İçeriğe geç

Ders 3.4 · Modül 3: Şüphecilik

Kavanozdaki Beyin, simülasyon argümanı ve Kapanma İlkesi

Araç: Kapanma Testi · 5K: Karşı-görüş · 2.775 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

Arabanı sabah evinin önüne park ettin ve şimdi işteyken biri sana soruyor: "Araban nerede?" Hiç düşünmeden "Evin önünde" diyorsun. Bunu bildiğini söylersin, değil mi? Peki soruyu değiştirelim: "Arabanın son bir saat içinde çalınmadığını biliyor musun?" Bir an duraksarsın. Şehirde her gün arabalar çalınıyor ve sen arabana bakmıyorsun. Ama arabanın evin önünde olduğunu biliyorsan, çalınmadığını da bilmen gerekmez mi? Çünkü çalınmış olsaydı evin önünde olmazdı.

Bu küçük tutarsızlık, bu dersin konusu olan güçlü bir şüpheci argümanın gündelik bir yansımasıdır. Bir önceki derste Descartes'ın Kötü Cin'ini tanıdık. Yirminci yüzyılda filozoflar bu varsayımı daha bilimsel görünen bir biçime soktu: bir kavanozda yaşatılan ve bir bilgisayarın uyarılarıyla gerçek bir dünya deneyimi yaşayan bir beyin. Bu düşünce deneyi, bir mantık ilkesiyle birleştiğinde, gündelik bilgimizin neredeyse tamamını tehdit eder. Bu derste bu argümanı, dayandığı kapanma ilkesini, modülün vakası olan simülasyon argümanının gerçek yapısını ve bu tehdide verilen ilk cevapları inceleyeceksin.

Bu dersin kazanımları:

  • Kavanozdaki beyin düşünce deneyini ve kapanma ilkesine dayanan şüpheci argümanın yapısını açıklarsın. (anla)
  • Bir bilgi iddiasının, kapanma ilkesi yoluyla hangi şüpheci iddiayı dışlamayı gerektirdiğini çözümlersin. (analiz et)
  • Şüpheci argüman karşısında hangi öncülün bırakılmasının en az bedelli olduğunu tartarsın. (değerlendir)

Ana anlatım

Kötü Cin'den kavanoza

Descartes'ın Kötü Cin'i güçlü bir düşünce deneyiydi ama bugünün okuruna biraz masalsı gelebilir: her şeye gücü yeten, kötü niyetli bir varlık. Yirminci yüzyılda sinir bilimi, beynin dış dünyayı doğrudan değil, duyu organlarından gelen elektrik sinyalleri aracılığıyla tanıdığını gösterdikçe, aynı şüphe daha somut bir biçim aldı. Beyne ulaşan şey sinyallerse, bu sinyallerin gerçek bir dünyadan mı, yoksa başka bir kaynaktan mı geldiğini beyin nasıl bilebilir?

Amerikalı filozof Hilary Putnam, 1981'de yayımlanan Akıl, Doğruluk ve Tarih kitabında bu düşünceyi ünlü bir senaryoya dönüştürdü. Bir bilim insanı, bir insanın beynini bedeninden ayırıyor ve onu besin sıvısıyla dolu bir kavanozda yaşatıyor. Beynin sinir uçları, bir süper bilgisayara bağlı. Bilgisayar, beyne tam olarak gerçek bir dünyada yaşıyormuş gibi sinyaller gönderiyor. Beyin, sokakta yürüdüğünü, kahve içtiğini, bu dersi okuduğunu yaşıyor; ama gerçekte bir kavanozda duruyor.

Şüpheci argümanın yapısı

Kavanozdaki beyin senaryosu, dikkatle kurulmuş bir argümana yerleştirildiğinde güçlü bir şüpheci sonuç üretir. Argüman üç adımdan oluşur. Birinci öncül: kavanozda bir beyin olmadığımı bilmiyorum. Bu öncül, senaryonun tasarımından gelir: kavanozdaki beyin ile gerçek bir insanın deneyimi içeriden tamamen aynıdır, dolayısıyla deneyimimdeki hiçbir şey bana hangisi olduğumu söyleyemez. İkinci öncül: eğer iki elim olduğunu biliyorsam, kavanozda bir beyin olmadığımı da biliyorum. Çünkü iki elim varsa, kavanozdaki bir beyin değilim; kavanozdaki beyinlerin eli yoktur.

