İçeriğe geç

Ders 3.5 · Modül 3: Şüphecilik

Hume: tümevarım problemi ve nedensellik

Araç: Tümevarım Riski Notu · 5K: Kanıt · 2.751 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Bir çiftlikte bir tavuk yaşıyor. Her sabah çiftçi gelir ve ona yem verir. İlk günlerde tavuk temkinlidir, ama günler haftalara, haftalar aylara döndükçe, çiftçinin her sabah yem getireceğine giderek daha çok güvenir. Yüzlerce gözlem, tek bir istisna olmadan, aynı sonucu göstermiştir. Sonra bir sabah çiftçi gelir ve tavuğu yem vermek yerine kesmek için yakalar. Bertrand Russell, 1912'de yayımlanan Felsefenin Sorunları'nda bu hikâyeyi anlatır ve şöyle ekler: tavuğa baştan sona her gün yem veren adam, sonunda onun boynunu kıran adam oldu; doğanın düzenliliği hakkında daha incelikli görüşler tavuğa yararlı olabilirdi.

Bu hikâye, bu modülde karşılaştığımız şüphe türlerinden farklı bir şüpheyi gösterir. Önceki derslerde dış dünyanın şu anki varlığını sorguladık: rüya mı görüyoruz, kavanozda mıyız? Bu derste çok daha sıradan görünen bir şüpheyle karşılaşacağız: geçmişte hep öyle olan bir şeyin gelecekte de öyle olacağını nasıl bilebiliriz? Güneşin yarın doğacağını, suyun yüz derecede kaynayacağını, bir ilacın bu sefer de etkili olacağını bilmemizin gerekçesi nedir? Modül 0'ın çıkarım türleri dersinde bu sorunun kapısını aralamış ve onu buraya bırakmıştık. On sekizinci yüzyılda İskoç filozof David Hume, bu soruya verilecek her cevabın döngüsel olduğunu savundu.

Bu dersin kazanımları:

  • Hume'un tümevarım problemini ve nedensellik eleştirisini açıklarsın. (anla)
  • Bir genellemenin geleceğe taşınmasında hangi düzenlilik varsayımına dayandığını çözümlersin. (analiz et)
  • Bir tahminin tümevarım riskini, koşulların değişip değişmediğini ve mekanizmanın bilinip bilinmediğini göz önüne alarak tartarsın. (değerlendir)

Ana anlatım

Hume'un sorusu

David Hume, 1739'da yayımlanan İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme'de ve daha sonra 1748'de yayımlanan İnsan Anlığı Üzerine Bir Soruşturma'da aynı soruyu keskinleştirdi. Algımızın ve belleğimizin tanıklık ettiği şeylerin ötesine geçen her akıl yürütmemiz, neden ile sonuç ilişkisine dayanır. Bir odada bir mektup bulduğumda, onu birinin yazdığını; ateşin yanında durduğumda ısınacağımı; bir bilardo topu ötekine çarptığında ikincisinin hareket edeceğini düşünürüm. Bu çıkarımların hepsi, geçmişte gözlemlediğim bağlantılardan gelecekte gözlemleyeceğim şeylere geçer.

Hume'un sorusu şudur: bu geçişi ne haklı kılar? Geçmişte binlerce kez gözlemlediğim bir bağlantının gelecekte de geçerli olacağına inanmak için bir gerekçem var mı? Modül 0'daki çıkarım türleri dersinde gördüğümüz gibi, tümevarım bir tümdengelim değildir: sonucu garanti etmez. Hume ise daha ileri gider ve tümevarımın yalnızca garanti vermediğini değil, hiçbir akli gerekçeye sahip olmadığını savunur.

İki tür bilgi: fikir ilişkileri ve olgu meseleleri

Hume'un argümanı, Soruşturma'da yaptığı bir ayrıma dayanır. İnsan aklının bütün nesneleri iki türe ayrılır. Birinci tür fikir ilişkileridir: geometri, cebir ve aritmetik önermeleri gibi, yalnızca düşünceyle, dünyada ne olup bittiğine bakmadan bilinebilen önermeler. "Üç kere beş, otuzun yarısıdır" önermesinin tersi bir çelişki doğurur; bu yüzden onu kesin olarak biliriz. İkinci tür olgu meseleleridir: güneşin yarın doğacağı, ateşin yakacağı, suyun kaynayacağı gibi dünyanın nasıl olduğuna dair önermeler. Bunların tersi hiçbir zaman çelişki doğurmaz; "güneş yarın doğmayacak" demek, "güneş yarın doğacak" demek kadar tutarlıdır.

