Geri dönüş
Şüphecilik modülüne geçmeden önce Modül 2'nin kaynaklarını yokla. Önce kendi cevabını ver, sonra aşağıdaki paragrafla karşılaştır.
- Algı Koşulları Kontrolü'nün beş başlığı nedir?
- A priori ile analitik ayrımları hangi iki farklı soruya cevap verir?
- Loftus ve Palmer'ın deneyinde tek bir kelimenin değişmesi hangi iki sonucu doğurdu?
- Beş haber sitesinin aynı ajans haberini yayımlaması neden beş bağımsız kaynak sayılmaz?
- Uzman sezgisi hangi iki koşul altında güvenilir olabilir?
Cevaplar sırasıyla şöyle: ilkinde fiziksel koşullar, algılayanın durumu, dikkat, beklenti ve denetim imkânı sayılır. İkincisinde a priori ayrımı bilginin nasıl gerekçelendirildiğini, analitik ayrımı ise önermeyi doğru yapan şeyin anlam mı dünya mı olduğunu sorar. Üçüncüsünde daha yüksek hız tahmini ve bir hafta sonra kayıtta olmayan kırık camın hatırlanması ortaya çıktı. Dördüncüsünde beş haberin ortak bir kökü vardır ve tekrar, bağımsız doğrulama değildir. Beşincisinde ortamın düzenli olması ve uzun pratikle hızlı geri bildirim gerekir. Dördünü ya da beşini doğru verdiysen Modül 3'e hazırsın.
Giriş
İnternette sık dolaşan bir iddia var: "Bir bilgisayar simülasyonunda yaşıyor olma ihtimalimiz çok yüksek." İddianın savunucuları, bilgisayarların her yıl daha güçlü hâle geldiğini, gelecekte çok gelişmiş uygarlıkların bütün bir dünyayı simüle edebileceğini ve simüle edilmiş zihinlerin sayısının gerçek zihinlerden çok daha fazla olabileceğini söyler. İddiaya karşı çıkanlar ise bunun sınanamaz bir spekülasyon olduğunu, simülasyonun içinden dışarısını asla göremeyeceğimizi hatırlatır. Tartışma saatlerce sürebilir ve çoğu zaman her iki taraf da ikna olmadan biter.
Modül boyunca bu iddiaya tekrar tekrar döneceğiz, çünkü şüpheciliğin bütün soruları onda toplanır: bildiğimizi sandığımız şeylerin temeli ne kadar sağlam? Önceki modülde her bilgi kaynağının yanılabildiğini gördük; şüphecilik bu gözlemi uç noktasına taşır ve herhangi bir şeyi bilip bilemeyeceğimizi sorar. Bu ilk derste şüpheciliğin en eski biçimlerinden birine bakacağız. İlginç olan şu: iki bin yıl önce bu soruyu en ciddiye alan düşünürler, cevabı bulmayı değil, cevabı aramayı bırakmayı öneriyordu ve bunun kendilerine bilgi değil huzur getireceğine inanıyorlardı.
Bu dersin kazanımları:
- Pyrrhoncu şüpheciliği, eşit güç, yargıyı askıya alma ve dinginlik kavramlarıyla açıklarsın. (anla)
- Bir tartışmada iki tarafın argümanlarını eşit güçte olup olmadıklarına göre karşılaştırır ve yargıyı askıya almanın yerinde olup olmadığını belirlersin. (uygula)
- Yargıyı askıya almanın bir durumda erdem mi, yoksa sorumsuz bir kararsızlık mı olduğunu tartarsın. (değerlendir)
Ana anlatım
Şüpheciliğin iki yüzü
"Şüpheci" kelimesi bugün genellikle her şeye kuşkuyla bakan, hiçbir şeye inanmayan birini anlatır. Antik dünyada ise şüpheciliğin iki ayrı biçimi vardı ve ikisi birbirinden önemli ölçüde farklıydı. Birinci biçim, Platon'un kurduğu Akademi'nin sonraki dönemlerinde gelişti; Arkesilaos ve Karneades gibi düşünürler, kesin bilginin mümkün olmadığını savundular. Bu görüşe akademik şüphecilik denir ve bir iddiada bulunur: hiçbir şey kesin olarak bilinemez.
