İçeriğe geç

Ders 4.1 · Modül 4: Gerekçelendirme Teorileri

Temelcilik: Agrippa'ya bir cevap

Araç: Temel İnanç Testi · 5K: Kanıt · 3.116 kelime · yaklaşık 14 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Geri dönüş

Gerekçelendirme teorilerine geçmeden önce Modül 3'ün şüpheci argümanlarını ve onlara verilen cevapları yokla. Soruları kâğıda yazıp cevaplarını tamamladıktan sonra alttaki paragrafa geç.

  1. Akademik şüphecilik ile Pyrrhoncu şüphecilik arasındaki temel fark nedir?
  2. Agrippa'nın üçlemine göre bir gerekçe zinciri hangi üç yoldan birine girmek zorundadır?
  3. Kavanozdaki beyin argümanı kapanma ilkesini hangi öncülünde kullanır?
  4. Hume'a göre doğanın düzenliliği ilkesi neden ne akılla ne de deneyimle gerekçelendirilebilir?
  5. Moore hamlesi ile Nozick'in duyarlılık cevabı şüpheci argümanın hangi öncüllerini hedef alır?

Cevaplar sırasıyla şöyle: Akademik şüpheci bilginin imkânsız olduğunu öne sürer, Pyrrhoncu ise bu iddiayı da askıya alır ve şüpheyi bir öğreti değil bir tutum olarak yaşar. Üçlemin kolları sonsuz gerileme, döngü ve gerekçesiz bir noktada durmaktır. Argümanın ikinci öncülü kapanma ilkesidir: iki elim olduğunu biliyorsam kavanozda bir beyin olmadığımı da bilirim. Doğanın değişmesi çelişki içermediği için ilke akılla kanıtlanamaz; deneyimle gerekçelendirmek ise tümevarımı tümevarımla savunmak, yani döngüdür. Son olarak Moore birinci öncülü reddeder, Nozick ise ikinci öncülü, yani kapanmayı. Beş sorunun en az dördüne rahatça cevap verebildiysen, bu modülün sorusuna hazırsın; takıldığın soru varsa ilgili dersin özetine bir kez daha göz at.

Giriş

Bir inşaat alanında, yıkılmış bir binanın yerine yenisi yapılacak. Mühendis, işçilere ilk olarak zemin etüdü yaptırıyor: toprağın hangi derinlikte sağlam kayaya ulaştığını, temel kazıklarının nereye çakılacağını belirliyor. Yukarıdaki katlar ne kadar güzel tasarlanmış olursa olsun, temel sağlam değilse bina ayakta kalmaz. Ama temelin kendisi, üzerine başka bir şey oturtulmadan, doğrudan kayaya dayanır. Temelin altında bir temel daha aramak gerekmez.

Epistemoloji tarihinin en köklü düşüncelerinden biri, bilginin de böyle bir yapısı olduğunu söyler. Agrippa'nın üçlemi dersinde gerekçe zincirinin üç kaderi olduğunu görmüştün: sonsuza uzamak, kendi üzerine dönmek ya da bir yerde durmak. Bu derste, zincirin durduğu yerin keyfi olmak zorunda olmadığını savunan görüşü, temelciliği inceleyeceksin. Bu modülün sorusu da bu derste başlar: bir inancı gerekçeli kılan şey tam olarak nedir? Modülün sonuna kadar iki vakayı yanımızda taşıyacağız: sahte ahırlarla dolu bir kırsal bölge ve durmuş bir saat. İkisi de gerekçeli ve doğru ama yine de bilgi sayılması tartışmalı inançlar üretir.

Bu dersin kazanımları:

  • Temelciliğin yapısını, temel inanç kavramını ve klasik ile ılımlı temelcilik arasındaki farkı açıklarsın. (anla)
  • Bir gerekçe zincirinde hangi inancın gerçekten temel, hangisinin gizli bir çıkarım olduğunu çözümlersin. (analiz et)
  • Temelciliğe yöneltilen "verilmiş olan" itirazının gücünü ve temelcilerin cevaplarını değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

Agrippa'nın üçüncü koluna geri dönmek

Agrippa'nın üçleminde üçüncü kol, gerekçe zincirini bir noktada durdurmaktı. Şüpheciye göre bu durma keyfidir: durduğun inanca neden inanmalıyım diye sorulduğunda cevap yoksa, o inanç bir varsayımdan ibarettir. Temelcilik bu kolu seçer ama keyfilik suçlamasını reddeder. Ona göre bazı inançlar, başka inançlardan destek almadan gerekçelidir. Zincir onlarda durur, çünkü onların gerekçesi başka bir inançtan gelmez; ya deneyimden, ya da inancın kendi niteliğinden gelir.

