Giriş
Bir sabah iş yerine geldiğinde, bir meslektaşın sana "Dün akşam seni stadyumun önünde gördüm" diyor. Oysa sen dün akşam evdeydin. Meslektaşın ısrar ediyor: "Kesin sendin, aynı mont, aynı yürüyüş." Onun gözlerine güvenmeli misin? Bu, onun gözlerinin genel olarak iyi olup olmadığına bağlı gibi görünür. Ama soruyu biraz daha ayrıntılandırınca iş karışır: onun gözleri gündüz ve yakından iyi olabilir, ama akşam, kalabalıkta, uzaktan ve yalnızca arkadan görülen birini tanımakta ne kadar iyidir? Aynı "görme" olayı, hangi genişlikte tanımlandığına göre çok güvenilir ya da hiç güvenilir olmayan bir süreç gibi görünür.
Bir önceki derste dışsalcılığın ana fikrini gördük: bir inancı gerekçeli kılan şey, kişinin erişemediği etkenleri, örneğin inancı üreten sürecin güvenilirliğini, içerebilir. Bu derste bu fikrin en etkili biçimini, Alvin Goldman'ın süreç güvenilirciliğini inceleyeceksin. Güvenilircilik basit ve güçlü bir öneridir: iyi süreçler gerekçeli inançlar üretir. Ama "süreç" kavramının kendisi, bu dersin asıl konusu olan bir güçlüğü saklar. Stadyumun önündeki tanıma, bu güçlüğün tam ortasındadır.
Bu dersin kazanımları:
- Goldman'ın süreç güvenilirciliğini ve genellik problemini açıklarsın. (anla)
- Bir inancı üreten süreci farklı genişliklerde tanımlayıp güvenilirliğin nasıl değiştiğini çözümlersin. (analiz et)
- Bir bilgi kaynağının güvenilirlik iddiasını, hangi süreç türüne ve hangi ortama göre ölçüldüğünü sorgulayarak değerlendirirsin. (değerlendir)
Ana anlatım
Goldman'ın önerisi
Alvin Goldman, 1979'da yayımlanan "Gerekçeli İnanç Nedir?" başlıklı makalesinde, gerekçeyi kanıt, sebep ya da tutarlılık gibi kavramlarla değil, inancı üreten bilişsel süreçlerin niteliğiyle tanımlamayı önerdi. Goldman'ın başlangıç noktası basit bir gözlemdi. Hangi süreçlerin gerekçeli inanç ürettiğini sezgisel olarak biliriz: algı, bellek, iyi akıl yürütme, içebakış. Hangilerinin üretmediğini de biliriz: hüsnükuruntu, tahmin, aceleci genelleme, yazı tura atmak. İlk gruptaki süreçleri ortak kılan şey nedir? Goldman'ın cevabı: güvenilirlikleri, yani yanlıştan çok doğru inanç üretme eğilimleri.
Bu tanım ilk bakışta sezgilerimize çok iyi uyar. Piyangoyu kazanacağına, kazanmayı çok istediği için inanan birinin inancı, tesadüfen doğru çıksa bile gerekçesizdir; çünkü hüsnükuruntu genellikle yanlış inançlar üretir. Bir doktorun bir röntgen görüntüsüne bakıp kırığı fark etmesi gerekçelidir; çünkü eğitimli bir göz, bu tür görüntülerde çoğunlukla doğru sonuca varır. Güvenilircilik, bu ikisini ayırmak için kişinin kafasının içine bakmayı gerektirmez; sürecin dünyadaki başarı kaydına bakar.
İnanca bağlı ve inançtan bağımsız süreçler
Goldman, süreçleri iki türe ayırdı. İnançtan bağımsız süreçler, girdisi inanç olmayan süreçlerdir: algı, örneğin, deneyimlerden inanç üretir. Bu süreçler için ölçüt basittir: ürettikleri inançların çoğu doğru mu? İnanca bağlı süreçler ise girdisi başka inançlar olan süreçlerdir: akıl yürütme, örneğin, öncüllerden sonuç üretir. Bir akıl yürütme süreci ne kadar iyi olursa olsun, yanlış öncüllerle başlarsa yanlış sonuca varabilir. Bu yüzden Goldman, inanca bağlı süreçler için koşullu güvenilirlik ölçütünü önerdi: girdiler doğru olduğunda çıktılar da çoğunlukla doğru mu?