İkinci biçim, Elisli Pyrrhon'un adıyla anılır ve daha radikaldir. Pyrrhoncu şüphecilik, "hiçbir şey bilinemez" iddiasını da bir dogma olarak görür ve onu da askıya alır. Pyrrhoncu, bir şeyin bilinip bilinemeyeceği hakkında da yargıda bulunmaz. Yalnızca araştırmaya devam eder ve araştırdıkça her soruda eşit güçte karşıt argümanlar bulduğunu fark eder. Bu fark, Pyrrhoncu şüpheciliği bir öğretiden çok bir tutum, hatta bir yaşam biçimi yapar.
Pyrrhon: yazmayan filozof
Elisli Pyrrhon, yaklaşık olarak MÖ 360 ile 270 yılları arasında yaşadı ve hiçbir şey yazmadı. Onun hakkında bildiklerimiz, öğrencisi Timon'un yazılarından kalan parçalara ve çok sonra yazılmış biyografilere dayanır. Diogenes Laertios'un aktardığına göre Pyrrhon, Büyük İskender'in doğu seferine katılmış ve Hindistan'da çıplak bilgelerle karşılaşmıştı; bu karşılaşmanın onun düşüncesini etkilediği ileri sürülür, ama bu etkinin ne ölçüde olduğu tartışmalıdır.
Pyrrhon hakkında anlatılan hikâyelerin bir kısmı, onun şüpheciliğini gündelik hayata ne kadar taşıdığını göstermek için anlatılır. Bir anlatıya göre Pyrrhon, önündeki arabaları, uçurumları ya da köpekleri umursamadan yürürmüş ve arkadaşları onu tehlikelerden korurmuş. Başka bir anlatı ise onun sıradan bir hayat sürdüğünü, kız kardeşiyle birlikte yaşayıp ev işlerine yardım ettiğini söyler. Bu çelişkili anlatılar, şüpheci bir yaşamın mümkün olup olmadığı sorusunun daha antik dönemde bile tartışıldığını gösterir. Bu soruya birazdan döneceğiz.
Sextus Empiricus: Pyrrhonculuğun el kitabı
Pyrrhoncu şüpheciliği ayrıntılı olarak bilmemizi sağlayan kaynak, Pyrrhon'dan yaklaşık beş yüz yıl sonra yaşamış bir hekim olan Sextus Empiricus'tur. Sextus, büyük olasılıkla MS ikinci ya da üçüncü yüzyılda yaşadı ve Pyrrhonculuğun Ana Hatları adlı eserinde bu geleneğin yöntemini sistemli biçimde anlattı. Sextus şüpheciliği bir öğreti olarak değil, bir yetenek olarak tanımlar: görünenleri ve düşünülenleri birbirinin karşısına koyma yeteneği.
Sextus'a göre bu yetenek belirli bir yol izler. Şüpheci bir soruyu araştırır ve her argümana karşı eşit güçte bir karşı argüman bulur. Buna eşit güç (isostheneia) denir. Argümanlar dengede kaldığında şüpheci hiçbir tarafa yargı veremez ve yargısını askıya alır. Buna epokhe denir. Ve bu askıya almanın ardından, beklenmedik biçimde, bir dinginlik gelir: ataraksia, yani zihnin çalkantısız hâli. Şüphecinin yolculuğu şöyle özetlenebilir: araştırma, eşit güç, askıya alma, dinginlik.
On kip: görünüşlerin çatışması
Pyrrhoncular, eşit gücü bulmak için belirli kalıplar geliştirdi. Bunların en eskisi, Ainesidemos'a atfedilen on kiptir. Her kip, aynı nesnenin farklı koşullarda farklı göründüğünü gösteren bir yoldur. Bazıları algı dersindeki koşullara şaşırtıcı ölçüde benzer: aynı şey farklı canlılara farklı görünür; aynı şey farklı insanlara farklı görünür; aynı şey farklı duyulara farklı görünür, bir elma göze parlak, dile tatlı, buruna hoş gelir; aynı şey farklı durumlarda farklı görünür, hasta birine tatlı bir şey acı gelebilir.
