Giriş
Bir şirket toplantısında genel müdür yardımcısı yeni bir çalışma düzenini savunuyor: "Sektörümüzdeki başarılı şirketlerin hepsi esnek çalışmaya geçti. Biz de esnek çalışmaya geçersek başarılı olacağız." Salondakilerin çoğu başını sallıyor; öncül doğru görünüyor, sonuç da kulağa hoş geliyor. Ama bir mühendis elini kaldırıyor: "Batan şirketlerin de hepsi esnek çalışmaya geçmiş olabilir. Başarılıların hepsinin bir şeyi yapması, o şeyi yapan herkesin başarılı olacağını göstermez." Kısa bir sessizlik oluyor. Mühendis ne öncülün yanlış olduğunu söyledi ne de esnek çalışmanın kötü bir fikir olduğunu. Yalnızca öncülün sonucu taşımadığını gösterdi.
Bu ders o ayrımın dersidir. Bir argümanın iyi olup olmadığını sormak, aslında birbirinden bağımsız iki soruyu sormaktır: öncüller doğru mu, ve öncüller doğruysa sonuç onlardan gerçekten çıkıyor mu? İkinci soruya kesin bir ad ve kesin bir sınama yöntemi vereceğiz. Önceki derslerde bir argümanı ayıklamayı, eksik öncülünü tamamlamayı ve en güçlü hâliyle kurmayı öğrendin. Şimdi o kurduğun yapının iskeletini, konusunu bilmeden sınamanın bir yolunu öğreneceksin.
Bu dersin kazanımları:
- Geçerlilik ile sağlamlık arasındaki farkı tanımlar, öncüllerin ve sonucun doğruluk değerlerinin dört birleşimini örneklerle açıklarsın. (anla)
- Bir argümanın mantıksal biçimini çıkarır ve aynı biçimde, öncülleri açıkça doğru sonucu açıkça yanlış bir karşı-örnek kurarsın. (uygula)
- Bir argümanın zayıflığının biçiminde mi, öncüllerinde mi, yoksa döngüselliğinde mi olduğuna gerekçeli karar verirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Bu derste yedi kavram kuracağız. İlk ikisi dersin ana ayrımıdır; ortadaki üçü geçerliliği sınamanın araçlarıdır; son ikisi, geçerli ve hatta sağlam argümanların bile neden yetmeyebileceğini gösterir.
Geçerliliğin tanımındaki anahtar kelime "imkânsız"dır. Geçerli bir argümanda öncüller sonucu yalnızca olası kılmaz, zorunlu kılar: öncüllerin hepsinin doğru, sonucun ise yanlış olduğu hiçbir durum düşünülemez. Şu argümana bak: "Bütün memeliler akciğerle solur. Balinalar memelidir. O hâlde balinalar akciğerle solur." Öncüllerin ikisi de doğru olup da balinaların akciğerle solumadığı bir durum düşünebilir misin? Düşünemezsin. Bütün memeliler akciğerle soluyorsa ve balinalar memeliyse, balinaların akciğerle solumaması mümkün değildir. Bu yüzden argüman geçerlidir.
Geçerliliğin iki özelliği ilk bakışta şaşırtıcıdır. Birincisi, geçerlilik bir derece meselesi değildir: bir argüman ya geçerlidir ya da değildir; "biraz geçerli" bir argüman olmaz. Sonucu çok güçlü biçimde destekleyen ama garanti etmeyen argümanlar da vardır ve gündelik hayatımızın büyük kısmı onlarla yürür; onları Ders Ç0.7'de ayrı bir adla ele alacağız. İkincisi, geçerlilik öncüllerin fiilen doğru olup olmadığıyla ilgilenmez. "Bütün kediler uçabilir. Tekir bir kedidir. O hâlde Tekir uçabilir." Bu argümanın ilk öncülü yanlış, sonucu da yanlıştır; ama argüman geçerlidir. Bütün kediler uçabilseydi ve Tekir bir kedi olsaydı, Tekir'in uçamaması mümkün olmazdı. Geçerlilik bir "eğer" sorusudur: öncüller doğru olsaydı sonuç ne olurdu? Bu soru, dünyanın gerçekte nasıl olduğundan bağımsız sorulur.
Geçerlilik tek başına bize bir sonuca inanmak için neden vermez; uçan kediler argümanı geçerlidir ama Tekir'in uçtuğuna inanmamız için hiçbir neden sunmaz. Bir argümanın sonucunu kabul etmemiz için iki şeyin birlikte gerçekleşmesi gerekir: geçişin geçerli olması ve öncüllerin doğru olması. Sağlamlık, bu iki koşulun birlikte adıdır. Sağlam bir argümanın sonucu doğrudur, çünkü öncüller doğrudur ve geçerlilik doğruluğun öncüllerden sonuca aktarılmasını garanti eder.
Sağlamlık ile geçerlilik arasındaki fark, bir argümana iki farklı biçimde itiraz edilebileceğini gösterir. Bir argümana karşı çıkan kişi ya bir öncülün yanlış olduğunu söyler ("bütün kediler uçamaz") ya da öncüllerin sonucu taşımadığını söyler ("bu öncüller doğru olsa bile sonuç çıkmaz"). Birinci itiraz dünyaya dair bir iddiadır ve onu sınamak için dünyaya bakmak gerekir. İkinci itiraz argümanın yapısına dair bir iddiadır ve onu sınamak için dünyaya bakmak gerekmez; yalnızca öncüller ile sonuç arasındaki ilişkiye bakmak yeterlidir. Giriş örneğindeki mühendis ikinci tür bir itiraz yaptı. Öncül doğru olabilirdi; sorun bağlantıdaydı.
İki ayrımın bir araya gelmesi, öncüllerin ve sonucun doğruluk değerleri için dört olasılık ortaya çıkarır ve bu olasılıklar geçerli argümanlar için şöyle dağılır. Öncüller doğru, sonuç doğru: mümkün, sağlam argümanların durumu budur. Öncüller yanlış, sonuç yanlış: mümkün, uçan kediler örneğinde olduğu gibi. Öncüller yanlış, sonuç doğru: mümkün; "Bütün balıklar memelidir. Balinalar balıktır. O hâlde balinalar memelidir" argümanının iki öncülü de yanlış, sonucu doğrudur ve argüman geçerlidir. Öncüller doğru, sonuç yanlış: imkânsız. Geçerliliğin tanımı tam olarak bu dördüncü durumu dışlar. Bu tablo iki pratik ders verir. Birincisi, sonucun doğru olması argümanın iyi olduğunu göstermez; yanlış öncüllerden geçerli bir biçimde doğru bir sonuca varılabilir. İkincisi, geçersiz bir argümanın sonucu da doğru olabilir. Bir sonucu doğru bulduğun için onu destekleyen argümanı alkışlamak, bu dersin düzeltmeye çalıştığı en yaygın hatadır.
Bir argümanın biçimini çıkarmak için konuya özgü kelimeleri harflerle değiştiririz ve "bütün", "bazı", "değil", "ve", "veya", "eğer... ise" gibi mantıksal kelimeleri yerinde bırakırız. Balinalı argümanda "memeli" A, "akciğerle soluyan" B, "balina" c olur. Kedili argümanda "kedi" A, "uçabilen" B, "Tekir" c olur. İki argüman aynı biçime sahiptir. Bu gözlem geçerlilik hakkında derin bir şey söyler: birçok argümanın geçerliliği konusundan değil biçiminden gelir. Biçim geçerliyse, o biçimdeki her argüman geçerlidir; balinalardan da söz etse, kedilerden de, vergi yasalarından da. Bu yüzden geçerliliği sınamak için konuyu bilmek gerekmez.
