Giriş
Bir sağlık grubunda şu mesaj dolaşıyor: "Bu ağrı kesiciyi kullanmayın! Prospektüsünü okudum, içinde onlarca kimyasal madde var." Mesajın altında yüzlerce beğeni, onlarca "teşekkürler, hemen attım" yorumu. Mesajı yazan kişi bir argüman kurmuş: bir öncül (ilacın içinde kimyasal madde var) ve bir sonuç (ilacı kullanmamalıyız). Ama bu iki cümle arasında bir boşluk var. İlacın içinde kimyasal madde olması, onu kullanmamak için neden bir neden olsun? Boşluğu dolduran cümle mesajda yazmıyor; okurların çoğu onu kendi kafasında, fark etmeden ekliyor: "Kimyasal madde içeren şeyler zararlıdır."
Bu eklenen cümle yazıya döküldüğü anda argümanın bütün gücü dağılır. Su da bir kimyasal maddedir; ekmek de, anne sütü de kimyasal maddelerden oluşur. "Kimyasal madde içeren her şey zararlıdır" önermesi açıkça yanlıştır ve argüman ona dayanıyordu. Mesaj ikna ediciydi çünkü en zayıf parçası görünmezdi. Bu ders o görünmez parçaları görünür kılmanın dersidir: bir argümanı eksiksiz, sınanabilir bir biçimde yazmanın kurallarını ve söylenmemiş öncülü bulmanın yöntemini öğreneceksin. Önceki derste bir metinden argümanı ayıklamayı öğrenmiştin; bu derste ayıkladığın şeyi tamamlıyorsun.
Bu dersin kazanımları:
- Standart biçimin kurallarını, gizli öncül ile ön kabul arasındaki farkı ve karşılık koşullusunun neden yetersiz bir gizli öncül olduğunu açıklarsın. (anla)
- Gündelik bir argümanı standart biçime yazar, eksik öncülü bulup aday öncüller arasından gerekçeli bir seçim yaparsın. (uygula)
- Bir argümanın zayıflığının açık öncüllerinde mi yoksa söylenmemiş bir öncülde mi olduğuna, yeniden kurduğun biçime dayanarak karar verirsin. (değerlendir)
Kavramlar
Önceki derste argümanın parçalarını adlandırdık: öncüller, sonuç, ara sonuç. Bu derste o parçaları belirli bir düzende yazmayı ve eksik parçayı tamamlamayı öğreniyoruz. Beş kavram bu işin araçlarıdır.
Standart biçimin amacı, bir argümanı değerlendirmeye hazır hâle getirmektir. Bunun için birkaç kuralı vardır ve her kural, gündelik dilin bir alışkanlığını düzeltir. Birinci kural: her satırda tek bir önerme olmalı. "Firma pahalı ve yavaş" cümlesi iki ayrı önerme taşır ve biri doğru, öbürü yanlış olabilir; standart biçimde iki satıra bölünür. İkinci kural: her satır kendi başına anlaşılır bir tam cümle olmalı. "O da öyle" ya da "bu yüzden" gibi bağlama yaslanan ifadeler, neye gönderme yaptıkları yazılarak açılır. Üçüncü kural: çıkarım göstergeleri, süsler ve hitaplar atılır; "o hâlde" kelimesinin işini artık çizgi ve "Sonuç" etiketi görür. Dördüncü kural: aynı şey her satırda aynı kelimeyle anılır. Bir satırda "çalışanlar", ötekinde "personel", bir başkasında "ekip" denirse, okur bunların aynı grup olup olmadığını kestiremez; argüman bu belirsizlikte kayabilir. Beşinci kural: ara sonuçlar işaretlenir ve hangi öncüllerden çıktığı not edilir, böylece zincirin hangi halkasının hangi halkaya dayandığı görünür.
Dördüncü kuralı uygularken iki ayrı sorunu karıştırmamak gerekir. Anlam kayması (equivocation), bir kelimenin argüman içinde iki farklı anlamda kullanılmasıdır ve argümanı geçersiz kılar, çünkü öncüller aslında farklı şeylerden söz eder. Muğlaklık (vagueness) ise bir kelimenin sınırlarının belirsiz olmasıdır: "kalabalık", "pahalı", "uzun süre" gibi kelimelerin nerede başlayıp nerede bittiği kesin değildir. Muğlak bir kelime argümanı geçersiz kılmaz, ama öncülü sınanması zor hâle getirir. Standart biçimde anlam kayması iki ayrı kelimeye bölünerek, muğlaklık ise mümkünse bir ölçüyle değiştirilerek giderilir: "kütüphaneler boş" yerine "kütüphane ziyaretleri son beş yılda düştü".
Bu kurallar mekanik görünse de her biri bir hatayı yakalar. Özellikle dördüncü kural, en sinsi hatalardan birini, anlam kaymasını ortaya çıkarır. Giriş örneğindeki "kimyasal madde" ifadesi tam olarak böyle kayar. Prospektüste geçen "kimyasal madde", belirli bir molekül yapısına sahip herhangi bir madde anlamındadır. Mesajın ima ettiği "kimyasal madde" ise "yapay ve zararlı katkı" anlamındadır. Standart biçimde aynı kelimeyi iki satırda yan yana yazınca, aynı anlamda kullanılmadığı göze batar.
Gizli öncüller kötü niyetin ürünü değildir; dilin doğal ekonomisidir. "Yağmur yağıyor, şemsiyeni al" diyen kişi "Yağmurda ıslanmak istemezsin" ve "Şemsiye yağmurda ıslanmayı önler" öncüllerini söylemez, çünkü dinleyenin bunları zaten bildiğini varsayar. Her şeyi açıkça söyleyen biri sıkıcı, hatta kaba olurdu; dinleyeni bilmediği şeyler söyleniyormuş gibi küçümserdi. Sorun, gizli öncülün paylaşılan ve doğru bir varsayım olmadığı durumlarda başlar. O zaman en zayıf halka, kimsenin bakmadığı yerde durur. Gizli öncül bir argümanın en tartışmalı parçası olabilir ve bu yüzden onu yazmak, argümanı değerlendirmenin vazgeçilmez adımıdır.
Hangi öncülün söylenmeden bırakılabileceği, kime konuşulduğuna bağlıdır. Dil felsefesinde konuşanla dinleyenin paylaştığı ve paylaştıklarını bildikleri varsayımlar kümesine ortak zemin (common ground) denir; Robert Stalnaker bu kavramı, konuşmanın her adımda bu kümeyi güncelleyen bir süreç olarak anlaşılabileceğini göstermek için kullandı. Ortak zeminde duran bir öncülü söylemek gereksizdir; ortak zeminde durmayan bir öncülü söylememek ise ya bir hata ya da bir hiledir. Aynı argüman bir uzman toplantısında meşru bir entimem, kalabalık bir sosyal medya akışında yanıltıcı bir boşluk olabilir. Bir hekim meslektaşına "Hastanın değerleri bu, antibiyotiği kesiyoruz" dediğinde aradaki tıbbi bilgi ortak zemindedir. Aynı cümleyi hastanın yakınına söylediğinde, yakını boşluğu kendi bildikleriyle doldurur ve hekimin kastetmediği bir şeyi anlayabilir. Bu yüzden gizli öncülü değerlendirirken iki soru sorulur: öncül doğru mu, ve bu dinleyici için gerçekten paylaşılan bir zemin mi?
Gündelik argümanların neredeyse hepsi entimemdir. Bu, onları kusurlu yapmaz; eksiksiz yazılmamış olmalarına rağmen iyi ya da kötü olabilirler. Bir entimemi değerlendirmek için yapılacak iş, onu tamamlayıp ardından tamamlanmış hâlini değerlendirmektir. Buradaki ince nokta, tamamlamanın tek bir doğru cevabı olmayabilmesidir. Bir boşluğu birden çok önerme doldurabilir ve hangisini seçtiğin, argümanın ne kadar güçlü görüneceğini belirler.
