İçeriğe geç

Ders 9.5 · Modül 9: Klinik ve Uygulamalı Epistemoloji

Belirsizlik altında karar vermek

Araç: Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi · 5K: Kesinlik · 3.591 kelime · yaklaşık 16 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Eski bir apartmanda oturuyorsun. Bina yönetimi, bir mühendisin raporuna dayanarak depreme karşı güçlendirme yapılmasını öneriyor. Maliyeti yüksek, aylarca sürecek, bu süre içinde evden çıkmanız gerekebilir. Güçlü bir depremin önümüzdeki yıllarda binanı vurup vurmayacağını kimse bilmiyor; uzmanlar yalnızca bölgenin riskli olduğunu ve binanın dayanıklılığının zayıf olduğunu söyleyebiliyor. Güçlendirme yaptırırsan ve deprem olmazsa, büyük bir parayı "boşuna" harcamış gibi hissedebilirsin. Yaptırmazsan ve deprem olursa, sonucu düşünmek bile istemiyorsun.

Bu modül boyunca bilginin hayati sonuçlar doğurduğu alanlarda nasıl üretildiğini inceledik: tıpta, terapide, mahkemede, gazetecilikte ve tarihte. Her seferinde, kanıt ne kadar dikkatle toplanırsa toplansın, bir belirsizlik payı kaldığını gördük. Bu ders, o belirsizlik payıyla ne yapacağımızı soruyor. Bilgi eksik olduğunda nasıl karar verilir? Olasılıkları bilmediğimizde ne yaparız? Bir kararı, sonucu kötü çıktığında kötü bir karar mı saymalıyız? Bu derste risk ile belirsizlik arasındaki farkı, beklenen değer düşüncesinin gücünü ve sınırlarını, insanların gerçekte nasıl karar verdiğini ve pişmanlığın karar vermedeki yerini inceleyeceksin.

Bu dersin kazanımları:

  • Risk ile belirsizlik ayrımını, beklenen değer ve beklenen fayda kavramlarını ve pişmanlık kuramının temel fikrini açıklarsın. (anla)
  • Bir kararı seçenekler, durumlar, değerler ve pişmanlıklar tablosuyla Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi aracılığıyla çözümlersin. (uygula)
  • Bir kararın niteliğini sonucundan bağımsız olarak değerlendirir, karar anındaki bilgiyle neyin makul olduğunu tartarsın. (değerlendir)

Ana anlatım

Risk ile belirsizlik

Amerikalı iktisatçı Frank Knight, 1921'de yayımlanan Risk, Belirsizlik ve Kâr'da, sonraki yüzyılın karar tartışmalarını biçimlendiren bir ayrım yaptı. Risk durumunda, olası sonuçları ve olasılıklarını biliriz: bir zar atıldığında altı gelme olasılığı, bir sigorta şirketinin milyonlarca poliçeden hesapladığı kaza oranı. Belirsizlik durumunda ise olasılıkları bilmeyiz, belki de hangi sonuçların mümkün olduğunu bile tam bilmeyiz: yeni bir teknolojinin başarılı olup olmayacağı, bir savaşın nasıl sonuçlanacağı, önümüzdeki on yılda bir binayı deprem vurup vurmayacağı.

Bu ayrım, epistemoloji için önemlidir, çünkü iki durum farklı bir epistemik tutum gerektirir. Risk durumunda, olasılık hesabı doğrudan bir karar aracıdır. Belirsizlik durumunda ise olasılık vermek için bir tahmin yapmamız gerekir ve bu tahminin kendisi belirsizdir. Bilgi termometresindeki kesinlik basamakları, burada bir üst katmana taşınır: yalnızca bir şeye ne kadar güvendiğimizi değil, bu güven derecemize ne kadar güvenebileceğimizi de sormak gerekir. Hume'un tümevarım problemi dersinde andığımız Taleb'in uyarısı da buradadır: geçmiş verilerden hesaplanan olasılıklar, hiç görülmemiş olayları içermez.

Beklenen değer ve beklenen fayda

Belirsizlik altında karar vermenin en temel aracı, olası sonuçları değerleri ve olasılıklarıyla birlikte tartmaktır. Bir seçeneğin beklenen değeri, her olası sonucun değerini olasılığıyla çarpıp toplamaktır. İman ve akıl dersinde Pascal'ın bahsinin bu mantıkla kurulduğunu görmüştük.

