Giriş
Dört yaşındaki Defne, sabah kahvaltısında babasına soruyor: "Neden erken kalkıyoruz?" Babası, "Çünkü saat sekizde evden çıkmamız gerekiyor" diyor. "Neden?" "Çünkü kreş dokuzda başlıyor." "Neden dokuzda başlıyor?" "Çünkü öğretmenler o saatte geliyor." "Neden o saatte geliyorlar?" Babası bir an duraksıyor. Birkaç cevap seçeneği var. Sorulara cevap vermeye devam edebilir, ama her cevap yeni bir "neden?" doğuracak. Bir ara, daha önce söylediği bir şeye geri dönebilir: "Çünkü kreş dokuzda başlıyor." Ya da sonunda, birçok anne babanın vardığı yere varabilir: "Çünkü öyle."
Bu küçük sahnenin yapısı, felsefe tarihinin en eski ve en dayanıklı sorunlarından birinin yapısıdır. Bir inanca bir gerekçe gösterdiğimizde, o gerekçe de bir inançtır, ve onun da bir gerekçesi istenebilir. Bu zincirin üç olası sonu vardır, ve üçü de ilk bakışta tatmin edici değildir. Zincir sonsuza gidebilir, ama sonlu bir zihin sonsuz sayıda gerekçeye sahip olamaz gibi görünür. Zincir kendine dönebilir, ama bir şeyi kendisiyle gerekçelendirmek döngüsel görünür. Zincir bir yerde durabilir, ama durduğu yerdeki inanç gerekçesizse, ondan sonraki her şey gerekçesiz bir temele dayanır. Bu seçime, Antik Çağ'daki şüpheci Agrippa'nın adıyla "Agrippa üçlemi" denir.
Modül Ç2'nin konusu, algıdan tümevarıma kadar, bilgimizin nereden geldiğiydi. Son iki dersinde, tümevarımın gerekçesini ararken bu üç yapıyla karşılaştık: Hume'un çemberi, güvenilircinin kural döngüselliği, ve Bayesçinin kendisi gerekçelendirilmeyen öncül olasılıkları. Modül Ç3, bu üç yapının tümevarıma özgü olmadığını, her gerekçe zincirinin karşılaştığı bir seçim olduğunu inceliyor. Bu ders, sorunu kuruyor ve modülün geri kalanının haritasını çiziyor: üç seçeneğin her biri, sonraki derslerde bir gerekçe kuramının, sırasıyla sonsuzculuğun, tutarlılıkçılığın ve temelciliğin, başlangıç noktasıdır. Dersin aracı Gerekçe Zinciri Çizimi, bu seçimin tek tek inançlarımızda nerede ortaya çıktığını görünür kılıyor.
Bu dersin kazanımları:
- Çıkarımsal gerekçeyi, gerekçe aktarımı ilkesini, gerileme sorununu, Agrippa'nın beş kipini ve üçlemini, ve üçlemin üç seçeneğine karşılık gelen gerekçe kuramlarını açıklarsın. (anla)
- Bir inanca Gerekçe Zinciri Çizimi'ni uygulayarak onun gerekçe zincirini çizer, zincirin her ucunun durdu mu, döngüye mi girdi, yoksa bir temel kaynağa mı ulaştı olduğunu belirlersin. (uygula)
- Gerileme argümanının temelcilik lehine vardığı sonucu, ve bu argümanın her öncülünün hangi kuram tarafından reddedildiğini gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Kavramlar bölümü önce gerekçenin aktarımını, sonra sorunun kendisini, ardından sorunun antik kaynağını ve en son, sorunun üç seçeneğine karşılık gelen kuramları tanımlıyor.
Gündelik inançlarımızın çoğu bu türdendir. Defne'nin babasının erken kalkmak gerektiğine dair inancı, saat sekizde evden çıkmak gerektiği inancına dayanır; o da kreşin dokuzda başladığı inancına. Ders Ç1.9'da gerekçeyi, bir inancı doğruluk amacı açısından iyi, uygun ya da makul kılan özellik olarak tanımlamış, iyi neden anlayışını da bu özelliğin yorumlarından biri olarak görmüştük. Çıkarımsal gerekçede, bu iyi nedenler başka inançlardır. Ama her gerekçe çıkarımsal olmak zorunda mıdır? Modül Ç2'de, algı, bellek ve içebakış gibi kaynakların, bir inanca, başka bir inançtan çıkarım yapmadan gerekçe sağlayıp sağlamadığını tartışmıştık. Bu soru, gerileme sorununun merkezindedir.
Bu ilke, sezgisel olarak çok güçlüdür. Gerekçesiz bir inançtan, ne kadar geçerli bir çıkarım yaparsak yapalım, gerekçeli bir inanca varamayız. Bir tahminden çıkarılan sonuç, tahminden daha sağlam olamaz. Ders Ç0.4'te gördüğümüz geçerlilik ile sağlamlık arasındaki fark, bu ilkenin mantıktaki karşılığıdır: geçerli bir argüman, öncülleri doğruysa sonucu doğru kılar, ama öncüller yanlışsa hiçbir şey garanti etmez. Gerekçe aktarımı ilkesi, aynı şeyi gerekçe için söyler: çıkarım, gerekçeyi aktarır, yaratmaz. Ama bu ilke, bir sorunu da beraberinde getirir. Her çıkarımsal gerekçe, gerekçeli bir öncül gerektiriyorsa, o öncül de bir gerekçe gerektirir.
Sorun, Aristoteles'in İkinci Analitikler'inde açıkça ortaya konur. Aristoteles, kendi döneminde iki görüşün bulunduğunu yazar. Bazıları, ilk öncülleri bilmek gerektiği için, ve ilk öncüller kanıtlanamayacağı için, hiçbir bilimsel bilginin olmadığını savunur. Başkaları ise, her şeyin kanıtlanabileceğini, çünkü kanıtlamanın döngüsel olabileceğini savunur. Aristoteles iki görüşü de reddeder, ve üçüncü bir yol önerir: her bilgi kanıtlamaya dayanmaz; bazı ilk ilkeler, kanıtlama olmadan bilinir. Birincil metinde Aristoteles'in kendi sözlerini göreceğiz. Aristoteles'in bu cevabı, bugün temelcilik adıyla bilinen görüşün en eski biçimlerinden biridir.
Agrippa hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz; yaşadığı dönem bile kesin değildir, genellikle MS 1. ya da 2. yüzyıla yerleştirilir. Beş kipi, Ders Ç0.5'te ve Ç1.1'de andığımız Sextus Empiricus'un Pyrrhonculuğun Ana Hatları'ndan ve Diogenes Laertios'un Ünlü Filozofların Hayatları'ndan biliyoruz. Ders Ç1.1'de, karşılıklılık kipini, yani bir ölçütün kendi kendini gerekçelendirmesindeki döngüyü, ölçüt sorunu bağlamında görmüştük. Bu derste, beş kipin üçünün birlikte nasıl bir tuzak kurduğuna bakıyoruz. Bir iddia ileri sürüldüğünde, şüpheci bir gerekçe ister. Gerekçe verildiğinde, onun da gerekçesini ister; bu sonsuz gerilemedir. Bir yerde durulursa, durulan yerin gerekçesiz bir varsayım olduğunu söyler. Daha önce söylenmiş bir şeye geri dönülürse, bunun karşılıklılık, yani döngü olduğunu söyler. Şüpheciye göre, üç yolun hiçbiri bir gerekçe sağlamaz; öyleyse yargıyı askıya almak gerekir.