Öteki kipler ölçüye, konuma ve alışkanlığa odaklanır: uzaktan küçük görünen bir kule yakından büyüktür; bir kez görülen bir kuyruklu yıldız bizi hayrete düşürür, her gün doğan güneş ise düşürmez; bir toplumun iyi saydığı bir gelenek, başka bir toplumda kötü sayılır. Kiplerin amacı, bu çatışan görünüşlerden birinin gerçekten doğru olduğunu gösterecek bir ölçüt bulmamızın zor olduğunu göstermektir. Hangi görünüşü tercih edeceğiz ve bu tercihi hangi ölçütle yapacağız? Pyrrhoncu, bu ölçütün kendisinin de tartışmalı olduğunu fark eder. Pyrrhoncuların daha sonra geliştirdiği ve ölçüt sorununu doğrudan hedefleyen beş kipi, bir sonraki derste Agrippa'nın adıyla ele alacağız.
Görünüşlerle yaşamak
Pyrrhoncu şüpheciliğe yöneltilen en eski itiraz, şüphecinin yaşayamayacağıdır. Hiçbir şeye inanmayan biri nasıl yemek yer, nasıl yolda yürür, nasıl bir karar verir? Bu itiraza eylemsizlik itirazı denir. Pyrrhon'un uçurumlardan arkadaşlarınca korunduğu hikâyesi, bu itirazın bir karikatürüdür.
Sextus bu itiraza önemli bir ayrımla cevap verdi. Şüpheci, görünüşleri reddetmez; yalnızca görünüşlerin arkasındaki gerçek doğa hakkında yargıda bulunmaz. Bal ona tatlı görünür ve şüpheci bunu kabul eder; ama balın "gerçekte" tatlı olup olmadığı hakkında bir iddiada bulunmaz. Sextus'a göre şüpheci, günlük hayatını dört rehberle sürdürür: doğanın ona verdiği algı ve düşünme yetisi, açlık ve susuzluk gibi duyguların zorlaması, toplumun gelenek ve yasaları ve öğrendiği zanaatler. Şüpheci yemek yer çünkü acıkır; yolda dikkatli yürür çünkü uçurum ona tehlikeli görünür. Yalnızca bu görünüşlerin mutlak doğruluğu hakkında dogmatik bir hükme varmaz. Bir ilaç ona baş ağrısını dindiriyor gibi geldiğinde onu yine içer; ilacın "gerçekte" ve her koşulda ağrıyı dindirdiğine dair kuramsal bir iddiaya ise bağlanmaz.
Ressam Apelles ve beklenmedik dinginlik
Sextus, şüphecinin dinginliğe nasıl ulaştığını bir hikâyeyle anlatır. Ressam Apelles bir atı resmederken, atın ağzındaki köpüğü bir türlü resmedemez. Sonunda öfkeyle fırçasını temizlediği süngeri tabloya fırlatır ve süngerin bıraktığı iz, tam da atın ağzındaki köpüğe benzer. Sextus'a göre şüpheciler de böyledir: dinginliği, doğru ile yanlışı ayırt ederek bulmayı umdular; bulamadılar ve yargıyı askıya aldılar; ve askıya aldıklarında, dinginlik tesadüfen, bir gölgenin cismi izlemesi gibi geldi.
Bu hikâye, şüpheciliğin epistemolojik olduğu kadar psikolojik bir iddia taşıdığını gösterir. Pyrrhonculara göre insanları asıl kaygılandıran, dünyanın kendisi değil, dünyanın nasıl olması gerektiğine dair kesin yargılarıdır. İyi bir şeyi kaybetmekten korkan, kötü bir şeyden kaçan kişi, bu şeylerin gerçekten iyi ya da kötü olduğuna inandığı için çalkantı içindedir. Yargıyı askıya alan kişi bu çalkantıdan kurtulur. Bir önceki derste duyguların örtük değerlendirmeler içerdiğini söylemiştik; Pyrrhoncular bu değerlendirmeleri askıya alarak duyguların şiddetini azaltmayı amaçlıyordu.
