İçeriğe geç

Ders Ç0.8 · Çekirdek · Modül Ç0: Mantık ve argüman

Safsatalar: biçimsel ve biçimsel olmayan hatalar

Araç: Safsata Kataloğu · 5K: Karşı-görüş · 6.749 kelime · tamamı yaklaşık 31 dakika okuma

Giriş

Belediye, mahalledeki boş bir alana köpek parkı yapmayı öneriyor ve mahalle grubunda tartışma başlıyor. Bir sakin karşı çıkıyor: "Köpek parkı yapılırsa önce köpekler, sonra sahipleri gelir, sonra gürültü, kavga, pislik; birkaç yıla kalmaz mahalle yaşanmaz hâle gelir." Bir başkası ona cevap veriyor: "Sen zaten hayvanları sevmezsin, geçen yıl kedilere mama verenleri de şikâyet etmiştin." Üçüncü bir sakin araya giriyor: "Ya köpek parkı yaparız ya da bu alan çöplük olarak kalır, başka seçenek yok." Dördüncüsü bir haber paylaşıyor: "Komşu ilçede köpek parkı açıldıktan sonra hırsızlık olayları arttı, demek ki parklar suçu çekiyor." Tartışma bir saat sürüyor; kimse fikrini değiştirmiyor ama herkes karşı tarafın "mantıksız" olduğuna daha da emin.

Bu dört mesajda dört farklı akıl yürütme hatası var ve her birinin bir adı var. Bu adlar yüzyıllardır biriken bir katalogun parçasıdır: safsatalar kataloğu. Önceki derslerde bir argümanın nasıl kurulduğunu, geçerliliğinin nasıl sınandığını ve hangi tür çıkarım olduğunun nasıl belirlendiğini gördük. Her ders aynı zamanda bir başarısızlık biçimini de gösterdi: geçersiz biçimler, saman adam, kapsam kaymaları, yanlı örneklemler, rakipsiz açıklamalar. Bu ders o başarısızlıkları bir arada, iki büyük aile hâlinde topluyor. Ama aynı zamanda bir uyarı da taşıyor: safsata adlarını öğrenmek, onları bir silah gibi kullanmayı da kolaylaştırır. Bir argümana "bu bir safsata" demek, onu çürütmek değildir.

Bu dersin kazanımları:

  • Biçimsel ve biçimsel olmayan safsatalar arasındaki farkı tanımlar, başlıca safsata ailelerini ve örneklerini açıklarsın. (anla)
  • Gündelik bir tartışmadaki safsataları teşhis eder ve her birinin argümanın hangi ölçütünü (geçerlilik, ilgi, kabul edilebilirlik, yeterlilik) ihlal ettiğini gösterirsin. (uygula)
  • Bir safsata suçlamasının haklı olup olmadığına, kalıbın o bağlamda meşru bir akıl yürütme olup olamayacağını gözeterek gerekçeli karar verirsin. (değerlendir)

Kavramlar

Bu derste safsataları ezberlenecek bir liste olarak değil, argümanın başarısız olabileceği yerlerin haritası olarak ele alacağız. Önce safsatanın ne olduğunu ve iki büyük aileyi tanımlayacağız; sonra biçimsel olmayan safsataları, argümanın hangi ölçütünü ihlal ettiklerine göre gruplayacağız.

"Safsata" kelimesi Türkçeye Arapçadan geçmiştir ve İslam mantık geleneğinde, Aristoteles'in Sofistik Çürütmeler adlı eserinin karşılığı olan bölümün adı olarak da kullanılmıştır. Bu bağlantı önemlidir, çünkü safsata kavramının özü sofistlerle ilişkilidir: kazanmak için tartışan, iyi bir argüman görüntüsü veren ama gerçekte iyi bir argüman kurmayan kişi. Bir hesap hatası bir safsata değildir, çünkü iyi bir argüman görüntüsü vermez; safsata ise, onu yapan farkında olmasa bile, iyi bir argüman gibi görünür. Safsata ise kalıp hâlinde tekrarlanan ve tekrarlandıkça ikna eden bir hatadır. Bu yüzden safsataları tanımak yalnızca kendi akıl yürütmemizi düzeltmek için değil, başkalarının bizi ikna etme çabalarını değerlendirmek için de gereklidir.

Biçimsel safsataları önceki derslerde zaten gördük. Sonucu onaylama ("P ise Q; Q; o hâlde P") Ders Ç0.4'te karşı-örnekle, Ders Ç0.5'te doğruluk tablosuyla geçersiz çıktı; önceli değilleme ("P ise Q; değil P; o hâlde değil Q") da aynı tabloyla aynı biçimde gösterilir. Dağıtılmamış orta terim ("Bütün A'lar B'dir; c bir B'dir; o hâlde c bir A'dır") Ders Ç0.4'teki esnek çalışma örneğindeydi. Niceleyici kayması ("her X için bir Y"den "bütün X'ler için tek bir Y"ye) Ders Ç0.6'nın konusuydu. Bu safsataların ortak noktası, Karşı-Örnek Testi ya da Doğruluk Tablosu ile mekanik olarak yakalanabilmeleridir. Biçim geçersizse, içerik ne olursa olsun argüman geçersizdir. Bu yüzden biçimsel safsata suçlaması, seçilen okuma için kesin bir hükümdür. Ama Ders Ç0.4'te gördüğümüz Massey asimetrisi burada da geçerlidir: argümanın daha ince ve metne sadık bir okuması geçerli çıkabilir. Karşı-örnek okumayı sınar; çeviriye ayrıca bakılır.

Biçimsel olmayan safsatalar çok daha geniş ve çok daha tartışmalı bir ailedir. Onları anlamanın en kullanışlı yolu, bir argümanın iyi olması için gereken koşulları sıralamak ve her safsatanın hangi koşulu ihlal ettiğini sormaktır. Argümantasyon kuramcıları Ralph Johnson ve J. Anthony Blair, iyi bir argümanın öncüllerinin üç koşulu sağlaması gerektiğini önerdi. Öncüller sonuçla ilgili olmalıdır. Kabul edilebilir olmalıdır, yani dinleyen için makul olmalıdır. Sonuca yetecek kadar destek vermelidir, yani yeterli olmalıdır. Bu üç koşul, biçimsel olmayan safsataları üç gruba ayırmanın bir yolunu verir: ilgi safsataları, kabul edilebilirlik ya da varsayım safsataları ve yeterlilik safsataları. Bunlara bir dördüncü grup eklemek gerekir: dilin belirsizliğinden doğan safsatalar.

İlgi safsatalarının en bilineni kişiye yönelik argümandır (ad hominem): bir iddiayı, onu öne süren kişiye saldırarak çürütmeye çalışmak. Giriş örneğindeki ikinci sakin, birinci sakinin argümanına değil, onun hayvanları sevmemesine yöneldi. Bu safsatanın birkaç türü vardır. Doğrudan saldırı türü, kişinin karakterini hedef alır ("o zaten cahilin teki"). Durumsal tür, kişinin çıkarını öne sürer ("tabii öyle der, çünkü kendi işine geliyor"). "Sen de" (tu quoque) türü ise kişinin tutarsızlığını öne sürer ("sigarayı bırak diyorsun ama kendin içiyorsun"). Kişinin tutarsız olması, söylediğinin yanlış olduğunu göstermez: sigara içen bir hekimin "sigara zararlıdır" uyarısı, hekim sigara içtiği için yanlış olmaz.

Öbür ilgi safsataları da aynı yapıya sahiptir: duygulara başvuru, iddianın doğruluğu yerine dinleyenin korkusunu ya da acımasını harekete geçirir; çoğunluğa başvuru, iddianın yaygın kabul gördüğünü onun doğruluğunun kanıtı sayar ("herkes böyle düşünüyor"); geleneğe başvuru, bir uygulamanın eskiliğini onun doğruluğunun kanıtı sayar; konu saptırma (red herring) ise tartışmayı ilgisiz bir konuya kaydırır. Saman adam, Ders Ç0.3'te ayrıntılı gördüğümüz gibi, karşı tarafın görüşünü çarpıtılmış bir biçimiyle değiştirmektir; o da bir ilgi safsatasıdır, çünkü çürütülen şey tartışılan görüşle ilgisizdir.