Bu üç kuram, Agrippa üçleminin üç seçeneğinden birini kabul eder ve onun ilk bakıştaki kusurunun aslında bir kusur olmadığını savunur. Temelci, "durma" seçeneğini kabul eder, ama durulan yerdeki inançların gerekçesiz değil, çıkarımsal olmayan bir biçimde gerekçeli olduğunu söyler. Tutarlılıkçı, "döngü" seçeneğine yakın durur, ama gerekçenin döngüsel bir zincir değil, bir ağ olduğunu söyler. Sonsuzcu ise, "sonsuz gerileme" seçeneğini kabul eder ve sonlu bir zihnin sonsuz bir gerekçe zincirine, en azından potansiyel olarak, sahip olabileceğini savunur. Dördüncü bir cevap, şüphecinin cevabıdır: üç seçeneğin hiçbiri işlemez, ve gerekçe yoktur. Modül Ç3'ün derslerinin çoğu, bu kuramları sırayla inceleyecek: Ders Ç3.2 ve Ç3.3 temelciliği, Ders Ç3.5 ve Ç3.6 tutarlılıkçılığı, Ders Ç3.8 ise sonsuzculuğu.
Argüman
Bu bölüm, gerileme sorununu, temelcilerin onu kurduğu biçimiyle, bir argüman olarak yeniden kuruyor. Argümanın sonucu temelciliktir; ama her öncülü, başka bir kuram tarafından reddedilir, ve bu ret, modülün geri kalanının haritasıdır.
- Bazı inançlar, çıkarımsal olarak gerekçelidir.
- Gerekçe aktarımı ilkesine göre, bir inanç ancak dayandığı inançlar da gerekçeliyse çıkarımsal olarak gerekçeli olabilir.
- Öyleyse, çıkarımsal olarak gerekçeli her inancın arkasında bir gerekçe zinciri vardır, ve bu zincir şu dört biçimden birini alır: (a) sonsuza gider; (b) bir döngüye girer; (c) gerekçesiz bir inançta durur; (d) çıkarımsal olmadan gerekçeli bir inançta durur.
- (a) olamaz, çünkü sonlu bir zihin sonsuz sayıda inanca sahip olamaz; (b) gerekçe sağlayamaz, çünkü bir inancın kendisini, aradaki adımlar ne kadar çok olursa olsun, gerekçelendirmesi anlamına gelir; (c) gerekçe sağlayamaz, çünkü gerekçe aktarımı ilkesine göre, gerekçesiz bir inanç gerekçe aktaramaz.
- Öyleyse, gerekçeli inançlar varsa, (d) doğrudur: çıkarımsal olmadan gerekçeli olan, yani temel inançlar vardır.
Sonuç: Gerekçeli inançlar varsa, bazı inançlar, başka inançlara dayanmadan gerekçelidir; ve çıkarımsal olarak gerekçeli bütün inançlar, sonunda bu temel inançlara dayanır. Bu, temelciliğin en bilinen argümanıdır. Argümanın sonucu koşulludur: gerekçeli inançlar varsa. Şüpheci, bu koşulu reddedebilir, ve argümanın öbür öncüllerini kabul ederek, gerekçeli inanç olmadığı sonucuna varabilir. Argüman, temelciliği şüpheciliğe karşı değil, şüphecilik dışındaki seçeneklere karşı savunur.
Birinci öncül, neredeyse tartışmasızdır: bazı inançlarımız, başka inançlarımızdan çıkarılır. İkinci öncül, gerekçe aktarımı ilkesidir, ve Kavramlar bölümünde gördüğümüz gibi güçlü bir sezgiye dayanır. Ama Ders Ç3.9'da göreceğimiz bir ayrım, bu ilkeyi incelikle yeniden düşünmeyi gerektirir: bir önermenin gerekçeli olması ile bir kişinin o önermeye gerekçeli olarak inanması arasındaki ayrım.
Üçüncü öncül, seçeneklerin tam bir listesini verdiğini iddia eder. Bu iddia makuldür: bir zincir ya biter ya bitmez; biterse ya bir öncekine döner ya da yeni bir yerde biter; yeni bir yerde biterse, o yer ya gerekçelidir ya da değildir. Ama tutarlılıkçılar, bu listenin, gerekçeyi doğrusal bir zincir olarak düşünmeyi varsaydığını söyler. Gerekçe bir ağsa, "zincir" imgesi baştan yanıltıcıdır.
En tartışmalı öncül: Üç seçeneği birden eleyen dördüncü öncül. Bu öncül aslında üç ayrı iddia içerir, ve her biri ayrı bir kuramın hedefidir. Sonsuzcular, (a)'nın elenmesine itiraz eder: sonlu bir zihin, sonsuz sayıda inanca bilinçli olarak sahip olamaz, ama sonsuz sayıda inanca sahip olma eğilimi taşıyabilir. Tutarlılıkçılar, (b)'nin elenmesine itiraz eder: bir inanç, doğrusal bir döngüyle değil, bir sistemin parçası olarak, sistemin bütününün tutarlılığından gerekçe alabilir. Bazı çağdaş felsefeciler ise, (c)'nin elenmesine itiraz eder: zincirin, gerekçesiz ama sorgulanmaya da ihtiyaç duymayan bazı inançlarda durması, Güncel tartışmada göreceğimiz gibi, bir kusur değil, gerekçe vermenin doğası olabilir. Temelci, bu üç itirazın her birine ayrı ayrı cevap vermek zorundadır; ve Modül Ç3'ün dersleri, bu cevapların ne kadar başarılı olduğunu inceliyor.
İtirazlar ve cevaplar
İtiraz 1: Sonsuz zincir bir kusur değildir
Dördüncü öncül, sonsuz bir gerekçe zincirini, sonlu bir zihnin sonsuz sayıda inanca sahip olamayacağı gerekçesiyle eliyor. Ama bir kişinin bir inanca "sahip olması", o inancı bilinçli olarak düşünmesi demek değildir. Ders Ç1.4'te gördüğümüz gibi, inançların çoğu eğilimseldir: bir şeye inanmak, sorulduğunda ona onay vermeye eğilimli olmaktır. Bir kişi, "iki, bir sayıdır", "üç, bir sayıdır", "dört, bir sayıdır" önermelerinin her birine, sorulduğunda onay verir; öyleyse, bir anlamda, sonsuz sayıda inanca sahiptir. Gerekçe zinciri de, kişinin her adımda bir sonraki gerekçeyi bulabilme eğilimi olarak, potansiyel olarak sonsuz olabilir.
Cevap: Bu itiraz, sonsuzculuğun en önemli çağdaş savunucusu olan Amerikalı filozof Peter Klein'ın, 1999 tarihli "Human Knowledge and the Infinite Regress of Reasons" makalesinde geliştirdiği bir argümanın özüdür. Ders Ç1.12'de Klein'ı yenilmezlik koşuluyla görmüştük. Klein'a göre, gerekçe, kişinin her sorgu karşısında yeni ve uygun bir neden bulabilmesine dayanır; ve bu süreç, ilkece, hiçbir zaman sona ermek zorunda değildir. İtirazın gücü, temelcinin "sonlu zihin" argümanının, inançları bilinçli düşünceler olarak düşündüğünü göstermesidir. Ama itiraz, yeni bir soruyu açar: her adımda bir sonraki gerekçeyi bulabilme eğilimi, gerçek bir gerekçe midir, yoksa yalnızca gerekçe bulabileceğimizin bir vaadi mi? Sonsuz bir zincirin hiçbir halkası, kendi başına, gerekçeyi başlatmıyorsa, gerekçe nereden gelir? Bu soru, Ders Ç3.8'in konusudur. Bu derste önemli olan, dördüncü öncülün (a) kısmının, ilk göründüğü kadar kolay olmadığıdır.
