Giriş
Pazar sabahı, emekli öğretmen Ayten Hanım gazetenin bulmacasını çözüyor. Soldan sağa dördüncü satırın tanımı "Akdeniz'de bir ada, beş harf". Aklına iki aday geliyor ve kalemi havada bekliyor. Sonra yukarıdan aşağıya ikinci sütuna geçiyor; onun tanımı kolay, cevabı hemen yazıyor. Bu cevabın üçüncü harfi, dördüncü satırın ikinci harfiyle kesişiyor ve adaylardan birini eliyor. Ayten Hanım öbür adayı yazıyor. Birkaç dakika sonra, yukarıdan aşağıya beşinci sütunu çözmeye çalışırken, ada adının son harfi işine yarıyor; bu kez ada, sütunu destekliyor. (Ayten Hanım kurgudur.)
Ayten Hanım'ın her cevaba güveni iki kaynaktan geliyor. Birincisi, tanımın kendisi: bir cevap, tanıma uymuyorsa, ne kadar iyi kesişirse kesişsin yanlıştır. İkincisi, kesişen cevaplar: tanıma uyan birkaç aday arasından, öbür satırlarla uyuşan seçilir. Bu iki kaynak birbirine indirgenmiyor. Yalnızca tanımlara bakan biri, çok anlamlı tanımlarda takılır kalır. Yalnızca kesişmelere bakan biri ise, harfleri birbirine uyan ama hiçbir tanıma karşılık gelmeyen, kendi içinde kusursuz bir anlamsız ızgara doldurabilir. Ve bulmacada destek tek yönlü değil: ada adı sütunu, sütun da ada adını destekliyor. Bu karşılıklılık bir kısır döngü değil, çünkü her iki cevap da, sonunda, kendi tanımına bağlanıyor.
Önceki dersler, iki görüşün de kendi başına yetmediğini düşündürdü. Ders Ç3.4'te temelciliğin temel inançlarının, Sellars'ın ikilemiyle nasıl zorlandığını gördük. Ders Ç3.6'da ise tutarlılıkçılığın, dünyadan yalıtılmış sistemleri dışarıda bırakamadığını. Bu ders, iki görüşün güçlü yanlarını birleştirmeye çalışan sentezleri ele alıyor. Başlıktaki imge çifti, Amerikalı filozof Ernest Sosa'nın 1980 tarihli bir makalesinden geliyor (sal imgesini Sosa Neurath'a borçlu olduğunu söyler): piramit temelciliği, sal tutarlılıkçılığı temsil ediyor. Ayten Hanım'ın bulmacası ise, İngiliz filozof Susan Haack'ın, iki imgenin arasında bir yer açmak için önerdiği benzetme. Dersin aracı Çapraz Destek Haritası, bir inancın deneyimden ve öbür inançlardan aldığı desteği aynı tabloda görmeye yarıyor.
Bu dersin kazanımları:
- Sosa'nın sal ve piramit imgelerini, biçimsel ve özsel temelcilik ayrımını, Haack'ın temeltutarlılıkçılığını ve onun destek, bağımsız güvenlik ve kapsamlılık boyutlarını açıklarsın. (anla)
- Bir inancın gerekçesine Çapraz Destek Haritası'nı uygulayarak deneyimsel dayanaklarını, karşılıklı destek ilişkilerini ve bu ilişkilerin deneyime bağlanıp bağlanmadığını gösterirsin. (uygula)
- Sentezlerin, temelcilik ile tutarlılıkçılık arasında gerçek bir üçüncü yol olup olmadığını, yoksa ılımlı temelciliğin bir biçimi mi olduğunu gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Bu bölüm, önce Sosa'nın iki imgesini ve ayrımını, sonra Haack'ın sentezini ve onun bileşenlerini, en son da ılımlı temelcilerin tutarlılığa tanıdığı rolü tanımlıyor.
Sosa'nın makalesi, "The Raft and the Pyramid: Coherence versus Foundations in the Theory of Knowledge" (Sal ve Piramit: Bilgi Kuramında Tutarlılık ve Temeller), 1980'de Midwest Studies in Philosophy dizisinin beşinci cildinde yayımlandı. Sosa sal imgesini, gemi benzetmesiyle Ders Ç1.8'de karşılaştığımız Neurath'tan aldığını açıkça söyler: Neurath'a göre bilgimiz, hiçbir çapaya bağlı olmadan yüzen ve onarımı yüzerken yapılması gereken bir saldır. Sosa'nın katkısı, bu imgeyi temelcinin piramidiyle karşı karşıya koymasıdır. Piramit ise, gerileme sorununa temelcinin verdiği cevabın, Ders Ç3.1'de sözle kurduğumuz çözümün, geometrik bir resmidir. Sosa'nın makalesinin şaşırtıcı yanı, iki imgeyi karşı karşıya koyduktan sonra, tutarlılıkçılığı da duyu deneyimine dayanan temelciliği de yetersiz bulmasıdır.
Bu ayrım, Sosa'nın en ince hamlesidir. Sosa'ya göre, tutarlılık kavramı yeterince basit ve normatif öğeden arınmışsa, tutarlılıkçılık da biçimsel bir temelcilik sayılabilir: o da, bir inancın gerekçeli olduğu koşulları genel olarak belirtir; yalnızca bu koşulları, inançlar arasındaki ilişkilerle, yani tutarlılıkla belirtir. Öyleyse temelcilik ile tutarlılıkçılık arasındaki asıl tartışma, biçimsel değil, özseldir: gerekçenin nihai kaynakları yalnızca inançlar arasındaki ilişkiler midir, yoksa başka şeyler de var mıdır? Sosa, makalesinde, Ders Ç3.6'daki alternatif sistemler ve yalıtım itirazlarını tek bir itirazın iki yüzü olarak sunar: inanç sistemi sabit tutulup dünya değiştirildiğinde ya da dünya sabit tutulup inanç sistemi değiştirildiğinde, tutarlılıkçılığa göre gerekçe değişmez. Sosa'ya göre bu itiraz, tutarlılıkçılığın sistemin çevresindeki, çıkarımla edinilmemiş gözlem inançlarını açıklayamadığını, dolayısıyla özsel temelciliğin daha üstün olduğunu gösterir; ama Sosa hemen ardından, duyu deneyimine dayanan her temelciliğin ölümcül bir ikilemle karşılaştığını savunur. Sosa'nın önerdiği çıkış yolu, Ders Ç4.8'de ayrıntılı göreceğimiz düşünsel erdemler fikridir.
Haack'ın koyduğu ad (foundherentism), iki görüşün adlarının birleşiminden türetilmiştir; Türkçede "temeltutarlılıkçılık" bu birleşimi yansıtmaya çalışır. İlk tez, temelcilikten deneyimin rolünü alır, ama temelciliğin ayrıcalıklı temel inançlarını reddeder. İkinci tez, tutarlılıkçılıktan karşılıklı desteği alır, ama tutarlılıkçılığın deneyimi gerekçenin dışında bırakmasını reddeder. Haack'a göre, temelcilik ile tutarlılıkçılık arasındaki seçim, sahte bir ikilemdir: iki görüş, mantıksal olarak birbirini dışlar, ama bütün seçenekleri tüketmez.
Bulmaca benzetmesi, üç boyutu da somutlaştırır. Bir cevabın ne kadar makul olduğu, önce, tanıma ve kesişen cevaplara ne kadar iyi uyduğuna bağlıdır; bu destektir. Sonra, kesişen cevapların, söz konusu cevaptan bağımsız olarak, ne kadar güvenilir olduğuna bağlıdır; bu bağımsız güvenliktir. Giriş'te Ayten Hanım'ın sütun cevabı, ada adını destekleyebildi, çünkü o cevabın güvenilirliği, ada adından değil, kendi kolay tanımından geliyordu. En son, kesişen yerlerin ne kadarının doldurulduğuna bağlıdır; bu kapsamlılıktır. Bağımsız güvenlik, karşılıklı desteğin neden kısır bir döngü olmadığını açıklar: A, B'yi desteklerken, B'nin A'yı desteklemesi de mümkündür, yeter ki her biri, öbüründen bağımsız bir yerden, sonunda deneyimden, de güvenlik alsın.