Otoriteye başvurmak kendi başına bir safsata değildir. Bildiklerimizin çoğunu başkalarından öğreniriz ve bir hekimin, bir mühendisin ya da bir tarihçinin kendi alanındaki görüşüne güvenmek akılcıdır; bu, Modül Ç2 ve Modül Ç7'nin konusudur. Safsata, başvurunun uygunsuz olduğu yerde başlar. Ders Ç0.2'deki ödüllü romancı örneğinde, yazarın edebiyattaki başarısı sağlık konusundaki uzmanlığının kanıtı olarak sunuluyordu; bu, uzmanlığın bir alandan başka bir alana aktarılmasıdır. Uygunsuzluğun başka biçimleri de vardır: iddiada bulunan kişinin gerçekten uzman olmaması, uzmanın kendi alanındaki uzlaşıdan sapan bir görüşü uzlaşıymış gibi sunması, ya da çıkar çatışması içinde olması. Ders Ç0.2'de gördüğümüz Walton'ın kritik soruları tam bu ayrımı yapmak için vardır: kaynak gerçekten uzman mı, iddia onun alanına mı giriyor, öbür uzmanlarla tutarlı mı?

Varsayım safsatalarının üç önemli örneği önceki derslerde zaten karşımıza çıktı. Döngüsel argüman, Ders Ç0.4'te gördüğümüz gibi, sonucu bir öncül olarak varsayar. Yüklü soru, Ders Ç0.2'deki ön kabul kavramının bir kötüye kullanımıdır: "Bu kadar başarısız bir projeye neden hâlâ para harcıyoruz?" sorusu, cevap veren herkese projenin başarısız olduğunu kabul ettirir. Sahte ikilem (false dilemma) ise iki seçenekten fazlası varken yalnızca iki seçenek sunar. Giriş örneğindeki üçüncü sakin, "Ya köpek parkı ya çöplük" diyerek alanın bir çocuk parkı, bir bahçe ya da bakımlı bir boş alan olabileceği seçeneklerini sessizce dışarıda bıraktı. Sahte ikilem, Ders Ç0.5'teki "veya" bağlacının yanlış kullanımıdır: bir ayrılmanın doğru olduğu varsayılır, ama seçenekler aslında tükenmemiştir.

Giriş örneğindeki birinci sakin bir kaygan zemin argümanı kurdu: köpek parkından köpeklere, köpeklerden sahiplere, oradan gürültüye, kavgaya ve yaşanmaz bir mahalleye. Ders Ç0.3'teki kantin örneğinde de bir kaygan zemin vardı: bugün şekerli içecek, yarın hangi kitabın okunacağı. Kaygan zemin argümanının sorunu, zincirdeki her halkanın bir olasılık olması ve olasılıkların çarpılması gerektiğidir. Her adımın bir sonrakine yol açma olasılığı yüksek bile olsa, beş adımlık bir zincirin sonuna ulaşma olasılığı düşük olabilir. Ama burada bir uyarı gerekir: kaygan zemin argümanlarının hepsi safsata değildir. Bazı zincirlerin halkaları gerçekten güçlüdür ve bazı kurumsal adımlar gerçekten başka adımları kolaylaştırır. Safsata, zincirin halkalarının olasılığını hiç göstermeden zincirin sonunu kesin bir sonuç gibi sunmaktadır.

Ders Ç0.7'de Broad Street pompasının kolunun çıkarılmasından sonra ölümlerin azalmasının, su hipotezinin tek başına kanıtı olmadığını gördük; salgın zaten azalıyordu. Bu tam olarak bu safsatanın tuzağıdır. Giriş örneğindeki dördüncü sakin de aynı hatayı yaptı: komşu ilçede köpek parkı açıldıktan sonra hırsızlıklar arttıysa, bu parkın hırsızlığa yol açtığını göstermez; aynı dönemde başka birçok şey değişmiş olabilir. Bu safsata, Ders Ç0.7'deki en iyi açıklamaya çıkarımın bir başarısızlığı olarak anlaşılabilir: zamansal sıra bir açıklama önerir, ama rakip açıklamalar sorulmadan kabul edilir. Yeterlilik safsatalarının öbür önemli örneği aceleci genellemedir: küçük ya da yanlı bir örneklemden geniş bir genellemeye geçmek. Bu da Ders Ç0.7'de gördüğümüz tümevarımsal gücün ölçütlerinin ihlalidir. Bilgisizliğe başvuru ise bir şeyin yanlış olduğu kanıtlanmadığı için doğru olduğunu, ya da doğru olduğu kanıtlanmadığı için yanlış olduğunu öne sürer; kanıt yokluğu, ancak kanıtın bulunması beklenen durumlarda bir kanıttır.

Anlam kayması, Ders Ç0.2'deki "kimyasal madde" örneğinde gördüğümüz gibi, bir kelimenin argümanın farklı adımlarında farklı anlamlarda kullanılmasıdır. Bileşim safsatası, parçaların bir özelliğinin bütüne de ait olduğunu varsayar: "Bu takımın her oyuncusu yıldız, o hâlde bu takım yıldız bir takımdır." Oyuncuların birbiriyle uyumu kötüyse takım zayıf olabilir. Bölünme safsatası ise tersini yapar: bütünün bir özelliğinin her parçasına ait olduğunu varsayar: "Bu üniversite çok iyi, o hâlde bu üniversitenin her bölümü çok iyidir." Bu safsataların hepsi, Ders Ç0.6'da gördüğümüz kapsam ve niceleme sorunlarıyla akrabadır: bir özelliğin bir bütüne mi, parçalarına mı, yoksa bunların bazılarına mı ait olduğu açıkça yazılmadığında ortaya çıkarlar.

Bu ailelerin hepsini bir arada görmek için aşağıdaki tablo, her safsatanın hangi ölçütü ihlal ettiğini özetliyor.

Aileİhlal edilen ölçütBaşlıca örnekler
BiçimselGeçerlilikSonucu onaylama, önceli değilleme, dağıtılmamış orta terim, niceleyici kayması
İlgiÖncülün sonuçla ilgisiKişiye yönelik argüman, saman adam, duygulara başvuru, çoğunluğa başvuru, konu saptırma
VarsayımÖncülün kabul edilebilirliğiDöngüsel argüman, yüklü soru, sahte ikilem
YeterlilikDesteğin yeterliliğiAceleci genelleme, ondan sonra o hâlde onun yüzünden, kaygan zemin, bilgisizliğe başvuru, otoriteye uygunsuz başvuru
BelirsizlikTerimlerin tutarlılığıAnlam kayması, bileşim, bölünme

Bu sınıflandırma kesin değildir; bir safsata birden çok aileye yerleştirilebilir. Otoriteye uygunsuz başvuru, uzmanın alanı dışında konuştuğu durumda bir ilgi safsatası, uzmanlığı tartışmalı olduğu durumda bir yeterlilik safsatasıdır. Tablonun amacı her safsatayı tek bir kutuya kilitlemek değil, bir argümanda bir şeylerin ters gittiğini hissettiğinde hangi soruyu sorman gerektiğini göstermektir.

Argüman

Bu dersin tezi, bir argümanı bir safsata etiketiyle reddetmeden önce hatanın gösterilmesi gerektiğidir: biçimsel bir safsatada bir karşı-örnekle, biçimsel olmayan bir safsatada kalıbın o bağlamda neden hatalı olduğunu söyleyen bir gerekçeyle. Tezi standart biçimde kuralım.

