İçeriğe geç

Ders 6.5 · Modül 6: Sosyal Epistemoloji

Feminist epistemoloji ve konumlu bilgi (Harding, Haraway)

Araç: Konum Haritası · 5K: Karşı-görüş · 2.951 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Pek çok ofiste, yaz aylarında klimalar yüksek çalışırken bazı çalışanlar ince bir hırka ya da battaniyeyle masalarına oturur; bir kısmı ise ortamı gayet rahat bulur. Bunun sebebi yalnızca kişisel bir tercih farkı olmayabilir. Hollandalı araştırmacılar Boris Kingma ve Wouter van Marken Lichtenbelt, 2015'te yayımlanan bir makalede, pek çok binada iç ortam sıcaklığını belirlemek için kullanılan standart hesap modelinin, onlarca yıl önce, esas olarak orta yaşlı bir erkeğin dinlenme hâlindeki metabolizma değerlerine dayanılarak kurulduğunu belirtti. Kadınların metabolizma hızının ortalamada daha düşük olduğunu gösteren ölçümlerini de ekleyerek, bu modelin kadınlar için gereğinden soğuk ortamlar önerebileceğini öne sürdüler.

Bu örnekte kimse kötü niyetli değildi. Model, kurulduğu dönemin varsayımlarıyla, belirli bir "standart insan" üzerinden yapılmıştı; ve o standart, herkesi temsil etmiyordu. Bir önceki derste, bir kişinin toplumsal konumunun sözünün nasıl dinlendiğini etkilediğini gördük. Bu derste daha derin bir soruyu soracağız: konum, bilginin kendisini, yani hangi soruların sorulduğunu, hangi verilerin toplandığını ve hangi cevapların doğal göründüğünü de etkileyebilir mi? Feminist epistemoloji, bu soruyu sistemli biçimde soran bir gelenektir. Bu derste onun iki önemli ismini, Sandra Harding'i ve Donna Haraway'i, ve onların konumlu bilgi fikrini inceleyeceksin.

Bu dersin kazanımları:

  • Bakış açısı kuramını, güçlü nesnellik kavramını ve Haraway'in konumlu bilgi anlayışını açıklarsın. (anla)
  • Bir iddianın ya da araştırmanın hangi konumdan yapıldığını ve hangi konumların dışarıda kaldığını çözümlersin. (analiz et)
  • Konumlu bilgi fikrinin görecilik itirazına karşı ne kadar dayandığını değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

"Hiçbir yerden bakış" ideali

Modern bilimin ve felsefenin güçlü bir ideali, bilginin kişiden bağımsız olmasıdır: iyi bir bilim insanı, kendi kimliğini, çıkarlarını ve bakış açısını bir kenara bırakıp dünyaya tarafsız bir gözle bakar. Amerikalı felsefeci Thomas Nagel, 1986'da yayımlanan kitabına bu ideale uygun bir ad verdi: Hiçbir Yerden Bakış. Nagel, nesnelliği, kişisel bakış açımızdan giderek uzaklaşarak dünyayı "hiç kimsenin gözünden değil" görmeye çalışmak olarak betimledi.

Feminist epistemologlar bu ideali reddetmedi, ama onun nasıl uygulandığını sorguladı. Onlara göre bilim tarihinde "tarafsız" sayılan pek çok bakış, aslında belirli bir grubun, çoğu zaman eğitimli, varlıklı erkeklerin bakışıydı; ve bu bakış, kendini evrensel sandığı için kendi sınırlarını göremiyordu. Açılıştaki sıcaklık modeli, bu durumun gündelik bir örneğidir: "standart insan" tarafsız bir seçim gibi göründü, ama belirli bir bedenin ölçüleriydi.

Bilimde gözden kaçan varsayımlar

Feminist eleştirmenler, bilimsel çalışmalarda cinsiyete dair varsayımların nasıl gözden kaçabildiğini gösteren pek çok örnek topladı. Amerikalı antropolog Emily Martin, 1991'de yayımlanan "Yumurta ve Sperm" başlıklı makalesinde, biyoloji ders kitaplarının döllenmeyi nasıl anlattığını inceledi. Kitaplar yumurtayı çoğu zaman pasif, beklenen, taşınan bir şey olarak; spermi ise etkin, yarışan, delip geçen bir kahraman olarak betimliyordu. Martin, o dönemin araştırmalarının yumurtanın süreçte çok daha etkin bir rol oynadığını gösterdiğini, ama ders kitabı dilinin toplumsal cinsiyet kalıplarını biyolojiye taşıdığını savundu.