Ders Ç3.3'te gördüğümüz ılımlı temelcilik, temel inançların yanılabilir olmasına ve yenilebilir gerekçe taşımasına izin veriyordu. Amerikalı filozof Robert Audi, 1993 tarihli The Structure of Justification (Gerekçenin Yapısı) kitabında, bu tür bir temelciliğin tutarlılığa da önemli bir yer verebileceğini savundu. Tutarsızlık, bir inancın gerekçesini yenebilir: bir algı inancı, kişinin öbür inançlarıyla açıkça çelişiyorsa, gerekçesini yitirebilir. Tutarlılık da gerekçeyi artırabilir: birbirini destekleyen inançlar, her birinin tek başına sahip olacağından daha güçlü gerekçelenir. Ama Audi'ye göre bu rol türetilmiştir: tutarlılık, temel kaynaklardan, yani algı, bellek, iç gözlem ve akıldan gelen gerekçeyi güçlendirir ya da zayıflatır, ama sıfırdan gerekçe yaratmaz. Bu görüş ile Haack'ın görüşü arasındaki fark, bu dersin en tartışmalı sorusudur.
Argüman
Bu bölüm, Haack'ın sentezini, iki saf görüşün başarısızlığından yola çıkarak savunan bir argüman kuruyor.
- Deneysel bir inancın gerekçesi, kişinin deneyimiyle ilgilidir; deneyime hiçbir rol tanımayan bir kuram, Ders Ç3.6'daki yalıtım itirazına açıktır.
- Deneysel bir inancın gerekçesi, kişinin öbür inançlarından aldığı destekle de ilgilidir; algı inançlarının bile, Ders Ç2.4'teki kurama yüklülük tartışmasının gösterdiği gibi, arka plan inançlarına dayandığı durumlar vardır.
- Saf tutarlılıkçılık, birinci öncülü karşılayamaz; gerekçeyi yalnızca inançlar arasındaki ilişkilere dayandırır.
- Klasik temelcilik ise, ikinci öncülü tam karşılayamaz; temel inançların gerekçesinin, öbür inançlardan bütünüyle bağımsız olmasını ister, ve Ders Ç3.4'teki Sellars'ın ikilemiyle zorlanır.
- Deneyime gerekçede bir rol tanıyan ve karşılıklı desteğe izin veren, ama öbür inançlardan bütünüyle bağımsız bir temel sınıfı gerektirmeyen bir kuram tutarlıdır; bulmaca benzetmesi böyle bir yapının mümkün olduğunu gösterir.
- Öyleyse, iki saf görüş yerine, deneyimi ve karşılıklı desteği birleştiren bir kuram benimsenmelidir.
Sonuç: Gerekçenin yapısı ne bir piramittir ne de serbestçe yüzen bir sal; daha çok, tanımları deneyimden gelen ve cevapları birbirini destekleyen bir bulmacaya benzer. Bu sonuç, temelcilik ile tutarlılıkçılık arasındaki tartışmanın bir kısmını sahte bir ikilem olarak gösterir.
Birinci öncül, Ders Ç3.6'nın sonucudur; ikinci öncül, Ders Ç2.4'ün ve Ç3.4'ün birlikte desteklediği bir gözlemdir. Beşinci öncül, argümanın yapıcı kısmıdır: bulmacanın, kısır döngüye düşmeden karşılıklı desteği nasıl mümkün kıldığını, bağımsız güvenlik kavramıyla gösterir.
İkinci öncülün gücünü bir örnekle görelim. Deneyimli bir kuşbilimci, çalılıkta kısa bir an görünen kahverengi bir kuşu, bir çalıkuşu olarak tanır; aynı anda aynı şeyi gören bir acemi ise yalnızca "küçük kahverengi bir kuş" görür. İkisinin deneyimi, ışığın gözlerine ulaştığı biçim bakımından aynı olabilir; ama kuşbilimcinin algı inancı, onun kuş türlerine, mevsimlere, bu bölgede hangi kuşların yaşadığına dair arka plan inançlarından destek alır. Bu inanç, yalnızca deneyime dayanmaz; ama arka plan inançlarından da çıkarılmaz, çünkü kuşbilimci bir akıl yürütme yapmaz, kuşu doğrudan tanır. Haack'a göre, bu tür bir algı inancı, ne piramidin temelinde ne salın ortasında yer alır: tanımı deneyimden gelen, ama kesişen cevaplarla güçlenen bir bulmaca cevabıdır.
En tartışmalı öncül: Dördüncü öncülün sessiz bir varsayımı var: temelciliğin tek biçiminin klasik temelcilik olduğu. Ders Ç3.3'teki ılımlı temelcilik, temel inançların yanılabilir olmasına, yenilebilmesine ve tutarlılıkla güçlendirilebilmesine zaten izin veriyordu. Haack'ın eleştirmenleri, onun sentezinin ılımlı temelcilikten ayırt edilemediğini öne sürer. Haack'ın cevabı, ılımlı temelcinin de, temel inançların deneyimden aldığı gerekçenin, öbür inançlardan bütünüyle bağımsız olmasını istediğidir; temeltutarlılıkçılık ise, en algısal inancın bile, deneyimden aldığı desteğin yanı sıra, öbür inançlardan destek almasına izin verir. Bu fark gerçekse, dördüncü öncül ılımlı temelciliğe de uygulanabilir; değilse, argüman yalnızca klasik temelciliğe karşı başarılıdır, ve sentez bir üçüncü yol değil, ılımlı temelciliğin yeni bir adıdır.
İtirazlar ve cevaplar
Sentezler, iki cepheden eleştirilir: temelciler onların aslında temelcilik olduğunu, tutarlılıkçılar ise temelciliğin eski sorunlarını taşıdığını söyler. Dördüncü itiraz ise, tartışmanın kendisini sorgular.
İtiraz 1: Temeltutarlılıkçılık, kılık değiştirmiş bir temelciliktir
Haack'ın kuramında, deneyim, gerekçenin vazgeçilmez bir kaynağıdır ve gerekçe zinciri, sonunda, deneyime ulaşır; bulmacada olduğu gibi, cevaplardan tanımlara varılır. Bu, temelciliğin tanımına uyar: gerekçenin, inançlar arasındaki ilişkiler dışında nihai bir kaynağı vardır. Sosa'nın ayrımıyla, Haack bir özsel temelcidir. Öyleyse "üçüncü yol" iddiası, bir ad değişikliğinden ibarettir. Felsefe literatüründe bu itiraz, açıkça bu başlıkla da dile getirilmiştir: temeltutarlılıkçılığın bir temelcilik olduğu.
Cevap: İtiraz, Haack'ın kuramının özsel temelciliğin geniş tanımına uyduğunu doğru biçimde gösteriyor; deneyim, gerçekten de inançlar arası ilişkilerin dışında bir kaynaktır. Ama Haack'ın reddettiği şey, bu geniş tanım değil, temelciliğin yapısal bir iddiasıdır: bir inanç sınıfının, yalnızca deneyimden, öbür inançlardan bütünüyle bağımsız olarak gerekçe aldığı. Haack'a göre, bulmacada hiçbir cevap, yalnızca tanımına dayanmaz; en kolay cevabın bile güvenilirliği, kesişen cevaplarla artar ya da azalır. Bu fark, bir ad değişikliğinden fazlasıdır, ama ılımlı temelcilikle arasındaki mesafe, Haack'ın sunduğundan daha kısadır. Sonuçta, tartışma, ılımlı temelcinin temel inançlarının, öbür inançlardan ne ölçüde bağımsız gerekçe aldığı sorusuna dönüşür; ve bu soru, bir kuramdan çok bir derece sorusudur.
