İçeriğe geç

Ders 11.4 · Modül 11: Öğretme Sanatı ve Capstone

Kendi epistemolojik pozisyonunu yazmak

Araç: Pozisyon Beyanı Şablonu · 3.329 kelime · yaklaşık 15 dakika okuma

Bu ders programın önceki sürümündendir (v1) ve yeni program tamamlanana kadar arşivde okunur kalır. Yeni programa geç

Giriş

On altıncı yüzyılın ikinci yarısında, Fransız yazar Michel de Montaigne, kamusal hayattan çekilip şatosunun kulesindeki kütüphanesine kapandı ve orada, adını kendisinin koyduğu yeni bir yazı türüne girişti: deneme. Fransızca essai kelimesi, "deneme", "sınama", "girişim" anlamına geliyordu. Montaigne'in denemeleri, bir konuyu kesin olarak çözmek için değil, kendi düşüncesini o konu üzerinde sınamak için yazılmıştı. Pyrrhon ve Sextus dersinde gördüğün gibi, Montaigne antik şüpheciliği benimsedi ve kendine bir soru edindi: "Ne biliyorum?"

Ama Montaigne'in şüpheciliği, bir sessizlik değildi. Denemeler, yüzlerce sayfa boyunca dostluk, ölüm, eğitim, yalan, deneyim ve kendi bedeni üzerine kurulmuş, kendisiyle tartışan, fikir değiştiren, eklemeler yapan bir zihnin kaydıdır. Montaigne, kitabının yeni baskılarında eski metnini silmedi; yanına yeni düşüncelerini ekledi. Okur, aynı sayfada bir fikrin ilk hâlini ve yıllar sonraki düzeltmesini birlikte görebilir. "Ne biliyorum?" sorusu, Montaigne'i yazmaktan alıkoymadı; tersine, yazmanın kendisini bir sınama biçimine dönüştürdü.

Bu akademinin son dersinde, sen de bir deneme yazacaksın: kendi epistemolojik pozisyonun. Akademinin her modülü, bilmenin başka bir yüzüne baktı: tanımına, kaynaklarına, sınanmasına, toplumsal dolaşımına, makinelerle ilişkisine ve öğretilmesine. Bu tartışmaların hiçbiri sana bir cevap dayatmadı; her biri, birbiriyle yarışan görüşleri, onların en güçlü argümanlarını ve en ciddi itirazlarını önüne koydu. Şimdi sıra, bu görüşler arasında nerede durduğunu yazmakta. Montaigne gibi, bu pozisyonu bir son söz olarak değil, bir sınama olarak; ileride yanına düzeltmeler ekleyebileceğin bir metin olarak.

Bu dersin kazanımları:

  • Bir epistemolojik pozisyonun bileşenlerini, bir tutum ile bir dogma arasındaki farkı ve revizyon koşulunun işlevini açıklarsın. (anla)
  • Akademinin temel sorularında kendi tutumunu, gerekçesini, en güçlü itirazı ve güven derecesini Pozisyon Beyanı Şablonu ile yazarsın. (uygula)
  • Kendi pozisyonunun iç tutarlılığını ve sınırlarını, 11.3'te kurduğun rubrikle ve akran anlaşmazlığı ilkeleriyle değerlendirirsin. (değerlendir)

Ana anlatım

Neden bir pozisyon yazmalı?

Epistemoloji okuyan birinin karşılaştığı ilk tehlike, her görüşün hem güçlü argümanlarını hem ciddi itirazlarını gördükten sonra, hiçbir yerde durmamaya karar vermesidir. Temelcilik mi, bağdaşımcılık mı? İkisinin de sorunları var. İçselcilik mi, dışsalcılık mı? İkisi de bir şeyi yakalıyor, bir şeyi kaçırıyor. Bu durumda en güvenli tutum, her soruya "duruma göre değişir" ya da "iki tarafın da haklı yanları var" demek gibi görünebilir.

Ama bu tutum, göründüğü kadar güvenli değildir. Birincisi, bu akademinin araçlarının hiçbiri, bir pozisyon olmadan kullanılamaz. Bir haberi Kaynak kapısından geçirmek, hangi kaynaklara ne ölçüde güvendiğine dair bir tutum gerektirir. Bir iddianın kesinliğini ayarlamak, kanıtın inancı nasıl desteklediğine dair bir görüş gerektirir. Gündelik epistemik hayat, pozisyonsuz yaşanamaz; pozisyon almadığını sanan biri, yalnızca pozisyonunu açıkça yazmamış, dolayısıyla onu sınamamış biridir.

