İçeriğe geç

Ders 4.3 · Modül 4: Gerekçelendirme Teorileri

İçselcilik–dışsalcılık: gerekçe kafamın içinde mi?

Araç: Erişim Sorusu · 5K: Kanıt · 2.919 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

İki eczaneyi düşün. Birincisinde her şey olması gerektiği gibi: ilaçlar ruhsatlı dağıtıcılardan geliyor, kutular gerçek, içlerindeki tabletler etkili. İkincisi dışarıdan tıpatıp aynı görünüyor: aynı tabela, aynı beyaz önlük, aynı reçete işlemi. Ama bu eczanenin tedarik zinciri, eczacının da haberi olmadan sahte ilaçlarla kirlenmiş. İki eczaneden aynı ilacı alan iki hasta, kutuyu açıp tableti yutarken aynı şeye inanıyor: "Bu ilaç gerçek." İkisinin elindeki gerekçeler de aynı: tanıdık eczane, mühürlü kutu, bilinen marka, reçeteyle eşleşen isim.

Soru şudur: iki hastanın inancı aynı derecede gerekçeli mi? Bir cevap evet der: ikisi de ellerindeki her şeyi doğru biçimde değerlendirdi; ikinci hastayı suçlayacak hiçbir şey yok. Öteki cevap hayır der: ikinci hastanın inancı, doğruya ulaşma bakımından güvenilmez bir süreçten geliyor; ne kadar dikkatli olursa olsun, o eczaneden ilaç alan biri çoğu zaman yanılacaktır. Bu iki cevap, epistemolojinin son elli yılının en köklü ayrılıklarından birini temsil eder. Bir önceki derste bıraktığımız soru buydu: Henry'nin ve durmuş saate bakan kişinin inançları, içeriden bakıldığında kusursuzdu. Gerekçe, kişinin kafasının içinde mi bulunur, yoksa dışında mı?

Bu dersin kazanımları:

  • İçselcilik ile dışsalcılık arasındaki farkı ve her birinin temel motivasyonlarını açıklarsın. (anla)
  • Bir inancın gerekçesini oluşturan etkenleri, kişinin erişebildikleri ve erişemedikleri olarak çözümlersin. (analiz et)
  • Yeni kötü cin ve kâhin Norman vakalarının iki görüş için ne kadar yıkıcı olduğunu değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

Sorunun kendisi

Temelcilik ile bağdaşımcılık, birçok konuda çatışsa da bir noktada anlaşır: bir inancı gerekçeli kılan şey, kişinin kendi bakış açısından ulaşabileceği bir şeydir. Temelci için bu, bir deneyim ya da apaçık bir hakikattir; bağdaşımcı için, inanç sisteminin geri kalanıdır. İkisi de gerekçeyi kişinin zihninde arar. Bu ortak varsayıma içselcilik denir.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında bu varsayım sorgulanmaya başladı. Bazı felsefeciler, bir inancı gerekçeli ya da bilgi kılan şeyin, kişinin farkında olmadığı etkenleri de içerebileceğini savundu: inancı üreten sürecin güvenilir olması, inanç ile olgu arasında uygun bir nedensel bağ bulunması gibi. Bu görüşe dışsalcılık denir. JTB ve Gettier dersinde Goldman'ın nedensel bağ önerisini gördüğünde, aslında dışsalcılığın ilk adımlarından birini görmüştün.

İki tür içselcilik

İçselciliğin iki ana biçimi vardır ve aralarındaki fark önemlidir. Erişim içselciliği, gerekçeyi oluşturan her şeyin kişinin yalnızca düşünerek, içe dönerek fark edebileceği şeyler olduğunu söyler. Gerekçen varsa, onu bulmak için dışarı çıkıp araştırma yapman gerekmez; biraz düşünmen yeter.

Zihinselcilik ise daha az iddialıdır. Amerikalı felsefeciler Earl Conee ve Richard Feldman, 2001'de yayımlanan "İçselcilik Savunusu" makalesinde, gerekçenin yalnızca kişinin zihin durumlarına bağlı olduğunu savundu: zihin durumları tıpatıp aynı olan iki kişinin inançları, aynı derecede gerekçelidir. Bu görüş, kişinin her zihin durumuna bilinçli olarak erişmesini gerektirmez; yalnızca gerekçenin kafanın içindeki şeylerle belirlenmesini ister. Açılıştaki iki hasta, zihinselciye göre aynı derecede gerekçelidir, çünkü zihinlerinde aynı şeyler vardır.