Ama beklenen değer, insanların neyi gerçekten önemsediğini her zaman doğru yansıtmaz. İsviçreli matematikçi Daniel Bernoulli, 1738'de yayımladığı bir makalede bu soruna dikkat çekti: bir yoksula verilen bin altının değeri, bir zengine verilen bin altının değerinden çok daha fazladır. Paranın kendisi değil, paranın kişiye sağladığı fayda önemlidir ve fayda, sahip olunan servet arttıkça azalarak artar. Bernoulli'nin bu gözlemi, beklenen fayda kavramının temelini attı. 1944'te matematikçi John von Neumann ve iktisatçı Oskar Morgenstern, beklenen fayda kuramını tutarlı tercihlerin matematiksel bir sonucu olarak sistemleştirdi; 1954'te Amerikalı istatistikçi Leonard Savage, olasılıkların nesnel frekanslar değil, kişinin kendi güven dereceleri olabileceği bir öznel beklenen fayda kuramı geliştirdi. Bu kuram, Bayesçi epistemoloji atölyesinde gördüğümüz güven derecelerini, karar vermenin girdisi hâline getirdi.

Belirsizlikten kaçınmak

Amerikalı iktisatçı Daniel Ellsberg, 1961'de yayımlanan bir makalede, beklenen fayda kuramının öngörülerini zorlayan bir düşünce deneyi kurdu. İki torba düşün. Birincisinde, yarısı kırmızı yarısı siyah olmak üzere yüz top var. İkincisinde de yüz top var, ama kaçının kırmızı, kaçının siyah olduğunu bilmiyorsun. Kırmızı bir top çekersen ödül kazanacaksın. Hangi torbadan çekmek istersin? İnsanların çoğu birinci torbayı seçer. Peki, siyah bir top çekersen ödül kazanacak olsaydın? İnsanların çoğu yine birinci torbayı seçer.

Bu tercihler, tutarlı bir olasılık tahminiyle bağdaşmaz: ikinci torbada kırmızı topların yarıdan az olduğunu düşünüyorsan, siyahların yarıdan fazla olduğunu da düşünmen gerekir ve siyah için ikinci torbayı seçmen gerekirdi. Ellsberg'in gösterdiği şey, insanların yalnızca riske değil, olasılığı bilinmeyen durumlara karşı da ayrı bir çekince taşıdığıdır. Buna belirsizlikten kaçınma denir. Bu çekince her zaman akıl dışı değildir: bilinmeyen bir olasılık, bizim göremediğimiz bir biçimde aleyhimize ayarlanmış olabilir. Ama sistemli olarak her bilinmeyenden kaçınmak, bilinen ama kötü seçenekleri, bilinmeyen ama iyi seçeneklere tercih etmeye yol açabilir.

İnsanlar nasıl karar veriyor?

İsrailli psikologlar Daniel Kahneman ve Amos Tversky, 1979'da yayımlanan beklenti kuramı makalesinde, insanların gerçekte nasıl karar verdiğini betimleyen bir model önerdi. Kuramın üç temel gözlemi vardır. Birincisi, insanlar sonuçları mutlak düzeyleriyle değil, bir referans noktasına göre kazanç ya da kayıp olarak değerlendirir. İkincisi, kayıplar, aynı büyüklükteki kazançlardan daha ağır hissedilir; buna kayıptan kaçınma denir. Üçüncüsü, insanlar küçük olasılıklara, olduklarından daha fazla ağırlık verir; bu, hem piyango biletlerinin hem de sigortanın çekiciliğini açıklar.

Beklenti kuramı, beklenen fayda kuramının bir eleştirisi değil, bir tamamlayıcısıdır: biri nasıl karar vermemiz gerektiğini, öteki nasıl karar verdiğimizi anlatır. Epistemolojik açıdan önemi, kendi kararlarımızı değerlendirirken, hangi eğilimlerin bizi sistemli olarak saptırabileceğini bilmemizi sağlamasıdır. Aynı seçenek, "yüz kişiden doksanı hayatta kalacak" diye sunulduğunda kabul edilir, "yüz kişiden onu ölecek" diye sunulduğunda reddedilebilir; sezgi dersinde gördüğümüz çerçeveleme etkisi, karar vermenin tam merkezine yerleşir.