İkincisi, yazılmamış bir pozisyon, kendi tutarsızlıklarını göremez. Bir kişi, bir konuda temelci, başka bir konuda bağdaşımcı gibi akıl yürütebilir; bir uzmanın sözüne bir yerde koşulsuz güvenirken, başka bir yerde hiçbir uzmana güvenmeyebilir. Bu tutarsızlıklar, ancak bir pozisyon açıkça yazıldığında görünür hâle gelir. İnanç Ağı Revizyonu dersinde gördüğün Quine'ın ağı burada iş görür: bir inanç ağını düzeltmek için, önce onu görmek gerekir.

Pozisyon ile dogma

Bir pozisyon yazmanın ikinci tehlikesi, onu bir dogmaya dönüştürmektir. Bir kez yazılan tutum, kişinin kimliğinin bir parçası olur; ona yöneltilen her itiraz, kişiye yöneltilmiş bir saldırı gibi hissedilir. Erdem epistemolojisi dersinde gördüğün entelektüel alçakgönüllülük ile entelektüel cesaret arasındaki denge burada belirleyicidir. Bir pozisyonu açıkça savunmak cesaret ister; onu yeni kanıt karşısında değiştirmeye hazır olmak alçakgönüllülük ister.

Bir pozisyonu dogmadan ayıran şey, onun bir revizyon koşulu taşımasıdır: "Şunu görürsem fikrimi değiştiririm." Popper dersinde, bir kuramın bilimsel olabilmesi için onu yanlışlayacak gözlemlerin belirtilebilmesi gerektiğini görmüştün. Aynı ilke, kişisel bir pozisyona da uygulanabilir: hangi kanıtın ya da argümanın seni ikna edebileceğini söyleyemiyorsan, pozisyonun bir görüş değil, bir bağlılıktır. Bağlılıklar da değerlidir; ama onları kanıta dayalı görüşlerden ayırmak, epistemik dürüstlüğün bir gereğidir.

Pragmatizm dersinde gördüğün Peirce'ün yanılabilirciliği, bu tutumun en net ifadesidir: hiçbir inanç, gelecekteki deneyim tarafından düzeltilmeye kapalı değildir; ama bu, hiçbir şeye inanmamak için değil, inançları araştırmanın yolunu tıkamadan tutmak için bir nedendir. Bir pozisyon, araştırmanın sonu değil, onun o anki durumudur.

Bir pozisyonun bileşenleri

Bu akademinin modülleri, epistemolojinin temel sorularını birer birer ele aldı. Bir pozisyon beyanı, bu soruların her birine bir cevap vermek zorunda değildir; ama en az beş temel soruda nerede durduğunu açıkça söylemelidir.

Birinci soru: bilgi nedir? Modül 1'de, bilginin gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlanmasını ve Gettier'in bu tanıma itirazını gördün; Modül 4'te, bilgiyi tanımlanamaz bir temel kavram olarak gören bilgi-önce yaklaşımını. Bu soruda pozisyonun, bilgiyi tanımlamaya çalışıp çalışmadığını ve tanımlamaya çalışıyorsa hangi koşulları gerekli saydığını söyler.

İkinci soru: gerekçelendirmenin yapısı nedir? Agrippa'nın üçlemi, gerekçelendirme zincirinin ya sonsuza gittiğini, ya bir döngüye girdiğini ya da kanıtsız bir noktada durduğunu gösterdi. Temelcilik, bağdaşımcılık ve ikisinin bir sentezi, bu üçleme verilen cevaplardır. Senin cevabın hangisi?

Üçüncü soru: gerekçe kimin içinde? İçselcilik, gerekçenin kişinin kendi bakış açısından erişebileceği bir şey olması gerektiğini; dışsalcılık ve güvenilircilik, inancı üreten sürecin güvenilir olmasının yeterli olduğunu savunur. Erdem epistemolojisi, gerekçeyi bilenin yeterliliklerine bağlar. Pozisyonun, bir inancı gerekçeli saymak için neyi şart koştuğunu söyler.