Sonuç: iki elim olduğunu bilmiyorum. Bu argüman geçerlidir; geçerlilik dersinde gördüğümüz modus tollens biçimindedir. Birinci öncül doğruysa ve ikinci öncül doğruysa, sonuç kaçınılmazdır. Ve sonuç, yalnızca ellerimle ilgili değildir: aynı argüman, dış dünyaya dair bildiğimi düşündüğüm her şeye uygulanabilir. Şu an bir odada oturduğumu, İstanbul'un bir şehir olduğunu, dün kahvaltı yaptığımı bilmiyorum. Argümanın gücü, iki öncülünün de ilk bakışta son derece makul görünmesinden gelir.

Kapanma ilkesi

Argümanın ikinci öncülünün arkasında genel bir ilke durur. Eğer bir şeyi biliyorsam ve o şeyin başka bir şeyi gerektirdiğini de biliyorsam, o başka şeyi de biliyorum. Bu ilkeye kapanma ilkesi denir, çünkü bilginin, bilinen mantıksal sonuçlar altında "kapalı" olduğunu, yani bilgiden mantıksal olarak türetilen şeyin de bilgi olarak kaldığını söyler.

Kapanma ilkesi çok makul görünür, çünkü bilgimizi genişletmenin temel yollarından birini tarif eder. Bir sınıfta otuz öğrenci olduğunu ve her birinin bir sandalyeye oturduğunu biliyorsam, sınıfta en az otuz sandalye olduğunu da biliyorum. Mantıksal çıkarım, bildiklerimizden yeni bilgiler üretmenin güvenilir bir yoludur; geçerlilik dersinde gördüğümüz gibi, geçerli bir argüman doğru öncüllerden yanlış bir sonuca asla götürmez. Kapanma ilkesini reddetmek, tümdengelimin bilgi üretme gücünü reddetmek gibi görünür.

Açılıştaki araba: kapanmanın gündelik yüzü

Açılıştaki araba örneği, Amerikalı filozof Jonathan Vogel'in 1990'da tartıştığı bir duruma dayanır. Arabanın evin önünde olduğunu biliyorsun. Kapanma ilkesine göre, arabanın çalınmadığını da biliyor olmalısın, çünkü çalınmış olsaydı evin önünde olmazdı. Ama arabanın çalınmadığını bildiğini söylemek, arabanın evin önünde olduğunu bildiğini söylemekten çok daha tuhaf gelir. Neden?

Bu örnek, kapanma ilkesinin gündelik bilgi iddialarımızla nasıl gerilime girdiğini gösterir. Gündelik hayatta "Arabam evin önünde" derken, çalınma ihtimalini göz ardı ederiz. Ama biri o ihtimali açıkça sorduğunda, onu dışlayamadığımızı fark ederiz. Ve kapanma ilkesi, o ihtimali dışlayamıyorsak ilk bilgi iddiamızın da tehlikede olduğunu söyler. Kavanozdaki beyin argümanı, bu yapının en uç versiyonudur: hiçbir zaman dışlayamayacağımız bir ihtimal seçer ve kapanma ilkesiyle bunu bütün dış dünya bilgimize yayar.

Üç yol: hangi öncül bırakılmalı?

Argüman geçerli olduğuna göre, sonucu kabul etmek istemiyorsak öncüllerden birini reddetmek zorundayız. Üç yol vardır. Birinci yol, şüpheciyle birlikte sonucu kabul etmektir: gerçekten dış dünyaya dair neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Bu yolun bedeli çok büyüktür; gündelik hayatta bildiğimizi söylediğimiz neredeyse her şeyi geri almamız gerekir.