Tıpta da benzer örnekler vardır. ABD'de 1977'de yayımlanan bir yönergeyle, çocuk doğurabilecek yaştaki kadınlar uzun süre erken aşama ilaç denemelerinin dışında tutuldu; 1993'te çıkarılan bir yasa, devlet destekli klinik araştırmalarda kadınların ve azınlıkların uygun biçimde temsil edilmesini zorunlu hâle getirdi. Bu dışlamanın bir sonucu, bazı ilaçların kadınlardaki etkilerinin ve yan etkilerinin, ilaçlar piyasaya çıktıktan sonra ortaya çıkmasıydı. Modül 5'in gözlem ile kuram arasındaki bağ üzerine söylediklerine burada toplumsal bir katman eklenir: kimin incelendiği ve kimin sorular sorduğu, neyin bilineceğini etkiler.

Üç yaklaşım

Harding, 1986'daki kitabında feminist epistemolojiyi üç yaklaşıma ayırdı. Feminist deneycilik, bilimin yöntemlerinin sağlam olduğunu, sorunun bu yöntemlerin yeterince titiz uygulanmamasından kaynaklandığını savunur: kadınları denemelerden dışlamak kötü bilimdir ve daha iyi bilimle düzeltilir. Bakış açısı kuramı, sorunun daha derinde, bilgi üreten topluluğun konumunda olduğunu savunur. Postmodern feminizm ise tek bir doğru ya da tek bir kadın bakışı fikrinin kendisini sorgular. Bu dersin geri kalanı ilk ikisine ve Haraway'in onları birleştirmeye çalışan önerisine odaklanıyor; ama bu ayrım, feminist epistemolojinin tek sesli bir görüş olmadığını baştan hatırlatır.

Bakış açısı kuramı

Bu eleştirilerden bir kuram doğdu: bakış açısı kuramı. Kuramın kökleri Hegel'in efendi ile köle ilişkisi üzerine düşüncelerine ve Marx'ın, işçi sınıfının kapitalizmi burjuvaziden daha iyi görebileceği fikrine uzanır. Amerikalı felsefeci Nancy Hartsock, 1983'teki bir makalesinde bu fikri kadınların konumuna uyguladı. Temel iddia şuydu: toplumda dezavantajlı bir konumda bulunanlar, egemen grupların göremediği ya da görmek istemediği bazı gerçekleri görebilecek bir konumdadır; çünkü toplumsal düzenin bedelini onlar öder ve bu düzenin işleyişini içeriden deneyimler.

Bu kuramın önemli bir inceliği vardır: bakış açısı kendiliğinden gelmez. Dezavantajlı bir konumda bulunmak, otomatik olarak bir bilgi ayrıcalığı sağlamaz; bu konumdan eleştirel bir bakış açısı kazanmak, düşünme, tartışma ve örgütlenme gerektiren bir başarıdır. Bir önceki dersin tarih kutusunda adı geçen Collins, siyah kadınların bilgi üretimi üzerine yazdıklarında, siyah kadınların beyaz ailelerin evlerinde çalışırken edindiği içerideki yabancı konumunun, onlara hem egemen dünyayı içeriden görme hem de ona dışarıdan bakabilme imkânı verdiğini tartıştı.

Harding: güçlü nesnellik

Amerikalı felsefeci Sandra Harding, 1986'da yayımlanan Feminizmde Bilim Sorusu ve sonraki çalışmalarında bakış açısı kuramını bir nesnellik kuramına dönüştürdü. Harding, geleneksel nesnellik anlayışına zayıf nesnellik dedi: bireysel araştırmacının kişisel yanlılıklarını ayıklamaya odaklanan, ama bütün bir bilim topluluğunun paylaştığı varsayımları sorgulamayan bir anlayış. Topluluğun tamamı aynı toplumsal kesimden geliyorsa, ortak varsayımlar görünmez kalır, çünkü onları sorgulayacak kimse yoktur.