Bu ayrım, Modül 2'deki a priori ve a posteriori bilgi ayrımıyla yakından ilişkilidir ve Hume'un sorusunun kıskacını kurar. Tümevarımı haklı kılacak bir gerekçe varsa, o ya bir fikir ilişkisi ya da bir olgu meselesi olmak zorundadır. Hume bir sonraki adımda iki yolu da tek tek kapatır.

Doğanın düzenliliği varsayımı

Hume'a göre her tümevarımsal çıkarımın arkasında gizli bir öncül vardır: gelecek geçmişe benzeyecektir; doğa düzenli davranmaya devam edecektir. Bu öncüle doğanın düzenliliği ilkesi denir. "Güneş şimdiye kadar her gün doğdu, o hâlde yarın da doğacak" argümanı, ancak bu gizli öncülle geçerli hâle gelir. Modül 0'ın İddia Ayıklayıcı'sıyla söylersek: gizli öncül, argümanın en tartışmalı kısmıdır.

Hume şimdi bu ilkenin nasıl gerekçelendirilebileceğini sorar ve iki olası yolu inceler. Birinci yol, ilkeyi tümdengelimle, yani akıl yoluyla kanıtlamaktır. Ama bu mümkün değildir, çünkü doğanın bir gün değişmesi, yani güneşin yarın doğmaması, mantıksal bir çelişki içermez. Bunu tutarlı biçimde düşünebiliriz; oysa tümdengelimle kanıtlanabilen bir şeyin tersi bir çelişki doğururdu. İkinci yol, ilkeyi deneyimle gerekçelendirmektir: doğa şimdiye kadar hep düzenli davrandı, o hâlde düzenli davranmaya devam edecek. Ama bu, tümevarımı tümevarımla gerekçelendirmek demektir ve Agrippa'nın üçlemindeki döngünün ta kendisidir.

Tümevarım problemi

Hume'un vardığı sonuç rahatsız edicidir: tümevarımın hiçbir akli gerekçesi yoktur. Geçmişten geleceğe yaptığımız her çıkarım, gerekçelendirilemeyen bir varsayıma dayanır. Bu sonuca tümevarım problemi denir ve felsefe tarihinin en inatçı sorunlarından biridir.

Problemin önemini abartmak zordur. Bilimin bütün genellemeleri, gündelik hayatın bütün beklentileri, mühendisliğin bütün hesapları tümevarıma dayanır. Hume haklıysa, suyun yarın yüz derecede kaynayacağına inanmak için, yarın kaynamayacağına inanmaktan daha iyi bir akli gerekçemiz yoktur. Bu, önceki derslerdeki şüpheci senaryolardan farklı bir şüphedir. Kavanozdaki beyin, olağanüstü bir senaryo gerektiriyordu. Hume'un şüphesi ise hiçbir olağanüstü senaryo gerektirmez; yalnızca tümevarımın yapısına bakar.

Nedensellik: gözlemediğimiz bağ

Hume'un tümevarım problemi, nedensellik hakkındaki daha derin bir gözleme dayanır. Bir bilardo topunun ötekine çarptığını ve ikinci topun hareket ettiğini izlediğini düşün. Gerçekte ne gözlemliyorsun? Birinci topun hareket ettiğini, ikinciye değdiğini ve ikincinin hareket etmeye başladığını görüyorsun. Ama birincinin ikinciyi hareket etmeye zorladığı, aralarında zorunlu bir bağ olduğunu görüyor musun? Hume'a göre hayır. Gözlemlediğimiz tek şey, bir olayın ötekini izlemesidir.

