İçeriğe geç

Ders 4.2 · Modül 4: Gerekçelendirme Teorileri

Bağdaşımcılık: Neurath'ın gemisi, Sosa'nın sal ile piramidi

Araç: Tutarlılık Ağı · 5K: Kanıt · 2.877 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Bir bulmaca çözdüğünü düşün. Soldan sağa üçüncü satırın ipucu belirsiz: iki farklı kelime de uyabilir. Yukarıdan aşağıya yedinci sütunu çözünce, kesiştikleri harf kelimelerden birini eliyor. Başka bir kesişim onu doğruluyor. Birkaç dakika sonra, hiçbirine tek başına emin olmadığın kelimeler birbirini tutarak bulmacanın bir köşesini dolduruyor. Artık o köşeden neredeyse eminsin; ama bu eminlik tek bir kelimenin sağlamlığından değil, kelimelerin birbirine uymasından geliyor.

Bir önceki derste temelciliği bir piramit olarak gördük: sağlam bir taban ve onun üzerinde yükselen katlar. Sellars'ın itirazı, tabanın kendisinin sorunlu olduğunu gösteriyordu. Bu derste temelciliğin en güçlü rakibini, bağdaşımcılığı inceleyeceksin: inançlarımızın aşağıdan yukarıya dizilmediğini, birbirine her yönden tutunduğunu ve bir inancın gücünü bu karşılıklı tutunmadan aldığını savunan görüşü. Agrippa'nın üçleminde döngüyü kötü saymıştık; bağdaşımcı, küçük ve kısır bir döngü ile geniş ve birbirini karşılıklı destekleyen bir ağın aynı şey olmadığını savunur. Açılıştaki bulmaca, bu dersin sonunda iki görüşü uzlaştırmaya çalışan bir öneride yeniden karşımıza çıkacak.

Bu dersin kazanımları:

  • Bağdaşımcılığın gerekçelendirme anlayışını, Neurath'ın gemisini ve Sosa'nın sal ile piramit karşılaştırmasını açıklarsın. (anla)
  • Bir iddiayı destekleyen inançları bir ağ olarak kurup zayıf ve kopuk düğümleri çözümlersin. (analiz et)
  • Tecrit ve alternatif sistemler itirazları karşısında bağdaşımcılığın ne kadar dayandığını değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

Neurath'ın gemisi

Avusturyalı felsefeci ve sosyal bilimci Otto Neurath, 1930'ların başında Viyana Çevresi'nin içinde sürdürülen bir tartışmaya bir benzetmeyle katıldı. Tartışma, bilimin hangi gözlem cümlelerine, yani "protokol cümlelerine" dayandığı üzerineydi. Moritz Schlick gibi bazı üyeler, bilimin kesin ve düzeltilemez gözlemlerden oluşan bir temele oturduğunu düşünüyordu. Neurath ise böyle bir temel olmadığını savundu ve bunu şöyle anlattı: bizler, gemilerini açık denizde yeniden inşa etmek zorunda olan, onu hiçbir zaman kuru havuza çekip sökemeyen ve en iyi malzemeyle baştan kuramayan denizcilere benzeriz.

Bu benzetmenin gücü, hem neyi reddettiğinde hem de neyi mümkün kıldığındadır. Reddettiği şey, bütün inançlarımızı bir kenara koyup, sağlam bir zeminden başlayarak bilgiyi yeniden kurabileceğimiz fikridir; bu, Descartes'ın projesidir. Mümkün kıldığı şey ise düzeltmedir: gemi açık denizde de onarılabilir. Çürük bir tahtayı söküp yenisini takarsın; ama bunu yaparken geri kalan tahtaların üzerinde durursun. Hiçbir tahta dokunulmaz değildir, ama hepsini aynı anda değiştiremezsin.

Bağdaşımcılığın temel fikri

Bağdaşımcılığa göre bir inancı gerekçeli kılan şey, onun kişinin inanç sistemiyle bağdaşmasıdır. Hiçbir inanç, sistemin geri kalanından bağımsız olarak gerekçeli değildir; ve hiçbir inanç, sistemin geri kalanıyla bağdaşmasının ötesinde ayrıcalıklı bir temel oluşturmaz. Gerekçe aşağıdan yukarıya değil, her yönden gelir.