İçselciliğin ilk motivasyonu: sorumluluk

İçselciliğin en eski ve en güçlü motivasyonu, gerekçeyi bir sorumluluk meselesi olarak görmektir. Bir inanca sahip olmakta gerekçeli olmak, bu görüşe göre, epistemik görevlerini yerine getirmiş olmak demektir: kanıtları dikkatle tartmak, acele etmemek, çelişen bilgileri göz ardı etmemek. Eğer gerekçe bir görev meselesiyse, kişinin bu görevi yerine getirip getirmediğini kendi bakış açısından bilebilmesi gerekir. Kişinin erişemediği bir etkene göre kınanması ya da övülmesi adil olmaz.

Bu sezgi, açılıştaki ikinci hasta için güçlüdür. Hasta, bir akıl sahibinin yapabileceği her şeyi yaptı. Onun inancını "gerekçesiz" saymak, onu bir şeyle suçlamak gibi görünür; oysa suçlanacak bir şey yoktur. İçselciye göre gerekçe, tam da bu suçlanamazlığın adıdır.

Yeni kötü cin sorunu

İçselciliğin dışsalcılığa karşı en güçlü argümanı, Keith Lehrer ve Stewart Cohen'in 1983'te geliştirdiği yeni kötü cin sorunudur. Descartes'ın Kötü Cin'ini hatırla. Şimdi, zihin durumları tıpatıp senin zihin durumlarınla aynı olan, ama bir kötü cin tarafından sistemli biçimde aldatılan birini düşün. Onun algıları, bellekleri ve akıl yürütmeleri seninkilerle aynıdır; ama onun dünyasında bu süreçler neredeyse hiçbir zaman doğruya ulaşmaz.

Soru şudur: bu kişinin inançları gerekçeli mi? Pek çok kişinin sezgisi evet der: o, senin yaptığın her şeyi yaptı, kanıtları aynı özenle tarttı; yalnızca şanssızdı. Ama dışsalcılığa göre, özellikle gerekçeyi süreçlerin güvenilirliğine bağlayan biçimine göre, onun inançları gerekçesizdir, çünkü süreçleri güvenilmezdir. Eğer sezgi haklıysa, dışsalcılık yanlış bir sonuca varır. Açılıştaki sahte ilaç eczanesi, bu sorunun gündelik bir küçük ölçekli biçimidir.

Dışsalcıların kötü cine cevabı

Dışsalcılar bu itirazı sessiz karşılamadı. Goldman, 1986'da yayımlanan Epistemoloji ve Biliş kitabında, bir sürecin güvenilirliğinin kişinin fiilen içinde bulunduğu dünyaya göre değil, normal dünyalara, yani genel inançlarımızın doğru olduğu dünyalara göre ölçülmesini önerdi. Görme, normal dünyalarda güvenilirdir; bu yüzden kötü cinin kurbanının görmeye dayanan inançları da gerekçeli sayılabilir. Goldman daha sonra bu öneriden uzaklaştı, ama fikir iz bıraktı.

Sosa ise farklı bir yol izledi: kurbanın inançları, doğruya ulaşmasa da, iyi işleyen bir yetinin ürünüdür; tıpkı rüzgâr yüzünden hedefi ıskalayan ama atışı kusursuz olan bir okçu gibi. Atış takdiri hak eder, isabet ise gelmemiştir. Bu cevaplar, dışsalcıların da suçsuzluk sezgisini hesaba katmaya çalıştığını gösterir; tartışma, iki tarafın birbirinin en güçlü sezgisini kendi kuramına sığdırma çabasına dönüşür.

Dışsalcılığın motivasyonu: çocuklar, hayvanlar, uzmanlar

Dışsalcılığın da güçlü motivasyonları vardır. Birincisi, bilgiyi yalnızca felsefeci gibi düşünenlere değil, herkese tanıma isteğidir. Üç yaşındaki bir çocuk, annesinin odada olduğunu bilir. Bir köpek, sahibinin eve geldiğini bilir. Ama ne çocuk ne de köpek, inançlarının gerekçesini düşünerek bulup ortaya koyabilir. Erişim içselciliğine göre bu tür inançlar gerekçesiz görünür; bu ise bilgiyi insan hayatının çok dar bir köşesine hapseder.