Bu ayrım, güvenilirciliğin temelci bir yapıya sahip olduğunu gösterir. İnançtan bağımsız süreçlerin ürünleri bir tür temel oluşturur; inanca bağlı süreçler bu temelden yukarı doğru gerekçe taşır. Ama temelciliğin aksine, temel inançların gerekçesi kişinin erişebildiği bir deneyimde değil, sürecin güvenilirliğinde yatar. Bu, Ders 4.1'de anılan dışsalcı temelciliğin tam da kendisidir.
Doğallaştırılmış epistemoloji
Güvenilirciliğin bir cazibesi de epistemolojiyi bilimle buluşturmasıdır. Amerikalı felsefeci W. V. O. Quine, 1969'da yayımlanan "Doğallaştırılmış Epistemoloji" makalesinde, bilginin nasıl edinildiğini anlamak için psikolojiye bakmamız gerektiğini savunmuştu. Güvenilircilik bu çağrıya bir yol açar: hangi süreçlerin güvenilir olduğu, kısmen deneysel bir sorudur. Algı yanılsamalarını, bellek çarpıtmalarını, bilişsel önyargıları inceleyen bilim, hangi koşullarda hangi süreçlere güvenebileceğimizi bize söyleyebilir.
Goldman bu programı, bir önceki derste normal dünyalar önerisiyle andığımız 1986 tarihli kitabında ayrıntılandırdı. Bellek dersinde gördüğün Loftus deneyleri, bu programın bir örneği gibi okunabilir: tanık belleğinin hangi koşullarda güvenilmez hâle geldiğini deneysel olarak ortaya koymak, tanıklığa dayanan inançların ne ölçüde gerekçeli olduğunu anlamaya katkıda bulunur.
Süreç türü ve süreç örneği
Şimdi güvenilirciliğin en ciddi güçlüğüne gelelim. Bir inancı üreten şey, belirli bir zamanda, belirli bir kişide gerçekleşen tek bir olaydır; buna süreç örneği denir. Ama güvenilirlik tek bir olayın değil, bir süreç türünün özelliğidir: bir süreç türü, pek çok örneği üzerinden bakıldığında çoğunlukla doğru inanç üretiyorsa güvenilirdir. Tek bir olay ya doğrudur ya yanlış; onun "çoğunlukla doğru" olması anlamsızdır.
Öyleyse bir inancın gerekçeli olup olmadığını belirlemek için, onu üreten süreç örneğinin hangi türe ait olduğunu bilmemiz gerekir. Sorun şuradadır: her süreç örneği, sayısız türe aynı anda aittir. Meslektaşının seni stadyumun önünde görmesi, "görme" türünün de, "akşam görme" türünün de, "akşam kalabalıkta uzaktan arkadan görme" türünün de, "o akşam o sokak lambasının altında, o açıdan, mont giymiş birini görme" türünün de bir örneğidir. Bu türlerin güvenilirliği birbirinden çok farklıdır.
Genellik problemi
Bu güçlüğe genellik problemi denir. Goldman onu 1979 makalesinde fark etmişti; zihinselciliğin savunucuları Conee ve Feldman ise 1998'de yayımlanan bir makalede, onu güvenilirciliğe karşı en güçlü itiraz hâline getirdi. Problem iki yönden kıstırır.
Süreç türünü çok geniş tanımlarsak, örneğin yalnızca "görme" dersek, bütün görme inançları aynı derecede gerekçeli çıkar. Oysa kalın bir siste uzaktan görmek ile gün ışığında yakından görmek aynı gerekçeyi vermez. Süreç türünü çok dar tanımlarsak, örneğin "o akşam o sokak lambasının altında o açıdan görme" dersek, türün tek bir örneği olur ve güvenilirliği ya tamamen doğru ya tamamen yanlış çıkar; yani inanç doğruysa gerekçeli, yanlışsa gerekçesiz olur. Bu da gerekçe ile doğruluğu birbirine eşitler ve güvenilirciliği anlamsız kılar.