İtiraz 2: Gerekçe bir zincir değil, bir ağdır
Argüman, gerekçeyi doğrusal bir zincir olarak düşünüyor: her inanç bir öncekine, o da bir öncekine dayanır. Ama gerçek inanç sistemlerimiz böyle değildir. Bir inanç, birçok başka inançla aynı anda bağlantılıdır, ve onlar da onunla. Gerekçe, bir zincirin halkalarından halkaya aktarılan bir şey değil, bir ağın bütününün tutarlılığından doğan bir özelliktir. Öyleyse "döngü" suçlaması, bir yanlış anlamadır: bir ağdaki karşılıklı destek, bir argümanın kendi sonucunu öncül olarak kullanması gibi değildir.
Cevap: Bu itiraz, tutarlılıkçılığın çekirdeğidir, ve Ders Ç3.5'te ayrıntılı işlenecek. Ders Ç1.8'de, Neurath'ın gemi benzetmesini, hakikatin tutarlılık kuramı bağlamında görmüştük: gemiyi açık denizde onarmak zorundayız, hiçbir zaman onu kuru bir limana çekip temelden yeniden yapamayız. Tutarlılıkçı gerekçe kuramı, bu benzetmeyi gerekçeye uygular: hiçbir inanç, sistemin dışında bir temele dayanmaz; ama her inanç, sistemin geri kalanıyla uyumu ölçüsünde gerekçelidir. Amerikalı filozof Laurence BonJour, 1985 tarihli The Structure of Empirical Knowledge kitabında, bu görüşün en ayrıntılı savunularından birini yaptı; ilginç biçimde, BonJour sonradan temelciliğe döndü. Tutarlılıkçılığın ana sorunu, Ders Ç3.6'da göreceğimiz yalıtım sorunudur: tutarlı bir inanç sistemi, dünyayla hiçbir bağı olmadan da tutarlı olabilir; bir masal da kendi içinde tutarlıdır. Bu sorun, temelcinin "döngü" itirazının bir başka biçimidir: tutarlılık, dünyaya nasıl bağlanır?
İtiraz 3: Gerekçe istemek her zaman yerinde değildir
Gerileme sorunu, her inancın, her zaman, bir gerekçe isteyebileceğini varsayar. Ama gündelik hayatta ve bilimde, gerekçe istemek, belirli bir şüphe nedeni olduğunda yerindedir. Bir kişiye, "Ellerinin olduğunu nereden biliyorsun?" diye sormak, olağan koşullarda anlamsızdır. Gerekçe zinciri, şüphe için bir neden olmayan bir noktada doğal olarak durur; ve bu durma, bir gerekçesizlik değil, gerekçe isteme pratiğinin kendi sınırıdır.
Cevap: Bu itiraz, Güncel tartışmada göreceğimiz Wittgenstein'ın son yazılarına ve onlardan esinlenen çağdaş görüşlere dayanır. İtirazın gücü, gerileme sorununun, şüphecinin her adımda "neden?" sorusunu sorma hakkına sahip olduğunu varsaymasını sorgulamasıdır. Giriş'teki Defne'nin "neden?" zinciri, bu yüzden, gerekçe vermenin gerçek bir sorunundan çok, gerekçe isteme pratiğinin bir oyunudur. Ama itirazın bir bedeli vardır. Gerekçe zincirinin, şüphe için neden olmayan bir noktada durması, o noktadaki inancın gerekçeli olduğunu mu gösterir, yoksa yalnızca onu sorgulamadığımızı mı? Temelci, durulan noktadaki inancın kendi başına gerekçeli olduğunu söyler. Bu itirazın savunucusu ise, durulan noktadaki inancın gerekçeli de gerekçesiz de olmadığını, gerekçe sorusunun orada anlamsız olduğunu söyleyebilir. Bu ikinci tutum, gerekçe kavramını yeniden düşünmeyi gerektirir, ve Ders Ç3.9'da göreceğimiz önerme ile inanç gerekçesi ayrımıyla birlikte yeniden ele alınacak.
İtiraz 4: Şüpheci, argümanın sonucunu tersine çevirir
Argüman, "gerekçeli inançlar varsa, temel inançlar vardır" sonucuna varıyor. Ama şüpheci, aynı argümanın öncüllerini kabul edip şu sonuca varabilir: temel inançlar yoktur, çünkü çıkarımsal olmadan gerekçeli bir inanç, gerekçesiz bir varsayımla aynı şeydir; öyleyse gerekçeli inançlar da yoktur. Agrippa'ya atfedilen kipleri kullanan Pyrrhoncu şüpheci ise buradan bir sonuç ileri sürmez, yargıyı askıya alır; ama itiraz, şüpheciliğin bu kiplerden çıkarılabilecek bir biçimini dile getiriyor. Temelcinin (c) ile (d) arasında yaptığı ayrım, yani gerekçesiz bir durma ile çıkarımsız ama gerekçeli bir durma arasındaki ayrım, şüpheciye göre bir sözcük oyunudur.
Cevap: Bu itiraz, temelciliğin üzerinde durduğu en kritik ayrımı hedef alıyor, ve modülün sonraki iki dersi tam olarak bu ayrımı savunmaya çalışır. Temelcinin cevabı, temel bir inancın gerekçesinin başka bir inançtan değil, başka türden bir şeyden, örneğin bir deneyimden ya da bir görünüşten geldiğidir. Bir kırmızılık deneyimi, "önümde kırmızı bir şey var" inancına, bir başka inanç olmadan gerekçe sağlayabilir. Ders Ç3.2'de göreceğimiz klasik temelcilik, bu tür temellerin yanılmaz olduğunu savunur. Ders Ç3.3'te göreceğimiz ılımlı temelcilik ise, temellerin yanılabilir ama yine de gerekçeli olduğunu; ve Ders Ç2.8 ile Ç2.12'de değindiğimiz fenomenal muhafazakârlık, bir şeyin görünüşünün, aksine bir neden yoksa, ona inanmak için bir gerekçe sağladığını söyler. Ders Ç3.4'te ise, Sellars'ın, deneyimin kendisinin bir gerekçe sağlayıp sağlayamayacağına dair meydan okumasını göreceğiz. Şüphecinin itirazı, bu yüzden, Modül Ç3'ün ilk yarısının ana sorusudur: çıkarımsız gerekçe gerçekten mümkün müdür?
Örnekler
Basit örnek: Defne'nin "neden?" zinciri
Giriş'teki sahneye Gerekçe Zinciri Çizimi ile bakalım. En üstte, babanın inancı: "Erken kalkmamız gerekiyor." Altında, dayandığı inanç: "Saat sekizde evden çıkmamız gerekiyor." Onun altında: "Kreş dokuzda başlıyor." Onun altında: "Öğretmenler o saatte geliyor." Zincir burada üç yoldan birine sapabilir.
Birinci yol, sürmek: baba, öğretmenlerin neden o saatte geldiğini açıklamaya devam edebilir: çalışma saatleri, kreşin yönetmeliği, ve sonra yönetmeliğin neden öyle olduğu. Zincirin bu ucunu, "sürüyor" diye etiketleriz. İkinci yol, döngü: baba, "Çünkü kreş dokuzda başlıyor" diyerek daha önce söylediği bir şeye dönebilir. Bu ucu "çember" diye etiketleriz. Üçüncü yol, durmak: "Çünkü öyle." Bu ucu "durdu" diye etiketleriz ve sorarız: bu durma gerekçesiz mi, yoksa bir temel kaynağa mı ulaştı?