"Kendini yok eden" şüphecilik itirazı
Şüpheciliğe yöneltilen ikinci büyük itiraz, onun kendi kendini çürüttüğüdür. "Hiçbir şey bilinemez" diyen kişi, bu cümleyi bildiğini iddia ediyor gibi görünür. Bu itiraz akademik şüpheciliğe karşı güçlüdür. Ama Pyrrhoncular bu tuzağa düşmemek için özel bir dil kullanır. "Hiçbir şey bilinemez" demezler; "bana şu an öyle görünüyor ki bu konuda karar veremiyorum" derler. "Belki", "olabilir", "hiçbirinden daha fazla değil" gibi ifadelerle konuşurlar ve bu ifadelerin bile kesin iddialar olarak değil, o anki durumlarının bir raporu olarak anlaşılmasını isterler.
Sextus bu ifadeleri bir benzetmeyle açıklar: bazı müshil ilaçlar, vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atarken kendilerini de dışarı atar. Şüpheci ifadeler de öteki dogmatik iddiaları ortadan kaldırırken kendilerini de ortadan kaldırır. Bu cevabın ne kadar başarılı olduğu tartışmalıdır. Ama tutarlı bir strateji olduğu açıktır: Pyrrhoncu, bir tez savunmadığı için, tezinin kendini çürütmesi gibi bir sorunu yoktur. Yalnızca bir tutum içindedir ve o tutumun ne olduğunu raporlar.
Epokhe bugün: askıya almanın bir pratik olarak değeri
Pyrrhoncu şüpheciliğin bugün bizim için pratik bir değeri var mı? Onu bir yaşam felsefesi olarak benimsemesek bile, yargıyı askıya alma becerisi değerli bir epistemik araçtır. Kesinlik termometresi dersinde, kanıtın gerçekten dengede olduğu durumlarda şüphe bölgesinde kalmanın en isabetli tutum olduğunu söylemiştik. Epokhe, bu bölgenin bilinçli ve disiplinli bir biçimde kullanılmasıdır. Kanıt dengede olduğunda bir tarafa kaymamak, bir tarafa kaymak için bir sebep olana kadar beklemek, özellikle çok sayıda iddianın hızla önümüze geldiği bir ortamda nadir bir beceridir.
Ama Pyrrhoncu tutumun bir sınırı da vardır ve onu bilmek, epokhe'yi doğru kullanmanın parçasıdır. Her konuda yargıyı askıya almak, kanıtın dengede olmadığı durumlarda da askıya almak demektir ve bu, kalibrasyon dersinde gördüğümüz toptan kuşkuculuğa yakındır. Pyrrhoncu, her soruda eşit güçte karşı argümanlar bulacağını iddia eder; ama gerçekte pek çok soruda argümanlar eşit güçte değildir. Güneşin yarın doğacağına dair argümanlar ile doğmayacağına dair argümanlar dengede değildir. Epokhe'yi bir erdem yapan şey, onu yalnızca kanıtın gerçekten dengede olduğu yerde kullanmaktır.
Askıya almak ile karar vermek arasındaki fark
Epokhe'nin bir başka sınırı pratik kararlarla ilgilidir. Pyrrhoncu, bir inanç hakkında yargıyı askıya alabilir, ama çoğu zaman bir eylem hakkında karar vermek zorundadır. Bir hekim, iki tedavi seçeneği arasında kanıt dengede olduğunda bile hastasını tedavisiz bırakamaz; bir yönetici, iki strateji arasında kararsız kalsa da bir yol seçmek zorundadır. Burada inanç dersindeki inanç ile kabul arasındaki ayrım işe yarar: bir önermeye inanmadan, onu bir amaç için kabul ederek hareket edebiliriz.
Bu ayrım, epokhe'nin çağdaş kullanımı için önemli bir ilke verir: yargıyı askıya al, eylemi değil. Kanıt dengede olduğunda hangisinin doğru olduğuna dair inancını askıya alabilirsin, ama bu seni hareketsiz bırakmak zorunda değildir. Eylem için yanılmanın bedeline, geri dönülebilirliğe ve zamanlamaya bakarak bir seçim yaparsın ve bu seçimi, yeni kanıt geldiğinde değiştirmeye açık tutarsın. Sextus'un dört rehberi de aslında bu ilkenin antik bir versiyonudur: şüpheci, inanmadan yaşar.