Bir boşluğu doldurmanın en kolay yolu karşılık koşullusunu eklemektir. Giriş örneğinde bu, "Eğer bu ağrı kesicinin içinde birçok kimyasal madde varsa, bu ağrı kesici kullanılmamalıdır" cümlesi olurdu. Bu cümleyi eklediğinde argüman geçerli hâle gelir: öncüller doğruysa sonuç zorunlu olarak çıkar. Ama bu kolaylık bir tuzaktır. Karşılık koşullusu argümanın söylediğinden fazlasını söylemez; yalnızca "öncülden sonuca geçilebilir" iddiasını bir öncül gibi yeniden yazar. Böylece argümanın asıl tartışmalı noktasını, yani öncülden sonuca neden geçilebildiğini, aydınlatmak yerine gizler. Daha iyi bir gizli öncül, bu geçişi meşrulaştıran genel ilkeyi yazar: "Kimyasal madde içeren her şey zararlıdır." Bu ilke sınanabilir ve sınandığında yanlış çıkar. Karşılık koşullusu ise yalnızca "bu öncülden bu sonuca geçilir" der; onu sınamak, argümanın kendisini sınamaktan başka bir şey değildir.
Ön kabul ile gizli öncülü ayırmak önemlidir, çünkü ikisi farklı yerlerde saklanır. Gizli öncül argümanın yapısında, öncüllerle sonuç arasında saklanır. Ön kabul ise tek bir cümlenin içinde, onun söylenebilmesinin koşulu olarak saklanır. "Bu firmanın neden hep geciktiğini konuşalım" diyen kişi, firmanın hep geciktiğini ön kabul eder ve tartışmayı bu noktadan başlatır. Dinleyen "neden" sorusuna cevap aramaya başladığında, ön kabulü farkında olmadan onaylamış olur. Klasik bir örnek de "Eşini dövmeyi bıraktın mı?" sorusudur: "evet" de "hayır" da ön kabulü, yani bir zamanlar dövdüğünü kabul eder. Standart biçime yazarken ön kabulleri de ayrı satırlar olarak yazmak, tartışmanın gerçekten nereden başladığını görünür kılar.
Gizli öncülün özel ve sık rastlanan bir türü, değer öncülüdür ve ayrı bir uyarıyı hak eder. Bir sonuç "yapmalıyız", "yasaklanmalı", "kabul edilmemeli" gibi bir değerlendirme ya da yönerge içeriyorsa, onu destekleyen öncüllerin en az biri de bir değerlendirme içermelidir. Yaygın kabul gören ama tartışmalı bir ilkeye göre (bkz. Derinleş: Birincil metin, Hume), yalnızca olgulardan ("hız sınırı yüksek", "kaza oldu") bir yönerge ("sınır düşürülmeli") doğrudan çıkmaz; arada "yaya güvenliği sürüş süresinden daha önemlidir" gibi bir değer önermesi gerekir. Bu değer öncülü çoğu zaman söylenmez, çünkü konuşan onu herkesin paylaştığını düşünür. Oysa gerçek anlaşmazlık sıklıkla tam oradadır: taraflar olgularda değil, değerlerde ayrışır. Değer öncülünü yazmak, "olgularda anlaşıyoruz, değerde ayrışıyoruz" teşhisini koymayı mümkün kılar; bu teşhis bir tartışmanın sonsuza kadar sürmesini engelleyebilir.
Argüman
Bu dersin tezi iki parçalıdır: gizli öncülü yazmak gerekir ve hangi önermeyi yazdığın önemlidir. Tezi standart biçimde kuralım.
- Bir argümanın sonucunu ne kadar desteklediği, sonuca giden bütün öncüllerin kabul edilebilirliğine bağlıdır; söylenmiş olsunlar ya da olmasınlar.
- Gündelik argümanlarda sonuca giden öncüllerin bir kısmı söylenmez.
- Söylenmemiş bir öncül açık bir önerme olarak ifade edilmedikçe kabul edilebilirliği sınanamaz.
- Bir boşluğu dolduran önerme için birden çok aday vardır: karşılık koşullusu argümanı boşu boşuna geçerli kılar ve sınamayı argümanın kendisine geri gönderir, yeni bir şey sınatmaz; en geniş genelleme ise konuşana savunmadığı bir iddiayı yükler.
- Değerlendirilen argüman konuşanın argümanı olmalıdır: yazılan öncül hem boşluğu kapatmalı hem de konuşanın makul olarak kabul edeceği bir önerme olmalıdır.
- (Ara sonuç, 1–3'ten) Bir argümanı değerlendirmek için onun söylenmemiş öncüllerini yazmak gerekir.
Sonuç: Bir argümanı değerlendirmek için söylenmemiş öncülünü yazmak gerekir ve yazılacak önerme, konuşanın makul olarak bağlı olduğu gösterilebilen, boşluğu kapatan ve gücü sonucun gücüne denk olan en sade genel ilkedir.
Argüman iki adımda ilerler. İlk üç öncül, yazmanın gerekliliğini kurar ve 6 numaralı ara sonuca varır. Bu adım önceki dersin argümanının doğal bir uzantısıdır: orada nedenlerin açık önermeler olarak yazılması gerektiğini görmüştük; burada söylenmemiş nedenlerin de aynı muameleyi hak ettiğini ekliyoruz. Dördüncü öncül ise neyin yazılacağı sorusunu açar ve iki uç adayı eler; beşinci öncül aradaki adayı seçmenin ölçütünü koyar. Karşılık koşullusu fazla zayıftır: argümanı kurtarır ama hiçbir şey öğretmez. En geniş genelleme fazla güçlüdür: argümanı sınanabilir kılar ama çoğu zaman konuşanın savunmadığı bir şeyi savunuyormuş gibi gösterir ve onu kolayca devrilen bir hedefe çevirir. Sonuç ikisinin arasında bir ölçüt önerir: boşluğu kapatan, konuşanın kabul edeceği gösterilebilen ve bunu yaparken gereğinden geniş olmayan genel ilke.
En tartışmalı öncül: 4a öncülü ve onun sonuca taşıdığı "konuşanın makul olarak bağlı olduğu" ölçütü. Dördüncü öncül yalnızca iki uç adayı eler; aradaki adayın konuşana sadakat ile sınanabilirlik arasında nasıl seçileceğini 4a söyler ve bu iki ölçüt çatışabilir. Konuşanın neye bağlı olduğunu nereden bileceğiz? Çoğu zaman ona soramayız; metni yazan gitmiştir, mesaj yüzlerce kez paylaşılmıştır. Ölçüt bu durumda bir yorum gerektirir ve yorumlar ayrışabilir. Bu itiraz aşağıda ele alınıyor ve yorumun ilkeleri, bir sonraki dersin konusu. Burada şunu söylemek yeterli: ölçüt kesin bir algoritma değil, bir yönelimdir; iki aday arasında seçim yaparken hangi soruyu soracağımızı söyler.
Sonucun ne söylemediği de önemli. Sonuç, gizli öncülü yazmanın argümanı çürütmek için bir yöntem olduğunu söylemiyor. Gizli öncül bazen sağlamdır ve yazıldığında argümanı güçlendirir: "Şemsiye yağmurda ıslanmayı önler" yazıldığında kimse ona itiraz etmez. Yöntemin amacı argümanı devirmek değil, değerlendirmektir; bazen değerlendirme argümanın düşündüğümüzden daha iyi olduğunu gösterir. Bu fark, tartışmada iyi niyetle kötü niyet arasındaki farka denk gelir: gizli öncülü karşı tarafı küçük düşürmek için arayan kişi, hep en zayıf adayı seçer; argümanı anlamak için arayan kişi, en makul adayı seçer.
