İçeriğe geç

Ders Ç1.11 · Çekirdek · Modül Ç1: Bilgi ve inanç

Gettier 1963: gerekçeli doğru inanç yetmez

Araç: Gettier Vaka Testi · 5K: Kavram · 6.201 kelime · tamamı yaklaşık 28 dakika okuma

Giriş

Ayşe, öğleden sonra saat üçte bir toplantısı olduğunu düşünüyor. Bunun için iyi bir nedeni var: şirketin ortak takviminde toplantı saat üçe kayıtlı, ve bu takvim genellikle çok güvenilirdir. Ama Ayşe'nin bilmediği bir şey oldu: sabah, toplantı düzenleyicisi saati ikiye çekti ve takvimi güncellemeyi unuttu. Öğlen ise toplantıya katılacak bir yönetici, ikide gelemeyeceğini söyledi, ve düzenleyici toplantıyı yeniden üçe aldı, yine takvimi güncellemeden. Saat üçte Ayşe toplantı odasına giriyor ve toplantı gerçekten başlıyor. Ayşe'nin toplantının üçte olduğuna dair inancı doğruydu. Gerekçeliydi de: güvenilir bir takvime dayanıyordu. Ama Ayşe toplantının üçte olduğunu biliyor muydu?

Çoğumuzun sezgisi, bilmediğini söyler. Ayşe'nin inancı doğru çıktı, ama dayandığı takvim kaydı, toplantının gerçek saatiyle bir tesadüf sonucu uyuştu. Takvim, Ayşe'ye doğru bilgiyi değil, bir sabah önce geçerli olan ve sonra iki kez değişen bir bilgiyi gösteriyordu; ikinci değişiklik, tesadüfen, bilgiyi yeniden doğru kıldı. Ders Ç1.10'da gerekçelendirilmiş doğru inanç tanımının, yanılabilir bir bilgi anlayışı içinde, bir ikilemle karşılaştığını görmüştük: gerekçe ya bilgiyi varsayar, ya da gerekçe ile doğruluk arasında şansa yer bırakan bir boşluk kalır. O derste bu boşluğu soyut olarak gösterdik. Bu ders, "gerekçelendirilmiş doğru inanç" ile "gerekçeli doğru inanç" ifadelerini eş anlamlı kullanarak, boşluğu somut olarak gösteren makaleyi inceliyor: Amerikalı filozof Edmund Gettier'in 1963'te Analysis dergisinde yayımlanan, üç sayfalık "Is Justified True Belief Knowledge?" (Gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?) makalesini. Gettier, bu kısa makalede, gerekçeli doğru inanç tanımının üç koşulunu da sağlayan ama sezgisel olarak bilgi olmayan iki durum kurdu ve epistemolojinin sonraki yarım yüzyılını büyük ölçüde belirleyen bir sorunu ortaya koydu.

Bu dersin kazanımları:

  • Gettier'in argümanının iki ilkesini, iki vakasını ve Gettier vakalarının ortak yapısını, yani gerekçe ile doğruluk arasındaki bağın şansla kurulmasını açıklarsın. (anla)
  • Bir durumu Gettier Vaka Testi ile sınar ve gerekçeli doğru bir inancın Gettier türü bir vaka olup olmadığını belirlersin. (uygula)
  • Gettier vakalarına verilen ilk tepkileri, vakaların yapaylığı, gerekçenin yeniden tanımlanması ve sezgilerin güvenilirliği itirazları üzerinden gerekçeli olarak değerlendirirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu dersin kavramları Gettier'in makalesinin yapısını izliyor: önce makalenin dayandığı iki ilke, sonra iki vaka, en son da vakalardan çıkan genel yapı ve sorun.

Gettier vakası terimi, Gettier'in makalesindeki iki örnekten sonra kurulan ve onların yapısını taşıyan bütün durumlar için kullanılır. Giriş örneğindeki Ayşe'nin durumu bir Gettier vakasıdır: üç koşul sağlanır, ama bilgi yoktur. Gettier vakaları, Ders Ç1.10'daki argümanın ikinci boynuzunun, yani gerekçe ile doğruluk arasındaki boşluğun, somut biçimleridir. Önemli olan, bu vakaların JTB tanımının yeterlilik iddiasına karşı-örnek olmasıdır, gereklilik iddiasına değil: Gettier vakaları, üç koşulun bilgi için gereksiz olduğunu değil, birlikte yetmediğini gösterir. Ders Ç1.10'daki ayrımla, bunlar yeterlilik karşı-örnekleridir.

Bu ilke, Ders Ç1.10'da tanımladığımız yanılabilirciliğin bir ifadesidir ve Gettier onu açıkça bir öncül olarak koyar. Gerekçe, doğruluğu garanti etmez: güvenilir bir takvim, bir sabah güncellenmemiş olabilir; güvenilir bir tanık, bir kez yanılabilir. Bu ilke reddedilirse, yani gerekçe doğruluğu garanti etmesi gereken bir şey sayılırsa, Gettier vakaları kurulamaz; ama Ders Ç1.10'da gördüğümüz gibi, bu reddin bedeli, yanılmazcılığı benimsemek ve gündelik bilgimizin neredeyse tamamını bilgi olmaktan çıkarmaktır. Gettier'in birinci ilkesi, bu yüzden, yanılabilir bilgi isteyen herkesin kabul etmek zorunda olduğu bir ilkedir.

Bu ilke, Ders Ç0.4'te gördüğümüz geçerlilik kavramının gerekçeye uygulanmasıdır: geçerli bir çıkarım, öncüllerin doğruluğunu sonuca taşıdığı gibi, öncüllerin gerekçesini de sonuca taşır. İlke çok sezgiseldir: güçlü kanıta dayanan bir önermeden geçerli bir çıkarımla bir sonuç türetiyorsan, o sonuca inanmakta da gerekçelisin. Ders Ç1.5'te birleşme altında kapalılığı tartışmıştık; Gettier'in ilkesi daha zayıftır, çünkü yalnızca tek bir öncülden tek bir sonuca giden çıkarımları kapsar ve bu yüzden piyango türünden itirazlara açık değildir. Gettier'in iki vakası da bu ilkeyi kullanır: kişi, gerekçeli ama yanlış bir önermeden, doğru bir önermeyi geçerli biçimde çıkarır.

Bu vakada Smith'in kanıtı, şirketin başkanının ona işi Jones'un alacağını söylemesi ve Smith'in on dakika önce Jones'un cebindeki paraları saymasıdır. Smith'in sonuç önermesi doğrudur, inandığı bir önermedir ve gerekçelidir, çünkü güçlü kanıta dayanan bir önermeden geçerli biçimde çıkarılmıştır. Ama Gettier'e göre Smith sonucu bilmez: sonuç, Smith'in cebindeki paralar sayesinde doğrudur, oysa Smith'in inancı Jones'un cebindeki paraların sayılmasına dayanır. Gerekçe bir kişiyi, doğruluk bir başka kişiyi gösteriyor; ikisi, "işi alacak kişi" betimlemesinde, tesadüfen buluşuyor.

Bu vaka, birinci vakadan daha da yalın bir yapıya sahiptir. Smith'in kanıtı, Smith'in hatırlayabildiği kadarıyla Jones'un her zaman bir arabası olmuş olması, bu arabanın her zaman bir Ford olması ve Jones'un az önce, Ford kullanırken, Smith'e arabasıyla yolculuk teklif etmesidir. Üç ayrılma önermesinin her biri, Ders Ç0.5'te gördüğümüz ayrılma bağlacının kuralı gereği, "Jones'un bir Ford'u var" önermesinden çıkar: bir ayrılma önermesi, bileşenlerinden biri doğruysa doğrudur. Smith bu çıkarımları yapar ve üç önermeye de gerekçeli olarak inanır. İkinci önerme doğrudur, ama Smith'in sandığı nedenle değil: Jones'un Ford'u yüzünden değil, Brown'ın tesadüfen Barselona'da olması yüzünden. Smith, ikinci önermeyi bilmez.