Bu kuralın bir istisnası vardır ve onu bilmek önemlidir. Bazı argümanlar biçimlerinden değil, kullandıkları kelimelerin anlamından ötürü geçerlidir. "Ali bekârdır. O hâlde Ali evli değildir." Bu argümanın biçimi "c, A'dır; o hâlde c, B değildir" olur ve bu biçim kendi başına geçersizdir: "Ali öğretmendir, o hâlde Ali Türk değildir" aynı biçimdedir ve geçersizdir: Ali Türk bir öğretmense öncül doğru, sonuç yanlıştır. Ama "bekâr" kelimesinin anlamı "evli olmayan" anlamını içerdiği için ilk argümanda öncül doğruyken sonucun yanlış olması imkânsızdır. Felsefeciler bu iki türü biçimsel geçerlilik ve maddi geçerlilik diye ayırır. Pratikte bu ayrım şunu söyler: bir argümanın biçimini çıkarırken, sonuca giden yolu kelimelerin anlamı taşıyorsa, o anlamı açık bir öncül olarak yazmak gerekir ("Bekâr olan hiç kimse evli değildir"). Bu, Ders Ç0.2'deki gizli öncül yönteminin bir uygulamasıdır.
Geçerliliğin tanımı, onu sınamanın bir yolunu da verir. Bir biçim geçerliyse, o biçimdeki hiçbir argümanın öncülleri doğru, sonucu yanlış olamaz. O hâlde aynı biçimde öncülleri açıkça doğru, sonucu açıkça yanlış bir argüman bulabilirsek, biçimin geçersiz olduğunu göstermiş oluruz. Giriş örneğine dönelim. Genel müdür yardımcısının argümanının biçimi şöyledir: "Bütün A'lar B'dir (başarılı şirketlerin hepsi esnek çalışıyor). c bir B olacak (biz esnek çalışacağız). O hâlde c bir A olacak (biz başarılı olacağız)." Şimdi aynı biçimde bir argüman kuralım: "Bütün kediler dört ayaklıdır. Benim köpeğim dört ayaklıdır. O hâlde benim köpeğim bir kedidir." Öncüllerin ikisi de doğru, sonuç açıkça yanlış. Biçim geçersizdir ve bu, esnek çalışma argümanının öncülleri ne kadar doğru olursa olsun sonucu garanti etmediğini gösterir.
Bu yöntemin gücü, konunun dışına çıkmasıdır. Esnek çalışmanın başarıya katkısı hakkında hiçbir şey bilmeden, yalnızca argümanın iskeletine bakarak bir hükme vardık. Bu hüküm sonucun yanlış olduğunu söylemez; esnek çalışma gerçekten başarı getirebilir. Söylediği şey, bu öncüllerin bu sonucu desteklemediğidir. Esnek çalışmayı savunmak isteyen kişi başka bir argümana, örneğin esnek çalışmanın verimliliği nasıl etkilediğine dair kanıtlara ihtiyaç duyar.
Döngüsel argüman, geçerlilik ve sağlamlığın neden bir argümanın iyi olması için yeterli olmayabileceğini gösterir. En uç örneği şudur: "Bu gazete güvenilirdir. O hâlde bu gazete güvenilirdir." Bu argüman geçerlidir: öncül doğruyken sonucun yanlış olması imkânsızdır, çünkü ikisi aynı önermedir. Öncül doğruysa argüman sağlam bile olur. Ama sonuca inanmak için hiçbir yeni neden vermez. Gerçek hayattaki döngüsel argümanlar bu kadar açık değildir: "Bu gazete güvenilirdir, çünkü yazdığı haberler doğrudur. Haberlerin doğru olduğunu nereden biliyorum? Bu gazete öyle yazıyor." Döngü iki adımlıdır ve araya giren adım onu gizler. Bir argümanın iyi olması için geçerli ve sağlam olmanın ötesinde bir koşul daha gerekir: öncüllerin, sonucu zaten kabul etmeyen biri için de kabul edilebilir olması. Bu koşul, argümanın kime ve ne amaçla sunulduğuyla ilgilidir ve Modül Ç3'te gerekçenin yapısı işlenirken yeniden döneceğimiz bir sorudur.
Bu sonuç ilk duyulduğunda bir mantık hilesi gibi gelir, ama geçerliliğin tanımından doğrudan çıkar. Geçerlilik, öncüllerin hepsinin doğru ve sonucun yanlış olduğu bir durumun imkânsız olmasıdır. Öncüller tutarsızsa, öncüllerin hepsinin doğru olduğu hiçbir durum yoktur; dolayısıyla öncüllerin doğru ve sonucun yanlış olduğu bir durum da yoktur. "Ankara Türkiye'nin başkentidir. Ankara Türkiye'nin başkenti değildir. O hâlde ay peynirden yapılmıştır." Bu argüman klasik mantıkta geçerlidir. Bu ilke patlama ilkesi (principle of explosion) diye anılır; Latince adları ex contradictione quodlibet ("çelişkiden her şey") ve ex falso quodlibet ("yanlıştan her şey")dir. Pratik ders şudur: geçerlilik, öncüller tutarsız olduğunda bir uyarı işlevi görmez. Bu yüzden bir argümanın öncüllerini değerlendirirken, tek tek doğru olup olmadıklarına bakmanın yanında, birlikte tutarlı olup olmadıklarına da bakmak gerekir. Bazı mantıkçılar bu sonucu kabul edilemez bulur ve onu reddeden mantık sistemleri geliştirmiştir; güncel tartışma katmanında bunlara değineceğiz.
Argüman
Bu dersin tezi, bir tümdengelimli argümanı değerlendirirken iki sorunun ayrı ayrı sorulması gerektiğidir. Tezi standart biçimde kuralım.
- Bir tümdengelimli argüman sonucunu ancak öncülleri kabul edilebilirse ve öncüllerden sonuca geçiş geçerliyse destekler.
- Bir geçişin geçerli olup olmadığı, öncüllerin fiilen doğru olup olmadığından bağımsızdır; argümanın biçimine ve kullandığı terimlerin anlamına bağlıdır.
- Öncüllerin doğru olup olmadığı ise geçişin geçerliliğinden bağımsız bir sorudur; çoğu zaman dünyaya bakarak, bazen de (anlam öncüllerinde, öncüllerin birbiriyle tutarlılığında) kavramlara bakarak cevaplanır.
- Sonucun fiilen doğru ya da yanlış olması, tek başına bu iki sorudan hiçbirini cevaplamaz: geçersiz argümanların da sonucu doğru olabilir, yanlış öncüllü geçerli argümanların da.
Sonuç: Bir tümdengelimli argümanı değerlendirirken geçerlilik ve öncüllerin doğruluğu ayrı ayrı sınanmalı; argüman hakkındaki hüküm yalnızca sonucun doğru ya da yanlış görünmesine dayandırılmamalıdır.
Argümanın işleyişi dört öncülün birbirini tamamlamasından gelir. Birinci öncül, tümdengelimli bir argümanın başarısını iki koşula bağlar. İkinci ve üçüncü öncül bu iki koşulun birbirinden bağımsız olduğunu söyler; biri yapıya, öbürü dünyaya bakar. Dördüncü öncül, kestirme bir yolu kapatır: sonuca bakarak argüman hakkında hüküm vermeyi. Dört öncül birlikte, değerlendirmenin iki ayrı adımda yapılması gerektiği sonucuna götürür. Bu sonuç bir yöntem önerisidir ve bu modülün geri kalanı onu araçlarla donatır: Ders Ç0.5 ve Ders Ç0.6 geçerliliği sınamanın biçimsel yollarını, Ders Ç0.7 tümdengelim dışındaki argümanların değerlendirilmesini, Ders Ç0.8 ise sık rastlanan geçersiz biçimleri, yani safsataları işler.