Daha dikkatli bir bakış, babanın aslında başka bir yerde durabileceğini gösteriyor. "Kreş dokuzda başlıyor" inancı, babanın kreşin kayıt belgesini okumasına, yani bir tanıklığa, ya da her sabah kapının dokuzda açıldığını görmesine, yani algı ve belleğe dayanabilir. Bu durumda zincir, Modül Ç2'de incelediğimiz kaynaklardan birinde durur. Temelciye göre bu, gerekçesiz bir durma değil, bir temele ulaşmadır. Sonuç: Defne'nin sorusu, gerekçe zincirinin üç olası sonunu bir arada gösteriyor; ve aracın asıl katkısı, zincirin nerede durduğunu ve o yerin ne tür bir yer olduğunu görünür kılmasıdır.
Orta örnek: hukukta temel norm
Gerileme yapısı yalnızca bilgide değil, hukukta da ortaya çıkar. Bir belediye meclisinin aldığı bir karar, neden bağlayıcıdır? Çünkü bir kanuna dayanır. Kanun neden bağlayıcıdır? Çünkü anayasaya uygun olarak çıkarılmıştır. Anayasa neden bağlayıcıdır? Burada zincir zorlaşır. Avusturyalı hukuk kuramcısı Hans Kelsen, 1934 tarihli Saf Hukuk Kuramı (Reine Rechtslehre) kitabında, bu soruya bir cevap önerdi. Kelsen'e göre, bir hukuk düzenindeki her normun geçerliliği, bir üst normdan gelir; ve bu zincir, en sonunda, "temel norm" (Grundnorm) adını verdiği bir normda durur. Temel norm, kendisi başka bir normdan türetilmez; hukuk düzeninin geçerli sayılabilmesi için varsayılması gereken bir normdur.
Gerekçe Zinciri Çizimi ile bakalım. Zincirin her halkası, bir üst halkaya dayanıyor; ve zincir, temel normda duruyor. Bu durma, Agrippa üçleminin hangi seçeneğine karşılık gelir? Kelsen'e göre, temel norm bir "varsayım"dır: hukuku bir norm sistemi olarak anlamak için gerekli olan, ama kendisi gerekçelendirilmeyen bir önkabuldür. Bu, Agrippa'nın "varsayım" kipine çok yakındır. Ama Kelsen, bunun bir kusur olduğunu düşünmez; bir norm sisteminin, kendi dışında bir şeye, örneğin doğaya ya da Tanrı'ya dayanmadan geçerli olabilmesinin tek yolu budur.
Sonuç: Bu örnek, gerileme yapısının bilgiyle sınırlı olmadığını, gerekçe, geçerlilik ya da yetki zincirleri kuran her alanda ortaya çıktığını gösteriyor. Ama örneğin sınırı da önemlidir: hukuki geçerlilik, epistemik gerekçe değildir. Bir yasanın geçerli olması, onun doğru ya da iyi olduğunu göstermez. Kelsen'in çözümü, hukukta işleyebilir, çünkü hukuk, bir uzlaşımlar sistemidir; ama bilgide, temel inancın bir uzlaşım değil, dünyayla bir bağ olması gerekir. Bu fark, epistemik temelciliğin neden Kelsen'inkinden daha zor bir iş üstlendiğini gösteriyor: temel inançların, yalnızca varsayılması değil, gerçekten gerekçeli olması gerekir.
Gerçek hayat örneği: kalibrasyon zinciri
Bir hastanede kullanılan dijital bir termometre, bir hastanın ateşini 38,5 derece olarak gösteriyor. Bu göstergeye neden güveniyoruz? Termometre, üreticisi tarafından kalibre edilmiştir; yani, daha hassas bir referans termometreyle karşılaştırılmıştır. Referans termometre, bir kalibrasyon laboratuvarında, daha da hassas bir standartla karşılaştırılmıştır. O standart, bir ulusal metroloji enstitüsünün, Türkiye'de TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü'nün (UME), en üst düzey standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Ölçüm biliminde bu zincire "metrolojik izlenebilirlik" (metrological traceability) denir: her ölçüm sonucu, her adımı belirsizliğe katkıda bulunan, belgelenmiş ve kesintisiz bir kalibrasyonlar zinciriyle bir referansa bağlanır.
Zincir nerede durur? En üst düzeyde, uluslararası birim sisteminin, yani SI'nın, birimlerin tanımlarında. Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı'nın 2018'de aldığı ve 20 Mayıs 2019'da yürürlüğe giren karar, kilogram, amper, kelvin ve molü yeniden tanımladı ve SI'nın yedi temel biriminin tümünü, değerleri tam olarak sabitlenen yedi tanımlayıcı sabite bağladı. Örneğin kilogram, artık Ders Ç2.10'da metre için gördüğümüz türden fiziksel bir prototiple değil, Planck sabitinin tanım gereği belirlenen değeriyle tanımlanıyor; sıcaklık birimi kelvin ise, Boltzmann sabitinin sabitlenmiş değeriyle.
Gerekçe Zinciri Çizimi ile bakalım. Termometrenin göstergesine güvenimiz, bir zincirle, bir üst standarda, oradan ulusal standarda, oradan SI tanımlarına bağlanıyor. Zincirin ucu, bir tanımda duruyor. Bu durma, Agrippa'nın hangi seçeneğidir? Bir anlamda bir "varsayım"dır: doğa sabitlerinin değerleri, tanım gereği sabitlenmiştir. Ama bu tanımlar keyfî değildir: sabitlerin değerleri, en iyi güncel ölçümlere ve önceki tanımlarla sürekliliğe uyacak biçimde seçilmiştir, ve tanımın işe yaraması, bu sabitlerin gerçekten sabit olduğuna dair, Ders Ç2.17'de gördüğümüz türden bir tekdüzelik varsayımına dayanır. Zincir, böylece, bir yandan bir tanımda, öbür yandan bir dizi deneysel bulguda duruyor. Bu örnek, gerçek gerekçe sistemlerinin, Agrippa üçleminin temiz seçeneklerinden birine değil, onların bir karışımına benzediğini gösteriyor: doğrusal bir zincir, ama ucunda hem bir tanım hem de karşılıklı olarak birbirini destekleyen ölçümler ağı. Bu karışım, Ders Ç3.7'de göreceğimiz temelci ve tutarlılıkçı sentezlerin somut bir örneğidir.