Amerikalı filozof Linda Zagzebski, 1994 tarihli makalesinde, Gettier vakalarının bir tarifle üretilebileceğini gösterdi: gerekçeli ama yanlış bir inançla başla; sonra durumu, inancın, gerekçesiyle ilgisiz bir nedenle doğru çıkacağı biçimde değiştir. Ayşe'nin vakasında kötü şans, takvimin güncellenmemiş olmasıdır; iyi şans ise toplantının tesadüfen yeniden üçe alınmasıdır. Smith'in birinci vakasında kötü şans, şirket başkanının yanılmasıdır; iyi şans, Smith'in cebinde de on para bulunmasıdır. Bu tarif, Gettier vakalarının özel bir hileye dayanmadığını, yanılabilir gerekçenin olduğu her yerde kurulabileceğini gösterir. Ders Ç1.10'daki Zagzebski itirazı, bu tarifin genel bir sonucuydu.

Argüman

Gettier'in makalesi kısa, ama argümanı titizdir. Bu bölüm, onu standart biçimde yeniden kuruyor ve gücünün nereden geldiğini gösteriyor.

  1. Gerekçe yanılabilirdir: bir kişi, yanlış bir önermeye inanmakta gerekçeli olabilir.
  2. Gerekçe çıkarım altında korunur: bir kişi P'ye inanmakta gerekçeliyse ve P'den Q'yu geçerli biçimde çıkarıp kabul ediyorsa, Q'ya inanmakta da gerekçelidir.
  3. Öyleyse bir kişi, gerekçeli ama yanlış bir P'den, doğru bir Q'yu geçerli biçimde çıkarabilir ve Q'ya gerekçeli olarak inanabilir.
  4. Böyle bir durumda, Q doğrudur, kişi Q'ya inanır ve Q'ya inanmakta gerekçelidir; yani gerekçelendirilmiş doğru inanç tanımının üç koşulu da sağlanır.
  5. Ama Gettier'in iki vakasında, Q'nun doğruluğu kişinin gerekçesiyle ilgisiz bir nedenden kaynaklandığı için, kişi Q'yu bilmez.

Sonuç: Gerekçelendirilmiş doğru inanç, bilgi için yeterli değildir. Vakaların düşündürdüğü teşhis, Gettier'in kendisinin açıkça söylemediği bir yorumdur: bilgi, gerekçe ile doğruluk arasında şansı dışlayan bir bağ gerektiriyor gibi görünür. Bu bağın ne olduğu, ya da böyle bir bağla bilginin tanımlanıp tanımlanamayacağı, Gettier'den sonraki epistemolojinin ana sorusu oldu.

Argümanın gücü, ilk iki öncülün, yani Gettier'in iki ilkesinin, son derece makul olmasından gelir. Birinci ilke, yanılabilirciliğin ifadesidir ve onu reddetmek, Ders Ç1.10'da gördüğümüz gibi, yanılmazcılığa ve onunla birlikte şüpheciliğe yakın bir konuma düşmektir. İkinci ilke, akıl yürütmenin bilgimizi genişletmesinin temel yoludur: bildiğimiz şeylerden çıkarım yaparak yeni şeyler biliriz, ve bu çıkarımların gerekçeyi korumaması, akıl yürütmenin epistemik değerini ortadan kaldırırdı. Üçüncü ve dördüncü öncül, bu iki ilkeden, yanlış bir önermenin doğru bir önermeyi gerektirebileceği mantık olgusuyla birlikte çıkar; Ders Ç0.5'teki ayrılma kuralı bunu sağlar. Asıl yük beşinci öncüldedir: kişinin, bu durumlarda, bilmediği sezgisi.

Gettier'in argümanı, Ders Ç0.9'da gördüğümüz karşı-örnek yönteminin klasik bir uygulamasıdır. Bir tanım önerilir, tanıma uyan ama tanımlanan kavrama uymayan bir durum kurulur, ve tanımın yanlış olduğu sonucuna varılır. Argümanın yapısal güzelliği, karşı-örneklerin, tanımın kendi ilkeleriyle, yani yanılabilir gerekçe ve çıkarım altında korunma ilkeleriyle, kurulmasıdır. Gettier, JTB'yi savunanlara, onların zaten kabul ettikleri iki ilkeden, tanımlarının yanlış olduğunu gösteriyor.

En tartışmalı öncül: Beşinci öncül, yani Smith'in bilmediği sezgisi. Bu öncül bir argümanla değil, bir sezgiyle desteklenir; ve sezgilerin felsefede ne kadar kanıt değeri taşıdığı, Ders Ç0.9'da tartıştığımız bir sorudur. Avustralyalı filozof Brian Weatherson, 2003'te yayımlanan "What Good Are Counterexamples?" makalesinde, JTB'nin sadelik ve sistemli olma gibi kuramsal erdemlerinin, Gettier sezgisinden daha ağır basabileceğini ve sezgiyi bir yanılgı olarak görüp JTB'yi korumanın en azından ciddi bir seçenek olduğunu savundu. Bu itiraz İtiraz 3'te ele alınacak. Ama beşinci öncülün gücü, sezginin ne kadar yaygın ve sağlam olduğundan gelir: Ders Ç0.9'da değindiğimiz, üç kıtadaki dört ülkeden katılımcıları kapsayan kültürler arası çalışma, Gettier vakalarına verilen tepkilerin, farklı kültürlerde büyük ölçüde benzer olduğunu buldu. Bu, beşinci öncülün bir felsefe bölümünün tuhaf bir sezgisi değil, insanların bilgi kavramının ortak bir özelliği olduğunu düşündürüyor.

İtirazlar ve cevaplar

İtiraz 1: Gettier'in vakaları yapay ve tuhaftır

Gettier'in vakaları, gerçek hayatta pek karşılaşılmayan, felsefeciler tarafından özel olarak kurgulanmış durumlardır. Kim rastgele üç şehir adı seçip ayrılma önermeleri kurar? Kim bir iş arkadaşının cebindeki paraları sayar? Bir tanım, gündelik durumların büyük çoğunluğunda doğru sonuç veriyorsa, birkaç yapay vakada başarısız olması, onu terk etmek için yeterli bir neden değildir.

Cevap: İtirazın iki zayıflığı var. Birincisi, Gettier vakaları yapay olmak zorunda değildir. Giriş örneğindeki Ayşe'nin takvim durumu, herhangi bir iş yerinde olabilecek sıradan bir durumdur. Zagzebski'nin tarifi, yanılabilir gerekçenin olduğu her yerde, yani gündelik bilgimizin her alanında, Gettier vakalarının kurulabileceğini gösterir. Örnekler bölümünde, Gettier'den çok önce, farklı geleneklerde kurulmuş benzer vakalar göreceğiz. İkincisi, bir tanım, yalnızca gerçekleşen durumlar için değil, mümkün durumlar için de doğru olmalıdır. Ders Ç0.9'da gördüğümüz gibi, bir kavramın tanımı, o kavramın ne olduğunu söyler; ve bilginin ne olduğunu söyleyen bir tanım, bilgi olmayan bir durumu bilgi sayıyorsa, o durum ne kadar nadir olursa olsun, yanlıştır. "Bekâr evlenmemiş erkektir" tanımı, nadir de olsa evlenmemiş ama bekâr sayılmayan bir erkek bulunursa yanlış olur; aynı şekilde, nadir de olsa bilgi olmayan bir gerekçeli doğru inanç bulunursa, JTB yanlıştır.