Güvenilircinin ihtiyacı, doğru genişliği seçmek için ilkeli bir kuraldır. Keyfi bir seçim, sonucu da keyfi kılar: istediğimiz sonucu elde etmek için uygun genişlikte bir tür seçebiliriz.
Güvenilirlik neyin oranı?
Cevaplara bakmadan önce, problemin arkasındaki bir soruyu da sormak gerekir: bir sürecin güvenilirliği tam olarak neyle ölçülür? En basit cevap, sürecin fiilen ürettiği inançlar arasında doğru olanların oranıdır. Ama bu cevap sorun yaratır. Yeni bir cihaz yalnızca üç kez kullanıldıysa ve üçünde de doğru sonuç verdiyse, oranı kusursuzdur; yine de bu kadar az örnekle güvenilir sayılamaz. Bu yüzden güvenilirciler genellikle güvenilirliği bir eğilim olarak anlar: süreç, fiilen kullanılmasa bile, kullanılacağı olağan koşullarda çoğunlukla doğru sonuç verir miydi? Eğilim yorumu küçük örneklem sorununu çözer, ama yeni bir soru açar: hangi koşullar "olağan" sayılacak? Bu soru, genellik probleminin bir başka yüzüdür: türü seçmek ile koşulları seçmek aynı işin iki parçasıdır.
Genellik problemine cevaplar
Güvenilirciler birkaç cevap önerdi. Bir cevap, süreç türlerini bilişsel bilimin belirlemesi gerektiğini söyler: doğru tür, beynin gerçekten kullandığı, psikolojik olarak gerçek bir mekanizmadır. William Alston bu yönde, inancı üreten türün, girdiyi çıktıya dönüştüren gerçek bir psikolojik işlev olduğunu önerdi. Bu cevabın güçlüğü, bilişsel bilimin de bir süreci farklı düzeylerde betimleyebilmesidir: görme sistemi, yüz tanıma modülü, loş ışıkta yüz tanıma.
İkinci bir cevap, ortamın ilgili özelliklerini türe dahil etmeyi önerir: ışık, mesafe, karıştırılabilecek benzer nesnelerin sıklığı gibi. Bu cevap sezgilere daha iyi uyar, ama hangi ortam özelliklerinin "ilgili" olduğunu belirlemek yine bir seçim gerektirir. Üçüncü bir cevap ise, genellik probleminin yalnızca güvenilircilerin değil, herkesin sorunu olduğunu savunur: içselciler de bir kanıtın "türü"nü belirlemek zorundadır ve benzer bir seçimle karşılaşır. Bu cevap güvenilirciliği kurtarmaz, ama onu tek başına suçlu olmaktan çıkarır.
Kolay bilgi ve önyükleme
Güvenilirciliğe yöneltilen bir başka itiraz, önyükleme itirazıdır. Amerikalı felsefeci Jonathan Vogel, 2000'de yayımlanan bir makalesinde şu durumu tartıştı. Roxanne adında biri, arabasının yakıt göstergesine bakıp depodaki yakıt miktarına inanıyor. Gösterge güvenilir olduğu için, güvenilirciliğe göre Roxanne'in inancı gerekçelidir; Roxanne göstergenin güvenilir olduğunu bilmese de. Şimdi Roxanne her sabah şöyle düşünüyor: "Gösterge yarım depo diyor; depo yarım; demek ki gösterge bu sefer doğru." Bunu yüzlerce kez tekrarlıyor ve sonunda "Göstergem güvenilir" sonucuna varıyor.
Roxanne'in her adımı, güvenilircilik açısından güvenilir süreçlerle oluşmuştur. Ama sonuca vardığı yol açıkça boştur: göstergenin güvenilirliğini, göstergenin kendisine bakarak doğrulamıştır. Bir aracın güvenilirliğini yalnızca o aracın kendi okumalarıyla sınamak, Agrippa'nın döngüsünün bir biçimidir. Stewart Cohen, benzer örneklerden yola çıkarak bu soruna kolay bilgi problemi adını verdi: güvenilircilik, bilginin fazla kolay elde edilmesine izin veriyor gibidir.
Güvenilirlik kime göre, hangi ortamda?