İtiraz 2: Sellars'ın ikilemi geri döner
Haack, deneyimin gerekçede bir rol oynadığını söylüyor. Ama Ders Ç3.4'teki ikilem hâlâ ayakta: deneyim, kavramsal bir içeriğe sahipse, kendisi gerekçe ister; sahip değilse, bir inancı nasıl destekleyebilir? Bulmacanın tanımları, kelimelerle yazılmış önermelerdir; deneyim ise öyle değildir. Benzetme, tam sorunun olduğu yerde çöker.
Cevap: Haack, bu sorunu, kanıt kavramını ikiye ayırarak karşılar. Bir yanda, kişinin durumları olarak kanıt vardır: kişinin algısal deneyimleri, bellek izleri, inanma durumları. Öbür yanda, içerik olarak kanıt vardır: bu durumlarla ilişkili önermeler, örneğin "kişi şu anda şöyle bir algısal durumda" önermesi. Gerekçe ilişkisi, mantıksal bir ilişki olarak, içerikler arasında kurulur; ama hangi içeriklerin kişinin kanıtı sayılacağı, kişinin durumları tarafından, yani nedensel olarak belirlenir. Böylece deneyim, gerekçeye, hem nedensel hem mantıksal bir yönle girer. Bu cevap, Sellars'ın ikilemini tam olarak çözmez, ama ikilemin iki boynuzunu birbirinden ayırarak yumuşatır: deneyim, durum olarak gerekçe istemez, içerik olarak ise inançlarla mantıksal ilişkiye girer. Eleştirmenler, iki yönün nasıl birleştiğinin hâlâ açıklanması gerektiğini söyler; Ders Ç3.11'de kanıtın ne olduğu sorusuna döndüğümüzde bu ayrımı yeniden ele alacağız.
İtiraz 3: Bulmacanın doğru çözülmüş olduğunu nereden biliriz?
Gerçek bir bulmacanın cevap anahtarı vardır; ertesi günün gazetesinde, doğru çözümü görürüz. Bilgi bulmacasının ise cevap anahtarı yoktur. Haack'ın üç boyutu, bir inancın ne kadar iyi desteklendiğini ölçer; ama bu ölçütlerin doğruluğa götürdüğünü nasıl biliriz? Ders Ç3.6'daki doğruluk sorunu, sentezde de çözülmeden duruyor.
Cevap: Haack, bu sorunun kesin bir cevabı olmadığını kabul eder. Ölçütlerin doğruluğa götürdüğünü, döngüsüz biçimde kanıtlayamayız, çünkü kanıtlamak için yine aynı ölçütleri kullanmamız gerekir. Haack'ın vardığı sonuç ılımlıdır: eğer herhangi bir gerekçe ölçütü doğruluğun bir göstergesiyse, bu ölçütler öyledir; ve bu ölçütlere göre değerlendirdiğimiz bilgimiz, duyularımızın dünyaya dair bilgi edinmemize genellikle izin verdiğini söyler. Bu, kuşkucuyu ikna eden bir kanıt değildir, ama bir kısır döngü de değildir; ölçütlerin kendi uygulamasıyla tutarlı olduğunu gösterir. Sentez, doğruluk sorununu çözmez, ama onu tutarlılıkçılıktan daha iyi bir konumda karşılar: deneyimi gerekçenin içine aldığı için, ölçütlerin dünyaya bağlı olduğunu söylemek için bir dayanağı vardır. Bu sorunun tam biçimi, Ders Ç3.8'deki sonsuzculuk tartışmasında ve Modül Ç4'te güvenilircilikle yeniden karşımıza çıkacak.
İtiraz 4: Yapı tartışması yanlış sorudur
Sosa'nın makalesinin sonunda duyu deneyimi temelciliğine alternatif olarak önerdiği yönden şöyle bir itiraz türetilebilir: temelcilik ile tutarlılıkçılık tartışması yanlış soru etrafında dönüyor olabilir. Önemli olan, bir inancın öbür inançlarla ilişkisinin geometrisi değil, inancın kaynağıdır: inanç, doğruya ulaştırmaya elverişli, istikrarlı bir eğilimden, Sosa'nın deyimiyle bir düşünsel erdemden, mi doğmuştur? Bu sorunun cevabı, piramit mi sal mı sorusundan bağımsızdır. Sentezler, yanlış bir sorunun iki cevabını birleştirmeye çalışmaktadır.
Cevap: Sosa'nın önerisi, tartışmayı başka bir düzleme taşır, ama yapı sorusunu ortadan kaldırmaz. Bir düşünsel erdemin, örneğin iyi bir görme yetisinin, ürettiği inanç, yine de öbür inançlarla ilişki içindedir; ve bir uzmanın gözü, ancak arka plan bilgisiyle birlikte güvenilirdir. Öyleyse, kaynak sorusu ile yapı sorusu birbirini dışlamaz; ikisi aynı soruya iki ayrı açıdan bakar. Sosa'nın sonraki çalışmaları da tutarlılığa yer verdi: Sosa, kaynağı güvenilir olan inançların ürettiği "hayvansal" bilgiyi, bu inançların bir bakış açısıyla tutarlı biçimde birleştirildiği "düşünümsel" bilgiden ayırdı; tutarlılık, ikincisinde önemli bir rol oynar. Bu ayrımı Ders Ç4.8'de göreceğiz. Ayrıca kaynak sorusu, bir inancın neden gerekçeli olduğunu söylerken, kişinin kendi bakış açısından neyi görebildiğini söylemez; yapı sorusu ise tam da kişinin, inançlarının birbirine nasıl dayandığını gözden geçirdiğinde gördüğü şeyle ilgilidir. İtiraz, sentezlerin önemini azaltmaz, ama onların, gerekçenin bütün hikâyesi olmadığını hatırlatır.
Örnekler
Örnek 1: Ayten Hanım'ın bulmacası (kurgu)
Giriş'teki bulmacaya Çapraz Destek Haritası'yla bakalım. Hedef inanç: dördüncü satırın cevabı, Ayten Hanım'ın seçtiği ada adı. Deneyimsel dayanak, yani tanım: "Akdeniz'de bir ada, beş harf". Bu tanım, iki adayı destekliyor; destek güçlü, ama seçici değil. Kesişen cevaplar: ikinci sütunun cevabı, üçüncü harfiyle, adaylardan birini eliyor. Bağımsız güvenlik: ikinci sütunun cevabı, ada adından bağımsız olarak, kendi kolay tanımıyla güvenilir. Öyleyse ada adının gerekçesi, hem kendi tanımından hem de bağımsız olarak güvenli bir kesişmeden geliyor. Kapsamlılık: ada adının beş harfinden yalnızca biri kesişmeyle sınanmış; kalan dört harf henüz başka cevaplarla kesişmiyor. Ayten Hanım'ın güveni, daha çok kesişme doldukça artacak.
Şimdi beşinci sütunu düşünelim. Onun tanımı zor, ve Ayten Hanım, ada adının son harfinden yararlanarak bir cevap yazıyor. Burada destek tersine akıyor: ada adı, sütunu destekliyor. Ama bu, bir kısır döngü değil, çünkü ada adının güvenilirliği, sütundan değil, kendi tanımından ve ikinci sütundan geliyordu. Haritada, ada adı ile beşinci sütun arasındaki ok, ada adından sütuna doğru gidiyor; ve ada adının kendi okları, sütundan bağımsız iki kaynaktan geliyor. Ayten Hanım'ın sorması gereken soru şu: beşinci sütun yanlış çıksa, ada adına olan güvenimi değiştirir miydi? Az değiştirirdi, çünkü ada adı sütuna dayanmıyor; sütun ada adına dayanıyor. Örnek, karşılıklı desteğin, bağımsız güvenlik sayesinde yönlü bir yapı kazandığını gösteriyor.