Bu fikrin arkasında basit bir gözlem vardır. "Şu an başım ağrıyor" inancımı neye dayandırıyorum? Başka bir inanca değil; baş ağrısının kendisine. "İki artı iki dörttür" inancımı neye dayandırıyorum? Başka bir önermeye değil; onu anladığım anda doğruluğunu görmeme. Temelci, bu tür inançların gerekçe zincirinin son halkası olabileceğini söyler.

Temel inançlar ve üst yapı

Temelciliğe göre inançlarımız iki gruba ayrılır. Temel inançlar, gerekçesini başka inançlardan almayan inançlardır. Türetilmiş inançlar ise gerekçesini, sonunda temel inançlara ulaşan zincirlerle başka inançlardan alır. Bilgi yapısı bir piramide benzer: tabanda temel inançlar, onların üzerinde katman katman türetilmiş inançlar. Her türetilmiş inanç, yukarıdan aşağıya takip edildiğinde, sonunda temele varmalıdır.

Bu yapı, temelciliğin iki ayrı soruya cevap vermesini gerektirir. Birincisi: hangi inançlar temeldir ve onları gerekçeli kılan nedir? İkincisi: gerekçe temelden üst yapıya nasıl taşınır? İkinci soru, Modül 0'da gördüğümüz çıkarım türlerine bağlanır: tümdengelim, tümevarım ve en iyi açıklamaya çıkarım, temeldeki gerekçeyi yukarıya aktaran köprülerdir. Temelcilik tartışmalarının asıl yükü ise birinci sorudadır.

Klasik temelcilik: yanılmaz bir taban

Temelciliğin ilk ve en iddialı biçimi, klasik temelcilik olarak anılır. Descartes'ın Meditasyonlar'daki arayışı bu çizginin örneğidir: şüphe edilemez bir nokta bul ve bilgi yapısını onun üzerine kur. Klasik temelciye göre bir inanç ancak şüphe götürmez, yanılmaz ya da kendiliğinden apaçık ise temel olabilir. Bu koşulları sağlayan inançlar iki türdür: kendi anlık zihin durumlarımız hakkındaki inançlar ("şu an kırmızı bir şey görüyormuşum gibi geliyor") ve apaçık akıl hakikatleri ("bir şey aynı anda hem var hem yok olamaz").

Bu görüşün cazibesi açıktır. Temel yanılmazsa, üzerine kurulan yapı en azından sağlam bir zemindedir. "Kırmızı bir elma görüyorum" inancı yanılabilir, çünkü elma mum olabilir ya da ışık yanıltıcı olabilir. Ama "kırmızı bir şey görüyormuşum gibi geliyor" inancında yanılmak zor görünür. Klasik temelci, gerekçe zincirlerini bu türden görünüş inançlarına kadar geri götürmeyi önerir.

Klasik temelciliğin üç sorunu

Birinci sorun, tabanın çok dar olmasıdır. Yalnızca anlık zihin durumlarından ve apaçık akıl hakikatlerinden yola çıkarak, dış dünyanın varlığını, geçmişi, başka insanların zihinlerini nasıl türetebiliriz? Modül 3'te gördüğümüz gibi, görünüşlerden dış dünyaya giden her çıkarım şüpheci senaryolar tarafından tehdit edilir ve Hume, geçmişten geleceğe giden çıkarımın da güvence vermediğini gösterdi. Temel ne kadar sağlamsa, üzerine çıkılabilecek bina o kadar alçak kalır.

İkinci sorun, ölçütün kendisine yönelir. Amerikalı felsefeci Alvin Plantinga'nın vurguladığı gibi, "yalnızca yanılmaz, apaçık ya da duyulara açık olan inançlar temel olabilir" ilkesinin kendisi ne yanılmazdır, ne apaçıktır, ne de duyularla bilinir. Öyleyse klasik temelci kendi ölçütüne göre bu ilkeye inanmakta gerekçesizdir. Bir teorinin kendi standardını karşılayamaması, ona ciddi bir tutarsızlık suçlaması getirir.

