Giriş
Kış başında Hande, yaşlı annesinin evine uğruyor. Annesinin yatak odasındaki dijital termometre 22 dereceyi gösteriyor; Hande, odanın yeterince sıcak olduğuna inanıyor ve kaloriferin ayarına dokunmuyor. Akşam, ağabeyi Ozan telefonda iki ayrı şey söylüyor. Önce: "Ben öğleden sonra oradaydım, kendi termometremi götürdüm, oda 16 dereceydi." Sonra, Hande'nin şaşkınlığı üzerine, bir şey daha ekliyor: "Zaten o dijital termometre kaloriferin hemen üstündeki rafta duruyor; kaloriferin sıcağını ölçüyor, odayı değil." (Kişiler kurgudur.)
Ozan'ın iki cümlesi, Hande'nin inancını iki ayrı biçimde sarsıyor. Birinci cümle, odanın sıcak olmadığına dair bir kanıt: Hande'nin inancının tersini destekliyor. İkinci cümle ise, odanın sıcaklığı hakkında hiçbir şey söylemiyor; oda gerçekten 22 derece de olabilir. Ama Hande'nin inancının dayanağı ile inancın kendisi arasındaki bağı koparıyor: termometrenin göstergesi, artık odanın sıcaklığına dair bir işaret değil. Ozan yalnızca ikinci cümleyi söyleseydi, Hande, odanın soğuk olduğuna inanmaya değil, bilmediğine varırdı; ve yapacağı şey, termometreyi raftan alıp odanın ortasına koymak olurdu.
Bir önceki ders, inancı ayakta tutan nedeni bulmaya çalıştı. Bu ders, aynı soruyu tersinden soruyor: bir inancın gerekçesi, sonradan gelen bir kanıtla nasıl ortadan kalkar? Ders Ç1.12'de, bilginin yenilmezlik kuramını incelerken, gerekçeyi ortadan kaldıran doğru önermelere "yenici" adını vermiş ve bu kavramın iki türünü ayırmayı bu derse bırakmıştık. Ders Ç3.3'te de, ılımlı temelcinin ilk bakışta gerekçesinin "yenilebilir" olduğunu görmüştük. Burada, bu yenilmenin iki temel biçimini, Amerikalı filozof John Pollock'un adlandırmasıyla, yenen ve kesen çürütücüleri inceliyoruz. Dersin aracı Çürütücü Türü Ayırıcı, bir karşı kanıtın hangi türden olduğunu ve buna göre nasıl tepki verilmesi gerektiğini belirlemeye yarıyor.
Bu dersin kazanımları:
- Çürütücü kavramını, yenen ve kesen çürütücüleri, çürütücünün çürütücüsünü ve üst düzey kanıtı açıklarsın. (anla)
- Bir karşı kanıta Çürütücü Türü Ayırıcı'yı uygulayarak onun inancın sonucunu mu, yoksa sonuç ile dayanağı arasındaki bağı mı hedef aldığını belirler, ve uygun tepkiyi önerirsin. (uygula)
- Yenen ve kesen çürütücü ayrımının olasılıksal bir çerçevede korunup korunamayacağını ve üst düzey kanıtın bir kesen çürütücü sayılıp sayılamayacağını gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Bu bölüm önce çürütücü kavramını ve onun iki temel türünü, sonra çürütücülerin birbiriyle etkileşimini, en son da son yirmi yılda tartışmanın merkezine yerleşen bir kanıt türünü tanımlıyor.
Çürütücü kavramı, ilk bakışta gerekçenin doğasından çıkar. Ilımlı temelciliğin Ders Ç3.3'teki anlatımına göre, temel inançlar, kesin değil, yenilebilir bir gerekçeye sahiptir: bir şeyin kırmızı görünmesi, onun kırmızı olduğuna inanmak için iyi bir nedendir, ama bu neden, başka bilgilerle ortadan kalkabilir. Yenilebilir bir gerekçe kavramı, onu yenebilecek şeylerin bir kuramını gerektirir. Böyle bir kuram iki soruya cevap vermelidir: bir gerekçeyi hangi tür şeyler yenebilir, ve yenilen bir gerekçeye ne olur? İlk soru, çürütücülerin neyden oluştuğunu, yani İtiraz 3'ün konusunu; ikincisi ise, bu dersin asıl ayrımını, yani yenmenin hangi yollardan olduğunu ilgilendirir. Pollock, bu kuramı, 1970'lerden itibaren, yenilebilir akıl yürütme üzerine yaptığı çalışmalarda geliştirdi. Pollock'un ilgisi yalnızca felsefi değildi; Arizona Üniversitesi'nde, yenilebilir akıl yürütmeyi bir bilgisayar programında, OSCAR adını verdiği bir yapay zekâ sisteminde, uygulamaya çalıştı. Bu çalışmalar, onun ayrımını, epistemolojinin yanı sıra yapay zekâda ve hukuk kuramında da bir ortak araç haline getirdi.
Giriş'te Ozan'ın birinci cümlesi, yani kendi termometresinin 16 dereceyi gösterdiği, yenen bir çürütücüdür: Hande'nin "oda sıcak" inancının tersini destekler. Yenen çürütücü, iki neden arasında bir yarışma yaratır: bir yanda inancı destekleyen neden, öbür yanda onun tersini destekleyen neden. Sonuç, iki nedenin göreli gücüne bağlıdır. Hande, kendi termometresinin daha güvenilir olduğunu düşünüyorsa, inancını koruyabilir; Ozan'ınkinin daha güvenilir olduğunu düşünüyorsa, inancını değiştirir; ikisini eşit görüyorsa, yargıyı askıya alır. Yenen çürütücü, bir terazinin öbür kefesine konan bir ağırlıktır.
Ozan'ın ikinci cümlesi, yani termometrenin kaloriferin üstünde durduğu, kesen bir çürütücüdür. Odanın sıcaklığı hakkında hiçbir şey söylemez; ama termometrenin göstergesinin, odanın sıcaklığına dair bir işaret olarak değerini ortadan kaldırır. Kesen çürütücü, terazinin öbür kefesine bir ağırlık koymaz; inancın kefesindeki ağırlığı kaldırır. Bu yüzden, kesen bir çürütücüyle karşılaşan kişinin uygun tepkisi, tersine inanmak değil, yargıyı askıya almak ve yeni bir dayanak aramaktır. Ders Ç3.9'da gördüğümüz Akıllı Hans'ın vakası, kesen çürütücünün bir örneğidir: Pfungst, Hans'ın cevaplarının yanlış olduğunu göstermedi; doğru cevaplar ile hesap yeteneği arasındaki bağın kopuk olduğunu gösterdi. Ders Ç3.3'te bu iki türe "çürüten" ve "bağ koparan" yeniciler demiştik; bu derste Pollock'un ayrımını "yenen" ve "kesen" adlarıyla sürdürüyoruz.
Çürütücüler de yenilebilir. Giriş'teki duruma geri dönelim: Hande, ertesi gün annesinin evine gidip termometrenin yerine bakıyor; termometre kaloriferin üstünde değil, odanın karşı duvarındaki komodinin üstünde duruyor. Ozan, başka bir odadaki termometreyi hatırlamış. Hande'nin bu gözlemi, Ozan'ın kesen çürütücüsünü çürütür, ve termometrenin göstergesi, odanın sıcaklığına dair bir işaret olarak değerini geri kazanır. Pollock, bu duruma "eski haline getirme" adını verir. Çürütücü zincirleri, gerekçenin tek seferlik bir değerlendirme değil, kanıtlar geldikçe değişen bir durum olduğunu gösterir; ve bir inancın gerekçesinin bugünkü durumu, ancak bütün çürütücülerin ve onların çürütücülerinin hesaba katılmasıyla belirlenir.