  1. Biçimsel safsatalar geçersiz bir biçime dayanır; argüman bu biçimle okunduğu sürece, hata içeriğinden bağımsız olarak bir karşı-örnekle gösterilebilir.
  2. Biçimsel olmayan safsata adlarıyla anılan kalıpların çoğunun meşru örnekleri vardır: uzmana başvurmak, bir tanığın güvenilirliğini sorgulamak, bir adımın olası sonuçlarını tartmak.
  3. Biçimsel olmayan bir kalıbın belirli bir örnekte meşru mu hatalı mı olduğu, bağlama bağlıdır: uzmanın alanına, kişinin güvenilirliğinin iddiayla ilgisine, zincirin halkalarının olasılığına.
  4. Bir argümana yalnızca bir safsata adı yapıştırmak, bu bağlam sorusunu cevaplamaz; çoğu zaman tartışmayı, sorulması gereken soruyu sormadan sonlandırır.
  5. Bir suçlama, iddia ettiği kusuru göstermediğinde karşı tarafa cevap verecek bir şey bırakmaz ve tartışmayı haksız yere kapatır.

Sonuç: Biçimsel bir safsata suçlaması bir karşı-örnekle desteklenmeli; biçimsel olmayan bir safsata suçlaması ise kalıbın bu bağlamda neden hatalı olduğunu gösteren bir açıklamayla birlikte yapılmalıdır. Biçimsel olmayan bir safsata etiketi tek başına bir çürütme değil, bir sorunun başlangıcıdır.

Argüman iki aileyi bilinçli olarak ayırıyor, çünkü iki aile farklı türden hükümler verir. Birinci öncül, biçimsel safsataların neden karşı-örnekle gösterilebildiğini söyler: biçim geçersizse karşı-örnek vardır ve gösterilebilir. İkinci ve üçüncü öncül ise biçimsel olmayan safsataların neden böyle olmadığını söyler. Bu ailenin adları çoğu zaman bir kalıbı adlandırır, bir hatayı değil. "Kişiye yönelik argüman" bir kalıptır: bir iddiayı, onu öne süren kişi hakkındaki bir bilgiye dayanarak değerlendirmek. Bu kalıp bazen hatalıdır ("o cahil, o hâlde söylediği yanlış"), bazen meşrudur ("bu tanık daha önce yalan yere yemin ettiği kanıtlanmış biri; tanıklığına daha az ağırlık vermeliyiz"). İkinci örnek, Kaynak kapısının tam olarak sorduğu sorudur. Dördüncü öncül pratik bir gözlemdir: tartışmalarda bir safsata adını yüksek sesle söylemek, çoğu zaman karşı tarafı susturmanın bir yolu olarak kullanılır ve bu, kendi başına bir tür ilgi safsatasına dönüşebilir.

En tartışmalı öncül: İkinci öncül, özellikle "çoğu" kelimesi. Bazı safsata adları, tanımları gereği bir hatayı adlandırır ve onların meşru bir örneği olamaz. "Saman adam" bunun en açık örneğidir: bir görüşü çarpıtarak temsil etmenin meşru bir biçimi yoktur. "Döngüsel argüman" bu gruba daha tartışmalı biçimde girer: sonucu olduğu gibi varsayan bir argüman sonuca bağımsız bir neden veremez; ama teknik katmanda göreceğimiz gibi, döngü göründüğü kadar tam değilse argüman bir miktar kanıt değeri taşıyabilir. Bu adlarla "kişiye yönelik argüman" ya da "otoriteye başvuru" gibi adlar arasında bir fark vardır. İkinci gruptakiler bir kalıbı betimler ve kalıbın meşru ya da hatalı olduğunu bağlam belirler. İkinci öncül bu yüzden şöyle okunmalıdır: kalıp adı olan safsataların çoğunun meşru örnekleri vardır; hata adı olanların yoktur. Bu ayrımı yapmak, bir suçlamayı değerlendirmenin ilk adımıdır. Birisi "bu bir saman adam" diyorsa, sorulacak soru "argümanım gerçekten çarpıtılmış mı?" sorusudur. Birisi "bu bir kişiye yönelik argüman" diyorsa, sorulacak soru "kişi hakkındaki bu bilgi, iddianın değerlendirilmesiyle ilgili mi?" sorusudur.

İtirazlar ve cevaplar

İtiraz 1: Etiketler hızlı ve kullanışlıdır; her seferinde bağlam analizi yapmak pratik değildir

Safsata adlarının değeri, uzun bir açıklamayı tek bir kelimeye sığdırmalarıdır. Bir tartışmada "bu bir kaygan zemin" demek, karşı tarafa ve dinleyenlere neyin yanlış gittiğini hemen anlatır. Ders, her etiketin yanına bir bağlam analizi eklenmesini isteyerek, bu kolaylığı ortadan kaldırıyor ve tartışmayı hantallaştırıyor.

Cevap: İtiraz, etiketlerin bir kısaltma olarak değerini doğru görüyor ve ders bu değeri reddetmiyor. İstenen şey uzun bir analiz değil, tek bir cümledir: etiketin yanına, kalıbın bu bağlamda neden hatalı olduğunu söyleyen bir cümle. "Bu bir kaygan zemin" yerine "Bu bir kaygan zemin: köpek parkından kavgaya giden zincirin hiçbir halkası için bir kanıt yok." İkinci cümle neredeyse aynı uzunluktadır, ama iki şey yapar. Birincisi, karşı tarafa cevap verebileceği bir şey sunar: kanıt getirebilir, zincirin bir halkasını savunabilir. İkincisi, etiketi koyanın kendisini de denetler: bu cümleyi kuramıyorsan, belki de karşındaki argüman bir safsata değil, hoşuna gitmeyen bir argümandır. Etiket hızlı bir başlangıçtır; tek cümlelik gerekçe ise onun bir çürütmeye dönüşmesini sağlar.

İtiraz 2: "Safsata" diye ortak bir kategori yoktur

Safsatalar listesi, iki bin yıldan fazla süre boyunca farklı amaçlarla yazılmış metinlerden birikmiş bir yığındır. Aristoteles'in sofistik çürütmeleri, Orta Çağ'ın Latince adları, Locke'un "ad" argümanları ve modern ders kitaplarının eklemeleri, tek bir kurama dayanmaz. Mantıkçı C. L. Hamblin, 1970 tarihli Fallacies kitabında, ders kitaplarının safsataları ele alışını, tutarlı bir kuramı olmayan "standart işleyiş" diye eleştirdi. Böyle bir yığını bir araç olarak öğretmek, dağınık bir listeyi sağlam bir yöntem gibi göstermektir.

Cevap: Hamblin'in eleştirisi argümantasyon kuramında bir dönüm noktası oldu ve haklı bir noktaya işaret ediyordu: geleneksel listeler gerçekten tutarlı bir kurama dayanmıyordu. Ama bu eleştiriden sonra gelişen çalışmalar, listeyi atmak yerine onu bir kurama bağlamaya çalıştı. Bu dersin sınıflandırması bu çabaların birine dayanıyor: Johnson ve Blair'in ilgi, kabul edilebilirlik ve yeterlilik koşulları. Bu çerçevede safsatalar dağınık bir yığın değil, iyi bir argümanın hangi koşulunun ihlal edildiğine göre düzenlenmiş bir haritadır. Başka bir yaklaşım, pragma-diyalektik kuramdır: Ders Ç0.1'de gördüğümüz van Eemeren ve Grootendorst, safsataları makul bir tartışmanın kurallarının ihlalleri olarak tanımladı. Douglas Walton ise safsataları, argümantasyon şemalarının kritik sorularının cevapsız bırakıldığı durumlar olarak gördü. Bu kuramlar birbirinden farklıdır, ama hepsi aynı şeyi gösterir: safsata listesi kendi başına bir kuram değildir, ama bir kurama bağlandığında işe yarar bir araçtır.

İtiraz 3: Safsatalar iyi ya da kötü değil, güçlü ya da zayıf argümanlardır

Bilişsel bilimciler Ulrike Hahn ve Mike Oaksford, 2007'de yayımladıkları bir makalede, safsataların Bayesçi bir çerçevede yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Onlara göre "kaygan zemin", "bilgisizliğe başvuru" ya da "döngüsel argüman" gibi kalıplar, sabit biçimde hatalı değildir; içeriklerine göre güçlü ya da zayıf kanıt sunarlar. Bir ilacın yan etkisi olduğuna dair hiçbir kanıt bulunamaması, binlerce kişiyle yapılmış dikkatli denemelerden sonra, sık görülen bir yan etkinin yokluğu için güçlü bir kanıttır; çok seyrek yan etkiler için daha büyük çalışmalar gerekir. Bu durumda "safsata" etiketi, derecelendirilmesi gereken bir şeyi ikili bir hükme indirgeyerek yanıltır.