Üçüncü sorun, yanılmazlığın kendisinin tartışmalı olmasıdır. Kendi zihin durumlarımız hakkında da yanılabiliriz: çok soğuk bir şeye dokunduğumuzda bir an yandığımızı sanabiliriz; bir duygunun kıskançlık mı kırgınlık mı olduğunu karıştırabiliriz. İçebakış, klasik temelcinin varsaydığı kadar şeffaf değildir.

Ilımlı temelcilik: yanılabilir ama gerekçeli

Bu sorunlar karşısında yirminci yüzyılın ikinci yarısında temelcilerin çoğu daha mütevazı bir görüşe geçti. Ilımlı temelciliğe göre temel inançların yanılmaz olması gerekmez. Onların gerekçesi ilk bakışta geçerlidir: bir bozucu, yani inancın yanlış olduğunu ya da kaynağının güvenilmez olduğunu gösteren bir sebep ortaya çıkana kadar geçerlidir. Algı dersinde bu fikrin algıya uygulanmış hâlini görmüştük; ılımlı temelcilik onu bir gerekçelendirme teorisinin tabanına yerleştirir.

Bu görüşe göre "önümde kırmızı bir elma var" inancı, bana öyle görünmesi temelinde, başka bir inanca dayanmadan gerekçeli olabilir. Elmanın mum olduğunu öğrenirsem gerekçe düşer; öğrenmezsem durur. Böylece taban genişler: algısal inançlar, bellek inançları, hatta belki bazı tanıklık inançları temel olabilir. Taban genişledikçe, gündelik bilgimizin üzerine kurulabileceği bina da yükselir.

Bu çizginin çağdaş bir biçimini, sezgi dersinde Michael Huemer'in genel ilkesi olarak tanımıştın: fenomenal muhafazakârlık. Orada ilke sezgilerin kanıt değerini savunmak için kullanılıyordu; burada ise görünüşleri bütün bir gerekçelendirme yapısının tabanına yerleştirir. Bir önceki modülde anılan Pryor'un dogmatizmi de aynı aileye aittir. Bu görüşler şüpheciye karşı temel inançları korur, ama bedelini de öder: "bana öyle görünüyor" ifadesinin çok geniş bir alanda gerekçe sayılması, önyargıların ve yanılsamaların da ilk bakışta gerekçeli sayılması riskini doğurur.

Verilmiş olanın miti

Temelciliğe yöneltilen en derin itirazı, Amerikalı felsefeci Wilfrid Sellars 1956'da yayımlanan "Empirizm ve Zihin Felsefesi" başlıklı uzun makalesinde dile getirdi. Sellars, deneyimde bize doğrudan, yorumsuz ve gerekçe gerektirmeden "verilen" bir şey olduğu fikrine verilmiş olanın miti adını verdi. İtirazın çekirdeği bir ikilemdir.

Deneyim, bir inancı gerekçelendirebilmek için bir içeriğe sahip olmalıdır: "burada kırmızı bir şey var" gibi doğru ya da yanlış olabilecek bir içerik. Ama deneyimin böyle bir içeriği varsa, o da tıpkı bir inanç gibi doğru ya da yanlış olabilir ve bu durumda onun da gerekçelendirilmesi gerekir; gerileme yeniden başlar. Deneyimin böyle bir içeriği yoksa, yani yalnızca ham bir duyum ise, o zaman bir inancı nasıl gerekçelendirebileceği anlaşılmaz; çünkü gerekçelendirme, içerikler arasındaki mantıksal bir ilişkidir. Deneyim ya gerekçe gerektirir ya da gerekçe veremez. Amerikalı felsefeci Laurence BonJour, 1985'te yayımlanan kitabında bu ikilemi temelciliğe karşı güçlü biçimde kullandı ve bağdaşımcılığı savundu; yıllar sonra kendisi temelciliğe geri döndü.

Temelcilerin cevabı

Temelciler bu ikileme birkaç yoldan cevap verir. Bir kısmı, ikilemin iki kolu arasında üçüncü bir yol olduğunu savunur: deneyimin içeriği vardır, ama deneyim bir inanç değildir; bu yüzden doğru ya da yanlış olabilen bir içeriğe sahip olsa bile, bir inanç gibi gerekçe istemez. Görünüş bir iddia değil, bir durumdur; "bana kırmızı görünüyor" hâlinde olmak için bir gerekçe gerekmez, yalnızca o hâlde olmak yeter.