Pişmanlık

Kararlarımızı yalnızca sonuçların değeriyle değil, o sonuçların ardından ne hissedeceğimizle de veririz. İngiliz iktisatçılar Graham Loomes ve Robert Sugden ile Amerikalı araştırmacı David Bell, 1982'de birbirinden bağımsız olarak yayımladıkları makalelerde pişmanlık kuramını önerdi. Bu kurama göre, bir seçimin değeri yalnızca kendi sonucuna değil, seçilmeyen seçeneğin sonucuyla yapılan karşılaştırmaya da bağlıdır. Bir yatırımdan az kazanmak, başka bir yatırımın çok kazandırdığını öğrendiğimizde daha kötü hissettirir.

Pişmanlık, karar vermede hem bir yük hem de bir araç olabilir. Amerikalı istatistikçi Savage, 1951'de, olasılıkların bilinmediği durumlar için en büyük pişmanlığı en aza indirme kuralını önerdi: her seçenek için, olası her durumda en iyi seçeneğe göre ne kadar kaybedeceğini hesapla ve en kötü durumdaki bu kaybı en küçük olan seçeneği seç. Bu kural, olasılıklara dayanmadığı için Knight'ın anlamındaki belirsizlik durumlarında özellikle kullanışlıdır.

Eylem ve eylemsizlik

Pişmanlık üzerine yapılan psikoloji araştırmaları, ilginç bir asimetri ortaya çıkardı. Amerikalı psikologlar Thomas Gilovich ve Victoria Medvec, 1995'te yayımladıkları bir incelemede, insanların kısa vadede yaptıkları şeylerden, uzun vadede ise yapmadıkları şeylerden daha çok pişmanlık duyduğunu öne sürdü. Bir kararın hemen ardından, yanlış bir eylem daha çok acı verir; yıllar sonra geriye bakıldığında ise kaçırılan fırsatlar, denenmeyen yollar daha ağır basar.

Kısa vadeli pişmanlık korkusu, eylemsizlik yanlılığına yol açabilir. Psikologlar Ilana Ritov ve Jonathan Baron, 1990'da yayımladıkları bir çalışmada, katılımcıların bir aşının yan etkisiyle çocuklarının zarar görmesi olasılığını, aşı yapılmadığında hastalığın vereceği daha büyük zarardan daha ağır bulduğunu gösterdi. Eylemin yol açtığı bir zarar, eylemsizliğin yol açtığı daha büyük bir zarardan daha çok sorumluluk hissettirir. Bu eğilim, tıpta bilgi dersinde gördüğümüz tedavi kararlarında ve bu dersin girişindeki deprem güçlendirmesi gibi önleyici kararlarda sistemli bir sapma yaratabilir.

Kararı sonucundan ayırmak

Belirsizlik altında karar vermenin belki de en önemli epistemolojik ilkesi, bir kararın niteliği ile sonucunun niteliğini birbirinden ayırmaktır. İyi bir karar kötü sonuçlanabilir; kötü bir karar iyi sonuçlanabilir. Bir kararı yalnızca sonucuna bakarak değerlendirmek, profesyonel poker oyuncularının sonuçlamak dediği bir hatadır. Amerikalı karar danışmanı ve eski profesyonel poker oyuncusu Annie Duke, 2018'de yayımlanan Bahislerle Düşünmek'te bu hatayı ayrıntılı olarak ele aldı.

Bu ilke, Gettier dersinde gördüğümüz şans sorununun karar kuramındaki karşılığıdır. Şans eseri doğru çıkan bir inanç bilgi değildi; şans eseri iyi sonuçlanan bir karar da iyi bir karar olmayabilir. Epistemolojik açıdan doğru soru şudur: karar anında eldeki bilgiyle, makul bir kişi bu seçeneği seçer miydi? Bu soruyu sorabilmek için, kararın alındığı anda neyin bilindiğini ve nasıl düşünüldüğünü kaydetmek gerekir; çünkü sonuç öğrenildiğinde, bellek dersinde gördüğümüz gibi, geçmiş kendimizi o sonuca göre yeniden kurmaya başlarız. "Bunu baştan beri biliyordum" hissi, sonradan bilme yanlılığının tanıdık bir sesidir.

Ölüm öncesi analizi

Gary Klein, 2007'de yayımladığı kısa bir yazıda, kararlarda aşırı güveni azaltmak için basit bir teknik önerdi: ölüm öncesi analizi. Bir karar alınmadan önce, ekip üyelerinden şunu hayal etmeleri istenir: bir yıl geçmiş ve karar felaketle sonuçlanmış. Şimdi, neden başarısız olduğunu yazın. Bu teknik, insanların bir planın zayıf noktalarını dile getirmesini kolaylaştırır; çünkü "bu plan başarısız olabilir mi?" sorusu savunmacı cevaplar doğururken, "bu plan başarısız oldu, neden?" sorusu yaratıcı bir açıklama arayışı başlatır.