İkincisi, uzman algısıdır. Deneyimli bir uzman, bir durumu anında ve güvenilir biçimde tanıyabilir, ama bunu hangi ipuçlarına dayanarak yaptığını söyleyemeyebilir. Epistemoloji kitaplarında sık anılan örnek, civcivlerin cinsiyetini hızla ve yüksek isabetle ayırt eden ama bunu nasıl yaptığını tam olarak açıklayamayan uzmanlardır; bu örneğin ayrıntıları tartışmalıdır, ama ilkeyi iyi gösterir. Dışsalcıya göre bu uzmanın inancı, gerekçesine erişemese de güvenilir bir süreçten geldiği için gerekçelidir.

Üçüncüsü, erişim içselciliğinin kendi içinde bir gerileme sorunu vardır. Amerikalı felsefeci Michael Bergmann, 2006'da yayımlanan kitabında bu sorunu bir ikilem olarak kurdu. Erişim içselciliği, kişinin gerekçesinin farkında olmasını ister. Ama bu farkındalık nasıl bir farkındalıktır? Kişi, gerekçesinin gerekçe olduğuna dair gerekçeli bir inanca sahip olmalıysa, o inanç da bir gerekçe ister ve gerileme başlar. Böyle bir inanç gerekmiyorsa, farkındalık şartı, içselcinin istediği güvenceyi sağlamaz.

Kâhin Norman

Dışsalcılık da sorunsuz değildir. En ünlü karşı örneği, BonJour 1980'de yayımlanan bir makalesinde verdi. Norman, bazı konularda güvenilir biçimde çalışan bir kâhinlik yetisine sahiptir, ama bunun farkında değildir. Bir sabah, hiçbir sebep olmadan, cumhurbaşkanının şu anda New York'ta olduğuna inanmaya başlar. Norman'ın bu yönde hiçbir kanıtı yoktur; aksine, haberlerde farklı bir şey duymuş da olabilir. Ama inancı, güvenilir kâhinlik yetisinden gelmektedir ve doğrudur. Güvenilirciler buna, gerekçe için güvenilir bir süreç yanında kişinin elindeki kanıtın inancı çürütmemesi şartını ekleyerek cevap verdi: Norman haberlerde aksini duyduysa, bu bir bozucudur ve inancı gerekçesiz kılar. Ama Norman'ın hiçbir karşı kanıtı yoksa, sezgi yine de inancın sorumsuz olduğunu söyler.

BonJour'a göre Norman'ın inancı açıkça gerekçesizdir. Norman, kendi bakış açısından, bir inanca hiçbir sebep olmadan sarılan biri gibi davranmaktadır; bu, epistemik olarak sorumsuz bir davranıştır. Dışsalcılık, inancın güvenilir bir süreçten geldiği için gerekçeli olduğunu söylüyorsa, burada yanlış bir sonuca varır. Keith Lehrer'in 1990'da tartıştığı bir başka örnek aynı noktayı keskinleştirir: beynine, haberi olmadan, ortam sıcaklığını ölçen ve ona doğru sıcaklık inançları üreten bir cihaz yerleştirilmiş biri. İnançları güvenilirdir, ama neden doğru olduklarına dair hiçbir fikri yoktur. Bu kişi bilir mi?

Ayna görüntüsü olan iki vaka

Yeni kötü cin ve kâhin Norman, birbirinin ayna görüntüsüdür. Kötü cin vakasında içeriden her şey kusursuzdur, dışarıda güvenilirlik yoktur; sezgimiz genellikle gerekçe var der. Norman vakasında içeriden hiçbir sebep yoktur, dışarıda güvenilirlik vardır; sezgimiz genellikle gerekçe yok der. İki vaka birlikte, gerekçe kavramımızın içeriden bakışa sıkıca bağlı olduğunu gösterir gibidir.