Genellik problemi ve önyükleme, gündelik hayat için önemli bir ders içerir. Bir kaynağın ya da yöntemin güvenilir olduğunu söylediğimizde, her zaman üç şeyi belirtmemiz gerekir: hangi tür sorularda, hangi koşullarda, hangi karşılaştırma grubuna göre? Bir haber sitesi ekonomi haberlerinde güvenilir, sağlık haberlerinde güvenilmez olabilir. Bir test bir yaş grubunda iyi çalışıp başka bir yaş grubunda zayıf kalabilir. "Bu kaynak güvenilirdir" cümlesi, bu belirtmeler yapılmadıkça yarım bir iddiadır.
İkinci ders şudur: bir kaynağın güvenilirliğini, o kaynağın kendi söylediklerinden bağımsız bir yolla sınamak gerekir. Bir kurumun kendi başarı raporuna, bir yatırım danışmanının kendi geçmiş performans özetine ya da bir uygulamanın kendi doğruluk beyanına güvenmek, Roxanne'in göstergesine bakıp göstergeyi doğrulaması gibidir. Kaynaklar modülünde gördüğümüz bağımsız doğrulama ilkesi, güvenilircilik açısından da vazgeçilmezdir.
Süreç Güvenilirlik Skoru
Bu dersin aracı, bir kaynağın ya da sürecin güvenilirliğini, genellik problemini görünür kılarak değerlendirmeyi sağlar. Önce inancı ve onu üreten süreci yazarsın. Sonra süreci üç genişlikte tanımlarsın: geniş tür, orta tür ve dar tür. Orta tür, ortamın ilgili özelliklerini, yani ışığı, mesafeyi, konunun türünü, karıştırılabilecek alternatiflerin sıklığını içermelidir. Her tür için eldeki isabet bilgisini ya da makul bir tahmini yazarsın. Sonra kararı hangi türe dayandıracağını gerekçelendirirsin: bu durumu tipik örneklerden ayıran ilgili özellikler nelerdir? Son olarak güvenilirlik kanıtının nereden geldiğini kontrol edersin: sürecin kendi çıktılarından mı, yoksa bağımsız bir sınamadan mı?
Araç 5K protokolünün Kaynak kapısında çalışır. Bir kaynağa güvenip güvenmeyeceğini sorarken, "güvenilir mi?" sorusunu "hangi tür sorularda, hangi koşullarda, kime göre ve neye dayanarak güvenilir?" sorusuna çevirir. Skor tek bir sayı değil, bir aralıktır: geniş türde yüksek, ilgili orta türde düşük çıkan bir süreç, o durumda düşük skorla değerlendirilmelidir.
Örnekler
Basit örnek: kalabalıkta bir yüz
Açılıştaki durumu Süreç Güvenilirlik Skoru ile değerlendirelim. İnanç: "Dün akşam stadyumun önünde gördüğüm kişi sendin." Geniş tür: görme yoluyla tanıdık birini tanıma. Bu tür, gündelik hayatta çoğunlukla doğru sonuç verir. Orta tür: akşam, kalabalıkta, uzaktan ve arkadan, yalnızca giysi ve yürüyüşe dayanarak tanıma. Bu türün isabeti çok daha düşüktür; aynı montu giyen ve benzer yürüyen başka biri olabilir. Dar tür: o akşamki tek olay; bu düzeyde güvenilirlik anlamını yitirir. Hangi türe dayanmalıyız? İlgili özellikler ışık, mesafe, açı ve yalnızca arkadan görülmüş olmasıdır; bu yüzden orta tür esas alınmalıdır. Güvenilirlik kanıtı nereden geliyor? Meslektaşının "kesin sendin" duygusundan; bu duygu, sürecin kendi çıktısıdır ve bağımsız bir sınama değildir. Sonuç: meslektaşının inancının skoru, geniş türün izlenimine göre değil, orta türün düşük isabetine göre düşüktür.