Ölüm öncesi analizi, bu kursta gördüğümüz pek çok aracın bir karar anına uygulanmasıdır. Tıpta bilgi dersindeki "başka ne olabilir?" sorusu, akran anlaşmazlığı dersindeki karşı görüşü en güçlü hâliyle kurma çabası ve yanlışlanabilirlik dersindeki "hangi gözlem beni yanıltır?" sorusu, burada bir planın geleceğine yöneltilir.

Beklemek de bir karardır

Belirsizlik altında sık yapılan bir hata, beklemeyi tarafsız bir seçenek sanmaktır. Oysa beklemek de bir seçimdir ve kendi bedelleri vardır. Beklemenin değeri, beklerken elde edilecek yeni bilginin kararı değiştirme olasılığına bağlıdır: yeni bir test sonucu, bir uzmanın görüşü ya da olayların gelişimi, seçeneklerden birini açıkça üstün kılacaksa, beklemek akla uygundur. Ama beklerken fırsat kaçıyorsa ya da risk büyüyorsa, beklemek pahalı bir seçenek olabilir.

İkinci önemli ölçüt, geri döndürülebilirliktir. Geri alınabilen kararlar, daha az bilgiyle ve daha hızlı alınabilir; yanlış çıkarsa düzeltilebilir. Geri alınamayan kararlar ise daha fazla bilgi ve daha fazla düşünce gerektirir. Hukukta bilgi dersinde gördüğümüz kanıt merdiveni fikri burada gündelik kararlara uygulanır: kararın geri alınması ne kadar zorsa, ona ulaşmak için o kadar yüksek bir basamağa çıkmak gerekir.

Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi

Bu dersin aracı, belirsizlik altında bir kararı adım adım çözümler. Önce seçenekleri ve durumları yazarsın: hangi seçeneklerin var ve dünya hangi farklı biçimlerde gelişebilir? Bunları bir tabloya dök: satırlarda seçenekler, sütunlarda durumlar. İkinci olarak olasılıkları değerlendirirsin: bu bir risk durumu mu, yani olasılıkları biliyor musun, yoksa bir belirsizlik durumu mu? Biliyorsan kaba bir sayı yaz; bilmiyorsan bir aralık ver ve bunun bir tahmin olduğunu not et. Üçüncü olarak değerleri ve beklenen değeri tartarsın: her hücredeki sonucun senin için değeri nedir; seçeneklerin kabaca beklenen değeri nasıl karşılaştırılıyor; seçeneklerden hangisi geri döndürülemez? Dördüncü olarak pişmanlık tablosunu çıkarırsın: her durumda, en iyi seçeneğe göre ne kadar kaybederdin; en büyük pişmanlığı en küçük olan seçenek hangisi? Bu adımda eylemsizlik yanlılığını da kontrol et: eylemsizliğin olası zararını, eylemin olası zararı kadar ciddiye alıyor musun? Son olarak bilginin değerini ve karar kaydını değerlendirirsin: beklemek hangi yeni bilgiyi getirir ve bu bilgi kararı değiştirebilir mi? Kararını verdiğinde, gerekçesini ve karar anındaki bilgini yazıya geçir.

Araç Kesinlik kapısında işler: belirsizliği ortadan kaldırmaz, ama belirsizlik içinde neyin makul olduğunu görünür kılar. Beklenen değer ile pişmanlığı birlikte kullanmak, hem olasılıkları hem de en kötü senaryoları hesaba katan bir karar zemini sağlar.

Örnekler

Basit örnek: haberi şimdi mi yayımlamalı?