Dördüncü soru: şüpheciye ne cevap verirsin? Descartes'ın kötü cini, kavanozdaki beyin ve Hume'un tümevarım problemi, bilgimizin temellerini sarstı. Moore'un sağduyu cevabı, bağlamsalcılık, Wittgenstein'ın menteşe inançları ve Gazâlî'nin aklın ilkelerine güvenin geri kazanılması, farklı çıkış yolları önerdi. Senin çıkış yolun hangisi, ya da şüpheciliğin bir kısmını kabul ediyor musun?

Beşinci soru: bilginin kaynaklarına ne ölçüde güvenirsin? Algı, bellek, içebakış, tanıklık, sezgi, duygu, beden, uzmanlar ve makineler. Bu akademi, her birinin hem gücünü hem sınırlarını gösterdi. Pozisyonun, hangi kaynağa hangi koşullarda ne ölçüde güvendiğini söyler.

Bu beş sorunun yanına, kendi ilgi alanına göre başka sorular da ekleyebilirsin: bilimin akılcılığı, toplumsal bilgi ve epistemik adaletsizlik, dini inancın gerekçesi, yapay zekânın bilgisi ya da gelenekler arası çeviri. Ama beş temel soru, pozisyonunun iskeletidir.

Tutarlılık sınaması

Beş soruya verdiğin cevaplar, birbirleriyle tutarlı olmalıdır; ya da en azından, aralarındaki gerilimin farkında olmalısın. Örneğin bilgiyi klasik üç koşullu tanımla karşılayıp, gerekçenin kişinin erişebileceği bir şey olması gerektiğini savunursan, Gettier örneklerine karşı içselci bir cevap bulmak zorundasın; bu, zor bir yükümlülüktür. Ya da şüpheciye bağlamsalcı bir cevap verip, tanıklığa güveni dışsalcı bir güvenilirlik ölçütüne bağlarsan, bu iki tutumun aynı bilgi kavramını kullanıp kullanmadığını sormalısın.

Bir üçüncü gerilim de sık görülür: dışsalcı bir tutum, şüpheciye karşı rahat bir cevap verir, çünkü güvenilir bir süreçten doğan inancın bilgi sayılması için kişinin bu güvenilirliği bilmesi gerekmez. Ama aynı kişi, Fârâbî'nin kesinlik koşullarındaki gibi, gerçek kesinliğin bildiğini bilmeyi de gerektirdiğini düşünüyorsa, iki tutum arasında açıkça seçim yapmak ya da onları farklı düzeylere, bilgiye ve kesinliğe, ayırmak zorundadır.

Bu sınama, bağdaşımcılık dersinde gördüğün tutarlılık ölçütünün, kendi inanç sistemine uygulanmasıdır. Ama tutarlılık tek başına yetmez; bir masalın da tutarlı olabileceğini hatırla. Bu yüzden her tutumun yanında, onu destekleyen gerekçeyi, yani bu akademide gördüğün bir argümanı, bir kanıtı ya da bir vakayı da yazmalısın.

İlkeler ile vakalar arasında gidip gelmek

Bir pozisyon beyanı nasıl yazılır? Genel bir ilkeden başlayıp onu bütün sorulara uygulamak cazip görünür; ama bu yol, çoğu zaman ilkenin, sezgilerinin kesinlikle reddettiği sonuçlara varmasıyla tıkanır. Tersine, tek tek vakalardaki sezgilerinden başlamak da, birbiriyle bağdaşmayan bir yargılar yığınına yol açabilir. Sezgi dersinde gördüğün yansıtıcı denge, bu iki yolun arasında bir yöntem sunar: genel ilkelerini ve somut vakalardaki yargılarını yan yana koyarsın; bir ilke güçlü bir vaka yargısıyla çatıştığında, hangisini düzelteceğine karar verirsin; bazen ilkeyi daraltırsın, bazen sezgini gözden geçirirsin. Pozisyon beyanını yazarken, akademinin vakaları, Gettier'in iki sayfası, sahte ahırlar ülkesindeki Henry, uydurma kararlarla mahkemeye giden avukatlar, bu karşılıklı ayarlamanın malzemesidir. İyi bir beyan, ilkelerinin bu vakaları nasıl açıkladığını ve hangi vakada bir ilkesini gevşetmek zorunda kaldığını gösterir.