Ama aynı sezgiler bilgi söz konusu olduğunda farklı çalışır. Kötü cinin kurbanının dünya hakkında bir şey bildiğini söylemek zordur; inançları neredeyse hep yanlıştır. Henry'nin ahırı gördüğünü bilip bilmediği sorusunda da, içeriden hiçbir kusur yoktur, ama bilgi eksik gibidir. Bu gözlem, birçok felsefeciyi bir uzlaşmaya götürdü: gerekçe hakkında içselci, bilgi hakkında dışsalcı olmak.

Uzlaşma önerileri

Amerikalı felsefeci William Alston, 1988'de yayımlanan "İçselci bir Dışsalcılık" başlıklı makalesinde böyle bir karma görüş önerdi. Alston'a göre bir inancın dayanağı, örneğin bir deneyim, kişinin erişebileceği bir şey olmalıdır; bu içselci bir şarttır. Ama o dayanağın gerçekten iyi bir dayanak olması, yani doğruya ulaşmada güvenilir olması, kişinin erişemeyeceği bir olgu olabilir; bu da dışsalcı bir şarttır.

Bir başka uzlaşma, iki ayrı kavram olduğunu kabul etmektir. Birincisi sorumluluk kavramıdır: kişi elindekini iyi değerlendirdi mi? İkincisi güvence kavramıdır: kişinin kullandığı yol doğruya götürüyor mu? Açılıştaki ikinci hasta birinci anlamda gerekçelidir, ikinci anlamda değildir. Bu ayrım, iki tarafın aslında farklı sorulara cevap verdiğini, bu yüzden bir ölçüde ikisinin de haklı olabileceğini gösterir. Ernest Sosa'nın hayvani bilgi ile yansıtıcı bilgi arasında yaptığı ayrım da bu yöndedir ve onu Ders 4.5'te göreceğiz.

Erişim Sorusu

Bu dersin aracı, bir inancın gerekçesini oluşturan etkenleri erişilebilirlik bakımından ayırır. Önce inancı ve onu destekleyen etkenleri listelersin. Sonra her etken için tek bir soru sorarsın: kişi bu etkene yalnızca düşünerek ulaşabilir mi? Ulaşabiliyorsa iç, ulaşamıyorsa dış etkendir. Ardından iki düşünce deneyi yaparsın. İç ikiz testi: zihin durumları aynı olan ama aldatıcı bir çevrede yaşayan bir ikiz düşün; onun inancı da gerekçeli mi? Norman testi: iç sebepleri kaldır ama güvenilirliği bırak; inanç hâlâ gerekçeli mi?

Bu testler, sorulan sorunun hangisi olduğunu netleştirir. Kişiyi suçlamak ya da aklamak mı istiyorsun, yoksa onun yolunun doğruya götürüp götürmediğini mi öğrenmek istiyorsun? Birinci soru içeriden, ikinci soru dışarıdan cevaplanır. Araç 5K'nın Kanıt kapısında çalışır, çünkü bir kanıtın gücünü değerlendirirken, o kanıtın kişinin elindeki hâli ile dünyadaki güvenilirliği arasındaki farkı görmek gerekir.

Örnekler

Basit örnek: navigasyon uygulaması

Tanımadığın bir şehirde, telefonundaki navigasyon uygulamasının gösterdiği yolu izliyorsun ve "Bu sokaktan sola dönersem otele varırım" diye düşünüyorsun. Erişim Sorusu'nu uygulayalım. İç etkenler: ekranda gördüğün harita, uygulamanın geçmişte seni doğru yere götürdüğüne dair anıların, genel olarak bu uygulamaların iyi çalıştığına dair inancın. Dış etkenler: uydu sinyallerinin doğruluğu, haritanın güncelliği, telefonunun konum algılayıcısının kalibrasyonu. İç ikiz testi: aynı ekranı gören ama konum sinyali bozulmuş bir sürücü düşün; onun inancı da içeriden aynı derecede makuldür ve onu suçlamayız. Norman testi: navigasyonun ne olduğunu hiç bilmeyen ama cebindeki bir cihazın titreşimleriyle her seferinde doğru sokağa dönen birini düşün; onun inancı gerekçeli mi? Test, günlük güvenimizin iki katmandan oluştuğunu gösterir: elimizdeki sebepler ve dünyanın bu sebepleri doğrulayıp doğrulamadığı.