Üst düzey kanıt, son yirmi yılda çürütücü tartışmasının en canlı alanı oldu. Bir hekim, bir tahlil sonucunu değerlendirip bir tanıya varıyor; sonra, otuz altı saattir uyumadığını ve yorgunluğun karar vermeyi bozduğunu bilen bir meslektaşının uyarısını duyuyor. Bu uyarı, tahlil sonucu hakkında hiçbir şey söylemez; tanının yanlış olduğunu da söylemez. Ama hekimin, kendi değerlendirmesine güvenmesi için bir neden olup olmadığını sorgular. Bu, kesen bir çürütücüye benzer: dayanak, yani hekimin değerlendirmesi, ile sonuç arasındaki bağı hedef alır. Ama bir farkı vardır: hekim, kanıtını yeniden incelediğinde, değerlendirmesinin doğru olduğunu görse bile, yorgunluğu yüzünden bu "görmeye" de güvenemez. Amerikalı filozof David Christensen, 2010'da Philosophy and Phenomenological Research'te yayımlanan "Higher-Order Evidence" (Üst Düzey Kanıt) makalesinde, bu tür kanıtın, kişiyi, doğru akıl yürütse bile, kendi akıl yürütmesinden geri adım atmaya zorladığını savundu.
Argüman
Bu bölüm, yenen ve kesen çürütücü ayrımının gerekçe kuramı için vazgeçilmez olduğunu savunan bir argüman kuruyor.
- Bir karşı kanıt karşısında akılsal tepki, karşı kanıtın neyi hedef aldığına bağlıdır.
- Bazı karşı kanıtlar, bir inancın sonucunun tersini destekler; bunlar karşısında akılsal tepki, iki nedenin gücünü tartmak ve gerekirse tersine inanmaktır.
- Bazı karşı kanıtlar ise, sonucun tersini desteklemeden, dayanak ile sonuç arasındaki bağı koparır; bunlar karşısında akılsal tepki, tersine inanmak değil, yargıyı askıya almak ve yeni bir dayanak aramaktır.
- Bu iki tepki birbirinden farklıdır, ve birinin yerine öbürünü vermek, akılsal bir hatadır: kesen bir çürütücüye tersine inanarak tepki vermek, kanıtın desteklemediği bir sonuca varmaktır; yenen bir çürütücüye yalnızca askıya alarak tepki vermek, tersine dair kanıtı görmezden gelmektir.
- Öyleyse, akılsal tepkiyi doğru yönlendiren bir gerekçe kuramı, en az iki tür çürütücüyü birbirinden ayırmalıdır.
Sonuç: Gerekçenin yenilebilir olduğunu söylemek yetmez; bir gerekçe kuramı, gerekçenin hangi yollarla yenildiğini de söylemelidir. Yenen ve kesen çürütücü ayrımı, bu yolların en temel ikisini adlandırır, ve bir karşı kanıt karşısında yapılması gerekeni belirler.
Birinci öncül, epistemolojinin normatif bir alan olmasından çıkar: gerekçe kuramı, yalnızca neyin gerekçeli olduğunu değil, kanıt değiştiğinde ne yapılması gerektiğini de söyler. İkinci ve üçüncü öncüller, Giriş'teki iki cümlenin farkını genelleştirir. Dördüncü öncül, argümanın asıl yükünü taşır: iki tepkinin karıştırılmasının gerçek bir hata olduğunu söyler. Gündelik hayatta bu hata sık yapılır. Bir tanığın güvenilmez olduğunu öğrenen biri, sık sık, tanığın söylediğinin yanlış olduğu sonucuna atlar; oysa öğrendiği, yalnızca tanığın sözünün bir kanıt olarak değerini yitirdiğidir. Güvenilmez bir tanık da doğruyu söyleyebilir.
En tartışmalı öncül: Üçüncü öncülün ima ettiği şey, yani kesen çürütücülerin, sonucun olasılığını değiştirmeden yalnızca bağı kopardığı. Olasılıksal bir çerçevede, her karşı kanıt, sonucun olasılığını değiştirir: Ozan'ın ikinci cümlesi de, Hande için, odanın sıcak olduğu olasılığını düşürür, çünkü o olasılık, büyük ölçüde termometrenin göstergesine dayanıyordu. Bu açıdan, iki tür çürütücü arasındaki fark, ilk göründüğü kadar keskin olmayabilir; ikisi de olasılığı düşüren kanıtlardır, ve fark yalnızca olasılığın nereye düştüğündedir. İtiraz 1, bu sorunu ayrıntılı ele alıyor.
İtirazlar ve cevaplar
Bu bölümdeki dört itirazdan ilk ikisi ayrımın kendisini, son ikisi ise çürütücülerin neyden oluştuğunu sorgulayarak argümana yöneliyor.
İtiraz 1: Olasılık dilinde ayrım çöker
Olasılıksal bir epistemolojide, Ders Ç0.10'da gördüğümüz dereceli inanç dilinde, bir kanıtın bir inancı nasıl etkilediği, tek bir soruyla ölçülür: kanıt, inancın olasılığını artırıyor mu, azaltıyor mu? Ozan'ın iki cümlesi de, Hande için, odanın sıcak olduğu olasılığını azaltır. Öyleyse, yenen ve kesen çürütücü arasında, olasılık bakımından hiçbir fark yoktur; ayrım, aynı şeyi anlatmanın iki ayrı yoludur.
Cevap: İki çürütücü de olasılığı azaltabilir, ama bunu farklı yapılardan geçerek yaparlar, ve bu farklılık olasılık dilinde de ifade edilebilir. Yenen bir çürütücü, sonucun tersini olası kılar: Ozan'ın termometresinin 16 dereceyi göstermesi, odanın soğuk olduğunu doğrudan destekler. Kesen bir çürütücü ise, dayanağı, sonuç bakımından ilgisiz hale getirir: termometre kaloriferin üstündeyse, göstergenin 22 derece olması, odanın sıcaklığı hakkında artık bir şey söylemez. Olasılık diliyle, kesen çürütücü, dayanak ile sonuç arasındaki ilişkiyi "perdeler": kesen çürütücü bilindiğinde, dayanağı bilmek, sonucun olasılığını değiştirmez. Sonucun olasılığı, dayanaktan önceki düzeyine, yani Hande'nin termometreye bakmadan önce sahip olduğu düzeye geri döner. Yenen çürütücüde ise olasılık, bu düzeyin de altına iner. Öyleyse ayrım çökmez; iki farklı olasılıksal yapı olarak yeniden ifade edilir. Ama bu cevap, ayrımın bir bedelini de gösterir: ayrım, olasılığın ne kadar düştüğüne değil, nasıl düştüğüne dairdir, ve gündelik hayatta bu fark her zaman kolay görülmez.
İtiraz 2: Üst düzey kanıt bir çürütücü değildir
Kavramlar bölümündeki yorgun hekimi düşünelim. Hekimin değerlendirmesi aslında doğruysa, kanıtı tanıyı gerçekten destekliyordur. Yorgunluğuna dair bilgi, bu destekleme ilişkisini değiştirmez: tahlil sonucu, hekim yorgun olsa da olmasa da tanıyı aynı ölçüde destekler. Öyleyse üst düzey kanıt, bir kesen çürütücü değildir; çünkü kesen çürütücü, dayanak ile sonuç arasındaki bağı koparır, oysa burada bağ olduğu yerde duruyor. Hekim, kendi değerlendirmesine güvenmeye devam etmelidir. Finlandiyalı filozof Maria Lasonen-Aarnio, 2014'te Philosophy and Phenomenological Research'te yayımlanan "Higher-Order Evidence and the Limits of Defeat" (Üst Düzey Kanıt ve Çürütmenin Sınırları) makalesinde, bu tür bir görüşü savundu: üst düzey kanıtın çürütücü gücü, genellikle sanıldığından çok daha sınırlıdır.