Örnekler
Basit örnek: çelişen iki beslenme makalesi
Aynı hafta içinde iki makale okuyorsun. Biri kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunu, öteki kahvaltıyı atlamanın sağlığa yararlı olabileceğini söylüyor. İkisi de bir araştırmaya dayanıyor ve ikisi de makul görünüyor. Epokhe Pratiği ile bakalım. Birinci adım: iki tarafın argümanlarını yan yana yaz. İkinci adım: bu argümanlar gerçekten eşit güçte mi? İkisi de tek bir çalışmaya dayanıyorsa ve ikisini de ayrıntılı değerlendirecek bilgin yoksa, şimdilik eşit görünüyorlar. Üçüncü adım: yargıyı askıya al; ne kahvaltının zorunlu olduğuna ne de zararlı olduğuna hükmet. Dördüncü adım: eylem için ne yapacağını ayrı bir soru olarak ele al; alışkanlığını değiştirmek için bir sebep yoksa, mevcut düzenini sürdürmek makuldür. Sonuç: epokhe burada seni bir modaya kapılmaktan korur.
Orta örnek: işyerindeki söylenti
Bir iş arkadaşın, şirkette yakında büyük bir işten çıkarma olacağını duyduğunu söylüyor. Başka bir arkadaşın ise yönetimin tam tersine yeni işe alımlar planladığını duyduğunu söylüyor. İki bilgi de kulaktan kulağa gelmiş. Epokhe Pratiği ile bakalım. İki iddianın kaynağı da zayıf ve birbirine karşı eşit güçte görünüyor. Yargıyı askıya almak burada iki fayda sağlar. Birincisi, gereksiz kaygıdan korur; Pyrrhoncuların dinginlik vaadi tam da buna benzer. İkincisi, söylentiyi başkalarına aktarmanı engeller; tanıklık dersinde, zincire eklenen her halkanın bir bozulma ihtimali getirdiğini görmüştük. Ama eylem açısından askıya almak, hiçbir şey yapmamak anlamına gelmez: özgeçmişini güncellemek, ne olursa olsun zararsız ve geri dönülebilir bir hazırlıktır.
Gerçek hayat örneği: iki tarafı dinlemeden karar vermemek
Bir apartman yöneticisine, iki komşu arasında bir gürültü şikâyeti geliyor. Üst kattaki komşu, alttakinin sürekli tavana vurduğunu söylüyor; alttaki komşu, üsttekinin gece yarılarına kadar gürültü yaptığını söylüyor. İlk şikâyeti dinleyen yönetici, hemen şikâyet edenin tarafını tutma eğiliminde. Epokhe Pratiği ile bakalım. İlk anlatım tek taraflıdır ve eşit güçte bir karşı anlatım henüz dinlenmemiştir. Yargıyı askıya almak, yönetici için burada bir erdemdir: ikinci tarafı dinlemeden bir hükme varmak, eşit güç ilkesini baştan çiğnemek olur. Hukukta "öbür tarafı da dinle" ilkesi, bu antik tutumun kurumsallaşmış bir biçimidir. Ama iki tarafı dinledikten sonra da yönetici bir karar vermek zorundadır; burada epokhe'nin görevi hükmü geciktirmek, onu sonsuza kadar ertelemek değildir.
Vakaya dönüş
Simülasyon iddiasına Pyrrhoncu bir gözle bakalım. İddianın savunucuları argümanlar sunar: gelecekte çok güçlü bilgisayarlar olabilir, simüle edilmiş zihinler gerçek zihinlerden çok daha fazla olabilir, o hâlde rastgele seçilmiş bir zihnin simüle edilmiş olma ihtimali yüksektir. Karşı çıkanlar da argümanlar sunar: bu argüman gelecekteki teknolojiye dair doğrulanamayan varsayımlara dayanır, bilincin simüle edilip edilemeyeceği tartışmalıdır, simülasyonun içinden dışarısını sınamanın bir yolu yoktur. Filozof Nick Bostrom'un 2003'te yayımladığı ve bu tartışmanın kaynağı olan argümanın aslında daha dikkatli bir yapısı vardır; onu bu modülün kapanma ilkesi dersinde ayrıntılı inceleyeceğiz.