İkinci yol, kapanma ilkesini reddetmektir: iki elim olduğunu bilebilirim, ama kavanozda bir beyin olmadığımı bilmeyebilirim; bilgi her zaman mantıksal sonuçlarına yayılmaz. Üçüncü yol ise birinci öncülü reddetmektir: aslında kavanozda bir beyin olmadığımı biliyorum. Bu yolun en ünlü savunucusu, yirminci yüzyılın başında İngiliz filozof G. E. Moore oldu ve onun hamlesini bu modülün sonraki bir dersinde ayrıntılı inceleyeceğiz. Moore'un fikri, argümanı tersine çevirmektir: iki elim olduğunu biliyorum, o hâlde kapanma ilkesine göre kavanozda bir beyin olmadığımı da biliyorum.

Bu üç yolun yanında dördüncü bir yaklaşım daha vardır ve üç yolun ikilemini yumuşatmaya çalışır. Bu yaklaşıma göre "bilmek" kelimesinin gerektirdiği kanıt standardı bağlama göre değişir: kahve sohbetinde elimin olduğunu bilirim, ama bir felsefe semineri kavanozdaki beyin ihtimalini masaya koyduğunda standart yükselir ve o bağlamda bilmem. Bu bağlamsalcılık görüşünü modülün son dersinde ayrıntılı ele alacağız.

Dretske'nin zebrası: kapanmayı reddetmek

İkinci yolun en etkili savunucularından biri Amerikalı filozof Fred Dretske'dir. Dretske 1970'te yayımladığı bir makalede şu durumu tartıştı: bir hayvanat bahçesinde, üzerinde "Zebra" yazan bir kafesin önündesin ve içinde siyah beyaz çizgili bir hayvan görüyorsun. Onun bir zebra olduğunu biliyorsun. Peki onun, hayvanat bahçesi yönetiminin ustaca boyadığı bir katır olmadığını biliyor musun? Hiçbir zaman yakından inceleme yapmadın; bir boyanmış katırı zebradan ayırt etme becerin yok.

Dretske'ye göre bu durumda zebra olduğunu bilirsin ama boyanmış bir katır olmadığını bilmezsin. Bilgi, gerçekten dışladığın ihtimallere, yani kanıtının ayırt edebildiği seçeneklere bağlıdır; ve senin kanıtın, bir zebrayı bir ata ya da ceylana göre ayırt eder, ama ustaca boyanmış bir katıra göre ayırt etmez. Bu görüş kapanma ilkesini reddetmenin bedelini de gösterir: "Bu bir zebra ve bu bir boyanmış katır değil" önermesini bilmeyip "Bu bir zebra" önermesini bilmek tuhaf görünür. Filozoflar bu tuhaflığa "iğrenç birleşim" gibi sert adlar bile verdi. Kapanmayı reddetmenin bu bedelini ve Robert Nozick'in aynı yöndeki kuramını bu modülün son dersinde ele alacağız.

Putnam'ın beklenmedik cevabı

Kavanozdaki beyin senaryosunu ünlendiren Putnam, aynı kitapta şaşırtıcı bir cevap da önerdi. Putnam'a göre "Ben kavanozdaki bir beynim" cümlesi, eğer gerçekten kavanozdaki bir beyin tarafından söylenirse, yanlış çıkar. Bunun sebebi, kelimelerin anlamının kısmen dış dünyayla kurduğumuz nedensel ilişkilere bağlı olmasıdır. Gerçek bir kavanozla ve gerçek bir beyinle hiç nedensel ilişki kurmamış bir kavanozdaki beynin "kavanoz" kelimesi, gerçek kavanozları değil, bilgisayarın ürettiği kavanoz görüntülerini gösterir. Dolayısıyla kavanozdaki beyin "Ben kavanozdaki bir beynim" dediğinde, bilgisayardaki görüntü kavanozlardan birinin içinde olduğunu söylemiş olur ve bu yanlıştır.

Bu argümanın ayrıntıları dil felsefesinin derin tartışmalarına dayanır ve pek çok filozof onu ikna edici bulmadı. Ama argümanın gösterdiği bir şey önemlidir: şüpheci senaryolar, dilin ve düşüncenin dünyaya nasıl bağlandığına dair örtük varsayımlar taşır. Şüpheci "Belki kavanozdaki bir beyinsin" dediğinde, bu cümlenin anlamlı ve doğru olabilmesi için dilin dünyaya belirli bir biçimde bağlanması gerekir. Putnam'ın cevabı, şüphecinin kendi senaryosunu kurarken kullandığı kavramların, o senaryonun içinde aynı işi göremeyebileceğini gösterir.