İtirazlar ve cevaplar
İtiraz 1: Gizli öncül eklemek, konuşanın ağzına söz koymaktır
Konuşan bir şey söylemedi. Onun söylemediği bir öncülü yazıp sonra o öncülü eleştirmek, ona söylemediği bir şeyi atfetmektir. Bu, tartışmanın en bilinen hilelerinden birine, karşı tarafın görüşünü çarpıtıp çarpıtılmış hâlini çürütmeye çok yakındır. Dersin yöntemi, iyi niyetli bir kılıkta aynı hileyi meşrulaştırıyor olabilir.
Cevap: İtirazın işaret ettiği tehlike gerçektir ve bu yüzden yöntemin iki güvencesi vardır. Birincisi, gizli öncül standart biçimde açıkça işaretlenir: "(gizli)" etiketiyle yazılır, böylece hangi satırın konuşana ait olduğu, hangisinin yeniden kuran kişinin eklemesi olduğu her zaman görünür kalır. İkincisi, gizli öncül bir iddia değil, bir sorudur: "Argümanınız bu öncüle dayanıyor gibi görünüyor; kabul ediyor musunuz?" Konuşan kabul ederse argüman o öncülle değerlendirilir. Reddederse, ya başka bir öncül önermesi gerekir ya da argümanının sonuca ulaşamadığını kabul etmesi. Bu yüzden gizli öncülü yazmak konuşanın ağzına söz koymak değil, ona söz hakkı tanımaktır: neye dayandığını açıkça söylemesine davettir. Çarpıtma ise tam tersini yapar; öncülü işaretlemeden, sormadan, en zayıf hâliyle atfeder.
İtiraz 2: Her argümanı geçerli hâle getirmeye zorlamak yanlıştır
Bu dersin yöntemi, eksik öncülü argümanı geçerli kılacak biçimde arıyor. Oysa günlük argümanların çoğu geçerli olmaya çalışmaz; sonucu kesin olarak değil, olası kılarak destekler. "Bulutlar karardı, yağmur yağacak" diyen kişi "Bulutlar kararınca her zaman yağmur yağar" demek istemez. Her argümanın arkasına onu geçerli kılacak bir genelleme koymak, bu argümanları olduklarından daha iddialı göstermek ve sonra bu iddianın yanlışlığıyla onları haksız yere çürütmek demektir.
Cevap: Bu itiraz gayri resmî mantık literatüründe "tümdengelimcilik" (deductivism) tartışması olarak bilinir. Tümdengelimciler, her argümanın uygun öncüller eklenerek geçerli bir argüman olarak yeniden kurulabileceğini ve böyle kurulması gerektiğini savunur; eleştirmenleri, bunun tümevarımsal ve olası akıl yürütmeyi çarpıttığını söyler. Bu ders iki tarafın haklı olduğu noktayı birleştirir. Eksik öncül her zaman genel ve kesin bir yasa olmak zorunda değildir; olası bir genelleme de olabilir: "Bulutlar bu kadar karardığında çoğu zaman yağmur yağar." Bu öncülle argüman geçerli olmaz, ama güçlü bir tümevarımsal argüman olur ve sonucu "muhtemelen" niteleyicisiyle yazılır. Yöntemin özü, öncülün hangi güçte olması gerektiğini konuşanın sonucuna verdiği güçten okumaktır: kesin bir sonuç kesin bir öncül ister, "muhtemelen" diyen bir sonuç olası bir öncülle yetinir. Tümdengelim ile tümevarım arasındaki fark Ders Ç0.4 ve Ders Ç0.7'de ayrıntılı işlenecek.
İtiraz 3: Doğru gizli öncül diye bir şey yoktur
Bir boşluğu doldurabilecek sonsuz sayıda önerme vardır ve konuşanın kafasında belirli bir önermenin bulunduğunu varsaymak için hiçbir neden yoktur. İnsanlar konuşurken öncüllerini seçmez; çoğu zaman yalnızca sonucu hisseder ve bir iki neden söyler. Dolayısıyla "gizli öncülü bulmak" dediğimiz şey, var olan bir şeyi keşfetmek değil, yeni bir şey icat etmektir. İcat edilen şey ise icat edenin tercihlerini yansıtır.
Cevap: İtirazın betimlediği durum sıkça yaşanır ve ders onu reddetmez: çoğu zaman tek bir doğru gizli öncül yoktur. Ama buradan yöntemin anlamsız olduğu sonucu çıkmaz. Yöntemin amacı konuşanın zihninin bir fotoğrafını çekmek değil, argümanın değerlendirilmesini mümkün kılmaktır. Birden çok aday varsa, her birini ayrı ayrı yazmak ve her biriyle argümanın nasıl göründüğünü karşılaştırmak meşru ve yararlıdır. Bazen bütün makul adaylar yanlış çıkar ve bu, argümanın hangi okumayla olursa olsun desteklenmediğini gösterir; bazen biri doğru çıkar ve argüman kurtarılır. "Hangi okuma doğru?" sorusunun cevabı olmayabilir, ama "hangi okumayla argüman ayakta kalıyor?" sorusunun cevabı vardır. Ayrıca icat ile keşif arasındaki çizgi burada sanıldığı kadar keskin değildir: bir dinleyici bir entimemi anladığını düşünüyorsa, boşluğu bir şekilde doldurmuştur zaten. Yöntem bu sessiz doldurmayı sesli hâle getirir ve başkalarının denetimine açar.
İtiraz 4: Boşluk bir öncül değil, bir çıkarım iznidir
Lewis Carroll 1895'te Mind dergisinde yayımlanan kısa diyaloğu "What the Tortoise Said to Achilles"ta bir gerileme gösterdi. Kaplumbağa, iki öncülden sonuca geçmeyi kabul etmez ve "öncüller doğruysa sonuç doğrudur" önermesinin ayrı bir öncül olarak yazılmasını ister. Akhilleus bunu yazınca Kaplumbağa yeni bir öncül ister: "bu üç öncül doğruysa sonuç doğrudur". Süreç bitmez. Ders bunun dersini şöyle okur: öncülden sonuca geçiş, bir öncül daha ekleyerek tamamlanamaz; geçişi sağlayan şey bir çıkarım kuralıdır. Toulmin de bu yüzden geçiş ilkesini (warrant) veriden ayrı bir kategori olarak koyar. Bu dersin bütün yöntemi ise boşluğu eksik bir öncül gibi ele alıyor.
Cevap: İtiraz mantıksal olarak haklıdır ve ders onu kabul eder: gizli öncül, çıkarım kuralının yerini almaz. Ama yöntemin iddiası mantığın doğası hakkında değil, pratik bir yeniden kuruluş hakkındadır. Carroll'ın gerilemesi, karşılık koşullusunu ekleyip durmanın neden boşuna olduğunu gösterir; bu, dersin karşılık koşullusuna yönelttiği eleştirinin ta kendisidir. Gizli öncül olarak yazdığımız şey ise bir çıkarım kuralı değil, geçişin dayandığı içerikli genel ilkedir: "kimyasal madde içeren şeyler zararlıdır". Bu ilke bir kural değil, doğru ya da yanlış olabilen bir olgu iddiasıdır ve sınanabilir. Çıkarım kuralı (modus ponens gibi) yerinde kalır; yazdığımız öncül, o kuralın uygulanabilmesi için gereken malzemeyi açık eder. Toulmin'in geçiş ilkesi de çoğu zaman tam bu türden içerikli bir genellemedir ve bu yüzden onu öncül olarak yazmak, onu sınamanın en kısa yoludur.