Hume'a göre nedensellik fikrimizin kaynağı, iki olayın defalarca birlikte görülmesidir; buna sürekli birliktelik denir. Bilardo toplarının çarpışmasını yüzlerce kez gördükten sonra, zihnimiz birini görünce ötekini beklemeye alışır. Nedensel "zorunluluk" dediğimiz şey, dünyada gözlemlediğimiz bir bağ değil, zihnimizin bu alışkanlıktan doğan beklentisidir. Bu görüş, nedensellik hakkındaki gündelik sezgimize meydan okur: neden ile sonuç arasında gerçek bir bağ olduğunu düşünürüz, ama bu bağı hiçbir zaman gözlemlemeyiz.

Hume'un şüpheci çözümü: alışkanlık

Hume, tümevarımın akli bir gerekçesinin olmadığını savunduktan sonra, insanların yine de tümevarımla yaşamayı bırakmadığını ve bırakamayacağını kabul eder. Onun önerdiği şey bir gerekçe değil, bir açıklamadır: tümevarımsal beklentilerimiz akıldan değil, alışkanlıktan doğar. Tekrar, zihinde bir yatkınlık bırakır ve bu yatkınlık bir akıl yürütmeden geçmeden işler. Hume'un sözleriyle, alışkanlık insan hayatının büyük rehberidir.

Bu çözüm, Hume'un şüpheci çözümü olarak bilinir, çünkü sorunu çözmez, yalnızca onunla yaşamanın yolunu gösterir. Tümevarımın haklı olduğunu kanıtlamaz; yalnızca insan doğasının bize tümevarımla düşünmekten başka bir seçenek bırakmadığını söyler. Bu, Pyrrhoncuların görünüşlerle yaşamasına benzer bir tutumdur: şüpheci, felsefi olarak kuşku duyarken pratikte doğanın ona dayattığı beklentilerle yaşar. Hume, doğanın bizi şüpheci argümanların sonuçlarına göre yaşamaktan alıkoyduğunu ve bunun iyi bir şey olduğunu düşünüyordu.

Goodman'ın yeni bilmecesi

Yirminci yüzyılda Amerikalı filozof Nelson Goodman, 1955'te yayımlanan Olgu, Kurgu ve Öngörü'de tümevarım problemine yeni bir boyut ekledi. Goodman "yeşimavi" diye yeni bir kelime tanımladı: belirli bir tarihten önce gözlemlenmişse yeşil, gözlemlenmemişse mavi olan şeyler. Şimdiye kadar gözlemlediğimiz bütün zümrütler yeşildir; ama aynı zamanda, tanım gereği, hepsi yeşimavidir de. Geçmiş gözlemlerimiz iki genellemeyi eşit derecede destekler: "Bütün zümrütler yeşildir" ve "Bütün zümrütler yeşimavidir". Ama bu iki genelleme gelecek için çelişkili tahminler verir.

Goodman'ın bilmecesi Hume'un sorusunu derinleştirir. Hume, düzenliliklerin devam edeceğine neden inandığımızı sormuştu. Goodman ise hangi düzenliliklerin devam edeceğini nasıl seçtiğimizi sorar. Her gözlem dizisi, sonsuz sayıda farklı genellemeyle uyumludur. "Yeşil" gibi bazı kavramları tümevarım için uygun, "yeşimavi" gibi bazılarını uygunsuz saymamız, dünyadaki bir farka mı yoksa yalnızca dilimizdeki alışkanlıklara mı dayanır? Bu soru, bilim felsefesinde hâlâ tartışılır.

Tümevarımı savunma girişimleri

Felsefeciler Hume'a yıllarca cevap aramaya devam etti. Bazıları, tümevarımın tümevarımla gerekçelendirilmesinin her döngünün kötü olmadığını, bu döngünün kısır değil verimli olduğunu savundu. Bazıları, Alman filozof Hans Reichenbach gibi, tümevarımı pragmatik bir zeminde savundu: doğa düzenliyse tümevarım işe yarar; düzenli değilse hiçbir yöntem işe yaramaz; dolayısıyla tümevarımı kullanmakla kaybedeceğimiz bir şey yoktur. Bu argüman tümevarımın doğru sonuçlar vereceğini göstermez, ama onu kullanmanın akıllıca olduğunu gösterir.