Pyrrhoncu, iki tarafın argümanlarının eşit güçte olduğunu fark edebilir ve yargıyı askıya alabilir: ne simülasyonda olduğumuza ne de olmadığımıza hükmeder. Ama Pyrrhoncunun cevabının ilginç bir yanı var: yargıyı askıya aldıktan sonra da hayatına tamamen aynı biçimde devam eder. Masa ona masa gibi görünür, açlık ona açlık gibi gelir; simülasyonda olsa da olmasa da görünüşler aynıdır ve şüpheci zaten görünüşlerle yaşar. Pyrrhoncuya göre simülasyon iddiasının bu kadar kaygı yaratmasının sebebi, insanların dünyanın "gerçekte" ne olduğuna dair kesin bir yargıya bağlanmış olmasıdır.
Bu bakış bir soruyu açık bırakır ve modülün geri kalanı bu soruyla uğraşacak: simülasyon iddiasına karşı argümanlar gerçekten eşit güçte mi, yoksa bir tarafın ağır bastığını gösterecek bir yol var mı? Pyrrhoncu her soruda eşit güç bulmayı bekler; ama bu beklentinin kendisi de sınanabilir.
Araç kartı: Epokhe Pratiği
| Alan | Açıklama |
|---|---|
| Ne işe yarar | Kanıtın gerçekten dengede olduğu durumlarda yargıyı bilinçli olarak askıya almayı ve bunu eylem kararından ayırmayı sağlar |
| 5K kapısı | Kesinlik |
| Adımlar | 1) Tartışmalı iddiayı ve karşıtını yaz. 2) Her iki tarafın en güçlü argümanlarını yan yana listele. 3) Eşit güç testi: argümanlar gerçekten dengede mi, yoksa bir taraf ağır mı basıyor? 4) Dengede ise yargıyı askıya al ve bunu "şu an bana karar verilemez görünüyor" diye kaydet. 5) Eylem gerekiyorsa, onu ayrı bir soru olarak ele al: yanılmanın bedeli, geri dönülebilirlik, zamanlama. |
| Ne zaman kullanılır | İki tarafın da makul göründüğü bir tartışmada; tek taraflı bir anlatım dinlediğinde; hızla hüküm verme baskısı hissettiğinde |
| Sık hata | Kanıt dengede değilken de askıya almak; yargıyı askıya almayı eylemi askıya almak sanmak |
Egzersiz
Egzersizin ikinci kısmı genellikle en zor olanıdır. Emin olduğumuz bir konuda karşı argümanı en güçlü hâliyle yazmak, Modül 0'daki çelik adam yönteminin şüpheci bir uygulamasıdır ve çoğu zaman sandığımızdan daha güçlü bir karşı argüman bulmamızla sonuçlanır.
Mini test
- Akademik şüphecilik ile Pyrrhoncu şüphecilik arasındaki temel fark nedir?
- Sextus'a göre şüphecinin yolculuğunun dört aşaması nedir?
- Pyrrhoncular eylemsizlik itirazına nasıl cevap verir?
- Ressam Apelles hikâyesi, Pyrrhoncu dinginlik hakkında ne anlatır?
- Bir öğrenci, bir sınav sorusunda iki cevap arasında kararsız kalıyor ve "Yargımı askıya alıyorum" diyerek soruyu boş bırakıyor. Epokhe Pratiği açısından bu tutumu değerlendir.
Cevapları göster
- Akademik şüphecilik "hiçbir şey bilinemez" iddiasında bulunur; Pyrrhoncu şüphecilik bu iddiayı da bir dogma olarak görür ve onun hakkında da yargıyı askıya alır.
- Araştırma, eşit güç (isostheneia), yargıyı askıya alma (epokhe) ve dinginlik (ataraksia).
- Şüpheci görünüşleri reddetmez; yalnızca görünüşlerin arkasındaki gerçek doğa hakkında yargıda bulunmaz ve günlük hayatını doğa, duygular, gelenekler ve zanaatler rehberliğinde sürdürür.
- Dinginliğin doğruyu bulmakla değil, doğruyu bulmaktan vazgeçip yargıyı askıya almakla beklenmedik biçimde geldiğini; tıpkı Apelles'in süngeri fırlattığında köpüğün kendiliğinden oluşması gibi.
- Öğrenci inancını askıya almakta haklı olabilir, ama eylemi askıya almak zorunda değildir. Yanlış cevabın puan kaybettirmediği bir sınavda, bir cevap seçmek, yani bir amaç için kabul ederek hareket etmek, daha isabetli bir karardır. Epokhe inancın aracıdır, eylemsizliğin gerekçesi değil.