Örnek 2: Yüzen kronoloji ve kayıp halka
Amerikalı gökbilimci Andrew Ellicott Douglass, yirminci yüzyılın başlarında, ağaç halkalarıyla tarihleme, yani dendrokronoloji, yöntemini geliştirdi. Yöntemin çekirdeği, çapraz tarihlemedir: aynı bölgedeki ağaçlar, kurak ve yağışlı yılların izini halkalarında benzer bir genişlik örüntüsü olarak taşır. Kesim yılı bilinen yaşayan ağaçlardan başlayarak, örüntüler, daha eski kalaslardaki örtüşen örüntülerle eşleştirilir ve kronoloji geçmişe doğru uzatılır. Bu, piramide benzeyen bir yapıdır: her halkanın tarihi, sonunda, yaşayan bir ağacın bilinen son halkasına dayanır.
Ama Douglass'ın çalışmasında bir sorun vardı. Amerika'nın güneybatısındaki eski Pueblo yerleşimlerinden toplanan kalaslar, birbiriyle çapraz tarihlenerek uzun bir dizi oluşturuyordu; ancak bu dizi, günümüze uzanan diziyle örtüşmüyordu. Araştırmacılar, böyle bir diziye "yüzen kronoloji" der: içindeki her halka, öbürlerine göre kesin olarak yerleştirilmiştir, ama dizinin bütünü, takvime bağlı değildir. Yüzen kronoloji, Sosa'nın salının neredeyse harfi harfine bir örneğidir: her tahta öbürlerini yerinde tutar, ama sal bir kıyıya bağlı değildir. 1929'da, Arizona'daki Show Low yakınlarında bulunan ve HH-39 olarak kaydedilen bir kömürleşmiş kalas, iki dizi arasındaki boşluğu kesin olarak kapattı; Douglass'ın birkaç yıl önce kurduğu geçici bağlantı böylece doğrulandı ve yüzen kronoloji takvime bağlandı, ve Pueblo yerleşimlerinin yapım yılları belirlenebildi.
Örnek, sentezin iki tezini birden gösterir. Yüzen kronolojinin iç tutarlılığı, gerçek bir kanıttı: halkaların birbirine göre konumu, bağlantı kurulmadan önce de güvenilirdi, ve bağlantı, iç konumları büyük ölçüde doğruladı. Ama tutarlılık, takvim tarihini vermiyordu; onun için, sistemi dünyaya, yani günümüze bağlayan bir halka gerekiyordu. Haack'ın diliyle, çapraz tarihleme destek sağlar, bağlantı kalası ise sistemin bağımsız güvenliğini deneyime bağlar.
Örnek 3: Linear B'nin çözümü
İngiliz arkeolog Arthur Evans, 1900'de Girit'teki Knossos kazılarında, bilinmeyen bir yazıyla yazılmış kil tabletler buldu; bu yazıya Linear B adı verildi. Yarım yüzyıl boyunca okunamadı. Amerikalı klasik filolog Alice Kober, 1940'larda, bazı kelimelerin sonlarının düzenli biçimde değiştiğini göstererek, yazının çekimli bir dili kaydettiğini ortaya koydu. İngiliz mimar Michael Ventris, Kober'in başlattığı, işaretleri ortak ünsüzlerine ve ünlülerine göre gruplandıran ızgarayı geliştirdi. Izgara, ses değerleri bilinmeden de, işaretler arasındaki ilişkileri gösteren bir tutarlılık yapısıydı; yani bir yüzen kronoloji gibi, iç ilişkileri belli ama dünyaya bağlanmamış bir sistemdi.
Bağlantı, 1952'de, Ventris'in, Knossos tabletlerinde sık geçen bazı kelimelerin Girit'teki yer adları olabileceğini varsaymasıyla geldi: Knossos, Amnisos, Tulissos. Bu varsayım, ızgaradaki birkaç işarete ses değeri verdi, ve ızgaranın iç ilişkileri bu değerleri öbür işaretlere yaydı. Ortaya çıkan kelimeler, Ventris'in beklentisinin aksine, Yunancanın erken bir biçimine benziyordu. Ventris, İngiliz filolog John Chadwick ile birlikte çalışarak çözümü geliştirdi. Belirleyici sınama, 1952'de Amerikalı arkeolog Carl Blegen'in Yunanistan'daki Pylos'ta bulduğu ve 1953'te okunan bir tabletten geldi: tabletteki kelimeler, Ventris'in değerleriyle okunduğunda, yanlarındaki resimli işaretlerin gösterdiği kapları adlandırıyordu; üç ayaklı kazanlar "ti-ri-po" diye, kulp sayıları farklı kaplar da kulp sayısına uygun sözcüklerle.
Örnek, bulmaca benzetmesinin gerçek bir uygulamasıdır. Izgara, kesişen cevaplardı: işaretler birbirini destekliyordu. Yer adları, tanımlardı: dünyadan gelen, sistemden bağımsız ipuçlarıydı. Pylos tableti ise, kapsamlılık için yeni bir kesişmeydi: bağımsız bir kanıt, yani resimler, okumayı doğruladı. Ventris'in çözümünün gücü, ne yalnızca ızgaranın tutarlılığından ne de yalnızca yer adlarından geliyordu; ikisinin birbirini desteklemesinden geliyordu. Bir ayrıntı da önemlidir: yer adı varsayımı tek başına zayıftı, çünkü sık geçen kelimelerin yer adı olması yalnızca bir tahmindi. Ama bu tahminden çıkan ses değerleri, ızgaranın başka yerlerinde anlamlı kelimeler üretince, tahminin kendisi de güçlendi. Destek, tanımdan cevaba olduğu kadar, cevaplardan tanımın okunuşuna da aktı; Haack'ın karşılıklı destek dediği şey tam olarak budur.
Araç kartı: Çapraz Destek Haritası
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir inancın gerekçesini, deneyimden gelen dayanaklarıyla öbür inançlardan gelen destekleri birlikte gösteren bir harita olarak çizer; karşılıklı desteğin kısır bir döngü mü, yoksa deneyime bağlanan yönlü bir yapı mı olduğunu görünür kılar. |
| Adımlar | 1) Hedef inancı yaz. 2) Doğrudan deneyime, gözleme ya da ölçüme dayanan dayanaklarını listele; bunlar bulmacanın tanımlarıdır. 3) Hedef inancı destekleyen öbür inançları listele; bunlar kesişen cevaplardır. 4) Her destekleyen inanç için sor: bu inanç, hedef inançtan bağımsız olarak nereden güvenlik alıyor? 5) Desteğin yönünü çiz: oklar nereden nereye gidiyor, ve her ok zinciri sonunda bir deneyimsel dayanağa varıyor mu? 6) Kapsamlılığı değerlendir: ilgili hangi kanıt henüz haritada yok? |
| Ne zaman kullanılır | Birkaç inancın birbirini desteklediği ve bu desteğin bir döngü olup olmadığının sorulduğu durumlarda; bir sonucun deneyime mi yoksa yalnızca öbür sonuçlara mı dayandığının belirsiz olduğu tartışmalarda; yeni bir kanıtın, bir inanç ağının nerelerini etkileyeceğini önceden görmek gerektiğinde. |
| Sınırı | Harita, desteğin yapısını gösterir, ama her desteğin gücünü ölçmez; bir ok, zayıf bir desteği de güçlü bir desteği de aynı biçimde gösterir. Deneyimsel dayanakların kendilerinin güvenilir olup olmadığını sormaz; bu soru, Modül Ç2'deki kaynak araçlarına aittir. Ayrıca, yalnızca kişinin farkında olduğu destekleri çizebilir. |
| 5K kapısı | Kanıt |
Özet
- Sosa, temelciliği piramit, tutarlılıkçılığı sal imgesiyle betimler, ve biçimsel ile özsel temelciliği ayırır: tutarlılık kavramı yeterince basit ve normatif öğeden arınmışsa, biçimsel anlamda tutarlılıkçılık da bir temelcilik sayılabilir; asıl tartışma, gerekçenin inançlar dışı nihai kaynaklarının olup olmadığıdır.
