Giriş
İki öğrenci aynı çoktan seçmeli sınav sorusunu doğru cevaplıyor. Öğretmen ikisine de aynı puanı veriyor. Ertesi gün, derste, öğretmen ikisine de cevaplarını nasıl bulduklarını soruyor. Birincisi soruyu adım adım çözüyor, yanlış seçenekleri neden elediğini anlatıyor. İkincisi omuz silkiyor: "İçimden C dedi." İki cevap da doğruydu ve puan tablosu ikisini ayırmıyor. Ama ikisinin bu soruyu bildiğini söylemekte tereddüt ederiz. Birincisinin başarısı ona aittir; ikincisininki şansa.
Bu modülde şimdiye kadar gerekçeyi inançlara ve süreçlere bakarak aradık: temel inançlar, tutarlı ağlar, kişinin erişebildiği sebepler, güvenilir süreçler. Bu derste bakışımızı değiştireceğiz ve inancın sahibine bakacağız. Erdem epistemolojisi, bilgiyi bilen kişinin yetkinliklerinden ve karakterinden hareketle anlamaya çalışır. Etikte "Doğru eylem nedir?" sorusundan "İyi bir insan nasıl biridir?" sorusuna dönen bir gelenek olduğu gibi, epistemolojide de "Gerekçeli inanç nedir?" sorusundan "İyi bir bilen nasıl biridir?" sorusuna dönen bir yaklaşım var.
Bu dersin kazanımları:
- Erdem epistemolojisinin güvenilirci ve sorumlulukçu kollarını ve Sosa, Zagzebski ve Greco'nun önerilerini açıklarsın. (anla)
- Bir inancın doğruluğunun kişinin yetkinliğinden mi yoksa şanstan mı kaynaklandığını çözümlersin. (analiz et)
- Kendi entelektüel erdem ve kusurlarını değerlendirip bir inanca duyduğun güveni buna göre ayarlarsın. (değerlendir)
Ana anlatım
Süreçten kişiye
Bir önceki derste güvenilirciliğin gerekçeyi süreçlere bağladığını ve bu süreçlerin hangi genişlikte tanımlanacağı konusunda zorlandığını gördük. Erdem epistemolojisi bu güçlüğe kısmen bir çözüm önerir: süreç türlerinin yerine, kişinin kalıcı yetkinliklerine bak. Bir kişinin görme yetisi, bir uzmanın tanıma becerisi, bir araştırmacının dikkati; bunlar tek tek olaylar değil, kişiye ait istikrarlı özelliklerdir. Hangi süreç türünün esas alınacağını sormak yerine, hangi yetkinliğin iş başında olduğunu sorarız.
Ernest Sosa, Ders 4.2'de andığımız 1980 tarihli "Sal ve Piramit" makalesinde entelektüel erdem kavramını epistemolojiye taşıyan ilk isimlerden biri oldu. Ona göre temelcilik ile bağdaşımcılık arasındaki çatışmanın dışında bir üçüncü yol vardı: bir inancı gerekçeli kılan, onu üreten bilişsel yetinin, yani kişinin doğruya ulaşmadaki yetkinliğinin iyi çalışmasıdır.
Sosa'nın üç A'sı: isabet, ustalık, yerindelik
Sosa'nın olgun kuramı, 2007'de yayımlanan Bir Erdem Epistemolojisi kitabında bir performans modeliyle anlatılır. Bir okçunun atışını düşün. Bir atış üç bakımdan değerlendirilebilir. İsabetli midir: hedefi vurdu mu? Ustaca mıdır: atışta okçunun becerisi ortaya çıktı mı? Yerinde midir: isabet, ustalıktan dolayı mı gerçekleşti?
İçselcilik dersindeki okçuyu hatırla: atışı kusursuzdu, ama rüzgâr oku hedeften uzaklaştırmıştı; ustaca ama isabetsiz. Bu, kötü cinin kurbanının durumuydu. Şimdi üçüncü bir okçu düşünelim. Atış ustacadır. Ok yoldayken bir rüzgâr onu hedeften saptırır, ama ikinci bir rüzgâr onu yeniden hedefe taşır. Atış isabetlidir ve ustacadır, ama isabet ustalıktan değil, iki rüzgârın tesadüfen birbirini dengelemesinden kaynaklanır. Bu atış yerinde değildir.