Cevap: Bu itiraz, üst düzey kanıtın gerçekten tuhaf bir kanıt olduğunu doğru biçimde gösteriyor. Ama iki ayrı soruyu ayırmak gerekir. Birincisi, kanıt ile sonuç arasındaki nesnel destek ilişkisi değişir mi? Hayır; itiraz bunda haklıdır. İkincisi, hekimin, bu destek ilişkisini doğru kavradığına güvenmesi için bir nedeni kalır mı? Bu soruda üst düzey kanıt etkilidir. Kesen çürütücüyü, nesnel bağı değil, kişinin o bağa erişimini hedef alan bir çürütücü olarak genişletirsek, üst düzey kanıt onun bir türü olur. Bu genişletme, bir ikilem yaratır: hekim, değerlendirmesi doğru olduğu halde ondan geri adım atarsa, kanıtının desteklediği sonuca inanmamış olur; geri adım atmazsa, kendi yanılabilirliğine dair kanıtı görmezden gelmiş olur. Christensen bu ikilemi açıkça kabul eder ve bunu, epistemik rasyonelliğin birbiriyle çatışabilen idealler içerdiğinin bir işareti olarak görür. Bu tartışma, Ders Ç7.4 ve Ç7.5'teki akran anlaşmazlığı tartışmasında yeniden açılacak.
İtiraz 3: Gerekçesiz bir şüphe de çürütücü olabilir mi?
Hande, hiçbir neden olmadan, termometrenin bozuk olabileceğinden kuşkulanıyor. Bu kuşku, bir inanç olarak Hande'nin zihnindedir, ve termometreye güvenmesini engeller. Hande'nin "oda sıcak" inancının gerekçesi, bu kuşkuyla çürütülmüş müdür? Evet derseniz, gerekçesiz kuşkular, gerekçeli inançları yıkabilir; bu, paranoyanın akılsallığı yok etme gücüne sahip olduğu anlamına gelir. Hayır derseniz, kişinin kendi bakış açısından gerçekten var olan bir kuşkunun hiçbir önemi olmadığını söylemiş olursunuz.
Cevap: Bu itiraz, çürütücülerin neyden oluştuğu sorusunu açar. Bir görüşe göre, çürütücüler, kişinin zihinsel durumlarıdır: kişinin sahip olduğu, inancını zayıflatan inançlar. Bu görüşte, Hande'nin kuşkusu, gerekçesiz olsa bile, inancını çürütür; ama kuşkunun kendisi de gerekçesiz olduğu için, Hande'nin yapması gereken, kuşkuyu sorgulamaktır. Bir başka görüşe göre, çürütücü olabilmek için bir inancın kendisinin de gerekçeli olması gerekir; gerekçesiz bir kuşku, bir neden değil, bir rahatsızlıktır. Amerikalı filozof Jennifer Lackey, ayrıca, kişinin sahip olması gereken ama sahip olmadığı kanıtın da bir çürütücü işlevi görebileceğini savundu; bunlara "normatif çürütücü" denir. Örneğin Hande, termometrenin piline bir aydır bakmadığını biliyorsa, pilin bitmiş olabileceğini düşünmesi gerekirdi; düşünmemiş olması, onu bu çürütücüden kurtarmaz. Bu üç görüş arasındaki seçim, çürütücünün, kişinin içinden mi yoksa dışından mı tanımlanacağı sorusuna, yani Modül Ç4'ün içselcilik ve dışsalcılık tartışmasına bağlanır.
İtiraz 4: Her olasılık bir çürütücü sayılırsa, hiçbir şey gerekçeli kalmaz
Termometre bozuk olabilir; kalibrasyonu kaymış olabilir; Hande yanlış okumuş olabilir; Hande bir rüya görüyor olabilir. Bu olasılıkların her biri, Hande'nin dayanağı ile sonucu arasındaki bağı koparabilir. Kesen çürütücü kavramı, bu olasılıkların hepsini çürütücü sayarsa, hiçbir algısal inanç gerekçeli kalmaz, ve çürütücü kuramı, Modül Ç5'te göreceğimiz kuşkuculuğa giden bir kapı olur.
Cevap: Pollock'un kuramında, bir çürütücü, bir olasılık değil, bir nedendir: kişinin, dayanak ile sonuç arasındaki bağın bu koşullarda koptuğuna inanmak için bir nedeni olmalıdır. Termometrenin bozuk olabileceği, yalnızca mantıksal bir olasılıktır; termometrenin bozuk olduğuna dair bir işaret, örneğin ekranının yanıp sönmesi, ise bir nedendir. Bu ayrım, çürütücü kuramını kuşkuculuktan ayırır: kuşkucu, olasılıkları sıralar; çürütücü kuramı ise, olasılıkların gerekçe üzerinde bir etki yaratması için onları destekleyen kanıt ister. Ders Ç3.6'daki alternatif sistemler itirazında, kurulabilen her rakip sistemin ciddiye alınması gereken bir rakip olmadığını görmüştük; burada da asıl ayrım, bir olasılığın düşünülebilir olması ile o olasılık için bir kanıt bulunması arasındadır. Ama kuşkucu, bu cevabı tamamen kabul etmez: Ders Ç1.9'daki yeni kötü cin düşünce deneyinin varsaydığı gibi, kötü cin dünyası deneyimde hiçbir iz bırakmaz; kuşkucu bu olasılığı tam bu yüzden tehlikeli bulur; onu destekleyen bir kanıt beklemek, kuşkucunun sorusunu cevaplamak değil, ondan kaçmaktır. Bu tartışmanın tam biçimi, Modül Ç5'te kuşkuculuk ve kapanış ilkesiyle birlikte ele alınacak.
Örnekler
Örnek 1: Annenin odasındaki termometre (kurgu)
Giriş'teki duruma Çürütücü Türü Ayırıcı'yla bakalım. Hande'nin inancı: oda sıcak. Dayanağı: termometrenin 22 dereceyi göstermesi. Ozan'ın birinci cümlesi, kendi termometresinin 16 dereceyi gösterdiği, sonucu hedef alır: odanın sıcak olmadığına dair bir neden verir. Yenen bir çürütücüdür. Uygun tepki: iki termometrenin göreli güvenilirliğini tartmak. Ozan'ın ikinci cümlesi, termometrenin kaloriferin üstünde durduğu, sonucu değil, bağı hedef alır: göstergenin odanın sıcaklığına dair bir işaret olmadığını söyler. Kesen bir çürütücüdür. Uygun tepki: yargıyı askıya almak ve yeni bir dayanak aramak.
İki çürütücü birlikte geldiğinde, Hande'nin durumu ilginçleşir. Kesen çürütücü, kendi termometresinin göstergesini etkisiz kıldığına göre, iki termometre arasında bir tartı da kalmaz: elinde yalnızca Ozan'ın termometresinin 16 derecesi vardır. Öyleyse, kesen çürütücü, yenen çürütücünün gücünü artırmıştır; çünkü yenen çürütücüye karşı koyacak dayanak, artık yoktur. Ertesi gün Hande termometrenin yerini görüp kesen çürütücüyü çürüttüğünde ise, iki termometre arasındaki tartı geri döner. Bu durumda Hande'nin, Ozan'ın 16 derecesine inanmaya yönelmesi, artık bir hata değildir; çünkü bu kez yönelimin nedeni kesen çürütücü değil, ondan sonra tartıda tek başına kalan yenen çürütücüdür. Hande'nin dikkat etmesi gereken, iki adımı birbirine karıştırmamaktır: kesen çürütücü kendi başına hiçbir şeyi kanıtlamadı; yalnızca öbür kanıtın önündeki engeli kaldırdı. Örnek, çürütücülerin tek tek değil, birbirleriyle etkileşim içinde değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor; ve Hande'nin yapması gereken somut şeyin, yani iki termometreyi aynı yere koyup karşılaştırmanın, hangi çürütücülerin ayakta kaldığına bağlı olduğunu.