Bir gazeteci, önemli bir belediye ihalesinde usulsüzlük yapıldığına dair güçlü ama henüz tam doğrulanmamış bir bilgiye ulaştı. İki bağımsız kaynaktan biri iddiayı doğruladı, ikincisinden cevap bekleniyor. Başka bir yayın organının da aynı haberin peşinde olduğu biliniyor. Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi'ni uygulayalım. Seçenekler: şimdi yayımlamak ya da ikinci kaynağı beklemek. Durumlar: iddia doğru ya da yanlış. Olasılıklar: bir belirsizlik durumu; tek kaynağa göre iddia muhtemel görünüyor, ama kesin değil. Değerler: doğru bir haberi ilk yayımlamak mesleki bir kazanç; yanlış bir haberi yayımlamak ise hem haksız yere suçlanan kişilere hem gazetenin güvenilirliğine ağır zarar verir ve geri döndürülemez. İddia doğruysa ve beklerse, haberi rakibe kaptırabilir; bu bir kayıptır, ama geri döndürülebilir bir kayıptır. Pişmanlık tablosu: yanlış bir haberi yayımlamanın pişmanlığı, doğru bir haberi ikinci yayımlamanın pişmanlığından çok daha büyük. Bilginin değeri: ikinci kaynağın cevabı birkaç saat içinde gelecek ve kararı doğrudan değiştirebilir. Sonuç: beklemek akla uygun. Gazetecilik ve tarih dersinde gördüğümüz doğrulama disiplini, burada bir karar kuramı gerekçesi kazanır: geri döndürülemez hatalardan kaçınmak, hızdan daha değerlidir.

Orta örnek: deprem güçlendirmesi

Girişteki apartmana dönelim. Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi'ni uygulayalım. Seçenekler: güçlendirme yaptırmak ya da yaptırmamak. Durumlar: önümüzdeki yıllarda binayı etkileyen güçlü bir deprem olur ya da olmaz. Olasılıklar: bu, Knight'ın anlamında bir belirsizlik durumudur; bölgenin deprem riski bilinse de, belirli bir zaman aralığında bu binanın güçlü bir sarsıntıya maruz kalma olasılığı kesin olarak hesaplanamaz. Değerler: güçlendirmenin maliyeti yüksek ama sınırlı ve telafi edilebilir; güçlendirilmemiş zayıf bir binada güçlü bir deprem ise can kaybına yol açabilir ve bu sonuç geri döndürülemez. Beklenen değer: olasılık düşük olsa bile, olası kaybın büyüklüğü beklenen değeri güçlendirmeden yana çevirebilir. Pişmanlık tablosu: güçlendirme yaptırıp deprem olmazsa pişmanlık, harcanan paradır; yaptırmayıp deprem olursa pişmanlık, telafisi mümkün olmayan bir kayıptır. En büyük pişmanlığı en aza indiren seçenek güçlendirmedir. Eylemsizlik yanlılığı kontrolü: "hiçbir şey yapmamak" tarafsız görünür; ama bu da bir seçimdir ve kendi riskini taşır. Bilginin değeri: ek bir mühendislik incelemesi binanın durumunu netleştirebilir; bu inceleme görece ucuzdur ve kararın ne kadar acil olduğunu belirler. Sonuç: bu tür kararlar, sonuçlama hatasına özellikle açıktır. Güçlendirme yapılır ve yıllarca deprem olmazsa, "boşa para harcadık" duygusu doğabilir. Oysa kararın niteliği, depremin olup olmamasıyla değil, karar anındaki bilgi ve risklerle değerlendirilmelidir.

Gerçek hayat örneği: son saniyedeki pas

Şubat 2015'te, Amerikan futbolunun en önemli maçı olan şampiyonluk finalinde, Seattle Seahawks takımı, maçın son saniyelerinde rakip kale çizgisine bir metre uzaklıktaydı. Takımın antrenörü, pek çok kişinin beklediği gibi topu güçlü koşucusuna vermek yerine bir pas oyunu seçti. Pas, rakip tarafından kesildi ve Seahawks maçı kaybetti. Ertesi gün basında bu karar, spor tarihinin en kötü kararlarından biri olarak anıldı. Annie Duke, kitabında bu kararı sonuçlama hatasının örneği olarak inceledi. Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi'ni uygulayalım. Seçenekler: koşu oyunu ya da pas oyunu. Olasılıklar: o sezon, benzer durumlarda pasların kesilme oranı çok düşüktü; ayrıca pas oyunu, saati durdurarak takıma bir deneme hakkı daha kazandırabiliyordu. Değerler: bir pas kesilmesi maçı kaybettirir, ama bu olasılığın düşük olduğu biliniyordu. Pişmanlık: sonuç öğrenildiğinde pişmanlık çok büyüktü; ama karar anında, koşu oyununun da başarısız olma riski vardı. Sonuç: karar tartışmaya açıktır ve uzmanlar hâlâ farklı düşünür. Ama Duke'un gösterdiği şey, kararı eleştirenlerin büyük çoğunluğunun, kararın niteliğini değil, sonucunu yargıladığıdır. Aynı pas başarılı olsaydı, aynı karar "cesur ve zekice" diye anılacaktı. Kararın değerlendirilmesi, karar anında bilinenlere dayanmalıdır.