Sosa'ya göre bilgi, yerinde inançtır: doğruluğu, kişinin bilişsel yetkinliğinden kaynaklanan inanç. Bu tanım Gettier vakalarını zarifçe açıklar. Gettier vakalarında kişi iyi gerekçelere sahiptir ve inancı doğrudur; ama doğruluk, iki rüzgârlı okçuda olduğu gibi, tesadüfen gelir. Önce bir şanssızlık gerekçeyi yanlış yere götürür, sonra bir şans onu doğruya bağlar. Zagzebski'nin JTB dersinde gördüğümüz teşhisi, Sosa'nın modelinde bir yapı kazanır.
Hayvani bilgi ve yansıtıcı bilgi
Sosa, iki bilgi düzeyi ayırır. Hayvani bilgi, yerinde inançtır: bilişsel yetkinliğin iş başında olduğu ve doğruya ulaştığı inanç. Bir çocuğun annesinin odada olduğunu bilmesi ya da bir köpeğin sahibini tanıması bu düzeydedir. Yansıtıcı bilgi ise daha yüksek bir düzeydir: kişinin inancının yerinde olduğunu yerinde biçimde onaylaması, yani kendi yetkinliğine dair güvenilir bir bakış açısına sahip olması.
Bu ayrım, içselcilik ile dışsalcılık arasındaki tartışmaya bir uzlaşma sunar. Hayvani bilgi dışsalcıdır: kişinin kendi yetkinliğine erişmesi gerekmez. Yansıtıcı bilgi ise içselci bir boyut taşır: kişi kendi bakış açısından inancını değerlendirir. Descartes'ın aradığı bilgi, Sosa'ya göre, bu yansıtıcı düzeydeki bilgidir; ve onun şüpheci senaryoları, hayvani bilgiyi değil, yansıtıcı bilgiyi tehdit eder.
Ne zaman atmalı: tam yerindelik
Sosa, 2015'te yayımlanan Yargı ve Faillik kitabında modeline bir katman daha ekledi. Yetkin bir avcı yalnızca iyi atış yapmakla kalmaz; ne zaman atacağını da bilir. Hayvan çok uzaktaysa, ışık azsa ya da rüzgâr sertse, iyi bir avcı atmaktan kaçınır. Bir atış, isabetli ve ustaca olsa bile, koşulların riskli olduğu bir anda yapılmışsa, avcının ikinci düzey yetkinliğini, yani risk değerlendirmesini yansıtmaz. Sosa bunu tam yerindelik diye adlandırır: başarının hem birinci düzey yetkinlikten hem de o yetkinliği bu koşullarda kullanma kararının isabetinden kaynaklanması.
Bilgi alanında bu, yargıda bulunmak ile yargıyı askıya almak arasındaki seçime karşılık gelir. Yetkin bir bilen, kanıtları yetersizken hüküm vermekten kaçınmayı da bilir. Pyrrhoncu dersin epokhe'si burada yeni bir anlam kazanır: bazen en yetkin performans, atmamaktır.
Sorumlulukçu kol: Zagzebski
Erdem epistemolojisinin ikinci kolu, erdemleri yetkinlik olarak değil, karakter özellikleri olarak anlar. Amerikalı felsefeci Linda Zagzebski, 1996'da yayımlanan Zihnin Erdemleri kitabında, Aristoteles'in ahlaki erdem anlayışını bilgi alanına taşıdı. Ona göre entelektüel erdemler, açık fikirlilik, entelektüel cesaret, entelektüel alçakgönüllülük, özen, azim ve adalet gibi özelliklerdir.
Zagzebski'ye göre her entelektüel erdemin iki bileşeni vardır. Birincisi bir güdüdür: doğruyu bilme arzusu ve bu arzunun belirli bir biçimi, örneğin açık fikirlilik için karşıt görüşleri adil biçimde dinleme isteği. İkincisi bir başarı bileşenidir: bu güdüyle hareket eden kişinin genellikle doğruya ulaşması. Yalnızca iyi niyet yetmez; niyetin doğruya götüren bir tutarlılıkla hayata geçmesi gerekir. Zagzebski bilgiyi, entelektüel erdem eylemlerinden doğan inanç olarak tanımladı.