Örnek 2: Pollock'un kırmızı ışığı ve mavi gözlüğü
Pollock'un en çok anılan örneği, renk algısıdır. Bir şeyin kırmızı görünmesi, onun kırmızı olduğuna inanmak için yenilebilir bir nedendir. Güvenilir biri, nesnenin kırmızı olmadığını söylerse, bu yenen bir çürütücüdür. Ama nesnenin kırmızı ışıkla aydınlatıldığını öğrenirsek, ve kırmızı ışığın, kırmızı olmayan şeyleri de kırmızı gösterebildiğini biliyorsak, bu da bir çürütücüdür; ama nesnenin kırmızı olmadığına dair bir neden değildir. Kesen bir çürütücüdür.
Pollock, 2000 tarihli bir yazısında, OSCAR sisteminin çözdüğü daha karmaşık bir örnek verir. Önce Fred adlı bir nesne bana kırmızı görünür. Sonra Merrill adlı biri, mavi renkli bir gözlük taktığımı söyler. Daha sonra Fred bana mavi görünür. Fred'in rengi hakkında ne düşünmeliyim? Pollock'un çözümlemesine göre, Fred'in kırmızı görünmesi, onun kırmızı olduğuna bir neden verir. Fred'in sonradan mavi görünmesi, dünyanın değiştiğine ve Fred'in mavi olduğuna bir neden verir. Ama mavi gözlük bilgisi, bu ikinci çıkarımı keser; ve kesilen çıkarım, birinci çıkarımı yenemediği için, Fred'in kırmızı olduğu sonucu eski haline getirilir. Örnek, kesen bir çürütücünün, başka bir çıkarımı serbest bırakarak, dolaylı biçimde bir inancı güçlendirebileceğini gösteriyor: çürütücüler yalnızca yıkmaz, bazen yıkılanın altında kalanı yeniden ortaya çıkarır.
Örnek 3: Piltdown adamı
1912'de, İngiliz amatör arkeolog Charles Dawson, Güney İngiltere'deki Piltdown yakınlarında bir kafatası parçası ve bir çene kemiği bulduğunu duyurdu. Buluntular, insana benzeyen büyük bir beyin kafası ile maymuna benzeyen bir çeneyi birleştiriyordu, ve bu birleşim, o dönemin yaygın bir beklentisine, yani insan evriminde beynin önce büyüdüğü düşüncesine uyuyordu. Piltdown adamı, onlarca yıl boyunca, insan evriminin önemli bir halkası olarak kabul gördü.
Piltdown'ın sonu, iki ayrı türden çürütücüyle geldi. Birincisi, sonraki on yıllarda Afrika ve Asya'da bulunan fosillerdi; örneğin 1925'te Avustralya doğumlu anatomist Raymond Dart'ın tanımladığı Taung çocuğu. Bu fosiller, insan evriminde çenenin ve dişlerin, beyinden önce insana benzediğini düşündürüyordu; yani Piltdown'ın temsil ettiği tablonun tersini destekliyordu. Bunlar, yenen çürütücülerdi; ama tek başlarına Piltdown'ı yıkmadılar, çünkü Piltdown'a inananlar, fosiller arasındaki tutarsızlığı başka yollarla açıklayabiliyordu. İkincisi, 1953'te British Museum'dan Kenneth Oakley ile Oxford'dan Joseph Weiner ve Wilfrid Le Gros Clark'ın yayımladığı bulgulardı. Oakley'nin daha önce uyguladığı flor testi, kemiklerin sanıldığı kadar eski olmadığını gösterdi; ayrıntılı inceleme ise, çenenin modern bir maymuna, büyük olasılıkla bir orangutana ait olduğunu, dişlerin törpülendiğini ve kemiklerin eski görünmeleri için boyandığını ortaya koydu. Bu bulgular, insan evrimi hakkında tek başına hiçbir şey söylemiyordu; Piltdown'ın, insan evrimine dair bir kanıt olarak değerini ortadan kaldırıyordu. Kesen bir çürütücüydüler.
Piltdown'ın uzun ömrünün bir nedeni de, erken itirazlara rağmen, buluntuların beklentiye uydukları için kendilerinin, yani kemiğin yaşının ve dokusunun, onlarca yıl doğrudan sınanmamış olmasıydı. Kesen bir çürütücü, ancak birisi dayanağın kendisine bakmayı düşündüğünde ortaya çıkabilir; ve bir kanıt, beklentilere ne kadar uyarsa, ona bakmayı düşünmek o kadar zordur. Örnek, iki tür çürütücünün farklı güçlerini gösterir. Yenen çürütücüler, onlarca yıl boyunca birikmelerine rağmen, Piltdown'ı yıkamadı; çünkü bir yarışma yarattılar, ve yarışmada Piltdown'ın savunucuları kendi kefelerine ağırlık eklemeyi sürdürdü. Kesen çürütücü ise, yarışmanın kendisini sona erdirdi: Piltdown'ın kefesindeki ağırlığı kaldırdı. Örnek, bir kanıtın sahte olduğunu göstermenin, rakip bir kanıt bulmaktan çok daha kesin bir sonuç verebileceğini, ve bunun nedeninin, kesen çürütücünün tartıya girmeden tartının bir kefesini boşaltması olduğunu gösteriyor.
Araç kartı: Çürütücü Türü Ayırıcı
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir inanca karşı gelen bir kanıtın, inancın sonucunu mu, yoksa sonuç ile dayanağı arasındaki bağı mı hedef aldığını belirler; buna göre uygun tepkiyi, yani tartmayı ya da askıya almayı, önerir. |
| Adımlar | 1) İnancı ve dayanağını yaz. 2) Karşı kanıtı yaz. 3) Sor: bu kanıt, sonucun tersine inanmak için bir neden veriyor mu? Veriyorsa, yenen çürütücüdür. 4) Sor: bu kanıt, dayanağın bu koşullarda sonucun güvenilir bir işareti olmadığını mı söylüyor? Söylüyorsa, kesen çürütücüdür. 5) Karşı kanıtın kendisinin bir çürütücüsü olup olmadığını sor. 6) Tepkiyi belirle: yenen çürütücüde iki nedeni tart; kesen çürütücüde yargıyı askıya al ve yeni bir dayanak ara. |
| Ne zaman kullanılır | Bir inanca karşı yeni bir bilgi geldiğinde; bir tanığın, bir aletin ya da bir kaynağın güvenilmez olduğunun öğrenildiği durumlarda; birinin "bu kaynak güvenilmez, öyleyse söylediği yanlış" türünden bir sonuca atladığı tartışmalarda. |
| Sınırı | Bazı karşı kanıtlar hem yenen hem kesen işlev görür; araç, bir kanıtı tek bir türe yerleştirmeye zorlarsa yanıltıcı olur. Üst düzey kanıt, iki türe de tam uymaz. Araç, karşı kanıtın gücünü ölçmez; yalnızca hangi yoldan etki ettiğini belirler. Bir olasılığın düşünülebilir olması ile o olasılık için kanıt bulunmasını ayırmak, kullanıcının sorumluluğundadır. |
| 5K kapısı | Karşı-görüş |
Çürütücü Türü Ayırıcı'nın Karşı-görüş kapısına bağlı olması, aracın, bir inanca karşı gelen her şeyi, yani karşı-görüşleri, iki ayrı biçimde ciddiye almayı öğretmesinden gelir: bir karşı-görüş ya bir rakip sonuç önerir, ya da bizim sonucumuzun dayanağını sorgular.