Orta örnek: sesten arıza bulan usta

Deneyimli bir oto tamircisi, motorun sesini birkaç saniye dinledikten sonra "Triger kayışı gidiyor" diyor. Neden böyle düşündüğü sorulduğunda, "Sesinden belli" demekten öteye geçemiyor. Erişim Sorusu'nu uygulayalım. İç etkenler: duyduğu ses, onun kendisinde uyandırdığı tanıdıklık hissi, benzer seslerle ilgili belirsiz anılar. Dış etkenler: yirmi yılda yüzlerce motorla edinilmiş ve isabeti fiilen yüksek olan bir tanıma becerisi. Ustanın becerisinin gerçek kaynağı büyük ölçüde dış etkenlerdedir; o, bu beceriyi ayrıntılı olarak ortaya koyamaz. Dışsalcıya göre ustanın inancı gerekçelidir. Erişim içselcisi ise ustanın elindeki iç etkenlerin, yani tanıdıklık hissinin ve geçmiş başarılarına dair genel anısının, gerekçe için yeterli olup olmadığını sorar. Makul bir uzlaşma: usta bir yargıda bulunmakta gerekçelidir, ama müşteri, ustanın geçmiş isabetine dair bir kanıt görmek istemekte de haklıdır. Uzmana güvenmek, onun iç sebeplerine değil, dış başarı kaydına güvenmektir.

Gerçek hayat örneği: sahte ilaç tedariki

Açılıştaki eczane vakasını gerçek bir çerçeveye yerleştirelim. Sahte ve kalitesiz ilaçlar, sağlık otoritelerinin küresel ölçekte önemli bir sorun olarak tanımladığı bir konudur ve bazı durumlarda resmî tedarik zincirine de sızabilir. Erişim Sorusu'nu uygulayalım. Hastanın iç etkenleri: eczanenin ruhsatlı olması, kutunun mühürlü olması, markanın tanınmışlığı, reçeteyle eşleşme. Dış etkenler: tedarik zincirinin bütünlüğü, ürünün gerçek içeriği. İç ikiz testi, hastanın suçsuz olduğunu gösterir: sahte ilaç alan hasta, gerçek ilaç alan hasta kadar dikkatliydi. Ama dış etkenler, bu dikkatin doğruya götürmediğini gösterir. Bu ayrım pratik bir sonuç doğurur: sorumluluğu kişiye değil, dış etkenleri denetleyebilecek olanlara yükleriz. Bu yüzden ilaç kutularındaki takip ve doğrulama sistemleri, hastanın iç sebeplerini değil, dış güvenilirliği güçlendirmek için tasarlanır. Bireyin iç gerekçesini aşan bir güvenceyi ancak kurumlar sağlayabilir.

Vakaya dönüş

Modülün iki vakasına Erişim Sorusu ile bakalım. Henry'nin iç etkenleri: ahıra benzeyen bir görüntü, kırsal bir yolda olduğunu bilmesi, ahırların kırsal bölgelerde yaygın olduğuna dair genel bilgisi. Dış etkenler: bölgedeki sahte ahırların varlığı. İç ikiz testine göre, Henry'nin inancı, sahte ahır olmayan bir bölgede aynı görüntüyü gören birinin inancı kadar gerekçelidir. İçselci, Henry'nin gerekçeli olduğunu ama bilmediğini söyler; eksik olan şey gerekçe değil, bilgiyi tamamlayan dışsal bir koşuldur. Dışsalcı ise, Henry'nin görsel tanıma sürecinin o bölgede güvenilmez olduğunu, bu yüzden inancın ya gerekçesiz ya da en azından bilgi olmadığını söyleyebilir.

Durmuş saat için de benzer bir tablo ortaya çıkar. Saate bakan kişinin iç etkenleri: saatin her zaman doğru çalıştığı bilgisi, saatin gösterdiği zaman, günün o saatine dair genel izlenim. Dış etken: saatin durmuş olması. İçeriden bakıldığında kişi hiçbir hata yapmadı. Ama "durmuş bir saate bakmak" doğru zamanı öğrenmek için güvenilir bir süreç değildir; doğruya ulaşması tamamen tesadüftür. İki vaka birlikte şunu gösterir: iç sebepler, bilgi için gerekli olabilir ama yeterli değildir. Eksik olan şeyin güvenilir bir süreç olup olmadığı, bir sonraki dersin sorusudur.