Bir başka cevap, gerekçelendirmenin yalnızca içerikler arasındaki mantıksal bir ilişki olduğu varsayımını sorgular. Dışsalcı temelcilere göre bir inancı temel ve gerekçeli kılan şey, onun güvenilir bir süreçten gelmesi olabilir; kişinin bu güvenilirliğe erişmesi gerekmez. Bu tartışmayı Ders 4.3 ve Ders 4.4'te ayrıntılı ele alacağız. Burada şu kadarını görmek yeter: temelciliğin geleceği, büyük ölçüde deneyim ile gerekçe arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna bağlıdır.

Gizli çıkarımlar

Temelciliğin gündelik hayata taşınmasında sık yapılan bir hata vardır: temel sanılan birçok inanç aslında gizli bir çıkarımdır. "Gördüm" dediğimiz pek çok şey, gördüğümüzün üzerine hızla eklediğimiz bir yorumu içerir. Kapıdan içeri giren birini gördüğünde "komşum geldi" diye düşünürsün; ama gördüğün şey bir siluet, bir ceket rengi, bir yürüyüş biçimidir. "Komşum geldi" inancı, bu görüntülerin üzerine eklenmiş bir tanımadır ve tanıma yanılabilir.

Burada iki tür dolaysızlığı ayırmak gerekir. Bir inanç psikolojik olarak dolaysız olabilir: bilinçli bir akıl yürütme olmadan, bir anda oluşur. Ama aynı inanç epistemik olarak dolaysız olmayabilir: gerekçesi, kişinin arka planda taşıdığı başka inançlara dayanır. Deneyimli bir kuşbilimci uzaktaki bir kuşa bakıp bir anda türünü söyler; bu tanıma psikolojik olarak dolaysızdır, ama yıllarca edinilmiş bilgiye dayanır ve o bilgi yanlışsa tanıma da çöker. Temelci için önemli olan ikinci türdür: bir inancı temel yapan, hızlı oluşması değil, gerekçesini başka inançlardan almamasıdır.

Bu gözlem temelciliğe karşı bir itiraz değildir; tam tersine, onu iyi kullanmanın koşuludur. Bir tartışmada karşındaki kişi "Ben kendi gözümle gördüm" dediğinde, gördüğü şeyin tam olarak ne olduğunu, yorumun nerede başladığını sormak, zincirin gerçek tabanına inmek demektir. Temel İnanç Testi bu soruyu sistemli hâle getirir.

Temel İnanç Testi

Bu dersin aracı, bir gerekçe zincirinin durduğu noktayı sınar. Önce, Agrippa dersindeki Gerileme Dedektörü ile zinciri geriye doğru sür ve durduğu inancı bul. Sonra dört soru sor. Birincisi: bu inancın türü nedir; bir algı, bir bellek, bir anlık zihin durumu, bir akıl hakikati, yoksa bir tanıklık mı? İkincisi: bu inanç gerçekten başka bir inanca dayanmıyor mu, yoksa içinde gizli bir yorum ya da çıkarım var mı? Üçüncüsü: bu inanca karşı bilinen bir bozucu var mı; koşullar, kaynak ya da çelişen başka bir inanç onu sarsıyor mu? Dördüncüsü: temelden sonuca giden adımlar sağlam mı, yoksa gerekçe yukarı taşınırken bir yerde mi kayboluyor?

Test 5K protokolünün Kanıt kapısında çalışır. Bir iddianın kanıtını değerlendirirken, kanıt zincirinin nereye dayandığını görmek, onun gücünü anlamanın ilk adımıdır. Sağlam bir zincir, gerçekten temel ve bozucusu olmayan bir inançta durur ve temelden yukarı her adımda gerekçesini korur. Zayıf bir zincir ise ya temel sanılan bir yorumda durur, ya da yukarı çıkarken bir yerde gerekçesini kaybeder.