Vakaya dönüş

Modülün vakasındaki öğretmen, romatoloji uzmanıyla görüştü. Uzman, belirtilerin ve öğretmenin getirdiği belgelerin, bağışıklık sisteminin bedenin kendi dokusunu hedef aldığı bir hastalığı güçlü biçimde düşündürdüğünü, ancak kesin tanı için birkaç testin daha sonuçlanmasının haftalar alacağını söyledi. Bu arada, bu tür hastalıklarda yaygın olarak kullanılan, yan etkileri genellikle hafif olan ama düzenli göz kontrolü gerektiren bir ilaca başlamayı önerdi. Hatırlatalım: bu vaka bir kurgudur ve buradaki analiz tıbbi bir öneri değildir; tedavi kararları hasta ile hekimin birlikte verdiği kararlardır.

Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi'ni öğretmenin bakış açısından uygulayalım. Seçenekler: şimdi başlamak ya da test sonuçlarını beklemek. Durumlar: tanı doğrulanır ya da başka bir açıklama çıkar. Olasılıklar: bir belirsizlik durumu, ama uzmanın değerlendirmesi ve üçgenlenmiş kanıtlar, tanının doğrulanma olasılığını yüksek gösteriyor. Değerler: tanı doğrulanırsa ve erken başlanmışsa, belirtiler daha erken kontrol altına alınabilir; tanı doğrulanmazsa, birkaç hafta boyunca gereksiz bir ilaç kullanılmış olur, ama bu karar geri döndürülebilirdir, ilaç bırakılabilir. Beklemenin değeri: test sonuçları kesin tanıyı getirecek, ama birkaç hafta sürecek; bu sürede belirtiler devam edecek.

Pişmanlık tablosu: başlayıp tanı doğrulanmazsa pişmanlık, birkaç haftalık gereksiz ilaç kullanımı ve olası hafif yan etkiler; beklemeyi seçip tanı doğrulanırsa pişmanlık, birkaç hafta daha süren belirtiler ve olası ilerleme. Öğretmen, eylemsizlik yanlılığını fark ediyor: "ilaç kullanmak" bir eylem olduğu için daha korkutucu görünüyor; ama beklemenin de kendi zararı var. Karar kaydı: öğretmen, uzmanla birlikte başlamaya karar veriyor ve günlüğüne, karar anında ne bildiğini, neden bu seçeneği seçtiğini ve hangi durumda kararı gözden geçireceğini yazıyor. Böylece test sonuçları geldiğinde, ne çıkarsa çıksın, kararını sonuca göre değil, verildiği andaki bilgiye göre değerlendirebilecek.

Araç kartı: Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi

AlanAçıklama
Ne işe yararBelirsizlik altında bir kararı seçenekler, durumlar, olasılıklar, değerler ve pişmanlıklar üzerinden çözümler; kararın niteliğini sonucundan ayırmak için bir karar kaydı oluşturur
5K kapısıKesinlik
Adımlar1) Seçenekleri ve durumları bir tabloya dök. 2) Olasılıkları değerlendir: risk mi, belirsizlik mi; sayı mı, aralık mı? 3) Değerleri ve beklenen değeri tart; geri döndürülemez sonuçları işaretle. 4) Pişmanlık tablosunu çıkar; en büyük pişmanlığı en aza indiren seçeneği bul, eylemsizlik yanlılığını kontrol et. 5) Bilginin değerini sor ve kararı gerekçesiyle birlikte kaydet.
Ne zaman kullanılırÖnemli, geri alınması zor ve sonucu belirsiz bir kararın eşiğinde; beklemek ile harekete geçmek arasında kalındığında; geçmişte verilmiş bir kararı adil biçimde değerlendirmek istediğinde
Sık hataBeklemeyi tarafsız bir seçenek sanmak; eylemin zararını eylemsizliğin zararından daha ağır saymak; olasılığı bilinmeyen durumlara sahte bir kesinlikle sayı vermek; bir kararı yalnızca sonucuna göre yargılamak

Egzersiz

Sonra ekip arkadaşlarınla ya da bir yakınınla kısa bir ölüm öncesi analizi yap: "Bir yıl sonra bu karar kötü sonuçlandı. Neden?" sorusuna herkes en az bir cevap yazsın. Son olarak, geçmişte verdiğin ve sonucu kötü çıkan bir kararı hatırla. O kararı, sonucu bilmiyormuş gibi, yalnızca karar anındaki bilgiyle yeniden değerlendir: gerçekten kötü bir karar mıydı, yoksa iyi bir karar mı kötü sonuçlanmıştı? Günlüğüne, rehberin için bir kural ekle. Örneğin: "Önemli her kararın gerekçesini ve karar anındaki bilgimi yazıya geçiririm; kararı daha sonra sonucuna göre değil, bu kayda göre değerlendiririm."