İki kol arasındaki fark önemlidir. Sosa'nın güvenilirci kolu, görme ya da bellek gibi doğuştan yetileri de erdem sayar; Zagzebski'nin sorumlulukçu kolu ise erdemleri, zamanla edinilen, övgüyü ve yergiyi hak eden karakter özellikleri olarak görür. Birincisi bir köpeğin de erdemli bir bilen olabileceğini kabul eder; ikincisi erdemi karakter sahibi varlıklara ayırır.
Entelektüel kusurlar
Erdemlerin karşısında entelektüel kusurlar durur. İngiliz felsefeci Quassim Cassam, 2019'da yayımlanan Zihnin Kusurları kitabında, kapalı fikirliliği, entelektüel kibri, saflığı, dogmatizmi ve özensizliği inceledi. Cassam'a göre bu kusurlar, bilgi edinmeyi sistemli biçimde engelleyen karakter özellikleri, düşünme tarzları ve tutumlardır. Bir kişi, bir komplo teorisine yalnızca yanlış bilgiye maruz kaldığı için değil, belirli kusurlar yüzünden de inanabilir: her resmî açıklamayı peşinen şüpheli sayan bir tutum ya da kendi yargısına aşırı güven.
Bu kavramlar, 5K protokolünün Kesinlik kapısı için doğrudan önemlidir. Entelektüel alçakgönüllülük, kişinin güveninin kanıtlarına denk düşmesi, kendi yanılabilirliğinin ve bilgisinin sınırlarının farkında olmasıdır. Kesinlik termometresi dersinde gördüğümüz kalibrasyon, bu erdemin ölçülebilir bir yüzüdür: iyi kalibre olmuş biri, emin olduğu şeylerde sık sık haklı, emin olmadığı şeylerde temkinlidir. Entelektüel kibir aşırı güveni, aşırı alçakgönüllülük ise gereksiz kararsızlığı doğurur; erdem, Aristoteles'in diliyle, bu iki aşırılığın arasında durur.
Greco: bilgi bir başarıdır
Amerikalı felsefeci John Greco, 2010'da yayımlanan Bilgiye Ulaşmak kitabında, erdem epistemolojisini bir övgü kuramı olarak geliştirdi. Greco'ya göre bilgi, doğruluğu kişiye atfedilebilen doğru inançtır. Bir futbolcunun attığı gol, topun rastgele sekmesiyle değil, onun becerisiyle girdiyse ona atfedilir; bir inancın doğruluğu da, kişinin bilişsel becerisiyle açıklanıyorsa ona atfedilir. Açılıştaki birinci öğrenci övgüyü hak eder; ikincisi etmez.
Bu kuramın gücü, bilginin neden değerli olduğunu açıklamasıdır: bilgi bir başarıdır ve başarılar, tesadüfen elde edilen iyi sonuçlardan daha değerlidir. Bu değer sorusunu Ders 4.8'de Menon problemiyle ayrıntılı ele alacağız.
Tanıklık itirazı
Greco'nun kuramına yöneltilen en güçlü itiraz, tanıklıktan gelir. Amerikalı felsefeci Jennifer Lackey'in 2007'de tartıştığı bir örnekte, Chicago'ya ilk kez gelen biri, tren istasyonunda yoldan geçen birine bir binanın yolunu soruyor ve doğru tarifi alıyor. Ziyaretçi binanın yerini bilir. Ama bu bilginin doğruluğu kime atfedilmelidir? Büyük ölçüde, yolu tarif eden kişinin bilgisine. Ziyaretçi yalnızca sormuş ve dinlemiştir. Greco'nun kuramı doğruysa, ziyaretçi başarısının sahibi olmadığı için bilmemelidir; oysa bildiği açıktır.