En tartışmalı öncül: Birinci öncül. "Ancak... destekler" ifadesi, kabul edilebilir öncüller ve geçerli bir geçişin, desteğin gerekli koşulları olduğunu söylüyor; yeterli koşulları olduğunu söylemiyor. Ama okur kolayca yeterli koşul olarak okuyabilir ve o zaman öncül yanlış olur. Döngüsel argüman bunun kanıtıdır: geçerli ve öncülleri doğru olduğu hâlde sonuca destek vermez. Birinci öncül bu yüzden yalnızca gereklilik iddiası olarak okunmalıdır ve dersin sonucu da bu okumayla tutarlıdır: iki sorunun ayrı ayrı sorulması gerektiğini söyler, bu iki sorunun cevabının yeterli olduğunu söylemez. Öncülün tartışmalı bir yanı daha var: "kabul edilebilir" kelimesi "doğru" kelimesinden farklıdır. Bir öncülün doğru olması ile onu kabul etmek için iyi bir nedenimizin olması aynı şey değildir. Bu fark akademinin büyük bir bölümünün konusudur ve bu derste "doğru" kelimesini kolaylık için kullanıyoruz. Üçüncü öncül de tartışmalıdır: döngüsellik ölçütü, bir öncülün kabul edilebilirliğinin sonuca göre değerlendirildiği durumlar olduğunu gösterir; bu, aşağıdaki dördüncü itirazın konusudur.
Sonucun ne söylemediğine de bakalım. Sonuç, sonucun doğruluğunun argümanı değerlendirmede hiçbir rol oynamadığını söylemiyor. Bir argümanın sonucu açıkça yanlışsa ve argüman geçerliyse, bu bize bir şey öğretir: öncüllerden en az birinin yanlış olduğunu. Bu çıkarım meşru ve güçlüdür ve aşağıdaki birinci itirazın konusudur. Sonucun söylediği daha dar bir şeydir: argüman hakkındaki hüküm, yani "bu argüman iyi" ya da "bu argüman kötü" hükmü, sonucun doğru görünüp görünmemesine dayandırılmamalıdır.
İtirazlar ve cevaplar
İtiraz 1: Sonucu saçma olan bir argümanı reddetmek akılcıdır
Biri bana adım adım, her adımı makul görünen bir argümanla, var olmadığımı kanıtladığını söylüyor. Argümanın nerede yanlış olduğunu bulamıyorum. Yine de sonucun yanlış olduğundan, argümanın herhangi bir öncülünün doğru olduğundan daha eminim. Bu durumda sonuca bakarak argümanı reddetmek tam olarak yapmam gereken şey değil mi? Dersin "sonuca bakarak hüküm verme" ilkesi, saçma sonuçlara karşı kendimizi korumamızı engelliyor gibi.
Cevap: İtiraz, felsefede çok önemli bir hamleyi tarif ediyor ve ders onu reddetmiyor; tersine, geçerlilik kavramı bu hamleyi mümkün kılar. Bir argüman geçerliyse ve sonucu yanlışsa, öncüllerden en az biri yanlış olmak zorundadır. Bu, geçerliliğin tanımından çıkar. Dolayısıyla sonucun yanlış olduğundan herhangi bir öncülden daha eminsen, en az bir öncülü reddetmen akılcıdır. Filozof G. E. Moore'un şüphecilere verdiği ünlü cevap bu yapıya dayanır ve Ders Ç5.9'da ayrıntılı işlenecek. Ama bu hamlenin söylediği şeye dikkat et: argümanın sağlam olmadığını söyler, ama kusurun nerede olduğunu söylemez. Sonuca bakarak yaptığın şey, argümanın sağlam olmadığı hükmüdür: ya öncüllerinden biri yanlıştır ya da adımlarından biri geçersizdir; argümanın geçerli olduğundan eminsen, yanlış olan bir öncüldür. Dersin sonucu bu hamleyle çelişmez; yalnızca iki ayrı soruyu ayrı tutmayı ister. Sonucun saçmalığı, "hangi öncül yanlış?" sorusunu sormak için güçlü bir neden verir; o soruya cevap vermez.
İtiraz 2: Geçerlilik ölçütü gündelik akıl yürütme için fazla katıdır
Gündelik hayatta neredeyse hiçbir argüman geçerli değildir. Hekim belirtilerden bir tanıya, hâkim kanıtlardan bir hükme, sen de bulutların rengine bakarak yağmura varırsın ve bunların hiçbiri sonucu garanti etmez. Geçerliliği bu kadar merkeze koymak, gerçek akıl yürütmenin büyük kısmını "geçersiz" damgasıyla değersiz göstermek demek.
Cevap: İtirazın gözlemi doğrudur: gündelik akıl yürütmenin büyük kısmı tümdengelimli değildir ve onu tümdengelimin ölçütüyle yargılamak yanlış olur. Bu yüzden dersin argümanı açıkça "tümdengelimli argüman" ile sınırlıdır ve Ders Ç0.7, sonucu garanti etmeyen ama güçlü biçimde destekleyen argümanları kendi ölçütleriyle ele alır. Ama geçerlilik kavramı bu argümanlar için de iki iş görür. Birincisi, bir ölçü noktasıdır: bir tümevarımsal argümanın ne kadar güçlü olduğunu sorarken, onu geçerli olmaktan ne kadar uzak tuttuğunu, yani öncülleri doğruyken sonucun hangi koşullarda yanlış olabileceğini sorarız. İkincisi, birçok gündelik argüman aslında tümdengelimli olmaya niyetlidir ama gizli öncülleri eksiktir; Ders Ç0.2'de gördüğümüz gibi, eksik öncül tamamlandığında geçerli hâle gelir. Ayrıca bazı alanlarda, örneğin bir sözleşmenin şartlarından bir yükümlülük çıkarırken ya da bir yasa maddesini bir olaya uygularken, geçerlilik tam olarak aradığımız şeydir.
İtiraz 3: Bir argümanın tek bir mantıksal biçimi yoktur
Doğal dildeki bir argümanın biçimini çıkarmak, onu bir kalıba yerleştirmek demektir ve aynı argüman farklı kalıplara yerleştirilebilir. Bir kalıpta geçersiz görünen argüman, başka bir kalıpta, daha ince bir çözümlemeyle, geçerli çıkabilir. Karşı-örnek yöntemi seçtiğimiz kalıbı sınar; argümanın kendisini değil. O hâlde bir argümanın geçersiz olduğunu karşı-örnekle göstermek, aslında yalnızca kendi seçtiğimiz kalıbın geçersiz olduğunu göstermektir.