Cevap: Bu itiraz dersin tezini çürütmüyor, tersine güçlendiriyor. Dersin sonucu, biçimsel olmayan bir safsata etiketinin tek başına bir çürütme olmadığını, bağlamın ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Hahn ve Oaksford'un çerçevesi, bu bağlam değerlendirmesini nicel olarak yapmanın bir yolunu önerir: kalıbın sunduğu kanıtın gücünü, olasılık hesabıyla ölçmek. Bilgisizliğe başvuru örneği tam bu noktayı gösterir: kanıt yokluğu, kanıtın bulunmasının beklendiği bir araştırmadan sonra güçlü bir kanıttır; hiç kimse aramamışken zayıf bir kanıttır. Kavramlar bölümündeki tanımda da bu ayrımı yaptık. Bayesçi çerçevenin kendisi Modül P1'de işlenecek ve orada safsataların derecelendirilmiş değerlendirmesine geri döneceğiz. Bu derste tutulacak ilke basittir: biçimsel olmayan bir safsata, bir argümanı otomatik olarak sıfıra indirmez; onun gücünü, bağlama göre değişen bir ölçüde zayıflatır.

İtiraz 4: Biçimsel safsata suçlaması da kesin değildir

Ders iki aileyi, biri kesin hüküm veren, öbürü bağlam yargısı gerektiren iki aile olarak ayırıyor. Ama Gerald Massey, 1975'teki makalesinin ardından 1981'de yayımladığı "The Fallacy Behind Fallacies" başlıklı yazısında, geçersizliği göstermenin genel bir yöntemi olmadığını savundu. Bir argümanın bir biçimsel safsata olduğunu söylemek, onu geçersiz bir biçimin örneği olarak okumayı gerektirir ve bu okuma bir çeviri kararıdır. Daha ince bir okuma argümanı geçerli çıkarabilir. O hâlde biçimsel safsata suçlaması da bağlam yargısından bağımsız değildir ve dersin iki aile arasında çizdiği keskin çizgi çöker.

Cevap: İtiraz doğrudur ve ders onu, Kavramlar bölümünde ve birinci öncülde, Ders Ç0.4'ün Massey asimetrisine göndermeyle kabul ediyor. Ama itiraz ayrımı ortadan kaldırmaz, onu inceltir. İki aile arasındaki fark, kesin ile kesin olmayan arasında değil, bir okumaya göre mekanik olarak sınanabilen ile bağlam yargısı gerektiren arasındadır. Bir argümanı bir biçimle okuduğumuzda, o biçimin geçersiz olup olmadığı Karşı-Örnek Testi ya da Doğruluk Tablosu ile tartışmasız biçimde gösterilir. Tartışılabilecek olan, o okumanın metne sadık olup olmadığıdır. Biçimsel olmayan bir safsatada ise okuma üzerinde anlaşılsa bile, kalıbın bu bağlamda hatalı olup olmadığı ayrıca tartışılır: uzman bu alanda mı, kişinin güvenilirliği bu iddiayla ilgili mi? Bu yüzden biçimsel bir suçlamayı değerlendirirken sorulacak soru tektir: "Bu okuma metne sadık mı?" Biçimsel olmayan bir suçlamada ise ikidir: "Bu okuma metne sadık mı ve kalıp bu bağlamda hatalı mı?"

Örnekler

Basit örnek: köpek parkı tartışması

Giriş örneğindeki dört mesajı tek tek inceleyelim ve her biri için Sonuç'un istediği tek cümlelik gerekçeyi yazalım.

Birinci mesaj bir kaygan zemindir. Gerekçe: köpek parkından mahallenin yaşanmaz hâle gelmesine giden zincirin hiçbir halkası için kanıt yok; her halka bir olasılıktır ve olasılıklar çarpıldığında zincirin sonuna ulaşma olasılığı düşük olabilir. Ama bu mesajı tamamen reddetmeden önce hayırseverlik ilkesini uygulamak gerekir: sakinin gerçek kaygısı, örneğin parkın evinin hemen yanında olması ve gürültüden etkilenmesi, meşru bir kaygı olabilir. O zaman doğru cevap "bu bir safsata" değil, "gürültü kaygını ciddiye alıyorum; park konumu ve kullanım saatleri bu kaygıyı nasıl gidererek planlanabilir?" olur.

İkinci mesaj bir kişiye yönelik argümandır. Gerekçe: birinci sakinin hayvanları sevip sevmemesi, köpek parkının mahalleyi nasıl etkileyeceği sorusuyla ilgisizdir. Burada kalıp meşru bir biçimde kullanılmış olamaz mı? Eğer birinci sakin "ben tarafsızım, sadece mahallenin iyiliğini düşünüyorum" diye konuşsaydı, onun önyargısını hatırlatmak, iddiasının değerlendirilmesi için ilgili olabilirdi. Ama burada sakin bir olgu iddiasında bulundu ve bu iddianın doğruluğu, onun hayvanlara karşı tutumundan bağımsızdır.

Üçüncü mesaj bir sahte ikilemdir. Gerekçe: alan için çocuk parkı, bahçe ya da bakımlı bir boş alan gibi başka seçenekler var. Dördüncü mesaj "ondan sonra, o hâlde onun yüzünden" safsatasıdır. Gerekçe: hırsızlıkların artışı, park açılışından sonra gelmiş olabilir, ama aynı dönemde başka şeyler de değişmiş olabilir. Rakip açıklamalar sorulmamış ve parkı olmayan benzer ilçelerle bir karşılaştırma yapılmamış.

Bu dört teşhis bir şeyi daha gösteriyor: dört safsata, dört farklı tarafın mesajlarında. Safsatalar bir tarafın tekelinde değildir. Bir tartışmada karşı tarafın safsatalarını sayarken kendi tarafının safsatalarını görmemek, Ders Ç0.3'teki hayırseverlik ilkesinin tam tersidir.

Orta örnek: bitki takviyesi ve soğuk algınlığı

Bir arkadaşın şöyle diyor: "Geçen hafta soğuk algınlığına yakalandım, bir bitki takviyesi almaya başladım ve üç gün içinde iyileştim. Bu takviye gerçekten işe yarıyor, sana da tavsiye ederim."

Bu argüman "ondan sonra, o hâlde onun yüzünden" safsatasının tipik bir örneğidir, ama neden bir safsata olduğunu tek cümleyle değil, biraz daha ayrıntılı göstermek öğreticidir. Rakip açıklama apaçıktır: soğuk algınlığı çoğu zaman kendiliğinden, bir hafta ila on gün içinde geçer. İnsanlar bir şey almaya genellikle belirtilerin en kötü olduğu anda başlar. Belirtiler en kötü noktadayken başlayan her müdahale, hiçbir etkisi olmasa bile, iyileşmeyle zamansal olarak çakışır. Bu olgunun istatistikte bir adı vardır: ortalamaya dönüş. Uç bir ölçümden sonra gelen ölçüm, genellikle ortalamaya daha yakın olur. Arkadaşının argümanı, takviyenin etkisini bu doğal seyirden ayırmak için hiçbir şey sunmuyor.

Bu argümanı daha güçlü kılmak için neye ihtiyaç olurdu? Ders Ç0.7'deki en iyi açıklamaya çıkarımın araçlarıyla cevap verebiliriz: rakip açıklamayı, yani doğal iyileşmeyi, dışlayan bir karşılaştırma. Takviyeyi alanlar ile almayanlar, ve ideal olarak hangi grubun hangisi olduğunu bilmeyen kişiler arasında bir karşılaştırma. Bu, kontrollü deneylerin mantığıdır ve tıpta kanıtın nasıl değerlendirildiği Ders P4.1'in konusu olacak. Arkadaşının deneyimi değersiz değildir; ama tek bir kişinin tek bir deneyimi, doğal seyirden ayrılamadığı sürece, takviyenin işe yaradığına dair çok zayıf bir kanıttır. Bu, bir sağlık tavsiyesi değil, bir akıl yürütme değerlendirmesidir: bir takviyenin işe yarayıp yaramadığı sorusu, kontrollü çalışmaların sonuçlarıyla ve bir sağlık profesyoneliyle değerlendirilmelidir.