Greco bu itiraza, başarının ortak olabileceğini söyleyerek cevap verdi: bir takım golünde olduğu gibi, tanıklık yoluyla edinilen bilgide de başarı birden fazla kişiye paylaştırılır. Ziyaretçinin payı, doğru kişiye sormak ve cevabı makul biçimde değerlendirmektir. Bu cevap, Tanıklık dersinde gördüğümüz yetkinlik ve samimiyet ölçütlerinin dinleyici tarafındaki karşılığıdır: iyi bir dinleyici, kime ne soracağını bilir.
Durumculuk itirazı
Sorumlulukçu kola yöneltilen deneysel bir itiraz da vardır. Sosyal psikoloji araştırmalarının bir kısmı, insanların davranışlarının kalıcı karakter özelliklerinden çok, küçük durumsal etkenlerden etkilendiğini öne sürer: aceleci olmak, ruh hâli, çevredeki insanların ne yaptığı. Mark Alfano gibi felsefeciler, bu durumculuk itirazını entelektüel erdemlere uyguladı: açık fikirlilik ya da özen gibi erdemler, gerçekten kalıcı özellikler midir, yoksa uygun koşullarda ortaya çıkan geçici davranışlar mı?
Bu itiraz erdem epistemolojisini çürütmez, ama ona bir ders verir. Erdemler, uygun koşullar olmadan kolayca kaybolabilir. Açık fikirli bir kişi, yorgun, aceleci ya da grubunun baskısı altındayken kapalı fikirli davranabilir. Bu yüzden entelektüel erdemi yalnızca bir karakter özelliği olarak değil, koşulları da düzenlenmesi gereken bir pratik olarak düşünmek gerekir: önemli kararları acele etmeden vermek, karşıt görüşü bilinçli olarak aramak, güveni sayılarla ifade etmek.
Epistemik Erdem Öz-Değerlendirmesi
Bu dersin aracı, bir inancı oluştururken hangi erdem ve kusurların iş başında olduğunu sınar ve güveni buna göre ayarlar. Önce inancı ve ona duyduğun güveni yazarsın. Sonra iki soru kümesi sorarsın. Yetkinlik kümesi, Sosa'nın sorusudur: bu alan, bilişsel yetilerimin güvenilir çalıştığı bir alan mı? Doğruluk, yetkinliğimden mi yoksa şanstan mı kaynaklanıyor olabilir? Karakter kümesi, Zagzebski'nin sorusudur: en güçlü karşıt görüşü dinledim mi (açık fikirlilik)? Güvenim kanıtlarımla orantılı mı (alçakgönüllülük)? Kaynakları kontrol ettim mi (özen)? Popüler olmasa da kanıtın gösterdiğini söyleyebiliyor muyum (cesaret)?
Sonra kusur kontrolü yaparsın: bu inancı oluştururken acele, kibir, saflık ya da dogmatizm iş başında mıydı? Son olarak güvenini ayarlarsın. Araç, Kesinlik kapısında çalışır: güvenin, yalnızca kanıtlara değil, o kanıtları değerlendirirken kullandığın erdemlerin niteliğine de bağlı olmalıdır.
Örnekler
Basit örnek: sınavdaki iki öğrenci
Açılıştaki iki öğrenciye Epistemik Erdem Öz-Değerlendirmesi'ni uygulayalım. Birinci öğrenci için yetkinlik kümesi: soru, öğrencinin çalıştığı ve daha önce benzerlerini çözdüğü bir alandan; doğruluk, adım adım çözümün ürünü. Karakter kümesi: öğrenci yanlış seçenekleri tek tek eledi, bu özen ve azim gösterir. Doğru cevap yerindedir; öğrenci bilir ve güveni yüksek olabilir. İkinci öğrenci için yetkinlik kümesi: öğrenci konuyu çalışmamış; doğruluk büyük olasılıkla şanstan. Karakter kümesi: "içimden geldi" cevabı, bir sezgiye dayanır ama bu sezginin güvenilir olduğuna dair bir kayıt yoktur. Doğru cevap isabetlidir ama yerinde değildir. Öz-değerlendirme ikinci öğrenciye önemli bir şey söyler: bu cevaba duyduğu güven, başarısının kaynağına göre düşük olmalıdır; bir sonraki benzer soruda aynı şans tekrar gelmeyebilir.