Burada önemli bir ayrım vardır. Doğruluk dersinde gördüğümüz tutarlılık teorisi, doğruluğun ne olduğu hakkında bir iddiaydı: bir önerme, bir sisteme uyduğunda doğrudur. Bağdaşımcılık ise gerekçenin ne olduğu hakkında bir iddiadır: bir inanç, bir sisteme uyduğunda gerekçelidir. Bir bağdaşımcı, doğruluğun dünyayla tekabül olduğunu kabul edip yine de gerekçenin bağdaşımdan geldiğini savunabilir. Bu ayrım, bağdaşımcılığa yöneltilen itirazların bir kısmını yumuşatır, ama hepsini değil.

Amerikalı felsefeci Donald Davidson bu görüşün temel sezgisini kısa bir cümleyle özetledi: bir inanca sahip olmak için gerekçe olarak başka bir inançtan başka bir şey sayılamaz. Deneyim bir inanca neden olabilir, ama nedensel bir etki bir gerekçe değildir. Bu, Sellars'ın ikileminin bağdaşımcı yorumudur: gerekçelendirme, içerikler arasında bir ilişkiyse, yalnızca içerik taşıyan şeyler, yani inançlar, bu ilişkiye katılabilir.

Bağdaşım nedir?

Bağdaşım, yalnızca çelişkisizlik değildir. "Bugün salı", "Ay peynirden yapılmıştır" ve "Kedim turuncudur" önermeleri birbiriyle çelişmez; ama bir sistem oluşturmaz, çünkü hiçbiri ötekini desteklemez. Bağdaşımcılar bağdaşımı daha zengin bir kavram olarak tanımlar. Laurence BonJour, 1985'te yayımlanan Empirik Bilginin Yapısı'nda birkaç ölçüt önerdi: sistem mantıksal olarak tutarlı olmalı; olasılık bakımından da tutarlı olmalı, yani birbirini son derece olanaksız kılan inançları bir arada barındırmamalı; inançlar arasında çok sayıda çıkarım bağı bulunmalı; ve sistem açıklanamayan aykırılıklar içermemeli.

Bu ölçütler arasında belki en önemlisi açıklayıcı bağlardır. Bir inanç, başka inançları açıklıyor ya da onlar tarafından açıklanıyorsa, sisteme sıkıca bağlanır. "Yolda su birikintileri var", "Hava serin", "Gökyüzü hâlâ bulutlu" ve "Gece yağmur yağdı" inançları birbirini karşılıklı olarak destekler; çünkü sonuncusu ilk üçünü açıklar ve ilk üçü sonuncusunu desteklemek için kanıt işlevi görür. Sistemden bir aykırılık, örneğin "Toprak tamamen kuru" inancı çıkarsa, ya onu açıklayan yeni bir inanç ekleriz ya da sistemde bir şeyi değiştiririz.

Quine'ın inanç ağı

Neurath'ın fikri, Amerikalı felsefeci W. V. O. Quine'ın 1951'de yayımlanan "Empirizmin İki Dogması" makalesinde etkili bir biçime kavuştu. Quine, bütün bilgimizi deneyimle yalnızca kenarlarından temas eden, insan yapımı bir doku, bir ağ olarak betimledi. Ağın kenarlarında gözlemlere yakın inançlar, merkezinde ise mantık ve matematik gibi en genel inançlar bulunur. Bir gözlem beklentimizle çatıştığında, ağın bir yerinde düzeltme yapmamız gerekir; ama deneyim bize nerede düzeltme yapmamız gerektiğini tek başına söylemez.

Quine'a göre ağdaki hiçbir inanç düzeltmeye tamamen kapalı değildir; yeterince büyük bir çatışma, merkezdeki inançları bile değiştirmeye zorlayabilir. Ama pratikte merkezdeki inançları değiştirmeye çok isteksizizdir, çünkü onları değiştirmek ağın her yerinde düzeltme gerektirir. Kenardaki bir inancı değiştirmek ise ucuzdur. Bu, Neurath'ın gemisinin daha ayrıntılı bir haritasıdır: bazı tahtalar geminin omurgasına, bazıları güverteye çakılıdır.

Döngü artık neden kötü değil?