Cevap: Bu itiraz mantık felsefesinde ciddiye alınan bir noktaya dokunur. Mantık felsefecisi Gerald Massey 1975'te, ders kitaplarındaki geçersizlik gösterme yöntemlerinin hepsinin kusurlu olduğunu savundu: bir argümanı geçerli bir biçime yerleştirmek geçerliliğini gösterir, ama geçersiz bir biçime yerleştirmek geçersizliğini göstermez. Bir argümanı geçerli bir biçime yerleştirmek onun geçerli olduğunu gösterir. Ama onu geçersiz bir biçime yerleştirmek geçersiz olduğunu göstermez, çünkü daha ince bir çözümlemede geçerli bir biçime de sahip olabilir. Bu asimetri gerçektir ve karşı-örnek yönteminin sınırını çizer. Pratikte bunun iki sonucu vardır. Birincisi, karşı-örnek yöntemi en iyi, argümanın bütün ilgili yapısını koruyan biçime uygulanır; kelimelerin anlamından gelen ilişkiler varsa, onlar açık öncüller olarak yazılmalıdır. İkincisi, hayırseverlik ilkesi burada da devreye girer: Ders Ç0.3'te gördüğümüz gibi, bir argümanın geçersiz bir okumasını bulmak onu çürütmez; geçerli bir okuması varsa ve o okuma metinle tutarlıysa, değerlendirme o okumaya yöneltilir. Karşı-örnek, belirli bir okumanın geçersizliğini gösterir ve bu okumanın konuşanın kastettiği okuma olduğu ayrıca gerekçelendirilmelidir.
İtiraz 4: İki soru birbirinden bağımsız değildir
Ders, bir öncülün kabul edilebilirliğini sonuçtan bağımsız bir soru olarak sunuyor. Ama Kavramlar bölümündeki döngüsellik ölçütü tam tersini söylüyor: bir argümanın iyi olması için öncüllerin, sonucu kabul etmeyen biri için de kabul edilebilir olması gerekir. Bu ölçütü uygulamak için öncülü sonuca göre değerlendirmek gerekir. Üstelik bir öncüle ne kadar güvendiğimiz, çoğu zaman o öncülün neyi doğurduğunu gördüğümüzde değişir; İtiraz 1'deki hamle bunun bir örneğiydi. O hâlde "iki ayrı soru" şeması ya eksiktir ya da yanlıştır.
Cevap: İtiraz haklı bir noktaya işaret ediyor ve şemayı tamamlamamızı gerektiriyor. Geçerlilik sorusu gerçekten sonuçtan bağımsızdır: bir biçimin geçerli olup olmadığı, sonucun doğru görünüp görünmemesinden etkilenmez. Öncüllerin fiilen doğru olup olmadığı sorusu da ilke olarak sonuçtan bağımsızdır. Ama bir argümanın birini ikna etmeye uygun olup olmadığı, yani öncüllerin o kişi için sonuçtan bağımsız olarak kabul edilebilir olup olmadığı, üçüncü bir sorudur. Bu soru argümanın kime ve hangi tartışmada sunulduğuna bağlıdır; bu yüzden ona diyalektik bir soru diyebiliriz. Döngüsellik bu üçüncü sorunun konusudur. Dersin sonucu üçüncü soruyu dışlamaz; yalnızca ilk iki sorunun birbirine ve sonucun görünüşüne karıştırılmamasını ister. Bir öncüle güvenimizin sonuçlarını görünce değişmesi ise meşru ve önemli bir süreçtir; inançlar arasında karşılıklı ayar yapmanın yollarını Modül Ç3'te gerekçenin yapısını işlerken inceleyeceğiz.
Örnekler
Basit örnek: uçamayan kuşlar
Bir çocuk kitabında şu cümle var: "Bütün kuşlar uçar. Penguen bir kuştur. O hâlde penguen uçar." Kitabın amacı çocuklara bir akıl yürütme kalıbı öğretmek, ama sonucu yanlış.
Önce geçerliliğe bakalım. Biçim: "Bütün A'lar B'dir. c bir A'dır. O hâlde c bir B'dir." Bu biçim geçerlidir; öncüller doğru olsaydı sonuç yanlış olamazdı. Şimdi sağlamlığa bakalım. İkinci öncül doğrudur: penguen bir kuştur. Birinci öncül yanlıştır: penguen, devekuşu ve kivi gibi uçamayan kuşlar vardır. Argüman geçerli ama sağlam değildir. Sonucun yanlış olması, argümanın biçiminden değil, bir öncülünün yanlışlığından kaynaklanıyor.
Bu örneğin öğrettiği şey, sonucun yanlışlığından geriye doğru akıl yürütmenin nasıl işlediğidir. Penguenin uçmadığını biliyoruz. Argüman geçerli olduğuna göre, öncüllerden en az biri yanlış olmalıdır. İkinci öncülün doğru olduğunu biliyoruz. Demek ki birinci öncül yanlıştır. Bu, İtiraz 1'de tarif edilen hamlenin en sade hâlidir. Kitap yazarı aynı kalıbı doğru öncüllerle kursaydı ("Bütün kuşlar yumurtlar. Penguen bir kuştur. O hâlde penguen yumurtlar"), hem geçerli hem sağlam bir argüman elde ederdi.
Orta örnek: ateş ve grip
Biri sabah uyandığında ateşini ölçüyor ve şöyle düşünüyor: "Grip olsaydım ateşim olurdu. Ateşim var. O hâlde gribim."
Biçim: "Eğer P ise Q. Q. O hâlde P." Bu biçimin karşı-örneğini kuralım: "Eğer İstanbul'daysam Türkiye'deyim. Türkiye'deyim. O hâlde İstanbul'dayım." Ankara'da bulunan biri için iki öncül de doğrudur, sonuç yanlıştır. Biçim geçersizdir. Bu geçersiz biçimin bir adı vardır: sonucu onaylama safsatası (affirming the consequent). Ateş grip dışında birçok nedenle ortaya çıkabilir ve öncüller bu olasılıkları dışlamaz.
Burada ilginç bir nokta var. Kişinin sonucu doğru olabilir; belki gerçekten gribi vardır. Ayrıca kişinin akıl yürütmesi, tümdengelim olarak geçersiz olsa da, tamamen değersiz değildir: ateşin varlığı grip olasılığını artırır. Bu, Ders Ç0.7'de en iyi açıklamaya çıkarım olarak ve Modül P1'de Bayes teoremiyle inceleyeceğimiz bir akıl yürütme türüdür. Ama tümdengelim olarak sunulduğunda, yani "o hâlde kesinlikle gribim" diye, geçersizdir. Argüman bölümündeki birinci öncül bu yüzden yalnızca tümdengelim olarak okunan argümanlar için konuşur; aynı sözler tümevarımsal okunduğunda destek verebilir. Geçerli biçimine yakın bir akrabası ise şudur: "Eğer gribim varsa ateşim olur. Ateşim yok. O hâlde gribim yok." Bu biçim ("Eğer P ise Q. Q değil. O hâlde P değil.") geçerlidir ve adı modus tollens'tir. Ama sağlam olup olmadığı birinci öncülün doğruluğuna bağlıdır; grip her zaman ateş yapmayabilir.
Gerçek hayat örneği: esnek çalışma kararı
Giriş örneğine dönelim ve onu tam olarak çözümleyelim. Genel müdür yardımcısının argümanı:
- Sektördeki başarılı şirketlerin hepsi esnek çalışmaya geçti.
- Biz esnek çalışmaya geçeceğiz.
Sonuç: Biz başarılı olacağız.
Biçim: "Bütün A'lar B'dir. c bir B'dir. O hâlde c bir A'dır." Karşı-örnek, mühendisin dediği gibi kurulabilir; daha açık bir hâliyle: "Bütün kediler memelidir. Benim köpeğim memelidir. O hâlde benim köpeğim bir kedidir." Biçim geçersizdir. Mantık kitaplarında bu hata, ortak terimin (burada "esnek çalışan") hiçbir öncülde bütün üyeleriyle ele alınmamasından ötürü, "dağıtılmamış orta terim" adıyla da anılır.