Harding'in önerisi güçlü nesnellikti: araştırmayı, özellikle dezavantajlı konumların bakış açısından başlatarak, bilim topluluğunun ortak varsayımlarını da incelemenin konusu yapmak. Bu, nesnellikten vazgeçmek değil, onu daha titiz hâle getirmektir. Güçlü nesnellik, araştırmacının yalnızca nesnesini değil, kendi konumunu ve topluluğunun konumunu da incelemeye katmasını ister.

Haraway: konumlu bilgi

Amerikalı bilim tarihçisi ve felsefeci Donna Haraway, 1988'de yayımlanan "Konumlu Bilgiler" başlıklı makalesinde farklı bir yol izledi. Haraway, "hiçbir yerden bakış" iddiasına tanrı hilesi adını verdi: her şeyi, hiçbir yerden, hiçbir bedenden bakmadan gördüğünü iddia eden bir bakış. Ona göre böyle bir bakış mümkün değildir; her bilgi bir yerden, bir bedenden, belirli araçlar ve belirli ilgilerle üretilir.

Ama Haraway bundan göreciliğe varmadı. Göreciliği de bir tür tanrı hilesi olarak gördü: her yerden eşit olarak bakabildiğini, bu yüzden hiçbir yerde durmadığını iddia eden bir bakış. Haraway'in önerisi, kısmi ve sorumlu bir nesnellikti: bilgi her zaman konumludur, ama bu konumu açıkça kabul etmek, onun sınırlarını görmek ve farklı konumlardan gelen bilgileri birbirine bağlamak, daha güvenilir bir bilgiye götürür. Nesnellik, her şeyi gören tek bir göz değil, birbirine bağlanan ve birbirini düzelten pek çok konumlu bakıştır.

Longino: nesnellik topluluğun ürünüdür

Amerikalı felsefeci Helen Longino, 1990'da yayımlanan Toplumsal Bilgi Olarak Bilim kitabında, bu fikirleri bilim felsefesine sistemli bir biçimde taşıdı. Longino'ya göre nesnellik, bireysel bilim insanlarının bir özelliği değil, bilim topluluklarının bir özelliğidir. Bir topluluk, üyelerinin varsayımlarını birbirine karşı sınayabildiği ölçüde nesneldir. Bunun için dört koşul önerdi: eleştirinin yapılabileceği tanınmış kanallar, eleştirinin dikkate alınması ve görüşlerin buna göre değişmesi, kabul görmüş ortak değerlendirme ölçütleri ve farklı görüşlere eşit ölçüde entelektüel otorite tanınması.

Longino'nun görüşü, Merton'ın örgütlü kuşkuculuğu ile feminist eleştiriyi birleştirir. Örgütlü kuşkuculuk ancak topluluk çeşitliyse tam olarak işler; çünkü herkes aynı varsayımları paylaşıyorsa, kimse onları sorgulamaz. Bu, Modül 5'teki replikasyon krizinin bir başka yüzünü de gösterir: bir topluluğun kendini düzeltme kapasitesi, yalnızca kurumlarına değil, üyelerinin çeşitliliğine de bağlıdır.

Değerler bilimden ayrılabilir mi?

Feminist epistemolojinin en tartışmalı iddialarından biri, bilimin değerlerden tamamen arındırılamayacağıdır. Bu iddianın felsefi kökü, Amerikalı felsefeci Richard Rudner'in 1953'teki bir makalesine uzanır. Rudner, bir bilim insanının bir hipotezi kabul etmek için ne kadar kanıtı yeterli sayacağının, yanılmanın bedeline bağlı olduğunu ve bu bedeli tartmanın bir değer yargısı gerektirdiğini savundu. Bu, Risk–Standart Ayarı dersinde gördüğümüz fikrin bilimdeki karşılığıdır.

Longino bu fikri geliştirerek iki tür değeri ayırdı: doğruluk, tutarlılık, kapsam gibi bilimin kendi işleyişine ait kurucu değerler ve toplumun çıkarları, kaygıları ve önceliklerinden gelen bağlamsal değerler. Bağlamsal değerler, hangi soruların araştırılacağını ve hangi riskin kabul edilebilir sayılacağını etkiler. Longino'ya göre çözüm, bu değerleri gizlemek değil, açıkça ortaya koyup eleştiriye açmaktır.