Araç kartı: Erişim Sorusu

AlanAçıklama
Ne işe yararBir inancın gerekçesini oluşturan etkenleri, kişinin düşünerek erişebildiği iç etkenler ve erişemediği dış etkenler olarak ayırır
5K kapısıKanıt
Adımlar1) İnancı ve onu destekleyen etkenleri listele. 2) Her etkene sor: kişi buna yalnızca düşünerek ulaşabilir mi? İç ya da dış olarak işaretle. 3) İç ikiz testi: iç durumları aynı ama aldatıcı bir çevrede yaşayan bir ikizin inancı da gerekçeli mi? 4) Norman testi: iç sebepleri kaldır, güvenilirliği bırak; inanç hâlâ gerekçeli mi? 5) Sorulan soruyu adlandır: sorumluluk mu, doğruya ulaşma güvencesi mi?
Ne zaman kullanılırBirinin dikkatli davranıp yine de yanıldığı durumlarda; açıklayamadığı hâlde isabetli olan uzman yargılarında; sorumluluğun kimde olduğunu belirlemek gerektiğinde
Sık hataSuçsuzluğu güvenilirlik sanmak ya da güvenilirliği sorumluluk sanmak; iki ayrı soruyu tek bir "gerekçeli mi?" sorusunda birleştirmek

Egzersiz

Bu egzersiz, genellikle iki şaşırtıcı sonuç verir. Birincisi, dikkatli davrandığımız hâlde yanıldığımız durumlarda kendimizi gereksiz yere suçlarız; oysa sorun çoğu zaman bizim dışımızdaki bir süreçtedir. İkincisi, açıklayamadığımız isabetlere fazla güveniriz; oysa onları bir kayıtla sınamadıkça, gerçekten güvenilir olup olmadıklarını bilemeyiz.

Mini test

  1. İçselcilik ile dışsalcılık arasındaki temel fark nedir?
  2. Erişim içselciliği ile zihinselcilik nasıl ayrılır?
  3. Yeni kötü cin sorunu dışsalcılık için neden bir sorundur?
  4. Kâhin Norman vakası dışsalcılığa nasıl bir itiraz yöneltir?
  5. Bir yazılım şirketinde deneyimli bir mühendis, bir kod değişikliğine bakıp "Bu üretimde hata verecek" diyor ama nedenini açıklayamıyor. Takım lideri bu uyarıyı dikkate almalı mı? Erişim Sorusu ile değerlendir.
Cevapları göster
  1. İçselciliğe göre gerekçeyi oluşturan etkenlerin tümü kişinin zihnine içkindir ya da kişi onlara düşünerek erişebilir; dışsalcılığa göre bu etkenlerin bir kısmı, örneğin sürecin güvenilirliği, kişinin erişiminin dışında kalabilir.
  2. Erişim içselciliği, gerekçeyi oluşturan her şeye kişinin düşünerek ulaşabilmesini ister. Zihinselcilik ise yalnızca gerekçenin kişinin zihin durumlarıyla belirlenmesini ister; zihin durumları aynı olan iki kişi aynı derecede gerekçelidir.
  3. Zihin durumları bizimkiyle aynı ama sistemli biçimde aldatılan birinin inançları, sezgisel olarak bizimkiler kadar gerekçeli görünür. Oysa süreçleri güvenilmez olduğu için dışsalcılık onları gerekçesiz saymak zorundadır.
  4. Norman'ın inancı güvenilir bir süreçten gelir, ama Norman'ın bu inanç için hiçbir sebebi yoktur. Sezgisel olarak inanç gerekçesiz görünür; dışsalcılık ise onu gerekçeli saymak zorunda kalır.
  5. Mühendisin iç sebepleri zayıftır, açıklayamıyor; ama dış etken, yani bu tür uyarılardaki geçmiş isabeti, güçlü olabilir. Takım lideri uyarıyı körü körüne kabul etmemeli ya da reddetmemeli; mühendisin geçmiş isabet kaydına bakmalı ve uyarıyı sınamak için ek test ya da gözden geçirme istemelidir. Sorumluluk ile güvence ayrı sorulardır.