Gerçek hayat örneği: ünlü bir sporcunun yatırım tavsiyesi

Bir reklamda, ülkenin en tanınmış futbolcularından biri bir yatırım uygulamasını tanıtıyor: "Ben paramı burada değerlendiriyorum. Milyonlarca kişi bu uygulamayı kullanıyor. Siz de geç kalmayın, fırsat kaçmadan katılın."

Bu kısa metinde üç safsata kalıbı iç içe geçmiş durumda. Birincisi, otoriteye uygunsuz başvuru: futbolcunun saha üzerindeki başarısı, yatırım konusundaki uzmanlığının kanıtı değildir. Üstelik çıkar çatışması da vardır: büyük olasılıkla bu tanıtım için bir ücret alıyor. Walton'ın kritik soruları burada iki yerde cevapsız kalır: kaynak bu alanda uzman mı, ve kişisel olarak tarafsız mı? İkincisi, çoğunluğa başvuru: milyonlarca kişinin bir uygulamayı kullanması, onun iyi bir yatırım aracı olduğunu göstermez. Ama burada da bir incelik var: çok sayıda kullanıcı, uygulamanın en azından çalıştığının ve hemen kaybolmayacağının zayıf bir kanıtı olabilir. Çoğunluğa başvuru, iddia uygulamanın güvenilirliği hakkındaysa zayıf, getirisinin iyi olduğu hakkındaysa ilgisizdir. Üçüncüsü, duygulara başvuru: "geç kalmayın, fırsat kaçmadan" ifadesi, kaçırma korkusunu harekete geçirir ve dinleyenin düşünmek için zaman ayırmasını engellemeye çalışır.

Bu üç safsatayı teşhis etmek, uygulamanın kötü bir yatırım aracı olduğunu göstermez. Uygulama iyi de olabilir. Teşhisin gösterdiği şey, reklamın uygulamanın iyi olduğuna inanmak için hiçbir iyi neden sunmadığıdır. Bu ayrım, safsata öğrenmenin en sık gözden kaçan dersidir. Bir argümanın kötü olması, sonucunun yanlış olduğunu göstermez. "Bu argüman bir safsata, o hâlde sonucu yanlış" demek de bir hatadır; ona bazen "safsata safsatası" denir. Doğru tutum şudur: bu argüman bana bir neden vermiyor; sonuç hakkında karar vermek için başka kanıtlara, örneğin uygulamanın maliyetlerine, risklerine ve denetleyen kurumlara bakmam gerekiyor.

Araç kartı: Safsata Kataloğu

Satırİçerik
Ne işe yararBir argümanın neden ikna edici göründüğü hâlde sonucu desteklemediğini adlandırır ve hangi ölçütün (geçerlilik, ilgi, kabul edilebilirlik, yeterlilik, terim tutarlılığı) ihlal edildiğini gösterir.
Adımlar1) Argümanı standart biçimde yaz. 2) Önce biçimsel safsata ara: biçimi çıkar, Karşı-Örnek Testi ya da Doğruluk Tablosu uygula. 3) Biçim geçerliyse sırayla sor: öncüller sonuçla ilgili mi? Kabul edilebilir mi, yoksa tartışmalı bir şeyi varsayıyor mu? Sonuca yetecek kadar destek veriyor mu? Terimler her adımda aynı anlamda mı? 4) Bir safsata kalıbı bulursan, adı bir hatayı mı yoksa bir kalıbı mı adlandırıyor, ayır. 5) Kalıp adıysa, bu bağlamda neden hatalı olduğunu tek cümleyle yaz. 6) Argümanın kötü olmasının sonucun yanlış olduğunu göstermediğini not et.
Ne zaman kullanılırBir argüman ikna edici geldiği hâlde bir şeylerin ters gittiğini hissettiğinde; bir tartışmada bir safsata suçlamasıyla karşılaştığında; kendi argümanını yayımlamadan ya da sunmadan önce denetlerken.
SınırıBiçimsel olmayan safsata adlarının çoğu, bazı bağlamlarda meşru olan kalıpları adlandırır; etiket tek başına bir çürütme değildir. Bir argümanın safsata içermesi sonucunun yanlış olduğunu göstermez. Katalog bir kuram değil, bir haritadır; bazı safsatalar birden çok aileye girer.
5K kapısıKarşı-görüş

Özet

  • Safsata, iyi bir argüman gibi görünen ama öncüllerin sonucu desteklemediği bir kalıptır; onu bir hatadan ayıran ikna ediciliğidir.
  • Biçimsel safsatalar geçersiz bir biçime dayanır (sonucu onaylama, önceli değilleme, dağıtılmamış orta terim, niceleyici kayması) ve bir karşı-örnekle kesin olarak gösterilebilir.
  • Biçimsel olmayan safsatalar, iyi bir argümanın koşullarından birini ihlal eder: ilgi (kişiye yönelik argüman, saman adam, duygulara ve çoğunluğa başvuru), kabul edilebilirlik (döngüsel argüman, yüklü soru, sahte ikilem), yeterlilik (aceleci genelleme, ondan sonra o hâlde onun yüzünden, kaygan zemin, bilgisizliğe başvuru) ya da terim tutarlılığı (anlam kayması, bileşim, bölünme).
  • Otoriteye başvuru kendi başına bir safsata değildir; uzmanlığın alan dışına aktarıldığı, tartışmalı olduğu ya da çıkar çatışması bulunduğu yerde uygunsuz hâle gelir.
  • Bazı safsata adları bir hatayı (saman adam, yüklü soru), bazıları bir kalıbı (kişiye yönelik argüman, kaygan zemin) adlandırır; ikinci gruptakilerin meşru örnekleri vardır.
  • Biçimsel olmayan bir safsata suçlaması, kalıbın o bağlamda neden hatalı olduğunu söyleyen tek cümlelik bir gerekçeyle yapılmalıdır.
  • Bir argümanın safsata içermesi, sonucunun yanlış olduğunu göstermez; yalnızca o argümanın sonuç için bir neden vermediğini gösterir.

Derinleş — isteğe bağlı katmanlar

Birincil metin

Safsataların ilk sistemli sınıflandırması Aristoteles'in Sofistik Çürütmeler (Sophistici Elenchi) adlı eserindedir. Aristoteles, sofistlerin kullandığı çürütme gibi görünen ama gerçekte çürütme olmayan akıl yürütmeleri inceler ve onları iki büyük gruba ayırır:

Çürütmenin iki türü vardır: bazıları kullanılan dile dayanır, bazıları ise dilden bağımsızdır. Dile dayanarak sahte bir görünüş üreten yollar sayıca altıdır: eşadlılık, belirsiz yapı, birleştirme, ayırma, vurgu ve ifade biçimi.

Aristoteles'in dile dayanan altı safsatası, bu dersin "belirsizlik safsataları" ailesinin atasıdır. Eşadlılık (homonymy), bir kelimenin birden çok anlamından yararlanır; bu, bizim anlam kayması dediğimiz şeydir. Belirsiz yapı (amphiboly), bir cümlenin dilbilgisel yapısının iki biçimde okunabilmesinden yararlanır. Birleştirme ve ayırma, kelimelerin farklı biçimlerde gruplanmasından yararlanır ve bileşim ile bölünme safsatalarının uzak akrabasıdır. Vurgu, Yunancanın yazısında görünmeyen ses vurgusunun anlamı değiştirmesinden, ifade biçimi ise bir kelimenin dilbilgisel biçiminin yanıltıcı bir benzerlik göstermesinden yararlanır. Dilden bağımsız safsatalar ise Aristoteles'te yedi tanedir ve aralarında baştaki sonucu varsayma (bugünkü döngüsel argüman), birden çok soruyu tek soruymuş gibi sorma ve "sonuç" safsatası, yani bugünkü sonucu onaylama, bulunur. Aristoteles'in sınıflandırmasının temeli, bir argümanın sahte görünüşünün nereden geldiği sorusudur: dilin belirsizliğinden mi, yoksa düşüncenin kendisinden mi? Bu ayrım bugünkü biçimsel ve biçimsel olmayan ayrımıyla örtüşmez, onu çapraz keser: bugün biçimsel saydığımız sonucu onaylama, Aristoteles'te dilden bağımsız gruptadır.