Karşı görüşü hakkını vererek kurmak

Şablonun dördüncü adımı, en güçlü itirazı yazmayı ister; bu adım, en kolay atlanan adımdır. Amerikalı felsefeci Daniel Dennett, 2013'te yayımlanan Düşünme Araçları kitabında, matematikçi ve oyun kuramcısı Anatol Rapoport'a atfettiği birkaç kuralı aktarır: bir görüşü eleştirmeden önce, onu karşı tarafın "keşke ben de böyle söyleseydim" diyeceği kadar açık ve adil biçimde yeniden ifade et; o görüşte katıldığın noktaları belirt; ondan öğrendiğin bir şeyi söyle; ancak bunlardan sonra eleştirine geç. Bu kurallar, bir itirazı kolayca çürütülecek bir korkuluğa dönüştürmemenin pratik bir yoludur. Pozisyon beyanının itiraz adımında, karşı görüşü savunan birinin metnini okuyup "evet, tam olarak bunu söylüyorum" diyebileceği bir paragraf yazmaya çalış.

Anlaşmazlıkla yaşamak

Pozisyonunu yazdığında, birçok konuda, bu alanda yıllarını geçirmiş felsefecilerle anlaşmazlık içinde olacağını fark edeceksin. Akran anlaşmazlığı dersinde, kendin kadar bilgili ve dikkatli biriyle anlaşmazlığa düştüğünde güvenini azaltman gerekip gerekmediğini tartışmıştın. Bu soru, bir pozisyon beyanı için doğrudan önemlidir. Felsefecilerin kendileri, epistemolojinin temel sorularında anlaşamıyorsa, senin pozisyonuna ne kadar güvenmen gerekir?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur; ama makul bir tutum şudur: anlaşmazlığın varlığı, pozisyonunu terk etmeni gerektirmez; ama onu daha düşük bir güvenle tutmanı ve karşı görüşü, onun en güçlü biçimiyle kurabilmeni gerektirir. Bir pozisyon beyanının değeri, onun herkesi ikna etmesinden değil, kendi gerekçelerini, sınırlarını ve revizyon koşullarını dürüstçe göstermesinden gelir.

Pozisyon Beyanı Şablonu

Bu dersin aracı, akademinin son aracıdır ve bütün öncekileri bir araya getirir. Her temel soru için beş adım izlersin. Önce soruyu yazarsın: örneğin "bir inancı haklı kılan, benim erişebildiğim nedenler mi, yoksa onu üreten yetinin sağlamlığı mı?" İkinci olarak tutumunu tek bir cümleyle yazarsın: nerede duruyorsun? Üçüncü olarak gerekçeni yazarsın: bu tutumu hangi argüman, hangi kanıt ya da hangi vaka destekliyor? Bu akademideki hangi derse, portföyündeki hangi ürüne dayanıyorsun? Dördüncü olarak en güçlü itirazı yazarsın: bu tutuma kim, hangi argümanla karşı çıkar? Karşı görüşü, onu savunanın kabul edeceği biçimde kur. Ve bu itiraza kendi cevabını yaz; cevabın yoksa, bunu da yaz. Son olarak güven derecesini ve revizyon koşulunu yazarsın: bu tutuma ne kadar güveniyorsun ve hangi kanıt ya da argüman seni fikrini değiştirmeye götürür?

Bütün sorular için bu beş adımı tamamladıktan sonra, bir tutarlılık satırı eklersin: cevaplarının birbiriyle çeliştiği ya da gerildiği noktalar neler ve bu gerilimleri nasıl ele alıyorsun?

Pozisyon Beyanı Şablonu'nun tek bir kapısı yok, çünkü beşi birden içinde. Gerekçe adımı Kaynak ve Kanıt kapılarını, tutum adımındaki terimlerin açıklığı Kavram kapısını, itiraz adımı Karşı-görüş kapısını, güven derecesi ve revizyon koşulu ise Kesinlik kapısını kullanır. Akademinin ilk dersinde bir iddianın beş kapıdan geçirilmesini öğrenmiştin; bu son derste, kendi pozisyonunu aynı kapılardan geçiriyorsun.