Örnekler
Basit örnek: kimyasal madde
Giriş örneğini standart biçime yazalım. Açık metin: "Bu ağrı kesiciyi kullanmayın! Prospektüsünü okudum, içinde onlarca kimyasal madde var."
- Bu ağrı kesicinin içinde birçok kimyasal madde vardır.
- (gizli) Kimyasal madde içeren şeyler sağlığa zararlıdır.
- (gizli) Sağlığa zararlı şeyler kullanılmamalıdır.
Sonuç: Bu ağrı kesici kullanılmamalıdır.
Standart biçim üç şey gösteriyor. Birincisi, tek açık öncül muhtemelen doğrudur; prospektüs gerçekten birçok madde sayar. İkincisi, argümanın bütün yükü birinci gizli öncülde ve bu öncül yazıldığı anda yanlış olduğu görülür: su, tuz ve oksijen de kimyasal maddelerdir. Üçüncüsü, argüman bir ikilemin içinde: "kimyasal madde" iki satırda aynı anlamda, yani "herhangi bir madde" anlamında okunursa argüman geçerlidir ama 2. öncül yanlıştır; 2. satırda "zararlı katkı maddesi" anlamında okunursa öncül doğrulaşır ama iki satır artık aynı şeyden söz etmez ve argüman geçersizleşir. Mesajın ikna gücü bu iki okuma arasında gidip gelmesinden gelir ve bu ikilem ancak aynı kelime iki satırda yan yana yazılınca görünür. Mesajı yazan kişi belki de daha savunulabilir bir şey kastediyordu: "Bu ilacın içinde yan etkisi bilinen belirli bir madde var." Ama o zaman o maddenin adını ve yan etkisini söylemesi gerekirdi; "kimyasal" kelimesi bu işi yapamaz.
Orta örnek: işe alım kararı
Bir şirkette mülakat sonrası bir yönetici şöyle diyor: "Bu adayı alalım. Üç yıl yurt dışında çalışmış, ekibe çok iyi uyum sağlar."
Burada iki adımlı bir zincir var. Önce ara sonuç: aday ekibe iyi uyum sağlar. Sonra ana sonuç: aday işe alınmalıdır. Her adımın bir boşluğu var. Birinci adım için aday gizli öncüller şunlar: (a) "Yurt dışında çalışmış herkes her ekibe iyi uyum sağlar" (en geniş ve açıkça yanlış), (b) "Eğer bu aday yurt dışında çalıştıysa ekibe uyum sağlar" (karşılık koşullusu, hiçbir şey öğretmiyor), (c) "Farklı bir kültürde çalışmış olmak, yeni bir çalışma ortamına uyum sağlama becerisini genellikle geliştirir" (olası bir genelleme, sınanabilir ve makul). Yönetici büyük olasılıkla (c)'yi kabul eder; onu yazmak argümanı adil biçimde değerlendirmemizi sağlar. Bu okumayla ara sonuç "muhtemelen uyum sağlar" olur, kesin değil.
İkinci adımın gizli öncülü daha ilginçtir: "Ekibe uyum, işe alımda belirleyici ölçüttür." Bu bir değer öncülüdür ve tartışmanın asıl düğümü burada olabilir. Başka bir yönetici "Uyum önemli ama bu pozisyonda teknik beceri daha önemli" diyebilir. İki yönetici adayın uyum sağlayacağı konusunda anlaşıp yine de karar konusunda ayrışabilir. Gizli öncülleri yazmak, tartışmayı "bu aday iyi mi kötü mü" belirsizliğinden "hangi ölçüt daha ağır basmalı" sorusuna taşır; o soru açıkça konuşulabilir.
Gerçek hayat örneği: hız sınırı tartışması
Bir mahalle toplantısında bir sakin öneri getiriyor: "Okul önündeki caddede hız sınırı otuza indirilmeli. Geçen yıl orada üç yaya kazası oldu."
Standart biçim:
- Geçen yıl okul önündeki caddede üç yaya kazası oldu.
- (gizli) Bu kazaların ortaya çıkmasında araçların hızı önemli bir etkendi.
- (gizli) Hız sınırı otuza indirilirse sürücülerin büyük kısmı daha yavaş gider.
- (gizli) Daha yavaş giden araçlar daha az yaya kazasına yol açar ve kazalar daha hafif olur.
- (gizli, değer öncülü) Yaya güvenliğindeki bu artış, sürücülerin kaybedeceği zamandan daha önemlidir.
Sonuç: Okul önündeki caddede hız sınırı otuza indirilmelidir.
Tek bir cümlelik açık öncülün arkasından dört gizli öncül çıktı ve her biri farklı türden bir soruyu temsil ediyor. İkinci öncül geçmişe dönük bir nedensellik iddiasıdır: kazaların nedeni hız mıydı, yoksa aydınlatma, yaya geçidinin yeri ya da dikkatsizlik mi? Üçüncü öncül davranışla ilgili bir öngörüdür: tabela tek başına sürücüleri yavaşlatır mı, denetim gerekir mi? Dördüncü öncül fizik ve trafik güvenliği araştırmalarına dayanan genel bir iddiadır ve bu caddeye uygulanabilir olup olmadığı ayrıca sorulabilir. Beşinci öncül ise bir değer tercihidir ve olgularla tek başına kanıtlanamaz.
Bu dökümün değeri, toplantıdaki itirazların nereye yöneldiğini ayırmasıdır. "Kazalar hızdan değil, yaya geçidinin yerinden oldu" diyen kişi ikinci öncüle itiraz ediyor. "Tabela koymak işe yaramaz, kimse uymaz" diyen kişi üçüncü öncüle itiraz ediyor ve belki sonucu değil, aracı tartışıyor: hız sınırı yerine kasis önerebilir. "Esnafın müşterisi kaçar" diyen kişi beşinci öncüldeki tartıya başka bir ağırlık ekliyor. Toplantı bu üç itirazı aynı tartışma gibi yaşarsa sonuç alamaz; standart biçim onları ayrı masalara koyar.
Araç kartı: Standart Biçim Kalıbı
| Satır | İçerik |
|---|---|
| Ne işe yarar | Ayıklanmış bir argümanı tam, sınanabilir ve eksiksiz bir biçime getirir; söylenmemiş öncülleri ve anlam kaymalarını görünür kılar. |
| Adımlar | 1) Her satıra tek bir tam önerme yaz; bağlama yaslanan ifadeleri aç. 2) Aynı şeyi her satırda aynı kelimeyle an; kelime iki anlamda kullanılıyorsa ayır. 3) Sonuçtan geriye doğru git: açık öncüller sonuca ulaşmak için yeterli mi? 4) Boşluk varsa adayları yaz: karşılık koşullusu, en geniş genelleme ve aradaki makul ilke. 5) Konuşanın makul olarak kabul edeceği, boşluğu kapatan en sade ilkeyi seç ve "(gizli)" diye işaretle. 6) Sonuç bir yönergeyse, öncüller arasında bir değer öncülü olup olmadığına bak. 7) Ön kabulleri ayrı satırlara yaz. |
| Ne zaman kullanılır | Bir argüman "bir şey eksik" hissi verdiğinde; bir tartışma taraflar aynı şeyi konuşuyor gibi görünüp anlaşamadığında; bir sonucu kabul etmeden önce neye bağlandığını görmek istediğinde. |
| Sınırı | Gizli öncülün tek doğru cevabı olmayabilir; seçim bir yorumdur ve konuşana sorulabiliyorsa sorulmalıdır. Kalıp argümanın iyi olup olmadığını söylemez; neyin değerlendirileceğini eksiksiz önüne koyar. |
| 5K kapısı | Kavram |
Özet
- Standart biçim argümanı numaralı tek önermeli satırlar ve ayrı bir sonuç satırı olarak yazar; her satır kendi başına anlaşılır, aynı şey hep aynı kelimeyle anılır.