İtiraz 2: Smith aslında gerekçeli değildir

Gettier'in vakalarında Smith, yanlış bir önermeden çıkarım yapıyor. Yanlış bir öncülden çıkarılan bir sonuç, gerçekten gerekçeli sayılabilir mi? Belki gerekçe, yalnızca doğru öncüllerden çıkarımla korunur. Öyleyse Smith'in sonuç önermesine dair inancı gerekçesizdir, üçüncü koşul sağlanmaz ve Gettier'in vakaları JTB'ye karşı-örnek değildir.

Cevap: Bu itiraz, Gettier'in ikinci ilkesini doğru öncüllerle sınırlıyor; ama bu sınırlama birinci ilkenin ruhuyla çatışır. Gerekçe yanılabilirse, Smith yanlış öncüle, yani Jones'un işi alacağına, inanmakta gerekçeliydi; ve bu gerekçeli inançtan geçerli bir çıkarım yaptı. Gerekçenin yalnızca doğru öncüllerden korunduğunu söylemek, bir inancın gerekçeli olup olmadığının, kişinin bilemeyeceği bir olguya, yani öncülün doğru olup olmadığına bağlı olduğunu söylemektir. Bu, gerekçe kavramını doğruluğa çok yaklaştırır ve gerekçe ile doğruluk arasındaki farkı, yani Ders Ç1.9'da gördüğümüz temel özelliği, ortadan kaldırır. Ama itirazın içinde değerli bir sezgi var: Gettier vakalarındaki sorun, gerçekten de, inancın yanlış bir önermeden geçmesiyle ilgili gibi görünür. Bu sezgi, JTB'ye "yanlış bir öncülden geçmemek" gibi dördüncü bir koşul eklemeyi önerir. Bu öneri ve onun karşılaştığı sorunlar, bir sonraki dersin konusudur. Burada yalnızca şunu not edelim: Gettier'in kendi vakaları yanlış bir öncülden açık bir çıkarımla geçer; ama Örnekler bölümünde göreceğimiz durmuş saat örneği gibi, açık bir çıkarım içermeyen Gettier türü vakalar da kurulabilir. Bunların örtük bir yanlış inanca dayanıp dayanmadığı bir sonraki dersin sorusudur. Daha radikal bir sürüm ise gerekçeli inancı bilgiyle özdeşleştirir ve Smith'i baştan gerekçesiz sayar; bu görüş Ders Ç4.11 ve Ders Ç4.12'de ele alınacak.

İtiraz 3: Sezgiyi bırakıp tanımı korumak daha akılcıdır

Beşinci öncül, bir sezgiye dayanıyor. Ama sezgiler yanılabilir; felsefe tarihi, zamanında çok güçlü görünen ama sonradan terk edilen sezgilerle doludur. Weatherson'un önerdiği gibi, JTB tanımı sade, sistemli ve gündelik durumların büyük çoğunluğunda doğru sonuç veren bir tanımdır. Bilimde, iyi bir kuram birkaç uyumsuz gözlem karşısında hemen terk edilmez; uyumsuz gözlemlerin yanılgı olduğu düşünülür. Aynı şekilde, Gettier sezgisini bir yanılgı sayıp JTB'yi korumak, kuramsal açıdan daha akılcı olabilir.

Cevap: Weatherson'un önerisi ciddi bir yöntem sorusunu gündeme getiriyor, ve bu ders onu hafife almıyor. Ama iki nedenle, Gettier vakalarında sezgiyi bırakmak zordur. Birincisi, sezgi yalnızca güçlü değil, büyük ölçüde sağlamdır: dört ülkede yapılan kültürler arası çalışmada benzer biçimde ortaya çıktı; bazı vaka türlerinde zayıfladığını gösteren bulgular ise Güncel tartışma bölümünde ele alınıyor. Bilimdeki analoji bu noktada tersine döner: tekrar tekrar ve bağımsız biçimde gözlenen bir uyumsuzluk, kuramı değiştirmenin nedenidir, gözlemi bırakmanın değil. İkincisi, sezginin arkasında, bilginin şanstan bağımsız olması gerektiği gibi, ilkeli bir düşünce vardır: Ders Ç1.9'da okuduğumuz Locke'un "yalnızca şans eseri haklı" kişisi, aynı düşüncenin üç yüz yıl önceki ifadesidir. JTB'yi korumak, bu ilkeli düşünceyi de bırakmayı gerektirir. Bu iki neden, beşinci öncülü, kuramsal erdemler karşısında bile ağır bir kanıt yapıyor. Ama Weatherson'un sorusu, yani sezgilerin ne zaman bir kuramı yenmesi gerektiği, epistemolojinin yöntemine dair açık bir soru olarak kalıyor ve Ders Ç4.14'te meta-epistemoloji başlığı altında yeniden açılacak.

İtiraz 4: Gettier vakaları, gerekçenin yanlış tanımlandığını gösterir

Gettier'in hedef aldığı tanımlar, gerekçeyi Ders Ç1.9'daki ödev anlamında ya da "yeterli kanıt" anlamında anlıyordu. Ama gerekçe, dışsalcı bir iyi neden anlamında, yani inancın, doğruluğuyla uygun bir nedensel bağ içinde oluşması olarak tanımlanırsa, Gettier vakaları ortadan kalkar. Amerikalı filozof Alvin Goldman, 1967'de yayımlanan "A Causal Theory of Knowing" makalesinde, deneysel bilgi için, gerekçe koşulunun yerine böyle bir nedensel koşul koymayı önerdi: bir kişi p'yi ancak, p olgusu, kişinin p'ye inancına uygun bir biçimde neden oluyorsa bilir. Smith'in birinci vakasında, Smith'in cebindeki paralar, onun inancına hiç neden olmadı; bu yüzden Smith bilmez. Öyleyse sorun JTB'nin yapısında değil, gerekçenin içselci tanımında.

Cevap: Goldman'ın nedensel kuramı, Gettier'e verilen en etkili ilk cevaplardan biriydi ve bu itiraz, onun gücünü doğru biçimde gösteriyor. Ama kuramın iki sorunu ortaya çıktı. Birincisi, Goldman kuramını baştan deneysel bilgiyle sınırladı; matematiksel bilgi ya da "bütün insanlar ölümlüdür" gibi genel önermeler hakkındaki bilgi, bilinen olgunun inanca neden olduğu bir yapıya kolayca uymaz: sayılar ya da genel olgular, nedensel güce sahip değil gibi görünür. İkincisi, nedensel bir bağ bulunduğu hâlde bilgi olmayan Gettier türü vakalar da kurulabildi: kişinin inancının, gerçek olgu tarafından nedenlenmiş olmasına rağmen, çevresindeki yanıltıcı koşullar yüzünden şansa bağlı kaldığı durumlar. Bu vakalar, Goldman'ı daha sonra güvenilircilik kuramına yöneltti; ve bunların en ünlüsü, bir sonraki iki derste ayrıntılı tartışılacak. İtirazın kalıcı katkısı şudur: Gettier sorunu, gerekçeyi yeniden tanımlamakla mı, yoksa JTB'ye bir dördüncü koşul eklemekle mi çözülmeli? Bu iki strateji, Gettier sonrası epistemolojinin iki büyük yolunu oluşturur ve Ders Ç1.12 ile Ders Ç1.13'te karşılaştırılacak.