Şimdi Ders Ç0.3'ün ilkesini uygulayalım: bu argümanın geçerli ve metinle tutarlı bir okuması var mı? Genel müdür yardımcısı belki şunu kastediyordu: "Başarılı şirketlerin hepsinin esnek çalışmaya geçmesi, esnek çalışmanın başarıya katkı yaptığının bir işaretidir." Bu okumada argüman tümdengelimli değil, nedensel bir çıkarımdır ve geçerlilik ölçütüyle değil, Ders Ç0.7'nin ölçütleriyle değerlendirilmelidir. Bu okumanın en zayıf yeri de bellidir: başarılı şirketlerin hepsinin bir şeyi yapması, o şeyin başarının nedeni olduğunu göstermez. Belki başarılı şirketler kaynakları bol olduğu için esnek çalışmaya geçebildi; belki de bütün sektör, başarılı ya da başarısız, aynı dönemde esnek çalışmaya geçti. Bu ikinci olasılığı sınamanın yolu, başarısız şirketlere de bakmaktır. Mühendisin sezgisi tam buydu.
Bu örnekte karşı-örnek yöntemi iki iş gördü. Önce argümanın tümdengelim olarak geçersiz olduğunu gösterdi. Sonra, hayırseverlik ilkesiyle birleşince, argümanın gerçekte hangi türden bir argüman olduğunu ve hangi sorularla sınanması gerektiğini ortaya çıkardı. Toplantı "esnek çalışma iyi mi kötü mü" tartışmasından, "esnek çalışmanın başarıya etkisini nasıl ölçeriz" sorusuna geçebilir.
Araç kartı: Karşı-Örnek Testi
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir argümanın biçiminin geçersiz olduğunu, konusunu bilmeden, aynı biçimde öncülleri doğru sonucu yanlış bir örnek kurarak gösterir. |
| Adımlar | 1) Argümanı standart biçimde yaz; anlamdan gelen ilişkileri açık öncül yap. 2) Konuya özgü kelimeleri harflerle değiştir; mantıksal kelimeleri ("bütün", "bazı", "değil", "eğer... ise", "ve", "veya") yerinde bırak. 3) Harflerin yerine, öncülleri herkesin doğru bulacağı, sonucu herkesin yanlış bulacağı tanıdık kelimeler koy. 4) Böyle bir örnek bulursan biçim geçersizdir; bulamazsan biçim geçerli olabilir ve başka yollarla sınanmalıdır. 5) Biçim geçersizse, hayırseverlik ilkesiyle argümanın geçerli ya da tümdengelim dışı bir okumasını ara. |
| Ne zaman kullanılır | Bir argüman ikna edici görünüp nedenini tam söyleyemediğinde; öncüller doğru görünüp sonuç şüpheli olduğunda; bir tartışmada "bu sonuç bu öncüllerden çıkmaz" demek ama bunu gösterebilmek istediğinde. |
| Sınırı | Karşı-örnek bulamamak biçimin geçerli olduğunu kanıtlamaz; yalnızca bulamadığını gösterir. Seçilen biçim argümanın bütün yapısını taşımıyorsa, karşı-örnek o biçimi çürütür, argümanın kendisini değil. Test tümdengelimli argümanlar içindir; olası sonuçlar için Ders Ç0.7'nin ölçütleri gerekir. |
| 5K kapısı | Kavram |
Özet
- Geçerlilik, öncüller doğru iken sonucun yanlış olmasının imkânsız olmasıdır; derece kabul etmez ve öncüllerin fiilen doğru olup olmadığından bağımsızdır.
- Sağlamlık, geçerlilik ile bütün öncüllerin doğruluğunun birleşimidir; sağlam bir argümanın sonucu zorunlu olarak doğrudur.
- Geçerli bir argümanda öncüller doğru ve sonuç yanlış olamaz; öbür üç birleşim mümkündür. Sonucun doğru olması argümanın iyi olduğunu göstermez.
- Mantıksal biçim, içerik kelimeleri değişkenlerle değiştirildiğinde kalan iskelettir; birçok argümanın geçerliliği biçiminden gelir, bazılarınınki ise kelimelerin anlamından (maddi geçerlilik).
- Karşı-örnek testi, aynı biçimde öncülleri doğru sonucu yanlış bir örnek kurarak biçimin geçersizliğini gösterir; örnek bulamamak geçerliliği kanıtlamaz.
- Döngüsel argüman geçerli ve sağlam olabilir ama sonuca bağımsız bir neden vermez; geçerlilik ve sağlamlık bir argümanın iyi olması için yeterli değildir.
- Tutarsız öncüllere sahip her argüman klasik mantıkta geçerlidir; öncüllerin birlikte tutarlılığı ayrıca denetlenmelidir.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Karşı-örnek yönteminin ilk sistemli kullanımı, Aristoteles'in Birinci Analitiklerinde görülür. Aristoteles orada tasımın hangi biçimlerinin geçerli, hangilerinin geçersiz olduğunu tek tek inceler. Birinci şeklin geçerli biçimlerini apaçık ("tam") sayar, öbür şekillerin geçerli biçimlerini bunlara indirgeyerek kanıtlar. Geçersiz biçimler için ise genellikle bir kanıt değil, somut terimler önerir: aynı biçimde, öncülleri doğru olduğu hâlde sonucun bir durumda bir yönde, başka bir durumda öbür yönde çıktığını gösteren iki terim üçlüsü. Birinci şeklin bir biçimini incelerken şöyle yazar:
Birinci terim orta terimin hepsine ait, orta terim ise son terimin hiçbirine ait değilse, uç terimler arasında tasım olmayacaktır; çünkü bunlar böyle olunca zorunlu olarak hiçbir şey çıkmaz. Çünkü birinci terim son terimin hepsine de ait olabilir, hiçbirine de; öyle ki ne tikel ne tümel bir sonuç zorunlu olur. [...] Ait olma için terimler: hayvan, insan, at; ait olmama için: hayvan, insan, taş.
Bu kısa pasajın arkasındaki yöntem, bu dersin Karşı-Örnek Testi'nin atasıdır: Aristoteles tek bir sonucu değil, iki terim üçlüsüyle olası bütün sonuçları birden dışlar. Biçim şudur: "Bütün B'ler A'dır. Hiçbir C, B değildir. O hâlde ...?" Aristoteles'in birinci terim üçlüsünde A hayvan, B insan, C at olur: bütün insanlar hayvandır, hiçbir at insan değildir, ve bütün atlar hayvandır. İkinci üçlüde C taş olur: bütün insanlar hayvandır, hiçbir taş insan değildir, ve hiçbir taş hayvan değildir. Aynı biçimde, doğru öncüllerle, bir durumda "bütün C'ler A'dır", öbüründe "hiçbir C A değildir" sonucu doğru çıkıyor. Demek ki bu biçimden hiçbir sonuç zorunlu olarak çıkmaz. Aristoteles konudan bağımsız bir yöntemle, yalnızca tanıdık terimlerin bilinen ilişkilerine dayanarak biçimin geçersizliğini gösterir. Bu yöntem yaklaşık yirmi dört yüzyıl önce ortaya kondu ve mantık öğretiminde bugün de kullanılıyor.
Pasajdaki "uç terimler" ifadesi Aristoteles'in teknik bir terimidir: tasımda sonucun öznesi ve yüklemi olan iki terim, ikisini birleştiren "orta terim"in iki ucunda durur. Aristoteles'in tasım kuramı bugünkü mantığın yalnızca küçük bir parçasını kapsar; "bütün", "hiç", "bazı" gibi niceleyicilerle kurulan belirli biçimlerle sınırlıdır. Ama geçerliliği biçimin bir özelliği olarak görmek ve geçersizliği somut bir karşı-örnekle göstermek, ondan bu yana mantığın ayırt edici yöntemleri olarak kaldı.