- Gizli öncül argümanın sonuca ulaşması için gereken ama söylenmemiş öncüldür; gündelik argümanların çoğu öncülü eksik bırakılmış argümanlardır, yani entimemdir.
- Karşılık koşullusu her argümanı geçerli kılar ama hiçbir şey öğretmez; en geniş genelleme ise konuşana savunmadığı bir yük bindirir. Yazılacak gizli öncül, konuşanın makul olarak kabul edeceği, boşluğu kapatan en sade ilkedir.
- Gizli öncülün gücü, konuşanın sonucuna verdiği güçten okunur: kesin bir sonuç kesin bir öncül, "muhtemelen" diyen bir sonuç olası bir öncül ister.
- Ön kabul cümlenin içinde saklanır ve olumsuzlamada da yerinde kalır; tartışmanın başlangıç noktasını sessizce sabitleyebilir.
- Yönerge içeren bir sonuç, en az bir değer öncülü ister; anlaşmazlıklar çoğu zaman olgularda değil, bu söylenmemiş değerlerde düğümlenir.
- Gizli öncül "(gizli)" diye işaretlenir ve bir iddia değil, konuşana yöneltilmiş bir sorudur.
Derinleş — isteğe bağlı katmanlar
Birincil metin
Entimemi kuramsal olarak en ayrıntılı işleyen erken metin Aristoteles'in Retorikidir. Aristoteles, hitabette kullanılan kanıtlamanın, kalabalığa hitap ettiği için kısa tutulduğunu ve bu yüzden öncüllerden bazılarının söylenmediğini gözlemler:
Bu öncüllerden biri biliniyorsa, onu söylemeye bile gerek yoktur; dinleyen onu kendisi ekler. Örneğin Dorieus'un ödülü taç olan bir yarışmayı kazandığını göstermek için "Olimpiya oyunlarını kazandı" demek yeter; Olimpiya oyunlarında ödülün taç olduğunu eklemeye gerek yoktur, çünkü bunu herkes bilir.
Bu kısa pasajda bu dersin iki fikri birden görünür. Birincisi, gizli öncül dinleyenin zaten bildiği bir önerme olduğunda söylenmez; söylenmemesi bir kusur değil, bir inceliktir. İkincisi, dinleyen boşluğu kendisi doldurur. Aristoteles'in örneğinde bu doldurma zararsızdır, çünkü Olimpiyat ödülünün taç olduğu herkesçe bilinen ve doğru bir olgudur. Giriş örneğimizdeki "kimyasal madde zararlıdır" ise dinleyenin aynı kolaylıkla eklediği ama yanlış olan bir önermedir. Entimemin gücü ile tehlikesi aynı mekanizmadan gelir: dinleyen boşluğu kendisi doldurduğu için, doldurduğu şeyi sorgulamaz; onu kendi bilgisi gibi yaşar.
Değer öncülü üzerine en çok alıntılanan pasajlardan biri ise David Hume'un İnsan Doğası Üzerine Bir İncelemesindedir. Hume, ahlak sistemlerini okurken fark ettiği bir geçişi şöyle anlatır:
Şimdiye kadar karşılaştığım her ahlak sisteminde şunu hep fark etmişimdir: yazar bir süre olağan akıl yürütme yolunda ilerler, ... sonra birden, önermelerin alışılmış "dır" ve "değildir" bağlantıları yerine, "meli" ya da "memeli" ile bağlanmamış hiçbir önermeyle karşılaşmadığımı görüp şaşırırım. Bu değişiklik fark edilmez ama son derece önemlidir.
Hume bu pasajda yeni ilişkinin, yani "meli"nin, eski ilişkilerden, yani "dır"lardan nasıl çıkarılabildiğinin açıklanması gerektiğini söyler. Pasajın tam olarak ne iddia ettiği felsefe tarihinin en tartışmalı yorum sorularından biridir: bazıları Hume'un olgulardan değerlere hiçbir çıkarım yapılamayacağını söylediğini düşünür, bazıları yalnızca böyle bir çıkarımın açıklama gerektirdiğini söylediğini. Ama bu dersin pratik ilkesi her iki okumayla da ayakta kalır: bir "meli" sonucuna ulaşan argümanın öncüllerinde bir "meli" aramak, gizli değer öncülünü bulmanın en güvenilir yoludur.
Teknik ayrıntı
Karşılık koşullusunun mantığı. Önermeler mantığında bir argüman, öncüllerinin birleşimi ile sonucu arasındaki koşullu önerme mantıksal olarak doğruysa (her durumda doğruysa) geçerlidir. P1, P2 öncülleri ve C sonucu için bu koşullu önerme "(P1 ve P2) ise C" biçimindedir. Bu koşullu önermeyi argümana yeni bir öncül olarak eklediğimizde, argüman "P1 ve P2; (P1 ve P2) ise C; o hâlde C" biçimini alır ve bu, mantığın en temel geçerli kalıplarından biri olan modus ponens'tir. Yani karşılık koşullusunu eklemek, hangi argüman olursa olsun onu geçerli kılar. Bu sonuç bir uyarıdır: bir argümanı geçerli hâle getirmek kendi başına bir başarı değildir. "Ay peynirden yapılmıştır; o hâlde yarın yağmur yağacak" argümanı bile "Eğer ay peynirden yapılmışsa yarın yağmur yağacak" öncülüyle geçerli olur. Asıl soru, eklenen öncülün kabul edilebilir olup olmadığıdır.
Gizli öncül seçimi literatürde. Gayri resmî mantık literatüründe gizli öncülün nasıl seçileceği üzerine ayrıntılı tartışmalar vardır. Robert Ennis, 1982'de Synthese dergisinde yayımlanan "Identifying Implicit Assumptions" makalesinde, "varsayım" kelimesinin bu bağlamda iki farklı iş gördüğünü ayırdı: argümanı ayakta tutmak için gereken öncül (needed assumption) ile konuşanın gerçekten kullandığı öncül (used assumption) aynı şey olmayabilir. Bu ayrım, İtiraz 3'ün işaret ettiği belirsizliğin kaynağıdır. Douglas Walton ve Chris Reed gibi argümantasyon kuramcıları ise entimemlerin tamamlanmasını argümantasyon şemaları üzerinden ele aldı: bir argüman tanınmış bir şemaya, örneğin "uzman görüşüne başvuru" şemasına uyuyorsa, eksik öncül o şemanın öngördüğü öncüldür. Bu yaklaşım, gizli öncül seçimini rastgele bir yorum olmaktan çıkarıp kalıplara bağlar.