Orta örnek: hava tahmini uygulaması
Telefonundaki hava tahmini uygulaması, on gün sonrası için "Güneşli" diyor ve sen o gün için bir açık hava etkinliği planlıyorsun. Süreç Güvenilirlik Skoru'nu uygulayalım. Geniş tür: bu uygulamanın hava tahminleri. Uygulamanın genel güvenilirliği iyi olabilir. Orta tür: bu uygulamanın bu bölge için on gün sonrasına yaptığı tahminler. Meteoroloji kurumlarının da vurguladığı gibi, tahminlerin isabeti genellikle tahmin süresi uzadıkça azalır; birkaç gün sonrası için yapılan tahmin, on gün sonrası için yapılandan daha güvenilirdir. Dağlık ya da kıyı bölgeleri gibi yerel koşullar da isabeti etkileyebilir. Hangi tür esas alınmalı? Karar on gün sonrasını ilgilendirdiği için orta tür. Güvenilirlik kanıtı nereden geliyor? Uygulamanın genel reklamından değil, bu bölgede bu süre için geçmiş isabetinden gelmeli; bunu bilmiyorsan, etkinlik için bir yedek plan yapmak, düşük skoru hesaba katmanın yoludur.
Gerçek hayat örneği: hızlı tanı testi
Bir eczaneden alınan hızlı bir tanı testi, bir enfeksiyon için "negatif" sonuç veriyor. Süreç Güvenilirlik Skoru'nu uygulayalım. Geniş tür: bu testin sonuçları. Üretici, testin laboratuvar koşullarında belirli bir doğruluğa sahip olduğunu belirtiyor olabilir. Orta tür: bu testin, belirtisi olmayan ya da enfeksiyonun erken döneminde olan kişilerde verdiği negatif sonuçlar. Pek çok hızlı test için, bu tür koşullarda duyarlılığın belirgin biçimde düştüğü, yani enfeksiyonu kaçırma ihtimalinin arttığı bilinir; bu yüzden sağlık otoriteleri çoğu zaman tekrar test yapılmasını ya da doğrulayıcı bir test uygulanmasını önerir. Hangi tür esas alınmalı? Kişinin belirti durumu ve olası temas zamanı ilgili özelliklerdir; bu yüzden orta tür. Güvenilirlik kanıtı nereden geliyor? Üreticinin beyanından mı, yoksa bağımsız değerlendirmelerden mi? Bu örnek, genellik probleminin felsefi bir bilmece olmadığını, sağlık kararlarının tam ortasında durduğunu gösterir: aynı sonuç, hangi referans grubuna göre okunduğuna bağlı olarak çok farklı bir güven düzeyi taşır.
Vakaya dönüş
Modülün iki vakasını genellik problemiyle yeniden okuyalım. Henry'nin inancını üreten süreç hangi türe aittir? Geniş tür, "gündüz vakti yakından görerek bir ahırı tanıma", çok güvenilirdir; bu türe göre Henry'nin inancı gerekçelidir. Ama ilgili ortam özelliği hesaba katıldığında, yani "sahte cephelerin yaygın olduğu bir bölgede görerek ahır tanıma", tür güvenilmezdir; bu türe göre inanç gerekçesiz sayılır, gerekçeli sayılsa bile bilgiye ulaşmaz. Goldman'ın 1976 makalesindeki önerisi tam olarak buydu: bilgi, kişinin, ortamda gerçekten var olan ilgili alternatifleri ayırt edebilmesini gerektirir. Henry, ahırı sahte cepheden ayırt edemez; bu yüzden bilmez.
Durmuş saat vakası genellik problemini daha da keskin gösterir. Geniş tür, "bir saate bakarak zamanı öğrenme", güvenilirdir. Ama "durmuş bir saate bakarak zamanı öğrenme" türü son derece güvenilmezdir; günde yalnızca iki kez doğru sonuç verir. Hangi tür esas alınmalı? Saate bakan kişi, saatin durduğunu bilmiyor; o hâlde tür, kişinin bildikleriyle mi, yoksa dünyadaki mekanizmayla mı belirlenmelidir? Güvenilirci ikincisini seçerse, vakayı doğru çözer, ama türü bireyleştirmek için kişinin erişemediği bir bilgiye dayanır. İçselcinin itirazı burada geri döner: kişinin bilmediği bir özelliğe göre onun gerekçesini değerlendirmek adil midir? İki vaka, genellik probleminin gerekçelendirme tartışmasının tam merkezinde durduğunu gösterir.