Bostrom'un simülasyon argümanı: gerçek yapı

Modülün vakasına, yani simülasyonda yaşadığımız iddiasına şimdi daha yakından bakabiliriz. Bu iddianın en etkili kaynağı, İsveçli filozof Nick Bostrom'un 2003'te yayımladığı "Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyorsunuz?" başlıklı makaledir. İnternette dolaşan versiyonun aksine, Bostrom'un makalesi "Simülasyonda yaşıyor olma ihtimalimiz yüksek" demez. Makale bir üçlem sunar ve şu üç önermeden en az birinin doğru olması gerektiğini savunur.

Birincisi: bizim gelişmişlik düzeyimizdeki uygarlıkların neredeyse tamamı, çok gelişmiş bir teknolojiye ulaşmadan yok olur. İkincisi: bu teknolojiye ulaşan uygarlıklar, kendi atalarını simüle eden çok sayıda simülasyon çalıştırmaya neredeyse hiç ilgi duymaz. Üçüncüsü: biz neredeyse kesin olarak bir simülasyonda yaşıyoruz. Bostrom'un argümanı, birinci ve ikinci önermeler yanlışsa, simüle edilmiş zihinlerin sayısının gerçek zihinlerden çok daha fazla olacağına ve rastgele bir zihnin simüle edilmiş olma ihtimalinin yüksek olacağına dayanır. Ama Bostrom, üç seçenekten hangisinin doğru olduğunu bilmediğimizi vurguladı. Vakadaki iddia, bu üçlemin yalnızca üçüncü kolunu alıp öteki ikisini sessizce silmiştir.

Simülasyon argümanı bir şüpheci argüman mı?

Bostrom'un argümanı ile kavanozdaki beyin argümanı arasında önemli bir fark vardır. Kavanozdaki beyin argümanı bir olanak argümanıdır: kavanozda bir beyin olmamın mümkün olduğunu ve bunu dışlayamadığımı söyler. Bostrom'un argümanı ise bir olasılık argümanıdır: belirli varsayımlar doğruysa, simülasyonda olma olasılığımızın yüksek olduğunu söyler. Bu fark, iki argümana nasıl cevap verileceğini de değiştirir.

Bostrom'un argümanı, dayandığı varsayımların doğruluğuna bağlıdır. Bilincin bir bilgisayarda simüle edilip edilemeyeceği, gelişmiş uygarlıkların bu tür simülasyonları çalıştırmak için ne kadar kaynak ayıracağı ve kendimizi rastgele seçilmiş bir zihin gibi değerlendirmenin uygun olup olmadığı tartışmalıdır. Bu varsayımlar a posteriori sorulardır ve farklı insanlar onlara farklı olasılıklar verebilir. Yani simülasyon argümanı, Descartes'ın rüya argümanı gibi ilkesel bir şüphe değil, varsayımlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir olasılık hesabıdır. Bu fark, kesinlik termometresi dersinde öğrendiğimiz araçları bu tartışmaya uygulamamızı mümkün kılar.

Örnekler

Basit örnek: arabam evin önünde mi?

Açılıştaki durumu Kapanma Testi'nden geçirelim. Bilgi iddiası: arabam evin önünde. Bu iddiayla bağdaşmayan şüpheci ihtimal: araba son bir saatte çalındı. Kapanma sorusu: arabanın evin önünde olduğunu biliyorsam, çalınmadığını da biliyor muyum? Kanıtım bu ihtimali dışlıyor mu? Hayır; sabah park ettiğimi hatırlıyorum ama sonrasını görmedim. Test burada iki seçenek sunar. Ya "Arabam evin önünde" iddiamı "Arabam büyük olasılıkla evin önünde" diye yumuşatırım, ya da gündelik bağlamda çalınma ihtimalinin göz ardı edilebilecek kadar düşük olduğunu kabul ederim. Hangisini seçeceğim, yanılmanın bedeline bağlıdır: arabayla bir saat sonra acil bir işe gideceksem, bir kontrol etmek mantıklıdır.