Bir şema örneği: uzman görüşüne başvuru. Şema yaklaşımının nasıl çalıştığını görmek için Walton'ın en çok incelediği şemalardan birine bakalım. Uzman görüşüne başvuru şeması kabaca şöyle kurulur: "E kişisi, A önermesinin ait olduğu S alanında uzmandır. E, A'nın doğru olduğunu söylüyor. O hâlde A makul olarak doğru kabul edilebilir." Şemanın değeri, eksik öncülleri tek tek adlandırmasıdır. "Bu profesör söyledi, doğrudur" diyen kişinin argümanı, şemaya yerleştirildiğinde söylenmemiş öncülünü hemen belli eder: profesörün söylediği şeyin, onun uzmanlık alanına ait olduğu. Walton her şemaya bir dizi kritik soru eşlik ettirir ve bu şema için sorular şunları kapsar: kaynak gerçekten uzman mı, iddia onun alanına mı giriyor, gerçekten bunu mu söyledi, kişisel olarak güvenilir mi, öbür uzmanlarla tutarlı mı, ve söylediği kanıta dayanıyor mu? Kritik soruların çoğu şemanın bir gizli öncülünü, bir kısmı da argümanı devirebilecek bir istisnayı sorgular. Alıştırma 1'deki ödüllü romancı örneği, ikinci sorunun, yani iddianın uzmanın alanına girip girmediği sorusunun cevapsız kaldığı bir argümandır. Uzmanlık ve tanıklık Modül Ç2 ile Modül Ç7'de ayrıntılı işlenecek; şemanın burada öğrettiği şey, gizli öncül aramanın çoğu zaman bir kalıbın boş bırakılmış yerini bulmak olduğudur. Böyle bakıldığında entimem, yazılmayı bekleyen bir boşluk değil, tanınmış bir şemanın eksik bırakılmış bir satırıdır; satırın ne olması gerektiğini şema söyler, doğru olup olmadığını ise kritik soru sınar.
Tümdengelimcilik tartışması. İtiraz 2'de değindiğimiz tartışmada Leo Groarke gibi isimler tümdengelimciliği savundu: gündelik argümanların, uygun öncüller eklendiğinde geçerli tümdengelimli argümanlar olarak yeniden kurulabileceğini ve bunun eleştiri için en açık zemini sağladığını ileri sürdüler. Eleştirmenler ise bunun olası ve tümevarımsal akıl yürütmeyi bir genellemeye zorladığını, böylece "kuşların çoğu uçar" gibi istisnalara açık bilgiyi "bütün kuşlar uçar" gibi yanlış bir yasaya çevirdiğini söyledi. Bu derste benimsediğimiz orta yol, eksik öncülün gücünü sonucun gücüne göre ayarlamaktır. Bu ayar, yapay zekâ ve mantık alanında "yenilebilir akıl yürütme" (defeasible reasoning) adıyla incelenen bir alanın da konusudur: "Kuşlar genelde uçar; Tweety bir kuştur; o hâlde Tweety muhtemelen uçar" argümanı, Tweety'nin bir penguen olduğu öğrenilince geri çekilir. Böyle argümanlar tümdengelim anlamında geçerli değildir, ama bu bir kusur sayılmaz: öncüller doğruyken sonucu güçlü biçimde desteklerler ve yeni bilgiyle geri çekilebilirler.
Ön kabulün mantığı. Ön kabulün olumsuzlamaya dayanıklı olması, onu dilbilimde tanımanın klasik testidir. "Fransa kralı keldir" cümlesi Fransa'nın bir kralı olduğunu ön kabul eder. Bertrand Russell bu tür cümlelerin aslında bir varlık iddiası içerdiğini ve Fransa'nın kralı olmadığı için yanlış olduğunu savundu. P. F. Strawson ise 1950 tarihli "On Referring" makalesinde, ön kabul yanlışsa cümleyle yapılan bildirimin (statement) ne doğru ne yanlış olduğunu, doğruluk değeri sorusunun hiç doğmadığını ileri sürdü. Bu tartışma dil felsefesinin klasiklerinden biridir ve bu dersle bağı şudur: ön kabulü yanlış olan bir soruya "evet" ya da "hayır" diye cevap vermek yerine, ön kabulün kendisini reddetmek gerekir. "Neden bu firma hep gecikiyor?" sorusuna doğru cevap bazen "Hep gecikmiyor; son on işin ikisinde gecikti" olur.
Gizli öncül genellikle bağlı destektir. Önceki dersin teknik katmanında bağlı ve yakınsak destek ayrımını görmüştük. Gizli öncüller neredeyse her zaman bağlı destek içinde yer alır: açık öncül tek başına sonucu desteklemez, ancak gizli öncülle birlikte destekler. "İçinde kimyasal madde var" önermesi, "kimyasal madde zararlıdır" önermesi olmadan sonuca hiçbir destek vermez. Bu, gizli öncülün neden bu kadar önemli olduğunu biçimsel olarak da gösterir: bağlı destekte bir öncülün düşmesi bütün desteği götürür. Açık öncül ne kadar sağlam olursa olsun, eşindeki gizli öncül çürükse argüman ayakta kalamaz. Yaygın bir diyagram gösteriminde bu yüzden gizli öncül, açık öncülle birleşik tek bir okla sonuca bağlanır.
Pratik tasım. Aristoteles, eyleme götüren akıl yürütmeyi de bir tasım biçiminde inceledi: bir genel öncül (iyi olan ya da yapılması gereken bir şey), bir özel öncül (bu durumda o şeyin nasıl gerçekleşeceği) ve bir eylem ya da yönerge sonucu. Hız sınırı örneğindeki yapı da budur: değer öncülü genel öncülün, olgu öncülleri özel öncülün rolünü oynar. Pratik akıl yürütme bugün eylem kuramında ve karar kuramında ayrıca inceleniyor; P1.15'te (karar kuramı) değerlerle olasılıkların nasıl birleştirildiğini sayısal olarak göreceğiz.
Güncel tartışma
Makineler gizli öncülü bulabilir mi? Gizli öncülü yeniden kurmak, doğal dil işleme alanında da ayrı bir görev olarak çalışıldı. 2018'de düzenlenen SemEval yarışmasının görevlerinden biri, "Argument Reasoning Comprehension Task" adıyla, bir iddia ile gerekçesi verildiğinde iki aday arasından aradaki boşluğu dolduran örtük öncülü (Toulmin'in terimiyle "warrant") seçmeyi istiyordu. Ertesi yıl Timothy Niven ve Hung-Yu Kao, bu görevde dikkat çekici başarı gösteren bir dil modelinin, aslında argümanı anlamadığını, aday öncüllerdeki "not" gibi yüzeysel kelime ipuçlarından yararlandığını gösterdiler. Yazarlar iddiayı olumsuzlayıp doğru cevabı ters çevirerek ipuçlarını iki seçeneğe eşit dağıttıkları karşı-örnekli (adversarial) bir veri kümesi kurduklarında, denedikleri modellerin başarısı şans düzeyine indi. Bu bulgu iki ders taşır. Birincisi, gizli öncülü bulmak yüzeysel bir kalıp tanıma işi değil, argümanın içeriğini ve bağlamını anlamayı gerektiren bir iştir. İkincisi, bir sistemin bir görevi "başardığını" söylemek için, onu nasıl başardığına bakmak gerekir; bu, Modül P3'te yapay zekâ çıktılarını değerlendirirken sık sık döneceğimiz bir ilkedir.
Yapay zekâ önerilerinin değer öncülü. Bir sohbet asistanına "Hangi telefonu almalıyım?" ya da "Bu teklifi kabul etmeli miyim?" diye sorduğunda aldığın cevap bir yönergedir ve bu dersin ilkesine göre bir değer öncülüne dayanır. Asistanın bu öncülü çoğu zaman açıkça yazmaz: fiyatı mı, dayanıklılığı mı, gizliliği mi daha ağır tarttığını söylemeden bir öneri verir. Cevabı değerlendirmenin yolu, önce önerinin dayandığı değer tartısını yazmak, sonra bunun senin tartın olup olmadığını sormaktır. Asistan olgularda haklı olsa bile, senin değerlerinle çelişen bir öncülle doğru bir sonuca değil, başkasının sonucuna varmış olabilir. Değer öncülünü açıkça sormak, bu tür araçları kullanmanın en basit güvencesidir.