Görecilik itirazı ve kesişimsellik

Konumlu bilgi fikrine yöneltilen en yaygın itiraz, göreciliktir: her bilgi bir konuma bağlıysa, bir konumun bilgisi ötekinden neden daha iyi olsun? Bakış açısı kuramcılarının cevabı, konumun bilgiyi belirlemediğini, yalnızca bazı şeyleri görmeyi kolaylaştırdığını ya da zorlaştırdığını söylemektir. Bir konumdan görülen şey, yine kanıtla sınanmalıdır. Kadınların metabolizması hakkındaki iddia, bir kadının ofiste üşümesiyle değil, ölçümlerle desteklendi; ama bu ölçümleri yapmayı akla getiren soru, belirli bir konumdan geldi.

İkinci bir itiraz, "kadın bakış açısı" gibi tek bir bakış açısı olmadığıdır. Kadınlar, ırk, sınıf, yaş, beden ve başka pek çok boyutta birbirinden farklıdır. Amerikalı hukukçu Kimberlé Crenshaw, 1989'da yayımlanan bir makalesinde, bu boyutların birbirinden ayrı değil, birbirini keserek işlediğini vurguladı ve buna kesişimsellik adını verdi. Bakış açısı kuramı, bu itirazla birlikte daha incelikli hâle geldi: tek bir "dezavantajlı bakış" değil, birbirini tamamlayan ve bazen birbiriyle çelişen pek çok konumlu bakış vardır.

Konum Haritası

Bu dersin aracı, bir iddianın ya da araştırmanın hangi konumdan yapıldığını ve hangi konumların dışarıda kaldığını görünür kılar. Önce iddiayı ve onu üreten kişiyi ya da kurumu yazarsın. Sonra soru adımını uygularsın: bu araştırma hangi soruları sordu ve hangi soruları sormadı? Üçüncü olarak temsil adımını uygularsın: araştırmada kimler incelendi, kimler incelenmedi; araştırmayı kimler yaptı? Dördüncü olarak eksik bakış adımını uygularsın: dışarıda kalan bir konumdan bakan biri neyi farklı görürdü? Beşinci olarak güçlü nesnellik adımını uygularsın: kendi konumunun bu değerlendirmeyi nasıl etkilediğini yaz.

Bu araç, Karşı-görüş kapısını genişletir: karşı görüş yalnızca başka bir argüman değil, başka bir konumdan gelen bir bakış da olabilir. Harita, bir iddiayı reddetmek için değil, onun sınırlarını görmek ve hangi ek bakışların onu güçlendirebileceğini bulmak için kullanılır.

Örnekler

Basit örnek: kaldırım rampaları

Bir belediye, yeni bir caddenin kaldırımlarını tasarlıyor. Tasarım ekibi, yürüyen bir yetişkinin ihtiyaçlarını düşünerek yüksek ve keskin kenarlı kaldırımlar planlıyor. Konum Haritası'nı uygulayalım. Soru: tasarım "insanlar kaldırımda nasıl yürür?" sorusunu sordu; "tekerlekli sandalye kullanan biri, bebek arabasıyla yürüyen bir ebeveyn ya da bavul çeken bir yolcu karşıya nasıl geçer?" sorusunu sormadı. Temsil: ekipte bu durumları yaşayan kimse yoktu. Eksik bakış: tekerlekli sandalye kullanan biri, kaldırım kenarının onu karşıya geçemez hâle getirdiğini hemen görürdü. Tarih bu örneği somut olarak yaşadı: engelli hakları hareketi, yirminci yüzyılın ikinci yarısında kaldırım rampaları için mücadele etti ve rampalar yaygınlaştığında, yalnızca tekerlekli sandalye kullananların değil, bebek arabalı ebeveynlerin, bisikletlilerin ve yük taşıyanların da işine yaradı. Bir konumdan görülen sorun, çözüldüğünde çok daha geniş bir kesime fayda sağladı. Bu, bakış açısı kuramının özünü gösterir: bazı gerçekler belirli konumlardan daha kolay görünür, ama görüldüklerinde herkes için geçerlidir.