Agrippa'nın üçleminde döngüyü, bir iddianın kendisini kanıtlamak için kullanılması olarak gördük ve kötü saydık: "A doğru çünkü B doğru, B doğru çünkü A doğru." Bağdaşımcı, bu küçük döngünün gerçekten kısır olduğunu kabul eder. Ama geniş bir ağda durum farklıdır. Ağdaki bir inanç, yüzlerce başka inançla karşılıklı destek ilişkisindedir ve bu destek tek bir zincir boyunca değil, pek çok bağımsız yoldan gelir.

Bu fikrin arkasında olasılık kuramından tanıdık bir gözlem yatar. Amerikalı felsefeci C. I. Lewis, birbirinden bağımsız ve tek başına pek güvenilir olmayan birkaç tanığın aynı ayrıntılı hikâyeyi anlatmasının, hikâyenin doğru olma olasılığını ciddi biçimde artırdığını belirtti. Her tanık tek başına zayıftır; ama anlaşmaları, tesadüfle açıklanması zor bir uyum yaratır. Ağdaki karşılıklı destek de böyle çalışır: uyum, her bir parçanın tek başına veremeyeceği bir gerekçe üretir. Burada kilit kelime bağımsızlıktır. Tanıklar birbirleriyle anlaşmışsa, uyumları hiçbir şey kanıtlamaz. Kaynaklar dersinde aynı ajans haberini yayımlayan beş sitenin beş bağımsız kaynak sayılmadığını görmüştük; bu, bağdaşımcılığın da sınırıdır.

Tecrit itirazı

Bağdaşımcılığa yöneltilen en güçlü itiraz, tecrit itirazıdır. Bir inanç sistemi, dünyayla hiçbir teması olmadan son derece bağdaşık olabilir. Bağdaşım yalnızca inançlar arasındaki bir ilişkiyse, sistemin dünyaya bağlanmasını ne sağlar? Gerekçe yalnızca inançlar arasındaki bağdan geliyorsa, gözlem ve deneyim gerekçelendirmede nasıl bir rol oynar?

Bağdaşımcılar bu itiraza farklı cevaplar verdi. BonJour, sistemin gözlem şartını karşılaması gerektiğini savundu: bağdaşık bir sistem, kendiliğinden, çıkarımsız biçimde oluşan gözlem inançlarını içermeli ve bu tür inançların genel olarak güvenilir olduğuna dair inançları da barındırmalıdır. Bu şartla, dünyayla temas sistemin içine yerleştirilmiş olur. Ama eleştirmenler, bu cevabın bağdaşımcılığı temelciliğe yaklaştırdığını söyledi: gözlem inançları özel bir rol oynuyorsa, onlar bir tür temel değil midir?

Alternatif sistemler itirazı

İkinci itiraz, birden fazla bağdaşık sistemin mümkün olmasıdır. Aynı derecede bağdaşık ama birbiriyle çelişen iki inanç sistemi düşünülebilir. Bağdaşımcılığa göre ikisinin de içindeki inançlar gerekçelidir. Ama ikisi aynı anda doğru olamaz. Öyleyse bağdaşım, doğruluğa giden bir işaret değil gibidir.

Bu itiraz, gerekçelendirmenin doğrulukla ilişkisini sorar. Gerekçe, bir inancın doğru olma ihtimalini artıran bir şey olmalıdır; aksi hâlde onu neden önemseyelim? Yirmi birinci yüzyılın başında bazı felsefeciler, bu soruyu olasılık kuramının araçlarıyla inceledi. Luc Bovens ve Stephan Hartmann'ın 2003'teki ve Erik Olsson'un 2005'teki çalışmaları, bağdaşımın tek başına, diğer her şey eşitken, doğruluk olasılığını artırmadığını gösteren sonuçlar tartıştı. Bu sonuçlar tartışmalıdır, ama bir dersi açıktır: bağdaşımın gerekçe üretmesi için, sistemin parçalarının bir ölçüde bağımsız ve bir ölçüde güvenilir girdilere dayanması gerekir.

Sosa: sal ve piramit

Amerikalı felsefeci Ernest Sosa, 1980'de yayımlanan "Sal ve Piramit" makalesinde iki görüşü iki imgeyle karşılaştırdı. Temelcinin bilgi yapısı bir piramittir: her şey tabana dayanır ve taban kendi başına durur. Bağdaşımcının yapısı ise bir saldır: sal, altında herhangi bir sabit zemin olmadan, parçaların birbirine bağlanmasıyla suyun üstünde kalır. Neurath'ın gemisi de böyle bir saldır.