Özet
- Akademik şüphecilik bilginin imkânsız olduğunu iddia eder; Pyrrhoncu şüphecilik bu iddiayı da askıya alır ve bir tutum olarak yaşanır.
- Pyrrhon hiçbir şey yazmadı; geleneği ayrıntılı olarak Sextus Empiricus'tan biliriz.
- Şüphecinin yolu: araştırma, eşit güç, epokhe, ataraksia.
- Ainesidemos'un on kipi, aynı nesnenin farklı koşullarda farklı göründüğünü göstererek eşit güç üretir.
- Şüpheci görünüşlerle yaşar; eylemsizlik itirazına dört rehberle, kendini yok etme itirazına ise tez savunmayarak cevap verir.
- Epokhe bugün değerli bir epistemik araçtır, ama yalnızca kanıt gerçekten dengede olduğunda; ve inancı askıya almak eylemi askıya almak anlamına gelmez.
Flashcard'lar
| Ön yüz | Arka yüz |
|---|---|
| Akademik ve Pyrrhoncu şüpheciliğin farkı? | Biri bilginin imkânsız olduğunu iddia eder, öteki bu iddiayı da askıya alır |
| İsostheneia? | Karşıt argümanların eşit güçte olması |
| Epokhe? | Eşit güç karşısında yargıyı askıya almak |
| Ataraksia? | Zihnin çalkantısız hâli, dinginlik |
| Pyrrhoncu geleneğin ana kaynağı? | Sextus Empiricus, Pyrrhonculuğun Ana Hatları |
| On kipin amacı? | Aynı nesnenin farklı koşullarda farklı göründüğünü göstermek |
| Sextus'un dört rehberi? | Doğa, duygular, gelenek ve yasalar, zanaatler |
| Epokhe'nin çağdaş ilkesi? | Yargıyı askıya al, eylemi değil |
Sonraki derse köprü
Pyrrhoncular her soruda eşit güçte karşı argüman bulmayı bekliyordu; ama bu beklentiyi neye dayandırıyorlardı? Daha sonraki bir Pyrrhoncu olan Agrippa, çok daha genel bir şüpheci argüman geliştirdi: herhangi bir iddiayı gerekçelendirmeye çalıştığımızda, gerekçenin de gerekçesini sormamız gerekir ve bu zincir ya sonsuza kadar gider, ya bir döngüye girer, ya da keyfi bir noktada durur. Üç seçeneğin üçü de rahatsız edicidir. Gerekçelendirme dersinde bu sorunun kapısını aralamıştık. Ders 3.2 Agrippa'nın üçlemini ayrıntılı işleyecek ve araç kutuna bir gerekçe zincirinin nerede sonsuzluğa, döngüye ya da dogmaya vardığını tespit eden Gerileme Dedektörü'nü ekleyecek.
Günlük sorusu: Hayatında şu an kanıtın gerçekten dengede olduğu bir soru var mı? Onun hakkında yargını askıya alsan, hayatında ne değişirdi?
Tarihte bu tartışma
Sextus Empiricus'un eserleri Orta Çağ Avrupa'sında pek bilinmiyordu. 1562'de Fransız matbaacı ve bilgin Henri Estienne, Pyrrhonculuğun Ana Hatları'nın Latince çevirisini yayımladı ve bu yayın Avrupa düşüncesinde bir şüphecilik dalgası başlattı. Michel de Montaigne Denemeler'inde bu şüpheciliği benimsedi ve "Ne biliyorum?" sorusunu kendine bir düstur edindi. Descartes'ın metodik şüphesi, bir yandan bu dalgaya bir cevaptı. On sekizinci yüzyılda David Hume, Pyrrhoncu argümanların çürütülemeyeceğini ama doğanın bizi onlara göre yaşamaktan alıkoyduğunu savundu: odadan çıkıp arkadaşlarıyla tavla oynadığında şüpheci kuşkuları ona soğuk ve gülünç gelir. Pyrrhon'un Hindistan'daki karşılaşmasının onun düşüncesine etkisi, bugün de tartışılan bir sorudur; Hint ve Budist düşüncesindeki benzer tutumları Tarih Hattı'nda ele alacağız.