Mini test

  1. Knight'ın risk ile belirsizlik ayrımı nedir ve bu ayrım karar vermede neden önemlidir?
  2. Bernoulli'nin beklenen değer yerine beklenen faydayı önermesinin nedeni nedir?
  3. Ellsberg'in torba deneyi neyi gösterir ve belirsizlikten kaçınma her zaman akıl dışı mıdır?
  4. Sonuçlama hatası nedir ve Gettier dersindeki şans sorunuyla nasıl ilişkilidir?
  5. Bir aile, yaşlı ve bakıma muhtaç babalarının bakımevine mi taşınacağına, yoksa evde bir bakıcıyla mı kalacağına karar vermeye çalışıyor. Babanın durumunun önümüzdeki aylarda nasıl gelişeceği belirsiz. Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi ile değerlendir.
Cevapları göster
  1. Risk, olası sonuçların ve olasılıklarının bilindiği durumlardır; belirsizlik, olasılıkların bilinmediği ya da güvenilir biçimde hesaplanamadığı durumlardır. Risk durumunda olasılık hesabı doğrudan bir araçtır; belirsizlikte ise olasılık bir tahmindir ve bu tahminin güvenilirliği de ayrıca sorulmalıdır.
  2. Aynı miktarın farklı kişilere farklı değer taşıdığını gözlemledi: bir yoksula verilen bin altın, bir zengine verilenden daha değerlidir. Önemli olan paranın kendisi değil, kişiye sağladığı faydadır ve fayda, servet arttıkça azalarak artar.
  3. İnsanların yalnızca riske değil, olasılığı bilinmeyen durumlara karşı da ayrı bir çekince taşıdığını gösterir. Bu her zaman akıl dışı değildir, çünkü bilinmeyen bir olasılık aleyhimize ayarlanmış olabilir; ama sistemli olarak her bilinmeyenden kaçınmak, bilinen kötü seçenekleri tercih etmeye yol açabilir.
  4. Bir kararın niteliğini karar anındaki bilgiye göre değil, yalnızca sonucuna göre değerlendirme hatasıdır. Şans eseri doğru çıkan bir inanç bilgi olmadığı gibi, şans eseri iyi sonuçlanan bir karar da iyi bir karar olmayabilir.
  5. Seçenekler: bakımevi ya da evde bakıcı. Durumlar: babanın durumu kötüleşir ya da stabil kalır. Olasılıklar: bir belirsizlik durumu; hekimden kaba bir öngörü istenebilir. Değerler: babanın güvenliği, mutluluğu ve alışkın olduğu çevre, ailenin maddi ve duygusal yükü; bakımevine geçiş kısmen geri döndürülebilir, ama babanın evinden kopması kendi başına bir kayıptır. Pişmanlık: durum kötüleşir ve evde yeterli bakım sağlanamazsa pişmanlık büyük olabilir; durum stabil kalır ve baba bakımevinde mutsuz olursa pişmanlık da ağırdır. Babanın kendi tercihi tablonun merkezinde olmalıdır. Bilginin değeri: birkaç haftalık bir deneme dönemi yeni bilgi sağlayabilir. Kararın ve gerekçesinin kaydedilmesi, sonradan sonuçlama hatasına düşmemeyi sağlar.