Örnekler

Basit örnek: durmuş saat

Bir kişi sabah uyanıyor ve odasındaki saate bakıyor. Saat sekizi gösteriyor ve kişi, saatin sekiz olduğuna inanıyor. Bu saat yıllardır güvenilir biçimde çalışmıştır; kişinin ona güvenmek için iyi bir nedeni vardır. Ama saat, dün akşam tam sekizde durmuştu; ve kişi, tesadüfen, tam sabah sekizde bakıyor. Saatin sekiz olduğu inancı doğrudur, gerekçelidir ve kişi ona inanır.

Bu örnek, İngiliz filozof Bertrand Russell'ın 1948 tarihli Human Knowledge: Its Scope and Limits kitabında, Gettier'den on beş yıl önce kullandığı bir örneğin bir biçimidir. Gettier Vaka Testi ile bakalım. Doğruluk: saat sekiz; sağlanıyor. İnanç: kişi buna inanıyor; sağlanıyor. Gerekçe: güvenilir bir saate dayanıyor; ödev ve iyi neden anlamında sağlanıyor. Doğruluğu sağlayan şey: güneşin konumu ve gerçek zaman. Gerekçenin dayandığı şey: durmuş bir saatin gösterdiği sayı. İkisi birbirine bağlı mı? Hayır: saat, gerçek zamanı izlemiyor; yalnızca dün akşam durduğu anı gösteriyor, ve bu an, tesadüfen, şimdiki zamanla aynı.

Sonuç: Bu bir Gettier türü vakadır. Önemli bir özelliği, Gettier'in kendi vakalarından farklı olarak, hiçbir yanlış öncülden açık bir çıkarım içermemesidir: kişi, saati okuyup doğrudan bir inanç oluşturuyor. Bu özellik, İtiraz 2'nin önerdiği "yanlış öncülden geçmemek" koşulunun, en azından basit biçimiyle, Gettier sorununu çözmeye yetmeyebileceğinin bir işaretidir. Ama bu konu, bir sonraki dersin konusudur: kişinin, saatin çalıştığına dair örtük bir yanlış inanca dayanıp dayanmadığı, orada tartışılacak.

Orta örnek: ortak takvim

Giriş örneğine Gettier Vaka Testi'ni uygulayalım. Önerme: "Toplantı saat üçte."

Doğruluk: toplantı gerçekten üçte başladı; sağlanıyor. İnanç: Ayşe buna inanıyor; sağlanıyor. Gerekçe: Ayşe'nin inancı, genellikle güvenilir olan ortak takvime dayanıyor; ödev anlamında Ayşe kusursuz, iyi neden anlamında takvim genellikle doğruluğa elverişli bir kaynak. Sağlanıyor.

Doğruluğu sağlayan şey: düzenleyicinin, yöneticinin isteğiyle toplantıyı öğlen yeniden üçe alması. Gerekçenin dayandığı şey: takvimdeki, sabahtan önceki ve sonradan iki kez geçersiz kalan kayıt. Bağ: takvim kaydı, toplantının gerçek saatini değil, eski bir planı yansıtıyor; gerçek saat, eski planla tesadüfen yeniden uyuştu.

Çifte şans: kötü şans, sabah yapılan ve takvime yansımayan değişiklik; iyi şans, öğlen yapılan ve saati tesadüfen eski hâline getiren ikinci değişiklik.

Sonuç: Ayşe toplantının üçte olduğunu bilmiyordu, ama doğru ve gerekçeli olarak inanıyordu. Bu örnek, İtiraz 1'in cevabını somutlaştırıyor: Gettier vakaları, felsefecilerin kurguları değil, iş hayatının sıradan durumlarıdır. Örneğin bir pratik dersi de var: Ayşe'nin inancı, bu sefer doğru çıktı, ama dayandığı kaynak, o gün güvenilir değildi. Ayşe bir dahaki sefere aynı takvime güvenirse, bu kez yanılabilir. Gettier vakaları, bize, doğru çıkan bir inancın, dayandığı kaynağın o durumda güvenilir olduğunu göstermediğini hatırlatır. Bu, Ders Ç1.9'daki ayrımın somut biçimidir: genellikle doğruluğa elverişli bir kaynağa dayanmak, tek bir durumda şansı dışlamaz.

Gerçek hayat örneği: sekizinci yüzyılda bir Gettier vakası

Gettier'in makalesi, bilgi tanımının bu sorununu ilk kez ortaya koyan metin değildir. Hint felsefesinin Budist geleneğinde, sekizinci yüzyılda yaşamış olan filozof Dharmottara, bilgi kuramı üzerine yazdığı bir yorumda, Gettier vakalarına çok benzeyen örnekler kullandı. Bu örneklerden birinde, susuz bir çölde yolculuk eden biri, uzakta suyu andıran bir serap görür ve orada su olduğuna inanır; yolculuk edip o yere vardığında, gerçekten de bir kayanın altında su bulur. Bir başka örnekte, biri bir sinek sürüsünü duman sanıp oradan ateş olduğu sonucunu çıkarır; ve tesadüfen, o yerde gerçekten de et pişirmek için yakılmış bir ateş vardır.

Bu örnekler, Gettier Vaka Testi'nin özelliklerinin çoğunu taşır; ama Jonathan Stoltz'un 2007'de uyardığı gibi, Dharmottara'nın gerekçe anlayışı yanılmazcıdır, bu yüzden onları tam anlamıyla "Gettier vakası" saymak tartışmalıdır. Gezgin, orada su olduğuna inanır; inancı doğrudur; ve bir anlamda gerekçelidir, çünkü uzaktan görülen bir görüntüye dayanır. Ama inancının dayandığı şey, yani serap, gerçek suyla hiçbir bağlantı taşımaz; su, serapla tesadüfen aynı yerde bulunur. Çifte şans yapısı da açıktır: kötü şans, gezginin bir serabı su sanması; iyi şans, serabın tam altında gerçek su bulunması. Dharmottara'nın bu örneklerle tartıştığı soru, Hint epistemolojisinin merkezi sorularından biriydi: bir bilişin geçerli bir bilgi aracından, yani bir pramāṇadan doğması ne anlama gelir, ve doğru ama yanlış bir yoldan doğan bilişler bilgi sayılır mı?

Bu tarih, Gettier sorununun bir kültürün ya da bir dönemin felsefi tuhaflığı olmadığını gösteriyor. Bilgiyi doğru bir inanç ile bir ek koşulun birleşimi olarak düşünen her gelenek, er ya da geç, bu ek koşulun şansı dışlamaya yetip yetmediği sorusuyla karşılaşmıştır. Yaklaşık on iki yüzyıl ve binlerce kilometre arayla, aynı yapıdaki örneklerin bağımsız olarak kurulması, Ders Ç1.10'daki kültürler arası çalışmanın bulgusuyla birlikte, Gettier sezgisinin insan bilgi kavramının derin bir özelliğine dayandığını düşündürüyor. On ikinci yüzyılda Nyāya karşıtı filozof Śrīharṣa da benzer örnekleri, bilgi tanımlarının yetersizliğini göstermek için kullandı. Dharmottara'nın, Śrīharṣa'nın ve Hint epistemolojisinin bu tartışmaları Modül G4'te ayrıntılı işlenecek.