- Haack'ın temeltutarlılıkçılığı, deneyimin gerekçeyle ilgili olduğunu, ama ayrıcalıklı bir temel inanç sınıfının gerekmediğini, ve gerekçenin yaygın karşılıklı destek içerdiğini söyler; bulmaca benzetmesi bu yapıyı somutlaştırır.
- Destek, bağımsız güvenlik ve kapsamlılık, bir inancın gerekçesinin üç boyutudur; bağımsız güvenlik, karşılıklı desteğin neden kısır bir döngü olmadığını açıklar.
- Ilımlı temelciler, Audi'nin görüşünde olduğu gibi, tutarlılığa türetilmiş bir rol tanır; sentezin ılımlı temelcilikten gerçekten farklı olup olmadığı tartışmalıdır.
- Sentezler, Sellars'ın ikilemini ve doğruluk sorununu tam çözmez, ama Haack'ın durum ve içerik olarak kanıt ayrımıyla yumuşatır.
- Ağaç halkalarının yüzen kronolojisi ve Linear B'nin çözümü, iç tutarlılığın gerçek bir kanıt olduğunu, ama sistemi dünyaya bağlayan bağımsız bir ipucuna ihtiyaç duyduğunu gösteren gerçek örneklerdir.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Sosa, 1980 tarihli makalesinin sonundaki özet bölümünde, iki imgeyi şöyle tanımlar:
"Temelciye göre, her bilgi parçası, istikrarı ve güvenliği üst katlardan ya da bölümlerden gelmeyen, istikrarlı ve güvenli temellere oturan bir piramidin tepesinde durur. Tutarlılıkçıya göre ise, bir bilgi bütünü serbestçe yüzen bir saldır: her tahtası, öbür bütün tahtaların yerinde durmasına doğrudan ya da dolaylı olarak yardım eder, ve hiçbir tahtası, öbürlerinin yardımı olmadan konumunu koruyamaz."
Pasajın iki tanımı, simetrik görünür, ama aralarında önemli bir asimetri vardır. Piramidin tanımı, bir yön içerir: istikrar aşağıdan yukarıya akar, ve temellerin istikrarı yukarıdan gelmez. Salın tanımı ise yönsüzdür: her tahta öbürlerine yardım eder, ve hiçbir tahta yardımsız ayakta kalamaz. Temelcilik ile tutarlılıkçılık arasındaki tartışma, bu açıdan, gerekçenin yönlü olup olmadığı tartışmasıdır. Haack'ın bulmacası, bu iki tanımın arasına bir üçüncüsünü yerleştirir: destek her yöne akabilir, ama her cevabın, en sonunda kendi tanımına bağlanan, öbür cevaplardan bağımsız bir güvenlik kaynağı vardır. Bulmaca, yönsüz bir ağ içinde yönlü bir yapıdır.
Pasajdaki "serbestçe yüzen" sıfatı da dikkat çekicidir. Sosa, tutarlılıkçının salını, bir kıyıya ya da deniz dibine bağlı olmayan bir yapı olarak tanımlar. Bu sıfat, Ders Ç3.6'daki yalıtım itirazının imgesel özetidir: salın dünyayla ilişkisi, tanımın içinde yer almaz. Örnek 2'deki yüzen kronoloji, bu sıfatın gerçek bir karşılığıdır, ve onun dünyaya bağlanması, bir tahtanın, yani HH-39 kalasının, aynı anda hem salın bir parçası hem de kıyıya bağlı olmasıyla gerçekleşti.
Sosa'nın makalesi, iki imgeyi tanımladıktan sonra, tutarlılıkçılığı ve duyu deneyimine dayanan temelciliği eleştirir ve taslak halinde bir başka yön önerir. Makalenin son bölümünde, ahlak felsefesiyle bir benzetme kurar: bir hekimin eylemi, onun istikrarlı erdemlerinden doğduğu için gerekçeli olabilir, tek tek sonuçları her zaman en iyi olmasa bile. Epistemolojide de, birincil gerekçe, inanç edinmeye yönelik istikrarlı eğilimlere, yani düşünsel erdemlere, bizi doğruya ulaştırmaya katkıları ölçüsünde ait olabilir; tek tek inançlar ise, bu erdemlerden doğdukları ölçüde, ikincil olarak gerekçeli olur. Bu, gerekçenin katmanlaştırılmasıdır, ve sonraki on yıllarda erdem epistemolojisinin çıkış noktalarından biri oldu.
Teknik ayrıntı
Bu bölüm, sentezlerin dört teknik bileşenini ele alıyor: Sosa'nın biçimsel temelcilik tanımı, Haack'ın iki tezi ve kanıt ayrımı, C. I. Lewis'in erken sentezi ve olasılıksal çerçeve.
Biçimsel temelcilik. Sosa, biçimsel temelciliği, bir normatif özelliğin uygulandığı koşulların genel olarak, belki özyinelemeli biçimde, belirtilebileceği görüşü olarak tanımlar. Örneği, klasik temelciliğin üç maddelik bir tanımıdır: her yanılmaz, kuşku götürmez inanç gerekçelidir; gerekçeli inançlardan tümdengelimle çıkarılan her inanç gerekçelidir; ve gerekçeli olan her inanç, bu iki maddeden biri sayesinde gerekçelidir. Bu tanım, Ders Ç3.2'nin konusu olan yanılmaz temeller kuramının özyinelemeli yapısını açıkça gösterir: bir taban durumu, bir aktarım kuralı ve bir kapanış maddesi. Sosa'nın gözlemi, tutarlılıkçılığın da aynı biçimde yazılabileceğidir: taban durumu yerine, "bir inanç, tutarlı ve kapsamlı bir inanç sisteminde yer alıyorsa ve ancak o zaman gerekçelidir" maddesi konur; Sosa bunu, tutarlılık kavramının yeterince basit ve normatif öğeden arınmış olması koşuluna bağlar. Öyleyse ayrım, biçimde değil, taban durumunun içeriğindedir: temelcinin taban durumu, inancın deneyimle ya da içeriğiyle ilişkisinden, tutarlılıkçınınki ise inançlar arası bir ilişkiden söz eder.
Haack'ın iki tezi ve kanıt ayrımı. Haack, temeltutarlılıkçılığı iki tezle tanımlar. Birinci tez, deneyimin deneysel gerekçeyle ilgili olduğunu, ama yalnızca deneyimin desteğiyle gerekçelenen ayrıcalıklı bir inanç sınıfının gerekmediğini söyler. İkinci tez, gerekçenin tek yönlü olmadığını, yaygın karşılıklı destek ilişkileri içerdiğini söyler. Birinci tezin ikinci yarısı, temelcilikten ayrılış noktasıdır; ikinci tez ise, temelciliğin bir başka yapısal iddiasını, gerekçenin yalnızca temelden yukarıya aktığını, reddeder. İtiraz 2'nin cevabında gördüğümüz kanıt ayrımı, Haack'ta iki terimle ifade edilir: durum olarak kanıt (S-evidence) ve içerik olarak kanıt (C-evidence). Gerekçenin derecesi, içerikler arasındaki destek ilişkileriyle belirlenir; ama bir kişinin içerik olarak kanıtının ne olduğu, onun durumlarıyla, yani algılarıyla, anılarıyla, inanma durumlarıyla belirlenir. Haack, ayrıca, bir inancın gerekçesinin değerlendirilmesinde, kişinin, inancı gerçekten hangi nedenlerle tuttuğunun önemli olduğunu vurgular; bu, Ders Ç3.9'da göreceğimiz önerme gerekçesi ile inanç gerekçesi ayrımına bağlanır.