Özet
- Çürütücü, bir inancın gerekçesini, kişinin kanıtına eklendiğinde zayıflatan ya da ortadan kaldıran kanıttır; ilk bakışta gerekçe kavramı, bir çürütücü kuramını gerektirir.
- Yenen çürütücü sonucun tersini destekler ve bir tartı yaratır; kesen çürütücü dayanak ile sonuç arasındaki bağı koparır ve askıya almayı gerektirir (Pollock).
- Çürütücüler de çürütülebilir; bir çürütücünün çürütülmesi, ilk inancın gerekçesini eski haline getirir.
- Olasılık dilinde ayrım çökmez: kesen çürütücü, dayanağı sonuç bakımından ilgisiz kılan bir perdeleme ilişkisi olarak ifade edilebilir.
- Üst düzey kanıt, kişinin kanıtı değerlendirme yeteneğine dair kanıttır; bir kesen çürütücü sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır (Christensen, Lasonen-Aarnio).
- Çürütücü olmak için bir olasılık değil, bir neden gerekir; bu, çürütücü kuramını kuşkuculuktan ayırır, ama kuşkucunun sorusunu tam olarak cevaplamaz.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Pollock, 2000'de yayımlanan ve yenilebilir akıl yürütme sistemi OSCAR'ı tanıtan "Defeasible Reasoning in OSCAR" (OSCAR'da Yenilebilir Akıl Yürütme) yazısında, iki tür çürütücüyü şöyle tanımlar:
"Yenen çürütücüler çıkarımın sonucuna saldırır. Kesen çürütücüler ise öncül ile sonuç arasındaki bağlantıya saldırır. P'den Q'ya bir çıkarım için kesen bir çürütücü, Q doğru olmadıkça P'nin doğru olmayacağı iddiasının yanlış olduğuna inanmak için bir nedendir. [...] Daha basitçe, bu, 'P, Q'yu güvence altına almaz' diye okunabilir. Örneğin, bir şeyin kırmızı görünmesi, onun kırmızı olduğunu düşünmek için bize yenilebilir bir neden verir. Onun kırmızı olmadığını düşünmek için bir neden, yenen bir çürütücüdür. Ama onun kırmızı ışıkla aydınlatıldığını biliyorsak, ve bu bir şeyi kırmızı olmadığı halde kırmızı gösterebiliyorsa, bu da bir çürütücüdür; ama nesnenin kırmızı olmadığını düşünmek için bir neden değildir. Bu yüzden kesen bir çürütücüdür."
Pasaj, otuz yıla yakın bir çalışmanın en yoğun özetidir. Dikkat çekici ilk nokta, kesen çürütücünün tanımının biçimidir. Pollock, kesen çürütücüyü, "Q doğru olmadıkça P doğru olmazdı" iddiasının yanlışlığına dair bir neden olarak tanımlar. Bu, bir karşı-olgusal bağlantıdır: bir dayanak, ancak sonuç doğru olmasaydı ortaya çıkmayacaksa, sonucun güvenilir bir işaretidir. Kırmızı ışık, bu bağlantıyı koparır: nesne kırmızı olmasa da, kırmızı ışık altında kırmızı görünürdü. Bu tanım, Ders Ç1.13'te gördüğümüz duyarlılık koşulunu, yani bir inancın, doğru olmasaydı tutulmayacak olması koşulunu, akla getirir; Pollock'un kesen çürütücüsü, bir dayanağın duyarlılığını sorgulayan bir neden olarak okunabilir.
İkinci nokta, Pollock'un örneğin seçimindeki ustalıktır. Renk algısı, ılımlı temelciliğin en temel durumudur; ve Pollock, yenilebilirliği tam bu temel durumda göstererek, en dolaysız gerekçenin bile çürütülebilir olduğunu vurgular. Kırmızı ışık, nesnenin renginin değil, görünüşün güvenilirliğinin bir sorunudur; ve görünüşlerin güvenilirliği, ancak koşullara dair bilgiyle değerlendirilebilir. Sellars'ın, Ders Ç3.4'te okuduğumuz kravat dükkânını hatırlayalım: elektrik ışığının renkleri değiştirdiğini öğrenen John, aynı türden bir kesen çürütücüyle karşılaşmıştı.
Üçüncü nokta, pasajın bir yapay zekâ sisteminin tanıtımında yer almasıdır. Pollock'a göre, yenilebilir akıl yürütmenin kuralları, yalnızca insanlara değil, belirsizlik altında karar veren her akıllı sisteme uygulanmalıdır. Bu, epistemolojinin, felsefi bir merakın ötesinde, bir mühendislik sorununa dönüşebileceğinin erken bir örneğidir: bir sistem, gelen yeni bilgiye, sonucu terk ederek mi, yoksa yalnızca eski dayanağı devre dışı bırakarak mı tepki vereceğini bilmelidir.
Teknik ayrıntı
Çürütücü kuramının teknik yüzünü beş başlıkta topluyoruz: tanımların biçimi, perdeleme ilişkisi, çürütücü durumunun hesaplanması, kısmi çürütme ve gerçek çürütücüler ile zihinsel çürütücüler ayrımı.
Tanımların biçimi. Pollock'un tanımlarında, P'nin Q için ilk bakışta bir neden olduğunu varsayalım. R, bu neden için yenen bir çürütücüdür, ancak ve ancak R, Q'nun değilini düşünmek için bir nedense. U, bu neden için kesen bir çürütücüdür, ancak ve ancak U, "Q doğru olmadıkça P doğru olmazdı" iddiasını reddetmek için bir nedense. Bu tanımlarda dikkat edilecek nokta, çürütücülerin kendilerinin de "neden" olarak tanımlanmasıdır: bir çürütücü, ancak kişinin onu kabul etmek için bir nedeni varsa iş görür. Bu, İtiraz 4'teki olasılık ile neden ayrımının biçimsel karşılığıdır.
Perdeleme ilişkisi. İtiraz 1'in cevabında gördüğümüz perdeleme, olasılık kuramında şöyle ifade edilir: U, P ile Q arasındaki ilişkiyi perdeliyorsa, U bilindiğinde, P'yi bilmek Q'nun olasılığını değiştirmez; yani Q'nun, U ve P birlikte bilindiğindeki olasılığı, yalnızca U bilindiğindeki olasılığına eşittir. Giriş'teki örnekte, termometrenin kaloriferin üstünde olduğu bilindiğinde, göstergenin 22 derece olduğunu bilmek, odanın sıcak olma olasılığını değiştirmez. Yenen bir çürütücü R ise, Q'nun olasılığını doğrudan düşürür: R bilindiğinde, Q'nun olasılığı, P'nin bilinip bilinmemesinden bağımsız olarak düşüktür. Bu ifade, iki çürütücü türünü, olasılık diliyle ayırt etmenin bir yoludur; ama gerçek hayatta çoğu çürütücü, iki yapının bir karışımıdır.