Sosa'nın makalesinin asıl iddiası, iki modelin de kendi başına yetersiz olduğuydu. Piramit, tabanın nasıl gerekçelendirildiğini açıklamakta zorlanır. Sal, dünyayla nasıl temas ettiğini açıklamakta zorlanır. Sosa, iki modelin de bir şeyi gözden kaçırdığını, yani inancı oluşturan bilişsel yetilerin güvenilirliğini ve kişinin bu yetileri iyi kullanmasını hesaba katmadığını savundu. Bu öneri, Ders 4.5'te göreceğimiz erdem epistemolojisinin tohumlarından biridir.

Bulmacaya dönüş: temelbağdaşımcılık

İngiliz felsefeci Susan Haack, 1993'te yayımlanan Kanıt ve Soruşturma'da iki görüşü birleştiren bir öneri geliştirdi ve ona temelbağdaşımcılık adını verdi. Haack'in benzetmesi, açılıştaki bulmacadır. Bir bulmacada her kelimenin iki tür desteği vardır: ipucu ve kesişen kelimeler. İpucu, deneyimin karşılığıdır: kelimenin dünyayla, bulmacanın dışındaki bir şeyle bağını sağlar. Kesişen kelimeler ise bağdaşımın karşılığıdır: kelimelerin birbirini desteklemesini sağlar.

Haack'e göre gerekçelendirme her iki desteği de gerektirir. Yalnızca ipuçlarıyla, kesişmeleri kontrol etmeden çözülen bir bulmaca hatalarla dolu olur; bu, temelciliğin eksik kaldığı yerdir. Yalnızca kesişmelerle, ipuçlarına bakmadan doldurulan bir bulmaca ise kendi içinde tutarlı ama anlamsız bir kelime yığını olabilir; bu da tecrit itirazının karşılığıdır. İyi bir çözüm, iki desteği birlikte kullanır. Deneyim ağa girer, ama tek başına değil; ağ deneyimi düzeltir, ama ona kapanmaz.

Tutarlılık Ağı

Bu dersin aracı, bir iddiayı destekleyen inançları bir ağ olarak kurmayı ve ağın sağlamlığını sınamayı sağlar. Merkeze iddiayı yazarsın. Çevresine onu destekleyen ve onunla çelişen inançları düğümler olarak yerleştirirsin. Düğümler arasındaki bağların türünü işaretlersin: mantıksal çıkarım, açıklama, olasılık desteği. Sonra ağı üç soruyla sınarsın: açıklanamayan bir aykırılık var mı? Hangi düğümler dış dünyaya, yani gözleme ya da bağımsız bir kaynağa bağlı, hangileri yalnızca öteki düğümlerle bağlı? Aynı derecede bağdaşık bir rakip ağ kurulabilir mi?

Araç, Kanıt kapısında bir önceki dersin testinin tamamlayıcısıdır. Temel İnanç Testi bir zincirin durduğu noktayı sınar; Tutarlılık Ağı ise zincirlerin birbirine nasıl örüldüğünü gösterir. Güçlü bir iddia, hem sağlam girdilere hem de bağımsız yollardan gelen karşılıklı desteğe sahiptir.

Örnekler

Basit örnek: kayıp anahtar

Sabah evden çıkmak üzeresin ve anahtarını bulamıyorsun. Tutarlılık Ağı'nı kuralım. Merkezdeki iddia: "Anahtar evin içinde." Destekleyen düğümler: dün akşam kapıyı anahtarla açtım; kapı içeriden kilitliydi; akşam evden çıkmadım. Bu üç düğüm birbirini de destekler: kapıyı içeriden kilitlediysem ve çıkmadıysam, anahtar içeride olmalı. Aykırılık: anahtarı her zamanki yerde, kapının yanındaki kasede bulamıyorum. Bu aykırılığı açıklayan yeni bir düğüm aranır: dün akşam market poşetlerini taşırken anahtarı başka bir yere bırakmış olabilirim. Dış bağlantı: dün akşam kapıyı açtığımı hatırlamam, bir bellek inancıdır. Ağ sağlam görünür ve arama alanını daraltır: poşetlerin bırakıldığı mutfak tezgâhı. Burada ağın gücü, tek bir inancın kesinliğinden değil, birbirini destekleyen birkaç inancın uyumundan gelir.