Örnekler

Basit örnek: bir tanıklık politikası

Bir kişi, pozisyon beyanının tanıklıkla ilgili kısmını yazıyor. Pozisyon Beyanı Şablonu'nu uygulayalım. Soru: başkalarının sözüne ne zaman güvenirim? Tutum: başka birinin sözüne, onun güvenilmez olduğuna dair bir işaret yoksa varsayılan olarak güvenirim; ama önemli kararlarda, sözü bağımsız bir kaynakla sınarım. Gerekçe: tanıklık dersinde gördüğüm gibi, bilgimizin büyük kısmı ikinci elden gelir ve her tanığı bağımsız olarak doğrulamak imkânsızdır; Reid'in varsayılan güven görüşü, bu durumu Hume'un indirgemeci görüşünden daha iyi açıklar. Ama dijital epistemoloji dersindeki yankı odaları ve makine tanıklığı dersindeki halüsinasyonlar, varsayılan güvenin kolayca istismar edilebileceğini gösterdi. En güçlü itiraz: indirgemeci bir felsefeci, varsayılan güvenin, tanıkların güvenilirliğini sınamadan inanmak anlamına geldiğini ve bunun epistemik bir sorumsuzluk olduğunu söyler. Cevabım: varsayılan güven, sınamadan vazgeçmek değil, sınama yükünü güvenilmezlik işaretleri ortaya çıktığında üstlenmektir. Güven derecesi: orta ile yüksek arası. Revizyon koşulu: yakın çevremde varsayılan güvenimin sık sık yanlış bilgiye yol açtığını gösteren bir örüntü görürsem, eşiği yükseltirim. Sonuç: bir paragraflık bir tutum, bu akademinin birkaç dersini tek bir uygulanabilir politikaya dönüştürür.

Orta örnek: bir öğretmenin mesleki pozisyonu

Bir lise öğretmeni, pozisyon beyanını kendi mesleğiyle ilişkilendirerek yazıyor. Pozisyon Beyanı Şablonu'nu şüphecilik sorusuna uygulayalım. Soru: öğrencilerime şüpheciliği nasıl öğretmeliyim ve kendim nerede duruyorum? Tutum: radikal şüpheciliği, dış dünyanın varlığından şüphe etmeyi, yaşanabilir bir tutum olarak görmüyorum; ama onu, bilgi iddialarımızın neye dayandığını görmek için güçlü bir düşünce aracı olarak öğretiyorum. Gerekçe: Moore'un sağduyu cevabı ve Wittgenstein'ın menteşe inançları, bazı şeylerden şüphe etmenin bütün düşünmenin zeminini ortadan kaldıracağını gösteriyor; ama Descartes'ın yöntemi, öğrencilerin kendi inançlarının dayanaklarını sorgulamalarını sağlamakta hâlâ etkili. En güçlü itiraz: bir şüpheci, Moore'un cevabının soruyu yalnızca reddettiğini, ona cevap vermediğini söyler. Cevabım: bu itiraz yerindedir; ama gündelik ve bilimsel bilgi pratiklerimiz için, radikal şüpheciliğin cevaplanmamış olması, onu ciddiye almamızı gerektirmez. Güven derecesi: pratik tutumuma yüksek; felsefi cevabıma orta. Revizyon koşulu: öğrencilerimin, şüpheciliği öğrendikten sonra her şeye karşı genel bir kayıtsızlık geliştirdiğini görürsem, öğretme biçimimi değiştiririm. Sonuç: pozisyon beyanı, felsefi bir tutumu, bir öğretme kararına bağlar ve onun sonuçlarını izlemeyi bir revizyon koşuluna dönüştürür.

Gerçek hayat örneği: felsefecilerin anketi

2009'da, felsefeciler David Bourget ve David Chalmers, dünyanın önde gelen felsefe bölümlerindeki felsefecilere, felsefenin temel sorularında nerede durduklarını soran kapsamlı bir anket düzenledi; 2020'de anketi daha geniş bir katılımcı grubuyla tekrarladılar. Anketin epistemolojiyle ilgili sonuçları öğreticiydi. Dış dünyaya dair bilgi sorusunda, katılımcıların büyük çoğunluğu şüpheci olmayan bir gerçekçiliği benimsedi; ama gerekçelendirme konusunda içselcilik ile dışsalcılık arasında görüşler belirgin biçimde bölündü ve önemli bir kesim bu seçeneklerin hiçbirini tam olarak benimsemedi ya da başka bir görüşü savundu. Anketin bir başka bulgusu da, felsefecilerin kendi meslektaşlarının çoğunluk görüşlerini tahmin etmekte şaşırtıcı ölçüde yanılabildiğiydi. Pozisyon Beyanı Şablonu'nu bu anketin kendisine uygulayalım. Soru: uzmanların bölündüğü bir konuda nasıl pozisyon alırım? Tutum: uzman anlaşmazlığı, bir konuda kesin bir cevabın henüz olmadığının işaretidir; bu, pozisyon almamı engellemez, ama güvenimi düşürür. Gerekçe: akran anlaşmazlığı dersindeki uzlaşma görüşü ile direnme görüşü arasındaki tartışma ve uzman seçimi dersindeki Goldman'ın ölçütleri. En güçlü itiraz: bir uzman topluluğu bölünmüşse, sıradan biri neden herhangi bir taraf tutsun? Cevabım: taraf tutmak, karar vermek ve eylemek zorunda olduğum ölçüde gereklidir; ama bu tutum, uzmanların bölünmüşlüğünü bilen bir alçakgönüllülükle tutulmalıdır. Güven derecesi: orta. Revizyon koşulu: bir konuda uzmanların görüşlerinin belirgin biçimde bir yöne kaydığını gösteren yeni bir anket ya da çalışma görürsem, güvenimi buna göre ayarlarım. Sonuç: bu anket, epistemolojinin temel sorularının hâlâ açık olduğunu gösterir; ve bu açıklık, senin pozisyon beyanını bir öğrenci ödevi değil, devam eden bir tartışmaya katılım yapar.