Araç kartı: Gettier Vaka Testi

Satırİçerik
Ne işe yararGerekçeli doğru bir inancın bir Gettier türü vaka olup olmadığını, yani doğruluğunun gerekçesiyle şans eseri mi uyuştuğunu sınar.
Adımlar1) Önermeyi ve kişiyi yaz. 2) JTB'nin üç koşulunu sına (Ders Ç1.10): doğru mu, inanılıyor mu, gerekçeli mi? Üçü de sağlanmıyorsa, bu bir Gettier vakası değildir. 3) Doğruluğu sağlayan şeyi yaz: önermeyi dünyada doğru kılan durum ne? 4) Gerekçenin dayandığı şeyi yaz: kişinin inancı hangi kanıta, kaynağa ya da öncüle dayanıyor? 5) Bağı sına: gerekçenin dayandığı şey, doğruluğu sağlayan şeyle bağlantılı mı, yoksa ikisi tesadüfen mi uyuşuyor? 6) Çifte şansı ara: kişinin gerekçesini yanıltan bir kötü şans ve inancı yine de doğru kılan bir iyi şans var mı? İkisi de varsa, bir Gettier vakasıyla karşı karşıyasın.
Ne zaman kullanılırDoğru çıkan bir inancın gerçekten bilgi olup olmadığını değerlendirirken; bir kaynağın, bir kez doğru sonuç vermesinin onun güvenilir olduğunu gösterip göstermediğini sorarken; bir tahminin, bir hipotezin ya da bir kararın doğru çıkmasının nedenini incelerken.
SınırıTest, Gettier vakalarını tanır ama onları çözmez: bilgi için JTB'ye neyin eklenmesi gerektiğini söylemez. Beşinci adımdaki "bağ" kavramı belirsizdir; bu belirsizliği gidermeye çalışan kuramlar sonraki iki dersin konusudur. Test, sezgiye dayanır; sezgilerin güvenilirliği tartışmalıdır.
5K kapısıKavram

Özet

  • Edmund Gettier, 1963'te Analysis'te yayımlanan üç sayfalık makalesinde, gerekçelendirilmiş doğru inanç tanımının bilgi için yeterli olmadığını gösterdi.
  • Argüman iki ilkeye dayanır: gerekçe yanılabilirdir ve gerekçe çıkarım altında korunur.
  • Birinci vakada Smith, gerekçeli ama yanlış bir önermeden ("işi Jones alacak ve cebinde on para var") doğru bir sonuç ("işi alacak kişinin cebinde on para var") çıkarır; sonuç Smith'in kendi cebi yüzünden doğrudur.
  • İkinci vakada Smith, "Jones'un bir Ford'u var" önermesinden bir ayrılma önermesi kurar; önerme, Brown'ın tesadüfen Barselona'da olması yüzünden doğrudur.
  • Gettier vakalarının ortak yapısı çifte şanstır: bir kötü şans gerekçeyi yanıltır, bir iyi şans inancı yine de doğru kılar (Zagzebski).
  • Gettier türü vakalar Gettier'den önce de kuruldu: Russell'ın durmuş saati (1948), Dharmottara'nın serap örneği (sekizinci yüzyıl).
  • Gettier'e verilen ilk cevaplar iki yola ayrılır: gerekçe koşulunu başka bir koşulla değiştirmek ya da yeniden tanımlamak (Goldman'ın nedensel kuramı) ya da dördüncü bir koşul eklemek.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

Gettier'in makalesi, önce eleştireceği tanımları sıralar: kendi genel biçimini, Chisholm'un 1957 tarihli Perceiving'deki ve Ayer'in 1956 tarihli The Problem of Knowledge'daki biçimleri. Sonra argümanının dayanacağı iki noktayı koyar:

Önce iki noktaya dikkat çekeceğim. Birincisi, S'nin P'ye inanmakta gerekçeli olmasının S'nin P'yi bilmesinin gerekli bir koşulu olduğu anlamdaki "gerekçeli" kelimesiyle, bir kişinin aslında yanlış olan bir önermeye inanmakta gerekçeli olması mümkündür. İkincisi, herhangi bir P önermesi için, S P'ye inanmakta gerekçeliyse, P Q'yu gerektiriyorsa ve S Q'yu P'den çıkarıp bu çıkarımın sonucunda Q'yu kabul ediyorsa, o zaman S Q'ya inanmakta gerekçelidir.

Birinci vakanın sonunda ise, Smith'in neden bilmediğini şöyle açıklar:

Ama Smith'in (e)'nin doğru olduğunu bilmediği de aynı derecede açıktır; çünkü (e), Smith'in cebindeki paraların sayısı sayesinde doğrudur, oysa Smith kendi cebinde kaç para olduğunu bilmemektedir ve (e)'ye inancını, işi alacak kişi olduğuna yanlışlıkla inandığı Jones'un cebindeki paraların sayılmasına dayandırmaktadır.

Bu iki pasaj, makalenin bütün yapısını taşıyor. Birinci pasaj, Argüman bölümündeki ilk iki öncülü, Gettier'in kendi cümleleriyle veriyor. Dikkat çekici olan, Gettier'in bu iki noktayı tartışmadan, neredeyse apaçık şeyler olarak sunmasıdır: makalenin gücü, okuyucuyu, zaten kabul ettiği iki ilkeden, kabul etmek istemediği bir sonuca götürmesindedir. Gettier'in birinci ilkeyi kurarken kullandığı nitelemeye de dikkat etmek gerekir: "gerekçeli olmanın bilmenin gerekli bir koşulu olduğu anlamdaki" gerekçe. Gettier, gerekçe kelimesinin birden çok anlamı olabileceğini görüyor ve tartışmayı, JTB'yi savunanların kullandığı anlamla sınırlıyor; Ders Ç1.9'daki ayrım, burada sessizce mevcuttur.

İkinci pasaj, Gettier vakasının özünü tek bir cümlede açıklıyor: önerme bir şey "sayesinde" doğrudur, kişinin inancı ise başka bir şeye "dayanır". Bu iki ifade, Gettier Vaka Testi'nin üçüncü ve dördüncü adımlarına karşılık gelir: doğruluğu sağlayan şey ile gerekçenin dayandığı şey. Gettier, bunların ayrışmasının bilgiyi ortadan kaldırdığını, bir argümanla değil, "aynı derecede açıktır" diyerek bir sezgiye başvurarak söylüyor; bu, En tartışmalı öncül bölümünde gördüğümüz gibi, argümanın en çok tartışılan noktasıdır. Makalenin bir dipnotunda Gettier, Platon'un Theaitetos 201'de bu türden bir tanımı ele alıyor göründüğünü ve Menon 98'de belki de kabul ettiğini söyler; Ders Ç1.10, bu dipnotun işaret ettiği yerden başlamıştı.

Teknik ayrıntı

İlkelerin biçimsel yapısı. Gettier'in iki ilkesi biçimsel olarak şöyle yazılabilir. Birinci ilke: bazı S ve P için, S P'ye inanmakta gerekçelidir ve P yanlıştır. İkinci ilke: her S, P ve Q için, S P'ye inanmakta gerekçeliyse ve P mantıksal olarak Q'yu gerektiriyorsa ve S Q'yu P'den çıkarıp kabul ediyorsa, S Q'ya inanmakta gerekçelidir. İkinci ilke, gerektirme ilişkisinin mantıksal olmasını ister; bu, Ders Ç0.4'teki geçerliliktir. Bu iki ilkeden Gettier vakası şöyle üretilir: birinci ilkeyle gerekçeli ama yanlış bir P seç; P'den, P'nin yanlış olmasından bağımsız bir nedenle doğru olan bir Q çıkar; ikinci ilkeyle Q'nun gerekçeli olduğunu, Q'nun doğru olduğunu da durumun kurgusuyla sağla. İkinci vakadaki ayrılma kuralı, bu üretimin en yalın aracıdır: herhangi bir P'den "P ya da R" çıkarılabilir, ve R'yi bağımsız olarak doğru kılmak, kurguda serbesttir.

