ve yalnızca birini karşılamayan birer örnek kur.
  2. Açıklayıcı öne çıkma ile psikolojik öne çıkma arasındaki farkı, Greco'nun piyangoyu bilmeyen ziyaretçi vakası üzerinden açıkla. Bu ayrım, Greco'nun kuramını neden korur?
  3. Lackey'nin tanıklık ikilemini ve Greco'nun 2012'deki cevabını kendi sözlerinle yaz. Sence cevap ikilemin iki boynuzundan da kaçmayı başarıyor mu?
Cevapları göster
  1. Greco'nun genel kredi kuramına göre, bir kişi, bir eylem için ancak eylem o türden bir değere sahipse, eylem o kişiye atfedilebiliyorsa, ve eylem kişinin o türle ilgili karakterini açığa çıkarıyorsa, o türden bir krediyi hak eder. Örnek alan, çömlekçilik. Üç koşulu da karşılayan: deneyimli bir çömlekçi, çarkta kusursuz simetrik bir vazo şekillendirir; vazonun estetik değeri vardır, çömlekçiye atfedilebilir, ve onun ustalığını açığa çıkarır. Yalnızca üçüncü koşulu karşılamayan: acemi bir öğrenci, çarkı kontrol edemeyip kili yamultur, ama kil tesadüfen ilginç ve güzel bir biçim alır; biçimin estetik değeri vardır, öğrenciye atfedilebilir, ama onun yeteneğini açığa çıkarmaz. Öğrencinin cevabı, üçüncü koşulun, Feinberg modelinin kredi ile atıf arasındaki farkı yakalayan koşul olduğunu göstermelidir.
  2. Psikolojik öne çıkma, bir etkenin, birinin dikkatinde ya da düşüncesinde ne kadar yer tuttuğudur; açıklayıcı öne çıkma ise, doğru bir açıklamanın hangi etkene odaklanması gerektiğidir. Piyangoyu bilmeyen ziyaretçi, insanların kâğıtlarını attığını gözlemleyip sıradaki kişinin de atacağını tahmin eder; şansı hiç düşünmez, bu yüzden şans onun için psikolojik olarak öne çıkmaz. Öne çıkma psikolojik olsaydı, ziyaretçinin bildiğini söylemek gerekirdi. Ama Greco'ya göre, doğru bir açıklama, ziyaretçi ne düşünürse düşünsün, şansa odaklanmak zorundadır, çünkü durumda gerçekten olağan dışı olan ve sonucu belirleyen şeydir. Bu ayrım, Greco'nun kuramını, bilgiyi kişinin dikkatine ya da bilgisizliğine bağlı kılmaktan korur. Öğrencinin cevabı, açıklayıcı öne çıkmanın nesnel bileşenlerini, yani olağan dışılığı ve gerçekten işleyen ilgileri, açıkça belirtmelidir.
  3. Lackey'nin ikilemi: tanıklık vakalarında, alıcının doğru inancı, büyük ölçüde konuşmacının yeteneğine bağlıdır. Atıf ilişkisi güçlü anlaşılırsa, yani alıcının yeteneğinin açıklamada öne çıkması gerekirse, sıradan tanıklık bilgisini açıklayamayız. Zayıf anlaşılırsa, yani alıcının herhangi bir katkısı yeterliyse, Gettier vakalarında da kişinin bir katkısı olduğu için, Gettier vakalarının teşhisini kaybederiz. Greco'nun 2012'deki cevabı, atıf ilişkisini nitel bir ilişki olarak yorumlamaktır: kişinin katkısı, ilgili amaçlara düzenli olarak hizmet edecek "doğru türden" olmalıdır. Tanıklık alıcısının katkısı doğru türdendir; Gettier vakasındaki kişininki ise değildir, çünkü doğruya bir tesadüfle bağlanır. Öğrencinin cevabı, bu cevabın başarısının, "doğru tür" ve "ilgili amaçlar" kavramlarının Gettier vakalarını tanıklık vakalarından ilkeli bir biçimde ayırıp ayıramayacağına bağlı olduğunu değerlendirmelidir.