Bugün kullandığımız Latince safsata adlarının bir kısmı ise John Locke'un 1690'da yayımlanan İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme'sinden gelir. Locke, dördüncü kitabın akıl üzerine bölümünde, insanların başkalarını ikna etmek için kullandığı dört argüman türünü adlandırır. Birincisini şöyle anlatır:

Birincisi, yetenekleri, bilgisi, ünü, gücü ya da başka bir nedeni bir ad kazandırmış ve onlara ortak bir saygınlık sağlamış kişilerin görüşlerini öne sürmektir. ... Bunu, saygıya dayanan bir argüman (argumentum ad verecundiam) diye adlandırabiliriz.

Locke bu türün yanına bilgisizliğe dayanan argümanı (ad ignorantiam) ve kişiye dayanan argümanı (ad hominem) ekler ve bunları, yargıya dayanan ve gerçek bir kanıt sunan dördüncü türle (ad judicium) karşılaştırır. Locke'un "ad hominem" kavramı bugünkü kişiye saldırı anlamından farklıdır: onun kastettiği, karşı tarafı kendi ilkelerinin ya da kabullerinin sonuçlarıyla sıkıştırmaktır. Ad ignorantiam da Locke'ta bugünkünden farklıdır: karşı tarafın ya öne sürülen kanıtı kabul etmesini ya da daha iyisini göstermesini istemektir. Bu tarihsel kayma, safsata adlarının anlamlarının zamanla değiştiğini ve bir adın bugünkü kullanımının onun kökeniyle aynı olmayabileceğini gösterir. Locke'un asıl noktası ise bugün de geçerlidir: ilk üç argüman türü, karşı tarafı susturabilir ya da bir görüşü kabul etmeye zorlayabilir, ama hiçbiri o görüşün doğru olduğunu göstermez.

Teknik ayrıntı

Hamblin ve standart işleyiş. Charles Leonard Hamblin'in 1970'te yayımlanan Fallacies kitabı, safsata çalışmalarının modern dönemini başlattı. Hamblin, dönemin mantık ders kitaplarını inceledi ve onların safsataları ele alışını "standart işleyiş" (standard treatment) diye adlandırarak eleştirdi. Ona göre ders kitapları safsataları kuramsal bir temelden yoksun, birbirinden kopyalanan örneklerle ve tutarsız tanımlarla sunuyordu. Örneğin safsata, "geçerli görünen ama geçerli olmayan argüman" diye tanımlanıyordu; oysa biçimsel olmayan safsataların çoğu geçerlilikle ilgili değildi ve bazıları, döngüsel argüman gibi, geçerliydi. Hamblin'in çözüm önerisi, safsataları diyalektik bir çerçevede, yani tarafların soru sorup cevap verdiği kurallı bir tartışmada incelemekti. Bu öneri, sonraki on yıllarda gayri resmî mantığın ve argümantasyon kuramının gelişmesine güçlü bir katkıda bulundu.

Üç kuramsal yaklaşım. Hamblin sonrasında safsatalara üç büyük yaklaşım gelişti. Birincisi, Johnson ve Blair'in 1977 tarihli Logical Self-Defense kitabıyla yaygınlaşan ve bu dersin sınıflandırmasının temelini oluşturan yaklaşımdır: iyi bir argümanın öncülleri ilgili, kabul edilebilir ve yeterli olmalıdır; her safsata bu koşullardan birinin ihlalidir. İkincisi, Ders Ç0.1'de gördüğümüz pragma-diyalektik yaklaşımdır: van Eemeren ve Grootendorst, makul bir tartışmanın on kuralını önerdi ve safsataları bu kuralların ihlalleri olarak tanımladı. Örneğin "özgürlük kuralı", tarafların birbirini görüş öne sürmekten engellememesini ister; kişiye saldırı bu kuralın ihlalidir, çünkü karşı tarafı tartışmadan dışlamaya çalışır. Üçüncüsü, Douglas Walton'ın yaklaşımıdır: Walton, safsataları argümantasyon şemalarının kötüye kullanımları olarak gördü. Uzman görüşüne başvuru şeması meşrudur; safsata, şemanın kritik soruları cevapsız bırakıldığında ve şema bir tartışmayı haksız yere kapatmak için kullanıldığında ortaya çıkar. Walton'ın 1995 tarihli A Pragmatic Theory of Fallacy kitabı bu yaklaşımı sistemli biçimde ortaya koyar.

Kişiye yönelik argümanın meşru kullanımları. Hukukta bir tanığın güvenilirliğini sorgulamak, mahkemelerin olağan bir pratiğidir: bir tanığın daha önce yalan yere yemin ettiği, olayla ilgili bir çıkarı olduğu ya da olayı görebilecek bir konumda olmadığı gösterilebilir. Bu, bir kişiye yönelik argümandır ama bir safsata değildir, çünkü tanıklığın değeri tam olarak tanığın güvenilirliğine bağlıdır. Burada ayırt edici nokta şudur: bir iddia bir tanıklığa, yani bir kişinin sözüne dayanıyorsa, o kişinin güvenilirliği iddianın değerlendirilmesiyle ilgilidir. Bir iddia ise bir argümana ya da bağımsız kanıta dayanıyorsa, onu öne süren kişinin güvenilirliği ilgisizdir; argüman kendi öncülleriyle değerlendirilir. Tanıklığın epistemolojisi Modül Ç2'de ayrıntılı işlenecek.

Bayesçi yaklaşım. İtiraz 3'te değindiğimiz Hahn ve Oaksford'un yaklaşımı, safsataları olasılık kuramıyla değerlendirir. Bu yaklaşımda döngüsel argüman bile, bazı koşullarda bir miktar kanıt değeri taşıyabilir. Örneğin "Bu kitap güvenilirdir, çünkü yazarı güvenilir bir kaynaktır" ile "Yazar güvenilirdir, çünkü bu kitap öyle diyor" iki ayrı kanıt kaynağına dayanıyorsa, görünüşteki döngü tam bir döngü olmayabilir. Kaygan zemin argümanları ise zincirdeki her halkanın koşullu olasılığıyla değerlendirilir. Bu yaklaşımın gücü, safsataların neden bazen ikna edici olduğunu açıklamasıdır: onlar hiç kanıt değeri taşımayan kalıplar değil, kanıt değeri abartılan kalıplardır.

Güncel tartışma

Safsata safsatası. Safsata adlarının internet tartışmalarında yaygınlaşması, yeni bir sorun ortaya çıkardı: bir argümanda bir safsata bulunduğu için sonucunun yanlış olduğunu öne sürmek. Bu hataya "safsata safsatası" (fallacy fallacy) ya da "mantığa başvuru" (argumentum ad logicam) denir. Bir kişi kötü bir argümanla doğru bir sonuca varabilir; argümanın kötülüğü, sonuç hakkında hiçbir şey söylemez. Bu, Ders Ç0.4'teki dört birleşim tablosunun bir sonucudur: geçersiz bir argümanın sonucu doğru olabilir. Safsata safsatası, safsata öğretiminin bir yan etkisi olarak görülebilir ve bu dersin tezi, onu önlemek için bir düzeltme önerir: bir safsata teşhisi, sonuç hakkında değil, argüman hakkında bir hükümdür.