Örnekler

Basit örnek: yanık kokusu

Akşam evine giriyorsun ve yanık kokusu alıyorsun. İlk düşüncen: "Ocak açık kalmış." Temel İnanç Testi'ni uygulayalım. Zinciri geriye sürelim: ocağın açık kaldığına neden inanıyorsun? Çünkü yanık kokusu alıyorsun ve sabah ocakta yemek pişirdin. Durduğumuz inanç: "yanık kokusu alıyorum." Türü: anlık bir algı, ilk bakışta gerekçeli bir temel inanç. Gizli çıkarım var mı? "Yanık kokusu alıyorum" inancında pek yok; ama "ocak açık kalmış" inancı, bu algının üzerine kurulmuş bir açıklamadır. Bozucu var mı? Komşunun mutfağından da koku gelebilir. Temelden sonuca adım sağlam mı? Kısmen: en iyi açıklama ocak olabilir, ama tek açıklama değil. Test, temel inancın sağlam, sonucun ise kontrol gerektiren bir çıkarım olduğunu gösterir: mutfağa gidip bakmak, açıklamayı sınar.

Orta örnek: termometre ve ateş

Bir çocuğun annesi, termometre 39 dereceyi gösterince "Çocuğun ateşi var" diyor. Temel İnanç Testi'ni uygulayalım. Durduğumuz inanç: "Termometre 39 gösteriyor." Türü: algı. Gizli çıkarım var mı? "Çocuğun ateşi var" inancı, termometrenin güvenilir olduğu, doğru yerleştirildiği ve yeterince beklendiği varsayımlarına dayanır; yani temel değil, türetilmiştir. Bozucu var mı? Çocuk az önce sıcak bir içecek içtiyse, ağızdan ölçülen değer yanıltıcı olabilir. Temelden sonuca adım sağlam mı? Termometre güvenilirse ve ölçüm doğru yapıldıysa, evet. Bu örnek, temelciliğin gündelik bir dersini gösterir: bir ölçüm cihazının okuması temel olabilir, ama cihazdan dünyaya geçiş, cihazın güvenilirliğine dair ayrı bir inanca dayanır. Bu ikinci inanç, Ders 4.4'te göreceğimiz güvenilircilik tartışmasının tam konusudur.

Gerçek hayat örneği: nöbet devri

Bir hastanede sabah nöbetini devreden hemşire, akşam nöbetine gelen meslektaşına "Hasta sabah iyiydi, ateşi yoktu, iştahı yerindeydi" diyor. Akşam hemşiresi bu bilgiyi hasta dosyasına dayanak olarak alıyor. Temel İnanç Testi'ni uygulayalım. Sabah hemşiresi için "hasta sabah iyiydi" inancı, kendi gözlemine dayanan bir bellek inancıdır ve ılımlı temelciliğe göre ilk bakışta gerekçelidir. Akşam hemşiresi için ise bu bir tanıklıktır ve temel olup olmadığı tartışmalıdır. Bozucu var mı? Öğleden sonra gelen yeni bir laboratuvar sonucu, sabahki gözlemle çelişebilir. Bu durumda sabahki inanç yanlış olmuş olmaz; ama bugünkü duruma dair gerekçesi düşer. Ilımlı temelciliğin temel özelliği burada iş başındadır: temel inançlar gerekçelidir, ama bozulabilir. İyi bir nöbet devri, temel gözlemleri ve onları sarsabilecek yeni bilgileri ayrı ayrı aktarır.

Vakaya dönüş

Modülün iki vakasının ilki şöyledir. Henry adında biri arabasıyla kırsal bir bölgede ilerliyor ve yol kenarında bir ahır görüyor. "Bu bir ahır" diye düşünüyor ve gerçekten de öyle. Ama Henry'nin bilmediği bir şey var: bu bölgede, yoldan geçenlere bir ahır görüntüsü vermek için yapılmış, yalnızca ön cepheden ibaret çok sayıda sahte ahır var. Henry'nin gördüğü, tesadüfen bölgedeki tek gerçek ahırdır. Alvin Goldman bu vakayı 1976'da yayımlanan bir makalesinde tartıştı ve onu Carl Ginet'e borçlu olduğunu belirtti.