Pratik: Argüman görevi

Karşılaştırma. Durum: bir okul gösterisinde bir öğrencinin piyano performansı çok beğenilmiş. Zayıf çalışma: "Performans güzeldi, öyleyse kredi öğrenciye aittir." Güçlü çalışma: "Başarı: performansın beğenilmesi. Etkenler: öğrencinin aylarca çalışması, öğretmenin parça seçimi ve hazırlığı, salonun iyi akustiği, öğrencinin önceki performansta yaptığı bir hatayı bu kez yapmaması. Olağan dışı etken: öğrencinin son haftalarda zor bir pasajı, öğretmenin önerdiği parmak düzenini değiştirerek kendi bulduğu bir düzenle çözmesi. Bağlamın amacı: öğrencinin bir müzik okuluna başvurusunda bu performansın değerlendirilmesi. Doğru tür: kendi parmak düzenini bulmak, bir piyanistin yetkinliğinin göstergesidir. Karşılaştırma: öğretmenin parça seçimi aynı kalıp öğrenci kendi çözümünü bulmasaydı, zor pasaj yine takılacaktı. Sonuç: kredi büyük ölçüde öğrenciye ait, öğretmenle paylaşılarak."

ÖlçütNe aranır
Etken listesiKişinin yeteneği, başkalarının katkısı, araçlar ve şans ayrı ayrı yazılmış
Öne çıkmaOlağan dışı etken ve bağlamın amacı açıkça belirtilmiş
Doğru türKişinin katkısının ilgili amaca düzenli olarak hizmet edip etmediği tartışılmış
KarşılaştırmaKişinin katkısı olmasaydı ne olacağı açıkça kurulmuş ve sonuç tam, paylaşılan ya da yok olarak yazılmış

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç4.8) Ders Ç4.8'de Sosa'nın yerindelik kavramı nasıl tanımlanmıştı? Greco'nun başarı kuramı bu kavramdan hangi bakımdan farklı?
  2. (Ders Ç1.14) Ders Ç1.14'te başarı cevabı, bilginin değeri sorununa nasıl bir cevap veriyordu? Pritchard'ın bu cevaba itirazı neydi?
  3. (Ders Ç1.13) Ders Ç1.13'teki güvenlik koşulu, Pritchard'ın şans karşıtı erdem epistemolojisinde nasıl bir rol oynuyor?
Cevapları göster
  1. Ders Ç4.8'de, Sosa'nın yerindeliği, bir performansın, gösterdiği yetkinlik sayesinde hedefine ulaşması, yani yetkinlik sayesinde isabetli olması olarak tanımlanmıştı. Greco'nun başarı kuramı, Sosa'nın bu fikrini, kendisinin de belirttiği gibi, Sosa'nın erken çalışmalarının en güçlü fikri olarak benimser. Ama iki bakımdan farklıdır. Birincisi, Greco, Sosa'nın hayvansal ve düşünümsel bilgi ayrımına dayanmaz. İkincisi, Greco, "sayesinde" ilişkisini açıklamak için, Feinberg'in suçlama çözümlemesinden alınan bir kredi kuramı ve açıklayıcı öne çıkma kavramı geliştirir, ve bu kavramı sonradan pragmatik bir ilişkiye dönüştürür; Sosa ise bu ilişkiyi, yetkinliğin normal koşullarda gösterilmesi kavramıyla açıklar.
  2. Ders Ç1.14'te, başarı cevabı, bilginin salt doğru inançtan daha değerli olmasını, bilginin bir başarı olmasıyla, ve başarıların salt sonuçlardan, kendileri için değerli olmasıyla açıklıyordu; şansla kazanılan bir maç ile yetenekle kazanılan bir maç aynı skorla bitse de, ikincisini daha çok önemseriz. Pritchard'ın itirazı, bilgi ile başarının tam olarak örtüşmediğiydi: tanıklık vakaları, bilginin her zaman güçlü bir başarı olmadığını; sahte ambar vakası ise, başarının bilgi için yeterli olmadığını gösterir. Öyleyse bilginin değeri, başarının değerine tam olarak indirgenemez.
  3. Ders Ç1.13'te, güvenlik koşulu, bir inancın, kişinin ona inandığı yakın olası dünyalarda doğru olması, yani kolayca yanlış olamaması olarak tanımlanmıştı. Pritchard'ın şans karşıtı erdem epistemolojisinde, bu koşul, yetenek koşulunun yanına eklenen ayrı bir koşuldur. Pritchard'a göre, yetenek koşulu tek başına çevresel şansı dışlamaz: sahte ambar vakasında, kişi yeteneğini kullanır ama inancı güvenli değildir, çünkü kolayca bir maketin önünde aynı inanca sahip olabilirdi. Güvenlik koşulu, bu tür şansı dışlar; yetenek koşulu ise, bilginin kişinin bir başarısı olmasını sağlar. İki koşul birlikte bilgiyi tanımlar.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Başarı kuramının merkezi tezi nedir?Bilgi, yetenekten kaynaklanan bir başarı türüdür (Greco, 2010); bir çözümleme değil, bir cins ve tür iddiası.
Greco'ya göre bilgi atfetmek nedir?Kişiye doğru inancı için kredi vermek; doğruya ulaşmanın şansa değil kişinin yeteneklerine bağlanabileceğini ima etmek (2003).
Greco'nun genel kredi kuramı nedir?Eylem o türden değere sahip olmalı, kişiye atfedilebilmeli, ve kişinin ilgili karakterini açığa çıkarmalı (Feinberg'den).
Açıklayıcı öne çıkmayı ne belirler?Durumda gerçekten neyin olağan dışı olduğu ve bağlamda gerçekten hangi ilgi ve amaçların işlediği; psikolojik değildir.
Lackey'nin tanıklık ikilemi nedir?Atıf güçlüyse tanıklık bilgisi açıklanamaz; zayıfsa Gettier vakalarının teşhisi kaybolur (Chicago ziyaretçisi).
Greco'nun 2012'deki pragmatik atıf ilişkisi nedir?Katkı, ilgili amaçlara düzenli olarak hizmet edecek "doğru türden" olmalıdır; futbolda pas alan Ted örneği.
Greco sahte ambar vakasına ne der?Henry'nin yeteneği normal çevrelere göreli güvenilir, bulunduğu çevreye göreli değil; Patrick vakasında cevap bağlamın seçtiği pratik çevreye bağlıdır.
Şans karşıtı erdem epistemolojisi nedir?Pritchard'ın görüşü: bilgi hem bir yetenek koşulu hem de ayrı bir güvenlik koşulu gerektirir.