Orta örnek: kötü açıdan verilen hakem kararı
Bir futbol maçında hakem, oyuncuların arasından ve kötü bir açıdan bakarak bir pozisyonda penaltı kararı veriyor. Tekrar görüntüleri kararın doğru olduğunu gösteriyor. Öz-değerlendirmeyi uygulayalım. Yetkinlik kümesi: hakem deneyimli ve ihlalleri tanımada genellikle yetkin; ama bu pozisyonda görüş açısı kapalıydı, yani yetkinliğin iş başında olduğu koşullar yoktu. Karar isabetlidir, hakemin genel becerisini de yansıtır, ama isabetin bu pozisyondaki görüşten mi, yoksa oyuncunun düşüş biçiminden yapılan bir tahminden mi geldiği belirsizdir. Karakter kümesi: iyi bir hakem, açısının kötü olduğunu fark ettiğinde bunu kabul eder ve yardımcı hakemlerden ya da görüntü sisteminden destek ister; bu entelektüel alçakgönüllülüktür. Kusur kontrolü: kararı hızla verip ardından savunmak, entelektüel kibre dönüşebilir. Sosa'nın diliyle, hakemin kararı belki hayvani düzeyde yerindedir, ama yansıtıcı düzeyde, kendi görüş koşullarını değerlendirme bakımından eksiktir.
Gerçek hayat örneği: mahalle grubundaki uyarı
Mahalle sakinlerinin mesajlaşma grubunda bir mesaj dolaşıyor: "Belediye açıkladı, yarın şebeke suyu içilmesin, kirlenme var." Mesajın kaynağı belirtilmemiş. Grup üyelerinden birine öz-değerlendirmeyi uygulatalım. Yetkinlik kümesi: bu tür bir uyarının doğruluğunu değerlendirmek için, kişinin kendi gözlemi değil, kaynakları doğrulama becerisi iş başındadır. Karakter kümesi: açık fikirlilik, uyarıyı hemen "yine panik" diye reddetmemeyi gerektirir; özen, belediyenin resmî kanallarını kontrol etmeyi; alçakgönüllülük, doğrulanana kadar kesin konuşmamayı; cesaret ise, grubun geri kalanı mesajı paylaşırken "Resmî kaynakta bulamadım, doğrulayan var mı?" diyebilmeyi. Kusur kontrolü: saflık mesajı hemen iletmeye, kapalı fikirlilik ise onu okumadan reddetmeye götürür. Makul davranış, resmî kaynak kontrol edilene kadar suyu içmemek gibi düşük maliyetli bir önlem almak ve mesajı "doğrulanmadı" notuyla değerlendirmektir. Erdem burada bir cümlede değil, bir davranış dizisinde görünür.
Vakaya dönüş
Modülün iki vakasına erdem epistemolojisiyle bakalım. Sosa, Henry'nin durumunu ayrıntılı olarak tartıştı. Ona göre Henry'nin algısal yetkinliği iş başındadır ve ahırı gerçekten ahır olduğu için görmektedir; inancın doğruluğu bu yetkinlikten kaynaklanır. Bu yüzden Sosa, Henry'nin hayvani bilgiye sahip olduğunu savundu. Ama Henry'nin bu inancı yansıtıcı düzeyde onaylaması, yani "Bu bölgede görüşüme güvenebilirim" diye düşünmesi yerinde değildir, çünkü çevre bu onayı güvenilmez kılar. Henry'nin eksiği yansıtıcı bilgidir. Greco ise farklı düşünür: Henry'nin başarısı, çevrenin tuzakları düşünüldüğünde, yetkinliğine yeterince atfedilemez; bu yüzden bilmez. Erdem epistemologları arasında bile vaka tartışmalıdır.
Durmuş saat vakası daha nettir. Saate bakan kişi, saat okuma yetkinliğini kullanır; ama inancının doğruluğu, bu yetkinlikten değil, saatin tesadüfen doğru anda durmuş olmasından kaynaklanır. Bu, iki rüzgârlı okçunun ta kendisidir: isabetli, ustaca, ama yerinde değil. Sosa'nın modelinde kişi bilmez. Bu iki vaka, erdem epistemolojisinin güçlü yanını da gösterir: Gettier türü tesadüfleri, başarının kaynağını sorarak ayırt eder. Ama çevrenin rolünü, yani başarının ne zaman yetkinliğe "yeterince" atfedilebileceğini belirlemek, hâlâ açık bir sorudur.