Araç kartı: Gerekçe Zinciri Çizimi
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir inancın gerekçe zincirini kâğıda döker: inancın neye, onun neye dayandığını, zincirin her ucunun nerede ve nasıl sona erdiğini gösterir. Agrippa üçleminin üç seçeneğinden hangisinin, zincirin hangi ucunda ortaya çıktığını görünür kılar. |
| Adımlar | 1) İnancı sayfanın en üstüne yaz. 2) "Neden buna inanıyorum?" diye sor ve dayandığın inancı ya da inançları altına yaz; aralarına ok çiz. 3) Her yeni inanç için aynı soruyu sor; birden çok dayanak varsa, zinciri dallandır. 4) Her ucu etiketle: Temel (algı, bellek, içebakış, sezgi ya da tanıklık gibi, çıkarımsız bir kaynakta duruyor), Durdu (bir kaynağa ulaşmadan, "öyle işte" diye duruyor), Çember (daha önce yazılmış bir inanca dönüyor), Sürüyor (sona ulaşamıyorsun). 5) Temel uçlarda kaynağın türünü yaz ve Modül Ç2'deki ilgili aracı hatırla. 6) Zayıf uç: hangi uç en az savunulabilir, yani en kolay sorgulanabilir? 7) Karar: inancın gerekçesi en çok hangi uca bağlı; bu uç sorgulansa inanç ayakta kalır mı? |
| Ne zaman kullanılır | Bir inancın gerçekten neye dayandığını görmek istediğinde; iki kişinin bir konuda anlaşamadığı ve anlaşmazlığın hangi düzeyde olduğunun belirsiz olduğu durumlarda; bir kurumun, bir kararın ya da bir ölçümün dayandığı zinciri izlemen gerektiğinde. |
| Sınırı | Araç, gerekçeyi doğrusal ya da dallanan bir zincir olarak çizer; tutarlılıkçıların savunduğu türden, karşılıklı destek ağlarını tam olarak gösteremez. Çizim, kişinin kendi gerekçelerine dair farkındalığına dayanır; Ders Ç2.6'da gördüğümüz gibi, kişi kendi gerekçelerini yanlış okuyabilir ve sonradan gerekçe uydurabilir. Araç, bir ucun gerçekten bir temel mi yoksa gerekçesiz bir durma mı olduğuna karar vermez; o karar, Modül Ç3'ün kuramsal tartışmasına bağlıdır. |
| 5K kapısı | Kanıt |
Özet
- Çıkarımsal gerekçede bir inanç gerekçesini başka inançlardan alır; gerekçe aktarımı ilkesine göre, dayanılan inanç da gerekçeli olmalıdır.
- Gerileme sorunu: her gerekçenin bir gerekçesi istenebiliyorsa, zincir ya sonsuza gider, ya döngüye girer, ya da bir yerde durur.
- Aristoteles, İkinci Analitikler'de, her bilginin kanıtlamaya dayanmadığını ve ilk ilkelerin kanıtlama olmadan bilindiğini savundu; bu, temelciliğin erken bir biçimidir.
- Agrippa'nın beş kipi anlaşmazlık, sonsuz gerileme, görelilik, varsayım ve karşılıklılıktır; son üç kip, birlikte Agrippa üçlemini oluşturur.
- Temelcilik zincirin çıkarımsız gerekçeli temel inançlarda durduğunu; tutarlılıkçılık gerekçenin bir ağ olduğunu; sonsuzculuk zincirin sonsuz olabileceğini savunur; şüpheci ise hiçbirinin gerekçe sağlamadığını.
- Gerileme argümanı, temelciliği şüphecilik dışındaki seçeneklere karşı savunur; her öncülü başka bir kuram tarafından reddedilir.
- Gerekçe Zinciri Çizimi, bir inancın zincirini çizer ve her ucu Temel, Durdu, Çember ya da Sürüyor olarak etiketler.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Aristoteles, İkinci Analitikler'in birinci kitabının üçüncü bölümünde, kendi döneminde bilimsel bilgi hakkında ileri sürülen iki görüşü şöyle aktarır:
Bazıları, ilk öncülleri bilmenin zorunluluğu yüzünden, bilimsel bilginin olmadığını düşünür. Başkaları ise bilimsel bilginin olduğunu, ama bütün doğruların kanıtlanabilir olduğunu düşünür. Bu öğretilerin hiçbiri ne doğrudur ne de öncüllerden zorunlu olarak çıkar. Birinci okul, kanıtlamadan başka bir bilme yolu olmadığını varsayarak, sonsuz bir gerilemenin söz konusu olduğunu savunur; çünkü öncekinin arkasında birincil bir şey durmuyorsa, sonrakini öncekiyle bilemeyiz (ve bunda haklıdırlar, çünkü sonsuz bir diziyi katetmek olanaksızdır). Öte yandan, derler, dizi sona eriyor ve birincil öncüller varsa bile, bunlar kanıtlanamadıkları için bilinemezler, çünkü onlara göre kanıtlama tek bilgi biçimidir. [...] Öbür taraf, bilmenin ancak kanıtlamayla mümkün olduğu konusunda onlarla anlaşır, ama bütün doğruların kanıtlanmasında hiçbir güçlük görmez, çünkü kanıtlamanın döngüsel ve karşılıklı olabileceğini söyler.
Ardından kendi görüşünü ortaya koyar:
Bizim öğretimiz ise, her bilginin kanıtlayıcı olmadığıdır: tersine, dolaysız öncüllerin bilgisi kanıtlamadan bağımsızdır. (Bunun zorunluluğu açıktır; çünkü kanıtlamanın dayandığı önceki öncülleri bilmemiz gerekiyorsa, ve gerileme dolaysız doğrularda sona ermek zorundaysa, bu doğrular kanıtlanamaz olmalıdır.)
Bu iki pasaj, Agrippa'dan yaklaşık dört yüzyıl önce, gerileme sorununun bütün yapısını ortaya koyuyor. Aristoteles'in andığı birinci okul, bugün şüpheci diyeceğimiz tutumdur: zincir ya sonsuza gider ya da kanıtlanamayan bir yerde durur, ve iki durumda da bilgi yoktur. İkinci okul, döngüsel kanıtlamayı kabul eden tutumdur; bu tutum, bugünkü tutarlılıkçılığın uzak bir atasıdır. Aristoteles'in kendisi ise, üçüncü bir yol önerir: dolaysız öncüller, kanıtlama olmadan bilinir. Bu, temelciliğin en eski açık ifadelerinden biridir.
Pasajın dikkat çekici bir yanı, Aristoteles'in, birinci okulun sonsuz gerileme hakkındaki gözlemini kabul etmesidir: "bunda haklıdırlar, çünkü sonsuz bir diziyi katetmek olanaksızdır." Bu, Argüman'ın dördüncü öncülünün (a) kısmının, yani sonsuz zincirin elenmesinin, Aristoteles'teki karşılığıdır; ve İtiraz 1'de gördüğümüz sonsuzculuk, tam olarak bu gözleme itiraz eder. Aristoteles, ayrıca, döngüsel kanıtlamanın, kanıtlamanın yalın anlamında neden olanaksız olduğunu, pasajın devamında açıklar: kanıtlama, sonuçtan "daha önce" ve "daha iyi bilinen" öncüllere dayanmalıdır; bir şey aynı anda hem kendinden önce hem kendinden sonra olamaz. Bu, Argüman'ın (b) kısmının en eski gerekçesidir. Dolaysız öncüllerin nasıl bilindiği sorusunu ise Aristoteles, eserin sonunda, aklın sezgisel bir kavrayışına, nous'a başvurarak cevaplar; bu cevap, akademinin felsefe tarihi derslerinde ayrıca ele alınacak.
Teknik ayrıntı
Beş kip ayrıntılı. Sextus Empiricus, Pyrrhonculuğun Ana Hatları'nın birinci kitabında, "daha yeni şüphecilere" atfettiği beş kipi sıralar; Diogenes Laertios ise aynı beş kipi açıkça Agrippa'ya bağlar. Birinci kip, anlaşmazlıktır: herhangi bir konuda, hem gündelik insanlar hem de filozoflar arasında çözülemeyen bir anlaşmazlık vardır. İkinci kip, sonsuz gerilemedir: bir iddiayı desteklemek için ileri sürülen her şey, kendisi bir desteğe ihtiyaç duyar. Üçüncü kip, göreliliktir: bir nesne, yargılayan özneye ve birlikte gözlendiği şeylere göre farklı görünür. Dördüncü kip, varsayımdır: gerilemeden kaçmak için kanıtsız bir şeyi başlangıç noktası almak. Beşinci kip, karşılıklılıktır: bir şeyi, kendisiyle kanıtlanması gereken bir şeyle kanıtlamak. Birinci ve üçüncü kipler, şüpheciye bir iddiayı sorgulamak için neden sağlar; ikinci, dördüncü ve beşinci kipler ise, sorgulanan iddianın savunucusunun her hamlesini kapatır. Bu son üçü, bugün Agrippa üçlemi olarak bilinir.