Russell'ın durmuş saati. Russell, 1948 tarihli Human Knowledge kitabında, doğru inancın bilgi için yetmediğini göstermek için durmuş bir saate bakan ve tesadüfen saatin doğru gösterdiği anda bakan bir adamdan söz eder. Russell'ın amacı, Gettier'inkinden farklıydı: o, gerekçeli doğru inancın değil, doğru inancın bilgi olmadığını göstermek istiyordu. Ama örneğin yapısı, kişinin saate güvenmek için bir nedeni olduğu düşünüldüğünde, bir Gettier vakasıdır. Bu, Gettier'in buluşunun, örneklerin kendisinden çok, onların JTB'ye karşı bir argümanda nasıl kullanılacağını göstermesi olduğunu düşündürür.

Algıya dayanan bir vaka: tarladaki koyun. Amerikalı filozof Roderick Chisholm, 1966 tarihli Theory of Knowledge kitabında (sonraki baskılar 1977 ve 1989), çıkarım içermeyen, doğrudan algıya dayanan bir Gettier türü vaka tartıştı. Bir kişi bir tarlaya bakar ve uzakta bir koyun gördüğünü düşünür; tarlada bir koyun olduğuna inanır. Ama gördüğü şey, aslında koyuna çok benzeyen bir köpektir. Ve tesadüfen, tarlanın kişinin göremediği başka bir yerinde gerçek bir koyun vardır. Kişinin inancı doğrudur ve, algısına güvenmek için iyi bir nedeni olduğu için, gerekçelidir; ama kişi tarlada bir koyun olduğunu bilmez. Bu vaka, durmuş saat gibi, Gettier sorununun yalnızca çıkarımla ilgili olmadığını gösterir: algı gibi temel bir bilgi kaynağında da, gerekçe ile doğruluk birbirinden kopabilir ve şansla yeniden birleşebilir.

Gettier sorununun kapsamı. Gettier vakaları yalnızca algı ve çıkarımla sınırlı değildir. Bellek, tanıklık ve içebakış gibi, Modül Ç2'de işlenecek bütün bilgi kaynaklarında kurulabilirler: bir tanığın yanlış bir nedenle doğru bir şey söylemesi, bir anının yanlış bir olaydan gelip doğru bir şeyi temsil etmesi gibi. Bu genellik, Zagzebski'nin tarifinin bir sonucudur: yanılabilir gerekçenin bulunduğu her alanda, çifte şans yapısı kurulabilir. Gettier sorunu, bu yüzden, belirli bir bilgi kaynağının değil, yanılabilir bilgi kavramının kendisinin bir sorunudur.

Gettier'in tek makalesi. Edmund Gettier, felsefe tarihinin en etkili makalelerinden birini yazmış olmasına rağmen, bundan sonra neredeyse hiç yayın yapmadı. Makale, sonraki on yıllarda epistemolojinin ana gündemini belirledi; Gettier sorununa çözüm arayan çalışmalar o kadar çoğaldı ki, bu literatür yarı şakayla "Gettierology" diye anıldı. Bu literatürün başlıca stratejileri, bir sonraki iki dersin konusudur.

Güncel tartışma

Gettier sezgisinin sağlamlığı. Deneysel felsefecilerin Gettier sezgisini sınayan çalışmaları, karışık ama öğretici sonuçlar verdi. Ders Ç0.9'da değindiğimiz ve sonraki derslerde andığımız kültürler arası çalışma, Gettier vakalarına verilen tepkilerin farklı kültürlerde büyük ölçüde benzer olduğunu buldu. Ama başka çalışmalar, örneğin Christina Starmans ile Ori Friedman'ın 2012'de yayımlanan çalışması, sezgilerin vakanın anlatılış biçimine duyarlı olabileceğini gösterdi: örneğin, kişinin kanıtının gerçek ama yanıltıcı olduğu durumlarda ve kanıtın baştan sahte olduğu durumlarda katılımcıların bilgi atfetme eğilimleri farklılaşabilir. Bu bulgular, Gettier sezgisinin varlığını değil, onun hangi vaka türlerinde ne kadar güçlü olduğunu tartışmaya açıyor; ve İtiraz 3'teki Weatherson'un sorusunun, yani sezgiye ne kadar ağırlık verileceğinin, ampirik bir boyutu olduğunu gösteriyor.

Yapay zekâ ve "yanlış nedenlerle doğru". Gettier vakalarının yapısı, yapay zekâ araştırmalarında da tanıdık bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Tom McCoy, Ellie Pavlick ve Tal Linzen, 2019'da yayımlanan "Right for the Wrong Reasons" (Yanlış nedenlerle doğru) adlı çalışmalarında, doğal dil çıkarımı modellerinin, BERT gibi güçlü modeller dahil, bazı çıkarım görevlerinde yüksek doğruluk elde ettiğini, ama bunu görevin gerektirdiği akıl yürütmeyle değil, veri kümesindeki yüzeysel kalıplara, örneğin iki cümlenin ortak kelimelerine dayanarak yaptığını gösterdi. Bu modeller, test verilerinin çoğunda doğru cevabı veriyordu; ama bu kalıpların işe yaramadığı özel olarak tasarlanmış örneklerde başarısız oluyordu. Bu durum Gettier vakalarına benzer bir yapı taşır: model doğru cevaba ulaşıyor, ama dayandığı şey, cevabı doğru kılan şey değil, eğitim verisinde onunla birlikte görülen yüzeysel bir kalıptır. Yapay sistemlerin "bilip bilmediği" sorusu, Ders P3.12 ve Ders P3.13'te işlenecek; ama bu çalışma, Gettier sorununun yalnızca bir felsefi bulmaca değil, güvenilir sistemler tasarlamak için pratik bir sorun olduğunu gösteriyor.

Analiz projesinin geleceği. Gettier'den sonraki elli yılda önerilen onarımların hiçbiri genel bir uzlaşı sağlamadı; her yeni koşula karşı, er geç yeni bir Gettier türü vaka kuruldu. Bu tarih, bazı felsefecileri, Ders Ç1.10'da değindiğimiz Zagzebski'nin genel ikilemiyle birlikte, daha radikal bir sonuca götürdü. Timothy Williamson, 2000 tarihli Knowledge and Its Limits kitabında, Gettier sonrası literatürün başarısızlığını, bilginin daha basit kavramlarla analiz edilemeyeceğinin bir işareti olarak yorumladı: bilgi, inanç ve gerekçe gibi kavramlardan türetilmez; tersine, onları açıklamak için kullanılan temel bir kavramdır. Bu, Gettier sorununa bir çözüm değil, sorunun kendisini yeniden yorumlamaktır: onarım çabası bir yanılgıdan doğmuştur. Bu görüşün Gettier sorununu gerçekten çözüp çözmediği, yoksa yalnızca bıraktığı mı, Ders Ç4.11'de tartışılacak.

Pratik: Çözümlü örnek

Bir öğretmen, Deniz'in teslim ettiği ödevi Deniz'in kendisinin yazdığına inanıyor. Gerekçesi: okuduğu metnin üslubu, Deniz'in sınıfta yazdığı kompozisyonlara çok benziyor, ve öğretmenin deneyimine göre üslup, kimin yazdığının iyi bir göstergesidir. Ama öğretmenin bilmediği bir şey oldu: dosyalar karıştı. Öğretmenin okuduğu metin, Deniz'in ablasının, yıllar önce aynı öğretmene aynı başlıkla verdiği eski ödevi; abla da Deniz'e çok benzer bir üslupla yazıyor. Deniz'in teslim ettiği ödevi ise gerçekten Deniz kendisi yazmış.