Teknik ayrıntı
Mantıksal sonuç ilişkisinin tanımı. Bu derste geçerliliği "öncüller doğru iken sonucun yanlış olmasının imkânsız olması" diye tanımladık. Bu tanım sezgiseldir ama "imkânsız" kelimesi neyin imkânsızlığını kastediyor? Fiziksel olarak mı, mantıksal olarak mı, kavramsal olarak mı? Mantıkçı Alfred Tarski 1936'da yayımlanan "Mantıksal Sonuç Kavramı Üzerine" (On the Concept of Logical Consequence) başlıklı çalışmasında bu soruya biçimsel bir cevap önerdi: bir sonuç bir öncüller kümesinden, öncülleri doğru kılan her yorum aynı zamanda sonucu da doğru kılıyorsa mantıksal olarak çıkar. "Yorum" burada, mantıksal olmayan kelimelere, yani isimlere, yüklemlere ve önermelere, anlam verme biçimidir. Bu tanım, karşı-örnek yönteminin biçimsel karşılığıdır: bir karşı-örnek, öncülleri doğru, sonucu yanlış kılan bir yorumdur. Tarski'nin tanımı bugün mantık derslerinde standart kabul edilir; ama hangi kelimelerin "mantıksal" sayılacağı, yani hangilerinin yorumda sabit tutulacağı sorusu hâlâ tartışmalıdır.
Geçerliliği sınamanın sınırları. Önermeler mantığında, yani "ve", "veya", "değil", "eğer... ise" gibi bağlaçlarla kurulan argümanlarda, geçerlilik her zaman mekanik bir yöntemle sınanabilir: doğruluk tablosu, öncüllerin ve sonucun bütün doğruluk değeri birleşimlerini listeler ve öncüllerin doğru, sonucun yanlış olduğu bir satır olup olmadığını gösterir. Bu yöntemi Ders Ç0.5'te öğreneceğiz. "Bütün", "bazı" gibi niceleyicileri ve nesneler arasındaki ilişkileri içeren daha zengin mantıklarda ise durum farklıdır. 1936'da Alonzo Church ve Alan Turing, birbirinden bağımsız olarak, birinci dereceden mantıkta geçerliliği her durumda sonlu adımda belirleyen genel bir mekanik yöntemin olamayacağını gösterdiler. Bu, her argüman için doğru kararı veren tek bir algoritmanın olmadığı anlamına gelir. Geçerli argümanlar sistemli bir kanıt aramasıyla eninde sonunda doğrulanabilir; ama geçersiz bir argümanın karşı-örneğini her durumda bulmayı garanti eden bir yöntem yoktur. Karşı-örnek aramanın neden bazen sonuçsuz kaldığı buradan anlaşılır.
Maddi geçerlilik ve gizli öncül. Kavramlar bölümünde "bekâr" örneğiyle maddi geçerliliği gördük. Mantık felsefesinde maddi geçerliliğin ayrı bir geçerlilik türü mü olduğu, yoksa her maddi geçerli argümanın aslında gizli bir anlam öncülüyle biçimsel olarak geçerli bir argüman mı olduğu tartışılır. Birinci görüşe göre kelimelerin anlamı, mantığın bir parçası gibi çıkarımı kendisi taşır. İkinci görüşe göre "bekâr olan hiç kimse evli değildir" gibi bir anlam önermesi, açıkça yazılmadığında bir gizli öncüldür. İkinci görüş Ders Ç0.2'deki yöntemle uyumludur ve pratikte daha kullanışlıdır, çünkü anlam önermesini açıkça yazmak onun doğru olup olmadığını sormayı da mümkün kılar. "Bekâr" gibi tanımı açık kelimelerde soru kolaydır; ama "adalet", "özgürlük", "bilgi" gibi tartışmalı kavramlarda, anlamdan gelen bir çıkarım çoğu zaman tartışmanın tam ortasında durur.
Mantıksal biçim asimetrisi. İtiraz 3'te değindiğimiz gibi, Gerald Massey bir argümanın geçerliliğini göstermenin geçersizliğini göstermekten daha kolay olduğunu savundu. Gerekçesi şuydu: bir argümanı geçerli bir biçime yerleştirdiğimizde, bu biçimin her örneği geçerli olduğu için argüman da geçerlidir. Ama onu geçersiz bir biçime yerleştirmek, aynı argümanın başka, daha ayrıntılı bir biçime de sahip olabileceği ve o biçimin geçerli olabileceği için, geçersizliğini göstermez. Örneğin "Bütün insanlar ölümlüdür. Sokrates insandır. O hâlde Sokrates ölümlüdür" önermeler mantığı düzeyinde "P, Q, o hâlde R" biçimindedir ve bu biçim geçersizdir; ama niceleyicileri gösteren daha ince bir çözümleme argümanın geçerli olduğunu gösterir. Bu asimetrinin pratik dersi, bir argümanın geçersizliğini ilan etmeden önce, onun bütün ilgili yapısını koruyan biçimi bulmaya çalışmaktır.
Güncel tartışma
İnanç yanlılığı. Bilişsel psikolojide yapılan klasik bir dizi deney, insanların bir argümanın geçerliliğini değerlendirirken sonucun inandırıcı olup olmamasından güçlü biçimde etkilendiğini gösterdi. Jonathan Evans, Julie Barston ve Paul Pollard'ın 1983'te yayımladıkları çalışmada katılımcılar, sonucu inandırıcı olan geçersiz argümanları sık sık geçerli saydılar, sonucu inandırıcı olmayan geçerli argümanları ise sık sık reddettiler. Mantığın etkisi de güçlüydü; inancın etkisi ise en çok geçersiz argümanlarda belirgindi. Bu etki "inanç yanlılığı" (belief bias) adıyla anılır ve sonraki pek çok çalışmada tekrarlanmıştır. Bu bulgu, dersin dördüncü öncülünün neden ayrıca vurgulanması gerektiğini gösterir: sonuca bakarak argüman hakkında hüküm vermek, yalnızca mantıksal bir hata değil, insan zihninin kendiliğinden düştüğü bir eğilimdir. Karşı-örnek testi bu eğilime karşı bir düzeltme aracıdır, çünkü sonucun inandırıcılığını hesaptan çıkarır ve yalnızca biçime bakar.
Çelişkiden her şey çıkar mı? Kavramlar bölümünde gördüğümüz, tutarsız öncüllerden her sonucun çıktığı ilkesi, mantıkçıların bir kısmını rahatsız etmiştir. Bir sonucun öncüllerle hiçbir konu ilgisi olmadığı hâlde onlardan "çıkması" sezgilerimize aykırıdır. En etkili biçimini Alan Ross Anderson ve Nuel Belnap'ın verdiği ilgi mantığı (relevance logic), bir sonucun öncüllerden çıkması için öncüllerle konu bakımından bağlantılı olmasını şart koşar; biçimsel olarak, öncül ile sonuç en az bir önerme değişkenini paylaşmalıdır. Başka bir aile olan çelişkiye dayanıklı mantıklar (paraconsistent logics), tutarsız bilgi kümeleriyle, örneğin çelişkili kayıtlar içeren bir veri tabanıyla, her şeyi çıkarmadan çalışabilmek için geliştirilmiştir. Bu sistemlerin varlığı, "geçerli" kelimesinin tek bir anlamı olup olmadığı sorusunu gündeme getirir. JC Beall ve Greg Restall'ın 2006 tarihli Logical Pluralism kitabı, birden çok eşit derecede meşru geçerlilik kavramı olabileceğini savunur. Bu tartışma ileri düzeydedir; bu akademide klasik mantığı standart olarak kullanıyoruz, ama onun tek seçenek olmadığını bilmek, "mantık böyle söylüyor" türünden iddialara karşı da bir dikkat sağlar.