Fries ve Münchhausen. Aynı yapı, modern felsefede başka adlarla da bilinir. Karl Popper, 1934 tarihli Bilimsel Araştırmanın Mantığı'nda, bilimin temel önermelerinin nasıl gerekçelendirileceği sorusunu ele alırken, on dokuzuncu yüzyıl Alman filozofu Jakob Friedrich Fries'e atıfla, bir "Fries üçlemi"nden söz eder: ya dogmatizm, ya sonsuz gerileme, ya da algı deneyimine dayanan bir psikolojizm. Alman filozof Hans Albert ise, 1968 tarihli Eleştirel Akıl Üzerine İnceleme (Traktat über kritische Vernunft) kitabında, aynı yapıya, kendini saçından tutup bataklıktan çektiğini anlatan masal kahramanına atıfla, "Münchhausen üçlemi" adını verdi. Albert'e göre üçlemden kaçmanın yolu yoktur, ve bu, kesin bir gerekçe arayışının bırakılıp, bütün inançların eleştiriye açık tutulmasını gerektirir. Bu, Popper'ın eleştirel akılcılığının bir uygulamasıdır.
Durma noktası ve kanıtlanamazlık. Aristoteles'in cevabı ile çağdaş temelcilik arasında önemli bir fark vardır. Aristoteles'in dolaysız öncülleri, bilimsel bir sistemin ilk ilkeleridir, örneğin geometrinin aksiyomları ya da tanımları; ve bunlar, Aristoteles'e göre zorunlu ve kesindir. Çağdaş temelcilerin temel inançları ise, çoğu zaman, algısal inançlardır: "önümde kırmızı bir şey var" ya da "bana kırmızı bir şey görünüyor." Bu fark, Ders Ç3.2 ile Ç3.3 arasındaki farka karşılık gelir: klasik temelcilik, temellerin yanılmaz olmasını ister; ılımlı temelcilik ise, yanılabilir temellerle yetinir. Aristoteles'in matematik modeli, yanılmaz temellere daha yakındır; ama gündelik ve bilimsel bilginin büyük kısmı, yanılabilir algısal temellere dayanır.
Önerme gerekçesi ve inanç gerekçesi. Gerekçe aktarımı ilkesinin bir inceliği, Ders Ç1.9'da kısaca gördüğümüz ve Ders Ç3.9'da ayrıntılı işlenecek bir ayrımdır. Bir önerme, bir kişi için gerekçeli olabilir, yani kişinin elindeki kanıt o önermeyi destekleyebilir, ama kişi o önermeye yanlış bir nedenle inanabilir. Bu ayrım, gerileme sorununu iki ayrı soruya böler. Birincisi, önerme gerekçesinin yapısı: kişinin elindeki kanıtlar, bir önermeyi hangi yapıda destekler? İkincisi, inanç gerekçesinin yapısı: kişinin inançları, birbirine hangi yapıda dayanır? Gerileme sorunu, iki soruda farklı biçimler alabilir; ve bazı felsefeciler, sorunun asıl olarak birinci soruya ait olduğunu, ikinci soruda ise bir psikoloji sorusuna dönüştüğünü savunur.
Güncel tartışma
Gerekçe vermenin sonu. Avusturya doğumlu İngiliz filozof Ludwig Wittgenstein, hayatının son bir buçuk yılında yazdığı ve ölümünden sonra, 1969'da Kesinlik Üstüne (Über Gewissheit) adıyla yayımlanan notlarında, gerileme sorununa farklı bir açıdan yaklaştı. Wittgenstein'a göre, bazı önermeler, örneğin "yeryüzü doğumumdan çok önce de vardı" ya da "burada bir el var", gerekçelendirilmiş inançlar değildir; ama gerekçesiz varsayımlar da değildir. Bunlar, gerekçe verme ve şüphe etme pratiğinin kendisinin dayandığı, sorgulanmayan noktalardır; Wittgenstein'ın deyişiyle, soruların ve şüphelerin döndüğü "menteşeler"dir. Gerekçe vermenin bir sonu vardır, ama bu son, gerekçeli bir temel değil, bir eylem biçimidir. Bu görüş, İtiraz 3'ün arkasındaki fikrin felsefi kaynağıdır. Bugün "menteşe epistemolojisi" adıyla geliştirilen bu yaklaşım, Ders Ç5.12'de şüphecilik bağlamında ayrıntılı işlenecek.
Varsayılan ve meydan okuma. İngiliz filozof Michael Williams, 2001 tarihli Problems of Knowledge (Bilginin Sorunları) kitabında, gerileme sorununun, gerekçe isteme pratiğine dair yanlış bir resme dayandığını savundu. Williams'a göre, gerekçe pratiği bir "varsayılan ve meydan okuma" yapısına sahiptir: bir kişinin iddiaları, aksine özel bir neden gösterilmedikçe, varsayılan olarak gerekçeli kabul edilir; gerekçe gösterme yükü, ancak geçerli bir meydan okuma ortaya çıktığında doğar. Bu yapıda, gerileme sorunu ortaya çıkmaz, çünkü her inancın gerekçesini her zaman göstermek gerekmez. Bu görüş, Ders Ç2.14'te tanıklık için gördüğümüz Reid'ci varsayılan güvene benzer bir yapıyı, gerekçenin bütününe uygular. Eleştirmenler, bu yapının, şüphecinin genel bir meydan okumasına, yani "bütün inançlarının gerekçesini göster" talebine, neden geçerli bir meydan okuma olmadığını açıklamak zorunda olduğunu söyler.
Olasılıklı zincirler. Son yıllarda, sonsuz gerekçe zincirlerinin olasılık kuramıyla incelenmesi, beklenmedik bir sonuç verdi. Groningen Üniversitesi'nden Jeanne Peijnenburg ve David Atkinson, 2017 tarihli Fading Foundations (Solan Temeller) kitabında, gerekçenin olasılıklı bir destek ilişkisi olarak anlaşıldığı durumlarda, sonsuz bir zincirin, belirli koşullar altında, belirli bir olasılık değerine yakınsayabileceğini gösterdi. Bu durumda, zincirin uzak halkaları, en üstteki inancın olasılığına giderek daha az katkıda bulunur; temel, adeta "solar." Bu sonuç, sonsuzculuğun, Aristoteles'in "sonsuz bir diziyi katetmek olanaksızdır" itirazına karşı biçimsel bir cevap olarak okunur. Ders Ç3.8'de, bu cevabın sonsuzculuğu kurtarıp kurtarmadığını tartışacağız.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir lojistik şirketinde çalışan Hakan, bir müşteriye, siparişinin perşembe günü teslim edileceğini söylemiş. Müşteri arayıp soruyor: "Perşembe olduğundan emin misiniz?" Hakan, bu inancının neye dayandığını Gerekçe Zinciri Çizimi ile kâğıda döküyor.
Adım 1, inanç. En üstte: "Sipariş perşembe günü teslim edilecek."
Adım 2, ilk dayanak. "Takip sistemi, teslim tarihini perşembe olarak gösteriyor."
Adım 3, dallanma. Bu inanç iki şeye dayanıyor. Birinci dal: "Takip sistemi genellikle doğru tarih gösterir." İkinci dal: "Ekranda 'perşembe' yazıyordu." İkinci dalın altında: "Ekranı bu sabah kendim gördüm."