Orta örnek: klinik denemelerde temsil

Bir ilaç şirketi, yeni bir kalp ilacını büyük çoğunluğu orta yaşlı erkeklerden oluşan bir katılımcı grubuyla sınamış ve ilacın etkili ve güvenli olduğunu bildiriyor. Konum Haritası'nı uygulayalım. Soru: araştırma "ilaç etkili mi?" sorusunu sordu; "ilaç kadınlarda, yaşlılarda ya da farklı vücut ağırlığındaki insanlarda aynı biçimde etkili ve güvenli mi?" sorusunu yeterince sormadı. Temsil: kadınlar, yaşlılar ve farklı etnik kökenlerden insanlar denemede az temsil edildi. Eksik bakış: kalp hastalıklarında kadınların belirtilerinin bazen erkeklerinkinden farklı olabildiği bilinen bir olgudur; bu da bir ilacın etkisinin ve yan etkilerinin farklılaşabileceğini düşündürür. Güçlü nesnellik: değerlendirmeyi yapan kişi, kendi yaş ve cinsiyet grubunun temsil edildiği bir denemeye daha kolay güvenmeye eğilimli olabilir. Harita, bu denemenin sonuçlarının yanlış olduğunu söylemez; sonuçların hangi gruplar için güçlü bir kanıt olduğunu ve hangi gruplar için ek araştırma gerektiğini gösterir.

Gerçek hayat örneği: ders kitabının dili

Açılıştaki sıcaklık örneğinin yanında, Emily Martin'in incelediği ders kitaplarını da gerçek hayat örneği olarak düşünelim; bu kez bir öğretmenin gözünden. Bir biyoloji öğretmeni, döllenmeyi anlatırken ders kitabındaki "yumurta beklerken en güçlü sperm yarışı kazanır" gibi ifadeleri kullanıyor. Konum Haritası'nı uygulayalım. Soru: bu anlatım, sürecin biyolojisini mi, yoksa toplumsal cinsiyet rollerine dair tanıdık bir hikâyeyi mi aktarıyor? Temsil: ders kitabının yazıldığı dönemdeki araştırmalar ve yazarlar kimlerdi? Eksik bakış: yumurtanın süreçteki etkin rolünü vurgulayan güncel araştırmalar, farklı bir anlatımı destekler. Güçlü nesnellik: öğretmen, kendi öğrenciliğinde bu anlatımla büyüdüğü için onu doğal bulabilir. Düzeltme: öğretmen, biyolojik süreci, benzetmelerin toplumsal yükünü taşımayan bir dille anlatabilir ve öğrencilerle birlikte ders kitabı dilinin nasıl bir hikâye kurduğunu tartışabilir. Bu örnek, konumlu bilginin yalnızca araştırma değil, öğretim düzeyinde de işlediğini gösterir.

Vakaya dönüş

Salgın vakasına Konum Haritası ile bakalım. Salgın sırasında sağlık otoriteleri, milyonlarca insana yönelik öneriler hazırladı: evde kalın, uzaktan çalışın, ellerinizi sık sık yıkayın, kalabalık ortamlardan kaçının. Bu öneriler, epidemiyolojik kanıtlara dayanıyordu. Ama Konum Haritası'nın soru adımını uygularsak, önerilerin belirli bir hayat biçimini varsaydığını görebiliriz: evden çalışabilecek bir iş, yeterince geniş bir ev, düzenli temiz su erişimi, çocuk bakımını paylaşabilecek bir hane.

Temsil adımı, bu varsayımların kimleri dışarıda bıraktığını gösterir: evden çalışamayan hizmet çalışanları, kalabalık hanelerde yaşayanlar, bakım yükünü tek başına taşıyanlar, çoğunluğu kadın olan sağlık ve bakım çalışanları. Eksik bakış adımı, bu konumlardan bakan birinin önerilerin uygulanabilirliği hakkında neyi farklı göreceğini sorar. Bu, önerilerin epidemiyolojik olarak yanlış olduğunu göstermez; ama bir önerinin uygulanabilir ve adil olup olmadığının, farklı konumlardan gelen bilgiler olmadan tam olarak değerlendirilemeyeceğini gösterir. Güçlü nesnellik, burada salgın politikalarını tasarlayanların, kendi hayat koşullarını evrensel sanmamasını ister.