Bir başka yaklaşım, tümevarım problemini tamamen atlatmayı dener. Avusturyalı filozof Karl Popper, bilimin aslında tümevarıma dayanmadığını, hipotezleri doğrulamak yerine yanlışlamaya çalıştığını savundu. Popper'ın görüşünü Ders 5.2'de ayrıntılı işleyeceğiz. Burada şunu not edelim: Hume'un sorusuna, felsefeciler arasında geniş kabul gören bir çözüm hâlâ yoktur. Pek çok epistemolog, tümevarımın akli bir gerekçesinin olmadığını kabul eder ama onu yine de rasyonel bir uygulama olarak görür.

Pratikte tümevarım riski

Hume'un problemi felsefi olarak çözülmemiş olsa da, pratik bir ders verir: her tümevarım bir risk taşır ve bu riskin büyüklüğü duruma göre değişir. Russell'ın tavuğu, doğanın düzenliliğine değil, çiftçinin davranışındaki bir düzenliliğe güveniyordu ve bu düzenliliğin arkasında tavuğun göremediği bir mekanizma vardı: çiftçinin tavuğu besleme amacı. Mekanizmayı bilmeyen biri için, en uzun ve en tutarlı gözlem dizisi bile beklenmedik bir kırılmaya açıktır.

Bu ders, finans ve risk yönetimi gibi alanlarda iyi bilinir. Yatırım ürünlerinin tanıtımlarında sık sık "Geçmiş performans gelecekteki sonuçların garantisi değildir" uyarısına rastlanır; bu uyarı, Hume'un probleminin yasal bir dipnota dönüşmüş hâlidir. Nassim Nicholas Taleb 2007'de yayımlanan Siyah Kuğu kitabında, çok nadir ama büyük etkili olayların, geçmiş verilere dayanan tahminlerin tamamen dışında kaldığını savundu. Bir tümevarımın riskini değerlendirmek için üç soru sorulur: gözlemler hangi koşullar aralığında toplandı ve gelecek bu aralığın dışına çıkabilir mi? Gözlemlenen düzenliliğin arkasındaki mekanizmayı biliyor muyuz? Ve bu düzenlilik bozulursa bedeli ne olur?

Tümevarım Riski Notu

Bu dersin aracı, tümevarımı reddetmek için değil, her tümevarımsal iddiaya kısa bir risk notu eklemek için tasarlandı. Bir genelleme ya da tahminle karşılaştığında, ona dört satırlık bir not eklersin. Birincisi, dayandığı gözlemlerin kapsamı: ne kadar süre, hangi koşullarda? İkincisi, mekanizma: bu düzenliliğin neden var olduğunu biliyor muyuz, yoksa yalnızca sürekli birlikteliği mi gözlemledik? Üçüncüsü, kırılma koşulları: hangi değişiklik bu düzenliliği bozabilir? Dördüncüsü, yanılmanın bedeli.

Bu not, 5K'nın Kanıt kapısında tümevarımsal kanıtın gücünü, Kesinlik kapısında ise ona ne kadar güvenmemiz gerektiğini birlikte değerlendirir. Mekanizması iyi bilinen ve geniş koşullarda sınanmış bir düzenlilik, örneğin suyun deniz seviyesinde yüz derecede kaynaması, düşük bir tümevarım riski taşır. Mekanizması bilinmeyen ve dar koşullarda gözlenmiş bir düzenlilik, örneğin bir hisse senedinin son üç yıldaki yükselişi, yüksek bir risk taşır. Hume bize tümevarımın akli bir garantisi olmadığını öğretti; bu araç bize garantisizliğin derecelerini ayırt etmeyi öğretir.

Örnekler

Basit örnek: her sabah çalışan kahve makinesi

Kahve makinen üç yıldır her sabah sorunsuz çalıştı. Yarın sabah da çalışacağına inanıyorsun. Tümevarım Riski Notu'nu yazalım. Gözlemlerin kapsamı: üç yıl, yaklaşık bin sabah, aynı mutfakta. Mekanizma: makinenin nasıl çalıştığını kabaca biliyorsun ve bu mekanizma yarın değişmeyecek. Kırılma koşulları: makinenin parçaları zamanla aşınır; üç yıllık kullanım, bozulma ihtimalini artırmış olabilir; elektrik kesintisi de bir kırılma koşuludur. Yanılmanın bedeli: bir sabah kahvesiz kalmak, düşük. Sonuç: bu tümevarım düşük riskli ve güvenmek makul. Ama not bir şeyi görünür kılar: tam da uzun süre çalışmış olması, makinenin bozulmaya yaklaşmış olabileceğini gösterir; geçmiş başarı burada gelecek için bir işaret olmayabilir.