Adım 1, önerme ve kişi. Önerme: "Deniz'in teslim ettiği ödevi Deniz kendisi yazdı." Kişi: öğretmen.

Adım 2, üç koşul. Doğruluk: Deniz ödevini gerçekten kendisi yazdı; doğru. İnanç: öğretmen buna inanıyor. Gerekçe: üslup benzerliğine dayanıyor, ve öğretmenin deneyimine göre bu iyi bir gösterge; gerekçeli.

Adım 3, doğruluğu sağlayan şey. Deniz'in, teslim ettiği ödevi kendisi yazması.

Adım 4, gerekçenin dayandığı şey. Öğretmenin okuduğu metnin üslubu. Ama bu metin, Deniz'in ödevi değil, ablasının eski ödevi.

Adım 5, bağ. Gerekçenin dayandığı şey, yani ablanın metninin üslubu, doğruluğu sağlayan şeyle, yani Deniz'in kendi ödevini yazmasıyla, hiçbir bağlantı taşımıyor. Gerekçe bir metne, doğruluk başka bir metne bağlı; ikisi, "Deniz'in ödevi" etiketinde tesadüfen buluşuyor. Bu, Gettier'in birinci vakasındaki yapının aynısıdır: orada gerekçe Jones'u, doğruluk Smith'i gösteriyordu.

Adım 6, çifte şans. Kötü şans: dosyaların karışması ve öğretmenin yanlış metni okuması. İyi şans: Deniz'in, ablasının eski ödevini kullanmak yerine, gerçekten kendisi yazmış olması.

Sonuç. Bu bir Gettier vakasıdır. Öğretmenin inancı doğru ve gerekçeli, ama Deniz'in ödevini kendisi yazdığını bilmiyor; inancının dayandığı kanıt, başka bir metinden geliyor. Örneğin pratik dersi şudur: eğitimde ve değerlendirmede, bir göstergenin genellikle güvenilir olması, onun belirli bir durumda doğru nesneye uygulandığını göstermez. Öğretmenin bu kez doğru sonuca varması, değerlendirme sürecinin, yani dosyaların düzeninin, güvenilir olduğunu göstermiyor.

Pratik: Alıştırmalar

  1. Şu durumların hangileri Gettier vakasıdır? Gettier Vaka Testi'nin adımlarıyla cevapla: (a) Bir kişi, bir termometreye bakıp havanın on derece olduğuna inanıyor. Termometre günler önce on derecede takılıp kalmış ve kişi bunu bilmiyor; bugün hava, tesadüfen, gerçekten on derece. (b) Bir kişi, güvenilir bir hava durumu uygulamasına dayanarak yarın yağmur yağacağına inanıyor; yarın gerçekten yağmur yağıyor. (c) Bir kişi, arkadaşının "Ali şehirde" sözüne dayanarak Ali'nin şehirde olduğuna inanıyor. Arkadaşı, Ali'nin şehir dışında olduğunu sanıyor ve onu kandırmak için "şehirde" diyor; ama Ali tesadüfen gerçekten şehirde.
  2. Zagzebski'nin tarifini kullanarak, kendi hayatından ya da mesleğinden bir Gettier vakası kur. Kötü şansı ve iyi şansı açıkça belirt.
  3. Gettier'in ikinci vakasında, Smith'in "Brown Barselona'da" önermesine değil, "Ya Jones'un bir Ford'u var ya da Brown Barselona'da" önermesine inanması neden önemlidir? Ders Ç0.5'teki ayrılma bağlacı kuralını kullanarak açıkla.
Cevapları göster
  1. (a) Gettier vakası. Doğru, inanılıyor ve gerekçeli, çünkü kişinin termometreye güvenmek için iyi bir nedeni var. Doğruluğu sağlayan şey gerçek hava sıcaklığı; gerekçenin dayandığı şey ise bozuk termometrenin donmuş göstergesi; ikisi tesadüfen uyuşuyor. Bu, durmuş saat örneğinin bir biçimidir. (b) Gettier vakası değil, ya da en azından açıkça değil. Uygulamanın tahmini, yağmurun gerçek nedenleri olan atmosfer koşullarına dayanıyor; gerekçe ile doğruluk arasında güvenilir bir bağ var. Kişi yağmuru, tahminin kesin olmamasına rağmen, büyük olasılıkla biliyordu; ya da en azından burada şans, Gettier türünden bir şans değil. (c) Gettier vakası. Kişinin inancı doğru ve, arkadaşına güvenmek için iyi bir nedeni olduğu sürece, gerekçeli. Ama dayandığı tanıklık samimiyetsiz, söyleyen, söylediğinin yanlış olduğunu sanıyor; Ali'nin şehirde olması, arkadaşının sözüyle hiçbir bağlantı taşımıyor. Kötü şans: arkadaşının onu kandırmaya çalışması; iyi şans: Ali'nin tesadüfen şehirde olması.
  2. Örnek bir cevap: bir doktor, bir hastanın laboratuvar sonucuna bakarak hastanın belirli bir enfeksiyonu olduğuna inanıyor. Kötü şans: laboratuvar, numuneleri karıştırmış ve doktora başka bir hastanın sonucunu göndermiş. İyi şans: o başka hastada da aynı enfeksiyon var ve, tesadüfen, doktorun hastasında da var. Doktorun inancı doğru ve gerekçeli, çünkü laboratuvar genellikle güvenilir; ama gerekçesi, kendi hastasının gerçek durumuna değil, başka bir hastanın durumuna dayanıyor. Doktor bilmiyor.
  3. Ders Ç0.5'teki ayrılma bağlacının kuralına göre, "P ya da R" önermesi, P ya da R'den biri doğruysa doğrudur. Smith, "Jones'un bir Ford'u var" önermesine gerekçeli olarak inandığı için, ondan herhangi bir ayrılma önermesini geçerli biçimde çıkarabilir ve ona da gerekçeli olarak inanabilir; bu, Gettier'in ikinci ilkesinin uygulamasıdır. Smith'in "Brown Barselona'da" önermesine hiçbir gerekçesi yoktur; bu önermeyi rastgele seçmiştir. Ama ayrılma önermesine gerekçeli olarak inanır, çünkü onu Ford önermesinden çıkarmıştır. Önemli olan, ayrılma önermesinin Smith'in sandığı bileşen yüzünden değil, rastgele seçtiği bileşen yüzünden doğru çıkmasıdır. Smith doğrudan "Brown Barselona'da" önermesine inansaydı, inancı gerekçesiz olurdu ve bu bir Gettier vakası olmazdı.

Pratik: Argüman görevi

Karşılaştırma. Durum: bir yatırımcı, bir şirketin hisselerinin yükseleceğine, şirketin resmî sözcüsünün yeni bir ürün çıkacağı açıklamasına dayanarak inanıyor ve hisseleri yükseliyor; ama ürün ertelenmiş ve açıklama yanlış çıkıyor; hisseler başka bir şirketle birleşme haberi yüzünden yükseliyor. Zayıf çalışma: "Yatırımcı haklı çıktı, öyleyse doğru tahmin etti." Bu çalışma, doğru sonucu bilgiyle karıştırıyor. Güçlü çalışma: "1) Yatırımcı, hisselerin yükseleceğine, sözcünün ürün açıklamasına dayanarak gerekçeli olarak inanıyordu; açıklama güvenilir bir kaynaktan geliyordu. 2) Gerekçe yanılabilirdir: açıklama yanlış çıktı. 3) Hisseler yükseldi, ama açıklamayla ilgisiz bir nedenle, birleşme haberiyle. 4) Doğruluğu sağlayan şey birleşme, gerekçenin dayandığı şey ürün açıklaması; ikisi tesadüfen aynı sonucu verdi. 5) Öyleyse yatırımcı, hisselerin yükseleceğini bilmiyordu; şanslıydı. Pratik ders: yatırımcının kaynağı, bu sefer doğru sonuca götürse de, güvenilir değildi; yatırımcı aynı kaynağa bir dahaki sefere güvenirse, bu kez kaybedebilir."