Orta örnek: gelecek yaz tatil

Bir arkadaşın "Gelecek yaz Ege'de tatil yapacağım, biliyorum" diyor. Kapanma Testi ile bakalım. Bu iddia, arkadaşının gelecek yaza kadar ağır bir hastalığa yakalanmayacağını, işini kaybetmeyeceğini, bir afetin tatil bölgesini etkilemeyeceğini gerektirir. Arkadaşın bu ihtimallerin hiçbirini gerçekten dışlayamaz. Kapanma ilkesini ciddiye alırsak, arkadaşın gelecek yazki tatilini bilmediği sonucuna varırız. Bu örnek, kapanma ilkesinin gelecekle ilgili gündelik bilgi iddialarımızı ne kadar kolay sarsabildiğini gösterir. Epistemologlar bu tür durumları piyango örnekleriyle de tartışır: bir piyango bileti almış biri, tatile gideceğini bildiğini söylerken, piyangoyu kazanıp dünya turuna çıkmayacağını da bilmesi gerekir; ama bir piyangonun sonucunu önceden bildiğini kimse söylemez.

Gerçek hayat örneği: bankadan gelen mesaj

Telefonuna bankandan bir mesaj geliyor: maaşın hesabına yatırılmış. "Maaşım yattı" diye düşünüyorsun ve bir fatura ödüyorsun. Kapanma Testi ile bakalım. "Maaşım yattı" iddiası, mesajın sahte olmadığını ve bankanın sisteminin hatalı bir bildirim göndermediğini gerektirir. Bu ihtimalleri dışlıyor musun? Çoğu zaman dışlamazsın. Ama bu ihtimallerin gerçek bir karşılığı vardır: sahte banka mesajları dolandırıcılıkta sıkça kullanılır. Bu örnek, kapanma ilkesinin gündelik hayatta pratik bir değeri olduğunu gösterir: yanılmanın bedeli yüksekse, bir bilgi iddiasının gerektirdiği ve dışlamadığın ihtimalleri görmek, seni bir kontrol yapmaya yönlendirir. Mesajdaki bağlantıya tıklamak yerine banka uygulamasına kendin girip bakmak, o ihtimali dışlamanın basit bir yoludur.

Vakaya dönüş

Simülasyon iddiasına bu dersin iki aracıyla bakalım. Birincisi kapanma ilkesidir. "Elimin olduğunu biliyorum" diyorsam, kapanma ilkesine göre bir simülasyonda olmadığımı da biliyor olmalıyım; çünkü simülasyondaki biri olsaydım, "elim" dediğim şey bir simülasyon görüntüsü olurdu. Şüpheci argüman bu bağlantıyı tersine çevirir: simülasyonda olmadığımı bilmiyorsam, elimin olduğunu da bilmiyorum. Simülasyon iddiası bu yüzden yalnızca uzak bir metafizik soru değil, gündelik bilgimizin tamamına dokunan bir sorudur.

İkincisi, iddianın gerçek yapısıdır. İnternette dolaşan versiyon, "ihtimalimiz yüksek" diyerek bir olasılık iddiasında bulunur. Ama bu iddianın kaynağı olan Bostrom'un argümanı bir üçlemdir ve üç koldan hangisinin doğru olduğunu söylemez. Modül 0'daki İddia Ayıklayıcı'yı hatırlarsan, bu, bir argümanın en tartışmalı kısmını gizli bir öncüle çevirmenin tipik bir örneğidir: gizli öncül, "ilk iki seçenek yanlıştır" önermesidir. Bu gizli öncülü açığa çıkardığımızda, iddianın gücünün büyük kısmının bu öncülün doğruluğuna bağlı olduğunu görürüz.