Adım 4, uçları etiketlemek. "Ekranı bu sabah kendim gördüm": Temel; algı ve bellek. Birinci dal, "takip sistemi genellikle doğru tarih gösterir", daha da aşağı iniyor: "Geçen ay verdiğim tahminlerin çoğu tuttu." Bu da bellek ve bir tümevarım. Hakan bir an daha sorguluyor: "Peki geçmişte tutması, şimdi de tutacağını neden gösterir?" Bu soru, onu Ders Ç2.17'deki tümevarım sorununa götürüyor. Hakan, bu ucu "Sürüyor" olarak etiketliyor, ama pratik bir notla: burada tümevarımı bir kaynak olarak kabul ediyor.
Adım 5, kaynak türleri. Uçlardan biri algı ve bellek, öbürü bellek ve tümevarım. Ders Ç2.1'deki Algı Zinciri ve Ders Ç2.17'deki Tümevarım Varsayım Denetimi, bu uçların her birini ayrıca sınamak için kullanılabilir.
Adım 6, zayıf uç. En zayıf uç, sistemin bu sipariş için doğru olduğu varsayımı. Takip sistemi genellikle doğru, ama bu sipariş, Hakan'ın hatırladığı kadarıyla, başka bir şehirdeki aktarma merkezinden geçiyor, ve o merkezde geçen hafta gecikmeler yaşanmıştı. Tümevarım Varsayım Denetimi'nin değişim taraması adımı, burada bir koşulun değişmiş olabileceğini gösteriyor.
Adım 7, karar. İnancın gerekçesi büyük ölçüde sistemin genel güvenilirliğine bağlı. Bu uç sorgulandığında inanç ayakta kalıyor, ama zayıflıyor. Hakan, müşteriye "Sistem perşembe gösteriyor; aktarma merkezinden bir gecikme bilgisi gelirse sizi ararım" diyor.
Sonuç. Bu örnek, gerekçe zincirinin gündelik bir iş kararında nasıl göründüğünü gösteriyor. Zincirin bir ucu, algıda ve bellekte, yani temelcinin temel saydığı kaynaklarda duruyor; öbür ucu ise, tümevarım sorununa, yani sonu gelmeyen bir sorgulamaya açılıyor. Hakan, bu ikinci ucu, Michael Williams'ın varsayılan ve meydan okuma modeline uygun biçimde ele aldı: genel bir şüpheyi değil, belirli bir meydan okumayı, yani aktarma merkezindeki gecikmeyi, ciddiye aldı. Aracın asıl katkısı, Hakan'ın "eminim" duygusunu, birkaç farklı türden uca ayırması, ve hangisinin gerçekten sorgulanmaya açık olduğunu göstermesiydi.
Pratik: Alıştırmalar
- Şu üç inanca Gerekçe Zinciri Çizimi'nin 1.–4. adımlarını uygula ve her zincirin en az bir ucunu etiketle: (a) "Annemin doğum günü 12 Mart'ta." (b) "Su yüz derecede kaynar." (c) "Komşum güvenilir biridir."
- Agrippa'nın beş kipinden hangilerinin "üçlem"i oluşturduğunu yaz ve her birini Argüman'ın üçüncü öncülündeki dört seçenekten biriyle eşleştir.
- Bir arkadaşın şöyle diyor: "Gerileme sorunu yapay bir sorun. Hiç kimse inançlarının gerekçesini sonsuza kadar sormaz; bir yerde durur ve hayatına devam eder." Bu görüşü, İtiraz 3'ü ve Güncel tartışmadaki Wittgenstein ve Williams görüşlerini kullanarak değerlendir.
Cevapları göster
- (a) Zincir: "Annemin doğum günü 12 Mart'ta" ← "Her yıl o gün kutlarız" (bellek) ve "Kimliğinde öyle yazıyor" (algı ve tanıklık). Uçlar: bellek ve tanıklık; ikisi de Temel olarak etiketlenebilir, çünkü Modül Ç2'deki çıkarımsız kaynaklarda duruyor. (b) Zincir: "Su yüz derecede kaynar" ← "Okulda öğrendim" (tanıklık) ve "Mutfakta gözlemledim" (algı ve tümevarım). Bir inceleme: su yalnızca deniz seviyesindeki basınçta yüz derecede kaynar; zincir, bu koşulu sorgulayınca, daha ayrıntılı bir tanıklığa ya da ölçüme ilerler. Uçlardan biri tümevarımda Sürüyor olarak etiketlenebilir. (c) Zincir: "Komşum güvenilir biridir" ← "Bugüne kadar sözlerini tuttu" (bellek ve tümevarım) ← "Bu, gelecekte de tutacağını gösterir" (tümevarım). Bu ucun bir kısmı Sürüyor; bir kısmı ise, Ders Ç2.16'daki Güven Kalibrasyonu'nun sorduğu türden, dayanmadan güvene geçişle ilgilidir.
- Üçlemi oluşturan kipler sonsuz gerileme, varsayım ve karşılıklılıktır. Sonsuz gerileme, (a) seçeneğine, yani zincirin sonsuza gitmesine karşılık gelir. Karşılıklılık, (b) seçeneğine, yani zincirin bir döngüye girmesine karşılık gelir. Varsayım ise, (c) seçeneğine, yani zincirin gerekçesiz bir inançta durmasına karşılık gelir. (d) seçeneğinin, yani çıkarımsız ama gerekçeli bir temelin, Agrippa'nın kiplerinde bir karşılığı yoktur; şüpheci, (d)'yi (c)'den ayırmayı reddeder. Temelcilik, tam olarak bu ayrımı savunur.
- Arkadaşının görüşü, gerileme sorununun pratik bir sorun olmadığını doğru biçimde gözlemliyor: insanlar gerekçe zincirlerini sonsuza kadar sürdürmez. Ama sorun, insanların ne yaptığı değil, durdukları yerdeki inançların gerekçeli olup olmadığıdır. İtiraz 3 ve Güncel tartışmadaki görüşler, arkadaşının sezgisini felsefi olarak geliştirir. Wittgenstein'a göre, gerekçe vermenin bir sonu vardır, ve bu son, gerekçeli bir temel değil, sorgulanmayan bir eylem biçimidir. Williams'a göre ise, gerekçe isteme yükü, ancak geçerli bir meydan okuma ortaya çıktığında doğar. Bu görüşler, arkadaşının sezgisini haklı çıkarır, ama bir bedelle: durduğumuz yerdeki inançların gerekçeli olduğunu söylemezler, yalnızca orada gerekçe sorusunun yerinde olmadığını söylerler. Arkadaşının görüşü, bu ayrımı görmediği sürece, sorunu çözmüş değil, yalnızca sorunu sormayı bırakmış olur.
Pratik: Argüman görevi
Karşılaştırma. Durum: iki arkadaş, bir şehirde yeni açılan bir metro hattının trafiği azaltıp azaltmayacağı konusunda anlaşamıyor. Zayıf çalışma: "O yanılıyor, çünkü ben haklıyım." Bu çalışma, iki zincirin hiçbirini çizmiyor. Güçlü çalışma: "1) Benim inancım: metro trafiği azaltacak ← insanlar arabayı bırakıp metroya geçecek ← başka şehirlerde de böyle oldu (tanıklık ve tümevarım). 2) Onun inancı: metro trafiği azaltmayacak ← yollar boşalınca yeni araçlar o boşluğu dolduracak ← bunu bir ulaşım uzmanından duydu (tanıklık). 3) Ortak uç: ikimiz de tanıklığa ve başka şehirlerden tümevarıma dayanıyoruz. 4) Anlaşmazlığın başladığı düzey: hangi başka şehirlerin bu şehre benzediği; yani Ders Ç2.17'deki tekdüzelik varsayımı. 5) Agrippa açısından: ikimizin zinciri de, tümevarımın genel gerekçesi sorusunda 'Sürüyor'; ama anlaşmazlığımız oraya kadar inmiyor, daha yukarıda, hangi örneklerin benzer olduğunda başlıyor. 6) Sonuç: anlaşmazlığı çözmek için, genel bir felsefi soruya değil, hangi şehirlerin benzer olduğuna dair ortak bir veriye ihtiyacımız var."