Örtük öncül ve kamusal tartışma. Siyasi iletişimde örtük öncüller bilinçli bir strateji olarak da kullanılabilir. Bir iddiayı açıkça söylemek yerine onu ima etmek, iddianın sorumluluğunu konuşandan alır ve dinleyene yükler; dinleyen boşluğu doldurduğunda, doldurduğu şeyi kendi fikri gibi yaşar. Önceki derste Grice'ın ima kavramıyla tanıştık; gizli öncül, imanın argümanlardaki karşılığıdır. Dil felsefesinde son yıllarda bu konuda canlı bir tartışma var: belirli kelimelerin ve ifadelerin, açıkça söylenmeden bir grup dinleyiciye belirli bir mesaj iletmek için nasıl kullanıldığı, ve bunun konuşanın sorumluluğunu nasıl etkilediği. Bu tartışmanın ayrıntıları Modül P3'te ele alınacak. Buradaki pratik ders basittir: bir metni okurken boşlukları nasıl doldurduğunu fark et ve doldurduğun önermeyi yazıp kendine sor: bunu metin mi söyledi, ben mi ekledim?
Varsayım tanıma bir beceri olarak ölçülüyor. Eleştirel düşünmeyi ölçmek için geliştirilen standart testlerin bazıları, varsayım tanımayı ayrı bir alt beceri olarak ele alır. Bu testlerin bilinen örneklerinden Watson–Glaser Eleştirel Düşünme Değerlendirmesi, katılımcıya bir ifade ve bir aday varsayım verip bu varsayımın ifadede örtük olarak bulunup bulunmadığını sorar. Böyle testlerin neyi ölçtüğü ve iş başarısını ne kadar öngördüğü ayrıca tartışılır. Ama varsayım tanımanın öğretilebilir ve ölçülebilir bir beceri olarak görülmesi, bu dersin yöntemini akademik bir alıştırma olmaktan çıkarıp gündelik bir yetkinliğe bağlar.
Değer öncülleri ve kutuplaşma. Kutuplaşmış tartışmalarda tarafların olgular üzerinde ne ölçüde, değerler üzerinde ne ölçüde ayrıştığı sosyal bilimlerde aktif bir araştırma sorusudur. Bazı çalışmalar, insanların olgulara dair inançlarının bile değerlerinden ve grup aidiyetlerinden etkilendiğini, dolayısıyla "olgu" ve "değer" katmanlarının pratikte iç içe geçtiğini gösterir. Bu, değer öncülünü yazma yönteminin değerini azaltmaz; tersine, olgu iddialarının gizli bir değer yükü taşıyıp taşımadığını sormayı da gerektirir. Bu sorular Modül Ç7'de (toplumsal epistemoloji) ve Ders Ç6.6'da (ahlaki müdahale) ele alınacak.
Pratik: Çözümlü örnek
Bir gazete okur mektubu: "Gençler artık kitap okumuyor. Kütüphaneler boş, kitapçılar kapanıyor. Okullarda telefon tamamen yasaklanmalı."
Adım 1, önermeleri ayır. Dört önerme var: (a) Gençler artık kitap okumuyor. (b) Kütüphaneler boş. (c) Kitapçılar kapanıyor. (d) Okullarda telefon tamamen yasaklanmalı. Sonuç (d)'dir; bir yönergedir.
Adım 2, ara sonucu bul. (b) ve (c), (a)'yı desteklemek için sunuluyor. (a) da (d)'yi desteklemek için. Zincir iki halkalı: (b), (c) → (a) → (d).
Adım 3, birinci boşluk. Kütüphanelerin boş ve kitapçıların kapanıyor olmasından gençlerin kitap okumadığı nasıl çıkar? Adaylar: "Kitap okuyan biri kütüphaneye ya da kitapçıya gider" (geniş ve yanlış; dijital kitap, ödünç, çevrim içi alışveriş var), ve daha makul olanı: "Kütüphane ve kitapçı kullanımındaki düşüş, gençlerin kitap okumasındaki düşüşün iyi bir göstergesidir." Bu ikinci aday bile sorgulanabilir: kütüphaneleri boş bırakanlar yalnızca gençler mi? Ayrıca (b) ve (c)'nin kendisi de belirsizdir: hangi kütüphaneler, ne zamana göre boş?
Adım 4, ikinci boşluk. Gençlerin kitap okumamasından okulda telefon yasağına nasıl geçiliyor? Burada birden çok gizli öncül gerekir: "Gençlerin kitap okumamasının ana nedeni telefondur" (nedensellik iddiası), "Okulda telefon yasaklanırsa gençler daha çok kitap okur" (öngörü), ve "Gençlerin kitap okuması, telefon yasağının getireceği maliyetlerden (iletişim, güvenlik, ders içi kullanım) daha önemlidir" (değer öncülü).
Adım 5, değerlendir. Standart biçim mektubun gücünün nerede olmadığını gösteriyor: açık öncüller belirsiz ve ikinci boşlukta üç ayrı gizli öncül var (toplamda dört). Özellikle ikinci gizli öncül zayıf görünüyor: telefonu okulda yasaklamak, gençlerin okul dışındaki okuma alışkanlığını neden değiştirsin? Belki mektup yazarı başka bir şey kastediyordur, örneğin dikkat dağınıklığının ders başarısını düşürdüğünü. O zaman argüman başka bir argümandır ve başka öncüllerle kurulmalıdır. Bu örnekte yöntem argümanı çürütmedi; onun aslında birkaç farklı argümanın birbirine karıştırılmış hâli olduğunu gösterdi.
Adım 6, tam standart biçimi yaz. Yukarıdaki seçimlerle mektubun en makul yeniden kuruluşu şöyle olur:
- Son yıllarda kütüphane ziyaretleri ve kitapçı sayısı azaldı.
- (gizli) Kütüphane ve kitapçı kullanımındaki düşüş, gençlerin kitap okumasındaki düşüşün iyi bir göstergesidir.
- (ara sonuç, 1–2'den) Gençler eskisinden daha az kitap okuyor.
- (gizli) Gençlerin daha az kitap okumasının başlıca nedeni telefon kullanımıdır.
- (gizli) Okulda telefon yasaklanırsa gençler daha çok kitap okur.
- (gizli, değer öncülü) Gençlerin kitap okuması, okulda telefon yasağının getireceği maliyetlerden daha önemlidir.
Sonuç: Okullarda telefon tamamen yasaklanmalıdır.
Bu biçimde özgün metindeki "artık okumuyor" ve "boş" gibi abartılar ölçülebilir ifadelere çevrildi; bu, mektup yazarına karşı adil bir okumadır (Ders Ç0.3'te buna bir ad vereceğiz), çünkü abartılı hâli kolayca yanlışlanırdı. Ara sonuç işaretlendi ve dört gizli öncülün her biri ayrı bir satırda, ayrı bir soru olarak duruyor. Okur artık "hangi satıra itiraz ediyorum?" diye sorabilir.
Pratik: Alıştırmalar
- Şu argümanı standart biçime yaz ve gizli öncülü işaretle: "Bu yazar ödüllü bir romancı; yazdığı sağlık kitabındaki tavsiyelere güvenebiliriz."
- Şu cümledeki ön kabulü bul ve ön kabulü reddeden bir cevap yaz: "Bu kadar başarısız bir projeye neden hâlâ para harcıyoruz?"
- Şu argüman için üç aday gizli öncül yaz (karşılık koşullusu, en geniş genelleme, makul ilke) ve hangisini seçtiğini gerekçelendir: "Komşum her sabah koşuyor, kesin çok sağlıklıdır."