Orta örnek: bir yerleşimin tarihlendirilmesi

Arkeologlar, kazılan bir yerleşimin hangi dönemde kullanıldığını belirlemeye çalışıyor. Tutarlılık Ağı'nı kuralım. Merkezdeki iddia: "Yerleşim belirli bir dönemde kullanıldı." Destekleyen düğümler: ocaklardaki kömürlerin radyokarbon tarihlemesi; toprak katmanlarının sırası; bulunan çanak çömleğin biçim ve süsleme özellikleri; bölgeyle ilgili yazılı kayıtlar. Bu düğümlerin her biri farklı bir yöntemle, farklı hata kaynaklarıyla elde edilir; yani birbirinden görece bağımsızdır. Aynı döneme işaret ettiklerinde, C. I. Lewis'in bağımsız tanıklarına benzer bir durum ortaya çıkar: her biri tek başına yanılabilir, ama uyumları güçlü bir gerekçe üretir. Aykırılık: bir katmanda, beklenenden çok daha yeni bir nesne bulunuyor. Ağ bu aykırılığı açıklamayı ister: sonradan kazılmış bir çukur, bir hayvan yuvası ya da kazı hatası olabilir. Aykırılık açıklanamazsa, ağın bir yerinde düzeltme gerekir.

Gerçek hayat örneği: fazla tutarlı hasar dosyası

Bir sigorta şirketinin hasar uzmanı, bir trafik kazası dosyasını inceliyor. Üç tanığın ifadesi var ve üçü de kazayı aynı ayrıntılarla, neredeyse aynı cümlelerle anlatıyor. Tutarlılık Ağı'nı kuralım. Merkezdeki iddia: "Kaza tanıkların anlattığı gibi oldu." Destekleyen düğümler: üç tanık ifadesi, sürücünün beyanı, araçtaki hasar. İlk bakışta ağ çok bağdaşık görünür. Ama ağın üçüncü sorusu, dış bağlantı sorusu burada devreye girer: tanıklar birbirinden bağımsız mı? Uzman, tanıkların sürücünün akrabaları olduğunu ve ifadelerin aynı gün aynı yerde alındığını fark ediyor. Bu durumda uyum bir gerekçe değil, bir uyarı işaretidir; çünkü bağımsız tanıklar genellikle aynı olayı farklı ayrıntılarla anlatır. Uzman, bağımsız bir girdi arıyor: araçtaki hasarın biçimi, yoldaki izler, bir güvenlik kamerası kaydı. Bu örnek, tecrit itirazının gündelik yüzüdür: bir ağın bağdaşımı, girdilerinin bağımsızlığı kadar değerlidir.

Vakaya dönüş

Modülün iki vakasına Tutarlılık Ağı ile bakalım. İlk vaka, bir önceki derste tanıştığımız Henry'dir: sahte ahırlarla dolu bir bölgede tesadüfen gerçek bir ahıra bakıyor. İkinci vakayı bu derste tanıyalım. Bertrand Russell, 1948'de yayımlanan İnsan Bilgisi kitabında şu durumu anlatır: biri, her zaman doğru çalışmış bir saate bakıyor ve saati okuyor. Ama saat aslında durmuştur ve kişi, tesadüfen tam da saatin gösterdiği anda bakmıştır. Okuduğu saat doğrudur.

Her iki kişinin inancı da kendi inanç sistemleriyle mükemmel biçimde bağdaşır. Henry'nin sisteminde ahırlar, kırsal bölgeler ve yol kenarları hakkında hiçbir aykırılık yoktur. Saate bakan kişinin sisteminde saatin güvenilirliği, günün hangi saatinde olduğuna dair genel izlenimi ve saatin gösterdiği zaman birbirini destekler. Ağın içinde hiçbir düğüm sorun göstermez. Bağdaşımcılığa göre iki inanç da gerekçelidir ve ikisi de doğrudur. Ama ikisini de bilgi saymakta zorlanırız: doğruya tesadüfen isabet etmiş gibidirler. Sorun ağın içinde değil, ağın dünyayla bağındadır: Henry'nin çevresi, saatin mekanizması. Bu gözlem, bu modülün en önemli sorusuna götürür: gerekçe, yalnızca kişinin zihninin içinde erişebildiği şeylerden mi oluşur, yoksa zihnin dışındaki bir şeye de bağlı mıdır?