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| İki zincir | İki görüşün gerekçe zincirleri ayrı ayrı ve en az iki düzey derinlikte çizilmiş |
| Ortak uç | İki zincirin paylaştığı kaynaklar ya da uçlar belirlenmiş |
| Ayrılma düzeyi | Anlaşmazlığın zincirin hangi düzeyinde başladığı adlandırılmış |
| Gerekçeli sonuç | Akıl yürütme, anlaşmazlığın Agrippa üçlemiyle ilişkisini ve onu çözmek için neye ihtiyaç olduğunu söyleyen bir sonuca varıyor |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Tekrar
- (Ders Ç1.1) Ders Ç1.1'de ölçüt sorunu nasıl tanımlanmıştı? Gerileme sorunuyla hangi ortak yapıyı paylaşıyor?
- (Ders Ç1.9) Ders Ç1.9'da gerekçe kavramı nasıl tanımlanmıştı? Çıkarımsal gerekçe, bu tanımın hangi türüdür?
- (Ders Ç2.18) Ders Ç2.18'in köprüsünde, tümevarım tartışmasında karşılaşılan üç yapı nelerdi? Bu üç yapı, Agrippa üçleminin seçeneklerine nasıl karşılık geliyor?
Cevapları göster
- Ders Ç1.1'de ölçüt sorunu, neyi bildiğimizi belirlemek için bir bilgi ölçütüne, bir ölçütün doğru olup olmadığını belirlemek için ise neyi bildiğimize ihtiyaç duyduğumuz bir döngü olarak tanımlanmıştı; Sextus Empiricus'un bu sorunu Agrippa'nın kiplerinden biri olan karşılıklılıkla ilişkilendirdiği de belirtilmişti. Gerileme sorunu ile ölçüt sorunu, aynı temel yapıyı paylaşır: bir şeyi gerekçelendirmek için başka bir şeye ihtiyaç duyulur, ve bu, ya sonsuz bir zincire, ya bir döngüye, ya da gerekçesiz bir başlangıç noktasına yol açar. Fark, ölçüt sorununun bir yöntem ya da ölçüt düzeyinde, gerileme sorununun ise tek tek inançların düzeyinde ortaya çıkmasıdır.
- Ders Ç1.9'da gerekçe, bir inancı doğruluk amacı açısından iyi, uygun ya da makul kılan özellik olarak tanımlanmış, ve bu özelliğin ödev, izin ve iyi neden gibi farklı yorumları tartışılmıştı. Çıkarımsal gerekçe, bu iyi nedenlerin başka inançlar olduğu türdür: inanç, gerekçesini dayandığı inançlardan alır. Gerileme sorunu, tam olarak bu türün kendi başına yeterli olup olamayacağını sorar: bütün gerekçeler çıkarımsalsa, zincir nasıl sona erer?
- Ders Ç2.18'in köprüsünde üç yapı sayılmıştı: Hume'un, tümevarımı tümevarımla gerekçelendirmenin bir çember olduğunu göstermesi; güvenilircinin, bu çemberi kabul edip ona bir değer biçmesi; ve Bayesçinin, gerekçe zincirini kendisi gerekçelendirilmeyen öncül olasılıklarda durdurması. Bu üç yapı, Agrippa üçleminin seçeneklerine karşılık gelir. Hume'un çemberi ve güvenilircinin kural döngüselliği, karşılıklılık kipine, yani döngüye; Bayesçinin gerekçelendirilmemiş öncülleri ise varsayım kipine, yani gerekçesiz bir yerde durmaya karşılık gelir. Tümevarımın genel gerekçesi sorusu ise, sorgulandıkça sürdüğü için, sonsuz gerileme kipine açılır.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Çıkarımsal gerekçe nedir? | Bir inancın gerekçesini başka inançlardan, onlardan yapılan bir çıkarımla alması. |
| Gerekçe aktarımı ilkesi nedir? | Çıkarımsal olarak gerekçeli bir inanç için dayanılan inancın da gerekçeli olması gerekir; çıkarım gerekçeyi aktarır, yaratmaz. |
| Gerileme sorunu nedir? | Her gerekçenin bir gerekçesi istenebiliyorsa, zincir ya sonsuza gider, ya döngüye girer, ya da bir yerde durur. |
| Agrippa'nın beş kipi nelerdir? | Anlaşmazlık, sonsuz gerileme, görelilik, varsayım ve karşılıklılık. |
| Agrippa üçlemi hangi kiplerden oluşur? | Sonsuz gerileme, varsayım (gerekçesiz durma) ve karşılıklılık (döngü). |
| Aristoteles'in gerilemeye cevabı nedir? | Her bilgi kanıtlamaya dayanmaz; dolaysız öncüller kanıtlama olmadan bilinir (İkinci Analitikler I.3). |
| Üç gerekçe yapısı kuramı nedir? | Temelcilik (çıkarımsız temeller), tutarlılıkçılık (karşılıklı destek ağı), sonsuzculuk (sonsuz zincir). |
| Münchhausen üçlemi nedir? | Hans Albert'in (1968) Agrippa üçlemine verdiği ad: sonsuz gerileme, döngü ya da dogmatik durma. |
Okuma listesi
- Aristoteles, İkinci Analitikler, I. kitap, 3. bölüm. Gerileme sorununun ilk açık ifadesi ve temelci cevap.
- Sextus Empiricus, Pyrrhonculuğun Ana Hatları, I. kitap, 164–177. Agrippa'nın beş kipi.
- Peter Klein, "Human Knowledge and the Infinite Regress of Reasons", Philosophical Perspectives 13 (1999). Sonsuzculuğun çağdaş savunusu.
- Laurence BonJour, The Structure of Empirical Knowledge (Harvard University Press, 1985). Tutarlılıkçılığın ayrıntılı savunusu.
- Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Foundationalist Theories of Epistemic Justification" ve "Coherentist Theories of Epistemic Justification" maddeleri.
Sonraki derse köprü
Bu dersin argümanı, gerekçeli inançlar varsa, çıkarımsız olarak gerekçeli temel inançların olması gerektiği sonucuna vardı. Ama temel inançlar nasıl inançlardır? Şüphecinin itirazı, onları gerekçesiz varsayımlardan ayırmanın güçlüğünü gösterdi. Ders Ç3.2, bu soruya verilen ilk ve en iddialı cevabı inceliyor: klasik temelcilik. Bu görüşe göre, bir inancın temel olabilmesi için yanılmaz ya da kuşku götürmez olması gerekir; ve bütün öbür bilgilerimiz, bu kesin temellerden, güvenilir çıkarımlarla kurulmalıdır. Descartes'ın kuşku götürmez bir başlangıç noktası arayışı, bu görüşün en ünlü örneğidir. Ders, bir inancın gerçekten bu türden bir temel olup olamayacağını sınamak için Temel İnanç Testi adlı bir araç sunuyor.
Günlük sorusu: Bu hafta, birinin "neden?" sorusuna art arda cevap verdiğin oldu mu? Zincir nerede durdu: bir gözlemde mi, bir döngüde mi, yoksa "öyle işte" dediğin bir yerde mi?