Bu ders, simülasyon iddiasını iki ayrı soruya ayırdı: ilkesel olarak dışlayabilir miyiz ve olasılığı ne kadar? Birinci soru, kapanma ilkesi aracılığıyla bütün şüpheci argümanların merkezinde durur. İkinci soru ise varsayımlara bağlı bir olasılık tahminidir ve 5K'nın Kesinlik kapısının araçlarıyla ele alınabilir.

Araç kartı: Kapanma Testi

AlanAçıklama
Ne işe yararBir bilgi iddiasının mantıksal olarak hangi ihtimalleri dışlamayı gerektirdiğini ve kanıtın bu ihtimalleri gerçekten dışlayıp dışlamadığını gösterir
5K kapısıKarşı-görüş
Adımlar1) Bilgi iddiasını yaz. 2) Bu iddiayla bağdaşmayan, ama deneyimin içinden fark edilemeyecek bir ihtimal bul. 3) Kapanma sorusu: iddiayı biliyorsam bu ihtimalin olmadığını da biliyor muyum? 4) Kanıtım bu ihtimali gerçekten dışlıyor mu? 5) Dışlamıyorsa üç seçenekten birini seç: iddiayı yumuşat, ihtimali bağlam gereği göz ardı et, ya da ihtimali dışlamak için bir kontrol yap.
Ne zaman kullanılırBir bilgi iddiası yüksek bedelli bir karara dayanak olduğunda; bir şüpheci argümanın nasıl işlediğini anlamak istediğinde
Sık hataHer uzak ihtimali dışlamadıkça hiçbir şey bilinmez sanmak ya da tam tersine hiçbir ihtimali sormamak

Egzersiz

Mini test

  1. Kavanozdaki beyin argümanının üç adımını yaz.
  2. Kapanma ilkesini tanımla ve neden makul göründüğünü bir örnekle açıkla.
  3. Dretske'nin zebra örneği kapanma ilkesine nasıl bir itiraz yöneltir?
  4. Bostrom'un simülasyon argümanının üçlemi nedir ve "Simülasyonda olma ihtimalimiz yüksek" iddiasından nasıl ayrılır?
  5. Bir yatırımcı "Bu şirketin hisseleri önümüzdeki yıl kesin yükselecek" diyor. Kapanma Testi ile bu iddiayı değerlendir.
Cevapları göster
  1. Kavanozda bir beyin olmadığımı bilmiyorum; iki elim olduğunu biliyorsam, kavanozda bir beyin olmadığımı da biliyorum; o hâlde iki elim olduğunu bilmiyorum.
  2. P'yi bilen ve P'nin Q'yu gerektirdiğini bilen kişi Q'yu da bilir. Otuz öğrencinin her birinin bir sandalyede oturduğunu bilen kişi, en az otuz sandalye olduğunu da bilir; mantıksal çıkarım bilgiyi genişletir.
  3. Zebrayı gördüğün için zebra olduğunu bilirsin, ama kanıtın ustaca boyanmış bir katırı zebradan ayırt etmediği için boyanmış katır olmadığını bilmezsin. Bu durumda bilgi, bilinen mantıksal sonucuna yayılmaz.
  4. En az biri doğrudur: uygarlıklar gelişmiş teknolojiye ulaşmadan yok olur; ulaşanlar ata simülasyonu çalıştırmaz; biz neredeyse kesin olarak simülasyondayız. İnternetteki iddia yalnızca üçüncü kolu alır ve ilk ikisinin yanlış olduğunu gizli bir öncül olarak varsayar.
  5. İddia, şirketin ciddi bir krize girmeyeceğini, piyasanın çökmeyeceğini, beklenmedik bir düzenlemenin gelmeyeceğini gerektirir ve yatırımcı bunların hiçbirini dışlayamaz. "Kesin" kelimesi yumuşatılmalı, iddia olasılık olarak ifade edilmelidir.