Araç kartı: Epistemik Erdem Öz-Değerlendirmesi
| Alan | Açıklama |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir inancı oluştururken hangi yetkinliklerin, erdemlerin ve kusurların iş başında olduğunu sınar ve güveni buna göre ayarlar |
| 5K kapısı | Kesinlik |
| Adımlar | 1) İnancı ve ona duyduğun güveni yaz. 2) Yetkinlik: bu alan yetilerimin güvenilir çalıştığı bir alan mı, doğruluk yetkinlikten mi şanstan mı? 3) Karakter: açık fikirlilik, alçakgönüllülük, özen ve cesaret sorularını cevapla. 4) Kusur kontrolü: acele, kibir, saflık ya da dogmatizm iş başında mıydı? 5) Güvenini, erdemlerin niteliğine göre yeniden ayarla |
| Ne zaman kullanılır | Önemli bir karar öncesinde; bir inanca güçlü biçimde bağlıyken; tartışmalı bir konuda kendi tutumunu gözden geçirirken |
| Sık hata | Öz-değerlendirmeyi kendini aklama aracına çevirmek; ya da tersine, her inancı kusurlu sayıp gereksiz kararsızlığa düşmek |
Egzersiz
Bu egzersizin en zor kısmı, karşıt görüşü onu savunan birinin kabul edeceği biçimde yazmaktır. Bunu yapamıyorsak, çoğu zaman karşıt görüşü değil, onun karikatürünü reddettiğimizi fark ederiz.
Mini test
- Sosa'nın performans modelinde isabet, ustalık ve yerindelik nedir ve bilgi hangisine karşılık gelir?
- Hayvani bilgi ile yansıtıcı bilgi arasındaki fark nedir?
- Zagzebski'ye göre bir entelektüel erdemin iki bileşeni nedir?
- Lackey'in Chicago örneği Greco'nun kuramına nasıl bir itiraz yöneltir ve Greco nasıl cevap verir?
- Bir yatırımcı, üç yıl üst üste piyasa ortalamasının üstünde getiri elde ettiği için yatırım konusunda uzman olduğuna inanıyor. Epistemik Erdem Öz-Değerlendirmesi ile değerlendir.
Cevapları göster
- İsabet, hedefin vurulmasıdır; ustalık, performansta becerinin ortaya çıkmasıdır; yerindelik, isabetin ustalıktan dolayı gerçekleşmesidir. Bilgi, yerinde inançtır.
- Hayvani bilgi, doğruluğu kişinin yetkinliğinden kaynaklanan inançtır. Yansıtıcı bilgi, kişinin bu inancın yerinde olduğunu kendi bakış açısından yerinde biçimde onaylamasını da gerektirir.
- Bir güdü bileşeni, yani doğruyu bilme arzusu ve onun belirli bir biçimi; ve bir başarı bileşeni, yani bu güdüyle hareket edenin genellikle doğruya ulaşması.
- Ziyaretçi binanın yerini bilir, ama doğruluk büyük ölçüde yolu tarif edene atfedilir; kuram ziyaretçinin bilmediğini söylemek zorunda kalır. Greco, başarının ortak olabileceğini, ziyaretçinin payının doğru kişiye sormak ve cevabı makul biçimde değerlendirmek olduğunu söyler.
- Yetkinlik sorusu: üç yıllık başarı, yetkinlikten mi şanstan mı kaynaklandı? Piyasa genel olarak yükseldiyse ya da belirli bir sektör şanslı bir dönem geçirdiyse, isabet yerinde olmayabilir. Karakter sorusu: yatırımcı, aynı dönemde benzer getiri elde eden ama uzman olmayanlarla kendini karşılaştırdı mı? Kusur kontrolü: başarı sonrası aşırı güven, entelektüel kibrin tipik bir biçimidir. Güven, daha uzun bir dönem ve karşılaştırmalı bir kayıt görülene kadar düşük tutulmalıdır.
Özet
- Erdem epistemolojisi, bilgiyi ve gerekçeyi süreçlerden değil, bilen kişinin yetkinliklerinden ve karakterinden hareketle anlar.