Temel İnanç Testi'ni uygulayalım. Henry'nin inancı, gördüğü şeye dayanan bir algısal inançtır; ılımlı temelciliğe göre ilk bakışta gerekçelidir. Henry'nin bildiği bir bozucu yoktur; bozucu dünyada vardır ama Henry'nin zihninde yoktur. Öyleyse temelci ölçütlere göre inanç hem gerekçeli hem de doğrudur. Yine de pek çok kişi Henry'nin orada bir ahır olduğunu bilmediğini düşünür. Bu vaka, temelciliğin bir gerekçelendirme teorisi olarak sağladığı şeyin bilgi için yetmeyebileceğini gösterir. Gerekçe temelden doğru biçimde yükseliyor olabilir, ama çevre, inancı tesadüfen doğru kılacak kadar tehlikeli olabilir. Modülün sonraki dersleri bu boşluğu farklı yollarla doldurmaya çalışacak.

Araç kartı: Temel İnanç Testi

AlanAçıklama
Ne işe yararBir gerekçe zincirinin durduğu inancın gerçekten temel olup olmadığını ve temelden sonuca gerekçenin korunup korunmadığını sınar
5K kapısıKanıt
Adımlar1) Zinciri geriye sür ve durduğu inancı yaz. 2) Türünü belirle: algı, bellek, anlık zihin durumu, akıl hakikati ya da tanıklık. 3) Gizli bir yorum ya da çıkarım içeriyor mu, kontrol et; içeriyorsa zinciri bir adım daha geriye sür. 4) Bilinen bir bozucu var mı, yaz. 5) Temelden sonuca her adımın gerekçeyi koruyup korumadığını değerlendir
Ne zaman kullanılır"Kendi gözümle gördüm", "ben ölçtüm", "açıkça belli" gibi zinciri kesen ifadelerle karşılaştığında; bir kanıt zincirinin tabanını bulmak gerektiğinde
Sık hataYorum içeren bir inancı temel saymak; ya da tersine, her temel inancın yanılmaz olması gerektiğini düşünüp hiçbir inancı temel kabul etmemek

Egzersiz

Bu egzersizin amacı temel inançları küçümsemek değildir. Her zincir bir yerde durmak zorundadır; amaç, durulan yerin gerçekten sağlam bir zemin mi, yoksa sorgulanmamış bir alışkanlık mı olduğunu görmektir.

Mini test

  1. Temelcilik Agrippa'nın üçleminin hangi kolunu seçer ve keyfilik suçlamasına nasıl cevap verir?
  2. Klasik temelcilik ile ılımlı temelcilik arasındaki fark nedir?
  3. Plantinga'nın klasik temelciliğe yönelttiği itiraz nedir?
  4. Sellars'ın "verilmiş olanın miti" eleştirisindeki ikilemi açıkla.
  5. Bir tanık mahkemede "Sanığı olay yerinde gördüm" diyor. Temel İnanç Testi ile değerlendir.
Cevapları göster
  1. Zinciri bir noktada durdurma kolunu seçer; ama durulan inançların keyfi olmadığını, gerekçesini başka inançlardan değil, deneyimden ya da kendi niteliğinden aldığını savunur.
  2. Klasik temelcilik temel inançların yanılmaz ya da şüphe götürmez olmasını ister; ılımlı temelcilik ise onların yanılabilir ama ilk bakışta gerekçeli olabileceğini, bir bozucu çıkana kadar gerekçeli kalacağını kabul eder.
  3. "Yalnızca yanılmaz, apaçık ya da duyulara açık inançlar temel olabilir" ilkesinin kendisi bu koşulların hiçbirini karşılamaz; dolayısıyla klasik temelci kendi ölçütüne göre bu ilkeye inanmakta gerekçesizdir.
  4. Deneyim kavramsal içerik taşıyorsa doğru ya da yanlış olabilir ve kendisi gerekçe ister; gerileme yeniden başlar. Taşımıyorsa, içerikler arasındaki bir ilişki olan gerekçelendirmeyi sağlayamaz. İki durumda da deneyim zincirin gerekçeli durağı olamaz.
  5. "Sanığı gördüm" inancı saf bir algı değildir; gizli bir tanıma içerir. Zinciri geriye sürünce tanığın gördüğü şey bir yüz, bir kıyafet, bir boy olabilir. Işık, mesafe, süre ve tanığın sanığı önceden tanıyıp tanımadığı olası bozuculardır. Tanıklık ilk bakışta gerekçeli olabilir, ama tanımadan kimliğe giden adım ayrıca sınanmalıdır.