Çürütücü durumunun hesaplanması. Çürütücüler, birbirlerini de çürütebildiği için, bir inancın sonunda gerekçeli olup olmadığı, bütün çürütme ilişkilerinin birlikte hesaba katılmasını gerektirir. Pollock, bu hesabı, bir "çıkarım grafiği" üzerinde yaptı: düğümler önermeler, oklar çıkarımlar ve çürütme ilişkileridir; bir önermenin durumu, onu destekleyen çıkarımların çürütülüp çürütülmediğine, ve çürütücülerin kendilerinin çürütülüp çürütülmediğine bakılarak belirlenir. Bu hesaplama, Ders Ç0.7'de değindiğimiz tekdüze olmayan mantıkların bir uygulamasıdır: yeni bir bilgi, daha önce çıkarılmış bir sonucu geri alabilir. Bazı durumlarda, iki çıkarım birbirini karşılıklı olarak çürütür; Pollock'un "toplu çürütme" dediği bu durumda, iki sonuç da askıya alınır.
Kısmi çürütme. Çürütücüler her zaman bir gerekçeyi bütünüyle ortadan kaldırmaz; çoğu zaman onu yalnızca zayıflatır. Ozan, termometrenin kaloriferin üstünde değil, kalorifere bir metre uzaklıkta durduğunu söyleseydi, bu bilgi, göstergenin odanın sıcaklığına dair değerini tamamen değil, kısmen azaltırdı: gösterge biraz yüksek okunuyor olabilir, ama hâlâ bir işarettir. Pollock, sonraki çalışmalarında, nedenlerin ve çürütücülerin farklı güçlere sahip olduğunu, ve bir inancın gerekçe derecesinin, onu destekleyen nedenlerin gücü ile çürütücülerin gücü arasındaki bir hesaptan çıktığını kabul etti. Bu, ayrımı karmaşıklaştırır: kısmi bir kesen çürütücü, askıya almayı değil, güveni bir ölçüde azaltmayı gerektirir; ve kısmi bir yenen çürütücü ile kısmi bir kesen çürütücü, gündelik hayatta birbirinden ayırt edilmesi en zor durumlardır.
Gerçek çürütücüler ve zihinsel çürütücüler. Ders Ç1.12'de, yenilmezlik kuramında, yenicileri gerçek önermeler olarak tanımlamıştık: kişinin bilmediği, ama bilse gerekçesinin çökeceği doğru önermeler. Bu derste ise çürütücüleri, kişinin sahip olduğu nedenler olarak ele aldık. İki kavram farklı işler görür. Gerçek çürütücüler, bilgi için önemlidir: kişinin bilmediği bir gerçek, onun bilgisini engelleyebilir, gerekçesini engellemese bile. Zihinsel çürütücüler ise, gerekçe için önemlidir: kişinin sahip olduğu bir neden, onun gerekçesini ortadan kaldırır. İtiraz 3'teki normatif çürütücüler, ikisinin arasında bir yer tutar: kişinin sahip olmadığı, ama sahip olması gereken nedenler. Bu üçlü ayrım, çürütücü kavramının hangi kurama hizmet ettiğini, bilgiye mi gerekçeye mi, her seferinde açıkça belirtmeyi gerektirir.
Güncel tartışma
Çürütücü tartışmasının bugünkü en canlı alanı, üst düzey kanıttır. Christensen'in 2010 makalesinden sonra, tartışma iki kampa ayrıldı. Bir kampa göre, üst düzey kanıt, birinci düzey kanıtın desteklediği sonuca olan güveni azaltmalıdır; buna, kişinin güvenini kendi güvenilirliğine dair kanıta göre ayarlaması gerektiğini söylediği için, "kalibrasyonculuk" denir. Öbür kampa göre, düzeyler birbirinden ayrılabilir: kişi, kanıtının bir sonucu desteklediğine inanabilir ve aynı zamanda, kendi değerlendirmesinin güvenilir olup olmadığından kuşkulanabilir. Bu "düzey ayırma" görüşü, tuhaf bir sonuca yol açar: kişi, "p doğrudur, ama p'ye inanmam akılsal değil" türünden bir durumda kalabilir. Filozof Sophie Horowitz, 2014'te Noûs'ta yayımlanan "Epistemic Akrasia" (Epistemik Akrazi) makalesinde, böyle bir durumun akılsal olamayacağını savundu; ahlaktaki akraziye, yani kişinin en iyi bildiğinin tersini yapmasına, benzetti.
İkinci canlı alan, yapay zekâdaki argümantasyon kuramıdır. Pollock'un çürütme ilişkileri, bilgisayar bilimcisi Phan Minh Dung'un 1995'te Artificial Intelligence dergisinde yayımlanan soyut argümantasyon çerçevesiyle birlikte, birbirine saldıran argümanlardan hangilerinin kabul edilebilir olduğunu hesaplayan sistemlerin temeli oldu. Bu sistemlerde, Pollock'un ayrımı korunur: bir argüman, ya sonucuna karşı bir argümanla, ya da kullandığı bir çıkarım kuralının bu durumda uygulanamayacağını gösteren bir argümanla saldırıya uğrayabilir. Bu çalışmalar, hukuki akıl yürütmenin modellenmesinde de kullanıldı. Ayrımın bu kadar farklı alanlarda karşılık bulması, onun yalnızca felsefi bir ayrıntı değil, belirsizlik altında akıl yürütmenin genel bir özelliği olduğunu düşündürür.
Hukuk, bu ayrımın en eski uygulama alanlarından biridir, ve ayrım, hukukta felsefi adı konmadan çok önce kullanılıyordu. Bir ceza davasında, savunmanın bir tanığın ifadesine karşı yapabileceği iki şey vardır. Birincisi, tanığın anlattığının tersini gösteren kanıt getirmek; örneğin sanığın, olay sırasında başka bir yerde olduğunu gösteren bir kayıt. Bu, yenen bir çürütücüdür. İkincisi, tanığın güvenilirliğini sorgulamak; örneğin tanığın, olayı gördüğünü söylediği yerden, karanlık yüzünden yüzleri seçemeyeceğini göstermek. Bu, kesen bir çürütücüdür: sanığın masum olduğunu göstermez, ama tanığın ifadesinin bir kanıt olarak değerini ortadan kaldırır. Bu ayrımın pratik önemi büyüktür: kesen bir çürütücüyle karşılaşan bir mahkemenin uygun tepkisi, sanığı masum saymak değil, tanığın ifadesini değerlendirmeden çıkarıp kalan kanıtlara bakmaktır; ve kalan kanıtlar yetersizse, şüpheden sanık yararlanır. Ders Ç2.14'te tanıklığın güvenilirliği tartışmasında gördüğümüz gibi, tanığın güvenilirliğine dair kanıt, tanıklığın içeriğine dair kanıttan ayrı bir kanıt türüdür.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir yayınevinde editör olan Tülay Hanım, yayımlanmak üzere olan bir biyografide, biyografisi yazılan kişinin 1950'lerde bir yıl Viyana'da yaşadığına dair bir bölüm okuyor. Yazar, bu bilgiyi, kişinin kendi el yazısıyla yazılmış ve bir koleksiyoncudan satın alınmış bir mektuba dayandırıyor; mektupta, Viyana'daki bir adresten söz ediliyor. Tülay Hanım, yayından önce iki yeni bilgi alıyor ve Çürütücü Türü Ayırıcı'yı uyguluyor. (Kişiler ve olay kurgudur.)
Adım 1, inanç ve dayanak. İnanç: kişi o yıl Viyana'da yaşadı. Dayanak: kişinin el yazısıyla yazılmış, Viyana'daki bir adresten söz eden mektup.
Adım 2, karşı kanıtlar. Birinci bilgi: bir arşivci, kişinin o yılın büyük bölümünde İstanbul'da bir kurumda çalıştığını gösteren bordro kayıtları bulmuş. İkinci bilgi: bir el yazısı uzmanı, mektubun yazısının, kişinin başka mektuplarındaki yazıyla birkaç önemli noktada uyuşmadığını söylüyor.