Özet

  • Knight, olasılıkların bilindiği risk ile bilinmediği belirsizliği ayırdı; belirsizlikte olasılık bir tahmindir ve bu tahminin güvenilirliği de sorgulanmalıdır.
  • Beklenen değer, sonuçların değerini olasılıklarıyla tartar; Bernoulli ile başlayan ve von Neumann ve Morgenstern ile Savage'ın sistemleştirdiği beklenen fayda kuramı, aynı miktarın farklı kişilere farklı değer taşıdığını hesaba katar.
  • Ellsberg, insanların olasılığı bilinmeyen durumlardan ayrıca kaçındığını; Kahneman ve Tversky'nin beklenti kuramı, referans noktası, kayıptan kaçınma ve küçük olasılıkların abartılmasını gösterdi.
  • Pişmanlık kuramı (Loomes, Sugden, Bell) seçilmeyen seçeneğin sonucunu hesaba katar; Savage'ın en büyük pişmanlığı en aza indirme kuralı belirsizlik durumlarında kullanışlıdır. Gilovich ve Medvec uzun vadede eylemsizliğin, Ritov ve Baron kısa vadede eylemin daha ağır hissedildiğini gösterdi.
  • Sonuçlama (Duke), bir kararı sonucuna göre yargılama hatasıdır; Klein'ın ölüm öncesi analizi aşırı güveni azaltır. Beklemek de bir karardır; geri döndürülemez kararlar daha fazla bilgi gerektirir.
  • Beklenen Değer ve Pişmanlık Analizi, bir kararı seçenekler, durumlar, olasılıklar, değerler ve pişmanlıklarla çözümler ve bir karar kaydı oluşturur.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Risk ile belirsizlik ayrımını yapan?Frank Knight, 1921
Beklenen fayda fikrinin temelini atan?Daniel Bernoulli, 1738
Ellsberg'in torba deneyi neyi gösterir?Olasılığı bilinmeyen durumlardan kaçınmayı (1961)
Kayıptan kaçınma?Kayıpların aynı büyüklükteki kazançlardan daha ağır hissedilmesi (Kahneman ve Tversky, 1979)
Pişmanlık kuramını öneren?Loomes ve Sugden ile Bell, 1982
En büyük pişmanlığı en aza indirme kuralı kimin?Leonard Savage, 1951
Sonuçlama?Bir kararı yalnızca sonucuna göre değerlendirme hatası
Ölüm öncesi analizi kimin tekniği?Gary Klein, 2007

Sonraki derse köprü

Bu dersin aracı, önemli kararların gerekçesini yazıya geçirmeyi önerdi. Ama kararlarımızın gerisinde, çoğu zaman üzerine hiç düşünmediğimiz inançlar durur: dünyanın nasıl işlediğine, insanlara nasıl güvenileceğine, kendi yeteneklerimize, sağlığa, paraya ve topluma dair inançlar. Bu inançların bir kısmı yıllar önce, bugün hatırlamadığımız kaynaklardan edinildi; bir kısmı hiç sınanmadı; bir kısmı ise çoktan yanlışlanmış olabilir ama hâlâ bizimle birlikte yaşıyor. Bir şirket hesaplarını her yıl denetletir; peki, kendi inanç sistemimizi hiç denetliyor muyuz? Ders 9.6, modülü ve kursun bu aşamasını kapatarak, kişisel inanç sisteminin yıllık denetimini inceleyecek, modülün projesini tamamlayacak ve sana, beş kapının hepsini birlikte kullanan Yıllık İnanç Denetimi aracını verecek.

Günlük sorusu: Sonucu kötü çıktığı için kendini suçladığın bir kararın var mı? O kararı, sonucu bilmiyormuş gibi yeniden değerlendirdiğinde ne görüyorsun?

Tarihte bu tartışma

Belirsizlik altında karar verme sorusu, olasılık kuramının doğuşuyla birlikte matematiksel bir biçim aldı; on yedinci yüzyıldaki şans oyunları üzerine yazışmalar ve Pascal'ın bahsi bu tarihin başlangıcıdır. 1738'de Bernoulli, paranın değeri ile faydası arasındaki farkı gösterdi. 1921'de Knight risk ile belirsizliği ayırdı; aynı yıl İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes de Olasılık Üzerine İnceleme'de sayısal olarak ifade edilemeyen olasılıkları tartıştı. 1944'te von Neumann ve Morgenstern beklenen fayda kuramını, 1954'te Savage öznel beklenen fayda kuramını sistemleştirdi; Savage 1951'de pişmanlığı en aza indirme kuralını önermişti. 1961'de Ellsberg belirsizlikten kaçınmayı gösterdi. 1979'da Kahneman ve Tversky beklenti kuramını yayımladı; 1982'de Loomes ve Sugden ile Bell pişmanlık kuramını önerdi. 1990'da Ritov ve Baron eylemsizlik yanlılığını, 1995'te Gilovich ve Medvec pişmanlığın zaman içindeki değişimini inceledi. 2007'de Klein ölüm öncesi analizini önerdi, 2018'de Duke sonuçlama hatasını geniş bir okur kitlesine tanıttı. Kahneman, karar psikolojisindeki çalışmaları nedeniyle 2002'de ekonomi alanındaki Nobel ödülüne layık görüldü; Tversky 1996'da hayatını kaybettiği için bu ödülü paylaşamadı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.