Özet

  • İçselciliğe göre gerekçe, kişinin zihninde bulunan ya da düşünerek erişebileceği etkenlerden oluşur; dışsalcılığa göre bu etkenlerin bir kısmı kişinin erişimi dışında kalabilir.
  • İçselciliğin iki biçimi vardır: erişim içselciliği ve daha ılımlı zihinselcilik.
  • İçselciliğin başlıca motivasyonları sorumluluk sezgisi ve yeni kötü cin sorunudur.
  • Dışsalcılığın başlıca motivasyonları çocukların, hayvanların ve uzmanların bilgisi ile erişim şartının yol açtığı gerilemedir.
  • Kâhin Norman ve beynine cihaz yerleştirilmiş kişi, güvenilirliğin tek başına gerekçe için yetmeyebileceğini gösterir.
  • Pek çok felsefeci gerekçe hakkında içselci, bilgi hakkında dışsalcı bir uzlaşmaya yönelir; Erişim Sorusu, sorumluluk ile güvence sorularını ayırmayı sağlar.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
İçselciliğin iddiası?Gerekçeyi oluşturan her şey kişinin zihnindedir ya da düşünerek erişilebilir
Dışsalcılığın iddiası?Gerekçenin bir kısmı, örneğin sürecin güvenilirliği, kişinin erişimi dışında olabilir
Zihinselcilik kime ait, hangi yıl?Conee ve Feldman, 2001
Yeni kötü cin sorunu kimden, hangi yıl?Lehrer ve Cohen, 1983
Kâhin Norman kime ait?Laurence BonJour, 1980
Bergmann'ın ikilemi neyi hedefler?Erişim içselciliğinin farkındalık şartının yol açtığı gerilemeyi
Alston'ın uzlaşması?Dayanak erişilebilir olmalı, dayanağın güvenilirliği ise dışsal olabilir
Erişim Sorusu'nun iki testi?İç ikiz testi ve Norman testi

Sonraki derse köprü

Dışsalcılığın en etkili biçimi, bir inancı gerekçeli kılan şeyin onu üreten sürecin güvenilirliği olduğunu söyler. Ama "süreç" dediğimiz şey nedir? Henry'nin inancını üreten süreç "görme" mi, "gündüz vakti yakından görme" mi, yoksa "içinde sahte cepheler bulunan bir kırsal yolda ahır görme" mi? Aynı inanç, farklı genişlikte tanımlanan süreçlere göre güvenilir ya da güvenilmez çıkar. Ders 4.4, Alvin Goldman'ın güvenilirciliğini ve bu tanımlama güçlüğünü, yani genellik problemini inceleyecek ve araç kutuna Süreç Güvenilirlik Skoru'nu ekleyecek.

Günlük sorusu: Hayatındaki en güvenilir bilgi kaynağını düşün. Ona olan güvenin, onun neden güvenilir olduğunu bilmene mi, yoksa yalnızca şimdiye kadar yanıltmamış olmasına mı dayanıyor?

Tarihte bu tartışma

İçselciliğin kökleri, doğru inanma yöntemini bir akıl ahlakı olarak gören modern felsefeye uzanır. Descartes, yanılgının iradenin aklın açıkça görmediği şeylere onay vermesinden doğduğunu söyleyerek yanlış inancı bir sorumluluk meselesi olarak sundu. İngiliz matematikçi W. K. Clifford, 1877'de yayımlanan "İnancın Ahlakı" makalesinde, yetersiz kanıta dayanarak bir şeye inanmanın her zaman, her yerde ve herkes için yanlış olduğunu savundu. Dışsalcılık ise yirminci yüzyılın ikinci yarısında belirgin bir akım hâline geldi: Goldman'ın 1967'deki nedensel kuramı, Avustralyalı felsefeci D. M. Armstrong'un 1973'te yayımlanan İnanç, Doğruluk ve Bilgi'si ve Goldman'ın 1979'daki güvenilircilik makalesi, gerekçeyi kişinin bakış açısından dünyadaki ilişkilere taşıdı. BonJour'un Norman'ı ile Lehrer ve Cohen'in yeni kötü cini, 1980'lerin başında iki tarafın en güçlü silahları oldu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.