Araç kartı: Tutarlılık Ağı

AlanAçıklama
Ne işe yararBir iddiayı destekleyen ve onunla çelişen inançları bir ağ olarak kurar; kopuk, bağımsız olmayan ve aykırı düğümleri görünür kılar
5K kapısıKanıt
Adımlar1) İddiayı merkeze yaz. 2) Destekleyen ve çelişen inançları düğüm olarak yerleştir. 3) Bağların türünü işaretle: çıkarım, açıklama, olasılık desteği. 4) Açıklanamayan aykırılıkları listele. 5) Hangi düğümlerin gözleme ya da bağımsız bir kaynağa bağlı olduğunu, hangilerinin yalnızca öteki düğümlerle desteklendiğini işaretle. 6) Aynı derecede bağdaşık bir rakip ağ kurmayı dene
Ne zaman kullanılırBir iddianın tek bir güçlü kanıtı değil, birbirini destekleyen pek çok zayıf kanıtı olduğunda; bir hikâyenin fazla kusursuz göründüğü durumlarda
Sık hataUyumu tek başına gerekçe saymak ve düğümlerin birbirinden bağımsız olup olmadığını sormamak

Egzersiz

Bu egzersizde çoğu kişi, en çok güvendiği iddiaların ağında, bağımsız görünen düğümlerin aslında aynı kaynaktan, aynı kitaptan, aynı kişiden ya da aynı dönemin genel kanaatinden türediğini fark eder. Bu, iddianın yanlış olduğunu göstermez; gerekçesinin sanıldığından daha dar olduğunu gösterir.

Mini test

  1. Neurath'ın gemi benzetmesi neyi reddeder ve neyi mümkün kılar?
  2. Doğruluğa dair tutarlılık teorisi ile gerekçelendirmeye dair bağdaşımcılık arasındaki fark nedir?
  3. Bağdaşımcı, Agrippa'nın döngü koluna neden takılmadığını nasıl savunur?
  4. Tecrit itirazı nedir ve BonJour'un gözlem şartı ona nasıl cevap verir?
  5. Bir şirketin iç denetim raporu, yönetimin sunduğu mali tablolarla, yönetimin hazırladığı bütçe notlarıyla ve yönetimin yazdığı faaliyet raporuyla tamamen uyumlu. Tutarlılık Ağı ile değerlendir.
Cevapları göster
  1. Bütün inançları bir kenara koyup bilgiyi sağlam bir zeminden baştan kurma fikrini reddeder; inançların geri kalanına dayanarak her birinin parça parça düzeltilmesini mümkün kılar.
  2. Tutarlılık teorisi doğruluğun bir sisteme uymak olduğunu söyler; bağdaşımcılık ise gerekçenin sisteme uymaktan geldiğini söyler. Bir bağdaşımcı doğruluğu tekabül olarak anlayabilir.
  3. Küçük döngülerin kısır olduğunu kabul eder, ama geniş bir ağda desteğin pek çok bağımsız yoldan geldiğini ve bu karşılıklı desteğin, bağımsız tanıkların uyumu gibi, parçaların tek başına veremeyeceği bir gerekçe ürettiğini savunur.
  4. İtiraz, dünyayla bağı kopuk ama bağdaşık bir sistemin de gerekçeli sayılacağını söyler. BonJour'un gözlem şartı, sistemin kendiliğinden oluşan gözlem inançlarını ve bunların güvenilirliğine dair inançları içermesini isteyerek dünyayla teması sisteme yerleştirir.
  5. Ağ bağdaşık görünür, ama bütün düğümler aynı kaynaktan, yani yönetimden gelir; birbirinden bağımsız değildir. Uyum, doğruluğun değil, ortak bir kaynağın işareti olabilir. Ağa bağımsız girdiler eklenmelidir: banka kayıtları, tedarikçi yazışmaları, dış denetçi incelemesi.