Adım 3, yenen mi? Bordro kayıtları, kişinin o yıl İstanbul'da olduğunu, yani Viyana'da yaşamadığını destekler. Yenen bir çürütücüdür. El yazısı uzmanının görüşü ise, kişinin nerede yaşadığı hakkında hiçbir şey söylemez.
Adım 4, kesen mi? El yazısı uzmanının görüşü, mektubun kişiye ait olmayabileceğini söyler; mektup sahteyse, Viyana'daki adres, kişinin nerede yaşadığına dair bir işaret değildir. Kesen bir çürütücüdür.
Adım 5, çürütücülerin çürütücüleri. Bordro kayıtları için: kişi, kurumda kâğıt üzerinde çalışırken izinli olarak yurt dışında bulunmuş olabilir mi? Tülay Hanım, arşivciye izin kayıtlarını soruyor; kayıtlar bulunamıyor. Bu, yenen çürütücüyü çürütmez, ama gücünü biraz azaltır. El yazısı görüşü için: ikinci bir uzmana danışılabilir; ayrıca mektubun kâğıdı ve mürekkebi, yazıldığı söylenen tarihe uyuyor mu?
Adım 6, tepki. İki çürütücü birlikte, durumu netleştiriyor. Kesen çürütücü ayakta kaldığı sürece, mektup bir kanıt olarak tartıya giremez; ve mektup tartıdan çıktığında, Viyana iddiasının arkasında başka bir dayanak kalmıyor. Bordro kayıtları ise, tartıda tek başına duruyor. Tülay Hanım, yazara bölümü kaldırmasını ya da iddiayı "bir mektupta öne sürülen ama doğrulanamayan" bir bilgi olarak sunmasını öneriyor.
Değerlendirme. Tülay Hanım'ın vardığı sonuç, kişinin Viyana'da yaşamadığı değil; iddianın kanıtlanamadığı. Bu fark, iki çürütücü türünün farkından gelir. Yenen çürütücü, tek başına, mektuba karşı bir tartı yaratırdı, ve mektup sağlam olsaydı, iki kanıt arasında bir karar vermek gerekirdi. Kesen çürütücü ise, mektubun tartıdaki yerini sorguladı. Bir editörün sorumluluğu, okura, kanıtın bıraktığından fazlasını söylememektir; ve Çürütücü Türü Ayırıcı, kanıtın neyi bıraktığını görmeye yardım etti.
Pratik: Alıştırmalar
- Şu karşı kanıtların her birinin yenen mi, kesen mi, yoksa ikisinin karışımı mı olduğunu belirle ve gerekçesini yaz. (a) Bir hava durumu uygulaması yarın yağmur yağmayacağını söylüyor; bir arkadaşın, uygulamanın bu hafta sürekli yanıldığını söylüyor. (b) Bir restoranın çok iyi olduğuna, yüksek puanlarına bakarak inanıyorsun; restoranın sahibinin sahte yorumlar satın aldığına dair bir haber okuyorsun. (c) Bir kitabın 1920'de yayımlandığına inanıyorsun; kütüphane kaydı 1924 diyor.
- Kesen bir çürütücüyle karşılaşan birinin, inancının tersine inanması neden bir akılsal hatadır? Bu derste kullanılmayan bir örnekle göster.
- Üst düzey kanıtın, sıradan bir kesen çürütücüden hangi bakımdan farklı olduğunu açıkla. Kavramlar'daki yorgun hekim, değerlendirmesi gerçekten doğruysa, yine de geri adım atmalı mıdır? İki kampın cevabını yaz.
Cevapları göster
- (a) Kesen çürütücü: arkadaşın sözü, yarın yağmur yağacağına dair bir neden vermiyor; uygulamanın tahmininin, yağmurun olmayacağına dair güvenilir bir işaret olmadığını söylüyor. Uygun tepki, yağmur yağacağına inanmak değil, başka bir kaynağa bakmak. (b) Kesen çürütücü: sahte yorum haberi, restoranın kötü olduğunu göstermez; puanların, restoranın kalitesine dair bir işaret olarak değerini ortadan kaldırır. Restoran gerçekten iyi de olabilir. Ama haber, sahibinin dürüstlüğüne dair bir bilgi de içerdiği için, bazı insanlar onu, restoranın başka konularda da güvenilmez olabileceğine dair zayıf bir yenen çürütücü olarak da okuyabilir; bu bir karışımdır. (c) Yenen çürütücü: kütüphane kaydı, kitabın 1920'de değil 1924'te yayımlandığını, yani inancın tersini destekler. Uygun tepki, iki kaynağın güvenilirliğini tartmak; örneğin kitabın künye sayfasına bakmak.
- Kesen bir çürütücü, inancın tersine dair bir neden vermez; yalnızca inancın dayanağını devre dışı bırakır. Tersine inanmak, kanıtın desteklemediği bir sonuca varmak demektir. Bir örnek: bir öğrenci, bir sınavdan iyi not aldığına, öğretmenin yüzündeki gülümsemeye bakarak inanıyor; sonra öğretmenin o gün herkese gülümsediğini öğreniyor. Bu, gülümsemenin notu gösteren bir işaret olmadığını gösterir; ama notun kötü olduğunu göstermez. Öğrencinin, notunun kötü olduğuna inanması bir hatadır; doğru tepki, notu bilmediğini kabul etmek ve açıklanmasını beklemektir. Gündelik hayatta bu hata, "güvenilmez kaynak, öyleyse söylediği yanlış" türünden çıkarımlarda sık görülür.
- Sıradan bir kesen çürütücü, dayanak ile sonuç arasındaki nesnel bağı koparır: kırmızı ışık altında, görünüş, rengin güvenilir bir işareti değildir. Üst düzey kanıt ise, bu nesnel bağı değiştirmez; kişinin o bağı doğru kavrayıp kavramadığına dair bir kuşku doğurur. Tahlil sonucu, hekim yorgun olsa da tanıyı aynı ölçüde destekler; değişen, hekimin bu desteği doğru gördüğüne güvenme nedenidir. Kalibrasyoncu kampa göre, hekim, değerlendirmesi doğru olsa bile, kendi güvenilirliğine dair kanıta göre güvenini azaltmalıdır, örneğin ikinci bir görüş almalıdır. Düzey ayıran kampa göre ise, hekimin kanıtı tanıyı desteklediği için, hekimin tanıya inanması akılsaldır; yorgunluk kanıtı, yalnızca hekimin kendi değerlendirmesine dair ikinci düzey bir inancı etkiler. Bu görüşün bedeli, hekimin "tanı doğru, ama ona inanmam akılsal değil" gibi tuhaf bir durumda kalabilmesidir.
Pratik: Argüman görevi
Karşılaştırma. Durum: biri, bir besin takviyesinin uykuyu iyileştirdiğine, bir sağlık sitesinde okuduğu bir makaleye dayanarak inanıyor; sonra sitenin, takviyeyi satan şirkete ait olduğunu öğreniyor. Zayıf çalışma: "Site şirkete aitmiş, öyleyse takviye işe yaramıyor." Güçlü çalışma: "İnanç: takviye uykuyu iyileştirir. Dayanak: sitedeki makale. Karşı kanıt: sitenin şirkete ait olması. Yenen mi? Hayır; takviyenin işe yaramadığına dair bir neden vermiyor. Kesen mi? Evet; makalenin, takviyenin etkisine dair güvenilir bir işaret olmadığını gösteriyor, çünkü yazarın bir çıkarı var. Çürütücünün çürütücüsü: makale, bağımsız bir araştırmaya atıf yapıyorsa, o araştırmaya doğrudan bakabilirim; bağımsız araştırma takviyeyi destekliyorsa, kesen çürütücü yalnızca makaleyi devre dışı bırakır, araştırmayı değil. Tepki: takviyenin işe yaramadığına inanmak değil, bilmediğimi kabul edip bağımsız bir kaynağa bakmak."