Orta örnek: sürekli yükselen bir yatırım

Bir arkadaşın, bir kripto varlığın son iki yılda sürekli değer kazandığını ve bu yüzden yükselişin devam edeceğini söylüyor. Tümevarım Riski Notu'nu yazalım. Gözlemlerin kapsamı: iki yıl, tek bir piyasa koşulu. Mekanizma: yükselişin nedeni belirsiz; talep artışı, spekülasyon ya da genel piyasa havası olabilir. Mekanizmayı bilmediğimiz için, düzenliliğin ne zaman bozulacağını öngöremeyiz. Kırılma koşulları: faiz değişiklikleri, düzenleyici kararlar, güvenin aniden kaybolması. Yanılmanın bedeli: yatırımın büyük kısmı. Sonuç: bu tümevarım yüksek risklidir; Russell'ın tavuğunun durumuna daha yakındır. Bu bir yatırım tavsiyesi değil, bir çıkarımın risk analizidir.

Gerçek hayat örneği: yüz yıllık taşkın hesabı

Bir belediye, bir nehrin kenarına set yapacak. Mühendisler, geçmiş yüz yılın yağış ve debi kayıtlarına bakarak, yüz yılda bir görülebilecek en büyük taşkını hesaplıyor ve seti buna göre tasarlıyor. Tümevarım Riski Notu'nu yazalım. Gözlemlerin kapsamı: yüz yıllık kayıt. Mekanizma: yağış ve akış arasındaki ilişki iyi bilinir; ama iklimdeki değişiklikler, yağış rejimlerinin kendisini değiştirebilir. Kırılma koşulları: geçmiş yüz yılın iklimi, gelecek yüz yılın iklimini temsil etmiyorsa, en büyük taşkın tahmini sistematik olarak düşük kalabilir. Yanılmanın bedeli: can ve mal kaybı, çok yüksek. Sonuç: bu, Hume'un probleminin mühendislikteki somut karşılığıdır. Doğanın düzenliliği varsayımı, düzenliliği üreten koşullar değiştiğinde çöker. Pek çok ülkede tasarım kılavuzları bu yüzden geçmiş verilere ek güvenlik payları ve gelecek senaryoları eklemeye başladı.

Vakaya dönüş

Simülasyon argümanına Tümevarım Riski Notu ile bakalım. Bostrom'un üçlemi, gelecekteki uygarlıkların çok güçlü bilgisayarlara sahip olacağı varsayımına dayanır. Bu varsayım nereden gelir? Bilgisayarların işlem gücünün geçmiş onyıllarda hızla artmasından. Bu bir tümevarımdır: geçmişteki bir eğilimin gelecekte de süreceği beklentisi. Notu yazalım. Gözlemlerin kapsamı: birkaç onyıllık bir teknolojik eğilim. Mekanizma: kısmen bilinir, ama fiziksel sınırlara yaklaştıkça eğilimin yavaşlayabileceği tartışılır. Kırılma koşulları: fiziksel sınırlar, ekonomik ve toplumsal değişiklikler, uygarlığın kendisinin çökmesi. Bu son kırılma koşulu, ilginç biçimde, Bostrom'un üçleminin ilk koludur.

Bu inceleme, simülasyon argümanının tümevarımsal bir iskelete dayandığını gösterir. Birkaç onyıllık bir eğilimden, milyonlarca yıl sonraki uygarlıkların yapacakları hakkında bir sonuca varılır. Tümevarım Riski Notu açısından bu, dar bir gözlem aralığından çok geniş bir geleceğe yapılan bir sıçramadır. Russell'ın tavuğu birkaç ay boyunca gözlem yapmıştı; biz ise birkaç onyıllık teknoloji tarihinden, uygarlıkların bütün geleceği hakkında konuşuyoruz. Bu, argümanın yanlış olduğunu göstermez; ama "ihtimalimiz yüksek" gibi kesin görünen bir iddianın, derin bir tümevarım riski taşıyan varsayımlar üzerine kurulduğunu gösterir.