Vakaya dönüş

Modülü baştan beri taşıyan dosya, yani portföyün, burada kapanıyor. Masaya her şeyi diz: hijyen rehberin, makine denetimin, iki geleneği karşı karşıya getiren denemen, kesinlik tablon, öğretme günlüğün, üç seviyeli açıklaman, rubriğin ve her dersin sonunda bir soruya verdiğin kısa cevaplar. Bu ürünler, senin bu akademideki düşünce yolculuğunun kaydıdır.

Pozisyon Beyanı Şablonu'nu portföyünün bütününe uygulayalım. Soru: bu akademiden sonra, bilgiye karşı tutumum nasıl değişti? Tutum: bunu sen yazacaksın; ama günlüğüne bakarak yaz. Gerekçe: portföyündeki hangi ürün, hangi günlük cevabı bu değişimi gösteriyor? Akademinin ilk derslerindeki günlük cevaplarınla son derslerdekileri karşılaştır. En güçlü itiraz: belki tutumun hiç değişmedi; belki yalnızca eski tutumlarını daha sofistike kelimelerle ifade etmeyi öğrendin. Bu itirazı ciddiye al ve ona dürüstçe cevap ver. Güven derecesi ve revizyon koşulu: bu değişime ne kadar güveniyorsun ve onun gerçek olduğunu gelecekte hangi davranışınla göreceksin? Bu soruya verdiğin cevap, portföyünün son sayfası olacak.

Araç kartı: Pozisyon Beyanı Şablonu

AlanAçıklama
Ne işe yararEpistemolojinin temel sorularında kişinin tutumunu, gerekçesini, en güçlü itirazı, güven derecesini ve revizyon koşulunu yazmasını sağlar; cevaplar arasındaki tutarlılığı ve gerilimleri görünür kılar
5K kapısı—
Adımlar1) Soruyu yaz. 2) Tutumunu tek bir cümleyle yaz. 3) Gerekçeni yaz: hangi argüman, kanıt, vaka, ders ya da portföy ürünü? 4) En güçlü itirazı, onu savunanın kabul edeceği biçimde kur ve cevabını yaz; cevabın yoksa bunu da yaz. 5) Güven dereceni ve seni fikrini değiştirmeye götürecek kanıtı ya da argümanı yaz. Bütün sorulardan sonra bir tutarlılık satırı ekle.
Ne zaman kullanılırBu akademinin sonunda; yeni bir alana girerken ya da önemli bir mesleki karar öncesinde kendi bilgi anlayışını gözden geçirirken; yılda bir kez, kendi inanç sistemini denetlerken; bir başkasıyla derin bir anlaşmazlığı tartışmadan önce kendi tutumunu netleştirirken
Sık hataHer soruya "duruma göre değişir" diyerek pozisyon almaktan kaçınmak; karşı görüşü zayıf bir biçimde kurup kolayca çürütmek; revizyon koşulunu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek kadar uzak bir yere koymak; beyanı bir kez yazıp bir daha hiç açmamak

Egzersiz

Ardından, 11.3'te yazdığın pozisyon beyanı rubriğini al ve kendi beyanını onunla değerlendir. Hangi ölçütte hangi düzeydesin? En düşük puanı aldığın ölçütü belirle ve beyanını o ölçütte bir düzey yükseltecek biçimde gözden geçir. Son olarak, beyanının en üstüne bugünün tarihini yaz ve takviminde bir yıl sonrasına bir hatırlatma koy: o gün beyanını yeniden açacak, Montaigne gibi, eski metni silmeden yanına yeni düşüncelerini ekleyeceksin.