Araç kartı: Konum Haritası

AlanAçıklama
Ne işe yararBir iddianın ya da araştırmanın hangi konumdan yapıldığını, hangi soruların sorulmadığını ve hangi bakışların dışarıda kaldığını görünür kılar
5K kapısıKarşı-görüş
Adımlar1) İddiayı ve onu üreten kişiyi ya da kurumu yaz. 2) Soru: hangi sorular soruldu, hangileri sorulmadı? 3) Temsil: kimler incelendi, kimler incelenmedi, araştırmayı kimler yaptı? 4) Eksik bakış: dışarıda kalan bir konumdan bakan biri neyi farklı görürdü? 5) Güçlü nesnellik: kendi konumunun bu değerlendirmeyi nasıl etkilediğini yaz
Ne zaman kullanılırBir araştırmanın, bir politikanın ya da bir tasarımın "herkes için" geçerli olduğu iddia edildiğinde; bir alanda uzun süredir sorgulanmayan varsayımlarla karşılaştığında
Sık hataKonumu bilginin tek belirleyicisi sayıp kanıtı göz ardı etmek; ya da tersine, kendi konumunu tarafsız bir başlangıç noktası sanmak

Egzersiz

Egzersizin en öğretici kısmı, dışarıda kalan konumdaki biriyle gerçekten konuşmaktır. Haraway'in söylediği gibi, nesnellik tek bir göz değil, birbirine bağlanan pek çok konumlu bakıştır; o bağlantı, ancak başka bir konumdan konuşan birini dinlediğimizde kurulur.

Mini test

  1. "Hiçbir yerden bakış" ideali nedir ve feminist epistemologlar ona nasıl bir eleştiri getirir?
  2. Bakış açısı kuramı neyi savunur ve bakış açısının "kendiliğinden gelmediği" ne anlama gelir?
  3. Harding'in zayıf ve güçlü nesnellik ayrımı nedir?
  4. Haraway'in "tanrı hilesi" eleştirisi neden hem "hiçbir yerden bakışa" hem de göreciliğe yöneltilir?
  5. Bir akıllı saat şirketi, kalp ritmi ölçüm özelliğini ağırlıklı olarak açık tenli gönüllülerle geliştirmiş ve cihazın "herkes için doğru" ölçüm yaptığını söylüyor. Konum Haritası ile değerlendir.
Cevapları göster
  1. Bilginin kişiden bağımsız, hiç kimsenin gözünden değilmiş gibi elde edilmesi idealidir. Feminist epistemologlar, "tarafsız" sayılan pek çok bakışın aslında belirli bir grubun bakışı olduğunu ve kendini evrensel sandığı için kendi sınırlarını göremediğini savunur.
  2. Dezavantajlı konumlardan, egemen grupların gözden kaçırdığı bazı gerçeklerin daha kolay görülebileceğini savunur. Bu konumda bulunmak otomatik bir ayrıcalık sağlamaz; eleştirel bir bakış açısı, düşünme ve tartışmayla kazanılan bir başarıdır.
  3. Zayıf nesnellik, yalnızca bireysel araştırmacının yanlılıklarını ayıklar ve topluluğun ortak varsayımlarını sorgulamaz. Güçlü nesnellik ise bu ortak varsayımları da, özellikle dezavantajlı konumların bakışından başlayarak, incelemenin konusu yapar.
  4. Çünkü ikisi de hiçbir yerde durmama iddiasıdır: "hiçbir yerden bakış" her şeyi hiçbir konumdan görebildiğini, görecilik ise her yerden eşit görebildiğini iddia eder. Haraway ikisine karşı kısmi, konumlu ve sorumlu bir nesnelliği savunur.
  5. Soru: cihaz "ölçüm doğru mu?" diye sorulmuş, ama "farklı ten renklerinde ölçüm aynı doğrulukta mı?" diye yeterince sorulmamış. Temsil: geliştirme sürecinde koyu tenli kullanıcılar az temsil edilmiş. Eksik bakış: ışığa dayalı ölçüm yöntemlerinin ten rengine duyarlı olabileceği bilinmektedir; koyu tenli bir kullanıcı, ölçümlerin kendisinde güvenilmez olduğunu fark edebilir. "Herkes için doğru" iddiası, farklı gruplarda ayrı ayrı sınanmadan kabul edilmemelidir.