Araç kartı: Tümevarım Riski Notu

AlanAçıklama
Ne işe yararGeçmiş gözlemlerden geleceğe yapılan bir çıkarımın taşıdığı riski görünür kılar
5K kapısıKanıt
Adımlar1) Genellemeyi ya da tahmini yaz. 2) Gözlemlerin kapsamı: ne kadar süre, kaç durum, hangi koşullar? 3) Mekanizma: bu düzenliliğin neden var olduğunu biliyor muyuz, yoksa yalnızca birlikteliği mi gördük? 4) Kırılma koşulları: hangi değişiklik bu düzenliliği bozabilir ve gelecek gözlem aralığının dışına çıkıyor mu? 5) Yanılmanın bedeli nedir?
Ne zaman kullanılır"Şimdiye kadar hep böyleydi" diye başlayan her tahminde; yatırım, planlama ve risk kararlarında
Sık hataUzun bir gözlem dizisini, mekanizma bilinmeden, güvenli bir tahmin sanmak; ya da tam tersine her tümevarımı eşit derecede riskli saymak

Egzersiz

Bu egzersizin en öğretici kısmı genellikle üçüncü düzenliliktir. İnsanların davranışları hakkındaki tümevarımlarımız çoğu zaman en uzun gözlem dizisine dayanır, ama mekanizmasını, yani o kişinin gerçek niyetlerini ve koşullarını, en az bildiğimiz yerdir.

Mini test

  1. Hume'a göre her tümevarımsal çıkarımın gizli öncülü nedir?
  2. Hume doğanın düzenliliği ilkesinin neden tümdengelimle kanıtlanamayacağını ve neden deneyimle gerekçelendirilemeyeceğini düşünür?
  3. Hume'a göre nedensellik fikrimizin kaynağı nedir?
  4. Goodman'ın "yeşimavi" bilmecesi, Hume'un problemine hangi yeni soruyu ekler?
  5. Bir şirket, son on yılda her yıl satışlarının arttığını ve gelecek yıl da artacağını söylüyor. Tümevarım Riski Notu ile bu iddiayı değerlendir.
Cevapları göster
  1. Doğanın düzenliliği ilkesi: gelecek geçmişe benzeyecektir.
  2. Tümdengelimle kanıtlanamaz, çünkü doğanın değişmesi mantıksal bir çelişki içermez; deneyimle gerekçelendirilemez, çünkü bu tümevarımı tümevarımla gerekçelendirmek, yani bir döngü olur.
  3. İki olayın sürekli birlikteliği ve zihnin bu birliktelikten doğan beklenti alışkanlığı; zorunlu bağın kendisini hiçbir zaman gözlemlemeyiz.
  4. Düzenliliklerin devam edeceğine neden inandığımızın yanında, hangi düzenliliklerin devam edeceğini nasıl seçtiğimiz sorusunu; aynı gözlemler çelişkili genellemeleri eşit derecede destekleyebilir.
  5. Gözlem kapsamı on yıl, ama belirli piyasa koşulları altında; artışın mekanizması (talep, pazar payı, fiyat) incelenmeli; kırılma koşulları arasında rekabet, ekonomik daralma ve pazarın doygunluğa ulaşması var; yanılmanın bedeli, bu tahmine göre yapılan yatırım ve işe alımlar. İddia tek başına güçlü bir tahmin sayılmamalıdır.