Özet

  • Kavanozdaki beyin, Descartes'ın Kötü Cin'inin çağdaş biçimidir: gerçek bir dünya deneyimini, kavanozdaki bir beyin içeriden ayırt edemez.
  • Şüpheci argüman kapanma ilkesine dayanır: kavanozda olmadığımı bilmiyorsam ve ellerimin olduğunu bilmek bunu gerektiriyorsa, ellerimin olduğunu da bilmiyorum.
  • Argüman geçerlidir; sonucu reddetmek için ya şüpheciliği kabul etmek, ya kapanmayı reddetmek, ya da birinci öncülü reddetmek gerekir.
  • Dretske, bilginin kanıtın ayırt edebildiği ihtimallere bağlı olduğunu savunarak kapanmayı reddetti; bunun bedeli tuhaf birleşimlerdir.
  • Putnam, kavanozdaki bir beynin kendi durumunu doğru olarak ifade edemeyeceğini savundu.
  • Bostrom'un simülasyon argümanı bir üçlemdir ve bir olasılık argümanıdır; varsayımlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Kavanozdaki beyin senaryosunu kim ünlendirdi?Hilary Putnam, 1981
Kapanma ilkesi?P'yi bilen ve P'nin Q'yu gerektirdiğini bilen, Q'yu da bilir
Şüpheci argümanın biçimi?Modus tollens: kavanozda olmadığımı bilmiyorum, o hâlde ellerimi de bilmiyorum
Şüpheci argümana karşı üç yol?Şüpheciliği kabul, kapanmayı reddetmek, birinci öncülü reddetmek
Dretske'nin örneği?Zebra ile ustaca boyanmış katır
Vogel'in gündelik kapanma örneği?Arabam evin önünde, ama çalınmadığını biliyor muyum?
Bostrom'un üçleminin üç kolu?Uygarlıklar yok olur; simülasyon çalıştırmazlar; biz simülasyondayız
Olanak ile olasılık argümanı farkı?Biri dışlanamayan ihtimale, öteki varsayımlara dayalı olasılığa dayanır

Sonraki derse köprü

Bu modülde şimdiye kadar incelediğimiz şüpheci argümanlar, dış dünyanın şu anki varlığını sorguladı. Ama çok daha sıradan görünen bir başka şüphe, gelecek hakkındaki bütün bilgimizi hedef alır. Güneşin yarın doğacağını, suyun yüz derecede kaynayacağını, bir ilacın bu sefer de etkili olacağını nasıl biliyoruz? Geçmişte hep öyle oldu diye. Ama geçmişin geleceğe benzeyeceğini neyle gerekçelendiriyoruz? İskoç filozof David Hume, bu soruya verilecek her cevabın ya döngüsel olduğunu ya da soruyu yanıtsız bıraktığını savundu. Ders 3.5 tümevarım problemini ve Hume'un nedensellik eleştirisini inceleyecek; araç kutuna, bir genellemenin geleceğe taşınmasının içerdiği riski not eden Tümevarım Riski Notu'nu ekleyecek.

Günlük sorusu: Bu hafta bildiğini söylediğin bir şey için, onun doğru olmasını gerektirdiği halde hiç düşünmediğin bir ihtimal var mıydı?

Tarihte bu tartışma

Dış dünyaya dair bilgimizin, içeriden ayırt edilemeyen alternatif senaryolarla tehdit edildiği fikri çok eskidir. Bir önceki derste Descartes'ın rüya argümanını ve Kötü Cin'ini, önceki modülde algı dersinde halüsinasyon argümanını gördük. Antik Çin'de Zhuangzi'ye atfedilen ünlü bir hikâyede, rüyasında bir kelebek olduğunu gören düşünür, uyandığında kendisinin kelebek olduğunu gören Zhuangzi mi, yoksa Zhuangzi olduğunu gören bir kelebek mi olduğunu sorar; bu hikâyeyi Tarih Hattı'nın Çin düşüncesi dersinde ele alacağız. Yirminci yüzyılda Putnam kavanozdaki beyni ünlendirdi, Dretske 1970'te kapanma ilkesine ilk sistemli itirazı yaptı ve Barry Stroud 1984'te yayımlanan Felsefi Şüpheciliğin Önemi'nde, şüpheci argümanların gündelik bilgi kavramımızın içinden doğduğunu ve bu yüzden kolayca savuşturulamayacağını savundu. Bostrom'un 2003 makalesi ise bu eski soruyu bilgisayar çağının diliyle yeniden sordu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.