C. I. Lewis'in erken sentezi. Ders Ç3.5'te, Lewis'in 1946 tarihli kitabındaki bağımsız tanıklar örneğini görmüştük. Lewis'in kendi görüşü, bellek bilgisi söz konusu olduğunda, aslında bir sentezdir. Lewis, duyuda verilmiş olanı kesin saysa da, bellek inançlarına yalnızca bir başlangıç inandırıcılığı tanır; bu inandırıcılık tek başına zayıftır, ama inançların birbiriyle uyumu, Lewis'in deyimiyle uyuşum (congruence), onu güçlendirir. Ama uyuşum, başlangıç inandırıcılığı olmadan hiçbir şey sağlamaz: tanıkların her biri sıfır güvenilirlikteyse, uyuşmaları da bir şey kanıtlamaz. BonJour, 1985 tarihli kitabında, bu tür görüşleri zayıf temelcilik olarak adlandırır: temel inançlar vardır, ama gerekçeleri, tek başlarına bilgi için yetmeyecek kadar zayıftır, ve tutarlılıkla güçlendirilmeleri gerekir. Haack'ın görüşü ile zayıf temelcilik arasındaki fark, yine, bağımsız gerekçenin hangi inançlara ait olduğundadır: zayıf temelcilikte belli bir inanç sınıfına, Haack'ta ise ilke olarak her deneysel inanca.
Olasılıksal çerçeve. Lewis'in sezgisi, olasılık diliyle şöyle ifade edilebilir. Birbirinden bağımsız iki kaynak, her biri sıfırdan büyük bir güvenilirlikle aynı şeyi bildirirse, iki bildirimin birlikte doğru olma olasılığı, yalnızca birinin bildirdiği durumdakinden yüksek olabilir. Ders Ç3.5'te gördüğümüz imkânsızlık sonuçları ise, bir tutarlılık ölçüsünün, diğer her şey eşitken doğruluğun olasılığını her zaman artıracağının güvence altına alınamayacağını gösterir. Bu iki sonuç birlikte, sentezcinin tezini destekler: tutarlılığın gerekçe sağlayan gücü, kaynakların bağımsız güvenilirliğine dayanır. Bağımsız güvenilirlik sıfırsa, uyuşma hiçbir şey kanıtlamaz; sıfırdan büyükse, uyuşma kanıtın gücünü artırabilir. Haack'ın bağımsız güvenlik boyutu, bu olasılıksal gözlemin nitel bir karşılığıdır.
Güncel tartışma
Sentez fikrinin bugünkü en etkili iki biçimi, Sosa'nın erdem epistemolojisi ve Haack'ın kuramının bilim ve hukuk felsefesine uygulanmasıdır.
Sosa, 1980 makalesindeki önerisini, sonraki on yıllarda ayrıntılı bir kurama dönüştürdü. 2007 tarihli A Virtue Epistemology (Bir Erdem Epistemolojisi) ve 2009 tarihli Reflective Knowledge (Düşünümsel Bilgi) kitaplarında, daha önce ortaya attığı iki bilgi düzeyi ayrımını geliştirdi. Hayvansal bilgi, güvenilir bir yetinin, uygun koşullarda ürettiği doğru inançtır; bir çocuğun önündeki topu görmesi, böyle bir bilgidir. Düşünümsel bilgi ise, kişinin, kendi yetilerinin güvenilirliğine dair bir bakış açısını da içeren, ve bu bakış açısıyla tutarlı biçimde birleştirilmiş bilgidir. Sosa'ya göre, tutarlılık, bu ikinci düzeyde, gerekçeye gerçek bir katkı yapar. Bu, piramit ile salın bir başka sentezidir: hayvansal düzeyde, gerekçe kaynaktan gelir ve piramide benzer; düşünümsel düzeyde ise, bakış açısının bütünlüğü önemlidir ve sal imgesi yeniden anlam kazanır. Ders Ç4.8'de bu kuramın ayrıntılarına döneceğiz.
Haack ise, temeltutarlılıkçılığı, bilimsel kanıtın ve hukuki kanıtın değerlendirilmesine uyguladı. 2003 tarihli Defending Science—Within Reason (Bilimi Savunmak: Akıl Sınırları İçinde) kitabında, bilimi, çok sayıda kişinin birlikte çözdüğü dev bir bulmacaya benzetti: bilimsel bir iddianın güvenilirliği, deneysel kanıtlarla ve öbür iddialarla kesişmelerine, bu kesişen iddiaların bağımsız güvenliğine ve kanıtın kapsamlılığına bağlıdır. 2014 tarihli Evidence Matters (Kanıt Önemlidir) kitabında ise, aynı çerçeveyi mahkemelerdeki kanıt değerlendirmesine taşıdı. Haack'a göre, bir mahkemede kanıtların birlikte değerlendirilmesi, tek tek kanıtların gücünün toplamından farklıdır: kanıtlar, birbirini destekleyebilir ya da zayıflatabilir, ve birçok zayıf ama bağımsız kanıt, birlikte, her birinin tek başına sağlayacağından çok daha güçlü bir destek oluşturabilir.
Bulmaca benzetmesi, bu uygulamalarda eleştiriye de uğradı. Bir bulmacanın, tasarlayan biri vardır, ve her tanımın tek bir doğru cevabı vardır; bilimde ise, ne tanımlar önceden verilmiştir ne de doğru cevaplar. Bilim insanları, bulmacanın ızgarasını da kendileri kurar, ve bazen bir tanımın yanlış okunduğunu, yani bir gözlemin yanlış yorumlandığını, ancak sonradan fark eder. Haack'ı savunanlar, benzetmenin, gerekçenin yapısını göstermek için kurulduğunu, bilimin bütün özelliklerini taşıması gerekmediğini söyler. Bu tartışma, bir benzetmenin felsefi işlevine dair genel bir dersi de taşır: bir benzetme, bir yapıyı görünür kılar, ama o yapının her ayrıntısını kanıtlamaz. Bu dersin üç imgesi, piramit, sal ve bulmaca, bu açıdan birbirinin rakibi olmaktan çok, aynı yapının farklı yüzlerini aydınlatan araçlardır. Piramit, gerekçenin bir yönü olduğunu; sal, hiçbir inancın yalıtılmış olarak ayakta durmadığını; bulmaca ise bu iki gözlemin nasıl birlikte doğru olabileceğini gösterir. Bir öğrencinin görevi, imgelerden birini seçmek değil, her birinin neyi gösterip neyi gizlediğini görmektir.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir aile hekimi, Dr. Selçuk, kırk beş yaşındaki hastası Nevin Hanım'ın, son iki aydır sürekli yorgun olduğunu, sık sık üşüdüğünü ve saçlarının döküldüğünü dinliyor. Dr. Selçuk, tiroit bezinin az çalıştığından şüpheleniyor, ve kan testi istiyor. Test, tiroit uyarıcı hormonun yüksek olduğunu gösteriyor. Dr. Selçuk, Çapraz Destek Haritası ile tanısının gerekçesini gözden geçiriyor. (Durum kurgudur; tıbbi ayrıntılar yalnızca yöntemin gösterimi içindir, tanı ya da tedavi önerisi değildir.)
Adım 1, hedef inanç. Nevin Hanım'ın tiroit bezi az çalışıyor.
Adım 2, deneyimsel dayanaklar. Nevin Hanım'ın anlattığı belirtiler, yani yorgunluk, üşüme ve saç dökülmesi; hekimin muayenede gözlediği kuru cilt; ve kan testinin sonucu. Belirtiler, hastanın kendi deneyimine ve tanıklığına dayanıyor; test sonucu ise bir ölçüme.