Geçerlilik ve yapay zekâ. Büyük dil modellerinin mantıksal akıl yürütme yetenekleri yoğun biçimde araştırılan bir konudur. Araştırmalar, bu modellerin bazı mantık görevlerinde yüksek başarı gösterdiğini, ama insanlarda görülen inanç yanlılığına benzer biçimde, sonucun içeriğinden etkilenebildiğini öne sürmüştür: içerik mantıksal sonucu desteklediğinde, örneğin geçerli bir argümanın sonucu inandırıcı olduğunda, daha isabetli; içerik ile mantık çatıştığında daha az isabetli cevap verirler (Lampinen, Dasgupta ve arkadaşları, PNAS Nexus, 2024). Bu bulguların ayrıntıları modelden modele ve görevden göreve değişir ve alan hızla ilerliyor. Pratik çıkarım şudur: bir yapay zekâ cevabının mantıksal bir sonuç ilan ettiğini gördüğünde, o sonucun biçimden mi yoksa içeriğin tanıdıklığından mı geldiğini, Karşı-Örnek Testi'ni kendin uygulayarak sınayabilirsin. Akademinin laboratuvarındaki Geçerlilik Denetleyici aracı, önermeler mantığı düzeyindeki argümanlar için bu sınamayı doğruluk tablosuyla mekanik olarak yapar.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir site yönetimi duyurusu: "Aidatını zamanında ödeyen her daire otopark hakkı kazanır. 5 numaralı daire otopark hakkı kazanmadı. O hâlde 5 numaralı daire aidatını zamanında ödememiştir."
Adım 1, standart biçim. 1. Aidatını zamanında ödeyen her daire otopark hakkı kazanır. 2. 5 numaralı daire otopark hakkı kazanmadı. Sonuç: 5 numaralı daire aidatını zamanında ödememiştir.
Adım 2, biçimi çıkar. "Aidatını zamanında ödeyen" A, "otopark hakkı kazanan" B, "5 numaralı daire" c olsun. Biçim: "Bütün A'lar B'dir. c bir B değildir. O hâlde c bir A değildir."
Adım 3, karşı-örnek ara. Öncülleri doğru, sonucu yanlış bir örnek bulmaya çalışalım. "Bütün kediler memelidir. Bu kuş bir memeli değildir. O hâlde bu kuş bir kedi değildir." Sonuç doğru çıktı. Başka bir deneme: "Bütün kareler dikdörtgendir. Bu üçgen bir dikdörtgen değildir. O hâlde bu üçgen bir kare değildir." Yine doğru. Karşı-örnek bulamıyoruz ve bunun bir nedeni var: bu biçim geçerlidir. Bütün A'lar B'yse ve c bir B değilse, c bir A olamaz; olsaydı, bütün A'lar B olduğu için c de B olurdu.
Adım 4, sağlamlığı sına. Biçim geçerli olduğuna göre, sonuç ancak bir öncül yanlışsa yanlış olabilir. Birinci öncül bir yönetim kuralıdır; gerçekten uygulanıyor mu? Belki aidatını ödeyen bir daire, başvuru yapmadığı için otopark hakkı kazanmamıştır. O zaman birinci öncül, "her daire" ifadesiyle kuralın uygulamasını olduğundan kesin anlatıyor demektir. İkinci öncül bir olgu iddiasıdır ve kayıtlara bakılarak sınanabilir.
Adım 5, değerlendir. Argüman geçerlidir. Sağlam olup olmadığı birinci öncülün tam doğruluğuna bağlıdır. 5 numaralı dairenin sakini sonuca itiraz etmek istiyorsa, argümanın biçimine değil, birinci öncüle yönelmelidir: "Aidatımı ödedim ama başvuru yapmadığım için hak kazanmadım; kuralınız başvuruyu da şart koşuyor." Bu itiraz, karşı-örnek testinin yönlendirdiği yerdir: biçim geçerliyse, kavga öncüllerde verilir.
Adım 6, en tartışmalı noktayı adlandır. Bu örnekte argümanın gücü tamamen birinci öncüldeki "her" kelimesinden geliyor. Gündelik kurallarda "her" kelimesi çoğu zaman istisnaları gözden kaçırarak kullanılır. Bu yüzden geçerli bir biçimle kurulmuş bir argümanın sonucuna itiraz etmenin en verimli yolu, genelleme içeren öncülde gizli bir istisna aramaktır.
Pratik: Alıştırmalar
- Şu argümanların her birinin geçerli mi geçersiz mi olduğunu söyle; geçersizse bir karşı-örnek kur. (a) "Bütün tıp öğrencileri biyoloji okur. Selin biyoloji okuyor. O hâlde Selin tıp öğrencisidir." (b) "Hiçbir sürüngen memeli değildir. Bütün yılanlar sürüngendir. O hâlde hiçbir yılan memeli değildir."
- Öncüllerinin en az biri yanlış, sonucu doğru olan geçerli bir argüman yaz. Ardından bu argümanın sağlam olmadığını ve sonucunun yine de doğru olduğunu açıkla.
- Şu argüman geçerli midir, sağlam mıdır, ve iyi bir argüman mıdır? "Bu kitaptaki her şey doğrudur, çünkü kitap bunu söylüyor ve bu kitaptaki her şey doğrudur."
Cevapları göster
- (a) Geçersiz. Biçim: "Bütün A'lar B'dir. c bir B'dir. O hâlde c bir A'dır." Karşı-örnek: "Bütün kediler dört ayaklıdır. Karabaş dört ayaklıdır. O hâlde Karabaş bir kedidir" (Karabaş bir köpekse öncüller doğru, sonuç yanlıştır). Selin biyoloji öğretmenliği ya da başka bir bölüm okuyor olabilir. (b) Geçerli. Biçim: "Hiçbir B, A değildir. Bütün C'ler B'dir. O hâlde hiçbir C, A değildir." Bütün yılanlar sürüngense ve hiçbir sürüngen memeli değilse, bir yılanın memeli olması imkânsızdır. Öncüller de doğru olduğu için argüman sağlamdır.
- Örnek: "Bütün balıklar memelidir. Balinalar balıktır. O hâlde balinalar memelidir." Biçim geçerlidir ("Bütün A'lar B'dir. Bütün C'ler A'dır. O hâlde bütün C'ler B'dir"). İki öncül de yanlıştır, dolayısıyla argüman sağlam değildir. Sonuç yine de doğrudur, çünkü geçerlilik yalnızca doğru öncüllerden doğru sonuca geçişi garanti eder; yanlış öncüllerden çıkan sonucun doğruluğu hakkında hiçbir şey söylemez. Sonucun doğru çıkması tesadüfidir ve argüman ona inanmak için bir neden vermez.
- Argüman geçerlidir: sonuç öncüllerden birinin tekrarıdır, dolayısıyla öncüller doğruyken sonucun yanlış olması imkânsızdır. Sağlam olup olmadığı "bu kitaptaki her şey doğrudur" öncülünün doğruluğuna bağlıdır ve bunu argümanın kendisinden öğrenemeyiz. İyi bir argüman değildir, çünkü döngüseldir: sonucu kabul etmeyen biri için öncül de kabul edilebilir değildir, dolayısıyla argüman sonuca bağımsız bir neden vermez.