Araç kartı: Süreç Güvenilirlik Skoru
| Alan | Açıklama |
|---|---|
| Ne işe yarar | Bir kaynağın ya da sürecin güvenilirliğini, hangi süreç türüne ve hangi ortama göre ölçüldüğünü açıkça belirterek değerlendirir |
| 5K kapısı | Kaynak |
| Adımlar | 1) İnancı ve onu üreten süreci yaz. 2) Süreci üç genişlikte tanımla: geniş, orta (ilgili ortam özellikleriyle), dar. 3) Her tür için bilinen isabeti ya da makul bir tahmini yaz. 4) Kararı hangi türe dayandıracağını, durumu tipik örneklerden ayıran özelliklerle gerekçelendir. 5) Güvenilirlik kanıtının sürecin kendi çıktılarından mı, bağımsız bir sınamadan mı geldiğini kontrol et |
| Ne zaman kullanılır | "Bu kaynak güvenilirdir", "bu test doğrudur", "gözlerime güvenirim" gibi genel güvenilirlik iddialarıyla karşılaştığında; özellikle koşulların tipik olmadığı durumlarda |
| Sık hata | Geniş türün yüksek güvenilirliğini, koşulları farklı olan bir duruma olduğu gibi aktarmak; bir kaynağın güvenilirliğini yalnızca kendi beyanıyla doğrulamak |
Egzersiz
Bu egzersizin ikinci kısmı, çoğu zaman Roxanne'in göstergesine benzer durumlar ortaya çıkarır. Bir kaynağa uzun süre güvenmek, onun güvenilir olduğuna dair bağımsız bir kanıt değildir; yalnızca şimdiye kadar yanıldığını fark etmediğimizi gösterir.
Mini test
- Goldman'a göre bir inancı gerekçeli kılan nedir ve hüsnükuruntu neden gerekçe üretmez?
- İnançtan bağımsız ve inanca bağlı süreçler arasındaki fark nedir ve ikincisi için hangi ölçüt önerilir?
- Genellik problemi nedir ve süreç türünün çok geniş ya da çok dar tanımlanması neden sorun yaratır?
- Vogel'in yakıt göstergesi örneği güvenilirciliğe nasıl bir itiraz yöneltir?
- Bir kişisel gelişim uzmanının web sitesinde "Danışanlarımın büyük çoğunluğu hedeflerine ulaştı" yazıyor. Süreç Güvenilirlik Skoru ile değerlendir.
Cevapları göster
- İnancın güvenilir bir bilişsel süreçle, yani çoğunlukla doğru inanç üreten bir süreçle oluşturulması. Hüsnükuruntu genellikle yanlış inanç ürettiği için, tesadüfen doğru çıksa bile gerekçe vermez.
- İnançtan bağımsız süreçlerin girdisi inanç değildir (algı gibi); inanca bağlı süreçlerin girdisi başka inançlardır (akıl yürütme gibi). İkincisi için koşullu güvenilirlik ölçütü önerilir: girdiler doğru olduğunda çıktılar da çoğunlukla doğru mu?
- Her inanç örneği sayısız süreç türüne aittir ve bunların güvenilirliği farklıdır. Çok geniş tür, farklı koşullardaki inançları aynı derecede gerekçeli sayar; çok dar tür, tek örnekli olur ve gerekçeyi doğrulukla eşitler.
- Güvenilir bir göstergeye bakarak oluşan inançlar gerekçeli olduğu için, Roxanne göstergenin güvenilirliğini göstergenin kendi okumalarıyla doğrulayabilir gibi görünür; bu önyükleme açıkça döngüseldir ve bilgiyi fazla kolay kılar.
- Kaynak, güvenilirliğini kendi beyanıyla ortaya koyuyor; bu bir önyükleme riskidir. "Büyük çoğunluk" belirsizdir ve hangi danışanlar, hangi hedefler, kime göre başarı sorusu cevapsızdır. Orta tür olarak "senin durumundaki danışanlarda, senin hedefine benzer hedeflerde" başarı oranı sorulmalı ve bağımsız bir değerlendirme aranmalıdır. Skor, bu bilgiler olmadan düşük tutulmalıdır.