Adım 3, destekleyen inançlar. Bu belirtilerin tiroit yetersizliğinde sık görüldüğüne dair tıbbi bilgi; tiroit uyarıcı hormonun yüksekliğinin, bezin az çalıştığının bir işareti olduğuna dair fizyoloji bilgisi; ve Nevin Hanım'ın yaşının ve cinsiyetinin, bu durumun görece sık görüldüğü bir gruba girdiğine dair bilgi.
Adım 4, bağımsız güvenlik. Destekleyen inançlar, hedef inançtan bağımsız olarak güvenli mi? Tıbbi ve fizyolojik bilgi, Nevin Hanım'dan bağımsız olarak, çok sayıda hastadan elde edilmiş kanıtlara dayanıyor; güvenli. Belirtilerin bildirimi, hastanın tanıklığına dayanıyor; Nevin Hanım'ın bunları uydurması için bir neden yok, ama belirtilerin her biri başka nedenlerle de açıklanabilir: yorgunluk uykusuzlukla, saç dökülmesi demir eksikliğiyle. Test sonucu ise, belirtilerden bağımsız bir ölçüm; güvenli.
Adım 5, yön. Haritada oklar şöyle akıyor: belirtiler ve test sonucu, tiroit hipotezini destekliyor; tiroit hipotezi de, belirtileri açıklayarak, onların neden birlikte görüldüğünü anlaşılır kılıyor. Bu karşılıklı destek, bir kısır döngü değil, çünkü test sonucu, belirtilerden de hipotezden de bağımsız bir yerden, laboratuvardan geliyor. Belirtiler tek başına olsaydı, karşılıklı destek zayıf kalırdı: üç belirti, birçok farklı duruma uyabilir.
Adım 6, kapsamlılık. Haritada eksik olan ne? Tiroit hormonunun kendisinin düzeyi henüz ölçülmemiş; bu, tanıyı daha da güçlendirir ya da zayıflatırdı. Demir eksikliği gibi rakip açıklamalar da sınanmamış. Dr. Selçuk, bu iki testi de istiyor.
Sonuç. Tanının gerekçesi, ne yalnızca belirtilerden ne yalnızca testten, ne de yalnızca tıbbi bilgiden geliyor; bunların birbirini desteklemesinden geliyor. Haritanın en önemli ok zinciri, test sonucundan geçiyor, çünkü o, bağımsız güvenliği en yüksek dayanak. Kapsamlılık adımı ise, gerekçenin henüz tamamlanmadığını gösterdi: hekim, bulmacanın birkaç kesişen yerini daha doldurmalı.
Pratik: Alıştırmalar
- Sosa'nın biçimsel ve özsel temelcilik ayrımını kendi sözlerinle açıkla. Bu ayrıma göre, tutarlılıkçılık neden biçimsel bir temelcilik sayılabilir?
- Haack'ın üç boyutunu, yani destek, bağımsız güvenlik ve kapsamlılığı, bu derste kullanılmayan bir gündelik örnekle göster. Bağımsız güvenliğin olmadığı bir durumda karşılıklı desteğin neden kısır bir döngüye dönüştüğünü açıkla.
- Örnek 2'deki yüzen kronoloji, bağlantı kalası bulunmadan önce gerekçeli miydi? Cevabını, Sosa'nın sal imgesi ve Haack'ın bağımsız güvenlik boyutuyla değerlendir.
Cevapları göster
- Biçimsel temelcilik, bir inancın gerekçeli olduğu koşulların genel ve sistemli biçimde, belki özyinelemeli olarak, belirtilebileceği görüşüdür: bir taban durumu, bir aktarım kuralı ve bir kapanış maddesi. Özsel temelcilik ise, bu belirtmenin, gerekçenin inançlar arası ilişkiler dışında nihai kaynaklarına, örneğin deneyime, başvurarak yapılmasıdır. Tutarlılıkçılık da gerekçenin koşullarını genel olarak belirtir: "bir inanç, tutarlı ve kapsamlı bir inanç sisteminde yer alıyorsa ve ancak o zaman gerekçelidir." Öyleyse, Sosa'nın koşuluyla, yani tutarlılık kavramı yeterince basit ve normatif öğeden arınmışsa, o da biçimsel anlamda bir temelcilik sayılabilir; yalnızca taban durumu, deneyimden değil, inançlar arası bir ilişkiden söz eder. Bu ayrım, iki kuram arasındaki asıl tartışmanın, gerekçenin bir yapısının olup olmaması değil, nihai kaynaklarının ne olduğu sorusu olduğunu gösterir.
- Bir örnek: bir öğrenci, sabah evden çıkarken anahtarını cebine koyduğuna inanıyor. Destek: hatırladığı hareket ve cebindeki tanıdık ağırlık bu inancı destekliyor. Bağımsız güvenlik: cebindeki ağırlığın anahtar olduğuna dair inanç, hatırladığı hareketten bağımsız olarak güvenli mi? Cebinde başka bir şey, örneğin bozuk paralar, de olabilir; ağırlık hissinin güvenliği sınırlı. Kapsamlılık: cebine elini sokup anahtarı görmek, kanıtı tamamlar. Bağımsız güvenliğin olmadığı bir durum: öğrenci, anahtarı cebine koyduğunu hatırladığı için ağırlığın anahtar olduğunu düşünüyor, ve ağırlığın anahtar olduğunu düşündüğü için de hatırladığından emin oluyor. Burada iki inanç, birbirinden başka hiçbir yerden güvenlik almıyor; destek bir çember çiziyor ve çemberin hiçbir noktası deneyime sağlam biçimde bağlanmıyor. Bu, kısır döngüdür.
- Bağlantı kalası bulunmadan önce, yüzen kronoloji, halkaların birbirine göre konumu bakımından gerekçeliydi: çapraz tarihleme, örüntülerin bağımsız ağaçlarda tekrar etmesine dayanıyordu, ve bu örüntülerin kendisi gözlemlenen halka genişlikleriydi. Yani sistemin iç destek ilişkileri, deneyime, yani ölçülen halkalara, bağlıydı; bu bakımdan bir sal değil, bulmacanın tanımlarıyla doldurulmuş bir bölgesiydi. Ama takvim tarihleri bakımından, kronoloji gerekçeli değildi: bu tarihler için hiçbir bağımsız güvenlik kaynağı yoktu. Sosa'nın imgesiyle, sal, kendi tahtaları bakımından sağlamdı ama hiçbir kıyıya bağlı değildi. Örnek, gerekçenin hangi önerme için sorulduğunun önemli olduğunu gösterir: aynı sistem, bir soru için gerekçe sağlarken, öbürü için sağlamayabilir.
Pratik: Argüman görevi
Karşılaştırma. Durum: bir mutfak dolabının altından su sızıyor; ev sahibi, sızıntının bulaşık makinesinin hortumundan geldiğine karar veriyor. Zayıf çalışma: "Hortum eski, su da hortumun yakınında birikiyor, öyleyse hortum." Güçlü çalışma: "Hedef: sızıntı hortumdan. Deneyimsel dayanaklar: su hortumun altında birikiyor; makine çalışırken birikme artıyor. Destekleyen inançlar: eski hortumlar çatlayabilir; makine çalışırken hortumdan su geçer. Bağımsız güvenlik: 'makine çalışırken birikme artıyor' gözlemi, hortum hipotezinden bağımsız olarak elde edildi, ama yalnızca hortumu değil, makinenin kendisini ya da gider bağlantısını da işaret ediyor. Yön: gözlemler hipotezi, hipotez gözlemleri destekliyor; ama ayırt edici bir dayanak yok. Kapsamlılık: hortumu kuru bir bezle sarıp makineyi çalıştırmak, bezin ıslanıp ıslanmadığını görmek, bağımsız bir kesişme sağlar. Sonuç: yapı bir bulmacaya benziyor, ama bir tanım henüz okunmamış; gerekçe yönelim veriyor, karar için bir sınama daha gerek."