Çürütmenin asimetrisi. Çevrim içi tartışmalarda sık anılan gayri resmî bir gözlem, yanlış bir iddiayı çürütmek için gereken emeğin, onu üretmek için gereken emekten çok daha fazla olduğudur. Yazılım geliştirici Alberto Brandolini'ye atfedilen bu gözlem, safsataların neden yaygın ve neden kalıcı olduğunu açıklamaya yardım eder: bir kaygan zemin argümanını üretmek bir cümle alır; onun halkalarının olasılığını tek tek değerlendirmek bir rapor gerektirir. Bu asimetri, Ders Ç0.3'te gördüğümüz zaman ve enerji sorusunu yeniden gündeme getirir: hangi argümanlara ne kadar emek ayıracağımız, ayrı bir karardır. Bu dersin önerdiği tek cümlelik gerekçe, bu asimetriyi tamamen kapatmasa da, emeği makul bir düzeye indirmenin bir yoludur.

Safsataları otomatik tespit etmek. Doğal dil işleme alanında son yıllarda safsataları otomatik olarak tespit etmeye yönelik veri kümeleri ve modeller geliştirildi. Bu çalışmalar, safsata tespitinin dil modelleri için zor bir görev olduğunu, örneğin Zhijing Jin ve arkadaşlarının 2022'de yayımladığı LOGIC veri kümesinde modellerin argümanın yapısını yakalamakta zorlandığını gösterdi. Bu, Ders Ç0.2'de gördüğümüz bulguyla aynı yöndedir. Bu dersin tezi burada da geçerlidir: biçimsel olmayan bir safsatayı teşhis etmek bağlamı değerlendirmeyi gerektirir ve bir kalıbın meşru ya da hatalı olduğuna yalnızca yüzeyine bakarak karar verilemez. Bir yapay zekâ aracının bir metinde "safsata" bulduğunu söylediği durumda, Safsata Kataloğu'nun beşinci adımını uygulamak, yani kalıbın bu bağlamda neden hatalı olduğunu sormak, aracın hükmünü değerlendirmenin yoludur.

Pratik: Çözümlü örnek

Bir site toplantısında bir yönetim kurulu üyesi şöyle konuşuyor: "Asansörü yenilemeyelim. Bu öneriyi getiren arkadaşımız asansör firmasında çalışan birinin akrabası; tabii yenilenmesini isteyecek. Ayrıca bu apartman otuz yıldır bu asansörle yaşıyor, kimse şikâyet etmedi. Yenileme masrafını ya şimdi öderiz ya da hepimiz aidat zammıyla batarız. Biz yenilemedik ama hiçbir kaza olmadı; demek ki asansör güvenli."

Adım 1, standart biçim. Sonuç: Asansör yenilenmemelidir. Öncüller: (1) Öneriyi getiren kişinin asansör firmasında akrabası var. (2) Apartman otuz yıldır bu asansörle yaşıyor ve kimse şikâyet etmedi. (3) Ya şimdi yenileme masrafı ödenir ya da hepimiz aidat zammıyla batarız. (4) Yenilenmediği hâlde hiçbir kaza olmadı. (5) (Ara sonuç, 4'ten) Asansör güvenlidir.

Adım 2, biçimsel safsata ara. Argüman bir dizi yakınsak destekten oluşuyor ve belirgin bir biçimsel safsata yok. Biçimsel olmayan safsatalara geçelim.

Adım 3, ilgi. Birinci öncül bir kişiye yönelik argümandır (durumsal türü). Kalıp mı hata mı? Burada incelik var: öneriyi getiren kişinin bir çıkar çatışması olabilir ve bu, onun tanıklığına, örneğin "asansör tehlikeli durumda" iddiasına, daha dikkatli bakmak için bir nedendir. Ama öneri bağımsız bir teknik raporla destekleniyorsa, akrabalık ilişkisi raporun değerlendirilmesiyle ilgisizdir. Tek cümlelik gerekçe: "Akrabalık, ancak öneri yalnızca bu kişinin sözüne dayanıyorsa ilgilidir; teknik raporu sorgulamaz." İkinci öncül geleneğe ve şikâyet yokluğuna başvuruyor: bir şeyin uzun süredir yapılıyor olması, doğru yapıldığını göstermez.

Adım 4, kabul edilebilirlik. Üçüncü öncül bir sahte ikilemdir. Gerekçe: taksitli ödeme, kısmi yenileme ya da bir fon oluşturma gibi başka seçenekler var. Ayrıca "batarız" ifadesi bir abartıdır ve Ders Ç0.6'daki kiplik kayması gibi, bir imkânı bir kesinliğe çeviriyor.

Adım 5, yeterlilik. Dördüncü ve beşinci adım aceleci bir genellemedir. Gerekçe: otuz yıl kaza olmaması, asansörün geçmişte iyi çalıştığının bir kanıtıdır, ama aşınan parçaların bugünkü durumu hakkında bir şey söylemez; bir asansörün güvenliği, geçmişteki kayıttan değil, bugünkü teknik durumundan anlaşılır. Bu soru ancak yetkili bir kurumun periyodik denetimiyle cevaplanır. Argüman bir bilgisizliğe başvuruya da yaklaşıyor: "kaza olmadı, o hâlde tehlike yok" demek, tehlikenin kanıtının aranmadığı bir durumda kanıt yokluğunu güvenliğin kanıtı saymaktır.

Adım 6, sonuç hakkında ne söyleyebiliriz? Konuşmacının argümanı dört ayrı safsata kalıbı içeriyor ve asansörün yenilenmemesi gerektiğine dair iyi bir neden sunmuyor. Ama bu, asansörün yenilenmesi gerektiğini göstermez. Doğru bir sonuca varmak için başka bir kanıt gerekir: bağımsız bir teknik denetim raporu. Safsataları teşhis etmek tartışmayı bitirmedi; onu doğru soruya, yani "asansörün teknik durumu nedir?" sorusuna yönlendirdi.

Pratik: Alıştırmalar

  1. Şu argümanların her birindeki safsatayı adlandır ve tek cümlelik bir gerekçe yaz: (a) "Bu yeni vergi düzenlemesine karşı çıkan profesörün kendisi zengin; tabii vergiye karşı olacak." (b) "Bu ilacın uzun vadeli zararları kanıtlanmadı, o hâlde uzun vadede güvenlidir." (c) "Bu restoran çok iyi, o hâlde menüsündeki her yemek çok iyidir."
  2. Kişiye yönelik argümanın meşru olduğu bir durum yaz ve neden meşru olduğunu açıkla.
  3. "Bu öneriyi kabul edersek, yarın başka bir şey isteyecekler, sonra bir başkasını, sonunda hiçbir kuralımız kalmayacak" argümanı bir safsata mıdır? Hangi koşullarda olur, hangi koşullarda olmaz?
Cevapları göster
  1. (a) Kişiye yönelik argüman (durumsal türü). Gerekçe: profesörün zengin olması, onun vergi düzenlemesine dair argümanlarının doğru ya da yanlış olduğunu göstermez; argümanları kendi öncülleriyle değerlendirilmelidir. Eğer profesör yalnızca kendi tanıklığına dayanıyorsa, çıkar çatışması onun tanıklığına daha dikkatli bakmak için bir neden olabilir. (b) Bilgisizliğe başvuru. Gerekçe: zararın kanıtlanmamış olması, uzun vadeli çalışmalar yapılmadıysa, güvenliğin kanıtı değildir; kanıt yokluğu ancak kanıtın bulunmasının beklendiği bir araştırmadan sonra güçlü bir kanıttır. (c) Bölünme safsatası. Gerekçe: restoranın bir bütün olarak iyi olması, menüsündeki her yemeğin iyi olduğunu göstermez; bütünün bir özelliği, her parçaya aktarılamaz.
  2. Örnek: bir mahkemede, bir sanığın suçu işlediğini gördüğünü söyleyen tek tanığın, sanıkla uzun süredir süren bir miras davası olduğu ortaya çıkıyor. Bu bilgiyi öne sürmek bir kişiye yönelik argümandır, ama meşrudur, çünkü iddia, yani sanığın suçu işlediği, yalnızca tanığın sözüne dayanıyor ve tanığın tarafsızlığı tam olarak bu sözün değerlendirilmesiyle ilgilidir. Bu, tanığın yalan söylediğini göstermez; tanıklığına daha az ağırlık verilmesi ve bağımsız kanıt aranması için bir nedendir.
  3. Bu bir kaygan zemin argümanıdır ve safsata olup olmaması zincirin halkalarının olasılığına bağlıdır. Konuşan, her adımın bir sonrakine yol açma olasılığı için hiçbir kanıt sunmuyorsa ve zincirin sonunu kesin bir sonuç gibi sunuyorsa, safsatadır. Ama bazı durumlarda zincirin halkaları gerçekten güçlü olabilir: örneğin bir kurumun bir talebi kabul etmesi, aynı gerekçeyle yapılan benzer taleplerin reddedilmesini hukuken zorlaştıran bir emsal oluşturuyorsa, ilk adım ikinci adımı gerçekten kolaylaştırır. O zaman argüman bir safsata değil, ciddiye alınması gereken bir uyarıdır. Ayırt edici soru şudur: zincirin her halkası için bir mekanizma ya da kanıt gösterilebiliyor mu?