Özet

  • Temelcilik, Agrippa'nın üçleminde zinciri durdurma kolunu seçer, ama durma noktasının keyfi olmadığını savunur: temel inançlar başka inançlara dayanmadan gerekçelidir.
  • Bilgi yapısı bir piramide benzer: tabanda temel inançlar, üstünde onlardan türetilmiş inançlar.
  • Klasik temelcilik yanılmaz bir taban ister; ama taban çok dar kalır, ölçüt kendi kendini karşılamaz ve içebakış bile yanılabilir.
  • Ilımlı temelcilik, temel inançların yanılabilir ama ilk bakışta gerekçeli olabileceğini kabul eder; fenomenal muhafazakârlık bu çizginin çağdaş bir biçimidir.
  • Sellars'ın verilmiş olanın miti eleştirisi, deneyimin nasıl hem gerekçe gerektirmeyip hem de gerekçe verebileceğini sorar; temelciler deneyimin inanç olmadığını ya da dışsalcı bir gerekçelendirmeyi öne sürer.
  • Temel İnanç Testi, bir zincirin durduğu inancın gerçekten temel olup olmadığını, gizli çıkarımları ve bozucuları görünür kılar.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Temelcilik Agrippa'nın hangi koluna sahip çıkar?Zinciri bir noktada durdurmaya, ama keyfi olmayan biçimde
Temel inanç ile türetilmiş inanç farkı?Temel inanç gerekçesini başka inançtan almaz; türetilmiş inanç alır
Klasik temelciliğin taban ölçütü?Yanılmazlık, şüphe götürmezlik ya da apaçıklık
Ilımlı temelcilikte temel inanç?Yanılabilir ama bozucu çıkana kadar ilk bakışta gerekçeli
Fenomenal muhafazakârlık?Doğru görünen şeye, aksine sebep yoksa, inanmakta gerekçelisin (Huemer)
Plantinga'nın itirazı?Klasik temelciliğin ölçütü kendi ölçütünü karşılamaz
Verilmiş olanın miti kime ait, hangi yıl?Wilfrid Sellars, 1956
Sahte ahırlar vakası neyi gösterir?Gerekçeli ve doğru bir algısal inanç yine de bilgi olmayabilir

Sonraki derse köprü

Temelcilik bilgiyi bir piramit gibi düşündü: sağlam bir taban ve onun üzerine yükselen katlar. Ama Sellars'ın itirazı ciddiyse ve hiçbir inanç başka inançlardan bağımsız olarak gerekçeli değilse, bilgi yapısı nasıl ayakta durur? Avusturyalı felsefeci Otto Neurath bunu açık denizde, kuru havuza hiç çekilmeden, tahta tahta yeniden inşa edilen bir gemiye benzetti. Ders 4.2 bağdaşımcılığı, inançların birbirini karşılıklı olarak desteklediği bir ağ olarak gerekçelendirmeyi ve Ernest Sosa'nın bu iki modeli karşılaştırdığı sal ile piramit benzetmesini inceleyecek ve araç kutuna Tutarlılık Ağı'nı ekleyecek.

Günlük sorusu: En çok güvendiğin bilgilerinden birini seç. O bilgi, altında hiçbir şey olmadan duran bir temel taşı mı, yoksa başka pek çok inancınla birbirine tutunarak mı ayakta duruyor?

Tarihte bu tartışma

Temelciliğin kökleri, ilk ilkelerin kanıtlanmadan bilindiğini savunan Aristoteles'e kadar uzanır ve Descartes'ın 1641'deki Meditasyonlar'ında modern biçimini alır. Yirminci yüzyılın başında Bertrand Russell, 1912'de yayımlanan Felsefenin Sorunları'nda tanışıklık yoluyla bilgi ile betimleme yoluyla bilgi arasında ayrım yaptı ve dolaysız tanışıklığı bilginin tabanına yerleştirdi. 1930'larda Viyana Çevresi üyeleri, bilimin hangi gözlem cümlelerine dayandığını tartıştı ve bu "protokol cümleleri" tartışması temelcilik ile bağdaşımcılık arasındaki çatışmanın erken bir sahnesi oldu. Amerikalı felsefeci C. I. Lewis 1946'da, bir şeyin olası olabilmesi için bir şeyin kesin olması gerektiğini savunarak klasik temelciliğin güçlü bir savunusunu yaptı. Sellars'ın 1956'daki eleştirisinden sonra Roderick Chisholm gibi felsefeciler, temelciliği yanılabilir temel inançlarla yeniden kurmaya çalıştı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.