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| Harita | Deneyimsel dayanaklar ve destekleyen inançlar ayrı ayrı yazılmış, okların yönü çizilmiş |
| Bağımsız güvenlik | Her destekleyen inancın, hedef inançtan bağımsız olarak nereden güvenlik aldığı sorulmuş |
| Yapının adı | Gerekçenin bir piramide, bir sala ya da bir bulmacaya benzeyip benzemediği gerekçesiyle belirtilmiş |
| Gerekçeli sonuç | Argüman, kapsamlılık adımında eksik kalan kanıtı adlandırıyor ve gerekçenin gücünü buna göre ayarlıyor |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Tekrar
- (Ders Ç3.6) Ders Ç3.6'daki yalıtım itirazı neydi? Haack'ın birinci tezi bu itiraza nasıl cevap veriyor?
- (Ders Ç3.3) Ders Ç3.3'teki ılımlı temelcilik, klasik temelcilikten hangi bakımlardan ayrılıyordu? Bu ayrımlar, Haack'ın sentezinin özgünlüğü sorusunu nasıl etkiliyor?
- (Ders Ç3.1) Ders Ç3.1'deki Agrippa üçleminin seçenekleri nelerdi? Haack'ın bulmacası, bu seçeneklerden hangisini nasıl yeniden yorumluyor?
Cevapları göster
- Ders Ç3.6'da yalıtım itirazı, tutarlılık bir iç özellik olduğu için, dünyadan ya da deneyimden kopuk tutarlı bir inanç sisteminin de tutarlılıkçılığa göre gerekçeli sayılacağını öne sürüyordu; Plantinga'nın esnekliğini yitirmiş dağcısı bunun bir örneğiydi. Haack'ın birinci tezi, kişinin deneyiminin deneysel inançlarının gerekçesiyle ilgili olduğunu söyler. Böylece deneyim, gerekçenin içine girer: deneyimden kopuk bir sistem, ne kadar tutarlı olursa olsun, deneyimsel desteği olmadığı için, Haack'ın kuramına göre deneysel gerekçeye sahip değildir. Bulmacanın diliyle, tanımlara bakılmadan doldurulmuş bir ızgara, harfleri ne kadar uyuşursa uyuşsun, çözülmüş sayılmaz.
- Ders Ç3.3'te ılımlı temelcilik, temel inançların yanılmaz olmasını istemiyor, onların yanılabilir ve yenilebilir bir ilk bakış gerekçesine sahip olabileceğini kabul ediyor, ve algı inançlarını, bellek inançlarını, görünüşleri temel sayabiliyordu. Bu, klasik temelciliğin yanılmazlık ve kuşku götürmezlik koşullarından vazgeçmekti. Bu ayrımlar, Haack'ın sentezinin özgünlüğünü daraltır: Haack'ın klasik temelciliğe yönelttiği eleştirilerin çoğu, ılımlı temelciliğe uygulanmaz. Sentezin ılımlı temelcilikten farkı, yalnızca, temel inançların deneyimden aldığı gerekçenin öbür inançlardan ne ölçüde bağımsız olduğu sorusunda kalır.
- Ders Ç3.1'de Agrippa üçleminin seçenekleri, gerekçe zincirinin sonsuza gitmesi, bir döngüye girmesi, ya da gerekçesiz bir noktada durmasıydı. Haack'ın bulmacası, döngü seçeneğini yeniden yorumlar: cevaplar birbirini destekler, ama her cevabın, bağımsız güvenliği sayesinde, sonunda kendi tanımına, yani deneyime bağlanan bir dayanağı vardır. Böylece karşılıklı destek kısır bir döngü olmaktan çıkar. Ama bulmaca, durma seçeneğini de yeniden yorumlar: zincir deneyimde durur, ama deneyim, bir inanç olmadığı için, gerekçesiz bir inanç değildir. Bulmaca, üçlemin iki seçeneğini birleştirerek, üçlemin varsayımlarından birini, yani gerekçenin yalnızca inançlar arasında aktığını, sorgular.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Sosa'nın piramit imgesi neyi anlatır? | Her bilgi parçası, istikrarı üst katlardan gelmeyen sağlam temellere oturan bir piramidin tepesindedir; temelcilik (1980). |
| Sosa'nın sal imgesi neyi anlatır? | Bilgi bütünü, her tahtası öbürlerini yerinde tutan ve hiçbir tahtası yardımsız konumunu koruyamayan, serbestçe yüzen bir saldır; tutarlılıkçılık. |
| Biçimsel ve özsel temelcilik nasıl ayrılır? | Biçimsel: gerekçe koşulları genel olarak belirtilebilir. Özsel: gerekçenin inançlar arası ilişkiler dışında nihai kaynakları vardır. |
| Temeltutarlılıkçılığın iki tezi nedir? | Deneyim deneysel gerekçeyle ilgilidir ama ayrıcalıklı temel sınıfı gerekmez; gerekçe yaygın karşılıklı destek içerir (Haack, 1993). |
| Haack'ın üç boyutu nedir? | Destek, bağımsız güvenlik ve kapsamlılık; bulmacada tanıma ve kesişmelere uyum, kesişen cevapların güvenilirliği, dolu kesişmelerin oranı. |
| Bağımsız güvenlik neyi açıklar? | Karşılıklı desteğin neden kısır döngü olmadığını: destekleyen inanç, desteklenenden bağımsız bir yerden de güvenlik alır. |
| Audi'ye göre tutarlılığın rolü nedir? | Türetilmiş: tutarsızlık gerekçeyi yenebilir, tutarlılık güçlendirebilir, ama tutarlılık sıfırdan gerekçe yaratmaz (1993). |
| Yüzen kronoloji nedir? | İç halkaları çapraz tarihlemeyle birbirine göre yerleştirilmiş ama takvime bağlanmamış ağaç halkası dizisi; Sosa'nın salının gerçek bir örneği. |
Okuma listesi
- Ernest Sosa, "The Raft and the Pyramid: Coherence versus Foundations in the Theory of Knowledge", Midwest Studies in Philosophy 5 (1980). İki imge ve düşünsel erdemlere doğru.
- Susan Haack, Evidence and Inquiry: Towards Reconstruction in Epistemology (Blackwell, 1993). Temeltutarlılıkçılık ve bulmaca benzetmesi.
- Robert Audi, The Structure of Justification (Cambridge University Press, 1993). Ilımlı temelcilik ve tutarlılığın rolü.
- Laurence BonJour ve Ernest Sosa, Epistemic Justification: Internalism vs. Externalism, Foundations vs. Virtues (Blackwell, 2003). İki filozofun karşılıklı tartışması.
- Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Foundationalist Theories of Epistemic Justification" maddesi.
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca, Agrippa üçleminin iki seçeneğini, durmayı ve döngüyü, birleştiren yapılar gördük. Üçüncü seçenek ise hep dışarıda kaldı: gerekçe zincirinin hiç durmadan sonsuza gitmesi. Ders Ç3.1'den beri bu seçenek, neredeyse herkes tarafından, kendiliğinden saçma sayıldı: sonlu bir zihin, sonsuz bir zincire nasıl sahip olabilir? Ama Sosa'nın 1980 makalesi bile, gerçek bir sonsuz gerekçe dizisinin kestirip atılamayacağını tartışıyordu. Ders Ç3.8, bu dışlanmış seçeneği ciddiye alan görüşü, yani sonsuzculuğu, inceliyor: bir inancın gerekçesi, hiçbir son halkaya varmayan bir neden zincirinde yatabilir mi? Ders, bir gerekçe zincirinin gerçekte ne kadar uzadığını ve nerede durduğunu sormak için Zincir Uzunluğu Sorusu adlı bir araç sunuyor.
Günlük sorusu: Son zamanlarda bir şeyi, birkaç küçük ipucunun birbirini tutmasıyla çözdüğün oldu mu? O ipuçlarından hangisi, öbürlerinden bağımsız olarak da güvenilirdi?