- Sosa'nın modelinde bir inanç isabetli, ustaca ve yerinde olabilir; bilgi, doğruluğu yetkinlikten kaynaklanan yerinde inançtır ve Gettier tesadüflerini dışarıda bırakır.
- Sosa hayvani ve yansıtıcı bilgiyi ayırır; şüpheci senaryolar asıl olarak yansıtıcı bilgiyi tehdit eder.
- Zagzebski'nin sorumlulukçu kolunda entelektüel erdemler, güdü ve başarı bileşenlerini birleştiren karakter özellikleridir; Cassam bunların karşısındaki kusurları inceler.
- Greco'ya göre bilgi, doğruluğu kişiye atfedilebilen bir başarıdır; tanıklık itirazına ortak başarı fikriyle cevap verir.
- Durumculuk itirazı, erdemlerin koşullara bağlı olduğunu hatırlatır; Epistemik Erdem Öz-Değerlendirmesi, güveni kullanılan erdemlerin niteliğine göre ayarlar.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Sosa'nın okçu modelinin üç ölçütü? | İsabet, ustalık, yerindelik |
| İki rüzgârlı okçu neyi gösterir? | İsabetli ve ustaca ama yerinde olmayan başarıyı; yani Gettier yapısını |
| Hayvani ve yansıtıcı bilgi farkı? | Yerinde inanç ile bu inancın yerinde olduğunun yerinde onayı |
| Güvenilirci ve sorumlulukçu kol farkı? | Yetkinlikler ile karakter özellikleri |
| Zihnin Erdemleri kimin, hangi yıl? | Linda Zagzebski, 1996 |
| Cassam'ın incelediği kusurlar? | Kapalı fikirlilik, kibir, saflık, dogmatizm, özensizlik |
| Greco'ya göre bilgi? | Doğruluğu kişinin becerisine atfedilebilen doğru inanç |
| Durumculuk itirazı? | Erdemler kalıcı özellikler olmayabilir, koşullara bağlı davranışlar olabilir |
Sonraki derse köprü
Bu modülde şimdiye kadar incelediğimiz bütün kuramlar aynı işi yaptı: bilgiyi daha temel parçalardan kurmaya çalıştı. İnanç artı doğruluk artı bir şey daha: gerekçe, güvenilirlik, yerindelik. İngiliz felsefeci Timothy Williamson ise bu projenin baştan yanlış olduğunu savundu. Ona göre bilgi, parçalara ayrılamayan temel bir kavramdır; inanç ve gerekçe ise bilgiye göre anlaşılmalıdır. Hatta kanıtın kendisi de bilgiden ibarettir. Ders 4.6 Williamson'ın bilgi-önce epistemolojisini inceleyecek ve araç kutuna Kanıt = Bilgi Kontrolü'nü ekleyecek.
Günlük sorusu: Son zamanlarda doğru çıkan bir tahminin ya da kararın aklına gelsin. O başarı gerçekten sana mı aitti, yoksa rüzgâr mı seni hedefe taşıdı?
Tarihte bu tartışma
Entelektüel erdem fikri, Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik'inin altıncı kitabına kadar uzanır. Aristoteles orada ahlaki erdemlerin yanında düşünme erdemlerini, örneğin bilimsel bilgiyi, pratik bilgeliği ve kavrayışı inceledi. Modern epistemolojide bu fikri yeniden canlandıran, Ernest Sosa'nın 1980 tarihli makalesi oldu. 1980'lerde Kanadalı felsefeci Lorraine Code, 1987'de yayımlanan Epistemik Sorumluluk kitabında, bilen kişinin sorumluluğunu ve karakterini epistemolojinin merkezine koydu; James Montmarquet de 1993'te erdem ile inanç sorumluluğu arasındaki ilişkiyi inceledi. 1996'da Zagzebski'nin kitabı sorumlulukçu kolu sistemli bir kurama dönüştürdü. Yirmi birinci yüzyılda Sosa'nın performans modeli ve Greco'nun başarı kuramı, erdem epistemolojisini çağdaş bilgi tartışmasının ana akımlarından biri hâline getirdi.