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| Tür belirleme | Karşı kanıtın yenen mi, kesen mi, karışık mı olduğu gerekçesiyle belirlenmiş |
| Çürütücünün çürütücüsü | Karşı kanıtın kendisinin sorgulanıp sorgulanmadığı somut olarak gösterilmiş |
| Tepki uygunluğu | Verilen tepkinin, çürütücünün türüne uygun olup olmadığı değerlendirilmiş; kesen çürütücüye tersine inanarak tepki verme hatası adlandırılmış |
| Gerekçeli sonuç | Argüman, kanıtın bıraktığından fazlasını söylemeyen bir sonuca varıyor ve bir sonraki adımı öneriyor |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Tekrar
- (Ders Ç3.9) Ders Ç3.9'daki Dayanak Testi'nin çıkarma ve değiştirme soruları neydi? Bu sorular, kesen çürütücü kavramıyla nasıl ilişkili?
- (Ders Ç1.12) Ders Ç1.12'deki yenilmezlik kuramında "yenici" nasıl tanımlanmıştı? Bu dersteki çürütücü kavramından hangi bakımdan farklı?
- (Ders Ç3.3) Ders Ç3.3'teki ılımlı temelciliğin "ilk bakışta gerekçe" kavramı neydi? Bu kavram neden bir çürütücü kuramını gerektiriyor?
Cevapları göster
- Ders Ç3.9'da çıkarma sorusu, kişinin nedenlerinden her birini tek tek ortadan kaldırıp inancın yine sürüp sürmeyeceğini; değiştirme sorusu ise, bir neden öbür yönü gösterseydi inancın da yön değiştirip değiştirmeyeceğini soruyordu. Bu sorular, inancın gerçekte hangi dayanağa yaslandığını bulmaya yarıyordu. Kesen çürütücü kavramıyla ilişkileri şudur: kesen bir çürütücü, bir dayanağı devre dışı bırakır; Dayanak Testi ise, hangi dayanağın gerçekten iş gördüğünü gösterir. İkisi birlikte kullanıldığında, bir kesen çürütücünün inancı gerçekten etkileyip etkilemediği görülebilir: çürütücü, inancın fiilî dayanağını hedef alıyorsa etkilidir; inancın zaten dayanmadığı bir nedeni hedef alıyorsa, inancın gerekçesini değiştirmez.
- Ders Ç1.12'de yenici, bir kişinin bir önermeye inanma gerekçesini, kişinin kanıtına eklendiğinde ortadan kaldıracak olan doğru bir önerme olarak tanımlanmıştı; kişinin bu önermeyi bilmesi gerekmiyordu. Bu dersteki çürütücü ise, kişinin sahip olduğu bir nedendir: kişinin kanıtının bir parçasıdır. Fark, iki kavramın hizmet ettiği kurama bağlıdır. Ç1.12'deki yenici, bilgi kuramına hizmet eder: kişinin bilmediği bir gerçek, onun bilgisini engelleyebilir. Bu dersteki çürütücü ise, gerekçe kuramına hizmet eder: kişinin sahip olduğu bir neden, onun gerekçesini ortadan kaldırır.
- Ders Ç3.3'te ilk bakışta gerekçe, bir inancın, başka bilgiler onu ortadan kaldırmadıkça sahip olduğu yanılabilir ve yenilebilir gerekçeydi; örneğin bir şeyin kırmızı görünmesi, onun kırmızı olduğuna inanmak için böyle bir gerekçe sağlıyordu. Bu kavram, bir çürütücü kuramını gerektirir, çünkü "başka bilgiler onu ortadan kaldırmadıkça" ifadesi, hangi bilgilerin bir gerekçeyi ortadan kaldırabileceğini, ve bunu hangi yollardan yaptığını açıklamayı gerektirir. Pollock'un yenen ve kesen çürütücü ayrımı, bu açıklamanın en temel parçasıdır.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Çürütücü nedir? | Bir inancın gerekçesini, kişinin kanıtına eklendiğinde zayıflatan ya da ortadan kaldıran kanıt; Ç1.12'de "yenici" adıyla. |
| Yenen çürütücü nedir? | İnancın sonucunun tersini destekleyen çürütücü; iki neden arasında bir tartı yaratır (Pollock). |
| Kesen çürütücü nedir? | Dayanak ile sonuç arasındaki bağı koparan, ama tersini desteklemeyen çürütücü; askıya almayı gerektirir (Pollock). |
| Pollock'un kırmızı ışık örneği neyi gösterir? | Kırmızı ışık, nesnenin kırmızı olmadığını göstermez, ama kırmızı görünüşü rengin güvenilir işareti olmaktan çıkarır; kesen çürütücü. |
| Çürütücünün çürütücüsü nedir? | Bir çürütücüyü çürüten, ve böylece ilk inancın gerekçesini eski haline getiren kanıt. |
| Olasılık dilinde kesen çürütücü nedir? | Dayanağı sonuç bakımından ilgisiz kılan perdeleme ilişkisi: U bilindiğinde P'yi bilmek Q'nun olasılığını değiştirmez. |
| Üst düzey kanıt nedir? | Kişinin kanıtı değerlendirme yeteneğine dair kanıt; yorgunluk, ilaç etkisi, eşit yetkinlikte birinin farklı sonucu (Christensen, 2010). |
| Piltdown neyi gösterir? | Yenen çürütücüler onlarca yıl birikse de yetmedi; sahteliği gösteren kesen çürütücü (1953) tartının bir kefesini boşalttı. |
Okuma listesi
- John L. Pollock, Contemporary Theories of Knowledge (Rowman & Littlefield, 1986). Yenilebilir nedenler ve iki tür çürütücü.
- John L. Pollock, "Defeasible Reasoning in OSCAR" (2000), arXiv: cs/0003012. Ayrımın kısa ve yalın bir sunumu.
- David Christensen, "Higher-Order Evidence", Philosophy and Phenomenological Research 81 (2010). Üst düzey kanıtın çürütücü gücü.
- Maria Lasonen-Aarnio, "Higher-Order Evidence and the Limits of Defeat", Philosophy and Phenomenological Research 88 (2014). Çürütmenin sınırları.
- Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Defeasible Reasoning" maddesi.
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca çürütücüleri "kanıt" olarak adlandırdık, ama kanıtın ne olduğunu sormadık. Ders Ç1.12'deki yeniciler doğru önermelerdi; bu dersteki çürütücüler ise kişinin sahip olduğu nedenlerdi; normatif çürütücüler, kişinin sahip olması gereken ama sahip olmadığı nedenlerdi. Hande'nin kanıtı, termometrenin göstergesi miydi, göstergeyi görme deneyimi mi, yoksa "termometre 22 dereceyi gösteriyor" önermesi mi? Bu sorunun cevabı, bir çürütücünün neyi hedef aldığını da belirler. Ders Ç3.11, kanıtın ne olduğu sorusunu doğrudan soruyor: kanıt önermeler mi, zihinsel durumlar mı, yoksa olgular mıdır? Ders, bir kişinin elindeki kanıtı bu üç türe göre sıralamak için Kanıt Envanteri adlı bir araç sunuyor.
Günlük sorusu: Son zamanlarda bir kaynağın güvenilmez olduğunu öğrendiğinde, o kaynağın söylediğinin yanlış olduğuna mı karar verdin, yoksa yalnızca artık bilmediğini mi kabul ettin?