Okuma listesi

  • John Greco, "Knowledge as Credit for True Belief", DePaul ve Zagzebski (ed.), Intellectual Virtue (Oxford University Press, 2003). Kredi kuramı ve açıklayıcı öne çıkma.
  • John Greco, Achieving Knowledge: A Virtue-Theoretic Account of Epistemic Normativity (Cambridge University Press, 2010). Başarı kuramının sistemli savunusu.
  • John Greco, "A (Different) Virtue Epistemology", Philosophy and Phenomenological Research 85 (2012). Pragmatik atıf ilişkisi.
  • Jennifer Lackey, "Knowledge and Credit", Philosophical Studies 142 (2009). Tanıklık ikilemi.
  • Duncan Pritchard, "Anti-Luck Virtue Epistemology", The Journal of Philosophy 109 (2012). Şans karşıtı erdem epistemolojisi.
  • Edward Craig, Knowledge and the State of Nature (Oxford University Press, 1990). Bilgi kavramının işlevi.

Sonraki derse köprü

Bu derste, Greco'nun başarı kuramını gördük; ve Greco'nun, kuramını geleneksel anlamda bir çözümleme olarak sunmadığını, bilgiyi daha basit kavramsal yapı taşlarına ayırmayı amaçlamadığını fark ettik. Greco, bu tercihini açıklarken, bir filozofa atıf yapıyordu: bu tür çözümlemelerin, eski felsefi projelerin bağlamı dışında pek anlam taşımadığını söyleyen Britanyalı filozof Timothy Williamson'a. Williamson, 2000 tarihli Knowledge and Its Limits (Bilgi ve Sınırları) kitabında, Gettier'den bu yana süren bilgiyi çözümleme girişimlerinin başarısızlığını bir ipucu olarak okudu: belki bilgi, inanç, gerekçe ve doğruluktan kurulan bir bileşim değildir; belki çözümlenemez, ve öbür epistemik kavramlar, onun üzerinden anlaşılmalıdır. Ders Ç4.11, bilgi-önce epistemolojinin bu ilk tezini inceliyor, ve bir kavramın bilgiden önce mi sonra mı geldiğini sınamak için Önce-Bilgi Sorusu adlı bir araç sunuyor.

Günlük sorusu: Son zamanlarda biri sana bir bilgi verdiğinde, o bilgiyi bilmenin kredisi kimdeydi: sende mi, onda mı? Neden?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.