Cevapları göster
- Standart biçim: 1. Bu yazar ödüllü bir romancıdır. 2. (gizli) Ödüllü bir romancı, sağlık konusunda da güvenilir bir kaynaktır. Sonuç: Bu yazarın sağlık kitabındaki tavsiyelere güvenebiliriz. Gizli öncül yazılınca sorun belirginleşir: romancılıktaki başarı, sağlık konusunda uzmanlığın kanıtı değildir. Bu, bir alandaki otoritenin başka bir alana aktarılması hatasıdır ve Ders Ç0.8'deki safsatalar arasında yer alır. Yazarın sağlık konusunda başka bir eğitimi ya da deneyimi varsa argüman başka bir öncülle kurulmalıdır.
- Ön kabul: proje başarısızdır (ve muhtemelen, proje için "hâlâ" para harcanmaktadır). "Neden" sorusuna cevap vermek bu ön kabulü onaylar. Ön kabulü reddeden cevap: "Projeyi başarısız saymadan önce hangi ölçüte göre başarısız olduğunu konuşalım; ilk iki hedef tuttu, üçüncüsü gecikti."
- Karşılık koşullusu: "Eğer komşum her sabah koşuyorsa çok sağlıklıdır" (argümanı geçerli kılar ama bir şey öğretmez). En geniş genelleme: "Her sabah koşan herkes çok sağlıklıdır" (yanlış: koşan birinin kalp hastalığı, sakatlığı ya da başka bir rahatsızlığı olabilir). Makul ilke: "Düzenli koşu, genel sağlığın iyi olmasıyla ilişkili bir alışkanlıktır." Üçüncüsü seçilir, çünkü komşunun söylediği şeyi makul biçimde temsil eder ve sınanabilir. Ama bu öncülle sonuç "kesin" değil, "muhtemelen" olur: argümandaki "kesin" kelimesi, öncülün taşıyabileceğinden fazla bir güç iddia ediyor.
Pratik: Argüman görevi
Neyin arandığını görmek için kısa bir karşılaştırma. Metin: "Bu yeni restorana git, herkes ondan bahsediyor." Zayıf yeniden kuruluş: "1. Herkes bu restorandan bahsediyor. 2. (gizli) Herkesin bahsettiği her şey iyidir. Sonuç: Bu restorana gitmelisin." Bu kuruluş en geniş genellemeyi seçmiş ve argümanı devirmeyi kolaylaştırmış. Güçlü yeniden kuruluş: "1. Bu restorandan çevremde çok sayıda kişi söz ediyor. 2. (gizli) Çevremde birçok kişinin söz ettiği bir restoranın, benim de beğeneceğim bir yer olma olasılığı yüksektir. 3. (gizli, değer öncülü) Çevremdekilerin konuştuğu yerleri deneyimlemek benim için değerlidir. Sonuç: Bu restorana gitmelisin." Bu kuruluş konuşanın makul olarak kabul edeceği öncülleri yazıyor ve iki farklı nedeni, beğeni ile sosyal katılımı, ayırıyor.
| Ölçüt | Ne aranır |
|---|---|
| Standart biçim | Her satırda tek tam önerme; aynı kavram hep aynı kelimeyle; sonuç ayrı satırda |
| Gizli öncül seçimi | Adaylar yazılmış; seçilen öncül ne karşılık koşullusu ne en geniş genelleme |
| Değer öncülü | Yönerge sonucunun dayandığı değer önermesi bulunmuş ve işaretlenmiş |
| Güç ayarı | Öncülün gücü sonucun gücüne uygun; "muhtemelen" gerekiyorsa yazılmış |
| Teşhis | Argümanın en zayıf öncülü adlandırılmış ve açık mı gizli mi olduğu söylenmiş |
Argüman koçu
Görevi buraya yaz; koç argümanını standart biçime çevirir, rubriğin her ölçütüne 0–3 puan verir, en güçlü itirazı söyler. Vardığın görüşü değil, argümanın yapısını değerlendirir.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Standart biçimin beş kuralı nedir? | Satır başına tek önerme, her satır kendi başına anlaşılır, göstergeler ve süsler atılır, aynı şey hep aynı kelimeyle anılır, ara sonuçlar işaretlenir. |
| Gizli öncül nedir? | Argümanın sonuca ulaşması için gereken ama konuşanın söylemediği öncül. |
| Entimem nedir? | Bugünkü kullanımda öncüllerinden en az biri söylenmemiş argüman; terim Aristoteles'in Retorik'inden gelir ama orada tanımlayıcı özelliği öncül eksikliği değildir. |
| Karşılık koşullusu neden yetersiz bir gizli öncüldür? | Her argümanı geçerli kılar ama geçişi meşrulaştıran ilkeyi yazmadığı için sınamayı argümanın kendisine geri gönderir, yeni bir şey sınatmaz. |
| Hangi gizli öncül yazılmalıdır? | Konuşanın makul olarak kabul edeceği, boşluğu kapatan en sade genel ilke; gücü sonucun gücüne göre ayarlanır. |
| Ön kabul ile gizli öncül nasıl ayrılır? | Gizli öncül argümanın yapısında, ön kabul tek bir cümlenin içinde saklanır; ön kabul olumsuzlamada da yerinde kalır. |
| Değer öncülü neden aranmalıdır? | Yönerge içeren bir sonuç olgulardan tek başına çıkmaz; anlaşmazlık çoğu zaman bu söylenmemiş değer önermesindedir. |
| Gizli öncülü yazmak neden konuşanın ağzına söz koymak değildir? | Öncül "(gizli)" diye işaretlenir ve konuşana yöneltilmiş bir soru olarak sunulur; reddederse başka bir öncül önermesi gerekir. |
Okuma listesi
- Aristoteles, Retorik, I. kitap, 2. bölüm. Entimemin ilk tanımı ve dinleyenin boşluğu kendisinin doldurması üzerine.
- David Hume, A Treatise of Human Nature, 3. kitap, 1. kısım, 1. bölüm. Olgulardan değerlere geçiş üzerine çok tartışılan pasaj.
- Robert H. Ennis, "Identifying Implicit Assumptions", Synthese 51 (1982). Gizli öncül kavramının farklı anlamlarının ayrımı.
- Douglas Walton ve Chris Reed, "Argumentation Schemes and Enthymemes", Synthese 145 (2005). Eksik öncülü argümantasyon şemalarıyla tamamlamak.
- Timothy Niven ve Hung-Yu Kao, "Probing Neural Network Comprehension of Natural Language Arguments" (ACL, 2019). Bir dil modelinin örtük öncül görevini yüzeysel ipuçlarıyla çözdüğünün gösterilmesi.
- Stanford Encyclopedia of Philosophy, "Informal Logic" maddesi. Tümdengelimcilik tartışmasını ve gayri resmî mantığın sorularını özetler.
Sonraki derse köprü
Bu derste gizli öncül için aday yazarken bir seçimle karşılaştın: aynı boşluğu kapatan adaylardan hangisi konuşana karşı adil? En geniş genellemeyi seçmek argümanı kolayca devirir, ama devrilen şey konuşanın argümanı olmayabilir. Ders Ç0.3 bu seçimin ilkesini, hayırseverlik ilkesini (principle of charity), ele alıyor: bir argümanı en güçlü hâliyle yeniden kurmak ile onu karikatürüne indirmek arasındaki farkı ve bu farkın neden yalnız nezaket değil, bilgi meselesi olduğunu. Dersin aracı, bir argümanı karikatürü yerine "çelik adam" (steelman) hâliyle yazmayı isteyen bir kural olacak.
Günlük sorusu: Son katıldığın bir tartışmayı düşün. Karşı tarafın argümanında hangi gizli öncülü varsaydın? O öncülü ona açıkça sorsaydın, kabul eder miydi?