Mini test

  1. Hiçbir konuda pozisyon almamak neden göründüğü kadar güvenli değildir?
  2. Bir pozisyonu dogmadan ayıran nedir?
  3. Bir epistemolojik pozisyon beyanının beş temel sorusu nelerdir?
  4. Uzmanların bölündüğü bir konuda pozisyon almanın makul bir yolu nedir?
  5. Bir arkadaşın, "Ben bilimin her söylediğine inanırım; bilim insanları ne derse doğrudur" diyor. Pozisyon Beyanı Şablonu ile bu tutumu değerlendir.
Cevapları göster
  1. Çünkü gündelik epistemik hayat pozisyonsuz yaşanamaz: bir kaynağa güvenmek ya da bir iddianın kesinliğini ayarlamak, örtük bir tutum gerektirir. Pozisyon almadığını sanan biri, pozisyonunu yalnızca açıkça yazmamış ve dolayısıyla onu sınamamıştır; yazılmamış bir pozisyon, kendi tutarsızlıklarını göremez.
  2. Revizyon koşulu: hangi kanıtın ya da argümanın kişiyi fikrini değiştirmeye götüreceğinin açıkça belirtilmesi. Bunu söyleyemeyen biri, bir görüş değil bir bağlılık taşıyordur.
  3. Bilgi nedir; gerekçelendirmenin yapısı nedir; gerekçe kimin içinde, yani içselcilik mi dışsalcılık mı; şüpheciye ne cevap verirsin; ve bilginin kaynaklarına ne ölçüde güvenirsin.
  4. Uzman anlaşmazlığını, kesin bir cevabın henüz olmadığının işareti olarak görmek; pozisyon almaktan vazgeçmeden onu daha düşük bir güvenle tutmak, karşı görüşü en güçlü biçimiyle kurabilmek ve yeni kanıt geldiğinde güveni ayarlamaya hazır olmak.
  5. Soru: bilimsel iddialara ne ölçüde güvenmeliyim? Tutum: "bilim insanları ne derse doğrudur". Gerekçe: bilimsel yöntemin güvenilirliği; ama bilimsel yöntem dersinde ve Kuhn dersinde gördüğün gibi, bilim yanılabilir ve kendini düzelten bir süreçtir; tek tek bilim insanları yanılabilir ve bilimsel topluluk da zaman zaman bölünür. En güçlü itiraz: bir bilim tarihçisi, bir zamanlar bilimsel uzlaşı olan birçok görüşün sonradan değiştiğini hatırlatır. Daha savunulabilir bir tutum: bilimsel uzlaşıya, yani bağımsız araştırmaların bir yönde birleştiği noktalara yüksek güven duymak; tekil çalışmalara ve yeni bulgulara ise daha temkinli yaklaşmak. Revizyon koşulu: bir alanda uzlaşının kaydığını gösteren yeni kanıtlar.

Özet

  • Montaigne'in Denemeler'i, "Ne biliyorum?" sorusunun bir sessizliğe değil, sürekli düzeltilen bir sınama yazısına dönüşebileceğini gösterir.
  • Hiçbir yerde durmamak güvenli değildir: gündelik epistemik hayat örtük pozisyonlar gerektirir ve yazılmamış bir pozisyon kendi tutarsızlıklarını göremez.
  • Bir pozisyonu dogmadan ayıran, revizyon koşuludur; entelektüel cesaret ve alçakgönüllülük birlikte gerekir ve pozisyon, Peirce'ün anlamında araştırmanın o anki durumudur.
  • Bir pozisyon beyanı en az beş temel soruyu yanıtlar: bilgi, gerekçelendirmenin yapısı, içselcilik ve dışsalcılık, şüphecilik ve bilginin kaynakları; cevaplar arasındaki tutarlılık sınanmalıdır.
  • Uzman anlaşmazlığı pozisyon almayı engellemez, ama güveni düşürür; felsefecilerin anketleri, epistemolojinin temel sorularının hâlâ açık olduğunu gösterir.
  • Pozisyon Beyanı Şablonu, her soru için tutumu, gerekçeyi, en güçlü itirazı, güven derecesini ve revizyon koşulunu yazar; beş kapının hepsini bir arada kullanır.