Özet

  • Hume, algı ve belleğin ötesine geçen her akıl yürütmenin neden-sonuç ilişkisine, bunun da geçmişten geleceğe yapılan tümevarıma dayandığını gösterdi.
  • Her tümevarımın gizli öncülü doğanın düzenliliği ilkesidir; bu ilke ne tümdengelimle kanıtlanabilir ne de döngüye girmeden deneyimle gerekçelendirilebilir.
  • Tümevarım problemi, geçmişten geleceğe çıkarımın akli bir gerekçesinin olmadığını söyler.
  • Hume'a göre nedensellik, gözlemlenen bir zorunlu bağ değil, sürekli birliktelik ve zihnin alışkanlığıdır; onun şüpheci çözümü, alışkanlığın insan hayatının rehberi olduğudur.
  • Goodman'ın yeni bilmecesi, hangi düzenliliklerin tümevarıma uygun olduğunu nasıl seçtiğimizi sorar.
  • Tümevarımın riski duruma göre değişir; Tümevarım Riski Notu, gözlem kapsamı, mekanizma, kırılma koşulları ve bedel üzerinden bu riski görünür kılar.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Russell'ın tavuğu neyi gösterir?Uzun ve tutarlı bir gözlem dizisinin beklenmedik biçimde kırılabileceğini
Doğanın düzenliliği ilkesi?Gelecek geçmişe benzeyecektir varsayımı
Bu ilke neden tümdengelimle kanıtlanamaz?Doğanın değişmesi mantıksal çelişki içermez
Deneyimle gerekçelendirmek neden döngüseldir?Tümevarımı tümevarımla gerekçelendirmek olur
Hume'a göre nedenselliğin kaynağı?Sürekli birliktelik ve zihnin alışkanlığı
Hume'un şüpheci çözümü?Alışkanlık insan hayatının büyük rehberidir
Goodman'ın bilmecesi neyi sorar?Hangi düzenliliklerin geleceğe taşınacağını nasıl seçtiğimizi
Tümevarım Riski Notu'nun dört başlığı?Gözlem kapsamı, mekanizma, kırılma koşulları, yanılmanın bedeli

Sonraki derse köprü

Hume, şüpheci argümanların çürütülemeyeceğini ama doğanın bizi onlara göre yaşamaktan alıkoyduğunu söylemişti. İngiliz filozof G. E. Moore bu duruma çok daha cesur bir cevap verdi. 1939'da verdiği bir konferansta ellerini kaldırdı ve "İşte bir el, işte bir el daha" dedi. Moore'a göre ellerinin var olduğunu bilmesi, herhangi bir şüpheci argümanın öncüllerinden çok daha kesindi; bu yüzden argümanın sonucunu değil, öncüllerinden birini reddetmek daha akılcıydı. Ders 3.6 Moore'un sağduyu savunmasını, bu hamlenin gücünü ve zayıflıklarını inceleyecek ve araç kutuna bir şüpheci argümanı tersine çevirmenin mantığını gösteren Moore Hamlesi'ni ekleyecek.

Günlük sorusu: Hayatında hiç Russell'ın tavuğu gibi hissettiğin bir an oldu mu? Hangi düzenliliğe güvenmiştin ve arkasındaki mekanizmayı biliyor muydun?

Tarihte bu tartışma

Tümevarımın gerekçesi sorusu Hume'dan önce de sorulmuştu. Sextus Empiricus, genel bir önermenin ya bütün tekil durumların incelenmesiyle ya da bir kısmının incelenmesiyle kurulabileceğini, bütün durumları incelemenin imkânsız, bir kısmını incelemenin ise yetersiz olduğunu savundu. On birinci yüzyılda Gazâlî, Filozofların Tutarsızlığı'nda nedensellik üzerine Hume'u şaşırtıcı ölçüde andıran bir argüman geliştirdi: ateş ile pamuğun yanması arasında gözlemlediğimiz şey yalnızca birlikte görülmedir, ateşin pamuğu zorunlu olarak yaktığını gözlemlemeyiz. Gazâlî bu gözlemi, olayları birbirine bağlayan şeyin Tanrı'nın bir âdeti olduğunu savunmak için kullandı; Hume ise aynı gözlemden insan zihninin alışkanlığına ulaştı. Immanuel Kant, 1783'te yayımlanan Prolegomena'da, Hume'un nedensellik eleştirisinin kendisini dogmatik uykusundan uyandırdığını yazdı. Gazâlî'nin şüphe yolculuğunu Ders T2.5'te, Kant'ın Hume'a cevabını ise Ders T1.4'te ele alacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.