ÖlçütNe aranır
Test uygulamasıGettier Vaka Testi'nin adımları uygulanmış; doğruluğu sağlayan şey ile gerekçenin dayandığı şey ayrılmış
Gettier ilkeleriYanılabilirlik ilkesi, durumda bir tümdengelim varsa çıkarım altında korunma ilkesi de, argümanda açıkça kullanılmış
Argüman yapısıÖncüller numaralandırılmış, hüküm öncüllerden çıkıyor
Pratik dersKaynak ya da yöntem hakkında, doğru sonuçtan bağımsız bir değerlendirme yapılmış

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç1.10) Ders Ç1.10'da JTB tanımının yeterlilik iddiasının hangi ikilemle karşılaştığı söylendi? Gettier'in vakaları bu ikilemin hangi boynuzunu somutlaştırıyor?
  2. (Ders Ç1.9) Ders Ç1.9'da okunan Locke'un "yalnızca şans eseri haklı" kişisi ile Gettier vakasındaki Smith arasındaki benzerlik ve fark nedir?
  3. (Ders Ç0.5) Gettier'in ikinci vakasında kullanılan ayrılma bağlacının kuralı nedir ve bu kural Gettier vakalarını üretmekte neden bu kadar kullanışlıdır?
Cevapları göster
  1. Ders Ç1.10'da, yanılabilir bir bilgi anlayışı içinde, JTB tanımının yeterlilik iddiasının şu ikilemle karşılaştığı söylendi: gerekçe ya bilgiyi varsayar ve tanım döngüsel olur, ya da bilgiyi varsaymaz ve gerekçe ile doğruluk arasında şansa yer bırakan bir boşluk kalır. Gettier'in vakaları ikinci boynuzu somutlaştırıyor: Smith'in gerekçesi bilgiyi varsaymıyor, güçlü kanıta dayanıyor; ama gerekçesi ile önermenin doğruluğu arasında bir boşluk var ve bu boşluk şansla kapanıyor.
  2. Benzerlik: ikisi de doğruya şans eseri ulaşıyor. Locke'un kişisi, doğruyu bulsa da yalnızca şans eseri haklıdır; Smith de doğru bir önermeye, doğruluğuyla ilgisiz bir nedenle inanıyor. Fark: Locke'un kişisi, epistemik ödevini ihmal eden, yani iyi nedenlere dayanmadan inanan biridir; Smith ise ödevini yerine getirmiş, güçlü kanıta dayanmış ve geçerli bir çıkarım yapmıştır. Gettier'in katkısı, şansın, ödevini yerine getiren ve gerekçeli olan birinin inancına bile sızabileceğini göstermesidir. Locke'un şansı gerekçesizliğin sonucuydu; Gettier'in şansı gerekçeye rağmen ortaya çıkıyor.
  3. Ders Ç0.5'teki ayrılma bağlacının kuralına göre, "P ya da R" önermesi, bileşenlerinden en az biri doğruysa doğrudur; bu yüzden P'den "P ya da R" geçerli biçimde çıkarılabilir. Bu kural Gettier vakalarını üretmekte kullanışlıdır, çünkü R'yi istediğimiz gibi seçebiliriz: P gerekçeli ama yanlış, R ise kişinin hiçbir gerekçesi olmadan, tesadüfen doğru olabilir. Böylece kişi, P'ye dayanarak "P ya da R" önermesine gerekçeli olarak inanır ve önerme R sayesinde doğru çıkar. Kural, gerekçenin bir bileşenden, doğruluğun ise öbür bileşenden gelmesine izin verir; bu, Gettier vakasının özüdür.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Gettier vakası nedir?Gerekçeli doğru bir inancın, doğruluğu gerekçesiyle şans eseri uyuştuğu için bilgi sayılmadığı durum.
Gettier'in iki ilkesi nedir?Gerekçe yanılabilirdir; ve gerekçe, geçerli çıkarım altında öncülden sonuca korunur.
Gettier'in birinci vakası nedir?Smith, "işi Jones alacak ve cebinde on para var" önermesinden "işi alacak kişinin cebinde on para var" sonucunu çıkarır; sonuç Smith'in kendi cebi yüzünden doğrudur.
Gettier'in ikinci vakası nedir?Smith, "Jones'un bir Ford'u var" önermesinden "ya Jones'un bir Ford'u var ya da Brown Barselona'da" önermesini çıkarır; Jones'un Ford'u yoktur, ama Brown tesadüfen Barselona'dadır.
Çifte şans yapısı nedir?Bir kötü şansın gerekçeyi yanıltması ve bir iyi şansın inancı yine de doğru kılması (Zagzebski).
Russell'ın durmuş saati neyi gösterir?Yanlış öncülden açık bir çıkarım içermeyen bir Gettier türü vaka; kişi durmuş bir saati tesadüfen doğru gösterdiği anda okur.
Dharmottara'nın serap örneği nedir?Sekizinci yüzyılda, serabı su sanan ve oraya varınca tesadüfen gerçek su bulan bir gezgin; Gettier'den önce kurulmuş bir Gettier türü vaka.
Gettier'e verilen ilk cevapların iki yolu nedir?Gerekçe koşulunu başka bir koşulla değiştirmek ya da yeniden tanımlamak (örneğin Goldman'ın nedensel kuramı) ya da JTB'ye dördüncü bir koşul eklemek.

Okuma listesi

  • Edmund L. Gettier, "Is Justified True Belief Knowledge?", Analysis 23 (1963). Üç sayfalık kurucu makale.
  • Alvin I. Goldman, "A Causal Theory of Knowing", The Journal of Philosophy 64 (1967). Gettier'e ilk etkili cevaplardan biri.
  • Linda Zagzebski, "The Inescapability of Gettier Problems", The Philosophical Quarterly 44 (1994). Gettier vakalarının tarifi.
  • Brian Weatherson, "What Good Are Counterexamples?", Philosophical Studies 115 (2003). Sezgiye karşı kuramsal erdemler.
  • Stanford Encyclopedia of Philosophy, "The Analysis of Knowledge" maddesi, Gettier sorunu bölümü.

Sonraki derse köprü

Bu derste Gettier'in, gerekçelendirilmiş doğru inancın bilgi için yetmediğini gösterdiğini ve Gettier vakalarının ortak yapısının, gerekçe ile doğruluk arasındaki bağın şansla kurulması olduğunu gördük. İtiraz 2'de değindiğimiz ilk sezgi, Gettier'in kendi vakalarındaki sorunun, inancın yanlış bir öncülden geçmesi olduğuydu. Ders Ç1.12, bu sezgiden doğan ilk onarım girişimlerini inceliyor: JTB'ye, inancın yanlış bir öncüle dayanmamasını şart koşan bir dördüncü koşul eklemek, ve kişinin gerekçesini yenecek, yani bilinseydi gerekçeyi çürütecek bir doğru olgunun bulunmamasını şart koşan yenilmezlik koşulu.

Günlük sorusu: Yakın zamanda doğru çıkan bir tahminin ya da kararın oldu mu? Doğru çıkmasının nedeni, senin ona dayanak yaptığın şey miydi, yoksa başka bir şey mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.