Flashcard'lar

Ön yüzArka yüz
Fransızca essai kelimesinin anlamı?Deneme, sınama, girişim
Montaigne'in düsturu?Ne biliyorum?
Pozisyonu dogmadan ayıran?Revizyon koşulu
Bir pozisyonu tutarken gereken iki erdem?Entelektüel cesaret ve alçakgönüllülük
Pozisyon beyanının beş temel sorusu?Bilgi, gerekçenin yapısı, içselcilik/dışsalcılık, şüphecilik, kaynaklar
Tutarlılık neden tek başına yetmez?Bir masal da tutarlı olabilir; gerekçe de gerekir
Felsefecilerin pozisyonlarını soran anketi kim düzenledi?David Bourget ve David Chalmers, 2009 ve 2020
Pozisyon Beyanı Şablonu'nun son satırı?Cevaplar arasındaki tutarlılık ve gerilimler

Akademinin sonu

Bu akademinin ilk dersinde bir iddianın ne olduğunu sordun ve onu beş kapıdan geçirmeyi öğrendin. Seksen sekiz ders sonra, aynı kapılardan kendi bilgi anlayışını geçirdin. Arada Gettier'in iki sayfalık makalesiyle, Agrippa'nın üç yollu çıkmazıyla, Descartes'ın kötü ciniyle, Nyāya'nın bilgi araçlarıyla, Zhuangzi'nin balıklarıyla, Gazâlî'nin ışığıyla, bir dil modelinin uydurduğu mahkeme kararlarıyla ve bir öğretmenin adı konmayan hastalığıyla karşılaştın. Bunların hiçbiri sana ne düşünmen gerektiğini söylemedi; her biri, düşünmenin bir aracını eline verdi.

Bu akademinin bitmesi, epistemolojinin bitmesi değildir. Bilgiye dair sorular, her yeni haberde, her yeni teknolojide, her yeni ilişkide ve her önemli kararda yeniden karşına çıkacak. Portföyün ve pozisyon beyanın, o sorularla karşılaştığında başvurabileceğin bir harita. Ama Montaigne'in kitabı gibi, bu harita da bitmiş bir eser değil; yanına yeni notlar ekleyeceğin, eski çizgilerini düzelteceğin, bazı yollarını tamamen yeniden çizeceğin bir defter. Neurath'ın denizcileri gibi, gemini denizde onarmaya devam edeceksin.

Günlük sorusu: Bu akademiye başlamadan önce kesin bildiğini düşündüğün bir şeyi hatırla. Bugün ona hâlâ aynı kesinlikle mi inanıyorsun? Değiştiyse, seni değiştiren ne oldu; değişmediyse, onu şimdi neden daha iyi gerekçelendirebiliyorsun?

Bugün nerede duruyor

Epistemoloji, bugün belki her zamankinden daha geniş bir alanda yürütülüyor. Analitik gelenekte, bilginin tanımı ve gerekçelendirmenin yapısı üzerine klasik tartışmalar sürerken, formel epistemoloji, inanç derecelerini olasılık kuramıyla modelleyerek kanıtın inancı nasıl değiştirmesi gerektiğini matematiksel olarak inceliyor. Toplumsal epistemoloji, bilginin bireylerde değil topluluklarda, kurumlarda ve ağlarda nasıl üretildiğini ve dağıldığını araştırıyor; epistemik adaletsizlik, yanlış bilgi ve kutuplaşma tartışmaları bu alanın en canlı konuları arasında. Erdem epistemolojisi, bilgiyi iyi bir bilenin karakter ve yeterlilikleriyle ilişkilendirerek, epistemolojiyi etiğe ve eğitime yaklaştırıyor. Karşılaştırmalı epistemoloji, Hint, Çin, İslam ve diğer geleneklerin katkılarını, Batı merkezli bir anlatının dipnotları olarak değil, eşit tartışma ortakları olarak ele almaya çalışıyor. Ve yapay zekâ sistemlerinin yükselişi, tanıklığın, uzmanlığın, anlamanın ve hatta bilginin kendisinin ne olduğu sorularını yeniden açıyor. Bu akademide gördüğün tartışmaların hiçbiri kapanmış değil; sen, onlara katılmaya hazır bir okur olarak bu derslerden ayrılıyorsun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.