Pratik: Argüman görevi
Neyin arandığını görmek için kısa bir karşılaştırma. Metin: "Bütün iyi liderler kararlıdır; bu aday çok kararlı, demek ki iyi bir lider olur." Zayıf değerlendirme: "Bu argüman yanlış, çünkü kararlı olmak yetmez." Bu cümle sonucun yanlış olabileceğini söylüyor ama biçimin neden sonucu taşımadığını göstermiyor. Güçlü değerlendirme: "Biçim: Bütün A'lar B'dir; c bir B'dir; o hâlde c bir A'dır. Karşı-örnek: Bütün kediler memelidir; köpeğim bir memelidir; o hâlde köpeğim bir kedidir. Biçim geçersiz. Hayırsever okuma: 'Kararlılık iyi liderliğin önemli bir göstergesidir' denirse argüman tümdengelim değil, kanıt sunan bir argüman olur ve sorulması gereken, kararlılığın iyi liderlikle ne kadar güçlü ilişkili olduğudur."
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| Biçim çıkarma | İçerik kelimeleri tutarlı biçimde harflerle değiştirilmiş, mantıksal kelimeler korunmuş |
| Karşı-örnek | Geçersiz biçim için öncülleri açıkça doğru, sonucu açıkça yanlış bir örnek kurulmuş |
| Geçerlilik ile sağlamlık | İki soru ayrı ayrı cevaplanmış; öncüllerin doğruluğu biçimden bağımsız değerlendirilmiş |
| Hayırsever okuma | Geçersiz biçim bulunduysa, metinle tutarlı geçerli ya da tümdengelim dışı bir okuma önerilmiş |
| Sonuçtan bağımsızlık | Hüküm sonucun doğru ya da yanlış görünmesine değil, biçime ve öncüllere dayandırılmış |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Tekrar
- (Ders Ç0.1) "Köprü çöktü, çünkü taşıyıcı kablolar paslanmıştı" cümlesi bir argüman mıdır yoksa bir açıklama mı? Bu ayrım, cümleye geçerlilik sorusu sormanın anlamlı olup olmadığını nasıl etkiler?
- (Ders Ç0.2) "Ali avukattır, o hâlde hukuk okumuştur" argümanını geçerli kılan bir gizli öncül yaz. Bu öncül karşılık koşullusundan nasıl farklıdır?
- (Ders Ç0.3) Bir argümanın geçersiz bir okumasını bulmak neden onu çürütmeye yetmez? Hayırseverlik ilkesi burada ne yapmamızı ister?
Cevapları göster
- Açıklamadır: köprünün çöktüğü zaten kabul ediliyor ve cümle bunun nedenini veriyor. Geçerlilik bir argümanın özelliğidir; açıklamaya "öncüller sonucu garanti ediyor mu?" diye sorulmaz, onun yerine "gerçek neden bu mu, başka bir neden olamaz mı?" diye sorulur. Aynı cümle bir argüman olarak kullanılsaydı ("Kablolar paslanmıştı, o hâlde köprü çökmüş olmalı") geçerlilik sorusu anlamlı hâle gelirdi ve biçim geçersiz çıkardı: paslı kablolar her zaman çöküşe yol açmaz.
- Gizli öncül: "Avukat olan herkes hukuk okumuştur." Bu öncülle argüman geçerli olur ("Bütün A'lar B'dir; c bir A'dır; o hâlde c bir B'dir"). Karşılık koşullusu ise "Eğer Ali avukatsa hukuk okumuştur" olurdu; o da argümanı geçerli kılar ama Ders Ç0.2'de gördüğümüz gibi geçişi yalnızca bir öncül olarak yeniden yazar: tartışmalı noktayı gizler ve sınamayı argümanın kendisine geri gönderir. Genel öncül ise sınanabilir bir iddiadır: avukatlığa hukuk eğitimi olmadan başlanabilen bir ülke ya da dönem varsa yanlış çıkar.
- Bir metin birden çok biçimde okunabilir; geçersiz okumayı çürütmek, metnin geçerli ya da güçlü bir okumasının ayakta kalma olasılığını ortadan kaldırmaz. Hayırseverlik ilkesi, metinle tutarlı okumalar arasından en güçlüsünü, yani mümkünse geçerli olanı seçip değerlendirmeyi ona yöneltmemizi ister.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Geçerlilik nedir? | Bir argümanın, öncülleri doğru iken sonucunun yanlış olmasının imkânsız olması. |
| Sağlamlık nedir? | Bir argümanın hem geçerli olması hem de bütün öncüllerinin fiilen doğru olması. |
| Geçerli bir argümanda hangi doğruluk birleşimi imkânsızdır? | Öncüllerin hepsinin doğru, sonucun yanlış olması. |
| Mantıksal biçim nasıl çıkarılır? | Konuya özgü kelimeler harflerle değiştirilir, "bütün", "bazı", "değil", "eğer... ise" gibi mantıksal kelimeler yerinde bırakılır. |
| Karşı-örnek testi neyi gösterir? | Aynı biçimde öncülleri doğru, sonucu yanlış bir örnek kurularak biçimin geçersiz olduğunu. |
| Karşı-örnek bulamamak neyi kanıtlar? | Hiçbir şeyi; biçim geçerli olabilir ama bu başka yollarla gösterilmelidir. |
| Döngüsel argüman neden yetersizdir? | Geçerli ve hatta sağlam olabilir ama sonucu varsaydığı için ona inanmak için bağımsız bir neden vermez. |
| Tutarsız öncüllerle ilgili şaşırtıcı sonuç nedir? | Klasik mantıkta tutarsız öncüllere sahip her argüman, sonucu ne olursa olsun geçerlidir. |
Okuma listesi
- Aristoteles, Birinci Analitikler, I. kitap, 4. bölüm. Geçersiz tasım biçimlerinin somut terimlerle gösterilmesi; karşı-örnek yönteminin ilk sistemli kullanımı.
- Alfred Tarski, "On the Concept of Logical Consequence" (1936). Mantıksal sonuç ilişkisinin yorumlar üzerinden tanımı.
- Gerald J. Massey, "Are There Any Good Arguments That Bad Arguments Are Bad?", Philosophy in Context 4 (1975). Geçerliliği ve geçersizliği göstermek arasındaki asimetri.
- Jonathan St. B. T. Evans, Julie L. Barston ve Paul Pollard, "On the Conflict between Logic and Belief in Syllogistic Reasoning", Memory & Cognition 11 (1983). İnanç yanlılığının klasik deneyleri.
- Andrew K. Lampinen, Ishita Dasgupta ve arkadaşları, "Language Models, Like Humans, Show Content Effects on Reasoning Tasks", PNAS Nexus 3 (2024). Dil modellerinde içerik etkisi.
- JC Beall ve Greg Restall, Logical Pluralism (Oxford University Press, 2006). Birden çok meşru geçerlilik kavramı olabileceği tezi.
Sonraki derse köprü
Bu derste geçerliliği karşı-örnek arayarak sınadın; ama karşı-örnek bulamamanın geçerliliği kanıtlamadığını da gördün. Ders Ç0.5, "ve", "veya", "değil", "eğer... ise" gibi bağlaçlarla kurulan argümanlar için bu boşluğu kapatıyor: doğruluk tablosuyla, bir argümanın bütün olası durumlarını tek tek tarayıp karşı-örnek olup olmadığını kesin olarak gösteren mekanik bir yöntem.
Günlük sorusu: Bu hafta sonucuna katıldığın için iyi bulduğun bir argüman düşün. Aynı biçimi, sonucuna katılmadığın bir konuya uygulasan, onu yine de iyi bulur muydun?