Özet

  • Neurath'ın gemisinde hiçbir tahta dokunulmaz değildir, ama hepsi aynı anda değiştirilemez: bilgi ancak parça parça, geri kalanına dayanarak onarılır.
  • Bağdaşımcılığa göre bir inanç, kişinin inanç sistemiyle bağdaştığı için gerekçelidir; hiçbir inanç ayrıcalıklı bir temel oluşturmaz.
  • Bağdaşım çelişkisizlikten fazlasıdır: çıkarım bağları, açıklayıcı ilişkiler ve açıklanmamış aykırılıkların yokluğu gerekir; Quine'ın ağında merkez ile kenar farklı hızla değişir.
  • Geniş bir ağdaki karşılıklı destek kısır bir döngü değildir, ama değeri düğümlerin bağımsızlığına bağlıdır.
  • Tecrit ve alternatif sistemler itirazları, bağdaşımın tek başına dünyaya bağlanmayı ve doğruluğa yönelmeyi sağlamadığını gösterir.
  • Sosa'nın sal ile piramidi iki modelin de yetersizliğini, Haack'in bulmaca benzetmesi ise deneyim ile bağdaşımın birlikte çalışmasını önerir.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Neurath'ın benzetmesi?Açık denizde, kuru havuza çekilmeden yeniden inşa edilen gemi
Bağdaşımcılık ile tutarlılık teorisi farkı?Biri gerekçe, öteki doğruluk hakkında bir kuramdır
Davidson'ın sezgisi?Bir inanca gerekçe olarak başka bir inançtan başka bir şey sayılamaz
BonJour'un bağdaşım ölçütleri?Mantıksal ve olasılıksal tutarlılık, çıkarım bağları, açıklanmamış aykırılık yokluğu
Quine'ın ağında merkez ve kenar?Kenarda gözleme yakın inançlar, merkezde mantık ve matematik
Tecrit itirazı?Dünyayla bağı kopuk bağdaşık bir sistem de gerekçeli sayılırdı
Sal ve piramit kime ait, hangi yıl?Ernest Sosa, 1980
Haack'in bulmacasında ipucu ve kesişim?İpucu deneyimi, kesişen kelimeler bağdaşımı temsil eder

Sonraki derse köprü

Henry ve durmuş saate bakan kişi, inanç sistemlerinin içinden bakıldığında hiçbir hata yapmıyor. Temelcilik de bağdaşımcılık da, gerekçeyi kişinin kendi zihninde erişebildiği şeylerden kurdu: deneyimler, inançlar ve aralarındaki bağlar. Ama belki de gerekçe, kişinin erişemediği bir şeye, örneğin inancı üreten sürecin gerçekten güvenilir olup olmadığına bağlıdır. Ders 4.3, gerekçenin kafanın içinde mi yoksa dışında mı olduğu sorusunu, içselcilik ile dışsalcılık tartışmasını inceleyecek ve araç kutuna Erişim Sorusu'nu ekleyecek.

Günlük sorusu: Hayatında bütün parçaları birbirine uyan ama sonunda yanlış çıkan bir açıklamaya inandığın oldu mu? Parçalar birbirinden gerçekten bağımsız mıydı?

Tarihte bu tartışma

Bağdaşımcılığın felsefi kökleri, on dokuzuncu yüzyılın sonu ile yirminci yüzyılın başındaki İngiliz idealistlerine uzanır. F. H. Bradley ve daha sonra Amerikalı felsefeci Brand Blanshard, 1939'da yayımlanan Düşüncenin Doğası'nda, hem doğruluğu hem de gerekçeyi sistemli bir bütünlüğe uymak olarak anladı. 1930'larda Viyana Çevresi içindeki protokol cümleleri tartışması, Neurath'ın gemisini bağdaşımcılığın simgesine dönüştürdü. Quine 1960'ta yayımlanan Kelime ve Nesne'nin başına Neurath'ın gemi benzetmesini koydu. 1980'lerde BonJour'un kitabı bağdaşımcılığın en ayrıntılı savunusu oldu; BonJour yıllar sonra bu görüşten vazgeçip temelciliğe döndü. 1990'larda Susan Haack'in temelbağdaşımcılığı, iki gelenek arasındaki uzun çatışmanın bir uzlaşmayla sona erebileceğini öne sürdü.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.