Özet

  • "Hiçbir yerden bakış" ideali, feminist epistemologlara göre çoğu zaman belirli bir grubun bakışını evrensel sanır ve kendi sınırlarını göremez.
  • Emily Martin'in ders kitabı incelemesi ve klinik denemelerde kadınların dışlanması, bilimde gözden kaçan varsayımların örnekleridir.
  • Bakış açısı kuramı, dezavantajlı konumlardan bazı gerçeklerin daha kolay görülebileceğini savunur; ama bu bakış kendiliğinden değil, kazanılarak gelir.
  • Harding'in güçlü nesnelliği, bilim topluluğunun ortak varsayımlarını da incelemeye katar; Haraway'in konumlu bilgisi, hem "tanrı hilesini" hem göreciliği reddeden kısmi ve sorumlu bir nesnellik önerir.
  • Longino'ya göre nesnellik topluluğun bir özelliğidir ve çeşitliliğe bağlıdır; Crenshaw'ın kesişimselliği, tek bir dezavantajlı bakış olmadığını hatırlatır.
  • Konum Haritası, bir iddianın hangi konumdan yapıldığını, hangi soruların sorulmadığını ve hangi bakışların dışarıda kaldığını görünür kılar.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Hiçbir Yerden Bakış kimin, hangi yıl?Thomas Nagel, 1986
"Yumurta ve Sperm" makalesi neyi gösterdi?Ders kitaplarının döllenmeyi toplumsal cinsiyet kalıplarıyla anlattığını
Bakış açısı kuramının kökleri?Hegel'in efendi-köle ilişkisi ve Marx
Güçlü nesnellik kimin kavramı?Sandra Harding
"Konumlu Bilgiler" kimin, hangi yıl?Donna Haraway, 1988
Tanrı hilesi?Her şeyi hiçbir yerden gördüğünü iddia eden bakış
Longino'ya göre nesnellik neyin özelliğidir?Bilim topluluğunun
Kesişimsellik kavramı kimin, hangi yıl?Kimberlé Crenshaw, 1989

Sonraki derse köprü

Longino'nun analizi, nesnelliğin bireylerin değil toplulukların bir özelliği olabileceğini öne sürdü. Bu, yeni bir soruyu gündeme getirir: bir topluluk, bir kurum ya da bir şirket bir şeyi bilebilir mi? "Şirket bu riskten haberdardı" ya da "Bilim topluluğu artık biliyor ki" dediğimizde, bilgiyi bir gruba mı yoksa onun üyelerine mi atfediyoruz? Üyelerinin hiçbirinin tek başına bilmediği bir şeyi grup bilebilir mi? Ders 6.6, grup bilgisini, kolektif inancı ve kurumların hafızasını inceleyecek ve araç kutuna Kolektif Kanıt Kontrolü'nü ekleyecek.

Günlük sorusu: Hayatında "herkes için" tasarlanmış ama sana hiç uymayan bir şey var mı? O tasarımı yapanların senin konumundan bakmadığını nasıl fark ettin?

Tarihte bu tartışma

Toplumsal konumun bilgiyi etkilediği fikri, on dokuzuncu yüzyılda Hegel'in Tinin Fenomenolojisi'ndeki efendi ile köle diyalektiğine ve Marx'ın toplumsal varlığın bilinci belirlediği düşüncesine uzanır. 1923'te Macar felsefeci György Lukács, Tarih ve Sınıf Bilinci'nde işçi sınıfının toplumu bütünlüğü içinde görebilecek bir konumda olduğunu savundu. Feminist bakış açısı kuramı, bu mirası 1970'ler ve 1980'lerde kadınların konumuna uyguladı: Hartsock'un 1983 tarihli makalesi ve Harding'in 1986 tarihli kitabı alanın temel metinleri arasında yer aldı. 1988'de Haraway'in makalesi, bakış açısı kuramını daha esnek bir konumlu bilgi anlayışına dönüştürdü. 1989'da Crenshaw kesişimsellik kavramını, 1990'da Longino toplumsal bilim anlayışını ortaya koydu. Bugün feminist epistemolojinin sorduğu sorular, tıbbi araştırmalarda temsil kurallarından teknoloji tasarımına kadar pek çok alanda kurumsal uygulamalara dönüşmüş durumdadır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.