Özet
- Goldman'ın süreç güvenilirciliğine göre bir inanç, çoğunlukla doğru inanç üreten güvenilir bir süreçle oluşturulduğunda gerekçelidir.
- İnançtan bağımsız süreçler için güvenilirlik, inanca bağlı süreçler için koşullu güvenilirlik ölçüt alınır; bu yapı dışsalcı bir temelciliktir.
- Güvenilircilik, epistemolojiyi bilişsel bilimle buluşturan doğallaştırılmış bir programdır.
- Genellik problemi, her inanç örneğinin sayısız süreç türüne ait olmasından ve doğru türü seçecek ilkeli bir kuralın bulunmamasından doğar.
- Önyükleme itirazı, bir kaynağın güvenilirliğinin yalnızca kendi çıktılarıyla doğrulanamayacağını gösterir.
- Süreç Güvenilirlik Skoru, "güvenilir mi?" sorusunu "hangi tür sorularda, hangi koşullarda, neye dayanarak?" sorusuna çevirir.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Goldman'ın güvenilircilik makalesi hangi yıl yayımlandı? | 1979, "Gerekçeli İnanç Nedir?" |
| Güvenilir süreç örnekleri? | Algı, bellek, iyi akıl yürütme, içebakış |
| Güvenilmez süreç örnekleri? | Hüsnükuruntu, tahmin, aceleci genelleme |
| Koşullu güvenilirlik? | Girdiler doğru olduğunda çıktıların çoğunlukla doğru olması |
| Süreç türü ile süreç örneği farkı? | Güvenilirlik türün özelliğidir; örnek tek bir olaydır |
| Genellik problemini kim güçlendirdi, hangi yıl? | Conee ve Feldman, 1998 |
| Vogel'in önyükleme örneği? | Roxanne ve yakıt göstergesi, 2000 |
| Güvenilirlik iddiasına sorulacak üç soru? | Hangi tür sorularda, hangi koşullarda, neye dayanarak? |
Sonraki derse köprü
Güvenilircilik, gerekçeyi kişiden bağımsız bir sürecin başarı kaydına bağladı. Ama bilgi söz konusu olduğunda, bir başarının kişiye mi yoksa sürece mi ait olduğu önemli görünür: rüzgârın hedefe taşıdığı bir ok ile iyi bir okçunun isabetli atışı aynı değildir. Bir grup felsefeci, dikkati süreçten kişiye, bilen kişinin yetkinliklerine ve karakterine çevirdi. Ders 4.5 erdem epistemolojisini, Ernest Sosa'nın yetkinlik kuramını, Linda Zagzebski'nin açık fikirlilik ve entelektüel cesaret gibi karakter erdemlerini ve John Greco'nun başarının kime atfedildiği sorusunu inceleyecek ve araç kutuna Epistemik Erdem Öz-Değerlendirmesi'ni ekleyecek.
Günlük sorusu: Kendi gözlerine, belleğine ya da sezgine en çok hangi koşullarda güveniyorsun? Bu koşulların dışına çıktığında güveninin azaldığını fark ediyor musun?
Tarihte bu tartışma
Güvenilirciliğin erken bir habercisi, İngiliz felsefeci ve matematikçi Frank Ramsey'dir. Ramsey, 1930'da genç yaşta ölmeden önce yazdığı ve ölümünden sonra yayımlanan kısa bir notta, bir inancın doğru, kesin ve güvenilir bir süreçle elde edilmiş olması durumunda bilgi sayılabileceğini öne sürdü. Bu fikir yıllarca fazla ilgi görmedi. 1960'ların sonunda Goldman'ın nedensel bilgi kuramı, 1973'te D. M. Armstrong'un bilgiyi güvenilir bir ölçüm aletine benzeten modeli ve 1979'da Goldman'ın güvenilircilik makalesi, bu çizgiyi epistemolojinin merkezine taşıdı. Aynı dönemde Quine'ın doğallaştırılmış epistemoloji çağrısı, bilginin bilimle birlikte incelenmesi gerektiği fikrini yaydı. Genellik problemi, Goldman'ın ilk makalesinde yalnızca kısaca anılırken, 1998'den sonra güvenilirciliğin en çok tartışılan sorunu hâline geldi.