Pratik: Argüman görevi

Neyin arandığını görmek için kısa bir karşılaştırma. Metin: "Bu bakanın eğitim reformunu desteklemem, çünkü kendisi özel okulda okumuş." Zayıf teşhis: "Ad hominem, safsata, argüman geçersiz." Bu teşhis yalnızca bir etiket koyuyor ve "geçersiz" kelimesini yanlış kullanıyor, çünkü sorun geçerlilikte değil, ilgidedir. Güçlü teşhis: "Kişiye yönelik argüman (durumsal türü), ilgi ölçütünü ihlal ediyor. Gerekçe: bakanın hangi okulda okuduğu, reformun içeriğinin iyi ya da kötü olduğunu göstermez. Reformun önerilerini kendi kanıtlarıyla değerlendirmek gerekir. Bu teşhis reformun iyi olduğunu göstermez; yalnızca bu argümanın ona karşı çıkmak için bir neden sunmadığını gösterir."

ÖlçütNe aranır
TeşhisEn az üç safsata doğru adlandırılmış ve ihlal ettikleri ölçüt belirtilmiş
Tek cümlelik gerekçeHer teşhisin yanında kalıbın bu bağlamda neden hatalı olduğu açıklanmış
Kalıp ve hata ayrımıEn az bir kalıbın meşru kullanım olasılığı tartışılmış
Biçimsel önceBiçimsel safsata araması biçimsel olmayan aramadan önce yapılmış
Sonuçtan ayrımSafsata teşhisinin sonucun yanlışlığını göstermediği açıkça belirtilmiş

Argüman koçu

Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.

En az 120 karakter (0)

Tekrar

  1. (Ders Ç0.5) Sonucu onaylama safsatası neden bir biçimsel safsatadır? Doğruluk tablosu bu safsatayı nasıl gösterir?
  2. (Ders Ç0.6) "Her çalışanın bir şikâyeti var, o hâlde bütün çalışanların paylaştığı bir şikâyet var" argümanı hangi safsata ailesine girer?
  3. (Ders Ç0.7) Ders Ç0.7'deki en iyi açıklamaya çıkarım ile "ondan sonra, o hâlde onun yüzünden" safsatası arasındaki ilişki nedir?
Cevapları göster
  1. Sonucu onaylama ("P ise Q; Q; o hâlde P") geçersiz bir biçimdir: içerik ne olursa olsun, bu biçimin öncülleri doğru, sonucu yanlış bir örneği kurulabilir. Doğruluk tablosunda P'nin yanlış, Q'nun doğru olduğu satırda iki öncül de doğrudur ("P ise Q" doğru, çünkü öncel yanlış; Q doğru) ama sonuç P yanlıştır. Bu satır bir karşı-örnektir ve biçimin geçersizliğini kesin olarak gösterir.
  2. Biçimsel safsata ailesine, niceleyici kayması olarak girer. "Her X için bir Y vardır" önermesinden "bütün X'ler için tek bir Y vardır" önermesine geçiş, Ders Ç0.6'da gördüğümüz gibi, geçersiz bir biçimdir; "Her insanın bir annesi vardır, o hâlde herkesin annesi olan biri vardır" karşı-örneği bunu gösterir.
  3. "Ondan sonra, o hâlde onun yüzünden" safsatası, en iyi açıklamaya çıkarımın başarısız bir uygulamasıdır. Zamansal sıra bir açıklama önerir, yani A, B'den sonra geldiyse B, A'nın nedeni olabilir. Ama bu açıklama rakip açıklamalar sorulmadan, yani B ile A'nın aynı dönemde değişen başka bir şeyin ortak sonucu olup olmadığı ya da A'nın B olmasaydı da gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sorulmadan kabul edilir. Ders Ç0.7'deki Broad Street örneğinde, pompa kolunun çıkarılmasından sonra ölümlerin azalmasını hipotezin kanıtı saymak tam olarak bu hataya düşmek olurdu.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Safsatayı basit bir hatadan ayıran nedir?İyi bir argüman görüntüsü vermesi, yani ikna edici olması.
Biçimsel ve biçimsel olmayan safsata nasıl ayrılır?Biçimsel safsata geçersiz bir biçime dayanır ve karşı-örnekle kesin olarak gösterilir; biçimsel olmayan safsata içerikten, bağlamdan ya da öncüllerin sonuçla ilişkisinden doğar.
Biçimsel olmayan safsataların ihlal ettiği dört ölçüt nedir?İlgi, kabul edilebilirlik, yeterlilik ve terim tutarlılığı.
Otoriteye başvuru ne zaman safsatadır?Uzmanlık alan dışına aktarıldığında, tartışmalı olduğunda ya da çıkar çatışması bulunduğunda.
Kaygan zemin argümanının sorunu nedir?Zincirin her halkası bir olasılıktır; halkaların olasılığı gösterilmeden zincirin sonu kesin bir sonuç gibi sunulur.
Kişiye yönelik argüman ne zaman meşrudur?İddia yalnızca o kişinin tanıklığına dayandığında ve kişinin güvenilirliği tanıklığın değerlendirilmesiyle ilgili olduğunda.
"Ondan sonra, o hâlde onun yüzünden" safsatası nedir?Bir olayın başka bir olaydan sonra gelmesini, ondan kaynaklandığının kanıtı saymak.
Safsata safsatası nedir?Bir argümanda safsata bulunduğu için sonucunun yanlış olduğunu öne sürmek.

Okuma listesi

  • Aristoteles, Sofistik Çürütmeler. Safsataların ilk sistemli sınıflandırması.
  • John Locke, An Essay Concerning Human Understanding (1690), IV. kitap, 17. bölüm. "Ad" argümanlarının adlandırılması.
  • C. L. Hamblin, Fallacies (Methuen, 1970). Safsataların "standart işleyiş"inin eleştirisi.
  • Douglas Walton, A Pragmatic Theory of Fallacy (University of Alabama Press, 1995). Safsataların argümantasyon şemalarının kötüye kullanımı olarak ele alınması.
  • Ulrike Hahn ve Mike Oaksford, "The Rationality of Informal Argumentation: A Bayesian Approach to Reasoning Fallacies", Psychological Review 114 (2007). Safsataların olasılık kuramıyla değerlendirilmesi.
  • Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Fallacies" maddesi. Safsata kuramlarına güncel bir giriş.

Sonraki derse köprü

Bu derste belirsizlik safsatalarını, yani bir kelimenin farklı anlamlarda kullanılmasından ya da bir bütün ile parçaları arasındaki ilişkinin belirsizliğinden doğan hataları gördün. Bu hataların kökünde bir soru yatıyor: bir kavramı tam olarak ne tanımlar? Ders Ç0.9 bu soruyu yöntemli biçimde ele alıyor: bir kavramın uygulanması için gerekli ve yeterli koşulları aramayı ve önerilen her tanımı bir karşı-örnekle sınamayı. Bu yöntem, akademinin bir sonraki modülünde "bilgi" kavramının kendisine uygulanacak.

Günlük sorusu: Son katıldığın bir tartışmada karşı tarafa bir safsata adı yapıştırdığın bir anı hatırla. O safsatanın o bağlamda neden hatalı olduğunu tek cümleyle söyleyebilir miydin, yoksa yalnızca argümanı beğenmemiş miydin?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.